Markos 9

9
Markos Bölüm 09

IV. HİZMETKAR’IN KUDÜS’E YOLCULUĞU (Bölüm 9-10)

A. İsa’nın Görünümü Değişiyor (9:1-13)

İsa, kendisinin geçeceği iftira, elem ve ölüm yolunu öğrencilerin önüne serdi. Onları Kendisine bağlılık ve kendilerini feda edecekleri yaşamlarla izlemeleri için davet ettikten sonra Rab şimdi resmin diğer tarafını gösteriyor. Öğrencilik, bu yaşamda onlara pahalıya patlayacak, ama ileride görkemle ödüllendirileceklerdi.

9:1-7 Rab sözlerine, öğrencilerden bazılarının Tanrı’nın Egemenliğinin kudretle gerçekleştiğini görmeden ölümü tatmayacaklarını söyleyerek devam etti. Petrus, Yakup ve Yuhanna’yı ima ediyordu. İsa’nın görünümünün değiştiği dağda Tanrı’nın kudretli Egemenliğini gördüler. Bölümün özeti, şimdi Mesih’in uğruna çektiğimiz herhangi bir elemin, O döndüğünde karşılığının bol bol verileceği ve hizmetçilerinin görkemle O’nunla görüleceğidir. Dağdaki olay Mesih’in Bin Yıllık Egemenliğini belirtir.

  1. İsa’nın görünümü değişti: O’nun Kişiliğinden göz kamaştırıcı bir parlaklık yayıldı. Giysileri bile hiçbir çamaşırcının erişemeyeceği kadar beyaz ve parlaktı.
    İlk Gelişi sırasında Mesih’in görkemi gizlendi. Elemler Adamı gururunun kırıldığı ve acıyla karşılaştığı bir ortamda geldi. Ama görkemle geri döneceği günler yakındır. O zaman hiç kimse O’nu yanlış anlamayacaktır. Görünebilir halde, kralların Kralı ve rablerin Rab’bi olacaktır.
  2. Musa’yla İlyas da oradaydı ve şu kişileri temsil etmekteydiler: (a) Eski Antlaşma kutsallarını ya da (b) Yasayı (Musa) ve peygamberleri (İlyas) ya da (c) ölmüş olan kutsalları ve yukarı alınmış olanları.
  3. Petrus, Yakup ve Yuhanna oradaydı. Onlar da genel olarak Yeni Antlaşma Kutsallarını ya da egemenlik kurulduğunda sağ olanları temsil edebilirler.
  4. İsa odak Kişiydi. Petrus’un üç çardak kurma önerisi gökten gelen bulut ve ses tarafından azarlandı. Her şeyde üstünlüğü Mesih almalıdır.
  5. Bulut, Eski Antlaşma’daki çardak ve tapınaktaki En Kutsal Yer’de kalan şekina (görkem) bulutu olabilirdi. Tanrı’nın varlığının görünen ifadesiydi.
  6. Ses, Baba Tanrı’nın Mesih’i Sevgili Oğlu olarak kabul ettiği sesin aynısıydı.

9:8 Bulut kalkınca öğrenciler yanlarında İsa’dan başka kimseyi göremediler. Bu, egemenlik kudretle geldiğinde O’nun alacağı ve şimdi izleyicilerinin yüreklerine alması gereken emsalsiz, görkemli ve üstün yerin resmiydi

9:9-10   İsa dağdan inerlerken onları, Kendisi ölümden dirilmeden orada gördüklerini hiç kimseye söylememeleri için uyardı. Bu onları şaşırttı. Belki de hâlâ O’nun öldürülmesi ve yeniden dirilmesi gerektiğini anlamadılar. Ölümden dirilme ifadesini merak ediyorlardı. Yahudi olarak herkesin dirileceği gerçeğini biliyorlardı. Ama İsa özel bir dirilişten söz ediyordu. Ölülerin arasından kendisi dirilecekti; dirildiğinde herkes dirilmeyecekti. Bu yalnızca Yeni Antlaşma’da bulunan bir gerçektir.

9:11   Öğrencilerin başka bir sorunları daha vardı. Gelecek egemenlikten küçük bir parça görmüşlerdi. Ama daha önceden Malaki, Mesih’in habercisi, her şeyin yeniden düzene sokulmasının başlangıcı ve O’nun evrensel egemenliğinin kuruluşunun hazırlığı olarak İlyas’ın gelmesi gerektiğini söylememiş miydi? (Mal.4:5) İlyas neredeydi? Din bilginlerinin dediği gibi önce o gelmeyecek miydi?

9:12-13   İsa aslında buna şöyle karşılık verdi: “Gerçekten de önceİlyas’ın gelmesi gerektiği doğrudur. Ama daha önemli olan ve hemen sorulması gereken soru şudur: Eski Antlaşma’daki Kutsal Yazılar İnsanoğlu’nun çok acı çekeceğini ve hiçe sayılacağını önceden söylemiyor mu? İlyas konusuna gelince, İlyas geldi bile (Vaftizci Yahya’nın kişiliğinde ve hizmetinde), ama insanlar ona istedikleri gibi, İlyas’a davrandıkları gibi davrandılar. Vaftizci Yahya’nın ölümü İnsanoğlu’na olacakların habercisiydi. Haberciyi reddettiler, Kralı da reddedecekler.”

B. Cine Tutsak Bir Çocuğun İyileştirilmesi (9;14-29)

9:14-16   Öğrencilerin görkemin zirvesinde kalmalarına izin verilmedi. Dağın eteğinde inleyerek ağlayan insanlık vardı. Önlerinde dünya kadar gereksinim vardı. İsa ve üç öğrencisi dağın eteğine ulaştıklarında, kalabalıkta din bilginleriyle diğer öğrencilerin arasında ateşli bir tartışma devam ediyordu. Rab görünür görünmez, konuşma durdu ve kalabalık O’na koştu. İsa öğrencilerine, “Onlarlane tartışıyorsunuz?” diye sordu.

9:17-18   Perişan bir baba heyecanla Rab’be, dilsiz bir ruha tutsak olan oğlunu anlattı. Cin çocuğu yere çarpıyordu, dişlerini gıcırdatıp ağzından köpükler saçtırıyordu. Bu şiddetli nöbetler çocuğun mahvolmasına neden oluyordu. Çocuğun babası öğrencilere yardım etmeleri için başvurmuştu, ama onlar başaramadılar.

9:19   İsa imansızlıklarından dolayı öğrencileri azarladı. Cinleri çıkarmaları için onlara yetki vermemiş miydi? Onlara vermiş olduğu yetkiyi kullanmalarından önce onlarla daha ne kadar kalması gerekecekti? Güçsüzlük ve yenilgiyle dolu yaşamlara daha ne kadar dayanmak zorunda kalacaktı?

9:20-23   Çocuk, İsa’nın yanına getirilirken, ruh özellikle ciddi bir krize neden oldu. Rab, çocuğun babasına bunun ne zamandan beri devam etmekte olduğunu sordu. O da küçüklüğünden beri olduğunu söyledi. Bu krizler birçok kez çocuğu ateşe ve suya atmıştı. Ölümden kıl payı kurtulmuştu. O zaman çocuğun babası Rab’be, elinden bir şey gelirse, çocuğu kurtarması için yalvardı: Bu, umutsuz yılların acıklı bir yalvarışıydı. İsa, ona sorunun O’nun iyileştirme yeteneğinden kaynaklanmadığını, yalnızca onun imanına bağlı olduğunu anlattı. Diri Tanrı’ya olan iman daima ödüllendirilir. Hiçbir durum O’nun için imkânsız değildir.

9:24   Çocuğun babası bütün çağlarda Tanrı’nın halkının yaşadığı imanla imansızlığın paradoksluğunu ifade etti. “Rab, iman ediyorum imansızlığımı yenmeme yardım et.” İman etmek istiyoruz, ama yine de kendimizi kuşkularla dolmuş buluyoruz. Bu içerden gelen anlamsız çelişkiden nefret ediyoruz, yine de onunla boşuna savaşıyor gibi görünüyoruz.

9:25-27   İsa kötü ruha çocuğu bırakmasını emrettiğinde, kötü bir kriz daha oldu ve sonra küçük beden ölü gibi rahatladı. Kurtarıcı onu kaldırıp babasına teslim etti.

9:28-29   Daha sonra Rabbimiz öğrencileriyle evde yalnız kalınca, onlar özel olarak O’na bunu niçin başaramamış olduklarını sordular. O da bazı mucizelerin dua ve oruç1gerektirdiğini söyledi. Hangimiz Rab’bin hizmetinde zaman zaman yenilgi ve gerginlikle karşı karşıya kalmadık? Yorulmadan ve çok çalışarak uğraştık, ama yine de Tanrı’nın Ruhu’nun kudretle çalıştığının kanıtını göremedik.

C. İsa Ölümünü ve Dirilişini Yine Önceden Bildiriyor (9:30-32)

9:30   Rabbimizin Filipus Sezariyesi’ne olan ziyareti bitmişti. Şimdi Celile bölgesinden geçiyordu; bu O’nu Kudüs’e ve çarmıha götürecek bir yolculuktu. Fark edilmeden yolculuk etmek istedi. Hizmetinin büyük bir çoğunluğu tamamlanmıştı. Şimdi öğrencileriyle, onlara ders vererek ve onları gelecek olaylara hazırlayarak zaman geçirmek istiyordu.

9:31-32   Onlara tutuklanacağını ve öldürüleceğini, ama üç gün sonra yeniden dirileceğini yalın bir biçimde anlattı. Ama onlar bunu bir türlü anlayamadılar, O’na soru sormaktan da korkuyorlardı. Biz de sık sık soru sormaktan korkarız ve bunun için de bereketi kaçırırız.

Ç. Egemenlikteki Büyüklük (9:33-37)

9:33-34Kefernahum’da kalacakları eve geldiklerinde İsa onlara yolda aralarında neyi tartıştıklarını sordu. Aralarında kimin en büyük olduğunu tartışmış olduklarını söylemeye utandılar. Belki de İsa’nın değişen görünümü onların yakında gelecek bir egemenlik için umutlarını canlandırmıştı ve kendilerini oradaki şerefli yerlere göre hazırlıyorlardı. İsa’nın onlara yaklaşan ölümünü anlatmış olduğu bir zamanda, onların kendilerine başkalarından daha çok değer verdiklerini görmek ne kadar acıdır. Yeremya peygamberin dediği gibi, insanın yüreği aldatıcıdır ve her şeyden daha çürüktür.

9:35-37 Onların tartıştıkları konuyu bilen İsa onlara yumuşak huylulukla ilgili bir ders verdi. Birinci olmanın yolunun, hizmette gönüllü olarak en alçak yeri almak ve kendimizden çok başkaları için yaşamak olduğunu söyledi. İsa küçük bir çocuğu onların önüne dikip daha sonra kucağına aldı. En az itibar edilene ve en az meşhur olana, O’nun adı uğruna gösterilen iyiliğin bir büyüklük hareketi olduğunu vurguladı. Gösterilen iyilik İsa’nın kendisine, hatta Baba Tanrı’ya gösterilmiş gibidir. “Ya Rab İsa, öğretişlerin dünyaya dönük yüreğimi incelesin ve içindekileri açığa çıkarsın. Benliğimi al ve senin yaşamının benim aracılığımla yaşanmasına izin ver.”

D. Hizmetkar Aşırı Taraftarlığı Yasaklıyor (9:38-42)

Bu bölüm başarısızlıklarla dolu gibi görünüyor. İsa’nın görünümünün değiştiği dağda Petrus dikkatsizce konuştu (ayet 5-6). Öğrenciler dilsiz bir cini kovma konusunda başarısız oldular (ayet 18). Kimin en büyük olduğunu tartıştılar (ayet 34). 38-40’ıncı ayetlerde onları aşırı bir taraftarlık ruhu içinde görüyoruz.

9:38   İsa’ya, O’nun adıyla cin kovan bir adam bulduklarını ileten Yuhanna’ydı. Adam kendilerini izlemediği için öğrenciler ona, yaptığı şeyi durdurmasını söylediler. Adam yanlış bir öğreti yaymıyordu ve günah içinde de yaşamıyordu. Yalnızca öğrencilere katılmadı.

Beni dışarıda bırakan bir daire çizdiler,
Küçümsenen, isyânkar, muhalefetçi şey,
Ama sevgi ile kazanacak anlayış vardı bende.
Onları içeri alan bir daire çizdik.

9:39   İsa, “Ona engel olmayın. Cinleri adımla kovacak kadar bana imanı varsa, benim tarafımdadır ve Şeytan’a karşı çalışıyordur. Çabucak dönmek, beni kötülemek ya da düşmanım olmak niyetinde değildir” dedi.

9:40   40’ıncı ayet, İsa’nın “Benden yana olmayan bana karşıdır. Benimle birlikte toplamayan dağıtıyor demektir” sözleriyle çelişkiye düşüyor gibi görünüyor. Ama burada gerçek bir çelişki yoktur. Matta’daki konu, İsa’nın Tanrı’nın Oğlu ya da cinin gücüyle dolu olup olmadığıydı. Böyle temel bir soruda O’nunla beraber olmayan O’na karşı çalışıyordur.

Markos’taki soru, Mesih’in Kişiliği ya da hizmeti değil, Rab’bin hizmetindeki kişinin arkadaşlarıdır. Burada hoşgörü ve sevgi olmalıdır. Hizmette O’na karşı olmayan Şeytan’a karşıdır ve bu nedenle de Mesih’in tarafındadır.

9:41   Mesih’in adı uğruna yapılan en küçük iyilik bile ödüllendirilecektir. Mesih’e ait olan bir öğrenciye verilen bir bardak su bile gözden kaçmayacaktır. Bir cini O’nun adıyla kovmak harika bir şeydir. Bir bardaksu vermek ise sıradandır. O’nun yüceliği için yapıldığında her ikisi de O’nun için değerlidir. “Çünkü Mesih’e aitsiniz” sözleri imanlıları birbirine bağlaması gereken özdür. Bu sözler önümüzde durursa, bizi Mesih’in hizmetinde parti ruhundan, ufak tefek çekişmelerden ve kıskançlıklardan kurtarır.

9:42   Rab’bin hizmetkarının sözleri ve hareketlerinin başkaları üzerindeki etkisinin düşünülmesi gerekir. Yaşam boyu ruhsal zarara neden olarak bir imanlıyı sıkıntıya sokmak mümkündür. Küçüklerden birini kutsallık ve gerçek yoldan saptırmaktansa boynuna kocaman bir değirmen taşının asılıp denize atılması onun için daha iyi olur.

E. İnsafsız Öz Denetim (9:43-50)

9:43   Bu bölümün geri kalan ayetleri disiplinin (öz denetim) ve vazgeçmenin gerekliliğini vurgular. Gerçek öğrencilik yoluna çıkanların daima doğal arzular ve şehvetlerle savaşması gerekir. Onları beslemek mahvolmak demektir.

Rab el, ayak ve gözden söz etti. Bunlardan birini kaybetmenin bunlarla cehenneme atılmaktan daha iyi olduğunu açıkladı. Amaca ulaşmak bütün fedakarlıklara değer.

El işlerimizi; ayak yürüyüşümüzü (yaşantımızı), göz de arzu ettiğimiz şeyleri gösterir. Bunlar gizli tehlike noktalarıdır. Bunlarla ciddi bir şekilde uğraşılmazsa, sonsuz yıkıma neden olabilirler.

Bu metin, gerçek imanlıların sonuçta yok olup sonsuzluğu cehennemde geçirebileceklerini mi öğretiyor? Tek başına ele alınırsa bunu akla getirebilir. Ama Yeni Antlaşma öğretişinin tutarlılığıyla ele alındığında, cehenneme giden bir kişinin hiçbir zaman içten bir imanlı olmadığı sonucuna varmalıyız. Bir kişi yeniden doğduğunu ifade edebilir ve bir süre iyi gidiyor gibi görünebilir. Ama bu kişi sürekli bedene düşkünlük gösterirse hiç kurtulmamış olduğu belli olur.

9:44-48   Rab devamlı2 cehennemden “oradakileri kemiren kurt ölmez, yakan ateş de sönmez”diye söz ediyor. Son derece ciddi. Buna gerçekten inansaydık maddî şeyler için değil, hiç ölmeyen canlar için yaşardık. “Ya Rab, diğer insanların kurtulması için bana tutku ver!”

İyi ki ahlaksal olarak bir eli ya da ayağı kesmek ya da bir gözü çıkarmak hiçbir zaman gerekli değil. İsa bunu böyle aşırılıklarda uygulamamız için belirtmedi. Bütün söylediği, bu organların kullanımını feda etmenin, bunları kötü kullanarak cehenneme sürüklenmekten daha iyi olduğuydu.

9:49   49. ve 50’inci ayetler özellikle zordur. Bu nedenle bunları cümlecikler halinde inceleyeceğiz. “Çünkü herkes ateşle tuzlanacaktır.” Üç ana sorun şunlardır: (1) Hangi ateşe işaret ediliyor?, (2) Tuzlanacaktır sözüyle ne anlatılmak isteniyor?, (3) Herkes sözü kurtulmuşlara mı, kurtulmamışlara mı, yoksa her ikisine de mi işaret ediyor?

Ateş,cehennem (44, 46, 48 ayetleri) ya da imanlının işlerinin ve öz yargılamasının tanrısal yargılamayı da içeren herhangi bir yargı türü anlamına gelebilir.

Tuz, korumayı, arıtmayı ve baharat koymayı gösterir. Aynı zamanda doğu ülkelerinde sadakatin, arkadaşlığın şeref sözüdür ya da verilen bir söze olan bağlılıktır.

Eğer herkes kurtulmamışlar anlamına gelirse, o zaman onların cehennem ateşinde tutulacağı düşünülebilir. Yani sonsuz ceza çekeceklerdir.

Eğer herkes imanlılara işaret ediyorsa, metin onların (1) yaşamda Tanrı’nın eğitici ateşleri aracılığıyla arıtılmaları; (2) kendilerini, öz denetimle fedakarlıkta bulunarak korumaları; (3) Mesih’in Yargı Kürsüsünde denenmeleri gerektiğini ima ediyor olabilir.

“Ve her sunu (ekmek takdimesi) tuzlanacaktır.”3Bu Levililer 2:13’den alınmıştır (Ayrıca bkz. Say.18:19; 2Ta.13:5). Tanrı ile halkı arasındaki antlaşmanın simgesi olan tuz, halka antlaşmanın ciddi bir antlaşma olduğunu ve bozulmadan tutulması gerektiğini anımsatmak için planlanmıştı. Bedenlerimizi Tanrı’ya diri kurbanlar olarak sunarken (Rom.12:1-2), bu kurbanı geri alınamaz bir adanmışlıkla terbiye etmeliyiz.

9:50   ”Tuz yararlıdır.” İmanlılar dünyanın tuzudur (Mat.5:13). Tanrı onlardan sağlıklı, arıtan bir etki olarak gayret etmelerini bekler. Öğrenciliklerini yerine getirdikleri sürece herkes için berekettirler.

“Ama tuz tuzluluğunu yitirirse, ona tekrar nasıl tat verebilirsiniz?” Tuzun tuzluluğu olmadan bir değeri yoktur. Görevlerini gerçek bir öğrenci olarak yerine getirmeyen bir imanlı kısır ve etkisizdir. İmanlı yaşamında iyi bir başlangıç yapmak yeterli değildir. Sürekli ve köklü bir özeleştiri olmaksızın Tanrı’nın çocuğu Tanrı’nın kendisini kurtarmasındaki amacı gerçekleştirmede başarısız kalır.

“İçinizde tuz olsun.” Dünyada Tanrı için bir güç olun. Mesih’in yüceliği için yararlı bir etki göstererek gayret edin. O’nun için yaşamınızda etkililiğinizi azaltan herhangi bir şeye karşı hoşgörüsüz olun.

“Ve birbirinizle barış içinde yaşayın!” Bu, öğrencilerin aralarında kimin en büyük olduğunu tartıştıkları 33 ve 34’üncü ayetlere tekrar işaret ediyor. Gururun bir tarafa atılıp yerine herkese alçakgönüllülükle hizmet etme gayreti yerleştirilmelidir.

Özet olarak, 49 ve 50’inci ayetler de imanlının yaşamı, Tanrı’ya bir kurban olarak resmediliyor gibi görünüyor. Ateşle tuzlanıyor, yani benliği yargılama ve benlikten vazgeçme birleşiyor. Tuzla tuzlanıyor, yani değiştirilemez bağlılığın şeref sözüyle sunuluyor. Eğer bir imanlı içtiği anttan geri dönerse ya da günahkâr arzularla uğraşma konusunda başarısız olursa, o zaman yaşamı tatsız, değersiz ve anlamsız olacaktır. Bunun için kutsanmış olduğu görevine engel olan her şeyi yaşamından uzaklaştırmalı ve diğer imanlılarla huzurlu bir ilişki sürdürmelidir.

 

Kutsal Kitap

1 İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim” diye devam etti, “Burada bulunanlar arasında, Tanrı Egemenliği’nin güçlü biçimde gerçekleştiğini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.”
2 Altı gün sonra İsa, yanına yalnız Petrus, Yakup ve Yuhanna’yı alarak yüksek bir dağa çıktı. Onların gözü önünde İsa’nın görünümü değişti.
3 Giysileri göz kamaştırıcı bir beyazlığa büründü; yeryüzünde hiçbir çamaşırcının erişemeyeceği bir beyazlıktı bu.
4 O anda Musa’yla İlyas öğrencilere göründü. İsa’yla konuşuyorlardı.
5 Petrus İsa’ya, “Rabbî*, burada bulunmamız ne iyi oldu! Üç çardak kuralım: Biri sana, biri Musa’ya, biri de İlyas’a” dedi.
6 Ne söyleyeceğini bilmiyordu. Çünkü çok korkmuşlardı.
7 Bu sırada bir bulut gelip onlara gölge saldı. Buluttan gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’nu dinleyin!” dedi.
8 Öğrenciler birden çevrelerine baktılar, ama bu kez yanlarında İsa’dan başka kimseyi göremediler.
9 Dağdan inerlerken İsa, İnsanoğlu* ölümden dirilmeden orada gördüklerini hiç kimseye söylememeleri için onları uyardı.
10 Bu uyarıya uymakla birlikte kendi aralarında, “Ölümden dirilmek ne demek?”diye tartışıp durdular.
11 İsa’ya, “Din bilginleri* neden önce İlyas’ın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?” diye sordular.
12 O da onlara şöyle dedi: “Gerçekten de önce İlyas gelir ve her şeyi yeniden düzene koyar. Ama nasıl oluyor da İnsanoğlu’nun çok acı çekeceği ve hiçe sayılacağı yazılmıştır?
13 Size şunu söyleyeyim, İlyas geldi bile, onun hakkında yazılmış olduğu gibi, ona yapmadıklarını bırakmadılar.”
14 Öteki öğrencilerin yanına döndüklerinde, onların çevresinde büyük bir kalabalığın toplandığını, birtakım din bilginlerinin onlarla tartıştığını gördüler.
15 Kalabalık İsa’yı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup O’nu selamladı.
16 İsa öğrencilerine, “Onlarla ne tartışıyorsunuz?” diye sordu.
17 Halktan biri O’na, “Öğretmenim” diye karşılık verdi, “Dilsiz bir ruha tutulan oğlumu sana getirdim.
18 Ruh onu nerede yakalarsa yere çarpıyor. Çocuk ağzından köpükler saçıyor, dişlerini gıcırdatıyor ve kaskatı kesiliyor. Ruhu kovmaları için öğrencilerine başvurdum, ama başaramadılar.”
19 İsa onlara, “Ey imansız kuşak!” dedi. “Sizinle daha ne kadar kalacağım? Size daha ne kadar katlanacağım? Çocuğu bana getirin!”
20 Çocuğu kendisine getirdiler. Ruh, İsa’yı görür görmez çocuğu şiddetle sarstı; çocuk yere düştü, ağzından köpükler saçarak yuvarlanmaya başladı.
21 İsa çocuğun babasına, “Bu hal çocuğun başına geleli ne kadar oldu?” diye sordu. “Küçüklüğünden beri böyle” dedi babası.
22 “Üstelik ruh onu öldürmek için sık sık ateşe, suya attı. Elinden bir şey gelirse, bize yardım et, halimize acı!”
23 İsa ona, “Elimden gelirse mi? İman eden biri için her şey mümkün!” dedi.
24 Çocuğun babası hemen, “İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!”diye feryat etti.
25 İsa, halkın koşuşup geldiğini görünce kötü ruhu azarlayarak, “Sana buyuruyorum, dilsiz ve sağır ruh, çocuğun içinden çık ve ona bir daha girme!” dedi.
26 Bunun üzerine ruh bir çığlık attı ve çocuğu şiddetle sarsarak çıktı. Çocuk ölü gibi hareketsiz kaldı, öyle ki oradakilerin birçoğu, “Öldü!” diyordu.
27 Ama İsa elinden tutup kaldırınca, çocuk ayağa kalktı.
28 İsa eve girdikten sonra öğrencileri özel olarak O’na, “Biz kötü ruhu neden kovamadık?” diye sordular.
29 İsa onlara, “Bu tür ruhlar ancak duayla kovulabilir” yanıtını verdi.
30 Oradan ayrılmış, Celile bölgesinden geçiyorlardı. İsa hiç kimsenin bunu bilmesini istemiyordu.
31 Öğrencilerine öğretirken şöyle diyordu: “İnsanoğlu*, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama öldürüldükten üç gün sonra dirilecek.”
32 Onlar bu sözleri anlamıyor, İsa’ya soru sormaktan da korkuyorlardı.
33 Kefarnahum’a vardılar. Eve girdikten sonra İsa onlara, “Yolda neyi tartışıyordunuz?” diye sordu.
34 Hiç birinden ses çıkmadı. Çünkü yolda aralarında kimin en büyük olduğunu tartışmışlardı.
35 İsa oturup Onikiler’i* yanına çağırdı. Onlara şöyle dedi: “Birinci olmak isteyen en sonuncu olsun, herkesin hizmetkârı olsun.”
36 Küçük bir çocuğu alıp orta yere dikti, sonra onu kucağına alarak onlara şöyle dedi: “Böyle bir çocuğu benim adım uğruna kabul eden, beni kabul etmiş olur. Beni kabul eden de beni değil, beni göndereni kabul etmiş olur.”
37 (SEE 9:36)
38 Yuhanna O’na, “Öğretmenim” dedi, “Senin adınla cin kovan birini gördük, ama bizi izleyenlerden olmadığı için ona engel olmaya çalıştık.”
39 “Ona engel olmayın!” dedi İsa. “Çünkü benim adımla mucize yapıp da ardından beni kötüleyecek kimse yoktur.
40 Bize karşı olmayan, bizden yanadır.
41 Size doğrusunu söyleyeyim, Mesih’e ait olduğunuz için sizlere bir bardak su veren ödülsüz kalmayacaktır.”
42 “Kim bana iman eden bu küçüklerden birini günaha düşürürse, boynuna kocamanbir değirmen taşı geçirilip denize atılması kendisi için daha iyi olur.
43 Eğer elin günah işlemene neden olursa, onu kes. Tek elle yaşama kavuşman, iki elle sönmez ateşe, cehenneme gitmenden iyidir.
44 (TEXT OMITTED)
45 Eğer ayağın günah işlemene neden olursa, onu kes. Tek ayakla yaşama kavuşman, iki ayakla cehenneme atılmandan iyidir.
46 (TEXT OMITTED)
47 Eğer gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Tanrı’nın Egemenliği’ne tek gözle girmen, iki gözle cehenneme atılmandan iyidir.
48 ‘Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.’
49 Çünkü herkes ateşle tuzlanacaktır.
50 Tuz yararlıdır. Ama tuz tuzluluğunu yitirirse, bir daha ona nasıl tat verebilirsiniz? İçinizde tuz olsun ve birbirinizle barış içinde yaşayın!”

1. Bazı metinler buradaki “ve oruç” sözcüğünü metin dışı bırakmaktadır.

2. Rabbimiz cehennem tehlikelerine karşı uyarmak için Yeşaya 66:24’ü üç kez (ayet 44,46 ve 48) aktarır. Bu biçimin paralellik vurgusunu (TR ve metnin çoğunluğunda bulunur) metni iki defa metin dışı bırakmış olan eleştirmenin (NU) metinle yumuşattığına inanıyoruz

3. NU metni bu cümleciği metin dışı bırakmaktadır.