Matta 10

10
Matta Bölüm 10

B. On İki Öğrenci Seçiliyor (10:1-4)

10:1   9’uncu bölümün son ayetinde, Rab öğrencilerine daha çok işçi için dua etmelerini öğretti. İmanlıların, bu ricayı içtenlikle yapmaları için bizzat gitmeye istekli olmaları gerekir. Bu nedenle burada Rab’bin on iki öğrencisini yanına çağırışını görüyoruz. Onları daha önceden seçmişti, ama şimdi onları İsrail halkına müjdenin yayılması gibi özel bir görev için çağırıyor. Çağırmayla birlikte kötü ruhları kovmak ve her hastalığı, her illeti iyileştirmek üzere onlara yetki verdi. İsa’nın eşsizliği bir kere daha burada görülüyor. Başkaları mucizeler yaptı, ama İsa’dan başka hiç kimse başkalarına mucizeler yapma gücünü bağışlamadı.

10:2-4   On iki elçi şunlardır:

  1. Petrus adıyla bilinen Simun. Doğuştan lider olan aceleci, cömert ve sevecen bir kişiydi.
  2. Onun kardeşi Andreya. Vaftizci Yahya onu İsa’yla tanıştırdı (Yu.1:36, 46) ve daha sonra da kardeşi Petrus’u O’na getirdi. Ondan sonra da insanları İsa’ya getirmeyi kendisine iş edindi.
  3. Zebedi’nin oğlu Yakup. Hirodes onu kılıçla öldürttü (Elç.12:2). Şehit olarak ölen onikilerden ilki oldu.
  4. Onun kardeşi Yuhanna. O da Zebedi’nin oğluydu ve İsa’nın sevdiği öğrenciydi. Yuhanna bölümünü, üç Mektubu ve Esinleme’yi ona borçluyuz.
  5. Filipus. Beytsayda’dandı ve Natanyel’i İsa’ya getirendir. Elçilerin İşleri bölümündeki müjde yayıcısı Filipus ile karıştırılmamalıdır.
  6.  Bartalmay. İsa’nın, içinde hile olmayan gerçek İsrailli dediği Natanyel’le aynı kişi olduğuna inanılır (Yu.1:47).
  7. Tomas. “İkiz” anlamında Didimos diye de anılır. Genel olarak “Kuşkucu Tomas” diye bilinir, kuşkuları Mesih’i görkemli bir şekilde itiraf etmesine neden oldu (Yu.20:28)
  8. Matta. Bu Müjde’yi (Matta bölümü) yazan eski vergi görevlisi.
  9. Alfay oğlu Yakup. Hakkında kesin olarak bilinen şey azdır.
  10. Soyadı Taday olan Lebbaus. Yakup oğlu Yahuda diye de bilinir (Luk.6:16). Kaydedilen tek konuşması Yuhanna 14:22’de görülür.
  11. Kenanlı Simun, Luka onu Yurtsever olarak tanımlar (6:15)
  12. Yahuda İskariyot, Rabbimizi ele veren kişidir.

Öğrenciler herhalde o zaman yirmi yaşlarındaydılar. Çeşitli mesleklerden ve herhalde yetenek açısından orta derecede kişilerdi. Gerçek büyüklükleri İsa ile olan arkadaşlıklarından dolayıdır.

C. İsrail’de Göreve Gitme (10:5-33)

10:5-6   Bölümün geri kalan kısmı, İsa’nın İsrail’e yapılacak özel vaaz turuyla ilgili öğretişlerini içerir. Bu daha sonra gönderilen yetmiş kişi (Luk.10:1) ile ya da Yüce Görev ile (Mat.28:19-20) karıştırılmamalıdır. Bu, Göklerin Egemenliğinin yaklaştığını bildiren özel amaçlı geçici bir görevdi. Bazı ilkeler Tanrı’nın halkı için her çağda geçerliyken, bazılarının daha sonra Rab İsa tarafından iptal edildiği gerçeği, onların kalıcı olarak tasarlanmadığını kanıtlar (Luk.22:35-36).

İlk önce gidilecek yol verildi. Yahudilerin nefret ettiği karışık ırk olan Samiriyelilere veya diğer uluslara gitmeyeceklerdi. Bu defa görevleri, İsrail halkının kaybolmuş koyunlarıyla sınırlıydı.

10:7   Verilecek mesaj, Göklerin Egemenliğinin yaklaştığını duyurmaktı. İsrail bunu reddederse, onlar için özellikle yapılan resmi bildiriden dolayı bir bahane olmayacaktı. Kralın Kişiliğinde Egemenlik yaklaşmıştı, İsrail’in O’nu kabul etmek ya da reddetmek için karar vermesi gerekiyordu.

10:8   Öğrencilere mesajlarını doğrulamak için kanıtlar verilmişti. Hastaları iyileştireceklerdi, ölüleri dirilteceklerdi, 1 cüzamlıları temiz kılacaklardı ve cinleri kovacaklardı. Yahudiler doğaüstü belirtiler isterler (1Ko.1:22), bu nedenle Tanrı sevecenlikle belirtileri onlara vermeyi lütfetti.

Rab’bin temsilcileri verdikleri hizmete karşılık hiçbir şey almayacaklardı. Bereketlerini bedel vermeden almışlardı ve aynı şekilde de onları başkalarına vereceklerdi.

10:9-10   Yolculuk için yanlarına fazladan bir şey almayacaklardı. Zaten İsraillilere vaaz eden İsraillilerdi ve Yahudiler arasında işçinin yiyeceğini hak etmesi kuralı yaygındı. Bu nedenle yanlarında altın, gümüş, bakır, yiyecek torbası, iki mintan, çarık ya da değnek götürmelerine gerek yoktu. Herhalde anlamı yedek çarık ya da yedek değnektir; bir değnekleri varsa, götürmelerine izin verilirdi (Mar.6:8). Buradaki düşünce onların gereksinimlerinin gün be gün sağlanmasıydı.

10:11   Kalacak yer konusunu nasıl ayarlayacaklardı? Bir kente geldiklerinde, onları Rab’bin öğrencisi olarak kabul edecek ve mesajlarına açık olacak saygıdeğer birini arayacaklardı. Böyle birini bulduklarında, o kentte kaldıkları sürece, daha iyi yer bulduklarında taşınmak yerine, onunla kalacaklardı.

10:12-14   Eğer evdekiler onları kabul ederse, aileyi gösterdikleri konukseverlikten dolayı saygı ve şükranla selamlayacaklardı. Öte yandan, Rab’bin habercilerine konukseverlik göstermeyi reddederlerse, Tanrı’nın onlar üzerine esenliği için dua etmeye zorunlu olmayacaklardı, yani ailenin iyiliği için dua etmeyeceklerdi. Bununla da kalmayıp Tanrı’nın hoşnutsuzluğunu ayaklarının tozunu silkeleyerek göstereceklerdi. Aile, Mesih’in öğrencilerini reddederken aslında O’nu reddediyordu.

10:15   Böyle bir reddin yargı gününde Sodom ve Gomora’nın sapıklığından daha şiddetli bir şekilde cezalandırılacağını söyleyerek uyardı. Bu, cehennemde ceza derecelerinin olacağını kanıtlar; değilse bazılarının hali diğerlerininkine göre nasıl daha dayanılır olacaktı?

10:16   Bu bölümde İsa onikilere zulüm karşısında nasıl davranmaları konusunda öğüt veriyor. Kurtların arasında koyunlar gibi olacaklardı: etraflarını onları yok etmeye eğilimli kötü adamlar çevirecekti. Gereksiz sorun yaratmaktan ve ödün verme durumunda düşürülmekten sakınmak için yılan gibi akıllı, doğru bir karakter ve gerçek iman silahıyla korunan bir güvercin gibi de saf olmaları gerekiyordu.

10:17   Onları havralarında kamçılayacak ve mahkemelere sürükleyecek inanmayan Yahudilere karşı dikkatli olmalıydılar.

10:18   Mesih uğruna valilerin ve kralların önüne çıkarılacaklardı. Ama Tanrı’nın amacı insanın kötülüğü üzerinde zafer kazanacaktı. “İnsanın kendi kötülüğü vardır, ama Tanrı’nın da kendi yolu vardır.” Yenilgi gibi görünen zamanlarda, yöneticilerin ve diğer ulusların önünde kıyaslanamaz bir tanıklık etme ayrıcalıkları olacaktı. Tanrı her durumda iyilik için etkin olacaktır. Hıristiyanlık, dünyasal yönetimlerden çok çekmiştir, ama buna rağmen “hiçbir doktrin yönetime atananlara Hıristiyanlık kadar destek olmamıştır.”

10:19-20   Sınanma zamanında ne söyleyeceklerini ezberlemelerine gerek yoktu. Zamanı gelince Tanrı’nın Ruh’u onlara Mesih’i yüceltecek ve suçlayıcıların kafasını karıştırarak onların amacına engel olacak tanrısal hikmeti verecekti. 19’uncu ayetin yorumlamada iki aşırı uca gitmekten sakınılmalıdır. Birincisi, saf varsayım olan imanlının önceden konuşmak için bir mesaj hazırlamasına hiç gerek olmadığıdır. İkinci görüş de bu ayetin bizim için bugün geçerli olmadığıdır. Uygun ve istenilen şey, vaizin dua ederek Tanrı’nın önünde özel durum için gerekli sözleri beklemesidir. Ama imanlıların zor durumlarda Tanrı’nın kendilerine tanrısal bir sezgiyle konuşmaları için hikmet vereceğine söz verdiğini söylemeleri de doğrudur. Babalarının Ruh’unun sözcüleri olurlar.

10:21   İsa, öğrencilerini ihanet ve vefasızlıkla karşı karşıya geleceklerine dair önceden uyardı. Kardeş, kardeşini suçlayacaktır. Baba çocuğunu ele verecektir. Çocuklar anne babalarının öldürülmesi için onlara bilgi vereceklerdir.

J.C. Macaulay bunu çok iyi açıklar:

Dünyanın nefretine dayanmada yalnız değiliz… Köle, düşmanın elinde Rab’bin gördüğü davranıştan daha iyi bir davranış bekleyemez. Dünya, İsa için haçı uygun gördüyse, öğrencilerine kraliyet arabası hazırlamayacaktır: O’nun için yalnızca diken varsa, bizim için çelenkler olmayacaktır. Dünyanın bize olan nefretinin gerçekten “Mesih’ten dolayı” olmasına ve temsilcisi olduğumuz sevecen Rab’be layık olmayan ve bizden kaynaklanan herhangi bir kötü (nefret edilecek) şeye dikkat edelim. 2

10:22-23   Herkes öğrencilerden nefret edecek derken bütün insanlar değil, fakat bütün kültürler, uluslar, sınıflar, vb. İsa’nın öğrencilerinden nefret edeceklerdir. “Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.” Bu cümle olduğu gibi alınırsa, kurtuluş sabit bir dayanmayla kazanılabilirmiş gibi görünür. Bu anlama gelemeyeceğini biliyoruz, çünkü kurtuluş, Kutsal Yazıların tümünde iman yoluyla, Tanrı’nın lütfunun karşılıksız bir armağanı olarak sunulur (Ef. 2:8-9). Bu ayet, Mesih’e sadık kalanın fiziksel ölümden kurtulacağı anlamına da gelmez; bir önceki ayet bazı sadık öğrencilerin ölümünü önceden söylüyor. En basit açıklama ise dayanmanın gerçekten kurtulmuş olmanın işareti olmasıdır. Zulüm zamanında sona kadar dayananlar azimleriyle gerçek inanlılar olduklarını gösterirler. Aynı ifade Matta 24:13’de, Büyük Sıkıntı zamanında Rab İsa’ya olan bağlılıklarından ödün vermeyi reddeden sadık Yahudiler için de kullanılır. Dayanma güçleri gerçek öğrenciler olduklarını gösterir.

Kutsal Kitap’ta gelecekle ilgili bölümlerde, Tanrı’nın Ruh’u sık sık yakın gelecekten uzak geleceğe yönelir. Bir peygamberliğin kısmi ve anlık önemi olabileceği gibi uzak gelecekte gerçekleşecek olaylara da işaret ediyor olabilir. Örneğin, Mesih’in iki Gelişi de bir bölümde açıklama yapılmadan karışıp birleşebilir (Yşa.52:14,15; Mik.5:2-4). 22 ve 23’üncü ayetlerde Rab İsa bu tür bir peygamberlik geçişi yapıyor. On iki öğrencisini, O’nun adı uğruna çekmek zorunda kalacakları elemlere karşı uyarıyor. Bunun yanı sıra onları, Büyük Sıkıntı sırasında kendisine sadık kalacak olan Yahudi izleyicilerinin örnekleri olarak gördüğünü ima ediyor. İlk imanlıların sınanmalarından, İkinci Gelişinden önceki dönemde yaşayan imanlılara atlıyor.

23’üncü ayetin ilk kısmı on iki öğrenciye işaret eder: Ama “bir kentte size zulmettikleri zaman ötekine kaçın.” Kaçabilecek onurlu bir yol olursa, düşmanlarının zulmü altında kalmaya zorunlu değillerdi. “Görevden değil, tehlikeden kaçmak yanlış değildir.”

23’üncü ayetin son kısmı bizi Mesih’in hükmetmeye gelişinden önceki zamana götürür: “İnsanoğlu gelinceye dek İsrail’in tüm kentlerini dolaşmış olmayacaksınız.” Bu onikilerin görevine işaret edemezdi, çünkü İnsanoğlu zaten gelmişti. Bazı Kutsal Kitap öğretmenleri bunu, M.S.70’deki Kudüs’ün yıkılmasıyla ilgili bir ima olarak anlarlar. Bununla birlikte, bu felaketin “İnsanoğlunun gelişi” olarak tanımlanabileceğini düşünmek zordur. Burada O’nun İkinci Gelişine dair bir ima bulmak çok daha akla uygun geliyor.

Büyük Sıkıntı sırasında, Mesih’in sadık Yahudi kardeşleri Egemenliğin müjdesiyle ilerleyeceklerdir. Elem çekecekler ve takip edileceklerdir. İsrail’in bütün kentlerine ulaşamadan önce Rab İsa düşmanlarını yargılamak ve Egemenliğini kurmak için geri dönecektir.

23’üncü ayetle Matta 24:14 arasında bir çelişki var gibi görünür. Burada İnsanoğlu gelinceye dek bütün İsrail kentlerine ulaşılamayacağı ifade ediliyor. Orada ise O’nun İkinci Gelişinden önce Egemenliğin müjdesinin tüm dünyada duyurulacağı söyleniyor. Aslında burada bir çelişki yoktur. Müjde bütün uluslara, her kişiye olmasa bile, duyurulacaktır. Ama bu bildiri sert bir karşı gelmeyle karşılaşacaktır, haberciler İsrail’de zulüm görecekler ve engellenecekler. Bu nedenle İsrail’in her kentine ulaşılamaz.

10:24-25   Rab’bin öğrencilerinin sık sık niçin kötü davranışla karşılaştıklarını merak edecekleri durumlar olacaktı. Eğer İsa gerçekten Mesih ise, niçin öğrencileri hükmetme yerine acı çekiyorlardı? O, 24 ve 25’inci ayetlerde onların şaşkınlıklarını önceden tahmin eder ve onlara O’nunla olan ilişkilerini anımsatarak yanıt verir. Onlar öğrenciydi. O onların öğretmeniydi. Onlar köleydi; O, onların Efendisiydi, onlar ev halkıydı; O, evin Efendisiydi. Öğrencilik, Öğretmenden daha üstün olmak değil, O’nu izlemek demektir. Köle Efendisinden daha iyi davranılmayı beklememelidir. Eğer insanlar evin değerli Efendisine “Beelzebub” (“sineklerin tanrısı” Yahudilerin Şeytan için kullandıkları bir Ekronite tanrısının ismidir); derlerse, O’nun ev halkı üyelerine çok daha kötü şeyler söyleyeceklerdir. Öğrencilik, Efendinin reddedilmesini paylaşmayı da içerir.

10:26-27   Rab, öğrencilerine üç defa korkmamalarını söyledi (ayet 26, 28, 31). Birincisinde, düşmanlarının görünen zaferinden korkmamalıydılar; O’nun amacı gelecek günlerde yüce bir şekilde ortaya çıkacaktı. O güne kadar müjde nispeten örtülü kalmıştı ve O’nun öğretişleri oldukça gizlenmişti. Ama kısa bir süre sonra, o zamana kadar özel bir şekilde gizlilik içinde öğretilen öğrencilerin cesaretle Mesih’in bildirisini açıklamaları gerekiyordu.

10:28   İkincisi ise öğrencilerin insanların tehlikeli öfkelerinden korkmamaları gerektiğidir. İnsanın yapabileceği en kötü şey bedeni öldürmektir. İmanlı için fiziksel ölüm en büyük facia değildir. Ölmek Mesih’le beraber olmak demektir ve bu çok daha iyidir. Günahtan, üzüntüden, hastalıktan, elem çekmekten ve ölümden kurtuluştur; sonsuz yüceliğe dönüşmektir. Bu nedenle insanın yapabileceği en kötü şey, bir bakıma Tanrı’nın çocuğuna olabilecek en iyi şeydir.

Öğrenciler, insanlardan korkmamalıdır, ama hem canı hem de bedeni cehennemde mahvedecek güçte olan Tanrı’dan saygıyla korkmalıdır. Tanrı’dan, Mesih’ten ve ümitten sonsuzluklar boyunca ayrı kalmak en büyük kayıptır. Ruhsal ölüm ölçülemeyecek bir kayıptır ve kıyamet günü ne pahasına olursa olsun sakınılmalıdır.

28’inci ayetteki İsa’nın sözleri Tanrı adamı John Knox’un mezarında yazılı sözleri akla getiriyor: “Burada Tanrı’dan o kadar çok korkup hiçbir insandan korkmamış biri yatıyor.”

10:29   Öğrenciler, ateş gibi denenmelerin ortasında bile Tanrı’nın ilgisinden emin olabilirlerdi. Rab İsa bunu her yerde olan serçelerden örnek vererek öğretiyor. Önemsiz olan bu kuşların ikisi bir meteliğe satılırdı. Ama bunlardan bir teki bile Baba’nın oluru, bilgisi, ya da varlığı olmadan ölmez. Birinin dediği gibi, “Tanrı her serçenin cenazesine katılır.”

10:30-31   Ufacık bir serçeyle özel olarak ilgilenen aynı Tanrı, her bir çocuğunun başındaki saçların sayısının hesabını bilir. Bir saç teli bir serçeden daha az değerlidir. Bu, O’nun halkının O’nun için birçok serçeden daha değerli olduğunu gösterir. Öyleyse niçin korkmalıydılar?

10:32   Yukarıda sözü edilen düşünceler karşısında, Mesih’in öğrencilerinin O’nu insanların önünde korkusuzca kabul etmelerinden daha makul ne olabilir? Dayanmak zorunda kalabilecekleri herhangi bir utanç ve azarlanma, Rab İsa onları Babasının önünde açıkça kabul ettiği zaman cennette cömertçe ödüllendirileceklerdir. Burada Mesih’i açıkça kabul etme, O’na Rab ve Kurtarıcı olarak teslim olmayı, O’nu yaşamına almayı ve diliyle de söylemeyi gerektirir. Rab’bi açıkça kabul eden onikilerin çoğu şehit olmuşlardır.

10:33   Yeryüzünde Mesih’i inkâr etme, göklerde Tanrı’nın önünde inkâr edilmeyle ödenecektir. Mesih’i bir anlamda inkâr etmek, O’nun kişinin yaşamı üzerindeki haklarının taleplerini tanımayı kabul etmemek demektir. Yaşamları “seni hiç tanımadım” diyerek geçenler sonunda O’nun da “seni hiç tanımadım” demesini duyacaklardır. Rab, baskı altında Petrus’un durumunda olduğu gibi O’nu geçici bir şekilde inkâr etmeye değil, ama bu tür inkârı alışkanlık haline getirmeye ve sonunda bütünüyle reddetmeye işaret ediyor.

D. Barış Değil Kılıç (10:34-39)

10:34   Rabbimizin sözleri, gelişinin sonuçlarının görünürdeki amacını ifade eden kinaye olarak anlaşılmalıdır. “Ben barış değil, kılıç getirmeye geldim” dedi. Aslında barış yapmaya geldi (Ef.2:4-17). O’nun aracılığıyla dünya kurtulabilsin diye geldi (Yu.3:17).

10:35-37   Burada anlatılmak istenen nokta, kişiler O’nun izleyicileri olduğu zaman ailelerinin onlara karşı olacağıdır. Mesih’i kabul eden bir baba inanmayan oğlu tarafından, Mesih inanlısı bir anne kurtulmamış kızı tarafından baskı görebilecektir. Yeniden doğan bir kaynana tövbe etmemiş gelini tarafından nefretle karşılanacaktır. Bu nedenle Mesih’le aile arasında sık sık bir seçim yapılmalıdır. Doğal bağların bir öğrenciyi Rab’be olan tam bağlılığından döndürmesine izin verilmemelidir. Kurtarıcı, babadan, anneden, oğul ya da kızdan önce gelmelidir. Öğrenciliğin bedellerinden biri, aileden gerginlik, çekişme ve soğukluk görmektir. Bu düşmanlık, yaşamın diğer alanlarında karşılaşılanlardan daha acıdır.

10:38   Ama Mesih’e aileden daha çok yer verme eğiliminden başka bir şey vardır ki, o da kişinin kendi yaşamını sevmesidir. Bunun için İsa sözlerine şunu ekledi: “Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, bana layık değildir.” Çarmıh bir ölüm aletiydi. Çarmıhı yüklenmek ve Mesih’in ardından gitmek ölümün bile ödemek için çok yüksek bir fiyat olmadığını düşünecek kadar kendini tamamen O’na teslim ederek yaşamak demektir. Bütün öğrencilerden yaşamlarını Rab için feda etmeleri istenmiyor, ama hepsi O’nun değerinin ne kadar büyük olduğunu anlayıp, kendi yaşamlarını daha az değerli sayacaklardır.

10:39   Mesih sevgisi nefsi koruma güdüsüne galip gelmelidir. Canını kurtaran, onu yitirecek. Mesih uğruna canını yitiren ise onu kurtaracaktır. Ayartı, tümden adanmışlığın vereceği acı ve kaybı göze alamayıp yaşama sarılmaya çalışmaktır. Kişinin kendini memnun etmeye çalışması yaşamın boşa geçmesidir. Yaşamı en iyi şekilde kullanmak ise Mesih’e hizmet etmektir. Canını O’nun uğruna yitiren, gerçek anlamda onu kazanacaktır.

E. Bir Bardak Soğuk Su (10:40-42)

10:40   Herkes öğrencilerin mesajını reddetmeyecektir. Bazıları onları Mesih’in temsilcileri olarak tanıyacaklardır ve sevgiyle kabul edeceklerdir. Öğrencilerin, bu iyiliği ödüllendirecek yetenekleri sınırlı olacaktı, ama üzülmelerine gerek yoktu; onlar için yapılan herhangi bir şey Rab’be yapılmış gibi sayılacaktı ve ona göre ödüllendirilecekti.

Mesih’in öğrencilerini kabul etmek, Mesih’in kendisini kabul etmekle aynıdır ve gönderilen göndereni temsil ettiğinden O’nu kabul etmek O’nu gönderen Baba’yı kabul etmekle aynıdır. Hükümetin kendi yerini tutması için görevlendirdiği bir elçiyi kabul etmek, onun ülkesiyle diplomatik ilişki içinde olmaktır.

10:41   Bir peygamberi, peygamber olduğu için kabul eden, peygambere yaraşan bir ödül alacak. A.T. Pierson şöyle der:

Yahudiler, peygamberin ödülünü en büyük ödül olarak kabul ettiler; çünkü kral Rab’bin ismiyle yönetirken ve kâhinler Rab’bin ismiyle görev yaparken, peygamber hem kâhine hem de krala öğretmek için Rab’den geldi. Mesih, eğer peygamberi peygamber olarak kabul ederseniz ve yardım ederseniz, peygambere verilen ödülün aynısı size de verilecektir der. Bir konuşmacıyı eleştirmeye eğilimli olduğunuzu bir düşünün! Tanrı için konuşmasına yardım ederseniz ve onu yüreklendirirseniz onun ödülüne ortak olacaksınız; ama eğer görevini yerine getirmesini zorlaştırırsanız, ödülünüzü kaybedeceksiniz. İyilik yapmaya çalışan bir kişiye yardım etmek büyük bir şeydir. Giysisine, tavrına, tutumuna ya da sesine bakmayın; bunların ötesine bakmalısınız ve “Tanrı’nın bu mesajı benim için mi? Bu kişi benim canım için Tanrı’nın bir peygamberi mi?” demelisiniz. Eğer öyleyse, onu kabul edin, sözlerini ve işini övün ve onun ödülüne ortak olun. 3

Doğru bir adamı, doğru biri olduğu için kabul eden, doğru adama yaraşan bir ödül alacak. Başkalarını fiziksel çekiciliğe ve zenginliğe göre yargılayanlar, gerçek ahlak değerinin sık sık mütevazı görünüşte gizlendiğini anlamada başarısız olacaklardır. Temiz kalpli bir öğrenciye birisi nasıl davranırsa Rab’bin bizzat kendisine öyle davranmış olacaktır.

10:42   İsa’nın izleyicisine gösterilen herhangi bir iyilik gözden kaçmayacaktır. Rab’bin izleyicisi olduğu için bir öğrenciye verilen bir bardak soğuk su bile muhteşem bir şekilde ödüllendirilecektir. Bu nedenle Rab sözlerini, onikileri krala uygun bir onurla özel görevlerine atayarak noktalıyor.

Onlara karşı çıkılacağı, onların reddedileceği, yakalanacağı, yargılanacağı, hapsedileceği ve belki öldürüleceği doğrudur. Ama onların Kralın temsilcileri olduklarını ve onların muhteşem ayrıcalıklarının O’nun için konuşmak ve harekete geçmek olduğunu onlara hiçbir zaman unutturmayın.

 

Kutsal Kitap

1 İsa on iki öğrencisini yanına çağırıp onlara kötü ruhlar üzerinde yetki verdi. Böylece kötü ruhları kovacak, her hastalığı, her illeti iyileştireceklerdi.
2 Bu on iki elçinin adları şöyle: Birincisi Petrus adıyla bilinen Simun, onun kardeşi Andreas, Zebedi’nin oğulları Yakup ve Yuhanna, Filipus ve Bartalmay, Tomas ve vergi görevlisi Matta, Alfay oğlu Yakup ve Taday, Yurtsever* Simun ve İsa’ya ihanet eden Yahuda İskariot.
3 (SEE 10:2)
4 (SEE 10:2)
5 İsa Onikiler’i şu buyrukla halkın arasına gönderdi: “Öteki ulusların arasına girmeyin. Samiriyeliler’in kentlerine de uğramayın.
6 Bunun yerine, İsrail halkının yitik koyunlarına gidin.
7 Gittiğiniz her yerde Göklerin Egemenliği’nin yaklaştığını duyurun.
8 Hastaları iyileştirin, ölüleri diriltin, cüzamlıları* temiz kılın, cinleri kovun. Karşılıksız aldınız, karşılıksız verin.
9 Kuşağınıza altın, gümüş, ya da bakır para koymayın.
10 Yolculuk için ne torba, ne yedek mintan, ne çarık, ne de değnek alın. Çünkü işçi yiyeceğini hak eder.
11 Hangi kent ya da köye girerseniz, orada saygıdeğer birini arayın ve ayrılıncaya dek onunla kalın.
12 Onun evine girerken, evdekilere esenlik dileyin.
13 Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.
14 Sizi kabul etmez, sözlerinizi dinlemezlerse o evden ya da kentten ayrılırken, ayaklarınızın tozunu silkin.
15 Size doğrusunu söyleyeyim, yargı günü o kentin hali Sodom’la Gomora bölgesinin halinden beter olacaktır.”
16 “İşte, sizi koyunlar gibi kurtların arasına gönderiyorum. Yılan gibi zeki, güvercin gibi saf olun.
17 İnsanlardan sakının. Çünkü sizi mahkemelere verecek, havralarında kamçılayacaklar.
18 Benden ötürü valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.
19 Sizleri mahkemeye verdiklerinde, neyi nasıl söyleyeceğinizi düşünerek kaygılanmayın. Ne söyleyeceğiniz o anda size bildirilecek.
20 Çünkü konuşan siz değil, aracılığınızla konuşan Babanız’ın Ruhu olacak.
21 “Kardeş kardeşi, baba çocuğunu ölüme teslim edecek. Çocuklar anne babaya başkaldırıp onları öldürtecek.
22 :22 Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.
23 Bir kentte size zulmettikleri zaman ötekine kaçın. Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu* gelinceye dek İsrail’in bütün kentlerini dolaşmış olmayacaksınız.
24 “Öğrenci öğretmeninden, köle efendisinden üstün değildir.
25 Öğrencinin öğretmeni gibi, kölenin de efendisi gibi olması yeterlidir. İnsanlar evin efendisine Baalzevul* derlerse, ev halkına neler demezler!”
26 “Bu yüzden onlardan korkmayın. Çünkü örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur.
27 Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.
28 Bedeni öldüren, ama canı öldüremeyenlerden korkmayın. Canı da bedeni de cehennemde mahvedebilen Tanrı’dan korkun.
29 İki serçe bir meteliğe satılmıyor mu? Ama Babanız’ın izni olmadan bunlardan bir teki bile yere düşmez.
30 Size gelince, başınızdaki bütün saçlar bile sayılıdır.
31 Onun için korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.
32 “İnsanların önünde beni açıkça kabul eden herkesi, ben de göklerdeki Babam’ın önünde açıkça kabul edeceğim.
33 İnsanların önünde beni inkâr edeni, ben de göklerdeki Babam’ın önünde inkâr edeceğim.”
34 “Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.
35 Çünkü ben babayla oğulun, anneyle kızın, gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim.
36 ‘İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak.’
37 Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir.
38 Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana layık değildir.
39 Canını kurtaran onu yitirecek. Canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır.
40 “Sizi kabul eden beni kabul etmiş olur. Beni kabul eden de beni göndereni kabul etmiş olur.
41 Bir peygamberi peygamber olduğu için kabul eden, peygambere yaraşan bir ödül alacaktır. Doğru birini doğru olduğu için kabul eden, doğru kişiye yaraşan bir ödül alacaktır.
42 Bu sıradan kişilerden birine, öğrencim olduğu için bir bardak soğuk su bile veren, size doğrusunu söyleyeyim, ödülsüz kalmayacaktır.”

1. El yazmalarının çoğu buradaki “ölüleri diriltin”i metin dışı bırakır.

2. J.C. Macaulay, Obedient Unto Death: Devotional Studies in John’s Gospel, II.59.

3. Arthur T. Pierson, “The Work of Christ for the Believer,” The Ministry of Keswik, First Series, s.114.