Matta 19

Matta Bölüm 19

 

D. Evlilik, Boşanma Ve Bekarlık Konusu (19:1-12)

19:1-2   Celile’deki konuşmasını tamamladıktan sonra, Rab güneye doğru, Kudüs’e döndü. İzlediği yol tam olarak bilinmese de, Şeria nehrinin doğu kısmında, Perea’dan geçtiği açıktır. Matta, bölgeden üstün körü Yahudiye sınırı, Şeria nehrinin ötesi diye söz eder. Perea’daki görev 19:1’den 20:16’ya ya da 20:28’e kadar uzanır; Şeria nehrinden ne zaman Yahudiye’ye geçtiği açıkça belirtilmez.

19:3   Herhalde iyileşmek için O’nu izleyen kalabalıklar Rab’bin olduğu yerler konusunda Ferisileri harekete geçirdi. Vahşi köpek sürüsü gibi, O’nu sözleriyle tuzağa düşürmeyi umarak etrafını çevirmeye başladılar. Boşanmanın herhangi bir nedenle Kutsal Yasa’ya uygun olup olmadığını sordular. Nasıl karşılık verirse versin, Yahudilerin bir kısmını çok öfkelendirecekti. Bir öğretiş boşanmaya karşı liberal bir tutum takınıyordu; diğeri ise aşırı derecede katıydı.

19:4-6   Rabbimiz, Tanrı’nın asıl isteğinin bir erkeğin, yaşayan tek bir karısının olması olduğunu açıkladı. İnsanları erkek ve dişi olarak yaratan Tanrı, evlilik ilişkisinin ana babanın yerine geçmesini buyurdu. Hem de evliliğin eşler arasında bir birlik olduğunu söyledi. Tanrı’nın isteği, kendisinin oluşturduğu bu birliğin insansal istekle ya da yasayla bozulmamasıdır.

19:7   Ferisiler, İsa’yı Eski Antlaşma’yla belirgin bir biçimde çelişkiye düşürdüklerini sandılar. Musa boşanmaya olanak sağlamamış mıydı? Erkek karısına sadece bir boş kağıt verip onu evden gönderebilirdi (Tes.24:1-4).

19:8   İsa, Tanrı’nın insanlık için en iyi planı olmasa da, Musa’nın boşanmaya İsrail’in inancından dönme durumundan dolayı izin vermiş olduğuna katıldı: “Musa, karılarınızı boşamanıza, yüreklerinizin katılığından ötürü izin verdi. Başlangıçta bu böyle değildi.” Tanrı’nın tasarısında boşanma yoktur. Ama Tanrı sık sık kendisinin doğrudan isteği olmayan durumlara tahammül eder.

19:9   Sonra Rab kesin bir yetkiyle geçmişte öne sürülen ve suistimale açık boşanma gerekçelerine yeni bir açılım getirdi. Gelecekte boşanma için tek bir durum geçerli olacaktı: Zina. Eğer bir kişi başka nedenlerden dolayı boşanır ve tekrar evlenirse, zinadan suçlu sayılacaktı.

Rab’bin sözlerinden, doğrudan ifade edilmemiş bile olsa, zina nedeniyle gerçekleşen boşanma sonucu, suçsuz tarafın tekrar evlenmek için serbest olduğu anlaşılmaktadır.

Cinsel ahlaksızlık ya da evlenmeden cinsel ilişki kurmak genellikle zina anlamına gelir. Bununla birlikte, yetenekli birçok Kutsal Kitap öğrencisi bunun yalnızca evlilikten sonra anlaşılan evlilik öncesi ahlaksızlığa işaret ettiğini düşünürler (Tes.22:13-21). Bazıları da bunun yalnızca Yahudi evlilik gelenekleriyle ilgili olduğuna ve bunun için de buradaki istisnanın (cinsel ahlaksızlıktan başka) Yahudilere yönelik olan Matta bölümünde bulunduğuna inanırlar.

Boşanma üzerine daha ayrıntılı açıklamanın olduğu 5:31-32’ye bakın.

19:10   Öğrenciler, Rab’bin boşanmayla ilgili öğretişini duydukları zaman, eğer boşanma bir tek nedene bağlıysa, o zaman evlilik yaşamında günah işlemekten sakınmak için hiç evlenmemenin daha iyi olacağı türünde saçma bir fikri benimseyerek kendilerinin aşırı uçlara yönelmeye eğilimli olduklarını kanıtladılar. Ama bu durum, bekar kalsalar bile günah işlemekten kurtulacakları anlamına gelmez tabii.

19:11   Kurtarıcı onlara bekar kalmanın genel kural olmadığını anımsattı; yalnızca özel lütuf verilenler evlilikten vazgeçebilirdi. “Herkes bu sözü kabul edemez. Ancak böyle bir Tanrı vergisine sahip olanlar kabul edebilir” sözleri neyin nasıl olacağını açıklar. Eğer kişi bekarlık için Tanrı tarafından çağrılmamışsa, özellikle cinsel anlamda lekesiz bir yaşam süremeyebilir.

19:12   Rab İsa üç çeşit hadımlığın olduğunu açıkladı. Bazı erkekler hadımdır, çünkü üreme güçleri olmadan doğmuşlardır. Diğerleri de öyledir çünkü insanlar tarafından hadım edilmişlerdir; Doğudaki yöneticiler sık sık hareme katılanları ameliyatla hadım ettirirlerdi. Ama İsa’nın sözünü ettiği kişiler özellikle kendilerini Göklerin Egemenliği uğruna hadım saymış olanlardır. Bu erkekler evlenebilirlerdi, çünkü fiziksel bir eksiklikleri yoktu. Yine de Kral’a ve O’nun egemenliğine olan bağlılıklarıyla, rahatsız edilmeden kendilerini tümüyle Mesih’in hizmetine adamak için isteyerek evlilikten vazgeçerler. Pavlus’un sonradan yazdığı gibi, “Evli olmayan erkek, Rab’bi nasıl hoşnut edeceğini düşünerek Rab’bin işleri için kaygı çeker” (1Ko.7:32). Onların bekârlığı fiziksel değil, ama gönüllü perhiz (kendilerini cinsellikten geri tutma) olayıdır.

Her erkek böyle bir yaşam süremez; yalnızca kendilerine bu tür tanrısal bir armağan verilenler bunu yapabilir: “…kiminin şöyle, kiminin böyle, herkesin Tanrı’dan payına düşen bir ruhsal armağanı vardır” (1Ko.7:7).

E. Çocuklar Konusu (19:13-15)

Çocuklar konusunun boşanma ile ilgili konuşmadan hemen sonra başlaması ilginçtir (Mar.10:1-6’ya bakın); yuvaların yıkılması sonucu en çok acı çekenler onlardır.

Aileler küçük çocuklarını bereketlemesi için İsa’ya getirdiler. Öğrenciler bunu izinsiz olarak içeriye girip rahatsızlık verme şeklinde gördüler ve ana babaları azarladılar. Ama İsa, her çağın çocuklarına Kendisini sevdiren şu sözlerle araya girdi: “Bırakın çocukları. Bana gelmelerine engel olmayın! Çünkü Göklerin Egemenliği böylelerinindir.”

Bu sözlerden birkaç önemli ders ortaya çıkar. Birincisi, Tanrı’nın Sözü’ne zihinleri en açık olan çocuklara ulaşmanın önemiyle Rab’bin hizmetçisini etkilemeye çalışmalarıdır. İkincisi, Rab İsa’ya imanlarını itiraf etmeyi isteyen çocuklar engellenmemeli, cesaretlendirilmelidir. Cehennemdeki en genç kişinin yaşını hiç kimse bilemez. Eğer bir çocuk gerçekten kurtulmayı isterse, ona çok küçük olduğu söylenmemelidir. Aynı zamanda, çocuklar gerçek dışı bir itirafta bulunmak için zorlanmamalıdırlar. Duygusal etkilenmelere karşı hassas olduklarından, Müjde’yi duyurmak için kullanılan zorlayıcı yöntemlerden korunmalıdırlar. Çocukların kurtulmak için yetişkin olmalarına gerek yoktur, ama yetişkinler çocuklar gibi olmalıdır (18:3-4; Mar.10:15).

Üçüncüsü, Rabbimizin bu sözleri, “Sorumluluk yaşına ulaşmadan önce ölen çocuklara ne olur? sorusuna da yanıt verir. İsa, “Çünkü Göklerin Egemenliği böylelerinindir” dedi. Bu, yitirdikleri çocuklarından ötürü acı çeken aileler için yeterli bir teselli ve güven kaynağı olmalıdır.

Bazen bu bölüm, küçük çocukları Mesih’in üyeleri ve egemenliğin mirasçıları yapmak için onları vaftiz etmenin desteklenmesi noktasında kullanılır. Daha dikkatli okuyunca ana babaların çocuklarını İsa’ya vaftiz olmaları için getirmedikleri görülecektir. Çocukların zaten egemenliğin sahipleri olduğu da görülecektir. Zaten bu bölümde bir damla sudan bile söz edilmemektedir.

F. Zenginler Konusu: Zengin Genç Adam (19:16-26)

19:16   Bu olay zıtlıklarla doludur. Göklerin Egemenliğinin küçük çocuklara ait olduğunu gördükten sonra, şimdi yetişkinlerin egemenliğe girmelerinin ne kadar zor olduğunu göreceğiz.

Zengin bir adam içten bir soruyla Rab’bin yolunu kesti. İsa’ya “Öğretmenim” diye hitap ederek, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapması gerektiğini sordu. Sorduğu soru onun (a) İsa’nın gerçek kimliği ve (b) kurtuluş yolu olması konusundaki bilgisizliğini ortaya çıkardı. Kendisini diğer büyük adamlarla aynı seviyeye koyarak İsa’ya “Öğretmen” diye hitap etti. Sonsuz yaşamdan da bir armağandan çok, kazanılacak bir borç gibi söz etti.

19:17   Rabbimiz, onu bu iki konuda yokladı. İsa, “İyilik konusunda neden bana soru soruyorsun? İyi olan tek biri var” diyerek tanrısallığını yadsımıyordu, ama kişiye, “Sana bunun için iyi diyorum, çünkü Sen Tanrı’sın” deme fırsatını sağlıyordu.

Onu kurtuluş yolunda sınamak için İsa, “Yaşama kavuşmak istersen O’nun buyruklarını yerine getir” dedi. Kurtarıcı buyrukları tutarak insanın kurtulabileceğini ima etmiyordu. İnsanın, yüreğinde günahın bilincine varması için Yasa kullanıyordu. İnsan hâlâ, egemenliğe iyi amellerle sahip olabileceği hayaliyle yaşıyordu.

19:18-20   Rabbimiz ilk olarak insanlarla olan ilişkileri içeren beş buyruğu, “Komşunu kendin gibi sev” sözleriyle doruğa çıkararak aktardı. Adam, kendi bencilliğinin farkında olmadan, bu buyrukların hepsini her zaman yerine getirdiğini söyledi.

19:21   Rabbimiz, adamın komşusunu kendisi gibi sevmekteki yetersizliğini, ona varını yoğunu satmasını ve parasını yoksullara vermesini söyleyerek açığa vurdu. Sonra o kişi İsa’ya gelmeli ve O’nu izlemelidir.

Rab, bu adamın mallarını satarak ve gelirini yardım kurumlarına vererek kurtulabileceğini söylemek istemedi. Bir tek kurtuluş yolu vardır: Rab’be iman!

Ama bir kişinin kurtulması için günah işlemiş olduğunu ve Tanrı’nın kutsal isteklerini yerine getirmede başarısız olduğunu kabul etmesi gerekir. Zengin adamın malını paylaşmada isteksiz olması komşusunu kendisi gibi sevmediğini gösterdi. “Rab, eğer istenen oysa, o zaman ben bir günahkârım, kendimi kendi çabalarımla kurtaramam. Bu nedenle, senden beni lütfunla kurtarmanı rica ediyorum” demeliydi. Eğer Kurtarıcı’nın öğretişine karşılık vermiş olsaydı, kendisine kurutuluş yolu verilmiş olacaktı.

19:22   Bunları yapma yerine, üzüntü içinde oradan uzaklaştı.

19:23-24   Zengin adamın tepkisi, İsa’nın zengin bir kişinin Göklerin Egemenliğine girmesinin güç olacağını gözlemlemesine neden oldu. Zenginlikler put olmaya eğilimlidir. Onlara güvenmeden onlara sahip olmak zordur. Rabbimiz şu açıklamayı yaptı: “Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliğine girmesinden daha kolaydır.” Burada unutulması zor, canlı bir benzetme kullanıyordu.

Bir devenin iğne deliğinden geçmesinin olanaksız olduğu açıktır! “İğne deliği” sık sık kentin girişindeki küçük kapı olarak açıklanmaktadır. Bir deve bu kapıdan diz çökerek geçebilirdi, ama büyük zorluklarla. Ne var ki, Luka’da bu bölüme paralel bölümde cerrahın kullandığı iğneyi tanımlamak için aynı sözcük kullanılır. Konunun içeriğinden Rab’bin zorluktan değil, imkânsızlıktan söz edildiği bellidir. İnsanî açıdan, zengin bir adam basit bir şekilde kurtulamaz.

19:25   Öğrenciler bu sözlere çok şaşırdılar. Musa’nın Yasa’sına, –ki onunla Tanrı kendisine itaat edenlere başarı vaat etti– bağlı yaşayan Yahudiler, zenginliği Tanrı’nın bereketinin göstergesi olarak doğru bir şekilde düşündüler. Eğer Tanrı’nın bereketinden böyle zevk alanlar kurtulamayacaksa kim kurtulabilirdi?

19:26   Rab, “İnsanlar için bu imkânsız, ama Tanrı için her şey mümkün” karşılığını verdi. İnsani açıdan bir kişinin kurtulması imkânsızdır; yalnızca Tanrı kurtarabilir. Ama zengin bir adamın iradesini Mesih’e teslim etmesi fakir adamdan daha zordur, az sayıda zengin adamın Mesih’i kabul etmiş olduğu gerçeği de bunun kanıtıdır. Güvenlerini, görünen servetlerine bağlamak yerine görünmeyen Kurtarıcı’ya iman etmeyi tercih etmek onlar için hemen hemen imkânsızdır. Böyle bir değişmeyi yalnızca Tanrı gerçekleştirebilir.

Bazı yorumcular ve vaizler burada istisnasız olarak inanlıların zengin olmasının tamamen doğru olduğunu araya sokuşturuverirler. Rab’bin, zenginliği kişinin sonsuz yaşamına bir engel olarak dile getirişini, bazılarının dünyasal hazinelerin birikimini doğrulamak için kullanmaları tuhaftır! Bir inanlının, her yerde görülen korkunç gereksinimlere kapılıp da Mesih’in geri gelişinin yakın olduğu vaadine sarılmak yerine –ayrıca Mesih’in bu konudaki sözlerine karşı– zenginliğe sarılabileceğini görmek üzücüdür. Saklı servet, komşumuzu kendimiz gibi sevmediğimiz için bizi suçlar.

G. Özverili Yaşamın Ödülü Konusu (19:27-30)

19:27   Petrus İsa’nın öğretişinin amacını anladı. İsa’nın “Her şeyi bırakın ve beni izleyin” dediğini kavrayan Petrus, kendisinin ve diğer öğrencilerin böyle yapmış olmalarından dolayı memnunluk duydu; sonra “Neyimiz olacak?” diye ekledi. Petrus’un yaşamı kendisini gösteriyordu. Eski benlik kendisini tekrar doğruladı. Bu, hepimizin önceden önlem alması gereken bir ruhtur. Rab’le pazarlık ediyordu.

19:28-29   Rab Petrus’a O’nun için yapılan her şeyin cömertçe ödüllendirileceğine dair söz verdi. Özellikle onikilere gelince, onlar Bin Yıllık dönemde yetkili yerlerde olacaklardı. Yenilenme Mesih’in yeryüzünde gelecekte olacak egemenliğini belirtir; bu, “İnsanoğlu görkemli tahtına oturduğunda” ifadesiyle açıklanır. Egemenliğin bu evresini daha önce egemenliğin meydana çıkması olarak belirttik. O zaman onikiler on iki tahta oturup İsrail’in on iki oymağını yargılayacaklar. Yeni Antlaşma’daki ödüllerin Bin Yıllık dönemin yönetim mevkileriyle yakın bir bağlantısı vardır (Luk.19:17, 19’a bakın). Mesih’in Yargı Kürsüsünde ödüllendirilirler, ama Rab yeryüzüne hüküm sürmek için geri döndüğünde ortaya çıkarlar.

Genel olarak inanlılara gelince, İsa, O’nun adı uğruna evlerini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakmış olan herkes bunların yüz katını elde edecek ve sonsuz yaşamı miras alacak sözlerini ekledi. Bu yaşamda onlar, dünyayla bağlantılı bozuklukların telafisi ile uğraşmak yerine, dünya çapında bir imanlı arkadaşlığıyla sevinç bulacaklardır. Bıraktıkları bir ev yerine, samimiyetle karşılanacakları yüzlerce inanlı evi bulurlar. Toprakları ya da diğer biçimlerde bırakılan servetlerinin yerine düşüncenin ötesinde bir ruhsal zenginlik elde ederler.

Bütün inanlılar için gelecekteki ödül sonsuz yaşamdır. Bu demek değildir ki, sonsuz yaşamı her şeyi bırakarak ve özveride bulunarak kazanabiliriz. Sonsuz yaşam bir armağandır, kazanılamaz ve hak edilemez. Buradaki düşünce, her şeyi bırakanların cennette sonsuz yaşamdan daha çok zevk alma kapasitelerinin arttırılmasıyla ödüllendirilmelidir. Bütün inanlılar sonsuz yaşamı alacaklardır, ama hepsi aynı derecede zevk almayacaktır.

19:30   Rab sözlerini pazarlık yapma ruhuna karşı bir uyarıyla bitirdi. Petrus’a aslında şöyle dedi: “Benim uğruma yaptığın her şey ödüllendirilecektir, ama bencil düşüncelerle yönlendirilmeye karşı dikkatli ol; çünkü o durumda, birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların birçoğu da birinci olacak.” Bu bir sonraki bölümde yer alan benzetmeyle resmedilir. Bu ifade öğrencilik yoluna iyi başlamanın yeterli olmadığına ilişkin bir uyarı da olabilir. Nasıl bitirdiğimiz daha önemli!

Bu bölümü bitirmeden önce, 23 ve 24’üncü ayetlerde “Göklerin Egemenliği” ve “Tanrı’nın Egemenliği” ifadeleri birbiriyle değiştirilebilecek şekilde kullanılır; bu nedenle, bu iki terim eş anlamlıdır.

 

Kutsal Kitap

1 İsa konuşmasını bitirdikten sonra Celile’den ayrılıp Yahudiye’nin* Şeria Irmağı’nın karşı yakasındaki topraklarına geçti.
2 Büyük halk toplulukları da O’nun ardından gitti. Hasta olanları orada iyileştirdi.
3 İsa’nın yanına gelen bazı Ferisiler*, O’nu denemek amacıyla şunu sordular: “Bir adamın, herhangi bir nedenle karısını boşaması Kutsal Yasa’ya uygun mudur?”
4 İsa şu karşılığı verdi: “Kutsal Yazılar’ı okumadınız mı? Yaradan başlangıçtan ‘İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı’ ve şöyle dedi: ‘Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.’
5 (SEE 19:4)
6 Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı’nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.”
7 Ferisiler İsa’ya, “Öyleyse” dediler, “Musa neden erkeğin boşanma belgesi verip karısını boşayabileceğini söyledi?”
8 İsa onlara, “İnatçı olduğunuz için Musa karılarınızı boşamanıza izin verdi” dedi. “Başlangıçta bu böyle değildi.
9 Ben size şunu söyleyeyim, karısını fuhuştan başka bir nedenle boşayıp başkasıyla evlenen, zina etmiş olur. Boşanan kadınla evlenen de zina etmiş olur.”
10 Öğrenciler İsa’ya, “Eğer erkekle karısı arasındaki ilişki buysa, hiç evlenmemek daha iyi!” dediler.
11 İsa onlara, “Herkes bu sözü kabul edemez, ancak Tanrı’nın güç verdiği kişiler kabul edebilir” dedi.
12 “Çünkü kimisi doğuştan hadımdır, kimisi insanlar tarafından hadım edilir, kimisi de Göklerin Egemenliği uğruna kendini hadım sayar. Bunu kabul edebilen etsin!”
13 O sırada bazıları küçük çocukları İsa’nın yanına getirdiler; ellerini onların üzerine koyup dua etmesini istediler. Öğrenciler onları azarlayınca İsa, “Bırakın çocukları” dedi. “Bana gelmelerine engel olmayın! Çünkü Göklerin Egemenliği böylelerinindir.”
14 (SEE 19:13)
15 Ellerini onların üzerine koyduktan sonra oradan ayrıldı.
16 Adamın biri İsa’ya gelip, “Öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için nasıl bir iyilik yapmalıyım?” diye sordu.
17 İsa, “Bana neden iyilik hakkında soru soruyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var. Yaşama kavuşmak istiyorsan, O’nun buyruklarını yerine getir.”
18 “Hangi buyrukları?” diye sordu adam. İsa şu karşılığı verdi: “‘Adam öldürmeyeceksin, zina etmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan yere tanıklık etmeyeceksin, annene babana saygı göstereceksin’ ve ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.'”
19 (SEE 19:18)
20 Genç adam, “Bunların hepsini yerine getirdim” dedi, “Daha ne eksiğim var?”
21 İsa ona, “Eğer eksiksiz olmak istiyorsan, git, varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle” dedi.
22 Genç adam bu sözleri işitince üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.
23 İsa öğrencilerine, “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi, “Zengin kişi Göklerin Egemenliği’ne zor girecek.
24 Yine şunu söyleyeyim ki, devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği’ne girmesinden daha kolaydır.”
25 Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diye sordular.
26 İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkânsız, ama Tanrı için her şey mümkündür” dedi.
27 Bunun üzerine Petrus O’na, “Bak” dedi, “Biz her şeyi bırakıp senin ardından geldik, kazancımız ne olacak?”
28 İsa onlara, “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi, “Her şey yenilendiğinde, İnsanoğlu* görkemli tahtına oturduğunda, siz, evet ardımdan gelen sizler, on iki tahta oturup İsrail’in on iki oymağını yargılayacaksınız.
29 Benim adım uğruna evlerini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakan herkes, bunların yüz katını elde edecek ve sonsuz yaşamı miras alacak.
30 Ne var ki, birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların birçoğu da birinci olacak.”