Luka 24

24
Luka Bölüm 24

XII. İNSANOĞLU’NUN KAZANDIĞI ZAFER (24:1-53)

A. Boş Mezarın Başındaki Kadınlar (24:1-12)

24:1   Bundan sonra Pazar günü sabah erkenden, İsa’nın cesedi için hazırlamış oldukları baharatları yanlarına alarak mezara geldiler. Peki ama içeriye, bedenin konulduğu yere nasıl girebileceklerdi? Mezarın girişine büyükçe ve ağır bir taşın konulmuş olduğunu bilmiyorlar mıydı? Bu sorunun yanıtını bilmiyoruz. Bütün bildiğimiz şu ki, onlar İsa’yı çok seviyorlardı. Sevgi denen şey amacına ulaşabilmek için çoğu zaman karşısındaki güçlükleri unutabilmektedir.

Onların sevgisi daha gün doğmadan ayaktaydı (ayet 1) ve bolca ödüllendirildi (ayet 6). Sabah erken kalkanlar için hâlâ diri bir Rab vardır (Sül.8:17).

24:2-10   Mezara vardıklarında taşı mezarın girişinden yuvarlanmış buldular. İçeriye girdikleri zaman Rab İsa’nın cesedinin orada olmadığını gördüler. Onların şaşkınlığını anlamak hiç de güç olmasa gerek. Bu gelişmeler karşısında kendilerini toparlamaya çalışırlarken birden yanlarında şimşek gibi parıldayan giysilere bürünmüş iki melek (Yu.20:12) belirerek, onlara İsa’nın dirildiğini; O’nu mezarda aramanın yararsız olacağını söylediler. İsa, kendilerine daha Celile’deyken vermiş olduğu sözdeki gibi ölümden dirilmişti. İnsanoğlu’nun günahlı insanların eline verileceğini, çarmıha gerileceğini ve üçüncü gün dirileceğini onlara önceden söylememiş miydi? (Luk.9:22, 18:33). O zaman İsa’nın bütün bu sözlerini anımsadılar. Hemen şehre döndüler ve bütün bu gelişmeleri Onbirler’e anlattılar. İsa’nın ölümden dirildiği haberini ilk duyuranlar arasında Mecdelli Meryem, Yuhanna ve Yakup’un annesi Meryem bulunmaktaydı.

24:11-12   Elçiler kadınların bu haberine hiç inanmadılar. Onlara göre böyle bir haber kocakarı masallarından farksız bir şeydi. İnanılmaz ve hayal ürünü bir şey! Petrus şahsen mezara gidip içeride keten bezlerden başka bir şey görmeyinceye dek onlar böyle düşünüyorlardı. Bu bezler, İsa’nın cesedinin sıkı sıkıya sarılmış olduğu bezlerdi. Bu bezlerin mezarda açılmış olup olmadığını ya da hâlâ bir beden biçiminde bulunup bulunmadığını bilmiyoruz. Ama yine de hâlâ bir beden görünümü içerisinde bulmuş olacağını güvenle söyleyebiliriz. Öyle görünüyor ki Rab, bu kefenin içerisinden sanki bir kozadan çıkar gibi çıkmış olmalıdır. Geride kefen bezlerinin bırakılmış olmaları cesedin çalınmamış olduğunu gösterir; çünkü hırsızlar böyle bir girişimde bulunacak olsalardı, kefen bezlerini çıkarıp orada bırakacak kadar zamanları olmayacağından, bir an önce cesedi olduğu gibi alıp götürme yoluna giderlerdi. Olay karşısında şaşkına dönen Petrus bu gizemli olayı çözebileceğini düşünerek evine geri döndü. Bütün bunlar acaba ne demek oluyordu?

B. Emayus Yolundaki Yolculuk (24:13-35)

24:13   Emayus kasabasındaki iki öğrenciden biri Kleyopas adlı bir adamdı. İkincisinin kim olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Kimilerine göre bu, Kleyopas’ın karısıydı; kilise tarihi söylentilerinden birine göre de Luka’nın kendisidir. Burada şunu biliyoruz ki, bunların her ikisi de İsa’nın ilk seçtiği on iki öğrencilerden değildiler (bkz. ayet 33). Bu ikisi üzgün 1 bir şekilde, Kudüs’ten yaklaşık altmış ok atımı (11 kilometre) uzaklıktaki Emayus köyüne dönerlerken Rab’bin ölümü ve gömülüşü hakkında konuşuyorlardı.

24:14-18   Bunlar yolda yürürlerken yanlarına bir yabancı yaklaşarak onlara yoldaşlık etti. Gelen bu yabancı ölümden dirilen Rab’bin kendisiydi; ama onlar O’nu tanımadılar. Rab, onlara ne hakkında konuşmakta olduklarını sordu. Bu soru karşısında ilkin duraksadılar; yüzlerinde bir şaşkınlık ifadesi belirmişti. Söze giren Kleyopas, son günlerde Kudüs’te olup bitenleri yabancıların dahi bildiklerini söyleyerek, aralarına gelen bu yabancının bu olaylardan haberdar olmayışını şaşkınlıkla karşıladı.

24:19-24   İsa onların şaşkınlığını, “Hangi olup bitenler?” sorusunu sorarak bir o kadar daha artırdı. Onlar İsa’nın bu sorusunu ilkin olup bitenlerin Nasıralı İsa’yla ilgili olduğunu, sonra O’nun yargılanıp çarmıha gerildiğini söyleyerek yanıtladılar. İsa’yla ilgili umutlarının yok olduğunu, O’nun gömülen cesedinin de artık mezarda bulunmadığını söylediler. Söylenenlere göre öğrencilerden bazıları, O’nun yaşamakta olduğunu söyleyen melekleri bile görmüşlerdi.

24:25-27   Bunun üzerine İsa “Sizi akılsızlar!” diyerek onları Eski Antlaşma peygamberlerinin Mesih’le ilgili önbildirilerini fark etmedikleri gerekçesiyle sevgiyle azarladı. Mesih elem çekmeli, sonra da yüceliğine girmeliydi. Rab Tekvin bölümünden başlayıp peygamberlerin bütün yazılarından devam ederek Kutsal Yazıların hepsinde Kendisiyle, yani Mesih’le ilgili önbildirileri onlara bir bir açıkladı. Bu çok güzel bir İncil dersi olmalı. Bu ders verildiğinde keşke bizler de orada onlarla birlikte olabilseydik! Ama üzülmeyelim. Bizim elimizde de Eski Antlaşma var ve bize öğretecek olan Kutsal Ruh’a sahibiz. Bu nedenle bizler de Kutsal Yazıların hepsinde Kendisiyle ilgili şeyleri keşfedip öğrenebiliriz.

24:28-29   Artık öğrenciler evlerine yaklaşmışlardı. Geceyi kendileriyle birlikte geçirmesi için yol arkadaşlarını kendi evlerine davet ettiler. İsa sanki yoluna devam edecekmiş gibi yaptı. Çünkü O bir eve girmek için herhangi bir zorlama yapmazdı. Ancak öğrenciler sonunda O’nu kendileriyle kalmaya ikna edebilmişlerdi. Ama bunun sonucunda ne çok bereket almışlardı!

24:30-31   Akşam yemeğini yemek için sofraya oturduklarında İsa konuk değil, ev sahibi yerine oturmuştu.

O basit yemek kutsal bir yemeğe, ev de Tanrı’nın Evine dönüştü. Mesih’in her girdiği yerde böyle olur. O’nu ağırlayanlar, aynı şekilde iyi ağırlanırlar. Bu ikisi O’na evlerini açtı; O da şimdi onların gözlerini açıyor (Scripture Union Günlük Notları’ndan).

İsa ekmeği bölüp onlara verdiği zaman onların gözleri açıldı ve kendisini tanıdılar. İsa’nın ellerindeki çivi izlerini acaba görmüşler miydi? Sadece şunu biliyoruz ki, onların gözleri İsa’yı tanıyabilsinler diye mucizevî bir şekilde açılmıştı. Onlar İsa’yı tanır tanımaz İsa onların gözlerinin önünden kaybolmuştu.

24:32   Bundan sonra onlar İsa’yla birlikte gün boyu yapmış oldukları yolculuğu anımsadılar. İsa yolda kendileriyle konuşurken ve Kutsal Yazıları kendilerine açıklarken gerçekten de yürekleri sevinçle çarpmıştı. Kendileriyle birlikte yürüyen Öğretmen, ölümden dirilen Rab İsa’nın kendisiymiş de, haberleri yokmuş!

24:33   İsa aralarından kaybolup gittikten sonra bu öğrenciler geceyi Emayus köyünde geçireceklerine, hemen Kudüs’e gitmek için yola koyuldular ve vardıklarında Onbirler’i ve onlarla beraber olanları toplanmış buldular. Burada geçen “Onbirler” terimi, İsa’nın ilk öğrenci grubunun Yahuda dışında geri kalanı için kullanılan genel bir terimdir. Gerçekte burada, Yuhanna 20:24’ten anladığımız kadarıyla on bir öğrencinin tümü bulunmuyordu; ama yine de bu terim burada onların çoğunun toplu bir şekilde bir arada bulundukları anlamında kullanılmıştır.

24:34   Emayus köyünde yaşayan bu öğrenciler duyurmak istedikleri sevindirici haberleri daha onlarla paylaşmaya fırsat bulmadan, Kudüs’teki öğrenciler Rab’bin gerçekten dirilmiş olduğunu ve Simun Petrus’a göründüğünü sevinçle kutlamaktaydılar.

24:35   Bundan sonra sıra Emayus’lu öğrencilere geldi. Bunlar İsa’nın kendileriyle birlikte yürüdüğünü, evlerine konuk olduğunu ve ekmeği böldüğü zaman O’nu tanıdıklarını anlattılar.

C. İsa’nın Onbirlere Görünüşü (24:36-43)

24:36-41   Rab İsa’nın dirildikten sonraki bedeni et ve kemikten oluşan gerçek, elle tutulan, gözle görülen bir bedendi. Bu beden İsa öldüğünde mezara gömülen bedenin aynısı olduğu halde, dirilişten sonra artık bir daha hiç ölmemecesine değiştirilmiş bir beden durumuna getirilmişti. İsa bu yüceltilmiş bedeniyle kapıların kapalı olduğu odalara bile rahatlıkla girebiliyordu (Yu.20:19).

Bu, O’nun ilk Pazar akşamı yaptığı şeylerden biriydi. Öğrenciler başlarını kaldırıp O’nu gördüler ve O’nun şu sözlerini işittiler: “Size esenlik olsun!” Öğrenciler ise bir hayalet gördüklerini sanıp korkuya kapıldılar. İsa elleri ve ayaklarındaki izleri gösterdikten sonra onlar bunu anlamaya başladılar. O zaman bile bunun hâlâ inanılmaz bir şey olduğunu sanıyorlardı.

24:42-43   Bu durumda İsa kendisinin gerçekten de onların Hocası olan Rab İsa Mesih olduğunu göstermek amacıyla önlerinde bir parça kızarmış balık yedi.

Ç. İsa Öğrencilerinin Anlayışını Açıyor (24:44-49)

24:44-47   Bu ayetler Kurtarıcı’nın ölümden dirilişi ile göğe alınışı arasında vermiş olduğu öğretişlerin bir özeti olarak nitelendirilebilir. İsa ölümden dirilişinin kendisinin daha önce onlara vermiş olduğu sözlerinin gerçekleşmesi olduğunu söyledi. Eski Antlaşma’daki kendisiyle ilgili önbildirilerin tümünün gerçekleşmesi gerektiğini onlara bildirmemiş miydi? Musa’nın Yasası, peygamberlerin yazıları ve Mezmurlar Eski Antlaşma’nın üç temel kısmını oluştururlar. Üçü bir arada ele alındığında bunlar bütün Eski Antlaşma’yı temsil ederler. Eski Antlaşma peygamberlikleri ya da önbildirileri Mesih’le ilgili olarak neler söylüyordu? Bunları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Mesih elem çekmeliydi (Mez.22:1-21;Yşa.53:1-9).
  2. Mesih öldükten sonra üçüncü gün ölümden dirilmeliydi (Mez.16:10; Yun.1:17; Hoş.6:2).
  3. Günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Kudüs’ten başlayarak tüm uluslara O’nun adıyla duyurulacak.

İsa bütün bu Kutsal Yazıları anlayabilmeleri için onların zihinlerini açtı. Gerçekten de bu bölüm birçok açılan şeylerle doludur: Açılan mezar (a.12), açılan ev (a.29), açılan gözler (a.31), açılan Kutsal Yazılar (a.32), açılan dudaklar (a.35), açılan zihinler (a.45), ve açılan gökler (a.51).

24:48-49   Öğrenciler diriliş olayının tanıklarıydılar. Bu yüce haberin duyurucuları olarak dünyanın her köşesine gitmeliydiler. Ama ilkin Baba’nın vaat ettiğini, yani Kutsal Ruh’un Pentikost gününde gelişini beklemeleri gerekiyordu. Ölümden dirilen Mesih’in tanıklığını yapabilmeleri için gökten gelecek güçle kuşatılacaklardı. Kutsal Ruh’un geleceği Baba tarafından Eski Antlaşma’daki şu ayetlerde vaat edilmiştir: Yeşaya 43:3; Hezekiel 36:27; Yoel 2:28.

D. İnsanoğlu’nun Yukarı Alınışı (24:50-53)

24:50-51   İsa Mesih’in göğe alınışı, ölümden dirilmesinden kırk gün sonra oldu. Öğrencilerini Zeytin dağının batı yakasındaki Beytanya’nın yakınlarına kadar götürdü ve ellerini kaldırarak onları kutsadı (bereketledi). Onları kutsarken aralarından ayrılarak göğe alındı.

24:52-53   Öğrencileri İsa’ya tapınıp büyük sevinç içinde Kudüs’e döndüler. Bundan sonraki on günü sürekli olarak tapınakta Tanrı’yı övmekle geçirdiler.

Luka kitapçığı tapınaktaki, uzun zamandır beklenen Mesih’in gelişi için dua eden Rab’be bağlı inanlılarla açılmıştı. Şimdi de aynı yerde, bu dualarını yanıtladığı ve özledikleri kurtuluşu sağladığı için Tanrı’yı öven 2 ve yücelten Rabbe bağlı inanlılarla kapanmaktadır. Renan’ın, “Var olan en güzel kitap” diye tanımladığı Luka kitapçığının sonu için çok güzel bir görüntü. Amin!

 

Kutsal Kitap

1Kadınlar haftanın ilk günü*, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.
2 Taşı mezarın girişinden yuvarlanmış buldular.
3 Ama içeri girince Rab İsa’nın cesedini bulamadılar.
4 Onlar bu durum karşısında şaşırıp kalmışken, şimşek gibi parıldayan giysilere bürünmüş iki kişi yanlarında belirdi.
5 Korkuya kapılan kadınlar başlarını yere eğdiler. Adamlar ise onlara, “Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz?” dediler.
6 “O burada yok, dirildi. Daha Celile’deyken size söylediğini anımsayın.
7 İnsanoğlu’nun* günahlı insanların eline verilmesi, çarmıha gerilmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini bildirmişti.”
8 O zaman İsa’nın sözlerini anımsadılar.
9 Mezardan dönen kadınlar bütün bunları Onbirler’e* ve ötekilerin hepsine bildirdiler.
10 Bunları elçilere anlatanlar, Mecdelli Meryem, Yohanna, Yakup’un annesi Meryem ve bunlarla birlikte bulunan öbür kadınlardı.
11 Ne var ki, bu sözler elçilere saçma geldi ve kadınlara inanmadılar.
12 Yine de, Petrus kalkıp mezara koştu. Eğilip içeri baktığında keten bezlerden başka bir şey görmedi. Olay karşısında şaşkına dönmüş bir halde oradan uzaklaştı.
13 Aynı gün öğrencilerden ikisi, Yeruşalim’den altmış ok atımı uzaklıkta bulunan ve Emmaus denilen bir köye gitmekteydiler.
14 Bütün bu olup bitenleri kendi aralarında konuşuyorlardı.
15 Bunları konuşup tartışırlarken İsa yanlarına geldi ve onlarla birlikte yürümeye başladı.
16 Ama onların gözleri O’nu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.
17 İsa, “Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?” dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.
18 Bunlardan adı Kleopas olan O’na, “Yeruşalim’de bulunup da bu günlerde orada olup bitenleri bilmeyen tek yabancı sen misin?” diye karşılık verdi.
19 İsa onlara, “Hangi olup bitenleri?” dedi. O’na, “Nasıralı İsa’yla ilgili olayları” dediler. “O adam, Tanrı’nın ve bütün halkın önünde gerek söz, gerek eylemde güçlü bir peygamberdi.
20 Başkâhinlerle yöneticilerimiz O’nu, ölüm cezasına çarptırmak için valiye teslim ederek çarmıha gerdirdiler; oysa biz O’nun, İsrail’i kurtaracak kişi olduğunu ummuştuk. Dahası var, bu olaylar olalı üç gün oldu ve aramızdan bazı kadınlar bizi şaşkına çevirdiler. Bu sabah erkenden mezara gittiklerinde, O’nun cesedini bulamamışlar. Sonra geldiler, bir görümde, İsa’nın yaşamakta olduğunu bildiren melekler gördüklerini söylediler.
21 (SEE 24:20)
22 (SEE 24:20)
23 (SEE 24:20)
24 Bizimle birlikte olanlardan bazıları mezara gitmiş ve durumu, tam kadınların anlatmış olduğu gibi bulmuşlar. Ama O’nu görmemişler.”
25 İsa onlara, “Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!
26 Mesih’in* bu acıları çekmesi ve yüceliğine kavuşması gerekli değil miydi?” dedi.
27 Sonra Musa’nın ve bütün peygamberlerin yazılarından başlayarak, Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisiyle ilgili olanları onlara açıkladı.
28 Gitmekte oldukları köye yaklaştıkları sırada İsa, yoluna devam edecekmiş gibi davrandı. Ama onlar, “Bizimle kal. Neredeyse akşam olacak, gün batmak üzere” diyerek O’nu zorladılar. Böylece İsa onlarla birlikte kalmak üzere içeri girdi.
29 (SEE 24:28)
30 Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.
31 O zaman onların gözleri açıldı ve kendisini tanıdılar. İsa ise gözlerinin önünden kayboldu.
32 Onlar birbirine, “Yolda kendisi bizimle konuşurken ve Kutsal Yazılar’ı bize açıklarken yüreklerimiz nasıl da sevinçle çarpıyordu, değil mi?” dediler.
33 Kalkıp hemen Yeruşalim’e döndüler. Onbirler’i* ve onlarla birlikte olanları toplanmış buldular.
34 Bunlar, “Rab gerçekten dirildi, Simun’a görünmüş!” diyorlardı.
35 Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsa’yı nasıl tanıdıklarını anlattılar.
36 Bunları anlatırlarken İsa gelip aralarında durdu. Onlara, “Size esenlik olsun!” dedi.
37 Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.
38 İsa onlara, “Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?” dedi.
39 “Ellerime, ayaklarıma bakın; işte benim! Dokunun da görün. Hayaletin eti kemiği olmaz, ama görüyorsunuz, benim var.”
40 Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve ayaklarını gösterdi.
41 Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, “Sizde yiyecek bir şey var mı?” diye sordu.
42 Kendisine bir parça kızarmış balık verdiler.
43 İsa onu alıp gözlerinin önünde yedi.
44 Sonra onlara şöyle dedi: “Daha sizlerle birlikteyken, ‘Musa’nın Yasası’nda, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlar’da benimle ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir’ demiştim.”
45 Bundan sonra Kutsal Yazılar’ı anlayabilmeleri için zihinlerini açtı.
46 Onlara dedi ki, “Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adıyla duyurulacak.
47 (SEE 24:46)
48 Sizler bu olayların tanıklarısınız.
49 Ben de Babam’ın vaat ettiğini size göndereceğim. Ama siz, yücelerden gelecek güçle kuşanıncaya dek kentte kalın.”
50 İsa onları kentin dışına, Beytanya’nın yakınlarına kadar götürdü. Ellerini kaldırarak onları kutsadı.
51 Ve onları kutsarken yanlarından ayrıldı, göğe alındı.
52 Öğrencileri O’na tapındılar ve büyük sevinç içinde Yeruşalim’e döndüler.
53 Sürekli tapınakta bulunuyor, Tanrı’yı övüyorlardı.

1. NU metni bunu şöyle yazmaktadır: “‘Birbirinizle konuştuğunuz bu şey nedir böyle?’ Onlar da üzgün bir şekilde oldukları yerde durdular.”

2. NU metni buradaki “överek ve” sözü ile sondaki “Amin” sözünü dışarıda tutar