Luka 19

19
Luka Bölüm 19

J. Zakay’ın Rab’bi Kabul Edişi (19:1-10)

Zakay’ın tövbe edip Rab’bi kabul ediş olayı, Luka 18:27’deki “İnsanlar için imkânsız olan, Tanrı için mümkündür” sözünün bir gerçek olduğunu göstermektedir. Zakay çok varlıklı, zengin bir adamdı ve bilindiği gibi zengin bir kimsenin Tanrı’nın Egemenliğine girmesi hemen hemen imkânsız bir şeydir. Ama Zakay kendisini Rab’bin önünde alçalttı ve zenginliğinin kendi canı ile Tanrı arasına girmesine izin vermedi.

19:1-5   İsa Kudüs’e yaptığı üçüncü ve son yolculuk sırasında, Eriha’ya girmiş kentin içinden geçerken, Zakay adlı bir vergi görevlisi büyük bir hevesle O’nu görmek istiyordu. Belli ki Zakay çok meraklı olduğundan dolayı İsa’yı görmek istedi. Kendisi vergi görevlilerinin başı olduğu halde, Kurtarıcı’yı görebilmek için gelenek göreneklere uymayan bir hareket yapmaktan utanmıyordu. Boyu kısa olduğundan, İsa’yı görebilmesinin kolay kolay mümkün olmayacağını biliyordu. Başkaları onun görmesini engelleyebilirlerdi. Bu nedenle İsa’nın geçeceği yolun yanında bulunan yabani incir ağacına doğru koşarak ağaca tırmandı. Onun bu iman girişimi çok geçmeden fark edildi. İsa yaklaştığı zaman başını yukarı kaldırıp Zakay’ı gördü. Ona hemen ağaçtan inmesini, o gün onun evinde kalacağını söyledi. İsa burada kendisini bu vergi memurunun evine davet ettiriyordu. İncil’in tamamında Kurtarıcı’nın kendisini bir eve davet ettirişiyle ilgili tek olay budur.

19:6   Zakay kendisine söyleneni yaparak sevinç içinde İsa’yı evine buyur etti. Zakay’ın Rab’be gelip günahlarından dönüşünün aynı gün olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

19:7   Kurtarıcı’yı eleştirenlerin hepsi söylenmeye başlayarak, O’nun gidip günahkâr birine konuk olduğunu söylediler. İsa’nın, bizim yaşadığımız dünyaya bu tür evlerde kalmak için geldiği gerçeğini görmek istemediler.

19:8   Kurtuluş bu vergi görevlisinin yaşamında çok çarpıcı değişiklikler yaptı. Kurtuluş bulan Zakay, İsa’ya gelerek şöyle dedi: “Malımın yarısını yoksullara veriyorum” (Zira o ana kadar yoksullardan haksızca fazla vergi almaktaydı). Bunun yanı sıra, kimden haksızlıkla bir şey aldıysa, bunu dört kat fazlasıyla geri vereceğine söz verdi. Bu, şeriatın gerektirdiğinden de fazlaydı (bkz. Çık.22:4,7: Lev.6;5: Say.5:7). Zakay’ın bu sözleri, onun artık sevgiyle hareket ettiğini göstermektedir. Oysa bu olaydan önce bütünüyle kendi cebini düşünen çıkarcı birisi olarak yaşamıştı.

Belli ki Zakay bu şeyleri dürüst olmayan yollarla elde etmişti. Bu yönde hiç kuşkumuz yok. Wuest, 8’inci ayetin ikinci kısmını şöyle tercüme ediyor: “Bir kimseden haksızlıkla bir şey aldığım için…” Dikkat edin, “…haksızlıkla bir şey almışsam” değil.

Öyle görünüyor ki, Zakay sanki böyle yapmakla kurtuluşunu buna borçlu olduğunu gösteriyor. Oysa durum hiç de öyle değildi. Zakay böyle yapmakla, Mesih’te yeni bir yaşam yaşadığını; Mesih’in, eski yaşamındaki bütün haksızlıklarından aklanmasını istediğini; ve vermiş olduğu kurtuluş için Tanrı’ya şükürlerini göstermek amacıyla parasını Tanrı’nın yüceliği ve komşularının bereketi için kullanmak istediğini söylüyordu.

8’inci ayet, onarma konusu üzerinde Kutsal Kitap’taki en etkili ayetlerden birisidir. Kurtuluş, insanın geçmişte yapmış olduğu hatalarını düzeltmez. Bu hataları düzeltecek olan, kurtulan kişinin kendisidir. İnsanın yeniden doğmadan önceki borçları, bu kişi yeniden doğduğu zaman affedilecek ya da unutulacak değildir. Eğer bir kimse kurtuluşundan önce para çalmışsa ve daha sonra tövbe edip Tanrı’nın bir çocuğu olmuşsa, o zaman Tanrı lütfu, bu kimsenin çaldığı parayı sahibine geri vermesini öngörür.

19:9   İsa Zakay’ın İbrahim’in bir oğlu olduğunu söyleyerek, Zakay’ın evinin o gün kurtuluşa kavuşmuş olduğunu bildirdi. Kurtuluş, Zakay’a kendisi doğuştan bir Yahudi olduğu için gelmemişti. Buradaki “İbrahim’in bir oğlu” terimi, doğal oğulluktan daha derin bir anlam taşır. Bu, Zakay’ın da İbrahim’in Rab’be olan imanına benzer bir imana sahip olduğunu gösterir. Yine kurtuluş, Zakay’ın evine Zakay parasını dağıtıp borçlarını ödediği için gelmemişti (ayet 8). Bunlar kurtuluşu getiren şeyler değil; kurtuluşun getirdiği sonuçlardır.

19:10   İsa kendisini bir günahkârın evinde kalmakla suçlayanlara karşılık olarak şöyle dedi: “İnsanoğlu kaybolmuş olanı arayıp kurtarmak için geldi!” Yani Zakay’ın tövbe edip Rab’be gelişi, Mesih’in yeryüzüne geliş amacının bir tür gerçekleşmesi demek oluyordu.

K. On Mina Benzetmesi (19:11-27)

19:11   Kurtarıcı Eriha’dan Kudüs’e yaklaşırken, öğrencilerinden birçoğu Tanrı’nın Egemenliğinin hemen ortaya çıkacağını sanıyorlardı. Rab onların bu umutlarını, onlara On Mina 1 benzetmesini anlatarak suya düşürdü. Onlara Birinci ile İkinci Gelişi arasında bir dönem olacağını, bu dönemde öğrencilerinin Kendisine hizmet edeceklerini gösterdi.

19:12-13   Soylu bir adam benzetmesinin, Archelaus’un yaşamında gerçek bir paraleli bulunmaktadır (bkz. Mat.2:22). Hirodes bu adamı kendisi öldükten sonra yerine geçmesi için atamış; ancak Hirodes’in ölümünden sonra halk onun tahta çıkmasını kabul etmemişti. Atanışını devlet onayıyla güçlendirmek için Roma’ya kadar giden Archelaus daha sonra ülkesine geri dönmüş, hizmetçilerini ödüllendirmiş ve düşmanlarını da ortadan kaldırmıştı.

Benzetmedeki soylu adam Rab İsa’nın kendisidir. Nitekim O yeryüzüne geri dönüp egemenliğini kurmak için göğe gitmiştir. On köle O’nun öğrencilerini simgeler. Her birine bir mina vermiş ve Kendisi geri dönünceye kadar bu minayı işletmelerini söylemiştir. Rab’bin hizmetçilerinin yetenek ve hünerlerinde farklılıklar olsa da (bkz. Talant Benzetmesi, Mat.25:14-30), bunların İncil’i duyurma, Mesih’i dünyaya tanıtma ve dua etme gibi ortak ayrıcalıkları da bulunmaktadır. Hiç kuşku yok ki, mina burada bu tür şeyleri simgelemektedir.

19:14   Buradaki ülke halkı Yahudi ulusunu temsil etmektedir. Onlar Mesih’i sadece reddetmekle kalmamışlar; aynı zamanda arkasından temsilciler göndererek, “Bu adamın üzerimize kral olmasını istemiyoruz” diye haber iletmişlerdir. Bir heyet göndermeleri, İstefan gibi Mesih’in kullarına olan davranışlarını açıklıyor olabilir.

19:15   Rab, burada krallığını kurmak üzere geri gelen biri olarak tanıtılmaktadır. Rab geri döndüğünde kendilerine para vermiş olduğu kimselerle bu parayı nasıl kullandıkları konularında hesap görecektir.

Bu çağdaki Mesih inanlıları Mesih’in Yargı Kürsüsü önünde Mesih’e yapmış oldukları hizmetler kapsamında değerlendirileceklerdir. Bu değerlendirmeler, inanlılar topluluğu yukarı alındıktan hemen sonra yapılacaktır.

Büyük Sıkıntı Dönemi sırasında Mesih’in tanıkları olacak olan az sayıdaki sadık Yahudi Mesih inanlıları, Mesih’in İkinci Gelişi’nde değerlendirileceklerdir. Bu kısımda sözü edilen değerlendirme ya da hesaplaşma herhalde bu değerlendirme olsa gerek.

19:16   Kendisine bir mina verilen adam, bunu işleterek on mina kazanmıştı. Bu adam paranın kendisine ait olmadığının farkındaydı. Nitekim bundan “senin bir minan” diye söz etmesi, onun bu parayı efendisinin çıkarları doğrultusunda en iyi bir şekilde kullanmış olduğunu göstermektedir.

19:17   Efendisi bu adamı küçücük bir işte güvenilir olduğu için övdü ve ödüllendirdi. Vermiş olduğu ödül, on kent üzerinde yetkili olmaktı. Sadık bir şekilde yerine getirilen hizmetlere verilen ödüller, Mesih’in egemenliğindeki saltanatla bağlantılıdır. Bir öğrencinin hangi sınıra kadar saltanat süreceği, onun bu hizmetlere bağlılığı ölçüsünde olacaktır.

19:18-19   İkinci adam, kendisine başta verilen bir minanın yanında beş mina daha kazanmıştı. Ona verilen ödül de, beş kent üzerinde yetkili olmaktı.

19:20-21   Üçüncü adam ise eli boş bir şekilde, ama bir sürü mazeretlerle gelmişti. Bu adam, başta kendisine verilen ve işletmeyip mendile sararak sakladığı minayı efendisine geri vermek istedi. Bu minayla hiçbir şey kazanmamıştı. Neden acaba? Hiçbir şey kazanmadığı gibi, bunda efendisinin suçlu olduğunu ima etti. Efendisinin kendinden koymadığını alan, ekmediğini biçen sert bir adam olduğunu söyledi. Ne var ki söylemiş olduğu bu sözlerle kendi kendisini mahkûm ediyordu. Bu adam efendisinin gerçekten de böyle sert bir adam olduğunu düşünseydi, o zaman en azından gider, parasını faiz getirsin diye bir bankaya yatırırdı.

19:22   İsa bu efendinin sözlerinden alıntı yapmakla bu sözlerin doğru olduğunu onaylamamıştır. Kendi tembelliğinden dolayı efendisini suçlayan, adamın günahlı yüreğiydi. Eğer ki adam bu söylediklerine gerçek anlamda inanmış olsaydı, o zaman dikkatli bir şekilde davranır, başını böyle dertlere sokmazdı.

19:23   Bu ayet bize şunu söylemektedir: “Rab’bin hizmetinde işletmek için elimizde bulunan her şeyi bütünüyle değerlendirelim; yok, eğer tembellik yapıp yan gelip yatacaksak, bırakalım o zaman bu şeyleri Rab için işletecek olanlar işletsinler.”

19:24-26   Efendinin üçüncü adam için almış olduğu karar, adamın elindeki minayı almak ve bunu on minası olan ilk adama vermekti. Eğer bizler de Rab için elimize geçen fırsatları değerlendirmezsek, sonuçta bu fırsatlar bizim de elimizden alınacaktır. Öte yandan küçük şeylerde güvenilir olduğumuzu kanıtlarsak, Tanrı kendisine daha büyük hizmetlerde bulunabilmemizi olanaklı kılacaktır. Kendisinde zaten on mina olana bir mina daha verilmesi bazılarının hoşuna gitmeyebilir. Ne var ki bu, Rab’bi sevip O’na gayretle hizmet edenlere daha geniş fırsatların verildiği ruhsal yaşamın kesinleşmiş ilkelerinden birisidir. Kapıya gelen fırsatları değerlendirememek, eldekilerden de olmak demektir.

Ödülsüz bırakılan üçüncü adamın, başka şeyleri de yitirdiğinden söz edilmiyor. Yani burada adamın kurtuluşunu yitirmesi kesinlikle söz konusu değildir.

19:27   Efendinin, üzerlerine kral olmasını istemeyen vatandaşlar burada düşman olarak adlandırılmakta ve ölüme mahkûm edilmektedirler. Bu, Mesih’i reddeden ulusların başına gelecek üzücü felaketin önceden bildirilişidir.

X. İNSANOĞLU KUDÜS’TE (19:28-21:38)

A. Kudüs’e Görkemli Giriş (19:28-40)

19:28-34   İsa’nın çarmıha gerilmesinden önceki son Pazar günüydü. İsa Kudüs yolunda bulunan Zeytin dağının doğu eteklerine yaklaşmıştı. Beytfacı ve Beytanya’ya yaklaştığında öğrencilerinden ikisini karşıdaki köye göndererek, üzerinde Kudüs’e gireceği bir sıpayı kendisine getirmelerini söyledi. Onlara hayvanı tam olarak nerede bulacaklarını ve sahiplerinin ne diyeceğini bildirdi. Öğrenciler oraya niçin geldiklerini açıkladıklarında, hayvanın sahipleri, sıpalarını İsa’nın kullanımı için salıverme konusunda büyük bir istek gösterdiler. Hayvanın sahipleri belki daha önce İsa’nın hizmetleriyle bereket almış; bu nedenle de İsa’ya, işi düştüğünde hiç çekinmeden kendilerine gelebileceğini, O’na her zaman yardım etmeye hazır olduklarını söylemiş olabilirler.

19:35-38   Öğrenciler sıpayı İsa’ya getirdiler ve kendi giysilerini çıkararak İsa’nın oturması için sıpanın üzerine koydular. Zeytin dağının batı yakasından Kudüs’e inerken halk giysilerini O’nun önüne yola seriyordu. Bundan sonra İsa’nın bütün izleyicileri hep bir ağızdan İsa’nın yapmış olduğu mucizelerden dolayı sevinç içinde yüksek sesle Tanrı’yı övmeye başladılar. İsa’yı, Tanrı’nın Kralı olarak adlandırdılar ve O’nun gelişinin etkisinin gökte esenlik, en yücelerde yücelik olduğunu söylediler. Onların “Yeryüzünde esenlik!” değil de “Gökte esenlik! diyerek bağırmış olmaları çok önemlidir. Çünkü Barış Başkanı, insanlar tarafından reddedilip yakın bir zaman sonra öldürüleceğinden, artık yeryüzünde barış ve esenlik olamayacaktı. Ama İsa Mesih’in Golgota’daki çarmıh üzerindeki ölümü, ölümden dirilişi ve göğe alınışının bir sonucu olarak göklerde kalıcı bir barış olacaktı.

19:39-40   İsa’nın insanlar önünde bu denli yüceltilmesine dayanamayan bazı Ferisiler, İsa’ya öğrencilerini susturmasını söylediler. Ama İsa onlara böyle bir sevinç ve tezahüratın kaçınılmaz olduğunu söyleyerek karşılık verdi. “Eğer öğrenciler susacak olsa, taşlar bağıracaktır!” dedi. Böylece Ferisileri cansız taşlardan daha sert ve duyarsız oldukları için azarladı.

B. İnsanoğlu Kudüs İçin Ağlıyor (19:41-44)

19:41-42   İsa yaklaşıp Kudüs’ü görünce, yakalamış olduğu bu altın fırsatı kaçırdığı için kent üzerine bir ağıt yaktı. İnsanlar O’nu Mesih olarak bir kabul etseydiler, bu onlar için eşsiz bir esenlik (selamet) demek olacaktı. Ama onlar Rab’bin esenliğin kaynağı olduğunu kabul etmek istemediler. Şimdi ise artık çok geçti. Çünkü Tanrı Oğlu’na yapacaklarını çoktan kararlaştırmışlardı. O’nu reddettikleri için gözleri körleşmişti. Bu durumda O’nu görmek istemediklerinden, artık hiçbir zaman göremeyeceklerdi.

İsterseniz Kurtarıcı’nın akıttığı gözyaşları konusu üzerinde biraz duralım. W.H. Griffith bu doğrultuda şunları yazıyor: “Gelin, göz yaşlarındaki sırrı öğreninceye dek kucağında oturalım, kent ve kasabaların günahlarını ve içler acısı durumlarını görerek biz de onlar için ağlayalım.” 2

19:43-44   İsa burada, başkomutanları Titus’un önderliğindeki Roma ordusunun Kudüs’ü ele geçireceğini; her yönden kenti saracağını, kentte oturanları kıskıvrak yakalayacağını, genç yaşlı herkesi öldüreceğini, duvarları ve binaları yerle bir edeceğini söylüyordu. Taş üstünde taş kalmayacaktı. Bütün bunlar Kudüs’ün, Tanrı’nın kendisinin yardımına geldiği (ziyaret ettiği) zamanı fark etmemesi nedeniyle olacaktı. Gerçekten de Rab, kenti kurtuluş sunmak amacıyla ziyaret etmişti. Ama insanlar O’nu istemediler. Kendi yaşamlarında O’na yer vermediler.

C. İsa Satıcıları Tapınaktan İkinci Defa Kovuyor (19:45-46)

19:45-46   İsa halka yönelik hizmetinin daha henüz başlarındayken bir kez tapınağı (satıcılardan) temizlemişti (Yu.2:14-17). Şimdi de hizmetinin sonuna yaklaştığı bu günlerde bu kutsal tapınaktan, burayı haydut inine çevirenleri kovuyordu. Ticareti Tanrı’yla ilgili şeylere de bulaştırmak her çağda her zaman olmuştur. Hıristiyan kuruluşlar da dahil olmak üzere yeryüzündeki dinsel kuruluşların birçoğu Tanrı’nın adını kullanarak çeşitli vakıflar kurmuşlar, kimileri bunlardan kişisel kazanç elde etmişler ve etmektedirler.

Mesih yapmış olduğu bu girişimi desteklemek için Kutsal Yazılardan alıntılar yaptı (Yşa.56:7; Yer.7:11). İnanlılar topluluğundaki her yanlış uygulamanın yerine getirilecek olan yenilik, Tanrı Sözü’ne uygun bir şekilde yapılmalıdır.

Ç. İsa Tapınakta Her Gün Ders Veriyor (19:47-48)

19:47-48   İsa her gün tapınak alanında ders veriyordu. Büyük bir olasılıkla O, bu öğretişlerini tapınağın içerisinde değil; halkın girmeye izinli olduğu tapınağın avlusunda veriyordu. Yahudi din önderleri, O’nu yok etmek için bazı gerekçeler bulmayı amaçlıyor olsalar da halk, mucizeler yaratan bu Nasıralı’yı el üstünde tutmaya devam ediyordu. O’nun saati henüz gelmemişti. Ama yakın bir zamanda O’nun vakti dolacak ve o zaman başkâhinler, din bilginleri ve Ferisiler O’nu öldürmeyi tasarlamak için bir araya geleceklerdi.

Günlerden pazartesiydi. O’nun halka yönelik öğretişlerinin sonuncusu olan bir sonraki günde, yani salı günü yaşanan olaylar, 20:1 – 22:6’da anlatılmaktadır.

 

Kutsal Kitap

1 İsa Eriha’ya girdi. Kentin içinden geçiyordu.
2 Orada vergi görevlilerinin* başı olan, Zakkay adında zengin bir adam vardı.
3 İsa’nın kim olduğunu görmek istiyor, ama boyu kısa olduğu için kalabalıktan ötürü göremiyordu.
4 İsa’yı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.
5 İsa oraya varınca yukarı bakıp, “Zakkay, çabuk aşağı in!” dedi. “Bugün senin evinde kalmam gerekiyor.”
6 Zakkay hızla aşağı indi ve sevinç içinde İsa’yı evine buyur etti.
7 Bunu görenlerin hepsi söylenmeye başladı: “Gidip günahkâr birine konuk oldu!” dediler.
8 Zakkay ayağa kalkıp Rab’be şöyle dedi: “Ya Rab, işte malımın yarısını yoksullara veriyorum. Bir kimseden haksızlıkla bir şey aldımsa, dört katını geri vereceğim.”
9 İsa dedi ki, “Bu ev bugün kurtuluşa kavuştu. Çünkü bu adam da İbrahim’in oğludur.
10 Nitekim İnsanoğlu*, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.”
11 Oradakiler bu sözleri dinlerken İsa konuşmasını bir benzetmeyle sürdürdü. Çünkü Yeruşalim’e yaklaşmıştı ve onlar, Tanrı’nın Egemenliği’nin hemen ortaya çıkacağını sanıyorlardı.
12 Bu nedenle İsa şöyle dedi: “Soylu bir adam, kral atanıp dönmek üzere uzak bir ülkeye gitti.
13 Gitmeden önce kölelerinden onunu çağırıp onlara birer mina verdi. ‘Ben dönünceye dek bu paraları işletin’ dedi.
14 “Ne var ki, ülkesinin halkı adamdan nefret ediyordu. Arkasından temsilciler göndererek, ‘Bu adamın üzerimize kral olmasını istemiyoruz’ diye haber ilettiler.
15 “Adam kral atanmış olarak geri döndüğünde, parayı vermiş olduğu köleleri çağırtıp ne kazandıklarını öğrenmek istedi.
16 Birincisi geldi, ‘Efendimiz’ dedi, ‘Senin bir minan on mina daha kazandı.’
17 “Efendisi ona, ‘Aferin, iyi köle!’ dedi. ‘En küçük işte güvenilir olduğunu gösterdiğin için on kent üzerinde yetkili olacaksın.’
18 “İkincisi gelip, ‘Efendimiz, senin bir minan beş mina daha kazandı’ dedi.
19 “Efendisi ona da, ‘Sen beş kent üzerinde yetkili olacaksın’ dedi.
20 “Başka biri geldi, ‘Efendimiz’ dedi, ‘İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.
21 Çünkü senden korktum, sert adamsın; kendinden koymadığını alır, ekmediğini biçersin.’
22 “Efendisi ona, ‘Ey kötü köle, seni kendi ağzından çıkan sözle yargılayacağım’ dedi. ‘Kendinden koymadığını alan, ekmediğini biçen sert bir adam olduğumu bildiğine göre,
23 neden paramı faize vermedin? Ben de geldiğimde onu faiziyle geri alırdım.’
24 “Sonra çevrede duranlara, ‘Elindeki minayı alın, on minası olana verin’ dedi.
25 “Ona, ‘Efendimiz’ dediler, ‘Onun zaten on minası var!’
26 “O da, ‘Size şunu söyleyeyim, kimde varsa ona daha çok verilecek. Ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak’ dedi.
27 ‘Beni kral olarak istemeyen o düşmanlarıma gelince, onları buraya getirin ve gözümün önünde kılıçtan geçirin!'”
28 İsa, bu sözleri söyledikten sonra önden yürüyerek Yeruşalim’e doğru ilerledi.
29 Zeytin Dağı’nın yamacındaki Beytfaci ile Beytanya’ya yaklaştığında iki öğrencisini önden gönderdi. Onlara, “Karşıdaki köye gidin” dedi, “Köye girince, üzerine daha hiç kimsenin binmediği, bağlı duran bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp bana getirin.
30 (SEE 19:29)
31 Biri size, ‘Onu niçin çözüyorsunuz?’ diye sorarsa, ‘Rab’bin ona ihtiyacı var’ dersiniz.”
32 Gönderilen öğrenciler gittiler, her şeyi İsa’nın kendilerine anlattığı gibi buldular.
33 Sıpayı çözerlerken hayvanın sahipleri onlara, “Sıpayı niye çözüyorsunuz?” dediler.
34 Onlar da, “Rab’bin ona ihtiyacı var” karşılığını verdiler.
35 Sıpayı İsa’ya getirdiler, üzerine kendi giysilerini atarak İsa’yı üstüne bindirdiler.
36 İsa ilerlerken halk, giysilerini yola seriyordu.
37 İsa Zeytin Dağı’ndan aşağı inen yola yaklaştığı sırada, öğrencilerinden oluşan kalabalığın tümü, görmüş oldukları bütün mucizelerden ötürü, sevinç içinde yüksek sesle Tanrı’yı övmeye başladılar.
38 “Rab’bin adıyla gelen Kral’a övgüler olsun! Gökte esenlik, en yücelerde yücelik olsun!” diyorlardı.
39 Kalabalığın içinden bazı Ferisiler O’na, “Öğretmen, öğrencilerini sustur!” dediler.
40 İsa, “Size şunu söyleyeyim, bunlar susacak olsa, taşlar bağıracaktır!” diye karşılık verdi.
41 İsa Yeruşalim’e yaklaşıp kenti görünce ağladı.
42 “Keşke bugün sen de esenliğe giden yolu bilseydin” dedi. “Ama şimdilik bu senin gözlerinden gizlendi.
43 Senin için öyle günler gelecek ki, düşmanların seni setlerle çevirecek, kuşatıp her yandan sıkıştıracaklar.
44 Seni de, bağrındaki çocukları da yere çalacaklar. Sende taş üstünde taş bırakmayacaklar. Çünkü Tanrı’nın senin yardımına geldiği zamanı farketmedin.”
45 Sonra İsa tapınağın avlusuna girerek satıcıları dışarı kovmaya başladı.
46 Onlara, “‘Evim dua evi olacak’ diye yazılmıştır. Ama siz onu haydut inine çevirdiniz” dedi.
47 İsa her gün tapınakta öğretiyordu. Başkâhinler, din bilginleri ve halkın ileri gelenleri ise O’nu yok etmek istiyor, ama bunu nasıl yapacaklarını bilemiyorlardı. Çünkü bütün halk O’nu can kulağıyla dinliyordu.
48 (SEE 19:47)

1.Bir mina (İbranice: Minah; Grekçe: Mina) bir İngiliz sterlininden oldukça fazla bir değere sahipti.

2. Griffith Thomas, Luke, s.303.