Matta 3

3
Matta Bölüm 3

 

III. MESİH’İN HİZMETE RESMEN BAŞLAMA HAZIRLIKLARI (Bölüm 3 ve 4).

A. Vaftizci Yahya Yolu Hazırlıyor (3:1-12)

İkinci ve üçüncü bölüm arasında, Matta’nın bahsetmediği 28 ya da 29 yıllık zaman dilimi vardır. Bu süre içinde, İsa Nasıra’da önünde bulunan göreve hazırlanıyordu. Bu hiç mucize yapmadığı bir zamandı ama, Tanrı’nın gözünde mükemmel haz buldu (Mat.3:17). Bu bölümde O’nun halka açık hizmetinin başlangıcını görüyoruz.

3:1-2  Vaftizci Yahya kuzeni İsa’dan altı ay daha büyüktü (Luk.1:26,36 ayetlerine bakın). İsrail kralının habercisi olarak hizmet etmek için tarih sahnesine çıkmıştı. İdare ettiği yer Kudüs’ten Ürdün’e kadar uzanan çorak bir alan olan Yahudiye çölüydü. Yahya’nın mesajı, “Tövbe edin! Göklerin Egemenliği yaklaşmıştır” idi. Kral yakında ortaya çıkacaktı, ama günaha yapışan halk üzerinde krallık etmeyecekti, edemeyecekti. Yollarını değiştirmeleri, itiraf etmeleri ve de günahlarından arınmaları gerekiyordu. Tanrı onları karanlığın egemenliğinden, Göklerin Egemenliğine çağırıyordu.

GÖKLERİN EGEMENLİĞİ ÜZERİNE ARASÖZ

İkinci ayette, Matta bölümünde 32 kez kullanılan, Göklerin Egemenliği deyiminin ilk kullanılışını görüyoruz. Bu kavramı kavramadan Matta’yı doğru olarak anlamak zor olacağından, bu terimin tanımlaması ve betimlenmesi sırayla aşağıdadır.

Göklerin Egemenliği, Tanrı’nın Egemenliğinin kabul edildiği bir küredir. “Gökler” sözcüğü Tanrı’yı belirtmek için kullanılmıştır. Bu, Daniel 4:25’de Daniel’in “Yüce Olan’ın” insanlığın üzerinde saltanat sürdüğünü söylediğini gösterir. Bir sonraki ayette “göklerin” saltanat sürdüğünü söyler. Tanrı’nın Egemenliğine boyun eğen kişiler nerede olurlarsa olsunlar, orada göklerin egemenliği vardır.

Göklerin Egemenliğinin iki görünüşü vardır. En geniş anlamıyla bu, Tanrı’yı En Yüce Yönetici (Kral) olarak kabul ettiğini açıklayan herkesi kapsar. Dar anlamda ise yürekten Rab İsa’yı Rab ve Kurtarıcı olarak kabul edenleri kapsar. Bunu yan sayfadaki ortak merkezli iki daireyle gösterebiliriz:

Büyük daire itiraf alanıdır; bu yalnızca Krala olan bağlılıklarını açıkça belirten halkını kapsar. Bu, tohum (Mat.13:3-9), hardal tanesi (Mat.13:31, 32) ve maya (Mat.13:33) benzetmelerinde görülür. Küçük daire ise yalnızca imanla Rab İsa Mesih’te yeniden doğmuş olanları kapsar. Göklerin Egemenliğinin iç kısmına, Rab İsa’yı kabul etmeden girilmez (Mat.18:3).

3

Kutsal Kitap’taki egemenlikle ilgili referansları biraraya getirerek, tarihsel gelişmeyi beş evrede izleyebiliriz.

Birincisi, Eski Antlaşma’da önceden bildirilmiştir. Daniel önceden Tanrı’nın hiç yıkılmayacak ve hâkimiyetini başka bir halka vermeyecek bir egemenlik kuracağını söylemişti (Dan.2:44). Hem de Evrensel ve sonsuz yetkiyi kullanacak olan Mesih’in gelişini önceden görmüştü (Dan.7:13,14; Yer.23:5,6).

İkincisi Vaftizci Yahya’nın, İsa’nın ve on iki öğrencisinin betimlediği egemenlik yaklaşmıştır ya da yaklaştı (Mat.32; 4:27; 10:7). Matta 12:28’de İsa, “…Ben cinleri Tanrı’nın Ruhuyla kovuyorsam, Tanrı’nın Egemenliği üzerinize gelmiş demektir” dedi. Luka 17:21’de ise İsa şunu söyledi: “Çünkü Tanrı’nın Egemenliği içinizdedir.” Daha sonra göstereceğimiz gibi, Tanrı’nın Egemenliği ile Göklerin Egemenliği terimleri eş anlamda kullanılmıştır.

Üçüncü olarak, egemenlik bir ara zaman şeklinde betimlenmiştir. Kral, İsrail halkının kendisini reddetmesinden sonra göklere geri döndü. Bu egemenlik, Kralın yokluğunda bile O’nun krallığını kabul edenlerin yüreklerinde vardır; dağdaki vaaz da dahil olmak üzere manevi ve ahlaki kuralları bugün de bizler için geçerlidir. Egemenliğin bu ara evresi Matta 13’de benzetmelerle betimlenmiştir.

Egemenliğin dördüncü evresine ortaya çıkması denebilir. Mesih’in yeryüzündeki bin yıllık yönetimi, gelecek yönetiminin yüceliğinde Mesih’in Görünümünün değişmesiyle resmedilmiştir (Mat.17:1-8). İsa bu evreyi Matta 8:11’de şöyle ifade etmiştir: “…doğudan ve batıdan birçok insan gelecek, Göklerin Egemenliğinde İbrahim, İshak ve Yakup’la sofraya oturacaklar.”

Sonuncusu ise egemenliğin sonsuzluğudur. Bu, 2. Petrus 1:11’de “Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in sonsuz egemenliği” olarak betimlenmiştir.

“Göklerin Egemenliği” deyimi yalnızca Matta bölümünde kullanılmıştır, ama “Tanrı’nın Egemenliği” deyimi Matta, Markos, Luka ve Yuhanna kitaplarında kullanılmıştır. Amacın uygulanabilirliği açısından hiç fark yoktur, her ikisi için de aynı şeyler söylenmiştir. Örneğin, Matta 19:23’de İsa zengin bir kişinin Göklerin Egemenliğine girmesinin güç olacağını söyler. Markos 10:23 ve Luka 18:24 bunu İsa’nın Tanrı’nın Egemenliği olarak söylediğini yazar (Mat. 19:24’de “Tanrı’nın Egemenliği” olarak geçer).

Yukarıda bahsettiğimiz gibi Göklerin Egemenliğinin dış yüzeyi ve ruhani (iç) gerçeği vardır. Tanrı’nın Egemenliği için de aynısı geçerlidir, dahası iki terim de aynı şeyi belirtir. Tanrı’nın Egemenliği de gerçeği ve sahteyi kapsar. Bu, tohum (Luk.8:4-10), hardal tanesi (Luk.13:18, 19) ve maya (Luk.13:20, 21) benzetmelerinde görülür. Tanrı’nın Egemenliğine, iç kısımdaki gerçeğe, yalnızca yeniden doğanlar girebilir (Yu.3:3,5).

Son nokta: Egemenlik kiliseyle aynı değildir. Egemenlik Mesih’in insanlığa hizmet etmesiyle başlamıştır; kilise ise Pentikost günüyle başlamıştır (Elç.2). Egemenlik, dünya yok oluncaya kadar dünyada devam edecektir; kilise ise sevinç Gününe kadar (Kilisenin dünyadan ayrılması, Mesih’in gökten inip bütün inanlıları eve götürmesi – 1Se.4:13-18.) Kilise Mesih’le O’nun ikinci gelişinde O’nun gelini olarak O’nunla beraber hüküm sürecektir. Şimdi egemenliğin iç gerçeğinde, doğruluğunda olan kişiler aynı zamanda kilisededirler.

3:3  Matta 3’deki açıklamaya geri dönelim: Yahya’nın hizmetinin hazırlıkları Yeşaya Peygamber tarafından yedi yüzyıldan fazla bir süre önce bildirilmiştir:

“Çölde yükselen ses, ‘Rab’bin yolunu hazırlayın, geçeceği patikaları düzeltin’ diyor” (Yşa.40:3).

İşte Yahya bu sesti. İsrail halkı ise ruhsal anlamda kuru ve çorak bir çöldü. Yahya, halka tövbe ederek ve günahlarını terk ederek Rab’bin yolunu hazırlayın ve yaşamlarında O’nun tam yönetimine engel olan her şeyi ayıklayarak O’nun geçeceği patikaları düzeltin diyordu.

3:4  Vaftizcinin giysisi, günümüzdeki yumuşak, lüks ve iyi bir kumaştan değil, açık havada çalışan adamın giyeceği kaba dokunmuş deve tüyünden yapılmıştı. Deriden bir kuşağı vardı. Bu İlya’nın giysisiyle aynıydı (2Kr.1:8) ve belki Yahudi inanlılarının, Yahya’nın göreviyle İlya’nınki arasındaki benzerliğe dikkatlerini çekmek için Tanrı yardım etti (Mal.4:5; Luk.1:17; Mat.11:14; 17:10-12).Yahya, normal yaşamın rahatlığı ve zevklerinden arınmak ve görevinin gerektirdiği gücü almak için çekirge ve yaban balı ile beslendi.

İnsanların, normal olarak yaşadıkları şeylerin hiçbirine önem vermeyen Yahya ile karşılaşması sarsıcı bir tecrübedir. Ruhsal gerçeklerle dolu olması da diğer kişilere ne kadar fakir olduklarını anlamalarını sağlamış olsa gerek. Kendini bu kadar feda etmesi, zamanındaki maddeciliğe arı iğnesi gibi batan bir azardı.

3:5-6  İnsanlar Kudüs’ten, bütün Yahudiye’den ve Şeria nehrinin her yöresinden onu dinlemek için akın akın geliyordu. Bazıları onun bildirisine karşılık vererek, gelecek Krala itaat etmeye ve sadık olmaya hazır olduklarını etkin bir şekilde söylemek için onun tarafından Şeria nehrinde vaftiz ediliyordu.

3:7  Ferisilerle Sadukilerin durumu ayrı bir öyküydü. Yahya, onların kendisini dinlemeye geldikleri zaman, içten olmadıklarını biliyordu. Onların gerçek niyetlerini anladı: Ferisiler yasaya bağlı olduklarını söyleyen, ama fırsatçı, bağnaz, iki yüzlü ve kendilerini üstün gören kişilerdi; Sadukiler ise bedenin dirilişi, meleklerin varlığı, canın ölümsüzlüğü ve sonsuz ceza gibi temel doktrinleri yadsıyan aristokrat ve dini şüphecilerdi. Bu nedenle, gerçek tövbenin hiçbir işaretini göstermeyen, ama gelecek gazaptan kaçmak için arzulu olduklarına dair rol yapan bu iki grubu, “Ey engerekler soyu” diye suçladı Yahya.

3:8  Tövbeye yaraşır meyveler vererek içten olduklarını kanıtlamaya çağırdı onları. J. R. Miller’e göre gerçek tövbe şudur: “Biraz korku, pişmanlık ve göz yaşı bir sonuca varmaz. Tövbe ettiğimiz günahları bırakıp kutsallığın yeni ve temiz yolunda yürümeliyiz.”

3:9  Yahudiler İbrahim soyundan olmanın cennete gitmek için yeterli olduğunu saydılarsa da Kurtuluş lütfunun fiziksel doğumla geçmeyeceği gerçekti. Tanrı, Ferisilerin ve Sadukilerin değişmesinden daha az güç gerektiren Şeria taşlarından İbrahim’e çocuklar yaratabilirdi.

3:10   Yahya, “balta şimdiden ağaçların köküne dayanmıştır” ifadesiyle tanrısal yargının başlamak üzere olduğunu söylüyordu. Mesih’in gelişi ve huzuru bütün insanları sınayacaktı. Meyvesiz olanlar, meyvesi olmayan bir ağacın kesilip ateşe atılması gibi yok olacaklardı.

3:11-12  Yahya, 7-10 ayetlerinde yalnızca Ferisilere ve Sadukilere sesleniyordu (ayet 7) ama şimdi gerçek ve sahte olan herkesi içeren kalabalığa seslendiği bellidir. Yakında gelecek olan Mesih’in göreviyle kendisininki arasında önemli bir fark olduğunu açıklamıştır. Yahya tövbe için suyla vaftiz ediyordu: su törenseldi ve temizleme gücü yoktu; tövbe gerçek olmasına rağmen kişiye tam bir kurtuluş getirmiyordu. Yahya, görevinin hazırlık ve kısmî olduğunu düşünüyordu. Mesih, Yahya’yı kendi üstünlüğüyle tamamen gölgeleyecekti. O daha güçlü, daha değerli olacaktı. Çünkü yapacağı iş de büyüktü. O Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecekti.

Kutsal Ruh’la vaftiz, ateşle olan vaftizden farklıdır. İlki bereket vaftizi iken ikincisi yargı vaftizidir. İlki Pentikost’ta olmuşken, ikincisi gelecekte olacaktır. Rab İsa’da olan gerçek inanlılar ilkinden zevk alırken, ikincisi bütün inanmayanların sonu olacaktır. İlki içten tövbenin dışarıda işareti olan İsraillilerin vaftizi olacakken ikincisi gerçek tövbe kanıtı göstermeyen Ferisiler, Sadukiler ve diğer kişiler için olacaktır.

Bazıları, Kutsal Ruh’la olan vaftizle, ateşle olan vaftizin aynı olduğunu söyler; örneğin, Pentikost zamanında verilen Ruh’la görülen ateşten diller, ateşle vaftizi ifade edemez mi? Ateşi yargıyla eşitleyen 12. ayetin ışığında edemez.

Ateşle vaftiz referansından hemen sonra, Yahya yargıdan söz ediyor. Rab, yaba kullanarak hububatı rüzgarda havaya atarken resmediliyor. Buğday (gerçek inanlılar) doğrudan yere düşer ve ambara götürülür. Saman (inanmayanlar) ise rüzgarla bir süre sürüklendikten sonra toplanıp sönmeyen ateşle yanar. 12. ayetteki ateş yargı demektir, ve bu ayet 11. ayetin devamı olduğundan ateşle vaftizin yargı vaftizi olduğu sonucuna varılması akla uygundur.

B. Yahya İsa’yı Vaftiz Ediyor (3:13-17)

3:13  İsa, Yahya tarafından vaftiz edilmek üzere Celile’den Şeria nehrine aşağı yukarı 90 km yolu yürüyerek geldi. Bu, O’nun bu törene ne kadar önem verdiğini ve bugün O’nun izleyicilerinin vaftizinin önemini de göstermektedir.

3:14-15  İsa’nın tövbe edecek günahının olmadığını bildiğinden, Yahya O’nu vaftiz etmek istemedi. Aslında İsa’nın onu vaftiz etmesi gerektiğini söylemesi, onu yönelten güdünün doğru olmasındandır. İsa bunu yadsımadı; yalnızca doğru olan her şeyin bu şekilde yerine getirilmesinin uygun olacağını söyleyerek vaftiz olmak için ricasını tekrar etti. Tövbe ederek vaftiz olan ve Tanrı’ya saygı duyan İsraillilerle Kendisini bir tutmanın doğru olacağını düşündü.

Bundan da derin bir anlam vardı. O’nun için vaftiz olma, Tanrı’nın insanın günahına karşı talep ettiği bütün doğruluğun yerine getirilmesini simgeleyen bir törendi. Suya batırılması, Golgota’da Tanrı’nın yargı suyundaki vaftizini simgeleyerek gösteriyordu. Sudan çıkması dirilişini ima ediyordu. Ölerek, gömülerek ve dirilerek kutsal adaletin taleplerini tatmin edip günahkârların aklanabilmesi için doğru bir temel sağlayacaktı.

3:16-17  İsa sudan çıkar çıkmaz göklerden Tanrı’nın Ruhunun güvercin biçiminde inip üzerine konduğunu gördü. Tıpkı Eski Antlaşma’daki kişilerin ve şeylerin “kutsal kutsama yağıyla” kutsanması (Çık.30:25-30) gibi O da Kutsal Ruh’la Mesih olarak kutsandı.

Üçlü Birliğin üç üyesinin de belli olduğu bir kutsama olayıydı. Sevgili Oğul oradaydı. Kutsal Ruh güvercin biçiminde oradaydı. Baba’nın sesi göklerden İsa üzerine bereketini resmen bildirirken duyuldu. Bu, unutulmaz bir olaydı, çünkü Tanrı Kutsal Yazılardan bir alıntıyla sesleniyordu: “Sevgili Oğlum budur” (Mez.2:7), “O’ndan hoşnudum” (Yşa.42:1). Bu, Babanın göklerden seslenerek eşsiz Oğlundan hoşnut olduğunu söylediği üç olaydan biridir (diğerleri Mat.17:5 ve Yu.12:28’dir).

 

Kutsal Kitap

1 O günlerde Vaftizci Yahya Yahudiye Çölü’nde ortaya çıktı. Şu çağrıyı yapıyordu: “Tövbe edin! Göklerin Egemenliği yaklaşmıştır.”
2 (SEE 3:1)
3 Nitekim Peygamber Yeşaya aracılığıyla sözü edilen kişi Yahya’dır. Yeşaya şöyle demişti: “Çölde haykıran, ‘Rab’bin yolunu hazırlayın, Geçeceği patikaları düzleyin’ diye sesleniyor.”
4 Yahya’nın deve tüyünden giysisi, belinde deri kuşağı vardı. Yediği, çekirge ve yaban balıydı.
5 Yeruşalim, bütün Yahudiye ve Şeria yöresinin halkı ona geliyor, günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından Şeria Irmağı’nda vaftiz ediliyordu.
6 (SEE 3:5)
7 Ne var ki, birçok Ferisi’yle Saduki’nin* vaftiz olmak için kendisine geldiğini gören Yahya onlara şöyle seslendi: “Ey engerekler soyu! Gelecek gazaptan kaçmak için sizi kim uyardı?
8 Bundan böyle tövbeye yaraşır meyveler verin.
9 Kendi kendinize, ‘Biz İbrahim’in soyundanız’ diye düşünmeyin. Ben size şunu söyleyeyim: Tanrı, İbrahim’e şu taşlardan da çocuk yaratabilir.
10 Balta ağaçların köküne dayanmış bile. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır.
11 Gerçi ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O’nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim. O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek.
12 Yabası elindedir. Harman yerini temizleyecek, buğdayını toplayıp ambara yığacak, samanı ise sönmeyen ateşte yakacak.”
13 Bu sırada İsa, Yahya tarafından vaftiz edilmek üzere Celile’den Şeria Irmağı’na, Yahya’nın yanına geldi.
14 Ne var ki Yahya, “Benim senin tarafından vaftiz edilmem gerekirken sen mi bana geliyorsun?” diyerek O’na engel olmak istedi.
15 İsa ona şu karşılığı verdi: “Şimdilik buna razı ol! Çünkü doğru olan her şeyi bu şekilde yerine getirmemiz gerekir.” O zaman Yahya O’nun dediğine razı oldu.
16 İsa vaftiz olur olmaz sudan çıktı. O anda gökler açıldı ve İsa, Tanrı’nın Ruhu’nun güvercin gibi inip üzerine konduğunu gördü.
17 Göklerden gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum” dedi.