Luka 4

4
Luka Bölüm 4

 

Ç. Denenmeyle Yapılan Hazırlık (4:1-13)

4:1   Rabbimiz İsa’nın Kutsal Ruh’la dolu olmadığı tek bir saniye dahi olmamıştır. Ama bu gerçek, bu ayette özellikle O’nun çölde Şeytan tarafından denenmesiyle bağlantılı olduğu için kullanılmıştır.

Kutsal Ruh’la dolu olmak, bütünüyle O’nun boyunduruğu altına girmek ve Tanrı’nın her Sözü’ne itaat etmek demektir. Ruh’la dolu olan bir kimse, hayatında bildiği bütün günahları ve benliğini dışarıya atmış, bunun yerine yüreğini Tanrı Sözü ile doldurmuş olan kimsedir. İsa vaftiz olduğu Ürdün nehrinden geri dönerken Ruh’un yönlendirmesiyle çölde dolaştırıldı. Bu çöl, Ölü deniz kıyılarındaki Yahudiye çölü olabilir.

4:2-3   Rabbimiz çöldeyken kırk gün süreyle İblis tarafından sınandı. Bu kırk gün içerisinde hiçbir şey yemedi. Kırkıncı günün sonunda, hepimizin yakından bildiği üç ayrı sınama ile karşı karşıya geldi. Aslında bu üç sınama üç ayrı yerde meydana gelmiştir: Çölde, bir dağda ve Kudüs’teki tapınakta. Acıktı sözü, İsa’nın gerçek insan yönünü yansıtır. Birinci sınamanın hedefi İsa’nın açlığına yönelikti. Şeytan, Rabbimize yaklaşarak göksel gücünü, bedensel açlığını gidermek için kullanmasını önerdi. İsa’nın taşı ekmeğe dönüştürmesi, aslında bütünüyle normal ve doğru bir davranıştır. Ancak burada önemli olan nokta, İsa’nın Şeytan’ın sözlerini değil, göksel Babasının Sözlerini dinlemesi ve sadece O’na tâbi olmasıdır.

4:4   İsa bu sınamaya Kutsal Yazılardan aldığı bir ayetle karşılık verdi (Tes.8:3). Önemli olan fiziksel açlığı gidermek değil, Tanrı’nın Sözüne itaat etmektir. İsa burada İblis ile tartışmaya girmedi. Darby şöyle yazıyor: “Kutsal Ruh’un gücüyle kullanılırsa, tek bir ayet dahi karşı tarafı susturabilir. Ruhsal mücadelelerde güç elde etmenin sırrı, Tanrı Sözünü doğru bir şekilde kullanabilmektir.”

4:5-7   İblis, ikinci sınamada İsa’ya bir anda dünyanın bütün ülkelerini gösterdi. Şeytan’ın, elindekileri İsa’ya göstermesi uzun sürmez. O, İsa’ya dünyayı değil, ama bu dünyanın… egemenlik ve görkemlerini gösterdi. O’na bunları sundu. Bir anlamda bütün bunlar şimdi Şeytan’ın elindedir. Şeytan, insanın günahı yüzünden “bu dünyanın yöneticisi” (Yu.12:31; 14:30; 16.11); “bu çağın ilahı” (2Ko.4:4) ve “havadaki hükümranlığın egemeni” (Ef.2:2) olmuştur. Tanrı, “bu dünyanın egemenliklerinin” bir gün Rabbimizin ve Mesih’inin egemenlikleri olmasını amaçlamıştır (Esi.11:15). Bu nedenle Şeytan, Rabbimize, sonuçta zaten Rabbimizin alacağı şeyleri sunmaya kalkmıştır.

Ancak tahta çıkmak hemen öyle kolay değildir. İlkin çarmıha çıkmak gerekir. Tanrı’nın belirlemelerine göre, Rab İsa’nın yüceliğe girmesi, yani tahta oturabilmesi için önce acı çekmesi gerekiyordu. Yanlış ve hatalı yollarla tahta yasal olarak çıkamazdı. Şeytan’ın sunduğu ödül ne kadar yüksek olursa olsun, Rabbimiz, İblis’e hiçbir ortamda bir an dahi tapınmamalıydı.

4:8   Böylece Rab, karşılık olarak Şeytan’a Tesniye 6:13’ü gösterdi. Buna göre İsa bir insan olarak Tanrı’ya tapınıp yalnız O’na kulluk etmelidir.

4:9-11   Üçüncü sınamasında İblis, İsa’yı Kudüs’teki tapınağın tepesine çıkardı ve kendisini oradan aşağıya atmasını önerdi. Tanrı, Mezmur 91:11-12’de Mesih’i koruyacağına söz vermemiş miydi? Belki de Şeytan, İsa’ya çarpıcı bir gösteri yaparak Kendisinin Mesih olduğunu kanıtlaması için ayartıyordu. Malaki Peygamber, Mesih’in, tapınağına aniden geleceğini bildirmişti (Mal.3:1). O halde burada İsa’nın elinde bir tür kaçamak fırsatı bulunuyordu. Bu kaçamak fırsatına göre, İsa çarmıh üzerindeki ölüme gitmeden, vaat edilen Kurtarıcı olarak büyük bir üne ve saygınlığa sahip olabilirdi.

4:12   İsa bu üçüncü denenmeye de, yine Kutsal Kitap’tan aldığı bir ayetle karşılık verdi. Tesniye 16:16’ya göre, Tanrı’yı sınamak yasaklanmıştı.

4:13   İblis, Ruh’un kılıcıyla delik deşik olduktan sonra, başka bir fırsat buluncaya dek İsa’nın yanından ayrıldı. Denenmeler ya da sınanmalar insanın karşısına sürekli ve düzenli bir şekilde değil, hiç beklenmedik bir zamanda aniden çıkar.

Denenmelerle ilgili olarak birkaç önemli noktadan söz etmemiz yararlı olacak:

  1. Luka’nın bu sınanmayı anlatırken yaptığı sıralama Matta’nınkinden değişiktir. İkinci ile üçüncü denenmeler sıralamada yer değiştirmişlerdir. Bunun niçin böyle olduğunu bilmiyoruz.
  2. Her üç durumda da amaçlanan sonuç yeterince doğru olduğu halde, bunu elde etmek için başvurulacak yollar yanlıştı. Şeytan’a ya da herhangi bir yaratığa itaat edip sözünü dinlemek daima yanlıştır. Tanrı’yı denemek yanlıştır.
  3. Birinci deneme bedenle, ikincisi canla, üçüncüsüyse ruhla ilgiliydi. Her bir denenme, sırasıyla bedenin arzularına, gözlerin arzularına ve hayat gururuna hitap ediyordu.
  4. Bu üç deneme de, insan varlığının en güçlü üç dürtüsü etrafında dönmektedir: bedensel şehvet ve arzular; yetki, güç ve mal edinme arzusu; ve son olarak da, insanlar önünde beğenilme ve tanınma arzusu. Mesih inanlıları rahatlık ve kolaylığa alışma, dünyada önemli bir mevki seçme ve inanlılar topluluğunda baş köşeyi alma konularında ne de çok ayartılıyorlar!
  5. Dikkat edilecek olursa, Şeytan her üç sınamasında da dinsel terimler kullandı. Sınamalarını, dıştan gösterdiği dindarlıkla örtmeye, kendini tatlı göstermeye çalıştı. Kutsal Kitap’tan ayetler bile gösterdi (10,11. ayetler).

James Stewart bu konuda şunları söylüyor:

İsa’nın sınanmasının anlatıldığı bu kayıtlarda yapılan bir çalışma şu iki noktayı aydınlığa çıkarmaktadır. İlkin denenmenin her zaman günah olmadığını kanıtlamaktadır. İkinci olarak, bu anlatılanlar İsa’ya daha sonra iman etmiş bir inanlının şu büyük sözlerini aydınlığa çıkarmaktadır: “Kendisi sınandığında acı çektiğine göre, sınananlara yardım edebilir” (İbr.2:18). 1

Bazen şöyle bir itirazla karşılaşıyoruz: Eğer İsa günah işleyecek bir yapıda değilse, o zaman O’nun karşılaştığı bütün sınamalar anlamsız ve boştu. Madem ki İsa Tanrı’dır, o zaman Tanrı asla günah işleyemez. Rab İsa Tanrılık niteliklerini hiçbir zaman bırakmamıştır. O’nun Tanrılığı, yeryüzünde yaşadığı zaman içerisinde sadece örtülmüş, ama hiçbir zaman bir tarafa bırakılmamıştır. Bazıları O’nun Tanrı olarak günah işleyemeyeceğini, ama insan olarak işleyebileceğini söylemektedir. Ama O hâlâ hem Tanrı hem de insandır. O’nun bugün günah işleyeceği düşünülemez! İsa’nın çölde denenmesindeki amaç, O’nun günah işleyip işlemeyeceğini kanıtlamak değil, günah işleyemeyeceğini göstermekti. Çünkü ancak böyle kutsal ve günahsız bir kimse bizim Kurtarıcımız olabilirdi.

D. Öğretişlerle Yapılan Hazırlık (4:14-30)

4:14-15   13 ile 14’üncü ayetler arasında yaklaşık bir yıllık boşluk bulunmaktadır. Rab bu dönem içerisinde Yahudiye bölgesinde ruhsal hizmet vermiştir. Bu dönemde vermiş olduğu hizmetler İncil’de sadece Yuhanna 2-5. bölümlerde anlatılır.

İsa, halka yönelik hizmetinin ikinci yılına başlamak için Kutsal Ruh’un gücüyle donanmış olarak Celile’ye geri döndüğü zaman, Kendisiyle ilgili haber bütün bölgeye yayıldı. Havralarda ders vererek, herkes tarafından beğenilir ve yüceltilir olmuştu.

4:16-21   İsa çocukluğunun geçtiği Nasıra kasabasında her Sept günü, yani Cumartesi günleri düzenli olarak havraya giderdi. O’nun düzenli olarak yaptığı iki şey daha vardı. Düzenli olarak dua etmek (Luk.22:39) ve başka insanlara öğretmek (Mar.10:1).

Yine bir Sept günü gitmiş olduğu havrada Eski Antlaşma yazılarından bir bölüm okumak için ayağa kalktı. Havradaki görevlilerden birisi O’na, üzerinde Yeşaya Peygamberin yazıları bulunan bir tomar verdi. Tomarı açan İsa, bugün Yeşaya 61. bölümde bulunan ilk iki ayeti okumaya başladı. Bu ayetler, her zaman, Mesih’in yapacağı hizmetin açıklandığı ayetler olarak kabul edilmiştir. İsa bu sözleri okuyup “Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine gelmiştir” dediği zaman, açıkça şunu dile getiriyordu: İsrail’in beklediği Mesih Ben’im!

Mesih’in üstlenip yerine getireceği görevlerin hangi alanları kapsayacağına dikkat edin. İsa, insan soyunu tarih boyunca etkisi altında tutmuş olan şu büyük sorunları ortadan kaldırmak için gelmişti:

Yoksulluk Müjdeyi yoksullara duyurmak.
Tutsaklık Tutsaklara serbest bırakılacaklarını,
Elem körlere gözlerinin açılacağını duyurmak.
Baskı Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak.

Kısacası O, Rab’bin lütuf yılının yani bu dünyanın ah çeken, ağlayan insanları için yeni bir dönem başladığını duyurmaya gelmişti. O geldiğinde Kendisini bizi rahatsız eden, bize acı veren bütün sorunları ortadan kaldıracak Kişi olarak tanıttı. Bu rahatsızlıklar ister fiziksel, isterse ruhsal olsun, çözümleri yine Rab İsa Mesih’in Kendisindedir.

O’nun, “Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için…” diyerek durmuş olması çok önemlidir. Dikkat edilecek olursa İsa burada Yeşaya’daki sözlerin devamı olan şu sözlerin alıntısını yapmamıştır: “…Tanrımızın öç alma günü.” O’nun yeryüzüne Birinci Gelişindeki amaç, Rab’bin lütuf yılını ilan etmekti. İçinde bulunduğumuz lütuf çağı, makbul bir zamandır ve hâlâ bir kurtuluş günüdür. Ama yeryüzüne ikinci defa geldiğinde, bu kez zaman O’nun Tanrı’nın öcünü alma zamanı olacaktır. Buradaki lütuf dönemi bir yıl olarak tanımlanırken, öç alma zamanından yalnız bir gün olarak söz edilmesi ilginçtir.

4:22   İnsanlar açıkça etkilendiler. Ağzından çıkan lütufkâr sözler nedeniyle herkes İsa’ya hayran kalıyor, O’nu iyi sözlerle övüyordu. Yusuf’un oğlu olan marangozun nasıl böyle birden üstün özellikler sergileyebildiği onlar için bir sır olmuştu.

4:23   Rab İsa insanlar arasında kazandığı bu saygınlık ve ünün sadece yüzeyde kaldığını biliyordu. Çünkü insanlar O’nun gerçek kimliğini ve değerini kavrayamamıştı. Onlara göre İsa, kendi kasabalarından çıkan başarılı bir Kefernahum genciydi. Onların Kendisine, “Ey hekim, önce kendini iyileştir!” demelerini bekliyordu. Bu özdeyiş genelde şöyle bir anlama gelirdi: “Başka insanlara yaptığın şeyleri önce kendine yap! Başkalarını iyileştireceğine kendi durumunu iyileştir.” Ama buradaki söylenmek istenen şey birazcık farklıdır. Bu fark, bir sonraki sözlerde açıkça görülüyor: “Kefernahum’da yaptıklarını duyduk. Aynısını burada, kendi memleketinde de yap!” (yani Nasıra’da). O’nunla alay ediyor, başka yerlerde yaptığı mucizeleri Nasıra’da yaparak onların alaylarından kurtulsun diye meydan okuyorlardı.

4:24-27   Rab onların bu isteğini, insan ilişkilerinde derine yerleşmiş bir ilkeyi anımsatarak yanıtladı. Büyük insanlara kendi doğup büyüdükleri yerlerde değer verilmez. Bundan sonra İsa, Eski Antlaşma’dan, ilkin Tanrı halkına gönderilen, fakat değeri bilinmeyip reddedilen, bu nedenle de uluslara gönderilen iki peygamberi anımsattı. İsrail’de korkunç bir kıtlığın baş gösterdiği günlerde İlyas Peygamber, çok sayıda oldukları halde Yahudilerin dul kadınlarına değil, Sayda diyarında bulunan uluslardan gelme bir dul kadına gönderilmişti. Yine, İsrail’de birçok cüzamlı olduğu halde, Elişa Peygamber bunların hiç birine gönderilmemiş, uluslardan gelme Suriyeli başkomutan Naaman’a gönderilmişti. İsa’nın bu sözlerinin Yahudilerin düşüncelerinde bıraktığı etkiyi bir düşünün. Yahudiler kadınları, cüzamlıları ve kendileri dışında kalan ulusları toplumun en düşük tabakası olarak görüyorlardı. Ama Rab İsa burada bu üç grubu da, iman etmeyen Yahudilerin üzerinde bir seviyeye çıkarıyordu! O’nun burada söylediği şey, Eski Antlaşma’daki tarihin, bu olaylarla tekerrür edeceği, yani yineleneceğiydi. Yapmış olduğu mucizelere rağmen sadece kendi kasabası olan Nasıra’da değil, bütün İsrail ulusunca reddedilecekti. İşte o zaman tıpkı İlyas ve Elişa peygamber gibi O da İsrail’i bırakacak ve diğer uluslara gidecekti.

4:28   Nasıra halkı İsa’nın ne demek istediğini çok iyi anlamıştı. Kendilerinin bir tarafa bırakılıp diğer uluslara öncelik ve değer verilmesini sindiremediler. J.C. Ryle şu yorumda bulunuyor:

“İnsanlar, Mesih’in bildirmiş olduğu Tanrı’nın Egemenlik hakkı öğretişinden nefret ederler. Oysa Tanrı’nın onların arasında herhangi bir mucize yaratmaya hiçbir zorunluluğu yoktu.” 2

4:29-30   Havrada bulunanların hepsi İsa’nın bu sözlerini duyunca öfkelerinden ne yapacaklarını bilemediler. O’nu yaka paça kentin dışına itelediler. Uçurumdan aşağı atmak için kentin kurulu olduğu tepenin yamacına getirdiler. Kuşkusuz bu olay, göksel veliahdın ortadan kaldırılması amacıyla Şeytan tarafından düzenlenen komploların bir yenisiydi. Ama bu komploya rağmen İsa, kendisine düşmanca bakan halkın arasından rahatlıkla geçerek kenti terk etti. Düşmanları O’nu durduramadı. Hepsi adeta donup kalmıştı. Bildiğimiz kadarıyla İsa bundan sonra Nasıra kasabasına bir daha asla dönmedi.

IV- İNSANOĞLU GÜCÜNÜ KANITLIYOR (4:31 – 5:26)

A- Kötü Ruh Üzerindeki Yetkisi (4:31-37)

4:31-34   Nasıra’nın kaybı Kefernahum’un kazancıydı. Kefernahum halkı, O’nun öğretişlerinin göksel bir yetkiye dayandığını kabul ediyordu. Çünkü İsa’nın sözleri onları hem etkiliyor, hem de vicdanlarına dokunuyordu. 31 ile 41’inci ayetler Rabbimizin yaşamındaki tipik bir Sept gününü anlatır. Bu ayetler İsa’yı cinler ve hastalıklar üzerinde egemen bir Efendi olarak gösterir. İsa bu olayda önce bir havraya gitti ve orada cine tutsak, içinde kötü ruh olan bir adamla karşılaştı. Burada geçen kötü sıfatı, sık sık murdar ya da pis anlamlarında da kullanılmakta (bkz. eski çeviri), bu sıralamada bulunan cinlere “murdar ruhlar” da denilmektedir. Buna göre bu cinler sadece kendileri murdar olmakla kalmamakta, ele geçirdikleri insanların hayatlarını da murdarlaştırmaktadırlar. Cinlerin, insanı gerçek anlamda ele geçirdikleri bu ayetlerde açıkça görülüyor. İlkin çılgınca bağırmalar görüyoruz: Bırak bizi! Burada ayrıca cinlerin, İsa’yı “Tanrı’nın Kutsalı” (Mar.1:24) olarak kabul ettiklerini de görüyoruz. Yani cinler, İsa’nın bir gün Şeytan’ı ve onun bütün ordularını bütünüyle ortadan kaldıracağını şimdiden bilmektedirler.

4:35   İsa cine iki yönlü bir emir verdi: Sus ve çık o adamdan! Bu azarlama üzerine cin herkesin önünde adamı yere çarptıktan sonra, ona hiç zarar vermeden içinden çıktı.

4:36-37   Halk bu olan bitenler karşısında şaşırıp kalmıştı! Acaba İsa’nın sözlerinde ne gibi bir şey vardı da, kötü ruhlar bile O’na itaat ediyordu? İsa’nın bu tanımlanamayan yetkisi ve gücü acaba neydi? İsa’yla ilgili haberin o bölgenin her yanında bir anda yankılanmaya başladığını gördüğümüz zaman buna şaşmayalım!

İsa’nın fiziksel alanda gerçekleştirmiş olduğu bütün mucizeler, O’nun ruhsal alanda gerçekleştirdiği mucizelerin benzetmeleridir. Örneğin Luka bölümünde sıralanan İsa’nın mucizeleriyle ilgili şu ruhsal dersleri öğrenmekteyiz:

Fiziksel Alanda   Ruhsal Dersleri
Kötü ruhların kovulması 4:31-37 Günahın kirliliği ve bozukluğundan kurtulmak.
Petrus’un kaynanasının yüksek ateşinin iyileştirilmesi 4:38-39 Günahın neden olduğu rahatsızlık ve güçsüzlükten rahatlamak.
Cüzamlının iyileştirilmesi 5:12-16 Günahın getirdiği umutsuzluk ve iğrençlikten kurtulmak (bkz. 17:11-19).
Felçli adamın iyileştirilmesi 5:17-26 Günahın getirdiği felçten ve Tanrı’ya hizmet edememe hastalığından özgür olmak.
Dul kadının oğlunun ölümden diriltilmesi 7:11-17 Günahlı insanlar günahları içerisinde ölüdürler ve diriltilip yaşama geri getirilmeleri gerekir (ayrıca bkz. – 8:49-56).
Fırtınanın dindirilişi 8:22-25 Mesih, inanlılarının yaşamlarında ortaya çıkabilecek bütün fırtınaları durdurabilir.
Cine tutsak adamdan “Tümen”in kovulması 8:26-39 Günah insan hayatında şiddet ve deliliği ortaya çıkarır, insanı uygar toplumdan dışarıya atar. Oysa Rab böyle bir insana akıllılık, sakinlik ve Kendisiyle olan güzel bir paydaşlık vaat etmektedir.
İsa’nın giysisinin eteğinin ucuna değen kadının iyileştirilmesi 8:43-48 Günah nedeniyle gelen depresyon ve yoksulluk.
5000 kişinin doyuruluşu 9:10-17 Tanrı’nın vereceği ruhsal ekmekten yoksun olup açlık çeken insanlar. Mesih, böyle insanları, öğrencileri aracılığıyla doyurup bereketlemek istiyor.
Cine tutsak oğulun iyileştirilmesi 9:37-43 Günahın getirdiği gaddarlığa karşılık olarak Mesih’in şifa veren gücü.
Hastalık ruhu bulunan kadının iyileştirilmesi 13:10-17 Günah insanı insanlıktan çıkararak sakat bir duruma sokar. Ama İsa’nın dokunması, mükemmel bir şifa getirir.
Vücudu su toplamış adamın iyileştirilmesi 14:1-6 Günah insan hayatında rahatsızlık, gerginlik ve tehlikelerin ortaya çıkmasına neden olur.
Kör dilencinin iyileştirilmesi 18:35-43 Günah insanın sonsuzlukla ilgili ruhsal gerçekleri görmesine engel olur. Yeniden doğuş ise, insanın körleşen ruhsal gözlerinin yeniden açılışıdır.

B. Ateş Üzerindeki Yetki (4:38-39)

Bundan sonra İsa, Simun’un evine gitti. Simun’un kaynanası yüksek ateşle hasta yatıyordu. İsa kadının başucunda oturup ateşi azarlayınca, ateş kadını bırakıverdi. Gelen şifa sadece ani olmakla kalmadı, aynı zamanda mükemmel bir şekilde gerçekleşti. Çünkü iyileşen kadın ayağa kalktı ve hemen evde bulunanlara hizmet etmeye başladı. Genellikle böyle yüksek bir ateş insanı zayıf ve güçsüz bırakır (Papazların bekâr kalmaları gerektiğini savunanlar bu ayetleri, Petrus’un evli olduğu açıkça anlaşıldığı için pek beğenmezler).

C. Hastalıklar ve Cinler Üzerindeki Güç (4:40-41)

4:40   Sept günü biterken birçok kişi çeşit çeşit hastalık ve rahatsızlıklardan özgür olsunlar diye tanıdıkları tarafından İsa’ya getirilmişti. Gelenler arasında birçokları cine tutsaktı. Hepsi de iyileşmek ve özgür olmak istiyordu. İsa onların hepsini iyileştirerek hiç birini eli boş göndermedi. Hastaların üzerine ellerini koyup iyileştirdi, cine tutsak olanlardan cinleri kovdu. Bugün kendilerinin şifa verdiğini iddia eden bazı vaizler, bunu genellikle önceden seçilen kişiler ile sınırlarlar. İsa ise hastaların hiç birini geri çevirmeden, hepsini teker teker iyileştirmiştir.

4:41   Kovulan cinler, İsa’nın Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğunu biliyorlardı. Ama İsa onları azarlayarak konuşmalarına izin vermiyordu. Onların susturulmaları gerekiyordu. Onlar İsa’nın Mesih olduğunu biliyordu. Ne var ki bu gerçeğin duyurulması onlara kalmamıştı. Tanrı bu gerçeğin daha iyi yollarla duyurulmasını amaçlamıştı.

Ç. Vaaz Yoluyla Gelen Güç (4:42-44)

Ertesi gün İsa, Kefernahum yakınlarında ıssız bir yere çekildi. Halk ise O’nu bulana dek aramaya girişmişti. O’nu bulduklarında yanlarında alıkoymaya çalıştılar. Ama O, Celile’nin öbür kentlerine de gidip Tanrı’nın Egemenliğiyle ilgili müjdeyi yayması gerektiğini söyledi. Böylece havradan havraya dolaşıp Tanrı sözünü duyurmaya devam etti. Egemen Kral, İsa’nın Kendisiydi. O, insanlar üzerinde egemenlik sürmek istiyordu. Ama bunun olabilmesi için insanların önce tövbe edip günahlı yollarından dönmeleri gerekiyordu. O, günahlarından dönmek istemeyen insanlar üzerinde egemenlik süremez. Zaten engel olan şey de buydu. İnsanlar politik sorunlardan kurtulup İsa’yı başlarında siyasî bir lider olarak görmek istiyor; ama daha da önemli olan bir şeyden, yani kendi günahlarından kurtulmayı istemiyorlardı.

 

Kutsal Kitap

1 Kutsal Ruh’la dolu olarak Şeria Irmağı’ndan dönen İsa, Ruh’un yönlendirmesiyle çölde dolaştırılarak kırk gün İblis tarafından denendi. O günlerde hiçbir şey yemedi. Dolayısıyla bu süre sonunda acıktı.
2 (SEE 4:1)
3 Bunun üzerine İblis O’na, “Tanrı’nın Oğlu’ysan, şu taşa söyle ekmek olsun” dedi.
4 İsa, “‘İnsan yalnız ekmekle yaşamaz’ diye yazılmıştır” karşılığını verdi.
5 Sonra İblis İsa’yı yükseklere çıkararak bir anda O’na dünyanın bütün ülkelerini gösterdi.
6 O’na, “Bütün bunların yönetimini ve zenginliğini sana vereceğim” dedi. “Bunlar bana teslim edildi, ben de dilediğim kişiye veririm.
7 Bana taparsan, hepsi senin olacak.”
8 İsa ona şu karşılığı verdi: “‘Tanrın Rab’be tapacak, yalnız O’na kulluk edeceksin’ diye yazılmıştır.”
9 İblis O’nu Yeruşalim’e götürüp tapınağın tepesine çıkardı. “Tanrı’nın Oğlu’ysan, kendini buradan aşağı at” dedi.
10 “Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Tanrı, seni korumaları için Meleklerine buyruk verecek.’
11 ‘Ayağın bir taşa çarpmasın diye Seni elleri üzerinde taşıyacaklar.'”
12 İsa ona şöyle karşılık verdi: “‘Tanrın Rab’bi denemeyeceksin!’ diye buyrulmuştur.”
13 İblis, İsa’yı her bakımdan denedikten sonra bir süre için O’nun yanından ayrıldı.
14 İsa, Ruh’un gücüyle donanmış olarak Celile’ye döndü. Haber bütün bölgeye yayıldı.
15 Oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.
16 İsa, büyüdüğü Nasıra Kenti’ne geldiğinde her zamanki gibi Şabat Günü* havraya gitti. Kutsal Yazılar’ı okumak üzere ayağa kalkınca O’na Peygamber Yeşaya’nın Kitabı verildi. Kitabı açarak şu sözlerin yazılı olduğu yeri buldu:
17 (SEE 4:16)
18 “Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjde’yi iletmek için meshetti*. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, Körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak Ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için Beni gönderdi.”
19 (SEE 4:18)
20 Sonra kitabı kapattı, görevliye geri verip oturdu. Havradakilerin hepsi dikkatle O’na bakıyordu.
21 İsa, “Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine gelmiştir” diye konuşmaya başladı.
22 Herkes İsa’yı övüyor, ağzından çıkan lütufkâr sözlere hayran kalıyordu. “Yusuf’un oğlu değil mi bu?” diyorlardı.
23 İsa onlara şöyle dedi: “Kuşkusuz bana şu deyimi hatırlatacaksınız: ‘Ey hekim, önce kendini iyileştir! Kefarnahum’da yaptıklarını duyduk. Aynısını burada, kendi memleketinde de yap.'”
24 “Size doğrusunu söyleyeyim” diye devam etti İsa, “Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.
25 Yine size gerçeği söyleyeyim, gökyüzünün üç yıl altı ay kapalı kaldığı, bütün ülkede korkunç bir kıtlığın baş gösterdiği İlyas zamanında İsrail’de çok sayıda dul kadın vardı.
26 İlyas bunlardan hiçbirine gönderilmedi; yalnız Sayda bölgesinin Sarefat Kenti’nde bulunan dul bir kadına gönderildi.
27 Peygamber Elişa’nın zamanında İsrail’de çok sayıda cüzamlı* vardı. Bunlardan hiçbiri iyileştirilmedi; yalnız Suriyeli Naaman iyileştirildi.”
28 Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.
29 Ayağa kalkıp İsa’yı kentin dışına kovdular. O’nu uçurumdan aşağı atmak için kentin kurulduğu tepenin yamacına götürdüler.
30 Ama İsa onların arasından geçerek oradan uzaklaştı.
31 Sonra İsa Celile’nin Kefarnahum Kenti’ne gitti. Şabat Günü* halka öğretiyordu.
32 Yetkiyle konuştuğu için O’nun öğretişine şaşıp kaldılar.
33 Havrada cinli, içinde kötü ruh olan bir adam vardı. Adam yüksek sesle, “Ey Nasıralı İsa, bırak bizi! Bizden ne istiyorsun?” diye bağırdı. “Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı’nın Kutsalı’sın sen!”
34 (SEE 4:33)
35 İsa, “Sus, çık adamdan!” diyerek cini azarladı. Cin adamı herkesin önünde yere vurduktan sonra, ona hiç zarar vermeden içinden çıktı.
36 Herkes şaşkına dönmüştü. Birbirlerine, “Bu nasıl söz? Güç ve yetkiyle kötü ruhlara çıkmalarını buyuruyor, onlar da çıkıyor!” diyorlardı.
37 İsa’yla ilgili haber o bölgenin her yanında yankılandı.
38 İsa havradan ayrılarak Simun’un evine gitti. Simun’un kaynanası hastaydı, ateşler içindeydi. Onun için İsa’dan yardım istediler.
39 İsa kadının başucunda durup ateşi azarladı, kadının ateşi düştü. Kadın hemen ayağa kalkıp onlara hizmet etmeye başladı.
40 Güneş batarken herkes çeşitli hastalıklara yakalanmış akrabalarını İsa’ya getirdi. İsa her birinin üzerine ellerini koyarak onları iyileştirdi.
41 Birçoğunun içinden cinler de, “Sen Tanrı’nın Oğlu’sun!” diye bağırarak çıkıyordu. Ne var ki, İsa onları azarladı, konuşmalarına izin vermedi. Çünkü kendisinin Mesih* olduğunu biliyorlardı.
42 Sabah olunca İsa dışarı çıkıp ıssız bir yere gitti. Halk ise O’nu arıyordu. Bulunduğu yere geldiklerinde O’nu yanlarında alıkoymaya çalıştılar.
43 Ama İsa, “Öbür kentlerde de Tanrı’nın Egemenliği’yle ilgili Müjde’yi yaymam gerek” dedi. “Çünkü bunun için gönderildim.”
44 Böylece Yahudiye’deki havralarda Tanrı sözünü duyurmaya devam etti.

1. Stewart, Life and Teaching, s.45

2. John Charles Ryle, Expository Thoughts on the Gospels, St. Luke, I.121