Markos 5

5
Markos Bölüm 05

 

Ğ. Cinli Bir Adamın İyileşmesi (5:1-20)

5:1-5   Gerasalılar memleketi Celile gölünün doğu yakasındaydı. İsa orada alışılmamış derecede şiddetli, kötü ruha tutsak ve topluma dehşet saçan bir adamla karşılaştı. Onu engellemek için gösterilen bütün çabalar başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Dağlardaki mezarların arasında devamlı bağırarak ve kendi kendini keskin taşlarla yaralayarak yaşıyordu.

5:6-13   Kötü ruha tutsak adam İsa’yı görünce önce saygılı davrandı, sonra da acı bir şekilde şikayet etti. “Ne kadar gerçek ve korkunç bir görüntü – adam tapınmayla, duayla ve imanla birlikte nefretle karşı gelerek ve korkarak eğildi; özgürlüğü özlerken bile öfkeye sarılan çift kişilik” (Scripture Union Notes).

Olayların sırası tam olarak belli değil, ama aşağıdaki gibi olmuş olabilir:

  1. Kötü ruha tutsak adam Rab İsa’nın önünde saygıyla yere kapandı (ayet 6).
  2. İsa kötü ruha adamın içinden çıkmasını emretti (ayet 8).
  3. Adam aracılığıyla konuşan ruh, İsa’yı tanıdı. O’nun müdahale hakkına meydan okudu ve İsa’ya antla ona eziyet etmemesi için yalvardı (ayet 7).
  4. İsa adamın adınısordu. Birçok cinle birlikte olduğunu belirten Tümen’di (ayet 9). Ne var ki bu, adamın kötü ruha (tekil) tutsak olduğunu söyleyen 2’inci ayetle çelişkiye düşmez.
  5. Belki de bu İsa’ya kötü ruhların domuz sürüsüne girmesine izin vermesi için yalvaran cinlerin sözcüsüydü (ayet 10-12).
  6. İki bin domuzun dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğulmasıyla sonuçlanan izin verildi (ayet 13).

Rab, sık sık bu domuzların mahvolmasına neden olmakla eleştirilmiştir. Birkaç noktaya dikkat edilmelidir.

  1. Bu mahva neden olmadı; ona izin verdi. Domuzları mahveden, Şeytan’ın yıkıcı gücüydü.
  2. Kusur bulan domuz sahiplerine dair bir kayıt yoktur. Belki de bunlar domuz yetiştirmesi yasak olan Yahudilerdi.
  3. İnsanın canı, dünyadaki bütün domuzlardan çok daha değerlidir.
  4. İsa’nın bildiklerini bilsek, O’nun gibi hareket ederdik.

5:14-17   Domuzların mahvolmasına tanık olanlar haberi yaymak için koşarak kente gittiler. Kalabalık döndüğünde, önceleri cine tutsak olan adamı İsanın ayakları dibinde giyinmiş ve aklı başına gelmiş bir durumda buldular. Halk korktu. Görgü tanıkları tüm hikayeyi yeni gelenlere naklettiler. Bu, halk için çok fazlaydı; bölgelerinden ayrılması için İsa’ya yalvardılar. Olayın şok edici kısmı domuzların mahvolması değil, O’nun gitmesini istemeleridir. Mesih pahalıya patlayan bir konuktur!

“Hâlâ büyük kalabalıklar, Mesih’in arkadaşlığının onlarda sosyal, parasal ya da kişisel kayıplara neden olabileceği korkusuyla O’nun onlardan uzak kalmasını dilerler. Kendi mallarını kurtarmaya çalışırken canlarını kaybederler.”

5:18-20   İsa kayıkla ayrılmak üzereyken, iyileşen adam O’nunla beraber gitmek için yalvardı. Yeni yaşamını kanıtlayan değerli bir istekti, ama İsa onu Tanrı’nın büyük gücü ve merhametinin canlı tanığı olarak eve gönderdi. Adam müjdeyi, on kenti içine alan bölge olan Dekapolis’e yayarak itaat etti.

Bu, Tanrı’nın lütfuyla kurtulmuş olan herkes için basit bir emirdir: “Evine, yakınlarının yanına dön, Rab’bin senin için neler yaptığını, sana nasıl merhamet ettiğini onlara anlat.” Müjde paylaşımı (yayımı) evde başlar!

H. İyileştirilemeyeni İyileştirme ve Ölüyü Diriltme (5:21-43)

5:21-23   Celile’nin batı yakasına geri dönüldükten kısa bir süre sonra Rab İsa yine büyük bir kalabalığın ilgi merkezi oldu. Çılgına dönmüş bir baba koşarak İsa’ya geldi. Bu, havra yöneticilerinden biri olan Yair’di. Küçük kızı ölüyordu. İsa, kızın iyileşebilmesi için gidip ellerini onun üzerine koyar mıydı?

5:24   Rab buna karşılık verdi ve eve doğru gitmeye başladı. O’nu sıkıştıran bir kalabalık da ardından gidiyordu. O’nu sıkıştıran kalabalık ifadesinin hemen ardından, O’na iyileşmek için dokunan bir kadının imanını ifade eden sözleri okumamız ilginçtir.

5:25-29   Yair’in evine giden İsa’nın yolunu aklı başından gitmiş durumda olan bir kadın kesti. Rabbimiz, görünen bu engellemeye ne kızdı, ne de rahatsız oldu. Bu tür engellemelere karşı biz nasıl hareket ederiz?

Kişinin kendisi için planladığı işlere karşı olan engellemelere ve kesintilere, Tanrı’nın, kişinin işi konusunda bencilleşmemesine yardım etmek için gönderdiği denemeler ve disiplin olarak bakmayı yararlı buluyorum… Bazılarının düşündüğü gibi bu boşa geçirilen bir zaman değil, günlük çalışmanın en önemli kısmıdır; kişinin Tanrı’ya sunabileceği en iyi bölümdür (Choice Gleanings Calendar).

Bu kadın on iki yıldır devam eden bir kanamadan ötürü acı çekiyordu. Gittiği bir sürü hekim ağır tedavi yöntemleri uygulamış, varını yoğunu almış ve onu iyi olmaktan çok, daha kötü bir durumda bırakmışlardı. İyileşme umudunun bittiği bir anda birisi ona İsa’dan bahsetti. O’nu bulmak için hiç vakit kaybetmedi. Kalabalığın arasından geçerek, O’nun giysisinin eteğine dokundu. O anda kan durdu ve kendini tamamen iyi hissetti.

5:30   O’nun amacı sessizce uzaklaşmaktı, ama Rab onun, Kurtarıcısını açıkça kabul etme bereketini kaçırmasına izin vermeyecekti. O’na dokunduğunda, kendisinden gitmiş olan tanrısal gücün farkındaydı; onu iyileştirmek O’ndan bir şey götürdü. Bunun için “Giysilerime kim dokundu?” diye sordu. Bu sorunun yanıtını biliyordu, ama onu kalabalığın önüne çıkarmak için sordu.

5:31   Öğrencileri bu sorunun saçma olduğunu düşündüler. Birçok kişi O’nu devamlı itmekteydi. “Bana kim dokundu?” diye niçin soruyordu? Ama fiziksel yakınlıktan kaynaklanan dokunuşla çaresiz bir insanın iman dolu dokunuşu arasında fark vardır. O’na güvenmeksizin çok yakınında olmak mümkündür, ama O’nun haberi olmadan O’na imanla dokunmak imkânsızdır.

5:32-33   Kadınkorkuyla titreyerek geldi; İsa’nın ayaklarına kapandı ve İsa’ya inandığını açıkladı.

5:34   Sonra İsa onun canını tazeleyen sözler söyledi. Mesih’i kabul etmeyi açıkça söylemek son derece önemlidir. Değilse iman yaşamında çok az büyüme olur. Cesurca O’nu bildirirken O, canlarımızı iman güveniyle dolu olarak coşturur. Rab İsa’nın sözleri yalnızca fiziksel iyileştirmeyi doğrulamakla kalmadı, canın kurtuluşunun büyük bereketini de kapsadı.

5:35-38   Yair’in kızının öldüğünü bildiren haberciler geldi. Artıköğretmeni götürmeye gerek yoktu. Rab sevecen bir şekilde Yair’in güvenini tazeledi, sonra da Petrus, Yakup ve Yuhanna’yı eve götürdü. Üzüntü zamanında doğudaki evlerde görülen ağlama feryatlarıyla – ki, bunun bir kısmı feryat etmesi için özel olarak tutulan kişiler tarafındandır – karşılaştılar.

5:39-42 İsa onlara çocuğun ölmediğini, sadece uyuduğunu söylediğinde, göz yaşları küçümsemeye dönüştü. Cesur bir şekilde aileyi çocuğun odasına götürdü ve çocuğun elini tutarak Aramice, “Talita kumi!” dedi. Bu söz “Kızım sana söylüyorum, kalk!” demektir. On iki yaşında olan kız hemen kalktı, yürümeye başladı. Oradakileri derin bir şaşkınlık aldı. Kuşkusuz sevinçten çılgına dönmüşlerdi.

5:43   Rab mucizeyi yaymalarını yasakladı. Kalabalıkların, kendisini alkışlamasıyla ilgilenmiyordu. Azimle çarmıha gitmesi gerekiyordu.

Eğer kız gerçekten ölmüşse, o zaman bu bölüm İsa’nın cinler, hastalıklar ve ölüm üzerindeki gücünü resmeder. Bütün Kutsal Kitap uzmanları kızın ölü olduğu konusunda hemfikir değillerdir. İsa ölmediğini, ama uyuduğunu söyledi. Belki de komadaydı. Onu ölümden kolayca diriltebilirdi; ama o gerçekten yalnızca bilinçsiz bir durumdaysa, bunu yapmaktan dolayı şeref kazanmaya çalışmayacaktı.

Bu bölümün kapanış sözlerini gözden kaçırmamalıyız “Kıza yiyecek bir şey verilmesini buyurdu.” Ruhsal hizmette bu “yetiştirme işi” olarak bilinir. Yeni yaşamın kalp atışından haberdar olan canların beslenmeye gereksinimi vardır. Bir öğrencinin Kurtarıcıya olan sevgisini göstermesinin bir yolu da O’nun koyunlarını beslemesidir (bkz. Yu.21:15-17).

 

Kutsal Kitap

1 Gölün karşı yakasına, Gerasalılar’ın memleketine vardılar.
2 İsa tekneden iner inmez, kötü ruha tutulmuş bir adam mezarlık mağaralardan çıkıp O’nu karşıladı.
3 Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.
4 Birçok kez zincir ve kösteklerle bağlandığı halde, zincirleri koparmış, köstekleri parçalamıştı. Hiç kimse onunla başa çıkamıyordu.
5 Gece gündüz mezarlarda, dağlarda bağırıp duruyor, kendini taşlarla yaralıyordu.
6 Uzaktan İsa’yı görünce koşup geldi, O’nun önünde yere kapandı.
7 Yüksek sesle haykırarak, “Ey İsa, yüce Tanrı’nın Oğlu, benden ne istiyorsun? Tanrı hakkı için sana yalvarırım, bana işkence etme!” dedi.
8 Çünkü İsa, “Ey kötü ruh, adamın içinden çık!” demişti.
9 Sonra İsa adama, “Adın ne?” diye sordu. “Adım Tümen*. Çünkü sayımız çok” dedi.
10 Ruhları o bölgeden çıkarmaması için İsa’ya yalvarıp yakardı.
11 Orada, dağın yamacında otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı.
12 Kötü ruhlar İsa’ya, “Bizi şu domuzlara gönder, onlara girelim” diye yalvardılar.
13 İsa’nın izin vermesi üzerine kötü ruhlar adamdan çıkıp domuzların içine girdiler. Yaklaşık iki bin domuzdan oluşan sürü, dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu.
14 Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.
15 İsa’nın yanına geldiklerinde, önceleri bir tümen cine tutulan adamı giyinmiş, aklı başına gelmiş, oturmuş görünce korktular.
16 Olayı görenler, cinli adama olanları ve domuzların başına gelenleri halka anlattılar.
17 Bunun üzerine halk, bölgelerinden ayrılması için İsa’ya yalvarmaya başladı.
18 İsa tekneye binerken, önceleri cinli olan adam O’na, “Seninle geleyim” diye yalvardı.
19 Ama İsa adama izin vermedi. Ona, “Evine, yakınlarının yanına dön” dedi. “Rab’bin senin için neler yaptığını, sana nasıl merhamet ettiğini onlara anlat.”
20 Adam da gitti, İsa’nın kendisi için neler yaptığını Dekapolis’te duyurmaya başladı. Anlattıklarına herkes şaşıp kalıyordu.
21 İsa tekneyle karşı yakaya dönünce, çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Kendisi gölün kıyısında duruyordu.
22 Bu sırada havra yöneticilerinden Yair adında biri geldi. İsa’yı görünce ayaklarına kapandı, “Küçük kızım can çekişiyor. Gelip ellerini onun üzerine koy da kurtulsun, yaşasın!” diye yalvardı.
23 (SEE 5:22)
24 İsa adamla birlikte gitti. Büyük bir kalabalık da ardından gidiyor, O’nu sıkıştırıyordu.
25 Orada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın vardı.
26 Birçok hekimin elinden çok çekmiş, varını yoğunu harcamış, ama iyileşeceğine daha da kötüleşmişti.
27 Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta O’nun arkasından gelip giysisine dokundu.
28 İçinden, “Giysilerine bile dokunsam kurtulurum” diyordu.
29 O anda kanaması kesiliverdi. Kadın, bedeninin derinliğinde acıdan kurtulduğunu hissetti.
30 İsa ise, kendisinden bir gücün akıp gittiğini hemen anladı. Kalabalığın ortasında dönüp, “Giysilerime kim dokundu?” diye sordu.
31 Öğrencileri O’na, “Seni sıkıştıran kalabalığı görüyorsun! Nasıl oluyor da, ‘Bana kim dokundu’ diye soruyorsun?” dediler.
32 İsa kendisine dokunanı görmek için çevresine bakındı.
33 Kadın da kendisindeki değişikliği biliyordu. Korkuyla titreyerek geldi, İsa’nın ayaklarına kapandı ve O’na bütün gerçeği anlattı.
34 İsa ona, “Kızım” dedi, “İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.”
35 İsa daha konuşurken, havra yöneticisinin evinden adamlar geldi. Yöneticiye, “Kızın öldü” dediler. “Öğretmeni neden hâlâ rahatsız ediyorsun?”
36 İsa bu sözlere aldırmadan havra yöneticisine, “Korkma, yalnız iman et!” dedi.
37 İsa, Petrus, Yakup ve Yakup’un kardeşi Yuhanna’dan başka hiç kimsenin kendisiyle birlikte gitmesine izin vermedi.
38 Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.
39 İçeri girerek onlara, “Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?” dedi. “Çocuk ölmedi, uyuyor.”
40 Onlar ise kendisiyle alay ettiler. Ama İsa hepsini dışarı çıkardıktan sonra çocuğun annesini babasını ve kendisiyle birlikte olanları alıp çocuğun bulunduğu odaya girdi.
41 Çocuğun elini tutarak ona, “Talita kumi!” dedi. Bu söz, “Kızım, sana söylüyorum, kalk” demektir.
42 On iki yaşında olan kız hemen ayağa kalktı, yürümeye başladı. Oradakileri derin bir şaşkınlık aldı.
43 İsa, “Bunu kimse bilmesin” diyerek onları sıkı sıkıya uyardı ve kıza yemek verilmesini buyurdu.