Matta 21

21
Matta Bölüm 21

 

XII. KRAL’IN SUNULMASI VE REDDEDİLMESİ (Bölüm 21-23)

A. Zaferli Giriş (21:1-11)

21:1-3   İsa, Eriha’dan, Beytlehem ve Beytfacı’nın olduğu Zeytin dağının doğu kısmına geldi. Orada yol Zeytin dağının güney ucuna doğru devam edip Yehoşafat vadisine doğru derinleşir, ardından Kidron’dan geçerek Kudüs’e doğru yükselerek devam eder.

İki öğrencisini, Beytfacı köyüne, orada bağlı bir dişi eşek ve yanında bir sıpa bulacaklarını önceden bildirerek gönderdi. Hayvanları çözüp İsa’ya getireceklerdi. Onlara birisi bir şey derse, Rab’bin hayvanlara ihtiyacı olduğunu söyleyeceklerdi. O zaman hayvanların sahibi razı olacaktı. Belki de hayvanların sahibi İsa’yı tanıyordu ve daha önceden O’na yardım etmeyi önermişti. Ya da bu olay Rab’bin her şeyi bildiğini ve O’nun en yüksek derecedeki yetkisini gösterebilir. Her şey İsa’nın önceden bildirdiği gibi oldu.

21:4-5   Hayvanları isteme, Yeşaya ve Zekarya peygamberin önceden bildirdikleri sözü yerine getirdi:

Siyon kızına deyin ki,
‘Bak, alçakgönüllü Kralın,
bir eşeğe, evet bir sıpaya,
bir eşek yavrusuna binmiş sana geliyor.’

21:6   Öğrenciler giysilerini hayvanın üzerine yaydıktan sonra, İsa sıpaya bindi (Mar.11:7) ve Kudüs’e doğru sürdü. Tarihi bir andı. Sir Robert Anderson’a göre Daniel’in altmış dokuz haftalık peygamberliği bitmişti (The Coming Prince adlı kitabındaki hesaplamasına bakın). Daha sonra Mesih kesilip atılacaktı (Dan.9:26).

Rab İsa, bu şekilde Kudüs’e gitmekle Mesih olduğunu artık apaçık ilan ediyordu. Lange şunları yazıyor:

O’nun zamanında Mesih’le ilgili yorumlanan peygamberliği bilerek yerine getirir. Daha önceden üstünlüğünü açıklamayı tehlikeli olarak düşünmüşse de, şimdi suskunluğu imkânsız sayıyor… Bundan sonra, O’nun kendisini tamamen açık bir şekilde açıklamamış olduğunu söylemek mümkün değildir. Sonradan Kudüs Mesih’i öldürmekle suçlandığında, Mesih’in, bütün benzer belirtilere rağmen, anlaşılır bir belirtiyi vermemiş olduğunu söylemeleri olanaksız olmalıdır. 1

21:7-8   Rab, kente doğru giysilerden ve palmiye dallarından oluşan bir zemin üzerinde, halkın alkış sesleriyle ilerledi. En azından bir dakika için Kral olarak kabul edildi.

21:9   Kalabalıklar bağırdı: “Davut Oğluna hozana! Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun, en yücelerde hozana!” Mezmurlar 118:25-26’dan yapılan bu alıntının Mesih’in gelişine ait olduğu bellidir. Hozana sözcüğünün özgün anlamı “şimdi kurtar” demektir; belki de halk, “Bizi Romalı zalimlerden kurtar” demek istedi. Daha sonra bu sözcük hamt etme ünlemi oldu. “Davut Oğlu” ve “Rab’bin adına gelene övgüler olsun” terimleri açıkça İsa’nın Mesih olarak tanındığını belirtir. Yehova’nın yetkisiyle O’nun isteğini yapmaya gelen, övülen kişi, O’dur.

Markos’un anlatımında, kalabalığın bağırdığı terimlerde, “Atamız Davut’un yaklaşan egemenliği kutlu olsun!” da yer alır (Mar.11:10). Bu, halkın egemenliğin Mesih’in Davut’un tahtına oturmasıyla kurulmak üzere olduğunu sandıklarını belirtir. “En yücelerde hozana!” diye bağıran halk, gökleri Mesih’i yüceltmek için yeryüzüne katılmaya çağırıyorlardı ve belki de en yüksek göklerden kurtarması için O’nu çağırıyorlardı.

Markos 11:11, İsa’nın Kudüs’e vardığında tapınağa gittiğini, tapınağın içine değil, avluya girdiğini kaydeder. Tapınağın Tanrı’nın evi olması gerekiyordu, ama kâhinler ve halk O’na hakkı olan yeri vermeyi reddettiklerinden, bu tapınakta kendini rahat hissetmiyordu. Etrafa göz attıktan sonra Onikiler ile Beytanya’ya döndü. Pazar akşamıydı.

21:10-11   Bu sırada kentin içinde O’nun kimliği konusunda büyük bir şaşkınlık vardı. Kim olduğunu soranlara, O’nun Celile’nin Nasıra kentinden İsa peygamber olduğu söylendi. Bundan yalnızca birkaç kişinin gerçekten O’nun Mesih olduğunu anladığı görülür. Vefasız halk, bir haftadan daha kısa bir zaman sonra , “O’nu çarmıha gerin! O’nu çarmıha gerin!” diye bağıracaktı.

B. Tapınağı Temizliyor (21:12,13)

21:12   İsa, halk arasındaki görevinin başında tapınağın etrafında ticaret yapanları kovmuştu (Yu.2:13-16). Ama tapınağın avlusunun dışında aşırı ücret vurgunculuğu tekrar ortaya çıkmıştı. Kurbanlık hayvanlar ve kuşlar aşırı fiyatlarla alınıp satılıyordu. Para bozanlar diğer nakit paraları Yahudilerin tapınak vergisi olarak ödemek zorunda oldukları yarım şekele çevirdiler. Bu aşırı bir ücretti. Görevi sona ermekte olan İsa, dinsel konuları kullanarak maddi kazanç sağlayanları tekrar dışarı kovdu.

21:13   Yeşaya ve Yeremya’dan yaptığı alıntıları birleştirerek kutsal şeylere saygısızlığı, ticari tutumu ve ırkçılığı kınadı. Yeşaya 56:7’yi aktararak onlara Tanrı’nın tapınağının dua evi olarak tasarlandığını anımsattı. Onlar ise tapınağı haydut ini haline getirmişlerdi (Yer.7:11).

Kudüs’e girdikten sonra tapınağı temizleme O’nun ilk resmi hareketi oldu. Bununla tapınak üzerindeki egemenliğini şüphe götürmez bir şekilde doğruladı.

Bu olayın bugün için de bir mesajı vardır. Kermes, akşam yemekleri ve diğer para kazanma sahtekarlıklarını kilise yaşamımızdan kovmak için O’nun temizleme gücüne ihtiyacımız var. Ruhsal yaşamımızda ise Kutsal Ruh’un tapınağı olan bedenlerimizde Rab’bin temizleme işine daima gereksinim vardır.

C. Başkâhinlerin Ve Din Bilginlerinin Öfkesi (21:14-17)

21:14   Bir sonraki manzarada Rab’bin kör ve kötürümleri tapınağın bahçesinde iyileştirdiği görülür. Gittiği her yerde çaresizleri kendine çekti ve hiçbir zaman onları gereksinimlerini karşılamadan geri göndermedi.

21:15-16   Ama düşman gözler O’nu izliyordu. Başkâhinlerle din bilginleri çocukların İsa’ya “Davut Oğlu” diye bağırdıklarını duyunca öfkelendiler.

Sanki çocukların O’na Mesih olarak hitap etmesini yasaklamasını umar gibi, “Bunların ne söylediğini duyuyor musun?” diye sordular. Eğer İsa, Mesih olmamış olsaydı, bunu ilk ve son olarak söylemek için uygun bir zaman olacaktı. Ama O’nun verdiği karşılık çocukların haklı olduğunu gösterdi. Eski Antlaşma’nın Yunanca çevirisinden (Septuaginta) Mezmurlar 8:2’yi aktardı: “Küçük çocukların ve emzikte olanların dudaklarından kendine övgüler döktürdün.” Eğer sözde bilgili olmaları gereken başkâhinler ve din bilginleri O’nu Kutsanmış olarak övmeselerdi, o zaman küçük çocuklar O’na Rab olarak tapacaklardı. Çocukların sık sık yaşlarının ötesinde olan ruhsal bir sezgileri vardır, iman ve sevgi sözleri Rab’bin adına alışılmamış bir yücelik getirir.

21:17   Dini önderleri gerçekleri daha derin düşünmeleri için bıraktıktan sonra, İsa Beytanya’ya döndü ve geceyi orada geçirdi.

D. Kuruyan İncir Ağacı (21:18-22)

21:18-19   Sabah erkenden Kudüs’e dönerken, açlığını bastırmayı umarak bir incir ağacına yaklaştı. Ağaçta yapraktan başka bir şey bulamayınca ağaca, “Sonsuza dek artık meyve vermeyesin!” dedi. İncir ağacı hemen o anda kurudu.

Markos’un hikayesinde (11:12-14) incir mevsimi olmadığı yorumu yapılır. Bu nedenle, ağacı meyvesi olmadığından dolayı suçlaması, Kurtarıcı’yı mantıksız ve huysuz biri olarak resmediyor gibi görünecekti. Bunun gerçek olamayacağı bilinirken, bu sorun nasıl açıklanır?

O bölgedeki incir ağaçları yapraklar çıkmadan erken ve yenebilir meyve verirdi. Bu, düzenli ürünün müjdecisiydi. İlk incirler görünmezse, bu incir ağacının daha sonra ürün vermeyeceğine işaret ederdi.

Bu, İsa’nın bereketlemekten ziyade lanetlediği tek mucizedir: Yaşamı yenilemektense yok etti. Böyle bir eleştiri Mesih’in kişiliğiyle ilgili cahilliğin göstergesidir. O evrenin Kralı ve Tanrı’sıdır. O’nun bazı davranışları bizim için gizemlidir, ama her şeye onların hep doğru olduğu varsayımı ile başlamalıyız. Rab bu durumda, incir ağacının hiçbir zaman meyve vermeyeceğini biliyordu ve kuru ağacı meyve ağaçlarının arasından atan bir çiftçi gibi davrandı.

Rabbimizi incir ağacını lanetlediği için eleştirenler bile bunun simgesel bir hareket olduğunu kabul ederler. Bu olay, Kurtarıcı’nın Kudüs’te gördüğü kargaşalı karşılamanın yorumudur. Asma ve zeytin ağacı gibi incir ağacı da İsrail halkını temsil eder. İsa halka geldiği zaman, meyvesi olmayan yapraklar görmüştü. Oysa İsa halktan gelecek meyveye acıkmıştı.

Görünürde bir tek meyve bile vermeyen inançsız halkın sonradan da tam olarak meyve vermeyeceğini biliyordu ve bu yüzden de incir ağacını lanetledi. Bu olay, M.S. 70’de halkın üstüne inen yargıyı önceden resmeder.

İnanmayan İsrail, sonsuza dek meyvesiz kalacakken, halkın bir kısmının Mesih’in İkinci gelişindeki inanlılarla buluşmasından sonra Mesih’e geri döneceğini anımsamalıyız. Büyük Sıkıntı zamanında ve O’nun Bin Yıllık Egemenliği döneminde meyve vereceklerdir.

Bu metnin ana yorumu İsrail halkıyla bağlantılıdır, ama her çağın insanı için de bir uyarısı vardır.

21:20-22   Öğrenciler aniden kuruyan ağaca olan şaşkınlıklarını ifade ettikleri zaman, Rab onlara imanları olduğu takdirde bundan daha büyük mucizeler yapabileceklerini söyledi. Örneğin, bir dağa, “Kalk, denize atıl” dediklerinde bu gerçekleşecekti. “İman edip duayla dilediğiniz her şeyi alacaksınız.”

Görünüşte koşula bağlı olmayan duayla ilgili bu vaatlerin, Kutsal Kitap’ın konuyla ilgili öğretişlerinin ışığında anlaşılmasını sağlamalıyız. 22’nci ayet bir inanlının istediği herhangi bir şeyi talep edebileceği ve onu elde etmeyi umacağı anlamına gelmez. Kutsal Kitap’ta yer alan koşullara göre dua etmelidir.

21:23   İsa tapınakta ders verirken, başkâhinler ve halkın ihtiyarları öğretme, mucize yapma ve tapınağı temizleme için kimin O’na yetki verdiğini sormak için dersi böldüler. Nasıl karşılık verirse versin, O’nu tuzağa düşürmeyi umut ediyorlardı. Tanrı’nın Oğlu olarak Kendisinde yetki olduğunu iddia etseydi, O’nu küfretmekle suçlayacaklardı. Eğer yetkinin insanlardan olduğunu iddia etseydi, O’nu kötüleyeceklerdi. Eğer yetkinin Tanrı’dan olduğunu söyleseydi, O’na meydan okuyacaklardı. Kendilerini aldıkları resmi eğitim ve insan atamasıyla, insanların dini yaşamlarını yönlendirmek için yetkilendirilmiş uzman iman muhafızları olarak görüyorlardı. İsa’nın resmi bir eğitimi ve kesinlikle İsrailli yöneticilerden gelen bir delili yoktu. Meydan okumalarının altında bağnaz kimselerin tanrısal kutsama gücü olan kişilere karşı hissettikleri içerleme yatıyordu.

21:24-25   Rab, “Yahya’nın vaftizi nereden geldi, Tanrı’dan mı, insanlardan mı?” sorusuna yanıt verirlerse, yetkisini açıklayacağını söyledi. Yahya’nın vaftizi Yahya’nın görevi anlamında anlaşılmalıdır. Bu yüzden soru şuydu: “Yahya’ya görevine devam etmesi için kim yetki verdi? Onun atanması Tanrı’dan mıydı, insandan mıydı? İsrailli önderlerin elinde ne kanıt vardı?” Yanıt belliydi: Yahya, Tanrı’nın gönderdiği bir adamdı. Onun gücü insani onaydan değil, tanrısal yetkiden geliyordu.

Başkâhinler ve ihtiyarlar bir ikilem içindeydiler. Eğer Yahya’yı Tanrı’nın gönderdiğini kabul etselerdi, tuzağa düşürüleceklerdi. Yahya insanlara İsa’yı Mesih olarak göstermişti. Eğer Yahya’nın yetkisi tanrısal ise neden tövbe edip Mesih’e inanmamışlardı?

21:26   Öte yandan, eğer Yahya’nın Tanrı tarafından görevlendirilmediğini söyleselerdi, halkın alay edeceği bir durumda olacaklardı. Çünkü halk Yahya’nın Tanrı’dan gelen bir peygamber olduğunu düşünüyordu. Eğer soruya Yahya’nın Tanrı’dan olduğunu doğru bir şekilde söylemiş olsalardı, kendi sorularına da yanıt vermiş olacaklardı. İsa, Yahya’nın müjdesini verdiği Mesih’ti.

21:27   Ama gerçeklerle yüzleşmeyi reddedip bilmediklerini iddia ettiler. Yahya’nın gücünün kaynağını söyleyemediler. O zaman İsa, “Ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylemeyeceğim” dedi. Onların zaten bildikleri ve kabul etme konusunda isteksiz oldukları şeyi söylemek gereksizdi?

E. İki Oğul Benzetmesi (21:28-32)

21:28-30   Bu benzetme, başkâhinlerin ve ihtiyarların Yahya’nın tövbe etmeleri için yaptığı çağrıya itaat etmedeki başarısızlıklarına karşın arı gibi sokan bir azardır. Bağda çalışması istenen bir adamın iki oğluyla ilgilidir. Biri reddetti ve daha sonra fikrini değiştirip gitti. Diğeri gitmeyi kabul etti, ama hiç gitmedi.

21:31-32   İkisinden hangisinin babasının isteğini yerine getirdiği sorulduğunda, dini liderler, “birincisi” diyerek istemeden kendilerini suçladılar.

Rab benzetmeyi yorumladı. Vergi görevlileriyle fahişeler ilk oğul gibiydiler. Hemen Vaftizci Yahya’ya itaat eder gibi davranmadılar, ama sonuçta çoğu tövbe etti ve İsa’ya inandı. Dini liderler ise ikinci oğul gibiydiler. Yahya’nın vaazını onayladıklarını söylediler, ama hiçbir zaman günahlarını itiraf etmediler ve de Kurtarıcı’ya güvenmediler. Bu nedenle kendi kendilerine yeten dini liderler Tanrı’nın Egemenliğinin dışında kalırken, tamamen günahkâr olanlar Tanrı’nın Egemenliğine girdiler. Bugün de aynı şey geçerlidir. Günahkâr olduklarını itiraf edenler, Müjde’yi sahte dindarlık gösterisinde bulunanlardan daha istekli olarak kabul ederler.

Yahya size doğruluk yolunu göstermeye geldi” ifadesinden, onun gerekli doğruluğun tövbe ve imanla gerçekleştiğini vaaz etmeye geldiği anlamı çıkar.

F. Kötü Bağcılar Benzetmesi (21:33-46)

21:33-39   İsa, yetkisiyle ilgili soruya daha uzun bir karşılık vermek için bağ diken, çevresini çitle çeviren, üzüm sıkmak için bir çukur kazıp bir de bekçi kulesi yapan, onu bağcılara kiralayan ve uzak bir ülkeye yolculuğa çıkan bir toprak sahibi benzetmesi anlattı. Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yollamış, ama bağcılar… birini dövmüş, birini öldürmüş ve diğerini taşlamış. Başka köleler yolladığı zaman, onlar da aynı davranışla karşılanmışlar. Üçüncü seferde sayacakları düşüncesiyle oğlunu yollamıştı. Onun mirasçı olduğunu anlayınca, mirasına konma fikriyle onu öldürmüşler.

21:40-41   Bu noktada Rab başkâhinlere ve ihtiyarlara bağın sahibinin bağcılara ne yapacağını sordu. Onlar da şu karşılığı verdiler: “Bu korkunç adamları korkunç bir şekilde yok edecek; bağı da, ürününü kendisine zamanında verecek olan başka bağcılara kiralayacak.”

Yorumlaması zor olan bir benzetme değildir. Tanrı bağın sahibidir, İsrail de bağdır (Mez.80:8; Yşa.5:1-7; Yer.2:21). Çit ise İsrail’i diğer uluslardan ayıran ve onları Rab için özel bir ulus olarak muhafaza eden Musa’nın Yasasıdır. Üzüm sıkmak için açılan çukur da İsrail’in, Tanrı için vermesi gerekli olan meyve anlamına gelir. Kule ise Yehova’nın halkını uyanık bir şekilde koruduğunu gösterir. Bağcılar da başkâhinler ve din bilginleridir.

Tanrı, İsrail halkına bağdan birlik, kutsallık ve sevgi meyveleri arayarak kendi köleleri olan peygamberlerini ardı ardına yolladı. Ama halk peygamberlere eziyet etti ve bazılarını da öldürdü. Sonuç olarak, Tanrı, “Oğlumu sayarlar” (ayet 37) diyerek kendi Oğlu’nu yolladı. Başkâhinler ve din bilginleri, “Mirasçı bu” dediler: Öldürücü bir kabuldü bu. Kendi aralarında İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğu konusunda hemfikirdiler (halkın içinde bunu reddetmelerine rağmen) ve böylece O’nun yetkisiyle ilgili kendi sorularına yanıt verdiler. O’nun yetkisi Tanrı’nın Oğlu olması gerçeğinden kaynaklanıyordu.

Benzetmede, “Mirasçı bu; gelin onu öldürüp mirasına konalım” (ayet 38) sözlerini aktardılar. Gerçek yaşam da, “O’nu böyle kendi başına bırakırsak, herkes O’na iman edecek. Romalılar da gelip yerimizi ve ulusumuzu ortadan kaldıracak” dediler (Yu.11:48). Bu nedenle O’nu reddettiler, dışarı attılar ve çarmıha gerdiler.

21:42   Kurtarıcı bağ sahibinin ne yapacağını sorduğu zaman –42 ve 43’üncü ayetlerde yazıldığı gibi– onların verdiği karşılık kendi kendilerini suçlu çıkardı. Mezmurlar 118:22 ayetini aktardı: “Yapıcıların reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu. Rab’bin işidir bu, gözümüzde harika bir iş!” Mesih, yani Taş, kendisini inşaatçılara, yani İsrailli liderlere sunduğu zaman, onların inşaat planında O’nun için hiç yerleri yoktu. O’nu yararsız diye bir kenara attılar. Ama ölümünden sonra dirildi ve Tanrı tarafından O’na üstün bir yer verildi. Tanrı’nın inşaatında baş taşı oldu: “Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı” (Flp.2:3).

21:43   İsa daha sonra Tanrı’nın Egemenliğinin İsrail’den alınacağını ve bunun ürünlerini yetiştirecek bir ulusa verileceğini açıkça ilan etti. Öyle de oldu. İsrail Tanrı’nın seçilmiş halkı olarak bir kenarda durmakta ve hukuken kör edilmiş durumdadır. Mesih’ini reddeden soyun üstüne bir katılık geldi. Tanrı’nın Egemenliğinin, bunun ürünlerini yetiştirecek bir ulusa verileceği peygamberliği aşağıdakileri belirtir şekilde anlaşılmaktadır. (1) İnanan Yahudilerden ve diğer uluslardan oluşan topluluk (kilise), “kutsal bir ulus, Tanrı’nın öz halkı” (1Pe.2:9); ya da (2) İkinci Gelişte yaşayacak olan İsrail’in inanan kısmı. Kurtulan İsrail, Tanrı için verimli olacaktır.

21:44   Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.” Ayetin ilk kısmındaki taş yerdedir; ikinci kısmındaki ise yukardan iner. Bu, Mesih’in İkinci Gelişini gösterir. İlk geldiğinde, Yahudi liderler O’nun üzerinde sendelediler ve parçalara ayrıldılar. Tekrar geldiği zaman, düşmanlarını toz gibi dağıtan yargıyla inecek.

21:45-46   Başkâhinler ve Ferisiler, Mesih’in yetkisiyle ilgili sorularına yanıt olarak, bu benzetmelerin doğrudan kendilerini hedeflediğini anladılar. O’nu hemen orada yakalamayı istediler, ama İsa’yı hâlâ peygamber sayan halktan korktular.

 

Kutsal Kitap

1 Yeruşalim’e yaklaşıp Zeytin Dağı’nın yamacındaki Beytfaci Köyü’ne geldiklerinde İsa, iki öğrencisini önden gönderdi. Onlara, “Karşınızdaki köye gidin” dedi, “Hemen orada bağlı bir dişi eşek ve yanında bir sıpa bulacaksınız. Onları çözüp bana getirin.
2 (SEE 21:1)
3 Size bir şey diyen olursa, ‘Rab’bin bunlara ihtiyacı var, hemen geri gönderecek’ dersiniz.”
4 Bu olay, peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:
5 “Siyon* kızına deyin ki, ‘İşte, alçakgönüllü Kralın, Eşeğe, evet sıpaya, Eşek yavrusuna binmiş Sana geliyor.'”
6 Öğrenciler gidip İsa’nın kendilerine buyurduğu gibi yaptılar.
7 Eşekle sıpayı getirip üzerlerine giysilerini yaydılar, İsa sıpaya bindi.
8 Halkın büyük bir bölümü giysilerini yolun üzerine serdi. Bazıları da ağaçlardan dal kesip yola seriyordu.
9 Önden giden ve arkadan gelen kalabalıklar şöyle bağırıyorlardı: “Davut Oğlu’na hozana*! Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun, En yücelerde hozana!”
10 İsa Yeruşalim’e girdiği zaman bütün kent, “Bu kimdir?” diyerek çalkandı.
11 Kalabalıklar, “Bu, Celile’nin Nasıra Kenti’nden Peygamber İsa’dır” diyordu.
12 İsa, tapınağın avlusuna girerek oradaki bütün alıcı ve satıcıları dışarı kovdu. Para bozanların* masalarını, güvercin satanların sehpalarını devirdi.
13 Onlara şöyle dedi: “‘Evime dua evi denecek’ diye yazılmıştır. Ama siz onu haydut inine çevirdiniz!”
14 İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.
15 Ne var ki, başkâhinlerle din bilginleri, O’nun yarattığı harikaları ve tapınakta, “Davut Oğlu’na hozana!” diye bağıran çocukları görünce öfkelendiler.
16 İsa’ya, “Bunların ne söylediğini duyuyor musun?” diye sordular. “Duyuyorum” dedi İsa. “Siz şu sözü hiç okumadınız mı? ‘Küçük çocukların ve emziktekilerin dudaklarından kendine övgüler döktürdün.'”
17 İsa onları bırakıp kentten çıktı. Beytanya’ya dönüp geceyi orada geçirdi.
18 İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.
19 Yol kenarında gördüğü bir incir ağacına yaklaştı. Ağaçta yapraktan başka bir şey bulamayınca ağaca, “Artık sonsuza dek sende meyve yetişmesin!” dedi. İncir ağacı o anda kurudu.
20 Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. “İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?” diye sordular.
21 İsa onlara şu karşılığı verdi: “Size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnız incir ağacına olanı yapmakla kalmazsınız; şu dağa, ‘Kalk, denize atıl’ derseniz, dediğiniz olacaktır.
22 İmanla dua ederseniz, dilediğiniz her şeyi alırsınız.”
23 İsa tapınağa girmiş öğretiyordu. Bu sırada başkâhinler ve halkın ileri gelenleri O’nun yanına gelerek, “Bunları hangi yetkiyle yapıyorsun, bu yetkiyi sana kim verdi?” diye sordular.
24 İsa onlara şu karşılığı verdi: “Ben de size bir soru soracağım. Bana yanıt verirseniz, ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylerim.
25 Yahya’nın vaftiz etme yetkisi nereden geldi, Tanrı’dan mı, insanlardan mı?” Bunu aralarında şöyle tartışmaya başladılar: “‘Tanrı’dan’ dersek, bize, ‘Öyleyse ona niçin inanmadınız?’ diyecek.
26 Yok eğer ‘İnsanlardan’ dersek… Halkın tepkisinden korkuyoruz. Çünkü herkes Yahya’yı peygamber sayıyor.”
27 İsa’ya, “Bilmiyoruz” diye yanıt verdiler. İsa, “Ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylemeyeceğim” dedi.
28 “Ama şuna ne dersiniz? Bir adamın iki oğlu vardı. Adam birincisine gidip, ‘Oğlum, git bugün bağda çalış’ dedi.
29 “Oğlu, ‘Gitmem!’ dedi. Ama sonra pişman olup gitti.
30 “Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‘Olur, efendim’ dedi, ama gitmedi.
31 “İkisinden hangisi babasının isteğini yerine getirmiş oldu?” “Birincisi” diye karşılık verdiler. İsa da onlara, “Size doğrusunu söyleyeyim, vergi görevlileriyle fahişeler, Tanrı’nın Egemenliği’ne sizden önce giriyorlar” dedi.
32 “Yahya size doğruluk yolunu göstermeye geldi, ona inanmadınız. Oysa vergi görevlileriyle fahişeler ona inandılar. Siz bunu gördükten sonra bile pişman olup ona inanmadınız.”
33 “Bir benzetme daha dinleyin: Toprak sahibi bir adam, bağ dikti, çevresini çitle çevirdi, üzüm sıkma çukuru kazdı, bir de bekçi kulesi yaptı. Sonra bağı bağcılara kiralayıp yolculuğa çıktı.
34 Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.
35 Bağcılar adamın kölelerini yakaladı, birini dövdü, birini öldürdü, ötekini de taşladı.
36 Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.
37 Sonunda bağ sahibi, ‘Oğlumu sayarlar’ diyerek bağcılara onu yolladı.
38 “Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‘Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım’ dediler.
39 Böylece onu yakaladılar, bağdan atıp öldürdüler.
40 Bu durumda bağın sahibi geldiği zaman bağcılara ne yapacak?”
41 İsa’ya şu karşılığı verdiler: “Bu korkunç adamları korkunç bir şekilde yok edecek; bağı da, ürününü kendisine zamanında verecek olan başka bağcılara kiralayacak.”
42 İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılar’da şu sözleri hiç okumadınız mı? ‘Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rab’bin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!’
43 “Bu nedenle size şunu söyleyeyim, Tanrı’nın Egemenliği sizden alınacak ve bunun ürünlerini yetiştiren bir ulusa verilecek.
44 “Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.”
45 Başkâhinler ve Ferisiler, İsa’nın anlattığı benzetmeleri duyunca bunları kendileri için söylediğini anladılar.
46 O’nu tutuklamak istedilerse de, halkın tepkisinden korktular. Çünkü halk, O’nu peygamber sayıyordu.

1. J.P. Lange, A Commentary on the Holy Scriptures, 25. Kitap, sayfa sayısı bilinmiyor.