Luka 1

1
Luka Bölüm 1

 

YORUM

I. ÖNSÖZ: LUKA’NIN AMAÇ VE YÖNTEMLERİ (1:1-4)

Yazmış olduğu kitapçığın girişinde kendisini bir tarihçi olarak tanıtan Luka, yararlanmış olduğu kaynakların neler olduğunu ve bunları düzenlerken ne gibi bir yöntem izlediğini anlattıktan sonra, bu kitapçığı yazmasındaki amaçları açıklıyor. İnsan açısından bakıldığında, Luka bölümünün iki tür kaynaktan faydalanılarak yazılmış olduğu görülür: Mesih’in yaşamıyla ilgili halihazırdaki yazılı kayıtlar ve İsa’nın yaşamındaki olaylara gözleriyle tanık olmuş kimselerin sözlü anlatımları.

1:1   Luka bölümü ile Elçilerin İşleri, Teofilos’a hitaben yazılmış olduğu halde, bu kişinin kim olduğu konusunda gerçekten çok az şey biliyoruz. Saygıdeğer ya da sayın unvanlarının verilmesi, bu kişinin yetkili bir hükümet görevlisi olabileceğini göstermektedir. Teofilos ismi, anlam olarak Tanrı’nın bir dostu demektir. Bu kişi belki de, Roma İmparatorluğunun yabancılar dairesinde sözü geçen yetki ve sorumluluk sahibi bir Mesih inanlısı olabilir.

Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Bu olayları sırasıyla anlatmaya girişenlerin kimler olduğunu açıkça bilmiyoruz. Ama sayıca birden çok oldukları bilinmektedir. Matta ile Markos bunların arasında bulunmuş olmalılar. Bu arada şunu hemen belirtelim ki, geriye kalanların, yazmış oldukları yazıları göksel esinlemeyle yazmadıklarından emin olabiliriz  (Yine bu yazarlar arasında bulunması gereken Yuhanna ise, kendi adıyla bilinen kitapçığı daha sonraki bir tarihte yazmaya başlayacaktı).

1:2   Luka aynı zamanda başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanların bize ilettikleri sözlü anlatımlara da bağlı kalmıştır. Luka burada kendisinin İsa’yı gören görgü tanıklarından biri olduğunu değil, bu olayları gözleriyle görenlerle görüşmeler yapmış olduğunu iddia etmektedir. Luka, Rab İsa ile birlikte bulunmuş bu kişilere sözün görgü tanıkları ve hizmetkârları demektedir. Luka burada söz demekle İsa Mesih’i kastetmektedir.

Nitekim Yuhanna da, kendi adıyla bilinen İncil’de (1:1-4) İsa Mesih’in Kelam, yani Tanrı Sözü olduğunu söylemektedir. Burada geçen başlangıç kelimesi, Yahya Peygamberin geleceğini duyurduğu çağın başlangıcıdır. Luka’nın yazılı ve sözlü belgelere dayanarak yazmış olması, yazmış olduğu şeylerin göksel vahiy yoluyla yazılmış olamayacağı anlamına gelmez. Tam tersine, Kutsal Ruh, Luka’ya kaynaklarını seçme konusunda ve düzenlemede yol göstererek kılavuzluk etmiştir.

James S. Stewart bu noktayı şöyle yorumluyor:

Luka’ya bakarak, Kutsal Ruh’un esiniyle yazan yazarların tarihsel konular üzerinde derin araştırmalarda bulunma zorunluluğundan doğaüstü bir yolla özgür bırakılmadıklarını açıkça görebiliriz. Mesih İnancına göre vahiy, Tanrı’nın esrarengiz bir yolla insanların düşünce ve akıllarına egemen olması değil; isteğini bağlılıkları yoluyla insanların düşünce ve akıllarında açığa vurmasıdır. Vahiy, Kutsal Yazı yazarının kişiliğini ya da stilini bir tarafa bırakarak onu Tanrı’nın bir robotu haline getirmez. Tam tersine, bu kişinin kişiliğini güçlendirerek onu Tanrı’nın diri bir tanığı durumuna getirir. 1

1:3   Luka bu kitapçığı yazma nedenini ve yazarken kullanmış olduğu yöntemi kısaca şöyle açıklıyor: Tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm. Bütün bunları hangi amaçla yazdığını söylerken basitçe şöyle diyor: Uygun gördüm. İnsan açısından bakılacak olduğunda, bu kitapçığın Luka tarafından kendi girişimi sonucunda yazılmış olduğu görülebilir. Öte yandan, onun almış olduğu bu kişisel kararın göksel yetkiyle de desteklenmiş olduğunu biliyoruz.

Kullandığı yönteme gelince: Meydana gelmiş olan bütün olayları ta başlangıcından beri doğru ve ayrıntılı bir şekilde incelemiş ve sonra bunları düzenli bir şekilde sıraya dizmiştir. Luka’nın görevleri arasında, Kurtarıcımızın yaşamında geçen olayların dikkatli ve bilimsel bir şekilde araştırılması da geliyordu. Luka, başvurduğu kaynakların doğruluğunu ve güvenilirliklerini sınavdan geçirmiş, tarihsel olarak gerçek, ruhsal olarak da uygun olmayan bütün konuları elekten geçirmiş, bundan sonra da elindeki verileri bugün elimizde bulunan şekline getirmiştir. Luka’nın burada ‘sırasıyla’ demesi, bu olayların sıralanışının tarihsel bir sıralama içerisinde düzenlendiği anlamına gelmez. Çünkü Luka bölümünde anlatılan olaylar her zaman, meydana geldikleri tarih sırasına göre sıralanmamışlardır. Tersine, anlatılan olaylar, ahlâkî ya da ruhsal oluşlarına göre sıralanmışlardır. Yani, olayların asıl gerçekleştiği zamanların bir sıralaması yapılmamış, bunun yerine olayların ruhsal yönleri sıralanmıştır.

1:4   Luka’nın bu kitapçığı yazmasındaki amaç, Rab İsa’nın yaşamı ve öğretişleriyle ilgili olarak kendisine öğretilen bütün şeylerin doğruluğunu onaylayacak yazılı bir belgeyi Teofilos’a sunmaktı. İsa’yla ilgili haberin yazıya dönüştürülmesi, bunu, sözlü anlatımların devam etmesi durumunda zamanla ortaya çıkabilecek uygunsuz ve gerçek olmayan haberlerden koruyarak sağlam ve güvenilir bir belge haline getirecekti.

Böylece 1-4’üncü ayetlere bakarak, Kutsal Kitap’ın bu kesiminin insan açısından hangi şartlarda yazıldığını kısa, ama aydınlatıcı bir şekilde görmüş bulunuyoruz. Luka bölümünün göksel esin yoluyla yazıldığından şüphe duymuyoruz. Luka bunu açıkça yazmamış. Ancak öte yandan 3’üncü ayette geçen “başlangıçtan” terimi, aynı zamanda “yukarıdan” 2 anlamına da gelmektedir.

II. İNSANOĞLU’NUN VE ÖNCÜSÜNÜN GELİŞLERİ (1:5-2:52)

A. Öncünün Doğumunun Duyuruluşu (1:5-25)

1:5-6   Luka anlatımına bizi Vaftizci Yahya’nın anne ve babasıyla tanıştırarak başlıyor. Yahya’nın anne ve babası, kötülüğüyle ün salmış Büyük Hirodes’in Yahudiye kralı olduğu bir zamanda yaşadılar. Hirodes İlumea’lıydı. Buna göre Esav’ın soyundan gelmeydi.

Anlamı, “Rab anımsar” demek olan Zekeriya, Yahudi kâhinliğinin Davut tarafından bölünen 24 bölüğünden birisi olan Abiya bölüğünden geliyordu (bkz. 1Ta.24:10). Bölüklerden her biri Sept gününden Sept gününe yılda iki kez olmak üzere Kudüs’teki tapınakta hizmet etmeleri için çağırılırlardı. Bu dönemlerde öylesine çok kâhin bulunmaktaydı ki, bu nedenle Kutsal Yer’de buhur yakma ayrıcalığı, bir kâhinin önüne hayatta bir defa ya çıkardı ya çıkmazdı.

Adı “Tanrı’nın Yemini” anlamına gelen Elizabet de Harun’un soyundandı. Elizabet ve  kocası Eski Antlaşma’nın hem ahlâksal hem de törensel yasalarını büyük bir titizlikle yerine getirmeye çalışan, dinlerine bağlı Yahudilerdi. Tabii, günahsız değillerdi. Ama günah işlediklerinde, kesinlikle ya bir kurban keser ya da yapılması gereken dinsel görevi yerine getirirlerdi.

1:7   Bu karı kocanın çocukları olmuyordu. Böyle bir durum, Yahudi toplumunda utanç sayılırdı. Kendisi doktor olan Luka, bunun nedenini Elizabet’in kısırlığına dayandırmaktadır. Bu sorun her ikisinin de yaşça ilerlemiş olmaları nedeniyle daha da çaresiz bir görünüme bürünmüştü.

1:8-10   Zekeriya günlerden bir gün tapınakta kâhinlik görevini yerine getiriyordu. Bu onun hayatındaki en büyük günlerden birisiydi; çünkü tapınakta buhur yakma sırası kurayla ona düşmüştü. Bu arada bütün halk dışarıda toplanmış dua ediyordu. Buhur yakma saati terimiyle belirtilen zamanın hangi zaman olduğu tam olarak bilinmemektedir. Bu bölümün tapınakta dua eden insanlarla açılıp yine tapınakta Tanrı’yı yücelten insanlarla sona ermesi dikkate değer bir olaydır. Aradaki bölümler, insanların dualarının Rab İsa’nın kişiliği ve işleri aracılığıyla nasıl cevaplandırıldığını anlatmaktadır.

1:11-14   Kâhin ile halkın dua için bir araya gelmeleriyle göksel bir bildiri için uygun bir ortam ve zaman hazırlanmıştı. Rab’bin bir meleği buhur sunağının sağında dikilip Zekeriya’ya göründü. Burada geçen sunağın sağı terimi, onur yeri demektir. Zekeriya gördükleri karşısında ilkin çok korktu; çünkü içinde bulunduğu kuşaktan hiç kimse daha önce bir melek görmemişti. Melek, Zekeriya’yı çok güzel bir müjdeyle yatıştırdı. Bu müjdeye göre Elizabet bir oğul doğuracak ve adı Yahve’nin iyiliği ya da lütfu anlamına gelen Yahya olacaktı. Yahya sadece ailesine sevinç ve coşku getirmekle kalmayacak; aynı zamanda birçoklarına bereket olacaktı.

1:15   Bu çocuk Rab’bin gözünde büyük olacaktı. Önemli olan tek büyüklük de budur. İlkin Tanrı’ya ayrılış biçimiyle büyük olacaktı; ne (üzümden yapılan) şarap ne de (tahıldan yapılan) içki içecekti. İkinci olarak Yahya, karşısındaki ruhsal armağanlar açısından büyük olacaktı. Daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacaktı (Yahya’nın daha annesinin karnındayken Kutsal Ruh’la dolu olması onun daha doğmadan önce tövbe ettiği ya da kurtulduğu anlamına gelmez. Burada söylenmek istenen şey şudur: Tanrı’nın Kutsal Ruh’u Yahya’ya, onu İsa Mesih’in öncüsü olarak yapacağı büyük göreve ta baştan hazırlayabilmek için yerleşmişti).

1:16-17   Üçüncü olarak, Mesih’in habercisi olarak yapacağı görevde büyük olacaktı. Yahya, Yahudi halkından birçoğunu, Tanrıları olan Rab’be döndürecekti. Hizmeti tıpkı İlyas Peygamberinki gibi olacaktı: İnsanların tövbe yoluyla Tanrı ile doğru bir ilişki kurmaları için çalışacaktı. G. Coleman Luck’ın da söylediği gibi:

“Yahya’nın vaazı umursamaz ana babaların yüreklerini çocuklarının ruhsal yararını gözetmeye çevirecekti. Aynen bunun gibi, itaatsiz ve asi çocukların yüreklerini de, ‘adaletin hikmetine’ geri döndürecekti.” 3

Diğer bir deyişle Yahya, Rab’bi, ortaya çıktığı zaman karşılamaya hazır olacak bir inanlılar grubu oluşturmaya çalışacaktı. Bu görev bugün de hepimiz için çok önemli ve değerli bir görevdir.

16 ve 17’nci ayetlerde Mesih’in Tanrılığından nasıl söz edildiğine dikkat edin. 16’ncı ayet, Yahya’nın İsrail oğullarından birçoğunu Tanrıları olan Rab’be döndüreceğini söylüyor. Sonra 17’nci ayet, Yahya’nın O’nun önünde yürüyeceğini söylüyor. Burada “O’nun önünde” derken kimden söz ediliyor? Tabii ki, bir önceki ayette geçen Tanrıları Rab’den söz edilmektedir.

Evet, Yahya’nın İsa’nın önünde yürüdüğünü, O’nun öncüsü olduğunu hepimiz biliyoruz. Burada şu gerçek belirtilmektedir: İsa Tanrı’dır!

1:18-19   Melek önce kendisini, “Tanrı’nın güçlüsü” anlamına gelen Cebrail adıyla tanıttı. Genelde büyük meleklerden biri olarak tanındığı halde, Kutsal Yazılar kendisinden sadece Tanrı’nın huzurunda duran ve insanlara Tanrıdan haberler getiren biri olarak söz etmektedir (bkz. Dan.8:16; 9:21).

1:20   Zekeriya meleğin verdiği bu haberden şüphe duyduğu için, çocuk doğuncaya kadar hiç konuşmayacaktı. Bir inanlı, Tanrı Sözü’yle ilgili konularda ne zaman şüpheye düşerse tanıklığını ve sevinç ezgisini kaybeder. İmansızlık dudakları kilitleyip mühürler ve iman geri gelinceye, tanıklık ve sevinç ilahileri tekrar ortaya çıkıncaya kadar mühürlü kalır.

1:21-22   Halk dışarıda sabırsızlıkla bekliyordu. Çünkü normal şartlarda içeride buhur yakan kâhinin çoktan dışarıya çıkmış olması gerekirdi. Sonunda Zekeriya dışarı çıkınca, onlarla el hareketleri yaparak anlaşmak zorunda kaldı. O zaman halk, onun tapınakta bir görüm gördüğünü anladı.

1:23   Zekeriya tapınaktaki görev süresini bitirdikten sonra evine geri döndü. Ama dili, Cebrail’in önceden bildirdiği gibi tutuk kaldı.

1:24-25   Elizabet hamile olduğunu anladığı zaman, Rab’bin, kendisini çocuksuzluğun getirdiği utançtan özgür kılmaya uygun görmesi nedeniyle sevinerek tam beş ay boyunca kendisini evinde gizledi.

B. İnsanoğlu’nun Doğumunun Duyuruluşu (1:26-38)

1:26-27   Cebrail, Zekeriya’ya görünmesinden (ya da Elizabet’in hamile kalmasından) altı ay sonra, bu kez Celile bölgesinde bulunan Nasıra kasabasında yaşayan ve adı Meryem olan bakire bir kıza göründü. Meryem, Davut’un tahtının yasal bir mirasçısı olan ve kendisi marangoz olduğu halde, Davut’un soyundan gelen Yusuf adında bir adamla sözlüydü. Sözlü olmak, o dönemlerde bugünkü nişanlılıktan çok daha ciddi bir anlaşma olarak kabul edilirdi ve gerçekten de, sadece ve sadece evlilikteki boşanmaya benzer bir yasal işlemle bozulabilirdi.

1:28   Melek Meryem’e, Rab’bin özel bir imtiyazla ziyaret ettiği lütfa erişen kişi olarak hitap etti. Burada şu iki noktaya dikkat edilmelidir: (1) Melek Meryem’e tapınmadı ve dua etmedi. Onu sadece selamladı. (2) Melek Meryem’in “lütufla dolu” olduğunu değil, sadece lütfa erişen 4 biri olduğunu söyledi.

1:29-30   Meryem, bu selamlama sonucunda anlaşılacağı gibi çok şaşırdı. Böyle bir selamın ne anlama gelebileceğini düşünüyordu. Melek, Meryem’in korkularını yatıştırarak ona, Tanrı’nın, kendisini uzun zamandır beklenen Mesih’in annesi olmak için seçtiğini anlattı.

1:31-33   Cebrail’in Meryem’e duyurduğu haberdeki bazı önemli gerçeklere dikkat edin:

Mesih’in gerçek insan yönü Gebe kalıp bir oğul doğuracaksın.
Tanrılığı ve Kurtarıcı olarak yapacağı görev Adını İsa koyacaksın (İsa, Yehova Kurtarıcıdır anlamına gelir)
Doğal büyüklüğü O büyük olacak. Hem Kişiliğinde, hem de yaptığı işlerde büyük olacak
Tanrı Oğlu olarak taşıdığı kimlik En Yüce Olan’ın Oğlu denecek
Davut’un tahtına oturma hakkı Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek. Bu gerçek, O’nun Mesih olduğunu gösterir
Sonsuz ve evrensel egemenliği Sonsuza dek Yakup’un evi üzerinde egemenlik sürecek ve egemenliğinin sonu gelmeyecektir

31 ve 32a ayetleri açık bir şekilde Mesih’in birinci gelişine değinmektedir. Oysa 32b ile 33’üncü ayetler O’nun kralların Kralı ve efendilerin Efendisi olarak ikinci kez gelişini tanımlamaktadır.

1:34-35   Meryem’in sormuş olduğu “Bu nasıl olur?” sorusu bir şüphe sorusu değil, bir merak sorusuydu. Şimdiye kadar hiçbir erkekle ilişkisi olmadığı halde nasıl çocuk doğurabilirdi? Melek açıkça söylemese de bu sorunun yanıtı şuydu: Bakireden doğmak. Bu, Kutsal Ruh’un bir mucizesi olacaktı. Kutsal Ruh Meryem’in üzerine gelecek ve Yüce Olan’ın gücü onun üstüne gölge salacaktı. Meryem’in “Bu nasıl olacak?” sorusuna – ki bu, insan aklının alabileceği bir şey değildi – Tanrı’nın verdiği yanıt “Kutsal Ruh”tu.

Bunun için doğacak olana Kutsal, Tanrı Oğlu denecek. Bu ayette Tanrı’nın beden alışı konusuyla ilgili açık bir ifade bulunmaktadır. Meryem’den doğacak olan oğul, Tanrı’nın beden almış görüntüsü olacaktı. Burada yatan gizemi insan dili yeterli bir doyuruculukla açıklayamamaktadır.

1:36-37   O zaman melek Meryem’e, akrabası olan Elizabet’in de altı aylık hamile olduğu haberini verdi. Elizabet yaşı ilerlemiş bir kadındı ve kısırdı. Meryem bu büyük mucizeyi görecek ve Tanrı’nın yapamayacağı hiçbir şey olmadığını anlayacaktı.

1:38   Meryem, Tanrı’nın harikulade amaçlarının gerçekleşmesi için kendisini büyük bir bağlılıkla Rab’bin ellerine teslim etti. Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.

C. Meryem Elizabet’i Ziyaret Ediyor (1:39-45)

1:39-40   Meryem’in Elizabet’i niçin ziyarete gittiği bize iletilmiyor. Bu belki de, Meryem’in evli olmadığı halde hamile olduğu anlaşıldığında ortaya çıkabilecek toplumsal baskı ve kınanmalardan uzaklaşmak için olmuş olabilir. Eğer durum böyleyse, o zaman Elizabet tarafından gösterilen ağırlama ve yakınlık hiç kuşkusuz bir o kadar daha anlamlı olmuş olmalı.

1:41   Elizabet, Meryem’in selamını duyar duymaz rahmindeki çocuk hopladı. Henüz doğmamış olan Mesih’in henüz doğmamış olan öncüsünün gizemli ve gayri ihtiyari bir tepkisiydi bu. Elizabet Kutsal Ruh’la doldu. Yani Kutsal Ruh Elizabet’in yaşamını eline aldı, davranış ve sözlerinde onu yönlendirdi. Birinci bölümde Kutsal Ruh’la dolan üç kişiden söz edilir. Vaftizci Yahya (15. ayet); Elizabet (41. ayet); ve Zekeriya (67. ayet).

Ruh’la dolu yaşamın özelliklerinden bir tanesi, mezmurlar, ilahiler ve ruhsal ezgilerle Rab’be şarkı söylemektir (Ef.5:18-19). Bu nedenle birinci bölümde üç, ikinci bölümde de iki ilahiyle karşılaşmamız bizi şaşırtmıyor. Bu ilahiler şu isimlerle bilinir:

  1. Elizabet’in selamlaması (1:42-45);
  2. Meryem’in ilahisi (1:46-55);
  3. Zekeriya’nın peygamberlik ilahisi (1:68-79);
  4. En yücelerdekine yücelik ilahisi (2:14);
  5. Ayrılış ilahisi (2:29-32).

1:42-45   Özel bir ilhamla konuşan Elizabet, Meryem’i, Rabbimin annesi diyerek selamladı. Yüreğinde en küçük bir kıskançlık izi dahi yoktu. Tam tersine doğacak olan çocuk onun Rab’bi olacağı için sadece sevinip coşuyordu. Meryem kadınlar arasında mübarek (kutsanmış) bir kadındı. Çünkü kendisine Mesih’i doğurma ayrıcalığı verilmişti. Meryem’in rahminin ürününün de kutsanmış olması demek, doğacak olan çocuğun Rab ve Kurtarıcı olduğu anlamına gelir. Kutsal Kitap Meryem’den hiçbir zaman “Tanrı’nın Anası” şeklinde bir unvanla söz etmez. Meryem’in, İsa’nın bedensel annesi, ve İsa’nın da Tanrı olduğu gerçek iken, Tanrı’dan bir annesi olduğu şeklinde söz etmek, doktrinsel bir hatadan başka bir şey değildir. Çünkü İsa daha yeryüzüne gelmeden önce ezelden beri var olan Biri’ydi. Oysa Meryem belirli bir doğum tarihi olan, belirli bir dönem yaşayan ölümlü bir insandı. Meryem, İsa’ya sadece yeryüzünde beden alışında anne olmuştur.

Elizabet, Meryem’in selamını duyduğu zaman karnındaki çocuğun nasıl sevinçle coştuğunu ve hopladığını bir kez daha tekrarladı. Sonra Meryem’e imanının karşılıksız kalmayacağı güvencesinde bulundu. Meryem’in bütün beklentileri gerçekleşecekti. Boşuna iman etmiyordu. Karnındaki bebek vaat edildiği gibi, zamanı geldiğinde doğacaktı.

Ç. Meryem Rab’bi Yüceltiyor (1:46-56)

1:46-49   Meryem’in bu ilahisi bize Hanna’nın 1.Samuel 2:1-10’daki ilahisini anımsatıyor. Meryem ilkin, Rab’bi kendisi için yaptıkları nedeniyle övüyor (ayetler 46-49), 48’inci ayette geçen “Tüm kuşaklar beni mutlu sayacak” sözüne dikkat edin. Meryem bereket dağıtan biri değil, “bereketlenen” anlamına gelen “mübarek” biriydi. Tanrı’dan söz ederken O’na “Kurtarıcım!” diye hitap etmesi, Meryem’in günahsız olduğu şeklinde öne sürülen iddiayı çürütmektedir.

1:50-53   İkinci olarak Meryem Rab’bi, kuşaktan kuşağa kendisinden korkanlara merhamet etmesinden dolayı övüyor. Rab kibirlileri ve hükümdarları tahtlarından indirdi; sıradan insanları ve aç olanları ise yükseltti.

1:54-55   Son olarak Meryem Rab’bi, İbrahim’e ve onun soyuna vermiş olduğu vaatleri yerine getirme konusunda İsrail’e gösterdiği yakınlıktan dolayı övüyor.

1:56   Meryem Elizabet’in yanında üç ay kadar kaldıktan sonra, Nasıra’daki evine geri döndü. Henüz evli değildi. Kuşkusuz bu arada çevrenin mânalı bakışlarına ve çeşitli iftiralara maruz kalmış olabilir. Ama Tanrı müdahale edecek ve Meryem’i içinde bulunduğu durumdan aklayacaktı. Meryem’in biraz beklemesi, sabretmesi gerekiyordu.

D. Öncü’nün Doğumu (1:57-66)

1:57-61   Elizabet’in doğum yapacağı vakit gelip çattı ve bir oğul doğurdu. Akrabalarıyla dostları buna çok sevindiler. Sekizinci günde, çocuk sünnet edildiği zaman, herkes çocuğa doğal olarak babasının adı olan Zekeriya adının verileceğini sanıyordu. Annesi çocuğun adının “Yahya” olacağını söylediği zaman hepsi şaşırıp kaldı. Çünkü akrabaları arasında bu adı taşıyan hiç kimse bulunmuyordu.

1:62-63   Son karara varmak üzere Zekeriya’ya işaret ettiler (Buradan anlaşılıyor ki, Zekeriya konuşamadığı gibi duyamıyordu da). Onlardan bir yazı levhası isteyen Zekeriya, çocuğun adının Yahya olacağını yazarak sorunu çözüme kavuşturdu. Bunu gören bütün insanlar hayret içerisinde kaldılar.

1:64-66   Zekeriya’nın dilinin, çocuğun adının “Yahya” olacağını yazar yazmaz çözülmesi, onların şaşkınlığını bir o kadar daha arttırmıştı. Bunun üzerine çevrede oturanların hepsi korkuya kapıldı. Bütün bu olaylarla ilgili haberler Yahudiye’nin dağlık bölgesinin her yanında konuşulur oldu. İnsanlar, bu olağanüstü çocuğun gelecekte ne gibi işler yapacağını merak ediyordu. Çünkü Rab’bin elinin Yahya ile birlikte olduğunu biliyorlardı.

E. Zekeriya’nın Yahya ile İlgili Peygamberliği (1:67-80)

1:67   İmansızlığın zincirlerinden kurtulan ve Kutsal Ruh’la dolan Zekeriya, içerisinde Eski Antlaşma’dan birçok alıntının bulunduğu güzel bir ilahi için esin alır.

1:68-69   Rab’be yaptıkları için hamtlar olsun! Zekeriya, oğlu Yahya’nın doğumunun Mesih’in gelişinin yaklaştığını gösteren bir belirti olduğunu fark etmişti. Mesih’in gelişinden, daha henüz gerçekleşmeden olup bitmiş bir olay olarak söz etti. Zekeriya imanla, Tanrı’nın Kurtarıcı’yı göndererek halkının yardımına geldiğini ve onları kurtardığını söyledi. Tanrı, kulu Davut’un soyundan insanlar için bir kurtuluş boynuzu çıkarmıştı (Boynuz birçok şeyde kullanıldığı gibi, kralları meshetmek için kullanılan yağı saklamak için de kullanılırdı. Buna göre “boynuz” terimi burada, Davut’un krallık hanedanından gelen “bir kurtuluş kralı” anlamına gelebilir. Ya da bu bir güç simgesi olabilir; dolayısıyla da “güçlü bir Kurtarıcı” anlamına gelebilir).

1:70-71   Rab’be önbildirileri gerçekleştirdiği için hamtlar olsun! Mesih’in geleceği eski çağlardan beri kutsal peygamberlerin ağzından bildirilmişti. Bu, insanın düşmanlarından kurtulması ve karşı duran kişilerden uzak ve güvenlik içerisinde olması anlamındadır.

1:72-75   Rab’be vaatlerine gösterdiği bağlılık için hamtlar olsun! Rab, İbrahim ile koşulsuz bir kurtuluş antlaşması yapmıştı. Bu vaat, adı Rab İsa Mesih olan İbrahim’in tohumu aracılığıyla gerçekleştirildi. İsa’nın getirdiği kurtuluş hem içten, hem de dıştandır. İçten demek, insanın Rab’be korkusuzca kutsallık ve doğruluk içinde hizmet etmesi demektir. Dıştan demek, insanın, düşmanlarının elinden kurtarılması demektir.

G. Campell Morgan bu ayetle ilgili şu iki ilginç düşünceyi öne sürüyor 5: İlkin, Yahya ismi ile ilahinin ana teması arasındaki ilişkiyi, yani Tanrı’nın lütfunu gösteriyor (Yahya, Grekçede Yuhanna, “Tanrı lütükâr Verendir” anlamına gelir). Sonra da, 72 ve 73’üncü ayetlerde, Yahya, Zekeriya ve Elizabet’in isimlerine yapılan atıfları buluyor.

Yahya Vaat edilen merhamet 72. ayet
Zekeriya anımsamak, hatırlamak 72. ayet
Elizabet içilen ant 73. ayet

Yahya tarafından duyurulan Tanrı’nın merhameti, O’nun Kutsal antlaşmasının andını anımsamasından kaynaklanmaktadır.

1:76-77   Kurtarıcı’nın Habercisi olan Yahya’nın hizmeti. Yahya, Yüce Olan’ın bir Peygamberi olacak, insanların yüreğini Rab’bin gelişine hazırlayacak ve onlara günahlarının bağışlanmasıyla kurtulacaklarını duyuracaktı. Burada yine, Eski Antlaşma’da Yahve’ye verilen özelliklerin Yeni Antlaşma’da İsa’ya verildiğini gösteren referanslardan bir diğerini görüyoruz. Malaki Peygamber, Yahve’nin (Rab Tanrı’nın) yolunu hazırlayacak bir habercinin çıkacağını bildirmişti (Mal.3:1). Zekeriya bu habercinin Yahya olduğunu söylüyor. Biz Yahya’nın, İsa’nın yolunu düzeltmeye ve hazırlamaya geldiğini biliyoruz. Burada İsa’nın Yahve olduğu açık bir şekilde gözükmektedir.

1:78-79   Mesih’in Gelişi Güneşin Doğuşuna Benzetiliyor. Dünya yüzlerce yıl boyunca karanlık içerisinde kalmıştı. Şimdi ise, Tanrımızın yüce merhameti sayesinde yakında güneş doğacaktı. Bu güneş, İsa Mesih denen Kişi olacaktı. Karanlıkta ve ölümün gölgesinde yaşayan, Yahudi olmayan uluslara parlayacak ve İsrail’in ayaklarını esenlik yoluna yöneltecekti (bkz. Mat.4:2).

1:80   Birinci bölüm, çocuğun ruhsal ve fiziksel yönden güçlendiğini, İsrail halkına görüneceği güne dek ıssız yerlerde yaşadığını belirten yalın sözlerle son buluyor.

 

Kutsal Kitap

1 Sayin Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.
2 (SEE 1:1)
3 (SEE 1:1)
4 Öyle ki, sana verilen bilgilerin doğruluğunu bilesin.
5 Yahudiye Kralı Hirodes* zamanında, Aviya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin* vardı. Harun soyundan gelen karısının adı ise Elizabet’ti.
6 Her ikisi de Tanrı’nın gözünde doğru kişilerdi, Rab’bin bütün buyruk ve kurallarına eksiksizce uyarlardı.
7 Elizabet kısır olduğu için çocukları olmuyordu. İkisinin de yaşı ilerlemişti.
8 Zekeriya, hizmet sırasının kendi bölüğünde olduğu bir gün, Tanrı’nın önünde kâhinlik görevini yerine getiriyordu.
9 Kâhinlik geleneği uyarınca Rab’bin Tapınağı’na girip buhur yakma görevi kurayla ona verilmişti.
10 Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.
11 Bu sırada, Rab’bin bir meleği buhur sunağının sağında durup Zekeriya’ya göründü.
12 Zekeriya onu görünce şaşırdı, korkuya kapıldı.
13 Melek, “Korkma, Zekeriya” dedi, “Duan kabul edildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.
14 Sevinip coşacaksın. Birçokları da onun doğumuna sevinecek.
15 O, Rab’bin gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak.
16 İsrailoğulları’ndan birçoğunu, Tanrıları Rab’be döndürecek.
17 Babaların yüreklerini çocuklarına döndürmek, söz dinlemeyenleri doğru kişilerin anlayışına yöneltmek ve Rab için hazırlanmış bir halk yetiştirmek üzere, İlyas’ın ruhu ve gücüyle Rab’bin önünden gidecektir.”
18 Zekeriya meleğe, “Bundan nasıl emin olabilirim?” dedi. “Çünkü ben yaşlandım, karımın da yaşı ilerledi.”
19 Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Tanrı’nın huzurunda duran Cebrail’im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.
20 İşte, belirlenen zamanda yerine gelecek olan sözlerime inanmadığın için dilin tutulacak, bunların gerçekleşeceği güne dek konuşamayacaksın.”
21 Zekeriya’yı bekleyen halk, onun tapınakta bu kadar uzun süre kalmasına şaştı.
22 Zekeriya ise dışarı çıktığında onlarla konuşamadı. O zaman tapınakta bir görüm gördüğünü anladılar. Kendisi onlara işaretler yapıyor, ama konuşamıyordu.
23 Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.
24 Bir süre sonra karısı Elizabet gebe kaldı ve beş ay evine kapandı.
25 “Bunu benim için yapan Rab’dir” dedi. “Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.”
26 Elizabet’in hamileliğinin altıncı ayında Tanrı, Melek Cebrail’i Celile’de bulunan Nasıra adlı kente, Davut’un soyundan Yusuf adındaki adamla nişanlı kıza gönderdi. Kızın adı Meryem’di.
27 (SEE 1:26)
28 Onun yanına giren melek, “Selam, ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız! Rab seninledir” dedi.
29 Söylenenlere çok şaşıran Meryem, bu selamın ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladı.
30 Ama melek ona, “Korkma Meryem” dedi, “Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin.
31 Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın.
32 O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek.
33 O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.”
34 Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” dedi.
35 Melek ona şöyle yanıt verdi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.
36 Bak, senin akrabalarından Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kaldı. Kısır bilinen bu kadın şimdi altıncı ayındadır.
37 Tanrı’nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.”
38 “Ben Rab’bin kuluyum” dedi Meryem, “Bana dediğin gibi olsun.” Bundan sonar melek onun yanından ayrıldı.
39 O günlerde Meryem kalkıp aceleyle Yahuda’nın dağlık bölgesindeki bir kente gitti.
40 Zekeriya’nın evine girip Elizabet’i selamladı.
41 Elizabet Meryem’in selamını duyunca rahmindeki çocuk hopladı. Kutsal Ruh’la dolan Elizabet yüksek sesle şöyle dedi: “Kadınlar arasında kutsanmış bulunuyorsun, rahminin ürünü de kutsanmıştır!
42 (SEE 1:41)
43 Nasıl oldu da Rabbim’in annesi yanıma geldi?
44 Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.
45 İman eden kadına ne mutlu! Çünkü Rab’bin ona söylediği sözler gerçekleşecektir.”
46 Meryem de şöyle dedi: “Canım Rab’bi yüceltir; Ruhum, Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar.
47 (SEE 1:46)
48 Çünkü O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi. İşte, bundan böyle bütün kuşaklar beni mutlu sayacak.
49 Çünkü Güçlü Olan, benim için büyük işler yaptı. O’nun adı kutsaldır.
50 Kuşaklar boyunca kendisinden korkanlara merhamet eder.
51 Bileğiyle büyük işler yaptı; Gururluları yüreklerindeki kuruntularla darmadağın etti.
52 Hükümdarları tahtlarından indirdi, Sıradan insanları yükseltti.
53 Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.
54 Atalarımıza söz verdiği gibi, İbrahim’e ve onun soyuna sonsuza dek Merhamet etmeyi unutmayarak Kulu İsrail’in yardımına yetişti.”
55 (SEE 1:54)
56 Meryem, üç ay kadar Elizabet’in yanında kaldı, sonra kendi evine döndü.
57 Elizabet’in doğurma vakti geldi ve bir oğul doğurdu.
58 Komşularıyla akrabaları, Rab’bin ona ne büyük merhamet gösterdiğini duyunca, onun sevincine katıldılar.
59 Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriya’nın adını vereceklerdi.
60 Ama annesi, “Hayır, adı Yahya olacak” dedi.
61 Ona, “Akrabaların arasında bu adı taşıyan kimse yok ki” dediler.
62 Bunun üzerine babasına işaretle çocuğun adını ne koymak istediğini sordular.
63 Zekeriya bir yazı levhası istedi ve, “Adı Yahya’dır” diye yazdı. Herkes şaşakaldı.
64 O anda Zekeriya’nın ağzı açıldı, dili çözüldü. Tanrı’yı överek konuşmaya başladı.
65 Çevrede oturanların hepsi korkuya kapıldı. Bütün bu olaylar, Yahudiye’nin dağlık bölgesinin her yanında konuşulur oldu.
66 Duyan herkes derin derin düşünüyor, “Acaba bu çocuk ne olacak?” diyordu. Çünkü Rab onunla birlikteydi.
67 Çocuğun babası Zekeriya, Kutsal Ruh’la dolarak şu peygamberlikte bulundu:
68 “İsrail’in Tanrısı Rab’be övgüler olsun! Çünkü halkının yardımına gelip onları fidyeyle kurtardı.
69 Eski çağlardan beri Kutsal peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, Kulu Davut’un soyundan Bizim için güçlü bir kurtarıcı çıkardı; Düşmanlarımızdan, Bizden nefret edenlerin hepsinin elinden Kurtuluşumuzu sağladı.
70 (SEE 1:69)
71 (SEE 1:69)
72 Böylece atalarımıza merhamet ederek Kutsal antlaşmasını anmış oldu.
73 Nitekim bizi düşmanlarımızın elinden kurtaracağına Ve ömrümüz boyunca Kendi önünde kutsallık ve doğruluk içinde, Korkusuzca kendisine tapınmamızı sağlayacağına dair Atamız İbrahim’e ant içerek söz vermişti.
74 (SEE 1:73)
75 (SEE 1:73)
76 Sen de, ey çocuk, Yüceler Yücesi’nin peygamberi diye anılacaksın. Rab’bin yollarını hazırlamak üzere önünden gidecek Ve O’nun halkına, Günahlarının bağışlanmasıyla kurtulacaklarını bildireceksin.
77 (SEE 1:76)
78 Çünkü Tanrımız’ın yüreği merhamet doludur. O’nun merhameti sayesinde, Yücelerden doğan Güneş, Karanlıkta ve ölümün gölgesinde yaşayanlara ışık saçmak Ve ayaklarımızı esenlik yoluna yöneltmek üzere Yardımımıza gelecektir.”
79 (SEE 1:78)
80 Çocuk büyüyor, ruhsal yönden güçleniyordu. İsrail halkına görüneceği güne dek ıssız yerlerde yaşadı.

1. James S. Stewart, The Life and Teachings of Jesus Christ, s.9.

2. Aynı sözcük (anothen), Yuhanna 3:7’de de geçer: “Yeniden doğmalısın” (ya da “yukarıdan”).

3. G. Coleman Luck, Luke, s.17.

4.Grekçe sözcük edilgen bir sıfatfiildir. Demek ki, Meryem bu lütfu Tanrı ta­rafından aldı.

5. G. Campbell Morgan, The Gospel According to Luke, s.30,31