Luka 2

2
Luka Bölüm 2

 

F. İnsanoğlu’nun Doğumu (2:1-7)

2:1-3   O günlerde Sezar (kayser) Avgustus, tüm Roma dünyasında bir nüfus sayımının yapılması için ferman çıkardı. Buna göre bütün ülke çapında bir nüfus sayımı yapılacaktı. Bu sayım, ilk önce Kirinyus’un Suriye valiliği zamanında yapılmıştır. Luka kitapçığının güvenilirliği, sırf bu Kirinyus’tan söz etmesi nedeniyle, insanlar arasında uzun yıllar çeşitli şüphelere yol açmıştır. Ancak son yıllarda ortaya çıkarılan arkeolojik bulgular, kayıtlarının güvenilirliğini destekler niteliktedir. Sezar Avgustus, kendi açısından Roma ve Yunan dünyasında kendi üstünlüğünü gösteriyordu. Oysa Tanrı açısından bu imparator, göksel tasarıların gerçekleşmesinde rol oynayacak sıradan bir figüran görünümündeydi (bkz. Sül.21:1).

2:4-7   Avgustus’un fermanı, Mesih’in önceden bildirilmiş olan yerde doğması için Yusuf ile Meryem’i Beytlehem denen kasabaya götürdü (bkz. Mik.5:2). Onlar Celile’den kalkıp Beytlehem’e gelene dek Beytlehem’deki bütün hanlar ve kervansaraylar sayım için gelen ziyaretçilerle tıklım tıklım dolmuştu. Handa kendilerine yer olmadığı için ancak arka tarafta, bir ahırda yer bulabildiler. Evet, handa onlara yer yoktu. Bu olay bize, insanların yüreğinde Kurtarıcı İsa’ya yer olmadığını gösteren ilginç bir görüntüdür. Yusuf ile Meryem oradayken Meryem’in doğum yapma günü yaklaştı ve ilk oğlunu doğurdu. O’nu bir kundağa sarıp sevgiyle yemliğe yatırdı.

Bu olaylar aracılığıyla Tanrı, küçücük bir bebek olarak içinde yaşadığımız dünyaya geldi. O, dünyanın en gösterişli sarayının en gösterişli odasında değil; pis bir ahırda dünyaya geldi. Ne düşündürücü bir olay, değil mi? Darby, bu noktayı şöyle açıklıyor:

O’nun yeryüzündeki hayatı pis bir yemlikte başlayıp acımasız bir çarmıh üzerinde son buldu. Bu ikisi arasında ise, başını yaslayabileceği tek bir yeri dahi yoktu. 1

G. Meleklerle Çobanlar (2:8-20)

2:8   Bu benzeri olmayan doğum haberi ilkin Kudüs’teki din önderlerine değil, düzenli işlerini sadık bir şekilde sürdüren alçakgönüllü insanlar olan Yahudiye tepeliklerindeki düşünceli çobanlara verildi. James S. Stewart şu gözlemde bulunuyor:

Bu insanların, dünyaya gelen Rab’bin yüceliğini herkesten önce gören ve günlük işleriyle meşgul olan sıradan insanlar olmalarında dünya kadar anlam yatmıyor mu? Bu her şeyden önce şu demektir ki, ne kadar düşük görünürse görünsün, onların görevlerini yerine getirdikleri yer, eşsiz görüntülerin bulunduğu bir görüm yeridir. İkinci olarak da, yaşamın basit, ancak derin ilkelerine sarılmış ve çocuk yürekliliğini yitirmemiş olan kişilere egemenliğin kapılarının kolaylıkla açıldığını görüyoruz. 2

2:9-11   Rab’bin bir meleği çobanlara göründü ve bir anda Rab’bin görkemi çevrelerini aydınlattı. Melek, büyük bir korkuya kapılan çobanları yatıştırdıktan sonra onlara haberi iletti. İletilen bu haber, tüm halk için büyük sevinç kaynağı olacak bir müjdeydi. Çünkü yakın bir köy olan Beytlehem’de o gün bir Bebek doğmuştu. Bu Bebek, Kurtarıcı, Rab olan Mesih’ti. Burada oldukça küçültülmüş bir tanrıbilim gerçeği yatmaktadır. İlkin, O bir Kurtarıcıdır. Bu gerçek, taşıdığı isimde bulunmaktadır. İsa ismi, “Tanrı Kurtarıcıdır” demektir. İkinci olarak O Mesih’tir. O, Tanrı’nın meshetmiş olduğu kişi, İsrail’in Mesihi’dir. Son olarak da O, bedende görünen Tanrı anlamına gelen Rab’dir.

2:12   Peki çobanlar O’nu nasıl tanıyacaklardı? Bebeği tanıyabilmeleri için melek onlara iki işaret verdi. Bebek kundağa sarılmış bir biçimde olacaktı. Daha önce kundağa sarılmış bebek görmüşlerdi. Ancak burada farklı bir şey yatıyordu. Çünkü melek biraz önce bu bebeğin Rab olduğunu söylemişti. Rab’bi kundağa sarılmış küçük bir bebek olarak hiç kimse görmemişti. İşaretin ikinci bölümü de şuydu: Bebek sadece kundağa sarılı olmayacak, bir yemlikte yatıyor olacaktı. Çobanların böylesine garip bir yerde daha önce bir bebek görmüş olduklarını hiç sanmıyorum. Bu aşağılanma, dünyamıza geldiği zaman yaşam ve yücelik Rabbi’ne ayrılmıştır. Evrenin yaratıcısı ve koruyucusunun insanlık tarihine zafer kazanmış bir kahraman olarak değil de, küçücük bir Bebek olarak gelmiş olması düşüncelerimizi allak bullak ediyor. Öyle de olsa, gördüğünüz bu Bebek, yeryüzünde beden alan Tanrı’nın Kendisiydi. Tanrı’nın “beden alma” gerçeği akıllara durgunluk vericidir; ama aynı zamanda gerçektir.

2:13-14   Birdenbire meleğin yanında, göksel ordulardan oluşan büyük bir topluluk belirdi. Sanki kendilerini tutamamış gibi hepsi birden Tanrı’yı övüyordu. Bebeğin doğumunun gerçek önemi üzerine söylenen bu sözler şöyleydi: En yücelerde Tanrı’ya yücelik olsun! Yeni doğan bu Bebeğin gelecekteki yaşamı ve hizmeti, yücelerde Tanrı’ya yücelik, yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara esenlik getirecekti. 3 Rab’bin hoşnut kaldığı kimseler, günahlı yollarından tövbe ederek İsa Mesih’e Rab ve Kurtarıcıları olarak iman edenlerdir.

2:15-19   Melekler yanından ayrılır ayrılmaz çobanlar Beytlehem’e gitmek için yola koyuldular ve vardıklarında Meryem’le Yusuf’u ve yemlikte yatan İsa’yı buldular. Onları görünce, çocukla ilgili olarak kendilerine anlatılanları onlara bildirdiler. Bu bildirilenler, yemliğin etrafına toplanmış olan insanlar arasında büyük bir şaşkınlık yarattı. Ama Meryem, olup bitenleri daha derinden anlıyordu. Bütün bu sözleri derin derin düşünerek yüreğinde saklıyordu.

2:20   Çobanlar, işitip gördükleri şeylerin tümü için Tanrı’yı yüceltip överek sürülerinin başına geri döndüler.

H. İsa’nın Sünneti ve Tanrı’ya Adanması (2:21-24)

Bu ayetlerde en azından üç dinsel gelenek tanımlanmaktadır:

  1. Birinci olarak, burada İsa’nın sünnetinden söz ediliyor. Bu olay İsa sekiz günlükken oldu. Sünnet, Tanrı’nın İbrahim ile yaptığı antlaşmanın bir belirtisiydi. Aynı gün çocuğa Yahudi adetlerine göre bir isim konuldu. Melek daha önceden Meryem’le Yusuf’a öğütleyerek çocuğa İSA adını vermelerini söylemişti.
  2. İkinci gelenek, Meryem’in arınmasıyla ilgiliydi. Bu olay, İsa’nın doğumundan kırk gün sonra oldu (bkz. Lev.12:14). Hali vakti yerinde olan aileler, yakılan sunu olarak bir kuzu ve günahların bağışlanması için bir çift kumru ya da iki güvercin yavrusu sunmalıydılar. Fakir olanların ise bir çift kumru ya da iki güvercin yavrusu sunmalarına izin verilirdi (Lev.12:6-8). Meryem’in kuzu getirmeyip sadece iki güvercin yavrusu getirmiş olması, İsa’nın doğmuş olduğu ailedeki yoksulluğu bir ölçüde yansıtmaktadır.
  3. Üçüncü dinsel gelenek, İsa’nın Kudüs’teki tapınakta Rab’be adanmasıydı. Tanrı başlangıçta, ilk doğan erkek çocukların Kendisine adanmalarını emretmişti. Bu ilk doğanlar, kâhinler sınıfını meydana getireceklerdi (Çık.13:2). Daha sonra Tanrı, İsrail’in Levi soyunu kâhinlik yapmaları için atadı (Çık.28:1-2). O zaman, anne ve babaların beş şekel ödeme karşılığında “ilk doğan erkek çocuklarını” geri satın almalarına ya da kurtarmalarına izin verilmeye başlandı. Onlar bunu çocuklarını Rab’be adadıkları zaman yaparlardı.

I. Şimon Yaşamının Son Günlerinde Mesih’i Görüyor (2:25-35)

2:25-26   Şimon, Mesih’in gelişini özlemle bekleyen dindar bir Yahudi idi. Rab’bin Mesihini görmeden kendisinin ölmeyeceği ona Kutsal Ruh tarafından bildirilmişti. “Rab kendisinden korkanlarla paylaşır sırrını” (Mez.25:14). Tanrı’yla sakin ve samimi bir paydaşlık içerisinde yaşayanlar, göksel bilgilere gizemli bir şekilde sahip olabilirler.

2:27-28   Böylece Şimon Ruh’un yönlendirmesiyle tapınağa geldi. Aynı gün Meryem ile Yusuf da tapınaktaydı ve İsa’yı Rab’be adayacaklardı. Bu çocuğun vaat edilen Mesih olduğu Şimon’a göksel bir açıklamayla bildirilmişti. Şimon çocuğu kucağına aldı ve bir ilahi söyleyerek Tanrı’yı övdü.

2:29-32   Bu ilahide geçen sözlerin özeti şöyledir: Ey Rabbim… kulun olan ben artık huzur içinde ölebilirim. Çünkü bana vaat etmiş olduğun ve bu Bebek aracılığıyla gerçekleştirdiğin kurtuluşu gözlerimle gördüm. O’nu bütün insanlığa kurtuluş sunsun diye görevlendirdin. Bu çocuk uluslara Tanrı’nın açıklamasını yapacak olan bir ışık olacak (Mesih’in Birinci Gelişi) ve halkı olan İsrail üzerine yücelikle parlayacaktır (İkinci Gelişi). Şimon, Rab İsa Mesih’i gözleriyle gördükten sonra artık ölmeye hazırdı. Çünkü ölümün acılığı artık gitmişti.

2:33   Luka bu ayette Meryem’in bakire bir kız olarak doğum yaptığı konusunu çok dikkatli bir şekilde korumaktadır. Ancak bu sözler Türkçe tercümelere “İsa’nın annesiyle babası” (Müjde’de) ve “Anası babası” (İncil eski tercüme) şeklinde çevrilmiş olduğundan tam anlam verilememiştir. Bu nedenle birçok özgün metinde yer alan şekliyle şöyle çevrilmelidir: Yusuf ile İsa’nın annesi. 4

2:34-35   Şimon, Rab’be bu bebek (İsa Mesih) için coşkuyla hamt ettikten sonra, bu kez Yusuf ile çocuğun annesini bereketledi ve Meryem’e peygamberlik sözleri söyledi. Şimon’un bu önbildirisi dört kısımdan oluşmaktadır:

  1. Bu çocuk İsrail’de birçok kişinin düşmesine ya da yükselmesine yol açacaktı. Nankör olup tövbe etmeyenler ve imansızlar düşecek ve cezalandırılacaklar; öte yandan kendilerini aldatanlar, günahlarından tövbe edip Rab İsa Mesih’e iman edenler ise yükseltilecek ve bereketleneceklerdi.
  2. Çocuk, aleyhinde konuşulacak bir belirti olacaktı. İsa Mesih’in kişiliğinde çok özel bir nitelik vardır. İsa yeryüzünde yaşadığı günlerde günahı ve bozuk bir hayat yaşayan insanları en ağır sözlerle eleştirip azarladığından birçok yürek buna tahammül edememiş, bu nedenle de yüreklerinde İsa’ya karşı besledikleri kin ve kızgınlığı açığa vurmuşlardır.
  3. Senin kalbine de âdeta bir kılıç saplanacak. Şimon burada, oğlunun çarmıha gerilişine tanık olacağı zaman Meryem’in yüreğinde ne gibi bir acı hissedeceğini önceden bildirmektedir (bkz. Yu.19:25).
  4. Bütün bunlar, birçoklarının yüreğindeki düşüncelerin açığa çıkması için olacak. Bir insanın Kurtarıcı İsa’ya gösterdiği tepki, o kimsenin içindeki niyetin ne olduğunu ortaya çıkaran bir tür sınavdır.

Böylece Şimon’un söylediği bu ilahide mihenk taşı, tökez taşı, basamak taşı ve kılıç gibi kavramları da görmüş bulunuyoruz.

İ. Peygamber Kadın Anna (2:36-39)

2:36-37   Şimon gibi kadın peygamber Anna da, Mesih’in gelişini özlemle bekleyen ve sadık kalan Yahudilerden biriydi. İsrail’in Aşer oymağından geliyordu. Anlam olarak mutlu ve bereketli demek olan Aşer, İ.Ö. 721’de Asurlular tarafından sürgüne götürülen on İsrail soyundan birisiydi. Anna yedi yıl evli kalıp seksen dört yıldır dul yaşadığına göre, yaşı yüzün üzerinde olmalıydı (bkz. eski çeviri). Kendisi bir peygamber olduğu için, Tanrı’dan göksel vahiyler almıştı ve almış olduğu bu açıklamaları başkalarına da duyurdu. Anna, tapınakta yapılan ibadetlere düzenli bir şekilde katılır, oruç ve dualarla gece gündüz Tanrı’yı yüceltirdi. Çok yaşlı olması, onun dualara katılmasını hiçbir şekilde etkilemezdi.

2:38   İsa’nın Rab’be takdim edildiği ve Şimon’un Meryem’e bir şeyler söylediği sırada Anna, tapınakta bulunan insanların yanına gitti. Vaat edilen Kurtarıcı için Tanrı’ya şükretti ve bundan sonra da, Kudüs’te kurtuluşu bekleyen imanlı ve sadık kimselere İsa’dan söz etmeye başladı.

2:39   Yusuf ile Meryem, Rab’bin Yasasında öngörülen dinsel görevleri yerine getirdikten sonra Celile’ye, kendi kentleri olan Nasıra’ya döndüler. Matta’nın tersine Luka, yazmış olduğu bu kayıtlarda, yıldızbilimcilerin çocuğu görmek amacıyla yaptıkları ziyarete ve İsa’nın Mısır’a kaçırılışına her nedense değinmemektedir.

J. İsa’nın Çocukluğu (2:40-52)

2:40   İsa’nın çocukluk dönemlerinde ne gibi gelişmelerden geçtiği İncil’de şöyle açıklanıyor: Fiziksel olarak büyüyor ve güçleniyordu. 5 Yürümeyi, konuşmayı, oynamayı ve çalışmayı öğrenerek birçok fiziksel aşamayı her normal çocuk gibi geçti. Kendisi de bu aşamalardan geçtiği için bizim büyürken ne gibi aşamalardan geçtiğimizi çok iyi bilmektedir. Düşünsel olarak bilgelikte yetkinleşiyordu. Sadece ABC’yi, sayıları ve yaşadığı günün bilgilerini öğrenmekle kalmadı, bilgelikte, yani öğrenmiş olduğu bilgileri günlük yaşamın sorularında doğru ve uygun bir şekilde kullanma becerisinde de ilerledi. Ruhsal olarak Tanrı’nın lütfu O’nun üzerindeydi. Tanrı’yla ruhsal bir paydaşlık içerisinde yürüyor ve Kutsal Ruh’a dayanıyordu. Kutsal Yazıları okuyor, öğreniyor, dua ediyor ve Babasının isteğini yapmaktan büyük zevk alıyordu.

2:41-44   Yahudi bir erkek çocuk on iki yaşına geldiği zaman Kutsal Yasa’nın bir çocuğu olur. Rab İsa on iki yaşındayken, annesi ve babası her yıl olduğu gibi Fısıh bayramı kutlamalarına katılmak için Kudüs’e gitmişti. Ama bayramdan sonra eve, Celile’ye dönerlerken küçük İsa’nın kervan alayına katılmadığını hiç kimse fark etmedi. Bu olay bize biraz garip gelebilir, ama şunu unutmayalım ki, eski dönemlerde yolculuk büyük kalabalıklar halinde kervanlarla, bir sürü tanıdıklarla birlikte yapılırdı. Bu yüzden yola çıkıldığında İsa’nın Nasıralı tanıdıklarla ya da yaşıtlarıyla birlikte olduğu düşünülmüş olabilir.

Yusuf ile Meryem’i suçlamadan önce kendimize bir bakalım. Biz de İsa’nın bizimle birlikte geldiğini sanıp bir günlük yolculuktan sonra, hayatımızda tövbe etmediğimiz günahlar yüzünden O’ndan epey uzaklaşmış olduğumuzu fark etmiyor muyuz? Evet ediyoruz. O halde böyle durumlarda yeniden O’nunla ilişki kurmak istiyorsak, ilişkinin en son koptuğu yere geri dönmeli ve günahlarımızdan tamamen tövbe etmeliyiz.

2:45-47   İsa’yı aramaya koyulan Meryem ile Yusuf O’nu bulamayınca Kudüs’e geri döndü. Üç gün sonra O’nu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, hem onları dinliyor, hem de sorular soruyordu. Burada İsa’nın büyüklere karşı asi bir tavır takınarak onlarla tartıştığını görmüyoruz. Tam aksine O’nun alçakgönüllü ve sakin bir şekilde diz çökmüş ve öğretmenlerinden bir şeyler öğrenmekte olduğunu görüyoruz. Tabii, bu arada konuşmalar sırasında kendisine bazı sorular sorulmuş olabilir. Çünkü O’nu dinleyen herkes, zekâsına ve verdiği cevaplara hayran kalıyordu.

2:48   İsa’nın kendisinden oldukça yaşlı kimselerle böyle zekice tartışmalara girmiş olduğunu görünce annesi babası da şaşırdılar. Ama Meryem bir anne olarak, yine de İsa’ya hak ettiği uyarılarda bulunmayı ihmal etmedi. Anne ve babasından uzaktayken, onların kendisini merak ettiğini bilmiyor muydu?

2:49   Rabbimizin İncil’e kaydedilen ilk sözleri olan bu yanıt, O’nun Kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu ve ne gibi göksel bir görevle görevlendirildiğini bildiğini göstermektedir. “Beni niçin arayıp durdunuz? Babamın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?” Meryem O’na, “Babanla ben seni aradık” dediği halde, İsa, Meryem’e, “Benim Babamın evinde bulunmam gerekmektedir!” diye karşılık verdi.

2:50   Onlar İsa’nın bu gizemli sözlerle ne demek istediğini anlamadılar. Çünkü bu sözler on iki yaşındaki bir çocuğun söyleyebileceği sözler değildi!

2:51   Her neyse, sonunda bir araya geldiler ve birlikte Nasıra’ya döndüler. İsa’nın ahlâksal üstünlüğü şu sözlerde görülüyor: Nasıra’ya gelip onların sözünü dinledi (ya da onlara bağımlı oldu). Kendisi evrenin Yaratıcısı olduğu halde, bu sıradan Yahudi ailesinin içerisinde itaatkâr bir çocuk görünümüne büründü. Ama annesi Meryem bütün bu olup bitenleri yüreğinde sakladı.

2:52   Bu ayette yine Rabbimizin gerçek insan yönü ve gelişmesiyle ilgili sözlerle karşılaşıyoruz:

  1. Düşünsel Gelişimi – bilgelikte ve…
  2. Fiziksel Gelişimi – boyda gelişiyordu.
  3. Ruhsal Gelişimi – Tanrı’nın ve…
  4. Sosyal Gelişimi – insanların beğenisini kazanıyordu.

O her açıdan mükemmel bir şekilde büyümüştü. Luka burada bilemediğimiz nedenlerden dolayı İsa’nın marangozun oğlu olarak tanındığı yaklaşık on sekiz yıllık bir dönemi kaleme alması yönünde Kutsal Ruh tarafından yönlendirilmemiştir. Arada geçen bu yıllar bize hazırlığın, eğitimin, sabrı öğrenmenin ve sıradan işlerde çalışarak tecrübe edinmenin önemini öğretmektedir. Yine orada geçen bu yıllar, bizi ruhsal doğuştan hemen sonra ruhsal hizmete atılmanın tehlikelerine karşı uyarmaktadır.

 

Kutsal Kitap

1 O günlerde Sezar* Avgustus bütün Roma dünyasında bir nüfus sayımının yapılması için buyruk çıkardı.
2 Bu ilk sayım, Kirinius’un Suriye valiliği zamanında yapıldı.
3 Herkes yazılmak için kendi kentine gitti.
4 Böylece Yusuf da, Davut’un soyundan ve torunlarından olduğu için Celile’nin Nasıra Kenti’nden Yahudiye bölgesine, Davut’un kenti Beytlehem’e gitti.
5 Orada, hamile olan nişanlısı Meryem’le birlikte yazılacaktı.
6 Onlar oradayken, Meryem’in doğurma vakti geldi ve ilk oğlunu doğurdu. Onu kundağa sarıp bir yemliğe yatırdı. Çünkü handa yer yoktu.
7 (SEE 2:6)
8 Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.
9 Rab’bin bir meleği onlara göründü ve Rab’bin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.
10 Melek onlara, “Korkmayın!” dedi. “Size, bütün halkı çok sevindirecek bir haber müjdeliyorum: Bugün size, Davut’un kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu, Rab olan Mesih’tir*.
11 (SEE 2:10)
12 İşte size bir işaret: Kundağa sarılmış ve yemlikte yatan bir bebek bulacaksınız.”
13 Birdenbire meleğin yanında, göksel ordulardan oluşan büyük bir topluluk belirdi. Tanrı’yı överek, “En yücelerde Tanrı’ya yücelik olsun, Yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara Esenlik olsun!” dediler.
14 (SEE 2:13)
15 Melekler yanlarından ayrılıp göğe çekildikten sonra çobanlar birbirlerine, “Haydi, Beytlehem’e gidelim, Rab’bin bize bildirdiği bu olayı görelim” dediler.
16 Aceleyle gidip Meryem’le Yusuf’u ve yemlikte yatan bebeği buldular.
17 Onları görünce, çocukla ilgili kendilerine anlatılanları bildirdiler.
18 Bunu duyanların hepsi, çobanların söylediklerine şaşıp kaldılar.
19 Meryem ise bütün bu sözleri derin derin düşünerek yüreğinde saklıyordu.
20 Çobanlar, işitip gördüklerinin tümü için Tanrı’yı yüceltip överek geri döndüler. Her şeyi, kendilerine anlatıldığı gibi bulmuşlardı.
21 Sekizinci gün, çocuğu sünnet etme zamanı gelince, O’na İsa adı verildi. Bu, O’nun anne rahmine düşmesinden önce meleğin kendisine verdiği isimdi.
22 Musa’nın Yasası’na göre arınma günlerinin bitiminde Yusuf’la Meryem çocuğu Rab’be adamak için Yeruşalim’e* götürdüler.
23 Nitekim Rab’bin Yasası’nda, “İlk doğan her erkek çocuk Rab’be adanmış sayılacak” diye yazılmıştır.
24 Ayrıca Rab’bin Yasası’nda buyrulduğu gibi, kurban olarak “bir çift kumru ya da iki güvercin yavrusu” sunacaklardı.
25 O sırada Yeruşalim’de Şimon adında bir adam vardı. Doğru ve dindar biriydi. İsrail’in avutulmasını özlemle bekliyordu. Kutsal Ruh onun üzerindeydi.
26 Rab’bin Mesihi’ni görmeden ölmeyeceği Kutsal Ruh aracılığıyla kendisine bildirilmişti.
27 Böylece Şimon, Ruh’un yönlendirmesiyle tapınağa geldi. Küçük İsa’nın annesi babası, Kutsal Yasa’nın ilgili kuralını yerine getirmek üzere O’nu içeri getirdiklerinde, Şimon O’nu kucağına aldı, Tanrı’yı överek şöyle dedi:
28 (SEE 2:27)
29 “Ey Rabbim, verdiğin sözü tuttun; Artık ben, kulun huzur içinde ölebilirim.
30 Çünkü senin sağladığın, Bütün halkların gözü önünde hazırladığın kurtuluşu, Ulusları aydınlatıp Halkın İsrail’e yücelik kazandıracak ışığı Gözlerimle gördüm.”
31 (SEE 2:30)
32 (SEE 2:30)
33 İsa’nın annesiyle babası, O’nun hakkında söylenenlere şaştılar.
34 Şimon onları kutsayıp çocuğun annesi Meryem’e şöyle dedi: “Bu çocuk, İsrail’de birçok kişinin düşmesine ya da yükselmesine yol açmak ve aleyhinde konuşulacak bir belirti olmak üzere belirlenmiştir.
35 Senin kalbine de adeta bir kılıç saplanacak. Bütün bunlar, birçoklarının yüreğindeki düşüncelerin açığa çıkması için olacak.”
36 Anna adında çok yaşlı bir kadın peygamber vardı. Aşer oymağından Fanuel’in kızıydı. Genç kız olarak evlenip kocasıyla yedi yıl yaşadıktan sonra dul kalmıştı. Şimdi seksen dört yaşındaydı. Tapınaktan ayrılmaz, oruç tutup dua ederek gece gündüz Tanrı’ya tapınırdı.
37 (SEE 2:36)
38 Tam o sırada ortaya çıkan Anna, Tanrı’ya şükrederek Yeruşalim’in kurtuluşunu bekleyen herkese İsa’dan söz etmeye başladı.
39 Yusuf’la Meryem, Rab’bin Yasası’nda öngörülen her şeyi yerine getirdikten sonra Celile’ye, kendi kentleri Nasıra’ya döndüler.
40 Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrı’nın lütfu O’nun üzerindeydi.
41 İsa’nın annesi babası her yıl Fısıh Bayramı’nda* Yeruşalim’e giderlerdi.
42 İsa on iki yaşına gelince, bayram geleneğine uyarak yine gittiler.
43 Bayramdan sonra eve dönerlerken küçük İsa Yeruşalim’de kaldı. Bunu farketmeyen annesiyle babası, çocuğun yol arkadaşlarıyla birlikte olduğunu sanarak bir günlük yol gittiler. Sonra O’nu akrabalar ve dostlar arasında aramaya başladılar.
44 (SEE 2:43)
45 Bulamayınca O’nu araya araya Yeruşalim’e döndüler.
46 Üç gün sonra O’nu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.
47 O’nu dinleyen herkes, zekâsına ve verdiği yanıtlara hayran kalıyordu.
48 Annesiyle babası O’nu görünce şaşırdılar. Annesi, “Çocuğum, bize bunu niçin yaptın? Bak, babanla ben büyük kaygı içinde seni arayıp durduk” dedi.
49 O da onlara, “Beni niçin arayıp durdunuz?” dedi. “Babam’ın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?”
50 Ne var ki onlar ne demek istediğini anlamadılar.
51 İsa onlarla birlikte yola çıkıp Nasıra’ya döndü. Onların sözünü dinlerdi. Annesi bütün bu olup bitenleri yüreğinde sakladı.
52 İsa bilgelikte ve boyda gelişiyor, Tanrı’nın ve insanların beğenisini kazanıyordu.

1. J.N. Darby, Synopsis of the Books of the Bible, III.293

2.Stewart, Life and Teaching, s.24.

3.NU metninde bu, “iyi düşünceli insanlara” diye yazılıdır ve böyle bir ifade Kutsal Kitap’ın insanın bozukluğu konusundaki öğretişiyle uyum içerisinde değil­dir. Bu nedenle İncil’e bağlı Mesih inanlıları bu ayeti genellikle açma yoluna gider­ler.

4.NU metnindeki “annesi ve babası” deyimi Bakireden Doğum’u inkâr etmese de, yeterince açık değildir.

5. NU metninde “ruhta” sözü yer almaz.