Matta 17

17
Matta Bölüm 17

 

Ç. Öğrencileri Yücelik İçin Hazırlıyor: Görünümü Değişiyor (17:1-8)

17:1-2   Filipus Sezariyesi’ndeki olaydan altı gün sonra İsa, Petrus, Yakup ve Yuhanna’yı Celile’deki yüksek bir dağa çıkardı. Birçok yorumcu altı güne özel bir önem verir. Örneğin, Gaebelein şöyle der: “Altı insanın rakamıdır, çalışma günlerinin sayısını belirtir. Altı günden sonra, insanın çalışma günü bittikten sonraki gün egemenliğin, Rab’bin günüdür” (bkz. Tek.1:27 - 2:3; Çık.20:8; Esi.13:18).

Luka, Görünümün Değişmesi olayının “yaklaşık sekiz gün” sonra olduğunu (Luk.9:28) söylediği zaman, onun aradaki günler gibi sürenin başladığı ve bittiği günleri de dahil ettiği açıktır. Sekiz, dirilişin ve yeni başlangıcın rakamı olduğundan, Luka’nın egemenliği yeni bir başlangıçla bir tutması doğrudur.

Kurtarıcı’ya yakın olduğu görülen Petrus, Yakup ve Yuhanna O’nun görünümünün değişmesini görme ayrıcalığına sahiptiler. Şimdiye kadar yüceliği bedende gizlenmişti. Ama şimdi yüzü ve giysileri güneş gibi parlak ve görünen Tanrılığının açıklanması Eski Antlaşma’da Tanrı’nın huzurunda simgeleşen parlak bulut ya da Şekina gibi göz kamaştırıcı parlaklıktaydı. Manzara, Rab İsa’nın egemenliğini kurmak için geri geldiği zaman nasıl olacağını gösteren bir parçaydı. O artık kurbanlık kuzu gibi değil, Yahuda oymağından gelen Aslan gibi görünecekti. O’nu gören herkes hemen O’nu Tanrı’nın Oğlu, kralların Kralı ve Rab’lerin Rab’bi olarak tanıyacaktır.

17:3   Musa ve İlyas dağda göründü ve Kudüs’te İsa’nın yaklaşan ölümü hakkında konuştular (Luk.9:30-31). Musa ve İlyas Eski Antlaşma’daki kutsalları temsil edebilirler. Ya da eğer Musa’yı Kutsal Yasa’nın temsilcisi ve İlyas’ı da peygamberlerin temsilcisi olarak düşünürsek, o zaman burada Eski Antlaşma’daki Mesih’in çekeceği acıyı ve onu izleyecek yüceliği ifade eden her iki kısmı görürüz. Üçüncü bir olasılık da, göğe alınan İlyas, göğe alınma yoluyla egemenliğe ulaşacakları resmederken, ölüm yoluyla cennete giden Musa da Bin Yıllık Egemenliğe girecek ölülerin dirilmesini resmeder.

Öğrencilerden Petrus, Yakup ve Yuhanna genel olarak Yeni Antlaşma’daki kutsalları temsil edebilirler. Onlar, İkinci Gelişte sağ olacak ve Mesih’le egemenliğe girecek sadık kalan Yahudileri önceden ima ediyor olabilirlerdi. Dağın eteklerindeki kalabalık, (ayet 14’ü Luka 9:37 ile karşılaştırın) Mesih’in bin yıllık egemenliğindeki bereketleri paylaşacak olan diğer uluslara benzetilmektedir.

17:4-5    Petrus bu durumdan çok etkilendi. O’nun gerçek bir tarih anlayışı vardı. Parıltıyı yakalamak isteğiyle düşünmeden üç tane çardak ya da tapınak kurmayı önerdi: biri İsa’ya biri Musa’ya ve biri de İlyas’a. İsa’ya ilk sırayı vermekte haklıydı, ama üstünlüğü O’na vermemekte hatalıydı. İsa kendisiyle eşit olanların arasında değil, ama hepsinin üstünde olan Rab’dir. Bu dersi öğretmek için Baba Tanrı onların hepsini parlak bir bulutla gölgeledi ve sonra şöyle seslendi: “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!” İsa, Egemenlikte, sözü son otorite olacak mutlak Kral, eşsiz Kişi olacaktır. Bundan dolayı şimdi izleyicilerinin yüreğinde bu olmalıdır.

17:6-8   Parlak bulut ve Tanrı’nın sesiyle şaşkına dönen öğrenciler yüzüstü yere kapandılar. Ama İsa onlara kalkmalarını ve korkmamalarını söyledi. Kalkarken İsa’dan başka kimseyi göremediler.

D. Haberci Konusu (17:9-13)

17:9    Dağdan inerken İsa öğrencilerine gördüklerini ölümden dirilinceye kadar kimseye anlatmamalarını buyurdu. Roma boyunduruğundan kendilerini özgür kılacak bir kişiyi sabırsızlıkla bekleyen Yahudiler, kendilerini Roma’dan kurtarması için O’nu iyi karşılarlardı, ama O’nu günahlarından kurtaracak bir Kurtarıcı olarak istemediler. İsrail Mesih’ini pratik olarak reddetmişti ve onlara Mesih’in görkemli görümünü anlatmak boşuna olacaktı. Dirilişten sonra bildiri dünya çapında duyurulacaktı.

17:10-13   Öğrenciler Mesih’in güç ve yücelikle gelişinden bir kısım görmüşlerdi. Ama O’nun habercisi görünmemişti. Malaki Mesih’in gelişinden önce İlyas’ın gelmesi gerektiğini peygamberlik etmişti (Mal.4:5-6), bundan dolayı öğrenciler İsa’ya bu konuyu sordular. Rab, gerçekten önce bir reformcu olarak İlyas’ın zaten gelmiş olduğunu açıkladı. Vaftizci Yahya’yı belirttiği belliydi (ayet 13). Yahya İlyas değildi (Yu.1:21), ama “İlyas’ın ruhu ve gücüyle” geldi (Luk.1:17). İsrail, Yahya’yı ve bildirisini kabul etmiş olsaydı, peygamberlik edilen İlyas rolünü yerine getirmiş olurdu (Mat.11:14). Ama halk Yahya’nın görevinin önemini tanımadı ve ona istedikleri gibi davrandılar. Yahya’nın ölümü İnsanoğluna yapılacak olanın ön işaretiydi. Haberciyi reddettiler; Kral’ı da reddedeceklerdi. İsa bunu açıkladığı zaman, öğrenciler O’nun Vaftizci Yahya’dan söz ettiğini anladılar.

Mesih’in İkinci Gelişinden önce bir peygamberin Kral’ın gelişine kadar İsrail’i hazırlamak için ortaya çıkacağına inanmak için birçok neden var. İlyas’ın kendisi mi yoksa benzer bir görevle başka birisi mi olacağını söylemek hemen hemen olanaksızdır.

E. Dua ve Oruçla Göreve Hazırlanma (17:14-21)

Yaşam hep dağın tepesindeki tecrübeden ibaret değildir. Ruhsal neşeden sonra didinme ve harcama günleri ve saatleri gelir. Dağdan ayrılıp insan gereksinimi vadisinde çalışma zamanı gelir.

17:14-15   Şaşkın bir baba dağın eteğinde Kurtarıcı’yı bekliyordu. O’nun önünde diz çöktü ve cine tutsak oğlunun iyileştirilmesi için ateşli bir şekilde yalvardı. Oğlu, ateşin ve sık sık suyun içine düşmesine neden olan şiddetli saradan acı çekiyordu, bundan dolayı üzüntüsü yanmalarla ve boğulmaya yakın durumlarla artmıştı. Çocuk, en zalim efendi olan Şeytan’ın neden olduğu acıların klasik bir örneğiydi.

17:16   Baba yardım için öğrencilere gitmişti, ama onlar çocuğu iyileştirme konusunda güçsüz kalmışlardı.

17:17   ”Ey imansız ve sapmış kuşak! Sizinle daha ne kadar kalacağım? Size daha ne kadar katlanacağım?” diye öğrencilerine hitap etti. Sarayı iyileştirecek imanları yoktu, bir bakıma o günün Yahudi halkının değişik kesimlerindeki kişilerle aynı durumdaydılar: İmanı kıt!

17:18   Çocuk O’na getirilir getirilmez İsa cini azarladı ve çocuk da o anda iyileşti.

17:19-20   Güçsüzlüklerine şaşıran öğrenciler tek başlarına Rab’be gelip O’ndan bunun açıklamasını istediler. O’nun yanıtı açıktı: imansızlık. Eğer hardal tanesi (tohumların en küçüğü) kadar imanları olsaydı, bir dağa denize düş emrini verince, bu gerçekleşirdi. Elbette ki gerçek imanın Tanrı’nın buyruğuna ya da vaadine dayalı olması gerektiği anlaşılmalıdır. Kişisel arzuyu tatmin etmek için harikulade bir hüner gösterisi yapmayı istemek iman değil, küstahlıktır. Ama Tanrı bir inanlıyı belirli bir yönde yönlendirirse ya da bir buyruk verirse, Mesih inanlısının dağlar gibi sorunların mucizevi bir şekilde kaldırılacağına güveni olabilir. İnananlar için hiçbir şey olanaksız değildir.

17:21   Dipnottaki “Ama bu tür cinler ancak dua ve oruçla kovulabilir” ifadesi ilk metinlerin birçoğunda eksik olduğundan, modern Kutsal Kitap çevirilerinin çoğunda yoktur. Ne var ki, metinlerin büyük bir çoğunluğunda bulunur ve özellikle zor sorunların içeriğine de uyar.

F. Öğrencileri Ele Verilişi İçin Hazırlıyor (17:22-23)

Rab yine gösteriş yapmadan, öğrencilerine öldürüleceğini önceden ima etti. Ama tekrar doğrulama ve zafer sözcüğü vardı: üçüncü gün dirilecekti. Önceden öğrencilerine ölümünü anlatmamış olsaydı, bu olduğu zaman şüphesiz büyük bir hayal kırıklığına uğramış, olacaklardı. Utanç ve acıyla gelen ölüm, onların Mesih beklentileriyle tutarlı değildi.

Onları bırakacağından ve öldürüleceğinden büyük bir rahatsızlık duydular. Ölümüyle ilgili ön bildiriyi duydular, ama dirileceğine dair verdiği sözü gözden kaçırmış oldular.

G. Petrus Ve Efendisi Vergilerini Öderler (17:24-27)

17:24-25   Kefernahum’da tapınak vergisi toplayanlar Petrus’a Öğretmen’inin tapınağın pahalıya çıkan hizmeti için iki dirhemlik vergiyi ödeyip ödemediğini sordular. Petrus, “Ödüyor” dedi. Yanlış yönlendirilen öğrenci, Mesih’i utançtan kurtarmak istedi.

Rab’bin her şeyi bildiği, olayın devamında ortaya çıkar. Petrus eve geldiğinde, ne olduğunu anlatmasına fırsat kalmadan, İsa onunla konuştu. “Simun, ne dersin? Dünya kralları gümrük ya da vergiyi kimlerden alırlar? Kendi oğullarından mı, yabancılardan mı?” Soru o günlerin ışığı altında anlaşılmalıdır. Bir yönetici vatandaşlarından krallığı ve kendi ailesi için vergi alırdı, ama bizzat kendi ailesinden vergi almazdı. Bizim hükümetlerimizde ise yönetici ve ailesi de dahil olmak üzere herkesten vergi alınır.

17:26   Petrus yöneticilerin vergiyi yabancılardan aldığını doğru bir şekilde yanıtladı. O zaman İsa oğulların muaf olduğunu belirtti. Buradaki nokta, tapınağın Tanrı’nın evi olmasıdır. Tanrı’nın Oğlu olan İsa’nın tapınağa destek olmak için vergi ödemesi, bizzat kendisine vergi ödemesiyle eşit olacaktı.

17:27   Bununla beraber Rab, onları gücendirmektense, vergiyi ödemeyi kabul etti. Ama para konusunda ne yapacaktı? İsa’nın kişisel olarak para taşıdığına dair hiçbir kayıt yoktur. Petrus’u Celile Gölüne gönderdi ve yakaladığı ilk balığı çıkarmasını söyledi. O balığın ağzında, vergiyi ödemeye yetecek dört dirhemlik bir akçe vardı.

Son derece sadelikle anlatılan bu şaşırtıcı mucize Mesih’in her şeyi bildiğini gösteriyor. Celile Gölünde ağzında bir akçe olan balığı biliyordu. O balığın yerini biliyordu. Ve Petrus’un yakalayacağı ilk balığın o balık olacağını da biliyordu.

Herhangi bir tanrısal kural karışmış olsaydı, İsa ödemeyi yapmamış olurdu. Bu, O’nun için ilgisiz bir ahlak konusuydu ve O gücendirmektense ödemeyi tercih etti. İnanlılar olarak biz Kutsal Yasa’dan özgürüz. Buna rağmen ahlaksal olmayan konularda başkalarının vicdanlarına saygılı olmalıyız ve gücenme (kusur) yaratacak herhangi bir şey yapmamalıyız.

 

Kutsal Kitap

1 Altı gün sonra İsa, yanına yalnız Petrus, Yakup ve Yakup’un kardeşi Yuhanna’yı alarak yüksek bir dağa çıktı.
2 Onların gözü önünde İsa’nın görünümü değişti. Yüzü güneş gibi parladı, giysileri ışık gibi bembeyaz oldu.
3 O anda Musa’yla İlyas öğrencilere göründü. İsa’yla konuşuyorlardı.
4 Petrus İsa’ya, “Ya Rab” dedi, “Burada bulunmamız ne iyi oldu! İstersen burada üç çardak kurayım: Biri sana, biri Musa’ya, biri de İlyas’a.”
5 Petrus daha konuşurken parlak bir bulut onlara gölge saldı. Buluttan gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!” dedi.
6 Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.
7 İsa gelip onlara dokundu, “Kalkın, korkmayın!” dedi.
8 Başlarını kaldırınca İsa’dan başka kimseyi göremediler.
9 Dağdan inerlerken İsa onlara, “İnsanoğlu* ölümden dirilmeden, gördüklerinizi kimseye söylemeyin” diye buyurdu.
10 Öğrencileri O’na şunu sordular: “Peki, din bilginleri* neden önce İlyas’ın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?”
11 İsa, “İlyas gerçekten gelecek ve her şeyi yeniden düzene koyacak” diye yanıtladı.
12 “Size şunu söyleyeyim, İlyas zaten geldi, ama onu tanımadılar, ona yapmadıklarını bırakmadılar. Aynı şekilde İnsanoğlu da onların elinden acı çekecektir.”
13 O zaman öğrenciler İsa’nın kendilerine Vaftizci Yahya’dan söz ettiğini anladılar.
14 Kalabalığın yanına vardıklarında bir adam İsa’ya yaklaşıp önünde diz çöktü.
15 “Ya Rab” dedi, “Oğlumun haline acı! Sarası var, çok acı çekiyor. Sık sık ateşe, suya düşüyor.
16 Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.”
17 İsa, “Ey imansız ve sapmış kuşak!” dedi. “Sizinle daha ne kadar kalacağım? Size daha ne kadar katlanacağım? Çocuğu buraya, bana getirin.”
18 İsa cini azarlayınca, cin çocuktan çıktı, çocuk o anda iyileşti.
19 Sonra öğrenciler tek başlarına İsa’ya gelip, “Biz cini neden kovamadık?” diye sordular.
20 İsa, “İmanınız kıt olduğu için” karşılığını verdi. “Size doğrusunu söyleyeyim, bir hardal tanesi kadar imanınız olsa şu dağa, ‘Buradan şuraya göç’ derseniz, göçer; sizin için imkânsız bir şey olmayacaktır.”
21 (TEXT OMITTED)
22 Celile’de bir araya geldiklerinde İsa onlara, “İnsanoğlu*, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama üçüncü gün dirilecek” dedi. Öğrenciler buna çok kederlendiler.
23 (SEE 17:22)
24 Kefarnahum’a geldiklerinde, iki dirhemlik tapınak vergisini toplayanlar Petrus’a gelip, “Öğretmeniniz tapınak vergisini ödemiyor mu?” diye sordular.
25 Petrus, “Ödüyor” dedi. Petrus eve gelince, daha kendisi bir şey söylemeden İsa ona, “Simun, ne dersin?” dedi. “Dünya kralları gümrük ya da vergiyi kimlerden alır? Kendi oğullarından mı, yabancılardan mı?”
26 Petrus’un, “Yabancılardan” demesi üzerine İsa, “O halde oğullar muaftır” dedi.
27 “Ama vergi toplayanları gücendirmeyelim. Göle gidip oltanı at. Tuttuğun ilk balığı çıkar, onun ağzını aç, dört dirhemlik bir akçe bulacaksın. Parayı al, ikimizin vergisi olarak onlara ver.”