Matta 4

4
Matta Bölüm 4

 

C. Şeytan İsa’yı Sınıyor (4:1-11)

4:1  İsa’nın Ruh tarafından denenmeye götürülmesi tuhaf görünebilir. Kutsal Ruh O’nu niçin böyle bir buluşmaya götürmek zorunda? Bunun yanıtı bu sınanmayla; dünyaya yapmaya geldiği iş için ahlakî olarak uygun olduğunu göstermesi gerekiyordu. İlk Adem Cennet Bahçesinde düşmanla (Şeytan’la) karşılaştığı zaman egemenlik için uygun olmadığını kanıtladı. İşte Son Adem ise Şeytan’la başbaşa kalır ve yara almadan çıkar. Yunanca’dan çevrilen “ayartma” ya da “sınama” sözcüğünün iki anlamı vardır: (1) sınama ya da kanıtlama (Yu.6:6; 2Ko.13:5; İbr.11:17); ve (2) kötülüğe çağırmak. Kutsal Ruh Mesih’i sınadı ya da kanıtladı. İblis ise O’na kötülük yaptırmak için tuzak kurmaya çalıştı.

Rabbimizin sınanmasıyla ilgili derin bir sır vardır. Kaçınılmaz olarak şu soru ortaya çıkar, “Günah işleyebilir miydi?” “Hayır” dersek, o zaman şu soruyla yüzleşebiliriz, “Teslim olmasaydı nasıl gerçek bir sınama olabilirdi?” Yanıtımız “Evet” olursa, vücut bulmuş Tanrı’nın nasıl günah işleyebileceği sorunuyla karşı karşıya kalırız.

Hatırlanması gereken ilk önemli şey, İsa Mesih’in Tanrı olduğu ve Tanrı’nın günah işleyemeyeceğidir. O’nun insan olduğu da doğrudur; bununla beraber insan olarak günah işleyebilirdi, ama Tanrı olarak değil demek kutsal yazıların temeli olmadan sorun yaratmaktır. Yeni Antlaşma yazarları Mesih’in günahsızlığını birçok durumda yazmışlardır. Pavlus O’nun “günahı bilmediğini” yazdı (2Ko.5:21); Petrus O’nun “günah işlemediğini” (1Pe.2:22); ve Yuhanna O’nda “günah olmadığını” söyler (1Yu.3:5).

İsa bizim gibi dıştan sınanabilirdi. İblis O’na Tanrı’nın isteğine aykırı önerilerle geldi. Ama bizden farklı olarak içten sınanamazdı; O’ndan günah şehveti ve tutkusu çıkamazdı. Dahası O’nda Şeytan’ın ayartmasına karşılık verecek hiçbir şey yoktu (Yu.14:30).

İsa’nın günah işlememesine rağmen, sınama gerçekti. Günah işlemek için ayartmalarla karşı karşıya bırakılmış olması mümkündü, ama bunlara teslim olması (yenilmesi) ahlaki olarak imkansızdı. Yalnızca Baba’dan gördüklerini yapabilirdi (Yu.5:30) ve Baba’nın günah işlediğini görmüş olması ise inanılmaz bir şeydir. Kendiliğinden hiçbir şey yapamazdı (Yu.5:30) ve Baba O’nun sınanmaya yenilmesine izin vermeyecekti.

Sınanmanın amacı O’nun günah işleyip işlemediğini görmek değildi; büyük baskı altında bile Tanrı’nın Sözüne itaat etmekten başka hiçbir şey yapamayacağını kanıtlamaktı.

Eğer İsa insan olarak günah işleyebilseydi, O’nun şu anda göklerde bir insan olarak bulunması sorunuyla karşı karşıya kalırız. Hala günah işleyebilir mi? Hayır.

4:2-3  Kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra, İsa acıktı. (Kutsal Yazılarda kırk sayısı sık sık sınanma ya da gözaltı durumunda kullanılır.) Bu doğal iştah ayartıcıya birçok insana karşı kötüye kullanabileceği bir avantaj sağladı. İsa’ya çölün taşlarını ekmek somunlarına döndürmesi için mucizevi gücünü kullanmasını önerdi: Giriş sözcükleri, “Tanrı’nın Oğluysan” şüpheyi belirtmez. Aslında bu, “Tanrı’nın Oğlu olduğundan” demektir. Şeytan, İsa’nın vaftizinde Baba’nın sözlerini kinaye yoluyla söylüyor, “Sevgili Oğlum budur.” İfadenin gerçek olduğunu farz eden Yunanca yapı 1 kullanıyor, bu nedenle İsa’ya açlığını bastırması için gücünü kullanmasını söylüyor.

Şeytan’ın kışkırtmasına karşılık, doğal iştahı kutsal güç kullanarak bastırmak Tanrı’ya olan dolaysız itaatsizliktir. Şeytan’ın önerisinin arkasındaki düşünce Yaratılış 3:6’nın yinelenmesidir (“yemek için iyi”). Yuhanna bu sınamayı “doğal benliğin tutkusu” olarak sınıflar (1Yu.2:16). Sınanmayla uyum içinde olmamızın nedeni doğal arzularımızı memnun etmek için yaşamaktır, Tanrı’nın Egemenliğini ve O’nun doğruluğunu aramak yerine rahat yolu seçmektir. Şeytan, “Yaşamak zorundasın, değil mi?” der.

4:4  İsa, sınanmaya Tanrı’nın Sözünden aktararak karşılık verdi. Rabbimizin örneği bize, yaşamamızın önemli olmadığını, ama Tanrı’ya itaat etmemiz gerektiğini öğretti! Ekmek yemek hayattaki en önemli şey değildir. Tanrı’nın her bir sözüne itaat önemlidir. Taşları ekmeğe döndürmeyle ilgili olarak Baba’dan hiç açıklama almadığından İsa, çok aç olmasına rağmen, kendiliğinden hareket etmeyecekti ve böylece de Şeytan’a itaat etmedi.

4:5-6  İkinci sınama Kudüs’teki tapınağın tepesinde oldu. İblis, tanrısal Oğulluğunu görülmeye değer bir gösteriyle Kendisini aşağıya atması için İsa’yı kışkırttı. Şeytan’ın Mezmurlar 91:11, 12’deki ayetleri söyleyerek Tanrı’nın Mesih’e koruma vaadi görüldüğünden, “eğer” sözcüğü yine şüpheyi ifade etmez.

Sınama, İsa’nın Mesih olduğunu heyecanlı bir hüner gösterisi yaparak göstermesiydi. Acı çekmeden yücelik kazanabilirdi; çarmıhı atlayarak tahta ulaşabilirdi. Ama bu hareket Tanrı’nın isteği dışında olacaktı. Yuhanna bu çekiciliği “yaşamın verdiği gurur” olarak tanımlıyor (1Yu.2:16). Bu, Tanrı’nın isteğini önemsemeden kazanılan kişisel yücelik aracı olarak Cennet Bahçesindeki “anlayışlı kılmak için arzu olunur ağacı” anımsatıyor (Tek.3:6). Bu sınama bize, O’nun acısını paylaşmadan dini önem kazanma arzusuyla gelir. Kendimiz için büyük şeyler ararız, zorluklar çıktığı zaman da kaçar saklanırız. Tanrı’nın isteğini önemsemeyip kendimizi yüceltmeye çalıştığımız zaman Tanrı’yı sınarız.

4:7  İsa, saldırıya yine Kutsal Yazılardan ayetlerle karşı koydu: “‘Tanrın olan Rab’bi sınama’ diye de yazılmıştır“ (Tes.6:16). Tanrı Mesih’i korumak için söz vermişti, ama bu garanti Tanrı’nın isteği içinde yaşamayı gerektiriyordu. Vaadi, itaatsızlık yaparak talep etmek Tanrı’yı sınama olacaktı. İsa’nın Mesih olarak görüneceği zaman gelecekti, ama ilk önce çarmıhın gelmesi gerekiyordu. Kurban sunağı tahttan önce gelmeliydi. Dikenli taç yücelik tacından önce olmalıydı. İsa Tanrı’nın zamanını bekleyecekti ve Tanrı’nın isteğini tamamlayacaktı.

4:8-9  Üçüncü denemede İblis İsa’yı çok yüksek bir dağa çıkarıp O’na, tüm görkemleriyle dünyanın bütün ülkelerini gösterdi. Onları İsa’ya, kendisine tapınması karşılığında sundu. Bu sınama tapınmayla, ruhsal bir eylemle ilgili olmasına karşın, Şeytan’a taparak dünya üzerindeki şahane gücü yakalaması için Rabbimizi kandırma çabasıydı. Sunulan ödül, bütün ihtişamıyla “gözlerin tutkularına” (1Yu.2:16) hitap eden dünyanın bütün ülkeleriydi.

Bir bakıma, şimdi dünyanın bütün ülkeleri İblise aittir. Ondan “bu çağın ilahı” olarak söz edilir (2Ko.4:4) ve Yuhanna bize, “bütün dünya ise kötü olanın denetimindedir” (1Yu.5:19) der. İsa ikinci gelişinde kralların Kralı olarak göründüğü zaman (Esi.19:16), “bu dünyanın egemenlikleri” O’nun olacaktır (Esi. 11:15). İsa kutsal (tanrısal) zamanı bozmayacak ve kesinlikle Şeytan’a tapmayacaktı! Sınama bizim için iki mislidir: Bu dünyanın geçici olan yüceliği için ruhsal doğum hakkımızı takas yapmak ve Yaratıcıdan çok yaratığa hizmet edip tapınmaktır.

4:10  İsa, sınamaya üçüncü kez Eski Antlaşma’ya başvurarak karşı koydu: “Tanrın olan Rab’be tap, yalnız O’na kulluk et.” Tapınma ve kulluk etme yalnızca Tanrı’yadır. Şeytan’a tapınma onu Tanrı olarak kabul etme ile aynı olacaktı.

Matta’nın kaydettiği sınanmaların sırası Luka 4:1-13’ten değişiktir. Bazıları, Matta’nın sırasının İsrail’in “Çölde karşılaştığı sınamaların” sırasıyla paralel gittiğini söylüyor (Çık.16;17;32). İsa, Kendisinin İsrail’in zorluklara karşı tutumuyla mükemmel zıtlığını gösterdi.

4:11  İsa Şeytan’ın sınamalarını delillerle başarılı bir şekilde çürüttükten sonra, İblis O’nu bırakıp gitti. Sınamalar küçük akıntılarla değil dalgalarla gelir. “Çünkü sıkışmış bir ırmağın suları gibi gelecek, o sular ki, Rab’bin soluğu onları söndürüyor” (Yşa.59:19). Tanrı’nın sınanmış kutsalları için ne büyük bir teşvik!

Melekler de gelip İsa’ya hizmet ettiler diye okuyoruz, ama bu olağanüstü hizmetin ne olduğunu bilmiyoruz. Bu, belki de onların İsa’ya fiziksel gereksinimi olan gıdayı sağladıkları anlamına gelebilir; çünkü İsa sınamayı başarıyla geçmişti.

İsa’nın sınanmasından, Kutsal Ruh’un kontrolü altında olanlara Şeytan’ın saldırabileceğini öğreniyoruz, ama Şeytan, Tanrı’nın Sözüyle karşı gelenlere karşı güçsüzdür.

D. İsa Celile’deki Görevine Başlıyor (4:12-17)

İsa’nın hemen hemen bir yıl süren Yahudiye görevinden Matta bahsetmiyor. Bu bir yıllık zaman dilimi Yuhanna 1-4 bölümlerinde yazılıdır ve bu Matta 4:11 ile 4:12 arasındaki zamanı içerir. Matta bizi, doğrudan sınanmadan Celile’deki görevine götürür.

4:12  İsa, Vaftizci Yahya’nın tutuklandığını duyunca, bunun kendisinin reddedileceğinin göstergesi olduğunu anladı. Kralın habercisini reddetmekle halk Kralın kendisini reddetmiş oluyordu. Ama O’nu kuzeydeki Celile’ye götüren korku değildi. Aslında böylece Hirodes’in krallığının tam merkezine gidiyordu; Yahya’yı tutuklattıran kral Yahudi olmayanların olduğu Celile’ye giderek Yahudilerin kendisini reddetmesinin, müjdesinin Yahudi olmayanlara ulaşmasıyla sonuçlanacağını gösteriyordu.

4:13  İsa Nasıra’da, halkın kendisini Yahudi olmayanların kurtuluşunu bildirdiği için öldürmeye çalıştıkları zamana kadar kaldı (Luk.4:16-30). Sonra Celile gölü kıyısında, aslında Zebulun ve Naftali halklarının yerleşmiş olduğu Kefernahum’a taşındı. Bundan sonra Kefernahum O’nun karargâhı oldu.

4:14-16  İsa’nın Celile’ye taşınması Yeşaya 9:1-2’nin yerine gelmesi için oldu. Celile’de yaşayan cahil, batıl inançlı Yahudi olmayan uluslar büyük bir ışık gördü, ki bu dünyanın ışığı olan Mesih’tir.

4:17  O günden itibaren İsa Yahya’nın yapmış olduğu çağrıyı yapmaya başladı: “Tövbe edin! Göklerin Egemenliği yaklaştı.” Bu, Egemenliğin hazırlanmasında daha ileride bulunan manevi yenilenmenin çağrısıydı. Kral mevcut olduğundan Egemenlik yakındı.

E. İsa Dört Balıkçıyı Seçiyor (4:18-22)

4:18-19  Bu, aslında İsa’nın Petrus ve Andreya’yı ikinci kez seçmesidir. Yuhanna 1:35-42’de kurtuluşa çağrıldılar; burada ise göreve çağrılıyorlar. İlki Yahudiye’de olurken, ikincisi Celile’de oluyor. Petrus ve Andreya balıkçıydı ama İsa onları insan tutan balıkçılar olmaları için seçti. Sorumlulukları Mesih’in ardından gitmekti. O’nun sorumluluğu ise onları başarılı birer avcı yapmaktı. Mesih’in ardından gitmek, fiziksel yakınlıktan daha fazla şey gerektiriyordu. Bu, Mesih’in karakterini taklit etmelerini içeriyordu. Onlarınki karakter göreviydi. Ne oldukları, ne söylediklerinden ve yaptıklarından daha önemliydi. Tıpkı Petrus ve Andreya gibi biz de gerçek ruhanilik adına güzel konuşma sanatı, kişilik ya da akıllıca tartışma yapma sınanmalarından kaçınmalıyız. Mesih’in ardından gitmeyle öğrenciler, balıkların yüzdükleri yere gitmeyi, doğru yem kullanmayı, rahatsızlıklara ve güçlüklere dayanmayı, sabırlı olmayı ve gözden uzak kalmayı öğreniyorlar.

4:20  Petrus ve Andreya bunu duyunca hemen karşılık verdiler. Gerçek imanla ağlarını bıraktılar. Gerçek bir karar ve bağlılıkla İsa’nın ardından gittiler.

4:21-22  Bir sonraki çağrı Yakup ve Yuhanna’ya geldi. Onlar da hemen O’nun öğrencileri oldular. Yalnızca geçim kaynaklarını değil, babalarını da bırakarak İsa’nın dünyasal bağlarından daha önce geldiğini gösterdiler. Bu balıkçılar, Mesih’in çağrısına karşılık vererek dünyadaki Müjde yayımında anahtar kişiler oldular. Ağlarıyla kalmış olsalardı, onların isimlerini hiç duymayacaktık. Mesih’in Egemenliğini tanıma, dünyadaki her şeyi etkiler.

F. İsa Hastaları İyileştiriyor (4:23-25)

Rab İsa’nın görevi üç aşamalıydı: Tanrı’nın Sözünü havralarda öğretti; Göksel Egemenliğin müjdesini duyurdu; ve hastaları iyileştirdi. İyileştirme mucizelerinin bir amacı O’nun kişiliğini ve görevini kanıtlamaktır (İbr.2:3,4). 5-7 arası bölümler O’nun öğretişinden örneklerle doludur, 8-9 arası bölümler O’nun mucizelerini betimler.

4:23  Yeni Antlaşma’da müjdenin kullanımı ilk kez 23. ayette görülür. Bu terimin anlamı “kurtuluşun müjdesi”dir. Dünya tarihinin her çağında yalnızca bir müjde olmuştur, yalnızca bir kurtuluş yolu.

MÜJDE ÜZERİNE ARASÖZ

Müjde, Tanrı’nın lütfundan meydana gelmiştir (Ef.2:8). Bunun anlamı, Tanrı’nın sonsuz yaşamı, hak etmeyen günahkâr insanlara karşılıksız olarak sunmasıdır.

Müjde’nin temelini, Mesih’in çarmıhtaki işi oluşturur (1Ko.15:1-4). Kurtarıcımız, Tanrı’nın iman eden günahkârları aklamasını mümkün kılan tanrısal adaletin bütün taleplerini yerine getirmiştir. Eski Antlaşma’daki inanlılar da bu iş gelecekte olmuş olsa bile Mesih’in aracılığıyla kurtulmuşlardır. Mesih hakkında çok fazla bilgileri olmayabilir ama Tanrı biliyordu ve O, Mesih’in işinin onları da kapsamasını sağladı. Bir bakıma “veresiyeyle” kurtuldular. Biz de Mesih’in işi aracılığıyla kurtulduk, ama bizim durumumuzda iş zaten tamamlanmış bulunuyor.

Müjde yalnızca imanla kabul edilir (Ef.2:8). Eski Antlaşma’daki insanlar Tanrı’nın kendilerine söylemiş olduklarına inanarak kurtulmuşlardı. Bu çağda ise insanlar, tek kurtuluş yolu olarak Tanrı’nın Oğluyla ilgili tanıklığına inanarak kurtulabilirler (1Yu.5:11-12). Müjdenin son hedefi cennettir. Cennetteki sonsuzluğun umuduna sahibiz (2Ko.5:6-10), tıpkı Eski Antlaşma’daki kutsallar gibi (İbr.11:10, 14-16).

Yalnızca bir tane müjde varken, müjdenin farklı zamanlarda farklı özellikleri vardır. Örneğin, Egemenliğin müjdesi ile Tanrı’nın lütuf müjdesi arasında farklı bir vurgu vardır. Egemenlik müjdesi “Tövbe et ve Mesih’i kabul et; o zaman dünyada kurulacak olan O’nun Egemenliğine girersin” der. Lütuf müjdesi ise “Tövbe et ve Mesih’i kabul et; o zaman O’nunla karşılaşmak üzere götürüleceksin ve sonsuza kadar O’nunla beraber olacaksın” der. Temelde ikisi de aynı müjdedir, iman aracılığıyla lütufla kurtuluş söz konusudur. Ama bunlar müjdenin, Tanrı’nın amaçlarına göre değişik biçimlerde uygulanışını gösterir.

İsa Göksel Egemenliğin müjdesini vaaz ettiği zaman, Yahudilerin Kralı olarak gelişini belirtiyor ve Egemenliğine girişin terimlerini açıklıyordu. Mucizeleri de Egemenliğinin doğal sağlıklı yapısını gösteriyordu. 2

4:24-25  O’nun ünü bütün Suriye’ye (İsrail’in kuzey ve kuzey doğusundaki alan) yayılmıştı. Bütün hastalıklara yakalanmış, cine tutsak olanlar ve özürlüler O’nun iyileştiren dokunuşunu hissettiler. İnsanlar O’na Celile, Dekapolis (Filistin’in kuzeydoğusunda olan Yahudi olmayanların oluşturduğu on kentli federasyon), Kudüs, Yahudiye ve Şeria nehrinin ötesinden geliyorlardı. B.B. Warfield şöyle yazmıştır: “Hastalık ve ölüm bölgeden kısa bir süre için çıkmış olmalı.” Tabii halk Celile’den gelen haberleri duydukça çok şaşıyordu!

 

Kutsal Kitap

1 Bundan sonra İsa, İblis tarafından denenmek üzere Ruh aracılığıyla çöle götürüldü.
2 İsa kırk gün kırk gece oruç* tuttuktan sonra acıktı.
3 O zaman Ayartıcı yaklaşıp, “Tanrı’nın Oğlu’ysan, söyle şu taşlar ekmek olsun” dedi.
4 İsa ona şu karşılığı verdi: “‘İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle yaşar’ diye yazılmıştır.”
5 Sonra İblis O’nu kutsal kente* götürdü. Tapınağın tepesine çıkarıp, “Tanrı’nın Oğlu’ysan, kendini aşağı at” dedi, “Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Tanrı, senin için meleklerine buyruk verecek.’ ‘Ayağın bir taşa çarpmasın diye Seni elleri üzerinde taşıyacaklar.'”
6 (SEE 4:5)
7 İsa İblis’e şu karşılığı verdi: “‘Tanrın Rab’bi denemeyeceksin’ diye de yazılmıştır.”
8 İblis bu kez İsa’yı çok yüksek bir dağa çıkardı. O’na bütün görkemiyle dünya ülkelerini göstererek,
9 “Yere kapanıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim” dedi.
10 İsa ona şöyle karşılık verdi: “Çekil git, Şeytan! ‘Tanrın Rab’be tapacak, yalnız O’na kulluk edeceksin’ diye yazılmıştır.”
11 Bunun üzerine İblis İsa’yı bırakıp gitti. Melekler gelip İsa’ya hizmet ettiler.
12 İsa, Yahya’nın tutuklandığını duyunca Celile’ye döndü.
13 Nasıra’dan ayrılarak Zevulun ve Naftali yöresinde, Celile Gölü kıyısında bulunan Kefarnahum’a yerleşti.
14 Bu, Peygamber Yeşaya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: “Zevulun ve Naftali bölgeleri, Şeria Irmağı’nın ötesinde, Deniz Yolu’nda, Ulusların yaşadığı Celile!
15 (SEE 4:14)
16 Karanlıkta yaşayan halk, Büyük bir ışık gördü. Ölümün gölgelediği diyarda Yaşayanlara ışık doğdu.”
17 O günden sonra İsa şu çağrıda bulunmaya başladı: “Tövbe edin! Çünkü Göklerin Egemenliği yaklaştı.”
18 İsa, Celile Gölü’nün kıyısında yürürken Petrus diye de anılan Simun’la kardeşi Andreas’ı gördü. Balıkçı olan bu iki kardeş göle ağ atıyorlardı.
19 Onlara, “Ardımdan gelin” dedi, “Sizleri insan tutan balıkçılar yapacağım.”
20 Onlar da hemen ağlarını bırakıp O’nun ardından gittiler.
21 İsa daha ileri gidince başka iki kardeşi, Zebedi’nin oğulları Yakup’la Yuhanna’yı gördü. Babaları Zebedi’yle birlikte teknede ağlarını onarıyorlardı. Onları da çağırdı.
22 Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsa’nın ardından gittiler.
23 İsa, Celile bölgesinin her tarafını dolaştı. Buralardaki havralarda öğretiyor, göksel egemenliğin Müjdesi’ni duyuruyor, halk arasında rastlanan her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu.
24 Ünü bütün Suriye’ye yayılmıştı. Türlü hastalıklara yakalanmış bütün hastaları, acı çekenleri, cinlileri, saralıları, felçlileri O’na getirdiler; hepsini iyileştirdi.
25 Celile, Dekapolis, Yeruşalim, Yahudiye ve Şeria Irmağı’nın karşı yakasından gelen büyük kalabalıklar O’nun ardından gidiyordu.

1. Bildirme kipiyle ei’nin kullanıldığı birinci sınıf koşul. Şu şekilde de söylenebilir, “Eğer, öyle varsayayım Tanrı’nın Oğlu isen” ya da “Tanrı’nın Oğlu olduğundan.”

2. (Müjde Üzerine Arasöz) Bir “dönem” ya da “evre” bir yönetim, tarihin belirli bir döneminde Tanrı’nın insanlarla uğraşırken kullandığı yöntemleri betimler. Bu sözcük bir zaman dilimini değil, daha çok herhangi bir çağda tanrısal program anlamına gelir.