Markos 11

 

Markos Bölüm 11

 

V. HİZMETKAR’IN KUDÜS’TEKİ HİZMETİ (Bölüm 11-12)

A. Zaferli Giriş (11:1-11)

11:1-3   Son haftanın kaydı burada başlar. İsa Beytfacı’ya (“ham incirlerin evi”) ve Beytanya’ya (“yoksulların, alçakgönüllülerin ve baskı altında olanların evi”) yakın konumda bulunan Zeytin dağının doğu yamacında durdu.

Kendisini Yahudi halkına açıkça Kral-Mesihleri olarak tanıtmanın zamanı gelmişti. Bunu sıpayla gidip Zekarya peygamberin peygamberliğini yerine getirerek (9:9) yapacaktı. Böylece iki öğrencisini Beytanya’dan, Beytfacı’ya gönderdi. Mükemmel bir bilgi ve tam yetkiyle onlara bağlı olarak bulacakları terbiye edilmemiş bir sıpayı getirmelerini söyledi. Biri onlara bir şey söylerse “Rab’bin ona ihtiyacı var” diyeceklerdi. Burada görüldüğü gibi Rab’bin her şeyi bilmesi, birinin şunu söylemesine neden oldu: “Bu modernizmin Mesih’i değil, tarihin ve göklerin Mesih’idir.”

11:4-6   Her şey İsa’nın önceden söylediği şekilde gerçekleşti. Köyün ana kavşağında bağlı olan sıpayı buldular. Onlara ne yaptıkları sorulduğunda, İsanın böyle söylemiş olduğunu söylediler. O zaman onları rahat bıraktılar.

11:7-8   Daha önce üstüne hiç kimsenin binmediği ve eğitilmemiş olan bu sıpa, Yaratıcısını büyük bir itaatle Kudüs’e kadar taşıdı. Rab kente halkın kulağında çınlayan alkış sesiyle giysilerden ve palmiye ağaçlarının dallarından oluşan halı üzerinde girdi. En azından bir dakika için Kral olarak kabul edildi.

11:9-10   Halk bağırıyordu:

  1. “Hozana!”: Aslında “Şimdi Kurtar” anlamına gelir, ama sonradan hamt sözü oldu. Belki de halk, “Bizi Romalı zalimlerden kurtar” demek istiyordu.
  2. “Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun!”: İsa’nın vaat edilen Mesih olduğunun açıkça kabul edilmesi (Mezmur 118:26).
  3. “Atamız Davut’un yaklaşan egemenliği kutlu olsun!”: Mesih’in Davut’un tahtında oturacağı egemenliğin kurulmak üzere olduğunu sandılar.
  4. “En yücelerde hozana!”: En yücelerdeki cennette Rab’bi övme ya da kurtarması için bir çağrı.

11:11   İsa Kudüs’e varınca tapınağa gitti: Tapınma yerine değil, tapınağın bahçesine. Burasının Tanrı’nın evi olmasına rağmen, kâhinlerin ve halkın O’na hakkı olan yeri vermemesinden ötürü kendisini rahat hissetmedi. Bunun için her tarafı kısaca gözden geçirdikten sonra, Kurtarıcı on iki öğrencisiyle Beytanya’ya döndü. Pazar akşamıydı.

B. Meyvesiz İncir Ağacı (11:12-14)

Bu olay, Kurtarıcı’nın Kudüs’teki görkemli karşılanışının açıklamasıdır. İsrail halkını meyvesiz bir incir ağacı gibi gördü; yaprakları (dindarlık taslama) vardı, ama meyveleri yoktu. Hozana sesleri kısa bir süre sonra, “Çarmıha gerilsin!” seslerine dönüşecekti.

Ayette, incir mevsimi değildi denmesine karşın, meyvesi olmadığı için incir ağacının suçlanması biraz garip karşılanabilir. Bu, Kurtarıcı’yı mantıksız ve huysuz biri olarak resmediyor gibi görünebilir. Bunun doğru olmadığını biliyoruz; ama yine de bu ilginç durumu nasıl açıklayabiliriz?

Orta Doğu bölgesinde incir ağaçları yapraklanmadan yenebilir meyveler verirdi. Bu olay incir mevsimi olarak tanımlanan normal ürünün habercisiydi. Önceden incirler görünmezse, bu sonradan normal ürünün olmayacağına işaret ediyordu. İsa, İsrail halkına geldiği zaman iman ettiklerini belirten yapraklar vardı, ama Tanrı için hiç meyve yoktu. Yerine getirilmeyen vaat, gerçek olmayan iddia vardı. İsa halktan gelecek meyveye açtı. Zamanından önce oluşan meyve olmaması yüzünden, inanmayan halkın daha sonra da meyve vermeyeceğini biliyordu. Bunu göstermek için incir ağacını lanetledi. Bu, İsrail’in M.S. 70’de başına gelecek yargılamayı önceden gösterdi.

Ne var ki, bu olay İsrail’in daimi bir meyvesizlikle lanetleneceği anlamına gelmez. Yahudi halkı geçici olarak bir yana bırakıldı, ama Mesih egemenlik sürmek için geri döndüğünde, halk yeniden doğacak ve Tanrı’nın yanında ayrıcalıklı yerini yeniden alacak.

Bu olay Mesih’in kutsamasından çok lanetlediği, yaşamı vermekten çok mahvettiği tek mucizedir. Bu bir sorun olarak ortaya çıkar. Ne var ki, bu itiraz geçersizdir. Yaratıcı’nın önemli bir ruhsal dersi öğretmek ve böylece insanları sonsuz felaketten kurtarmak için cansız bir nesneyi mahvetmeye hakkı vardır.

Bu metnin asıl yorumu İsrail halkıyla ilgiliyse de, her çağın çok konuşan ama az uygulayan insanlarına da hitap eder.

C. Hizmetkar Tapınağı Temizliyor (11:15-19)

11:15-16   İsa hizmetine başladığında, tapınağın etrafını çevirerek ticaret yapanları kovmuştu (Yu.2:13-22). Şimdi hizmetinin sonu yaklaşırken, tekrar tapınağın avlusuna girdi ve kutsal faaliyetlerden vurgunculuk yapanları kovdu. Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine bile izin vermedi.

11:17   Yeşaya ve Yeremya peygamberlerden alıntıları birleştirerek kutsallığa saygısızlığı, herkese açık olmamayı ve ticari tutumu suçladı. Tanrı, tapınağın yalnız İsrail’in değil, tüm ulusların dua evi olmasını amaçlamıştı (Yşa.56:7). Oysa onlar tapınağı hileli iş yapanların ve haraççıların yuvası, bir çeşit dinî pazar haline getirmişlerdi (Yer.7:11).

11:18   Başkâhinler ve din bilginleri O’nun suçlamalarından korktular. O’nu yok etmeyi istiyorlardı, ama halkın O’na hayranlıkla bakmasından dolayı bunu yapamadılar.

11:19   Akşam olunca… kentten ayrıldı. Grekçe fiilin zamanı bunun O’nun alışkanlığı, belki de güvenliği nedeniyle olduğunu akla getirir. Kendisi için korkmuyordu. Hizmetinin bir bölümünün koyunlarını, yani öğrencilerini korumak olduğunu anımsamalıyız (Yu.17:6-19). Dahası doğru zamandan önce düşmanlarının isteklerine teslim olmak O’nun için gülünç olurdu.

Ç. Meyvesiz İncir Ağacından Alınacak Ders (11:20-26)

11:20-23   İncir ağacının lanetlendiğinin ertesi sabahı öğrenciler Kudüs’e giderken ağacın yanından geçtiler. Ağaç kökten kurumuştu. Petrus Rab’be bundan bahsettiği zaman, O yalnızca, “Tanrı’ya iman edin” dedi. Ama bu sözlerin incir ağacıyla ne ilgisi var? Bunu izleyen ayetler, İsa’nın imanı, zorlukların kaldırılmasında bir araç olarak teşvik ettiğini gösterir. Öğrencilerin Tanrı’ya imanı varsa, meyvesizlik sorunuyla uğraşabilirler ve dağ gibi engelleri kaldırabilirler.

Ne var ki, bu ayetler kişiye kendi rahatlığını sağlamak amacıyla mucizevi güçler için dua etme yetkisini vermez. Her iman hareketi Tanrı’nın vaadine dayanmalıdır. Belirli bir zorluğu ortadan kaldırmanın Tanrı’nın isteği olduğunu bilirsek, o zaman bunun olması için güvenle dua edebiliriz. Aslında, herhangi bir konuda Kutsal Kitap’ta açıklandığı gibi ya da Ruh’un içten gelen tanıklığıyla bunun Tanrı’nın isteğine göre olduğundan emin olduğumuz sürece dua edebiliriz.

11:24   Gerçekten Rab’le yaşadığımız ve Ruh’ta dua ettiğimiz zaman, duanın yanıtı gelmeden önce onun yanıtlanmış olduğu güvencine sahip olabiliriz.

11:25-26   Ama yanıtlanmış duanın temel şartlarından biri bağışlayan bir ruhtur. Eğer başkalarına karşı sert ve kinci bir tutum beslersek, Tanrı’nın dualarımızı duyup bize yanıt vermesini bekleyemeyiz. Bağışlanmamız gerekiyorsa bağışlamalıyız. Bu, İsa’nın Kurtarıcı olarak kabul edildiği zamanki günahların yasal bağışlanmasıyla ilgili değil, yalnızca iman ve lütuf aracılığıyla sağlanan bağışlanmayla ilgilidir. Bu olay Tanrı’nın baba olarak çocuklarıyla ilgilendiğini gösterir. İmanlıdaki bağışlamama ruhu, göklerde olan Babamızla aramızdaki ilişkiyi bozar ve bereket almamıza engel oluşturur.

D. Hizmetkar’ın Yetkisi Sorgulanıyor (11:27-33)

11:27-28   Tapınağa varır varmaz, dinî liderler İsa’ya yaklaşıp O’na iki soru sorarak yetkisine meydan okudular: (1) “Bunları hangi yetkiyle yapıyorsun? (2) Bunları yapma yetkisini sana kim verdi? (yani tapınağı temizleme, incir ağacını lanetleme ve Kudüs’e zaferle girme). Nasıl yanıt verirse versin O’nu tuzağa düşürmeyi umut ettiler. Eğer kendisinde Tanrı’nın Oğlu olarak yetki olduğunu iddia etseydi, O’nu küfretmekle suçlayacaklardı. Yetkisinin insan kaynaklı olduğunu iddia etseydi, O’nu küçümseyeceklerdi. Yetkiyi Tanrı’dan almış olduğunu iddia etseydi, iddiaya meydan okuyacaklardı; kendilerini halkın, Tanrı tarafından atanmış dinî liderleri olarak görüyorlardı.

11:29-32   Ama İsa bir soru sorarak karşılık verdi. Vaftizci Yahya’nın görevlendirilmesi Tanrı’dan mıydı, insanlardan mıydı? (Yahya’nın vaftiz etmesi onun hizmetine işaret eder). Bu soruya açık bir yanıt veremediler. Yahya’nın hizmeti, Tanrı’dansa, onun tövbe edin çağrısına itaat etmeleri gerekirdi. Yahya’nın hizmetini kötüleselerdi, Yahya’yı hâlâ Tanrı’nın sözcüsü sayan halkın öfkesini göze alacaklardı.

11:33   Bilmediklerini belirterek yanıt vermeyi reddettikleri zaman, Rab de yetkisi hakkında onlarla konuşmayı reddetti. Habercisinin kimliğini kabul etme konusunda isteksiz oldukları sürece, ondan daha yüksek konumda olan Kral’ın kimliğini hiç kabul etmeyeceklerdi.

 

Kutsal Kitap

1 Yeruşalim’e yaklaşıp Zeytin Dağı’nın yamacındaki Beytfaci ile Beytanya’ya geldiklerinde İsa iki öğrencisini önden gönderdi. Onlara, “Karşınızdaki köye gidin” dedi, “Köye girer girmez, üzerine daha hiç kimsenin binmediği, bağlı duran bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp bana getirin.
2 (SEE 11:1)
3 Biri size, ‘Bunu niye yapıyorsunuz?’ derse, ‘Rab’bin ona ihtiyacı var, hemen geri gönderecek’ dersiniz.”
4 Gittiler ve yol üzerinde, bir evin sokak kapısının yanında bağlı buldukları sıpayı çözdüler.
5 Orada duranlardan bazıları, “Sıpayı ne diye çözüyorsunuz?” dediler.
6 Öğrenciler İsa’nın kendilerine söylediklerini tekrarlayınca, adamlar onları rahat bıraktı.
7 Sıpayı İsa’ya getirip üzerine kendi giysilerini yaydılar. İsa sıpaya bindi.
8 Birçokları giysilerini, bazıları da çevredeki ağaçlardan kestikleri dalları yola serdiler.
9 Önden gidenler ve arkadan gelenler şöyle bağırıyorlardı: “Hozana*! Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun!
10 Atamız Davut’un yaklaşan egemenliği kutlu olsun! En yücelerde hozana!”
11 İsa Yeruşalim’e varınca tapınağa gitti, her tarafı gözden geçirdi. Sonra vakit ilerlemiş olduğundan Onikiler’le* birlikte Beytanya’ya döndü.
12 Ertesi gün Beytanya’dan çıktıklarında İsa acıkmıştı.
13 Uzakta, yapraklanmış bir incir ağacı görünce belki incir bulurum diye yaklaştı. Ağacın yanına vardığında yapraktan başka bir şey bulamadı. Çünkü incir mevsimi değildi.
14 İsa ağaca, “Artık sonsuza dek senden kimse meyve yiyemesin!” dedi. Öğrencileri de bunu duydular.
15 Oradan Yeruşalim’e geldiler. İsa tapınağın avlusuna girerek oradaki alıcı ve satıcıları dışarı kovdu. Para bozanların* masalarını, güvercin satanların sehpalarını devirdi.
16 Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.
17 Halka öğretirken şunları söyledi: “‘Evime, bütün ulusların dua evi denecek’ diye yazılmamış mı? Ama siz onu haydut inine çevirdiniz.”
18 Başkâhinler ve din bilginleri bunu duyunca İsa’yı yok etmek için bir yol aramaya başladılar. O’ndan korkuyorlardı. Çünkü bütün halk O’nun öğretisine hayrandı.
19 Akşam olunca İsa’yla öğrencileri kentten ayrıldı.
20 Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.
21 Olayı hatırlayan Petrus, “Rabbî*, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!” dedi.
22 İsa onlara şöyle karşılık verdi: “Tanrı’ya iman edin.
23 Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, ‘Kalk, denize atıl!’ der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir.
24 Bunun için size diyorum ki, duayla dilediğiniz her şeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir.
25 Kalkıp dua ettiğiniz zaman, birine karşı bir şikâyetiniz varsa onu bağışlayın ki, göklerdeki Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın.”
26 (TEXT OMITTED)
27 Yine Yeruşalim’e geldiler. İsa tapınakta gezinirken başkâhinler, din bilginleri* ve ileri gelenler O’nun yanına gelip, “Bunları hangi yetkiyle yapıyorsun, bunları yapma yetkisini sana kim verdi?” diye sordular.
28 (SEE 11:27)
29 İsa da onlara, “Size bir soru soracağım” dedi. “Bana yanıt verin, ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylerim.
30 Yahya’nın vaftiz etme yetkisi Tanrı’dan mıydı, insanlardan mı? Yanıt verin bana.”
31 Bunu aralarında şöyle tartışmaya başladılar: “‘Tanrı’dan’ dersek, ‘Öyleyse ona niçin inanmadınız?’ diyecek.
32 Yok eğer ‘İnsanlardan’ dersek…” Halkın tepkisinden korkuyorlardı. Çünkü herkes Yahya’yı gerçekten peygamber sayıyordu.
33 İsa’ya, “Bilmiyoruz” diye yanıt verdiler. İsa da onlara, “Ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylemeyeceğim” dedi.