Markos 14

14
Markos Bölüm 14

 

VII. HİZMETKAR’IN ELEMİ VE ÖLÜMÜ (Bölüm 14-15)

A. İsa’yı Öldürme Planı (14:1-2)

Tarihi önem taşıyan haftanın Çarşamba günüydü. Yedi günlük Mayasız Ekmek bayramına öncülük eden Fısıh bayramına iki gün kalmıştı. Dinî liderler Rab İsa’yı yok etmeye kararlıydılar, ama dinî bayram sırasında yapmak istemiyorlardı. Çünkü halkın çoğu hâlâ O’nu bir peygamber sayıyordu.

Başkâhinlerle din bilginleri O’nu bayramda öldürmemeye kararlı olmalarına rağmen, Tanrı etkili oldu ve Tanrı’nın Fısıh Kuzusu o zaman öldürüldü (bkz. Mat.26:2).

B. İsa Beytanya’da Meshediliyor (14:3-9)

Bir kuyumcunun elması, siyah kadifeye koyması gibi, Kutsal Ruh ve yazar Markos, bir kadının Rabbimize olan sevgisinin parlaklığını, dinî hiyerarşinin ve Yahuda’nın karanlık planları arasında ustaca vurguluyor.

14:3   Cüzamlı Simun, Kurtarıcının şerefine, belki de iyileştirilme olayına duyduğu minnet nedeniyle bir ziyafet verdi. İsimsiz bir kadın (Beytanyalı Meryem olması olası, Yuhanna 12:3) çok değerli bir yağı İsa’nın başından aşağı bolca döktü. Kadının İsa’ya olan sevgisi büyüktü.

14:4-5   Konuklardan bazıları bunun büyük bir savurganlık olduğunu düşündüler. Kadın kayıtsız ve müsrifti. Yağı niçin satıp parasını yoksullara vermemişti? (Üç yüz dinar bir yıllık ücrete eşitti). İnsanlar günümüzde de hâlâ kişinin yaşamının bir yılını Rab’be vermesinin savurganlık olduğunu düşünüyorlar. Kişinin yaşamının tamamını Rab’be vermesini kim bilir ne kadar büyük bir savurganlık olarak görüyorlardır!

14:6-8   İsa, onları bu davranışlarından dolayı azarladı. Kadın, Kurtarıcı’ya bu armağanı vermek için altın bir fırsat yakalamıştı. Yoksullar için bu kadar çok endişe ediyorlarsa, onlara daima yardım edebilirlerdi; çünkü yoksullar her zaman aralarında olacaktır. Ama Rab yakında ölüp gömülecektir. Bu kadın vakti varken Kurtarıcı’ya olan sevgisini göstermek istedi. Rab’bin bedenine öldükten sonra bakamayabilirdi, bunun için İsa henüz hayattayken sevgisini göstermeliydi.

14:9   O yağın kokusu bizim kuşağımıza kadar geliyor. İsa onun evrensel olarak anılacağını söyledi. Bu kadın bugüne kadar Müjde kayıtları aracılığıyla anılmıştır.

C. Yahuda İskariyot’un İhaneti (14:10-11)

Kadın Kurtarıcı’ya çok değer verdi. Yahuda ise tam tersine O’na çok az değer verdi. Yahuda, Rab İsa’yla en azından bir yıl yaşamış olmasına ve O’ndan yalnızca iyilik görmüş olmasına rağmen, şimdi başkâhinlere Tanrı’nın Oğlu’nu onların eline verme garantisiyle kirlendi. Onlar da teklifi memnuniyetle kabul edip ona ihaneti karşılığında ödeme yapmayı teklif ettiler. Şimdi yapılması gereken tek şey ayrıntılarda anlaşmaktı.

Ç. Fısıh Bayramına Hazırlık (14:12-16)

 Kronolojinin tam anlamıyla kesin olmamasına karşın, şimdi Fısıh Haftasının Perşembe gününe gelmiş olmamız olasıdır. Öğrenciler bunun, şimdiye kadar olmuş olan bütün Fısıh bayramlarının gerçekleşmesi ve zirvesi olacağını pek anlamadılar. Rab’be Fısıh yemeğinin nerede hazırlanmasını istediğini sordular. O da onları su testisi taşıyan bir adamı –genellikle su testisini kadınlar taşıdığından bu çok nadir bir şeydi– aramalarıyla ilgili bilgiyi vererek Kudüs’e gönderdi. Bu adam onları doğru eve götürecekti. Sonra da evin sahibine Öğretmenin, öğrencileriyle birlikte Fısıh yemeğini yiyeceği odayı onlara göstermesini söyleyeceklerdi.

Rab’bin bu şekilde seçmesini ve buyurmasını görmek harika bir şey. İnsanların ve malın mülkün Mutlak Yöneticisi olarak hareket ediyor. Kendilerini ve mallarını O’nun hizmetine adayan hazır yürekleri görmek de gerçekten teşvik edici. Yaşamımızın her odasına her an girebilecek olması bizim için ne kadar muhteşem bir olaydır!

D. İsa Ele Verilişini Önceden Bildiriyor (14:17-21)

Aynı günün akşamı onikilerle birlikte, hazırlanmış olan üst kattaki odaya geldi. Sofraya oturmuş yemek yerlerken İsa, öğrencilerden birinin O’nu ele vereceğini bildirdi. Hepsi doğalarındaki kötü eğilimleri kabul etti. Her biri suçlunun kendisi olup olmadığını sordu. İsa o zaman hainin kendisiyle birlikte ekmeğini sahana batıran, yani bir parça ekmek verdiği kişi olduğunu açıkladı. Daha önce yazılmış olduğu için İnsanoğlu’nun ölüme doğru gittiğini, ama O’nu ele veren kişinin sonunun daha kötü olacağını söyledi. Aslında hiç doğmamış olsaydı daha iyi olurdu…

E. Rab’bin İlk Sofrası (14:22-26)

14:22-25   Yahuda lokmayı aldıktan sonra geceleyin dışarı çıktı (Yu.13:30). İsa o zaman Rab’bin Sofrası olarak bildiğimiz olayı hazırladı. Bu olayın anlamı üç sözcükle güzel bir şekilde ifade edilir: (1) Aldı-İnsanlığı üzerine aldı; (2) Böldü-Çarmıhta bölünmek üzereydi; (3) Verdi-Kendisini bizim için verdi.

Ekmek, verdiği bedenini, kâse de dökülen kanını simgeledi. Kanıyla Yeni Antlaşma’yı onayladı. O’nun için yeryüzüne tekrar gelip Egemenliğini kuruncaya kadar bir daha bayram sevinci olmayacaktı.

14:26   O anda bir ilahi söylediler, Mezmur 113 ile 118 arasındaki bir kısım olsa gerek. Sonra da Kudüs’ten çıkıp Kidron’un karşısındaki Zeytin dağına doğru gittiler.

F. Petrus’un Kendine Güveni (14:27-31)

14:27-28   Kurtarıcı yolda öğrencilerini, hepsinin ilerleyen saatlerde O’nun izleyicileri olarak bilinmekten korkacaklarına ve utanacaklarına dair uyardı. Zekarya’nın daha önceden söylemiş olduğu gibi olacaktı; Çoban vurulacaktı ve koyunları da darmadağın olacaktı (Zek.13:7). Ama onlara sahip çıkacağı konusunda güven verdi; ölümden dirildikten sonra onları Celile’de bekleyecekti.

14:29-30   Petrus, Rab’bi inkâr etme düşüncesine öfkelendi. Başkaları yapabilirdi, ama o asla! İsa “Asla”yı “Yakında” şeklinde düzeltti. Horoz iki kez ötmeden Petrus Kurtarıcı’yı üç kez inkâr etmiş olacaktı.

14:31   Petrus “Bu inanılmaz bir şey, ölmem bile gerekse, Seni inkâr etmem!” diye bağırdı. Bu şekilde övünen yalnızca Petrus değildi. Hepsi de kendilerine güvenerek aynı aceleci iddiada bulundular. Bizim de yüreklerimizin korkaklığını ve zayıflığını öğrenmemiz gerekir.

G. Getsemani Bahçesindeki Sıkıntı (14:32-42)

14:32   Karanlık çökmüştü. Cuma sabahına doğru yol olan perşembe gecesiydi. Getsemani denilen yere geldikleri zaman, Rab İsa öğrencilerden sekizini girişe yakın bir yerde bıraktı.

14:33-34  Petrus’u, Yakup’u ve Yuhanna’yı yanına alıp bahçenin içine götürdü. Orada kutsal canının bizim için günah sunusu olacağını önceden bilerek çok yoğun bir sıkıntı duymaya başladı. Bizim için günah yapılmanın, Günahsız olan için ne demek olduğunu kavrayabilmemiz olanaksızdır. Uyumadan orada kalmalarını söyleyerek üç öğrencisini orada bıraktı. Bahçenin içine doğru tek başına ilerledi. Bunun gibi, bizim günahlarımıza karşın Tanrı’nın müthiş yargısını taşıyarak tek başına çarmıha gidecekti.

14:35   Şaşkınlıkla Rab’bin yere kapanıp Tanrı’ya dua ettiğini görüyoruz. Çarmıha gitmekten alıkonulmasını mı istiyordu? Hiç de değil; dünyaya gelmesinin amacı buydu. Önce, mümkünse o saati yaşamayayım diye dua etti. O’nun ölmesi, gömülmesi ve dirilmesi dışında günahkârların kurtulabileceği başka bir yol varsa, Tanrı o yolu açıklasın diye dua etti. Gök sessizdi. Kurtulabileceğimiz başka bir yol yoktu.

14:36   Yine de, “Abba, Baba, senin için her şey mümkün, bu kâseyi benden uzaklaştır. Ama benim değil, senin istediğin olsun” diye dua etti. Tanrı’ya O’nun için her şeyin mümkün olduğu sevgili Baba’sı olarak hitap ettiğine dikkat edin. Buradaki konu fiziksel olasılıktan çok ahlaki olasılıktı. Her şeye gücü yeten Baba, günahkârları kurtarabileceği adil olan başka bir yol bulabilir miydi? Sessiz kalan gök başka bir yolun olmadığını belirtti. Günahkârların günahtan özgür kılınabilmesi için Tanrı’nın Kutsal Oğlu kanını dökmeliydi!

14:37-40   Üç öğrencinin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu; bu düşmüş olan insan doğasının acıklı bir açıklamasıdır. İsa, Petrus’u o önemli saatte uyumaması için uyardı. Yalnızca kısa bir süre önce, Petrus azmiyle övünmüştü. Oysa şimdi uyanık bile kalamadı. Bir saat dua edemeyen kişinin, aşırı baskıların olduğu zamanki denemelere karşı gelebilmesi pek mümkün değildir. İnsanın ruhu ne kadar istekli olursa olsun bedeninin zayıflığını hesaba katmalıdır.

14:41-42   Öğrencilerin yanına üçüncü kez döndüğünde, onları yine uyurken buldu. O zaman, “Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz? Yeter! Saat geldi. İşte İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor” dedi. Böylece oradan ayrılmak için kalktılar. Ama uzağa gitmelerine gerek kalmadı.

Ğ. İsa’nın Ele Verilişi ve Tutuklanması (14:43-52)

14:43   Yahuda bir heyetle zaten bahçeye girmişti. İşbirlikçileri sanki tehlikeli bir suçluyu yakalayacaklarmış gibi kılıç ve sopa taşıyorlardı.

14:44-45   Ele veren Yahuda’nın daha önceden hazırladığı bir işareti vardı. Tutuklamaları gereken Kişi’yi öpecekti. Bunun için uzun adımlarla İsa’ya doğru yaklaştı, Rabbi diyerek O’nuöptü (Özgün anlamı tekrarlanan öpücükleri belirtir). Yahuda niçin İsa’yı ele verdi? İsa hükümetin dizginlerini yakalamadığı için hayal kırıklığına mı uğratmıştı? Egemenlikte önemli bir yere sahip olma umudu mu kırılmıştı? Açgözlülüğe mi yenilmişti? Bütün bunlar yaptığı rezil işe katkıda bulunmuş olabilir.

14:46-50   Hainin silahlı adamları Rab’bi tutukladılar. Petrus çabucak kılıcını çekti ve başkâhinin kölesinin kulağını uçurdu. Budoğal bir tepkiydi, ama ruhsal değildi. Petrus ruhsal savaşta kazanmak için bedensel silahlar kullanıyordu. Luka 22:51 ve Yuhanna 18:11’de okuduğumuz gibi Rab Petrus’u azarladı ve kölenin kulağını iyileştirdi. İsa sonra O’nu tutuklayanlara kendisini zorla götürmelerinin ne kadar yersiz olduğunu anımsattı! Her gün tapınakta yanıbaşlarında ders veriyordu. Niçin o zaman O’nu tutuklamamışlardı? Bunun yanıtını biliyordu. O’nun ele verileceğini (Mez.41:9), tutuklanacağını (Yşa. 53:7), itilip kakılacağını (Mez.22:12), ve terk edileceğini (Zek.13:7) önceden bildiren Kutsal Yazıların yerine gelmesi gerekiyordu.

14:51-52   Bu olayı kaydeden yalnızca Markos’tur. Silahlı adamların elinde giysisini bırakarak çılgın bir şekilde kaçan genç adamın Markos’un kendisi olduğuna inanılmaktadır.

Keten bez alışılmış bir giysi değildi, ama onun çabucak bulup üstüne geçirdiği bir bez parçasıydı.

Erdman şöyle der: “Bu etkili olay herhalde İsa’nın tehlike ve acı anında nasıl tamamen terk edildiğini göstermek için eklenmiştir. Tek başına acı çekmenin ne olduğunu çok iyi biliyordu.”

H. İsa Başkâhinlerin Önünde (14:53-54)

Dinî yargının kaydı, 53’üncü ayetten 15:1’e kadar uzanır ve üç kısma ayrılır: (1) Başkâhinlerin önündeki yargılama (53-54); (2) Yüksek Kurul’un gece yarısı toplantısı (55-56); (3) Yüksek Kurul’un sabah toplantısı (15:1).

14:53  Markos’un burada Kayafa’nın önündeki yargılamayı kaydettiği genel olarak kabul edilmektedir. Hanna’nın önündeki yargılama Yuhanna 18:13, 19:24’te bulunur.

14:54   Petrus, Rab İsa’yı, emin bir mesafede kalarak, başkâhinin avlusunun içine kadar izledi. Birisi onun düşüşünün ana hatlarını şöyle çıkarmıştır:

  1. İlk önce savaştı – yanlış yönlendirilmiş heves.
  2. Sonra kaçtı – korkakça geri çekiliş.
  3. Sonunda uzaktan izledi – geceleyin yarı gönüllü öğrencilik.

Rab’bin düşmanları olan nöbetçilerle ateşin başında oturup ısınmaya başladı.

I. İsa Yüksek Kurul’un Önünde (14:55-65)

14:55-59   Tam olarak belirtilmemiş olmasına rağmen 55’inci ayet, Yüksek Kurul’un gece yarısı toplantısıyla başladığı görülüyor. 71 kişilik dinî liderler grubuna başkâhin başkanlık etti. O gece, Yüksek Kurul’u oluşturan Ferisiler, Sadukiler, din bilginleri ve ihtiyarlar hükümleri altında iş gördükleri kanunları tamamen hiçe saydıklarını gösterdiler. Geceleyin ya da herhangi bir Yahudi bayramında toplanmamaları gerekirdi. Tanıklara yalan yere yemin ettirmek için rüşvet vermemeliydiler. Bir gece geçmeden ölüm kararı yürürlüğe konmamalıydı. Tapınağın olduğu yerdeki Yontma Taş binasında toplanmadıkları sürece kararları hükümsüzdü.

Rab İsa’yı öldürme isteğinde olan dinî yetkililer kendi yasalarına karşı gelme alçaklığında tereddüt etmediler. Kararlı çabaları birtakım yalancı tanıkları ortaya çıkardı ama birbirini tutan tanıklık sağlayamadılar. Bazıları, Rab’bin sözlerini, elle yapılmış tapınağı yıkıp, üç günde elle yapılmamış başka bir tapınağı kuracağına dair gözdağı vermiş gibi, yanlış aktardılar. İsa’nın ne demek istediği Yuhanna 2:19’da bulunur. Kasıtlı bir şekilde Kudüs’teki tapınakla O’nun bedeni olan tapınağı karıştırdılar.

14:60-62   Başkâhin O’na ilk soruyu sorduğunda İsa yanıt vermedi. Ama yemin altında (Mat.26:63), O’na Yüce Olan’ın Oğlu Mesih olup olmadığını sorduğunda Kurtarıcı, Levililer 5:1’e itaat ederek Ben’im cevabını verdi. Mesih olduğu konusunda herhangi bir şüpheyi ortadan kaldırmak için Rab İsa başkâhine İnsanoğlu’nun kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla yeryüzüne geri geldiğini göreceğini söyledi. Bununla, başkâhinin, O’nun açıkça Tanrı olarak gösterildiğini göreceğini söylemek istedi. İlk Gelişinde tanrısallığının yüceliği insan bedeninde gizlendi. Ama güç ve görkemle geri geldiğinde örtü kaldırılacak ve herkes O’nun kim olduğunu tam olarak bilecek.

14:63-64   Başkâhin İsa’nın ne demek istediğini anladı. Bu sözde küfre karşı olan haklı öfkesinin bir işareti olarak giysilerini yırttı. Mesih’i tanımaya ve kabul etmeye en çok hazır olması gereken İsrailli, suçlamasıyla en büyük gürültüyü kopardı. Ama yalnız değildi, Yüksek Kurul’un1 tamamı İsa’nın küfretmiş olduğunda hemfikirdi ve O’nun ölüm cezasını hak ettiğine oybirliğiyle karar verdiler.

14:65   Bunu izleyen manzara aşırı derecede kabaydı. Yüksek Kurul’un bazı üyeleri Tanrı’nın Oğlu’na tükürmeye, gözlerini bağlayarak kendisine saldıranların adlarını söylemesi için meydan okumaya başladılar. Değerli Kurtarıcı’nın Kendisine yapılanlara katlanmak zorunda kalmış olması inanılmaz bir şeydir (bkz. İbr.12:3). Nöbetçiler de (tapınak polisleri) O’nu tokatlayarak bu kervana katıldılar.

İ. Petrus İsa’yı İnkâr Edip Hüngür Hüngür Ağlıyor (14:66-72)

14:66-68   Petrus aşağıda, binanın avlusunda bekliyordu. Başkâhinin hizmetçi kızlarından biri geldi. Onu dikkatle süzüp Nasıralı İsa’nın öğrencilerinden biri olmakla suçladı. Zavallı öğrenci onun suçlamasını anlamıyormuş gibi göründü, sonra da horozun ötüşünü duyacağı dış kapının önüne çıktı. Dehşetli bir andı. Günah korkunç ücretini alıyordu.

14:69-70   Hizmetçi kız onu yine görünce, onu İsa’nın öğrencilerinden biri olarak işaret etti. Petrus yine soğuk bir şekilde inkâr etti ve herhalde oradakilerin onu niçin yalnız bırakmadıklarını merak ediyordu. Az sonra kalabalık Petrus’a, “Gerçekten onlardansın; sen de Celilelisin” dedi.

14:71-72   Petrus kendine lanet okuyup yemin ederek, O adamı tanımadığını belirtti. Bu sözcükler ağzından çıkar çıkmaz horoz öttü. Sanki doğa böylesine korkak olan bir yalanı protesto ediyordu. O anda Petrus Rab’bin önceden bildirdiğinin gerçekleşmiş olduğunu anladı. Hüngür, hüngür ağlamaya başladı. Dört Müjde’nin de Petrus’un Rab’bi inkâr ettiğini kaydetmesi önemlidir. Bizim de benliğe güvenmenin utanmayla sonuçlandığı gerçeğini anlamamız gerekir. Benliğe güvenmemeyi ve tamamen Tanrı’nın gücüne dayanmayı öğrenmeliyiz.

 

Kutsal Kitap

1 Fısıh ve Mayasız Ekmek Bayramı’na* iki gün kalmıştı. Başkâhinlerle din bilginleri İsa’yı hileyle tutuklayıp öldürmenin bir yolunu arıyorlardı.
2 “Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar” diyorlardı.
3 İsa Beytanya’da cüzamlı* Simun’un evinde sofrada otururken yanına bir kadın geldi. Kadın kaymaktaşından bir kap içinde çok değerli, saf hintsümbülü yağı getirmişti. Kabı kırarak yağı O’nun başına döktü.
4 Bazıları buna kızdılar; birbirlerine, “Bu yağ niçin böyle boş yere harcandı? Üç yüz dinardan fazlaya satılabilir, parası yoksullara verilebilirdi” diyerek kadını azarlamaya başladılar.
5 (SEE 14:4)
6 “Kadını rahat bırakın” dedi İsa. “Neden üzüyorsunuz onu? Benim için güzel bir şey yaptı.
7 Yoksullar her zaman aranızdadır, dilediğiniz anda onlara yardım edebilirsiniz; ama ben her zaman aranızda olmayacağım.
8 Kadın elinden geleni yaptı, beni gömülmeye hazırlamak üzere daha şimdiden bedenimi yağladı.
9 Size doğrusunu söyleyeyim, Müjde dünyanın neresinde duyurulursa, bu kadının yaptığı da onun anılması için anlatılacak.”
10 Bu arada Onikiler’den* biri olan Yahuda İskariot, İsa’yı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.
11 Onlar bunu işitince sevindiler, Yahuda’ya para vermeyi vaat ettiler. O da İsa’yı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.
12 Fısıh* kurbanının kesildiği Mayasız Ekmek Bayramı’nın* ilk günü öğrencileri İsa’ya, “Fısıh yemeğini yemen için nereye gidip hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular.
13 O da öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi: “Kente gidin, orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza. Onu izleyin.
14 Adamın gideceği evin sahibine şöyle deyin: ‘Öğretmen, öğrencilerimle birlikte Fısıh yemeğini yiyeceğim konuk odası nerede? diye soruyor.’
15 Ev sahibi size üst katta döşenmiş, hazır büyük bir oda gösterecek. Orada bizim için hazırlık yapın.”
16 Öğrenciler yola çıkıp kente gittiler. Her şeyi, İsa’nın kendilerine söylediği gibi buldular ve Fısıh yemeği için hazırlık yaptılar.
17 Akşam olunca İsa Onikiler’le* birlikte geldi.
18 Sofraya oturmuş yemek yerlerken İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi, “Sizden biri, benimle yemek yiyen biri bana ihanet edecek.”
19 Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, “Beni demek istemedin ya?” diye sormaya başladılar.
20 İsa onlara, “Onikiler’den biridir, ekmeğini benimle birlikte sahana batırandır” dedi.
21 “Evet, İnsanoğlu* kendisi için yazılmış olduğu gibi gidiyor, ama İnsanoğlu’na ihanet edenin vay haline! O adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu.”
22 İsa yemek sırasında eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve, “Alın, bu benim bedenimdir” diyerek öğrencilerine verdi.
23 Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.
24 “Bu benim kanım” dedi İsa, “Birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.
25 Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı’nın Egemenliği’nde tazesini içeceğim o güne dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.”
26 İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağı’na doğru gittiler.
27 Bu arada İsa öğrencilerine, “Hepiniz sendeleyip düşeceksiniz” dedi. “Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Çobanı vuracağım, Koyunlar darmadağın olacak.’
28 Ama ben dirildikten sonra sizden önce Celile’ye gideceğim.”
29 Petrus O’na, “Herkes sendeleyip düşse bile ben düşmem” dedi.
30 “Sana doğrusunu söyleyeyim” dedi İsa, “Bugün, bu gece, horoz iki kez ötmeden sen beni üç kez inkâr edeceksin.”
31 Ama Petrus üsteleyerek, “Seninle birlikte ölmem gerekse bile seni asla inkâr etmem” dedi. Öğrencilerin hepsi de aynı şeyi söyledi.
32 Sonra Getsemani denilen yere geldiler. İsa öğrencilerine, “Ben dua ederken siz burada oturun” dedi.
33 Petrus’u, Yakup’u ve Yuhanna’yı yanına aldı. Hüzünlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.
34 Onlara, “Ölesiye kederliyim” dedi. “Burada kalın, uyanık durun.”
35 Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. “Mümkünse o saati yaşamayayım” dedi.
36 “Abba, Baba, senin için her şey mümkün, bu kâseyi* benden uzaklaştır. Ama benim değil, senin istediğin olsun.”
37 Öğrencilerinin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus’a, “Simun” dedi, “Uyuyor musun? Bir saat uyanık kalamadın mı?
38 Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.”
39 Yine uzaklaştı, aynı sözleri tekrarlayarak dua etti.
40 Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına ağırlık çökmüştü. İsa’ya ne diyeceklerini bilemiyorlardı.
41 İsa üçüncü kez yanlarına döndü, “Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?” dedi. “Yeter! Saat geldi. İşte İnsanoğlu* günahkârların eline veriliyor.
42 Kalkın, gidelim. İşte bana ihanet eden geldi!”
43 Tam o anda, İsa daha konuşurken, Onikiler’den* biri olan Yahuda çıkageldi. Yanında başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler tarafından gönderilmiş kılıçlı sopalı bir kalabalık vardı.
44 İsa’ya ihanet eden Yahuda, “Kimi öpersem, İsa O’dur. O’nu tutuklayın, güvenlik altına alıp götürün” diye onlarla sözleşmişti.
45 Gelir gelmez İsa’ya yaklaştı, “Rabbî*” diyerek O’nu öptü.
46 Onlar da İsa’yı yakalayıp tutukladılar.
47 İsa’nın yanında bulunanlardan biri kılıcını çekti, başkâhinin kölesine vurup kulağını uçurdu.
48 İsa onlara, “Niçin bir haydutmuşum gibi beni kılıç ve sopalarla yakalamaya geldiniz?” dedi.
49 “Her gün tapınakta, yanıbaşınızda öğretiyordum, beni tutuklamadınız. Ama bu, Kutsal Yazılar yerine gelsin diye oldu.”
50 O zaman öğrencilerinin hepsi O’nu bırakıp kaçtı.
51 İsa’nın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.
52 Ama keten bezden sıyrılıp çıplak olarak kaçtı.
53 İsa’yı görevli başkâhine götürdüler. Bütün başkâhinler, ileri gelenler ve din bilginleri* de orada toplandı.
54 Petrus, İsa’yı başkâhinin avlusunun içine kadar uzaktan izledi. Avluda nöbetçilerle birlikte ateşin başında oturup ısınmaya başladı.
55 Başkâhinler ve Yüksek Kurul’un* öteki üyeleri, İsa’yı ölüm cezasına çarptırmak için kendisine karşı tanık arıyor, ama bulamıyorlardı.
56 Birçok kişi O’na karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.
57 Bazıları kalkıp O’na karşı yalan yere şöyle tanıklık ettiler: “Biz O’nun, ‘Elle yapılmış bu tapınağı yıkacağım ve üç günde, elle yapılmamış başka bir tapınak kuracağım’ dediğini işittik.”
58 (SEE 14:57)
59 Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.
60 Sonra başkâhin topluluğun ortasında ayağa kalkarak İsa’ya, “Hiç yanıt vermeyecek misin? Nedir bunların sana karşı ettiği bu tanıklıklar?” diye sordu.
61 Ne var ki, İsa susmaya devam etti, hiç yanıt vermedi. Başkâhin O’na yeniden, “Yüce Olan’ın Oğlu Mesih* sen misin?” diye sordu.
62 İsa, “Benim” dedi. “Ve sizler, İnsanoğlu’nun* Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz.”
63 Başkâhin giysilerini yırtarak, “Artık tanıklara ne ihtiyacımız var?” dedi. “Küfürü işittiniz. Buna ne diyorsunuz?” Hepsi İsa’nın ölüm cezasını hak ettiğine karar verdiler.
64 (SEE 14:63)
65 Bazıları O’nun üzerine tükürmeye, gözlerini bağlayarak O’nu yumruklamaya başladılar. “Haydi, peygamberliğini göster!” diyorlardı. Nöbetçiler de O’nu aralarına alıp tokatladılar.
66 Petrus aşağıda, avludayken, başkâhinin hizmetçi kızlarından biri geldi. Isınmakta olan Petrus’u görünce onu dikkatle süzüp, “Sen de Nasıralı İsa’yla birlikteydin” dedi.
67 (SEE 14:66)
68 Petrus ise bunu inkâr ederek, “Senin neden söz ettiğini bilmiyorum, anlamıyorum” dedi ve dışarıya, dış kapının önüne çıktı. Bu arada horoz öttü.
69 Hizmetçi kız Petrus’u görünce çevrede duranlara yine, “Bu adam onlardan biri” demeye başladı.
70 Petrus tekrar inkâr etti. Çevrede duranlar az sonra Petrus’a yine, “Gerçekten onlardansın; sen de Celileli’sin” dediler.
71 Petrus kendine lanet okuyup ant içerek, “Sözünü ettiğiniz o adamı tanımıyorum” dedi.
72 Tam o anda horoz ikinci kez öttü. Petrus, İsa’nın kendisine, “Horoz iki kez ötmeden beni üç kez inkâr edeceksin” dediğini hatırladı ve hüngür hüngür ağlamaya başladı.

1. Aramatyalı Yusuf’un ve Nikodim’in bu yasadışı olan toplantıda olma-dıklarına inanılır.