Markos 10

10
Markos Bölüm 10

 

F. Evlilik ve Boşanma (10:1-12)

10:1   Rabbimiz, Celile’den Şeria nehrinin doğusundaki bölge olan güneydoğudaki Perea’ya gitti. Perea görevi 10:45’e kadar uzanır.

10:2   Kısa bir süre sonra Ferisiler O’nu yine buldular. Öldürmek için bir kurt sürüsü gibi hareket ediyorlardı. O’nu tuzağa düşürmek gayretiyle boşanmanın Kutsal Yasa’ya uygun olup olmadığını sordular. O da onları Musa’nın yazdığı İlk Beş Kitaba (Tevrat) havale etti. “Musa size ne buyurdu?

10:3-9   Musa’nın izin vermiş olduğunu söyleyerek O’nun sorusundan kaçındılar. Musa, erkeğin bir boş kağıdı yazarak karısını boşamasına izin verdi. Ama bu, Tanrı’nın gerçek düşüncesi değildi; yalnızca insanların yüreğinin katılığından ötürü izin verildi. Tanrısal plan, erkekle kadını yaşadıkları sürece evlilikte birleştirmekti. Bu olay Tanrı’nın cinsiyeti yaratmasına kadar gider. Adam, annesini babasını bırakacak ve öyle ki, evlilikte karısıyla bir beden olacaktır. Bunun için, Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmamalıdır.

10:10   Öyle görünüyor ki, öğrencileri bile bunu kabullenmekte zorlandılar. O zamanlar kadınların toplumda saygın bir yeri ya da güvenliği yoktu. Sık sık hor görüldüler. Adam, karısından memnun değilse, onu boşayabiliyordu. Kadının başvurabileceği hiç bir yol yoktu. Birçok bakımdan bir mal gibi davranılıyordu.

10:11-12   Öğrenciler Rab’be daha çok soru sorduklarında, anlamlı olarak boşanmadan sonraki (boşanan ister erkek, ister kadın olsun) evliliğin zina olduğunu söyledi. Bu ayet olduğu gibi alınırsa, her türlü durumda boşanmanın yasak olduğunu gösterir. Ama Matta 19:9’da bir istisna var. Eşlerden biri cinsel ahlaksızlıkla suçlu olursa, diğerinin boşanmasına izin verilir ve tahmini olarak da yeniden evlenmekte özgürdür. Ayrıca 1. Korintliler 7:15’te, imanlı bir eşin imanlı olmayan eş tarafından terk edildiğinde, yeniden evlenmesine izin verilmesi mümkün görünmektedir.

Elbette, boşanma ve yeniden evlenmeyle ilgili zorluklar vardır. İnsanlar evliliğin karışık bir yumak olmasına neden olduklarından, bunu açmak için Süleyman’ın bilgeliğine gereksinim vardır. Bu karışık yumaklardan sakınmanın tek yolu boşanmaktan kaçınmaktır. Boşanma içerdiği kişilerin yaşamları üzerine bir bulut tabakasıyla soru işaretini koyar. Boşanmış kişiler yerel topluluğa üye olmak istedikleri zaman ihtiyarlar durumu Tanrı korkusuyla gözden geçirmelidir. Her durum farklıdır ve bireysel olarak düşünülmelidir.

Bu paragraf yalnızca Mesih’in evliliğin kutsallığıyla ilgili konuya değinmeyip kadın haklarına olan ilgisini de gösterir. Mesih İnancı kadınlara yeryüzündeki dinlerin hiç birinde bulunmayan çok özel bir önem verir.

G. Küçük Çocukların Kutsanması (10:13-16)

10:13   Şimdi Rab İsa’nın küçük çocuklar ile ilgili endişesine tanık oluyoruz. Öğrenciler, çocuklarını İsa’nın kutsaması için getiren anne babaları kovdular.

10:13-16   Rab buna çok kızdı ve Tanrı’nın Egemenliğinin küçük çocuklara, çocuk gibi iman edenlere ve alçakgönüllülere ait olduğunu açıkladı. Egemenliğe girmek için yetişkinlerin küçük çocuklar gibi olmaları gerekiyor.

George MacDonald, kapısının önünde oynayan çocuk bulunmayan kişinin imanına inanmadığını söylerdi. Bu ayetler Rab’bin hizmetinde bulunan kişinin aklına Tanrı Sözüyle küçüklere ulaşmanın önemini getirmelidir. Çocukların beyinleri çok alıcı ve şekil verilebilir durumdadır. W. Graham Scroggie, “Çocuklara en iyi şekilde davranın ve onlara elinizden gelenin en iyisini verin” demiştir.

Ğ. Genç Zengin Yönetici (10:17-31)

10:17   Zengin bir adam, içten gibi görünen bir soruyla Rab’bin yolunu kesti. İsa’ya “İyi öğretmenim” diye hitap ederek, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapması gerektiğini sordu.

10:18   İsa “İyi öğretmenim” sözünü yakaladı. Bu unvanı reddetmedi, ama adamın imanını sınamak için sordu. Yalnızca Tanrı iyidir. Zengin adam Rab İsa’yı Tanrı olarak kabul etme konusunda istekli miydi? Değildi.

10:19-20   Daha sonra Kurtarıcı, onun günah bilgisini ortaya çıkarmak için Kutsal Yasa’yı kullandı. Adam hâlâ egemenliğe bir şeyler yaparak kavuşma hayalinin etkisi altındaydı. O zaman ona ne yapması gerektiğini söyleyen Yasa’ya itaat etsin. Rabbimiz öncelikle insanlarla olan ilişkilerimizi içeren beş emri aktardı. Aslında bu beş emir, “Komşunu kendin gibi seveceksin” diyordu. Adam bunları gençliğinden beri yerine getirmekte olduğunu söyledi.

10:21-22   Ama gerçekten komşusunu kendisi gibi sevdi mi? Sevdiyse bunu mallarını satarak ve parasını yoksullara vererek kanıtlayabilirdi. Üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.

Rab İsa, bu adamın mallarını satarak ve gelirini yoksullara vererek kurtulabileceğini söylemek istemedi. Kurtuluş için tek bir yol vardır: Bu da Rab’be iman etmektir. Ama kurtulmak için bir adamın günahkâr olduğunu ve Tanrı’nın kutsal isteklerine ulaşamadığını kabul etmesi gerekir. Rab, adamın, günahı kavraması için tekrar On Emir’i  hatırlattı. Zengin adamın mallarını paylaşmak istememesi, onun komşusunu kendisi gibi sevmediğini gösterdi. “Rab, eğer gereken buysa, o zaman ben bir günahkârım. Kendi çabalarımla kendimi kurtaramam. Bu nedenle beni lütfunla kurtarmanı rica ediyorum” demeliydi. Ama malını çok seviyordu. Ondan vazgeçme konusunda isteksizdi.

İsa adama her şeyini satmasını söylediğinde bunu kurtuluşun bir yolu olarak göstermiyordu. Adama Tanrı’nın Yasa’sına uymamış olduğunu ve bunun için de kurtulmaya gereksinimi olduğunu gösteriyordu. Eğer Kurtarıcı’nın öğretisine karşılık vermiş olsaydı, kurtuluş yolu kendisine verilmiş olurdu.

Ama burada bir sorun var. Biz imanlılar, komşumuzu kendimiz gibi sevmek zorunda mıyız? İsa bize, “Git neyin varsa sat, parasını yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur, sonra gel beni izle” diyor mu? Herkes bunu kendisi için yanıtlamalıdır, ama bunu yapmadan önce aşağıdaki kaçınılmaz gerçekleri düşünmelidir:

  1. Her gün binlerce insan açlıktan ölüyor.
  2. Dünyanın yarısından çoğu Müjde’yi hiç duymadı.
  3. Malımız insanların ruhsal ve fiziksel gereksinimlerini hafifletmek için kullanılabilir.
  4. Mesih’in örneği bize başkalarının zengin olabilmesi için bizim yoksul olmamız gerektiğini öğretiyor (2Ko.8:9).
  5. Yaşamın kısalığı ve Rab’bin gelişinin yakınlığı bize şimdi paramızı O’nun için kullanmamız gerektiğini öğretiyor. O geldikten sonra her şey için çok geç olacak.

10:23-25   Zengin adamı kalabalığa karışırken görünce İsa, zenginlerin Tanrı’nın Egemenliğine girmesinin zorluğundan söz etti. Öğrenciler bu söze şaşırdılar; zenginliği Tanrı’nın bereketiyle birleştiriyorlardı. Bunun için İsa, “…varlıklı kişilerin[1] Tanrı’nın Egemenliğine girmesi ne güçtür” diye yineledi. “Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliğine girmesinden daha kolaydır” diyerek devam etti.

10:26-27 Bu, öğrencilerin “öyleyse kim kurtulabilir” diye merak etmesine neden oldu. Kutsal Yasa altında yaşayan Yahudiler olarak zenginliğe Tanrı’nın bereketinin göstergesi olarak bakıyorlardı. Musa’nın Yasa’sında Tanrı kendisine itaat edenlere refahı vaat etti. Öğrenciler zengin bir kişi egemenliğe giremezse, hiç kimse giremez diye düşündüler. İsa, insanlar için imkânsız olanın Tanrı için mümkün olduğu karşılığını verdi.

Bu metnin öğretişinden hangi sonucu çıkarmalıyız?

İlk olarak, zenginlerin zenginliği Tanrı’dan daha çok sevmelerinden dolayı kurtulmaları zordur (ayet 23). Paralarından vazgeçmektense, Tanrı’dan vazgeçerler. Bu durum var olduğu sürece kurtulamazlar.

Eski Antlaşma’da zenginliğin Tanrı’nın kayırmasının bir göstergesi olduğu doğrudur. Şimdi bu durum değişti. Zenginlik Mesih’in bereketinin işareti yerine insanın bağlılığının bir denemesidir.

Bir devenin iğne deliğinden geçmesi, bir zenginin egemenliğin kapısından geçmesinden daha kolaydır. İnsani açıdan zengin bir adam kurtulamaz. Burada biri, insani açıdan konuşulursa hiç kimse kurtulamaz diye karşı gelebilir. Bu doğrudur. Ama bu zenginin durumunda daha da doğrudur. O, yoksulun farkında olmadığı zorluklarla karşı karşıya kalır. Para tanrısını yüreğinin tahtından atmalı ve Tanrı’nın önünde bir yoksul olarak durmalıdır. Bu değişikliği başarmak insanlar için imkânsızdır. Bunu yalnızca Tanrı yapabilir.

Yeryüzünde hazine biriktiren imanlılar, itaatsizliklerini genellikle çocuklarının yaşamlarında öderler. Bu tür ailelerden gelen çocukların çok azı Rab’bin yolunda iyi bir şekilde hizmette bulunur.

10:28-30   Petrus, Kurtarıcı’nın öğretişinin amacını yakaladı. İsa’nın, “Her şeyi bırakıp ardımdan gelin” dediğini anladı. İsa bunu, O’nun ve Müjde’nin uğruna her şeyi bırakanlara şimdi ve sonsuz ödül vaadiyle doğruladı.

  1. Şimdiki ödül para değildir.
    1. Evler: Rab’bin hizmetçisi olarak kendine kalacak yer verecek olan diğer kişilerin evleri.
    2. Kardeşe, anneye, çocuğa: Arkadaşlıkları bütün yaşamı zenginleştiren imanlı kardeşler.
    3. Toprağa: Kral için talep ettiği dünyanın ülkeleri.
    4. Zulümler: Bunlar şimdiki ödüllerin bir kısmıdır. Bir kişi Mesih’in uğruna elem çekecek kadar değerli bulunduğunda, bu sevinilecek bir durumdur
  2. Gelecek ödül ise sonsuz yaşamdır. Bu, her şeyi bırakarak sonsuz yaşamı kazanırız anlamına gelmez. Sonsuz yaşam bir armağandır. Buradaki düşünce, her şeyi bırakanların cennetteki sonsuz yaşamdan daha çok zevk alma kapasitesiyle ödüllendirildikleridir. Bütün imanlılar bu yaşama sahip olacaklardır, ama hepsi bundan aynı derecede zevk almayacaktır.

10:31   Rabbimiz sonra bir uyarı sözünü ekledi: “Birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların birçoğu da birinci olacak.” Öğrencilik yoluna iyi başlamak yeterli değildir. Önemli olan nasıl bitirdiğimizdir. Ironside şöyle demiştir:

Sadık ve bağlı bir izleyici olacağına söz veren herkes, Mesih’in adı uğruna kendini inkâr etme yolunda devam etmeyecektir, geride görünen ve bağlılıkları soru işareti yaratanların bazıları deneme zamanında gerçek ve geri planda olduklarını kanıtlayacaklardır. 2

H. Hizmetkar’ın Elemlerinin Üçüncü Kez Bildirilişi (10:32-34)

10:32   Kudüs’e gitme zamanı gelmişti. Bu Rab İsa için Getsemani’nin üzüntüsü ve elemleri, çarmıhın utancı ve ıstırabı demekti.

Böyle bir zamanda duyguları nasıldı acaba? Duygularını, “İsa önlerinde yürüyordu” sözlerinde okuyamaz mıyız? Bunun ne kadar pahalıya mal olacağını tam anlamıyla bilerek Tanrı’nın isteğini yapma kararlılığı vardı. Yalnızlık vardı: Öğrencilerinin önünde tek başına yürüyordu. Sevinç de vardı: Baba’nın isteğinde olmanın derin, köklü sevinci, gelen yüceliğin sevinçli ümidi, kendisi için gelini kurtarma sevinci. Kendisini bekleyen sevinç uğruna utancı hiçe sayıp çarmıha katlandı.

İlerleyen yolda uzun adımlarla yürürken O’na baktığımızda biz de şaşırıyoruz: Korkusuz Liderimiz imanımızın Öncüsü ve Tamamlayıcısı, yüce Efendimiz, tanrısal Prens. Bu konuda Erdman şöyle yazar:

Çarmıha doğru sendelemeden giden Tanrı’nın Oğlu’nun yüzüne, bedenine bakmak için duralım. İzlerken bizde yeni bir kahramanlık uyanmıyor mu? Bizim için olan ölümünün ne kadar gönüllü olduğunu görünce yüreğimizde yeni bir sevgi uyanmıyor mu? Yine de bu ölümün gizemini ve anlamını merak etmiyor muyuz? 3

Ardından gidenler korkuyorlardı. Kudüs’teki dinî liderlerin, O’nun ölümünde ısrarlı olduklarını biliyorlardı.

10:33-34   İsa, üçüncü kez yaklaşan olayların ayrıntısını öğrencilerine anlattı. Şu peygamberliklerin ana hatları O’nun insandan öte olduğunu gösterir.

  1. “Şimdi Kudüs’e gidiyoruz” (11:1 – 13:37)
  2. “İnsanoğlu, başkâhinlerin ve din bilginlerinin eline teslim edilecek” (14:1,2,43-53)
  3. “O’nu ölüm cezasına çarptıracaklar” (14:55-56)
  4. “O’nu diğer uluslara teslim edecekler” (15:1)
  5. “O’nunla alay edecek, üzerine tükürecek ve O’nu kamçılayıp öldürecekler” (15:2-38)
  6. “O üç gün sonra dirilecek” (16:1-11)

I. Büyüklük Hizmet Etmektir (10:35-45)

10:35-37   Yaklaşan ölümünün acı bildirisinin hemen ardından Yakup’la Yuhanna hem asil hem de zamansız bir dilekle geldiler. Mesih’e yakın olmak istemeleri asillikti, ama kendileri için büyük şeyler isteme açısından kötü bir zamandı. İsa’nın egemenliğini kuracağına iman ettiler, ama O’nun yaklaşmakta olan elemini fark edemediler.

10:38-39   İsa onlara, elemini belirterek, O’nun kasesinden içip içemeyeceklerini ve ölümünü belirterek O’nun vaftizini paylaşıp paylaşamayacaklarını sordu. Yapabileceklerini belirttiler ve O da haklı olduklarını söyledi. O’na olan bağlılıklarından dolayı elem çekeceklerdi ve Yakup şehit olacaktı (Elç.12:2).

10:40   Ama sonra egemenlikteki şerefli yerlerin keyfi olarak verilmediğini açıkladı. Bu yerler kazanılacaktı. Burada, egemenliğe girişin iman yoluyla, lütufla olduğunu, ama yerlerin Mesih’e olan sadakatle kararlaştırılacağını hatırlamak iyi olur.

10:41-44   Diğer on öğrenci Yakup’la Yuhanna’nın önde olmaya çalışmalarına kızmaya başladılar. Ama öfkeleri onların da aynı ruha sahip oldukları gerçeğini ortaya çıkardı. Bu, Rab İsa’ya büyüklük üzerinde güzel ve devrimci bir ders verme olanağını sağladı. Kurtulmamışlar arasındaki büyük adamlar, keyfi güçle yöneten, otoriter ve küstah olanlardır. Ama Mesih’in Egemenliğindeki büyüklük, hizmetle anlaşılır. Birinci olmak isteyen herkesin kulu olmalıdır.

10:45   En büyük örnek bizzat İnsanoğlu’nun kendisidir. İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları uğruna fidye olarak vermeye geldi. Bunu bir düşünün! Mucizevi bir doğumla geldi. Yaşamı boyunca hizmet etti. Ve başkalarının yerine ölerek yaşamını verdi.

Daha önceden de bahsedildiği gibi, 45’inci ayet tüm Markos Müjdesi’nin anahtar ayetidir. Dünyanın bildiği en büyük yaşamın kısa bir hikayesi, teolojinin minyatürüdür.

İ. Kör Bartimay’ın İyileşmesi (10:46-52)

10:46   Sahne, Perea’dan Yahudiye’ye döner. Rab ve öğrencileri Şeria nehrini geçip Eriha’ya geldiler. İsa orada müthiş gereksinimi olan ve bu gereksinimi bilip kararlılık gösteren kör Bartimay’la karşılaştı.

10:47   Bartimay Rab’bi tanıdı ve O’na Davut Oğlu diye hitap etti. İsrail halkı Mesih’in varlığına körken, kör bir Yahudi’nin gerçek bir ruhsal görüşünün olması ilginçti.

10:48-52   Haline acıması için etmiş olduğu ısrarlı dualar yanıtsız kalmadı. Gözlerinin görmesi için ettiği duaya gereken yanıtı aldı. Minnettarlığını, İsa’nın Kudüs’e son yolculuğunda, ardından giderek ifade etti. Çarmıha doğru ilerlerken Eriha’da böyle bir iman bulmak Rab’bi sevindirmiş olsa gerek. Bartimay’ın Rab’bi araması iyi oldu, çünkü Rab bir daha o yoldan geçmeyecekti.

 

Kutsal Kitap

1 İsa oradan ayrılıp Yahudiye’nin* Şeria Irmağı’nın karşı yakasındaki topraklarına geçti. Çevresinde yine kalabalıklar toplanmıştı; her zamanki gibi onlara öğretiyordu.
2 Yanına gelen bazı Ferisiler O’nu denemek amacıyla, “Bir erkeğin, karısını boşaması Kutsal Yasa’ya uygun mudur?” diye sordular.
3 İsa karşılık olarak, “Musa size ne buyurdu?” dedi.
4 Onlar, “Musa, erkeğin bir boşanma belgesi yazarak karısını boşamasına izin vermiştir” dediler.
5 İsa onlara, “İnatçı olduğunuz için Musa bu buyruğu yazdı” dedi.
6 “Tanrı, yaratılışın başlangıcından ‘İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.’
7 ‘Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.’ Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir.
8 (SEE 10:7)
9 O halde Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmasın.”
10 Öğrencileri evde O’na yine bu konuyla ilgili bazı sorular sordular.
11 İsa onlara, “Karısını boşayıp başkasıyla evlenen, karısına karşı zina etmiş olur” dedi.
12 “Kocasını boşayıp başkasıyla evlenen kadın da zina etmiş olur.”
13 Bu arada bazıları küçük çocukları İsa’nın yanına getiriyor, onlara dokunmasını istiyorlardı. Ne var ki, öğrenciler onları azarladılar.
14 İsa bunu görünce kızdı. Öğrencilerine, “Bırakın, çocuklar bana gelsin” dedi. “Onlara engel olmayın! Çünkü Tanrı’nın Egemenliği böylelerinindir.
15 Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı’nın Egemenliği’ni bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez.”
16 Çocukları kucağına aldı, ellerini üzerlerine koyup onları kutsadı.
17 İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O’na, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu.
18 İsa, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı’dır.
19 O’nun buyruklarını biliyorsun: ‘Adam öldürmeyeceksin, zina etmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan yere tanıklık etmeyeceksin, kimsenin hakkını yemeyeceksin, annene babana saygı göstereceksin.'”
20 Adam, “Öğretmenim, bunların hepsini gençliğimden beri yerine getiriyorum dedi.
21 Ona sevgiyle bakan İsa, “Bir eksiğin var” dedi. “Git neyin varsa sat, parasını yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur. Sonra gel, beni izle.”
22 Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.
23 İsa çevresine göz gezdirdikten sonra öğrencilerine, “Varlıklı kişilerin Tanrı Egemenliği’ne girmesi ne güç olacak!” dedi.
24 Öğrenciler O’nun sözlerine şaştılar. Ama İsa onlara yine, “Çocuklar” dedi, “Tanrı’nın Egemenliği’ne girmek ne güçtür!
25 Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği’ne girmesinden daha kolaydır.”
26 Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diyorlardı.
27 İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkânsız, ama Tanrı için değil. Tanrı için her şey mümkündür” dedi.
28 Petrus O’na, “Bak, biz her şeyi bırakıp senin ardından geldik” demeye başladı.
29 “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi İsa, “Benim ve Müjde’nin uğruna evini,kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakıp da şimdi, bu çağda çekeceği zulümlerle birlikte yüz kat daha fazla eve, kardeşe, anneye, çocuğa, toprağa ve gelecek çağda sonsuz yaşama kavuşmayacak hiç kimse yoktur.
30 (SEE 10:29)
31 Ne var ki, birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların birçoğu da birinci olacak.”
32 Yola çıkmış Yeruşalim’e gidiyorlardı. İsa önlerinde yürüyordu. Öğrencileri şaşkınlık içindeydi, ardından gelenler ise korkuyorlardı. İsa Onikiler’i* yine bir yana çekip kendi başına gelecekleri anlatmaya başladı: “Şimdi Yeruşalim’e gidiyoruz” dedi. “İnsanoğlu*, başkâhinlerin ve din bilginlerinin eline teslim edilecek. Onlar da O’nu ölüm cezasına çarptıracak ve öteki uluslara teslim edecekler.
33 (SEE 10:32)
34 O’nunla alay edecek, üzerine tükürecek ve O’nu kamçılayıp öldürecekler. Ne var ki O, üç gün sonra dirilecek.”
35 Zebedi’nin oğulları Yakup ile Yuhanna İsa’ya yaklaşıp, “Öğretmenimiz, bir dileğimiz var, bunu yapmanı istiyoruz” dediler.
36 İsa onlara, “Sizin için ne yapmamı istiyorsunuz?” diye sordu.
37 “Sen yüceliğine kavuşunca birimize sağında, ötekimize de solunda oturma ayrıcalığını ver” dediler.
38 “Siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz” dedi İsa. “Benim içeceğim kâseden siz içebilir misiniz? Benim vaftiz olacağım gibi siz de vaftiz olabilir misiniz?”
39 “Evet, olabiliriz” dediler. İsa onlara, “Benim içeceğim kâseden siz de içeceksiniz, benim vaftiz olacağım gibi siz de vaftiz olacaksınız” dedi. “Ama sağımda ya da solumda oturmanıza izin vermek benim elimde değil. Bu yerler belirli kişiler için hazırlanmıştır.”
40 (SEE 10:39)
41 Bunu işiten on öğrenci Yakup’la Yuhanna’ya kızmaya başladılar.
42 İsa onları yanına çağırıp şöyle dedi: “Bilirsiniz ki, ulusların önderleri sayılanlar, onlara egemen kesilir, ileri gelenleri de onlara ağırlıklarını hissettirirler.
43 Sizin aranızda böyle olmayacak. Aranızda büyük olmak isteyen, ötekilerin hizmetkârı olsun.
44 Aranızda birinci olmak isteyen, hepinizin kulu olsun.
45 Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.”
46 Sonra Eriha’ya geldiler. İsa, öğrencileri ve büyük bir kalabalıkla birlikte Eriha’dan ayrılırken, Timay oğlu Bartimay adında kör bir dilenci yol kenarında oturuyordu
47 Nasıralı İsa’nın orada olduğunu duyunca, “Ey Davut Oğlu İsa, halime acı!” diye bağırmaya başladı.
48 Birçok kimse onu azarlayarak susturmak istediyse de o, “Ey Davut Oğlu, halime acı!” diyerek daha çok bağırdı.
49 İsa durdu, “Çağırın onu” dedi. Kör adama seslenerek, “Ne mutlu sana! Kalk, seni çağırıyor!” dediler.
50 Adam abasını üstünden atarak ayağa fırladı ve İsa’nın yanına geldi.
51 İsa, “Senin için ne yapmamı istiyorsun?” diye sordu. Kör adam, “Rabbuni, gözlerim görsün” dedi.
52 İsa, “Gidebilirsin, imanın seni kurtardı” dedi. Adam o anda yeniden görmeyebaşladı ve yol boyunca İsa’nın ardından gitti.

1. NU metninde “varlıklı kişilerin”yerine “zenginliğe güvenenleri” ifadesi bulunmaktadır. Metnin esas vurgusu budur.

2. Harry A. Ironside, Expository Notes on the Gospel of Mark, s.157

3. Erdman, Mark, s.147.