Matta 6

6
Matta Bölüm 6

İ. İçtenlikle Verin (6:1-4)

6:1   İsa, bu bölümün ilk yarısında, kişinin yaşamında uygulanabilir doğruluğun belirli üç kısmıyla uğraşır (ilgilenir); yoksullara yardım (1-4), dua (5-15) ve oruç (16-18). Baba ismi bu on sekiz ayette on defa geçer ve bunları anlamak için anahtardır. Doğruluğun pratik işleri insanların değil, O’nun onaylaması için yapılmalıdır.

Vaazının bu kısmına, başkaları tarafından görülmek amacıyla doğru işleri yaparak dindarlık gösterisi yapma sınamasına karşı bir uyarıyla başlıyor. Suçladığı yapılan iş değildir, ama güdüdür. Başkalarının görmesi güdüleyici faktörse o zaman tek ödül görülmektir, çünkü Tanrı iki yüzlüleri ödüllendirmez.

6:2   İkiyüzlülerin, havralarda para ya da sokaklarda dilencilere sadaka vererek gürültülü bir şekilde dikkatleri üzerlerine çekmeleri inanılmaz bir şeydir. Rab onların davranışını kısa bir ifadeyle açıklamıştır: “Onlar ödüllerini almışlardır” (onların tek ödülü yeryüzündeyken kazandıkları şöhrettir).

6:3-4   Mesih izleyicisi sadaka verdiği zaman, bunun o kadar gizlilik içinde yapılması gerekti ki, İsa öğrencilerine şöyle dedi: “Sol eliniz sağ elinizin yaptığını bilmesin.” İsa bu benzetmeyle hayır işlerimizin şöhret kazanmak için değil, yalnızca Baba için yapılması gerektiğini vurguluyor.

Kişinin bütün bağışlarını kesinlikle isimsiz olarak yapması hemen hemen olanaksız olduğundan bu, başkalarının herhangi bir armağanı görmesini yasakladığı anlamına gelmemelidir. Sadece bariz bir şekilde vermenin sergilenmesini suçluyor.

J. İçtenlikle Dua Edin (6:5-8)

6:5   Daha sonra İsa, öğrencilerini dua ettikleri zaman ikiyüzlü olmamaları için uyarıyor. Herkesin kendilerini dua ederken görüp dindarlıklarından etkilenmeleri için kasten ortalık yerlerde durmamalıdırlar. Dua etmedeki tek güdü şöhret olma isteği ise, o zaman İsa kazanılan şöhretin tek ödül olduğunu bildiriyor.

6:6   5’inci ve 7’nci ayetlerdeki Yunanca siz, zamiri çoğuldur. 6’ncı ayetteki siz ise Tanrı ile olan özel ilişkiyi vurgulamak için tekile döner. Yanıtlanan duanın anahtarı gizlilik içinde yapılmasıdır (örneğin, odanıza girin ve kapıyı örtün). Eğer gerçek güdümüz Tanrı’ya ulaşmaksa, O duyacak ve yanıtlayacaktır.

Açıkta duayı yasaklamak aşırıya gitmek olur. İlk kilise topluluğu toplu dua için biraraya geldi (Elç.2:42; 12:12; 13:3; 14:23; 20:36). Nerede dua ettiğimiz çok önemli değildir. Buradaki esas amaç niçin dua ettiğimizdir: İnsanların görmesi için mi yoksa Tanrı’nın duyması için mi?

6:7   Dua, hazır cümlelerin olduğu tekrarlanan boş sözleri içermemelidir. Kurtulmamış kişiler böyle dua eder. Ama Tanrı önemsiz söz kalabalığından etkilenmez. O, yüreğin içtenlikli ifadesini duymak istiyor.

6:8   Babamız nelere gereksinmemiz olduğunu daha biz O’ndan dilemeden önce bildiğine göre, şu soruyu sormamız doğaldır, “O zaman niçin duaya gerek var?” Bunun nedeni, duada gereksinmemizi ve O’na bağlı olduğumuzu kabul etmemizdir. Tanrı ile olan iletişimimizin temeli budur. Tanrı başka türlü yapmayacağı şeyleri duaya yanıt olarak yapar (Yak.4:2).

K. İsa Örnek Duayı Öğretiyor (6:9-15)

6:9   9-13 ayetleri genel olarak “Rab’bin Duası” olarak bilinir. Bu başlığa rağmen, İsa’nın bizzat kendisinin bu duayı etmediğini hatırlamalıyız. Öğrencilerine, kendi dualarını şekillendirmeleri için örnek olarak verilmiştir. Tanrı bu sözcükleri aynen kullanmaları için vermemiştir (7’inci ayet buna ilişkindir), çünkü ezbere dayalı tekrarlanan söz kalabalığı boş sözler olabilir.

Göklerdeki Babamız. Dua, Baba Tanrı’ya, evren üzerindeki egemenliğini kabul ederek hitap etmelidir.

Adın kutsal kılınsın. Dualarımıza, hamtlara ve övgüyü hak eden O’na tapınmayla başlamalıyız.

6:10   Egemenliğin gelsin. Tapınmadan sonra, ilk olarak Tanrı’nın işinin ve amacının ilerlemesi için dua etmeliyiz. Özellikle Kurtarıcı Tanrımız, Rab İsanın yeryüzünde kuracağı Egemenlik ve doğruluk içinde hüküm süreceği gün için dua etmeliyiz.

Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de. Tanrı’ya tapınma, Tanrı’nın egemen yönetimi ve O’nun isteğinin yerine gelmesi gökteki gerçektir. Buradaki dua, gökte olan bu durumun yeryüzünde de olmasıdır.

Senin istediğin olsun. Bu ricayla Tanrı’nın en iyisini bildiğini kabul ederiz ve kendi isteğimizi O’nunkine teslim ederiz. Aynı zamanda O’nun isteğinin tüm dünyada kabul edilmesine duyulan özlemi ifade eder.

6:11   Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver. Tanrı’nın işini ilk sıraya koyduktan sonra, kendi gereksinimlerimizi dile getirmemize izin verilir. Bu rica, ruhsal ve fiziksel açıdan günlük yiyecek için Tanrı’ya bağımlı olduğumuzu gösterir.

6:12   Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi sen de suçlarımızı bağışla. Bu, günahımızın cezasının hukuki affını ifade etmez (bu af Tanrı’nın Oğluna iman etmeyle kazanılır). Bu daha çok Babamızla birlikteliğimizi sürdürmek için gerekli ana babaya ait afla ilgilidir. eğer inanlılar kendilerine karşı suç işleyenleri affetmede isteksiz olurlarsa, kendi suçlarını karşılıksız bağışlayan Babaları ile birlikte olmayı nasıl umut edebilirler?

6:13   Ayartılmamıza izin verme. Bu rica Yakup 1:13’te Tanrı’nın kimseyi hiçbir zaman ayartmadığı ifadesiyle çelişkili gibi görünebilir. Bununla birlikte, Tanrı halkının sınanmasına ve denenmesine izin verir. Bu rica kişinin, ayartılmaya karşı gelmede ya da denenme altında dik durabilmede kendisine olan sağlıklı güvensizliğini ifade ediyor. Korunma için tamamen Rab’be bağımlılığı kabul eder.

Kötü olandan bizi kurtar. Bu, Tanrı’nın gücüyle günahtan uzak olmayı ümitsizce arzulayanların duasıdır. Kişinin yaşamındaki Şeytan’ın ve günahın gücünden günlük kurtuluş için yüreğin yakarmasıdır.

Çünkü egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek senindir<. Amin. Duanın son cümlesi, Roma Katolik ve Protestan Kutsal Kitaplarının çoğunda, pek çok eski yazma kitapta olmadığından yoktur. Bununla birlikte, böyle bir hamt ve şükran duası, duanın bitişi için mükemmeldir ve yazma kitaplarının çoğunda vardır. 1 John Calvin’in yazdığı gibi, amaç “Yalnızca Tanrı’nın yüceliğine doğru koşmak için yüreklerimizin ısınması değildir… ayrıca dualarımızın yalnızca Tanrı’dan başka hiçbir temelinin olmadığını da bize anlatması” olmalıdır.

6:14-15   Bu, 12’nci ayete açıklayıcı bir dipnot olarak da yardım eder. Duanın bir parçası değildir, ama 12’nci ayette bahsedilen ana babaya ait affın koşullu olduğunu vurgulamak için eklenmiştir.

L. İsa Nasıl Oruç Tutulması Gerektiğini Öğretiyor (6:16-18)

6:16   İsa, oruç tuttuklarını kasten belli etmeye çalışmanın oluşturduğu dini ikiyüzlülüğün üçüncü şeklini suçladı. İkiyüzlüler oruç tuttukları zaman zayıf, bitkin ve kederli görünmek için surat asarlar. İsa, kutsal görünmeye çalışmanın doğru olmadığını söylüyor.

6:17-18   Gerçek inanlılar oruç tuttuklarını belli etmeyecek şekilde gizlilik içinde oruç tutmalıdır. Başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın kişinin normal durumunu göstermesi anlamına gelir. Baba’nın bilmesi yeterlidir; O’nun ödülü insanların beğenisinden çok daha önemlidir.

ORUÇ TUTMA ÜZERİNE ARASÖZ

Oruç tutmak, fiziksel iştahı tatmin etmekten kaçınmaktır. Bu bölümdeki gibi gönüllü olarak yapılabilir ya da gönülsüz olabilir (Elç.27:33 veya 2Ko.11:27’de olduğu gibi). Yeni Antlaşma’da oruç, yas tutmayla (Mat.9:14-15) ve duayla (Luk.2:37; Elç.14:23) birlikte olur. Bu paragraftaki oruç, kişinin Tanrı’nın isteğini anlamadaki istekliliğini doğrulamada duaya rehberlik eder.

Kurtuluş açısından orucun bir değeri yoktur; inanlıya Tanrı’nın önünde özel bir konum da sağlamaz. Bir keresinde Ferisinin biri haftada iki kez oruç tutmakla övünmüştü; bununla birlikte, bu aradığı aklanmayı getirmemiştir (Luk.18:12, 14). Ama bir İnanlı ruhsal egzersiz olarak gizlice oruç tutarsa, Tanrı görür ve ödüllendirir. Yeni Antlaşma’da buyrulmamıştır ama ödül vaadiyle teşvik edilmiştir. Sıkıntıyı ve uyuşukluğu alarak kişinin dua yaşamına yardımcı olabilir. Kişinin, Tanrı’nın isteğini anlamayı istediği zor zamanlarda çok değerlidir. Ve özdenetimi ilerletmedeki katkısı çoktur. Oruç tutma, kişi ile Tanrı arasında olan bir konudur ve yalnızca O’nu memnun etme arzusuyla yapılmalıdır. Dışardan zorlandığı zaman değerini yitirir.

M. Hazinelerinizi Gökte Biriktirin (6:19-21)

Bu paragraf, Rabbimizin en çok devrim yaratan bazı öğretişlerini ve en çok ihmal edilenleri içerir. Bölümün bütününün konusu gelecek için emniyetin nasıl bulunacağıdır.

6:19-20   19-20’nci ayetlerde İsa, tüm imanlıların gelecek için maddi güvenceyi sağlama öğüdüne karşı çıkıyor, “Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin,” derken, maddi şeylerde hiçbir güvencenin olmadığına işaret ediyor. Yeryüzündeki sahip olduğumuz maddi bir hazine doğal öğelerle (güve ve pas) yok olabilir ya da hırsızlar girip çalabilirler. İsa, kaybolmaya maruz olmayan tek yatırımın gökteki hazineler olduğunu söylüyor.

6:21   Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacak kuralı bu köklü maddi tedbirin temelini oluşturur. Eğer paranız güvenilir bir banka kasasındaysa, o zaman yüreğiniz ve arzularınız da orada olacaktır. Eğer hazineleriniz gökteyse, o zaman ilgi alanınız orada odaklaşacaktır. Bu öğretiş bizi, İsa’nın gerçekten dediklerini kastedip etmediğine karar vermeye zorluyor. Kastettiyse, o zaman şu soruyla karşı karşıya kalırız. Yeryüzündeki hazinelerimizle ne yapacağız? Kastetmediyse, o zaman da şu soruyla karşı karşıya kalırız. “Kutsal Kitap’ımızla ne yapacağız?”

N. Bedenin Işığı (6:22-23)

İsa, öğrencilerinin gelecek güvencesiyle ilgili geleneklere uymayan öğretişinin iyi sonuç vereceğini görmede zorluk çekebileceklerini anladı. Bu nedenle, ruhsal görme dersini öğretmek için insan gözü benzetmesini kullandı. Bedenin ışığı gözdür dedi. Beden göz vasıtasıyla ışığı alır ve görebilir. Göz sağlamsa, tüm beden aydınlık olur. Ama göz bozuksa, o zaman görme azalır. Işık yerine karanlık olur.

Bunu şu şekilde uygulayabiliriz. Sağlam göz, güdüleri saf, tek arzusu Tanrı’nın işi olan ve Mesih’in öğretişlerini gerçekten kabul etmede istekli olan kişiye aittir. Bu kişinin tüm yaşamı ışıkla doludur. İsa’nın sözlerine inanır, dünyasal zenginliği terk eder, hazinelerini gökte biriktirir ve bunun tek gerçek güvenlik olduğunu bilir. Öte yandan, bozuk göz iki dünyada yaşamaya çalışan kişiye aittir. Dünyasal hazinelerini kaybetmek istemez, ama göksel hazineleri de olsun ister. İsa’nın öğretişleri ona olanaksız ve uygulanamaz görünür. Karanlıkla dolu olduğundan saydam rehberden yoksun kalır.

İsa buna, “buna göre içinizdeki ışık karanlıksa, ne korkunçtur o karanlık!” ifadesini de ekler. Diğer bir deyişle, Mesih’in güvence için duygusal hazinelere güvenmeyi yasakladığını bilirseniz ve buna rağmen yaparsanız, o zaman itaat etmede başarısız olduğunuz öğretiş, ruhsal körlüğün yoğun bir şekli olan karanlık olur. Zenginlikleri gerçek görüş açılarından göremezsiniz.

O. Hem Tanrı’ya hem Paraya Kulluk Edemezsiniz (6:24)

Hem Tanrı hem de para için yaşamanın olanaksızlığı, burada efendiler ve köleler terimleriyle belirtilmiştir. Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Biri kaçınılmaz olarak kişinin bağlılığında ve itaatinde başta gelecektir. Bu Tanrı ve para için de geçerlidir. Rakip talepleri gösterirler ve bir seçimin yapılması gereklidir. Ya Tanrı’ya ilk sırayı vermemiz ve maddeciliğin yönetimini reddetmemiz ya da geçici şeyler için yaşamamız ve Tanrı’nın yaşamlarımız üzerindeki hakkını reddetmemiz lazım.

Ö. Kaygılanmayın (6:25-34)

6:25   Bu paragrafta İsa, yaşamımızı yiyecek ve giyecek etrafında odaklaştırma eğilimimize ve bundan dolayı yaşamın gerçek anlamını yitirmemize dikkati çekiyor. Sorun, daha çok bugün ne yediğimiz ve giydiğimiz değil, daha şimdiden on, yirmi ve hatta otuz yıl sonra ne yiyeceğimiz ve giyeceğimizdir. Gelecek için böyle kaygılanmak günahtır. Çünkü Tanrı’nın sevgisini, hikmetini ve gücünü yadsır, Tanrı’nın bize bakmadığını ima ederek Tanrı’nın sevgisini, O’nun ne yaptığını bilmediğini ima ederek O’nun hikmetini, O’nun gereksinimlerimizi karşılayamayacağını ima ederek O’nun gücünü yok saymış oluruz.

Bu tip kaygı, geleceğimizi güvence altına almaya uğraşırken değerli enerjimizi harcamamıza neden olur, o zaman bunu fark etmeden önce yaşamımız bitmiş ve yaratılmış olduğumuz gerçek amacı kaçırmış oluruz. Tanrı, bizi kendi benzerliğinde yalnızca yemek yememiz için değil, daha büyük bir amaç için yarattı. O’nu sevmek, O’na tapınmak, O’na hizmet etmek ve O’nun dünyadaki işlerini temsil etmek için buradayız. Bedenlerimiz bizim efendimiz değil kölemiz olsun diye yaratılmıştır.

6:26   Gökteki kuşlar Tanrı’nın yarattıklarına nasıl baktığını örnekliyor. Bize kaygılanmanın ne kadar gereksiz olduğunu öğretiyorlar.

Ne eker ne biçerler, Tanrı yine de onları doyurur. Tanrı’nın yaratma sırasında kuşlardan çok daha değerli olduğumuza göre, o zaman Tanrı’nın gereksinimlerimizle ilgileneceğine kesinlikle güvenebiliriz.

Ama bundan, şimdiki gereksinimlerimizi sağlamak için çalışmamıza gerek yok anlamını çıkarmayalım. Pavlus şöyle der: “Çalışmak istemeyen, yemek de yemesin!” (2Sel.3:10). Bir çiftçinin ekmesinin, biçmesinin ve ürününü toplamasının yanlış olduğu sonucunu çıkarmayalım. Bu uğraşlar, şimdiki gereksinimlerini sağlamanın gerekli kısmıdır. İsa, burada, Tanrı’dan bağımsız gelecek güvencesini sağlamak için ambarlara yığma çabasını yasaklıyor (Luk. 12:16-21’de zengin çiftçinin yaptığını suçluyor). Daily Notes of the Scripture Union 26’ncı ayeti kısaca şöyle özetler;

Eğer Tanrı bilinçli katılımı olmayan daha aşağı yaratıkların gereksinimini karşılarsa, dünyayı onlar (insanları) için yarattığı aktif katılımcıların gereksinimini daha çok sağlar.

6:27   Gelecek kaygısı yalnızca Tanrı’ya saygısızlık değil, aynı zamanda da yararsızdır. Rab bunu şu soruyla gösterir: “Hangi biriniz kaygılanmakla boyunu bir arşın (yarım metre) uzatabilir?” Kısa boylu bir kişi kaygılanarak boyunu yarım metre uzatamaz. Bununla birlikte, göreceli olarak konuşursak, bu mahareti göstermek kişinin gelecekte ortaya çıkacak gereksinimlerinin karşılanması konusunda kaygılanmaktan çok daha kolaydır.

6:28-30   Daha sonra Rab, gelecekte yeterli giysimizin olmayacağı kaygısının mantıksızlığıyla ilgileniyor. Kır zambakları (herhalde anemon, yıldızlı numan çiçeği) ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler, yine de güzellikleri Süleyman’ın görkemli giysilerini geçer. Eğer Tanrı, kısa ömürlü olan ve yakılmak üzere ocağa atılan kır çiçekleri için böylesine mükemmel elbise sağlayabilirse, kendisine tapınan ve hizmet eden halkına elbette ki bakacaktır.

6:31-32   Sonuç, gelecek için endişe ederek yiyecek, içecek ve giyecek elde etmeye uğraşmakla yaşamlarımızı geçirmememiz gerektiğidir. Kurtulmamış Uluslar, yiyecek ve giyecek sanki tüm yaşammış gibi, maddi şeyleri delicesine biriktirmek için yaşarlar. Ama bu, temel gereksinimlerini bilen göksel Babaları olan İnanlılar için böyle olmamalıdır.

Eğer İnanlılar gelecek gereksinimlerini önceden sağlamayı kendilerine amaç edinmişlerse, zamanlarını ve enerjilerini maddi stoklarını yığmaya adamak zorunda kalacaklardır. Yeteri kadar biriktirmiş olduklarından hiçbir zaman emin olamayacaklardır, çünkü her zaman için enflasyon, felaket, uzun süren hastalık, felçle sonuçlanan kaza tehlikesi vardır. Bu, Tanrı’ya verecek hiçbir şeyin kalmaması demektir. Gerçekten yaratılma ve kurtulma nedenleri kaybolacaktır. Tanrısal benzerliği taşıyan erkekler ve kadınlar, sonsuzluğun değerlerini göz önünde bulundurarak yaşamaları gereken bu yeryüzünde belirsiz bir gelecek için yaşayacaklardır.

6:33   Bu nedenle, Rab izleyicileriyle bir antlaşma yapar ve şöyle der: “Tanrı’nın işlerini yaşamınızda ilk sıraya koyarsanız, ben de gelecek gereksinimlerinizi garanti edeceğim. Siz önce O’nun egemenliğinin ve O’ndaki doğruluğun ardından gidin, o zaman yaşamsal gereksinimlerinizin hiçbir zaman eksik olmamasına dikkat edeceğim.”

6:34   Tanrı’nın “Sosyal güvenlik” programı budur. İnanlının sorumluluğu, gelecek için sarsılmaz bir güvenle Tanrı’nın sağlayacağına güvenerek, Rab için yaşamaktır. Kişinin işi şimdiki gereksinimlerini karşılamak için bir araçtır; bunun üstündeki her şey Rab’bin işinde yatırımdır. Bir kerede bir gün yaşamak için çağrıldık: Yarının kaygısı yarının olsun.

 

Kutsal Kitap

1 “Doğruluğunuzu insanların gözü önünde gösteriş amacıyla sergilemekten kaçının. Yoksa göklerdeki Babanız’dan ödül alamazsınız.
2 “Bu nedenle, birisine sadaka verirken bunu borazan çaldırarak ilan etmeyin. İkiyüzlüler, insanların övgüsünü kazanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.
3 Siz sadaka verirken, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin.
4 Öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. Gizlice yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.”
5 “Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın. Onlar, herkes kendilerini görsün diye havralarda ve caddelerin köşe başlarında dikilip dua etmekten zevk alırlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.
6 Ama siz dua edeceğiniz zaman iç odanıza çekilip kapıyı örtün ve gizlide olan Babanız’a dua edin. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.
7 Dua ettiğinizde, putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar.
8 Siz onlara benzemeyin! Çünkü Babanız nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha O’ndan dilemeden önce bilir.
9 “Bunun için siz şöyle dua edin: ‘Göklerdeki Babamız, Adın kutsal kılınsın.
10 Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun.
11 Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
12 Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.
13 Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik Sonsuzlara dek senindir! Amin’.
14 “Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar.
15 Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.”
16 “Oruç* tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.
17 Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın.
18 Öyle ki, insanlara değil, gizlide olan Babanız’a oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.”
19 “Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar.
20 Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar.
21 Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.
22 “Bedenin ışığı gözdür. Gözünüz sağlamsa, bütün bedeniniz aydınlık olur.
23 Gözünüz bozuksa, bütün bedeniniz karanlık olur. Buna göre, içinizdeki ‘ışık’ karanlıksa, ne korkunçtur o karanlık!
24 “Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz.”
25 “Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‘Ne yiyip ne içeceğiz?’ diye canınız için, ‘Ne giyeceğiz?’ diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi?
26 Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz?
27 Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir?
28 Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler.
29 Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.
30 Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı’nın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey kıt imanlılar?
31 “Öyleyse, ‘Ne yiyeceğiz?’ ‘Ne içeceğiz?’ ya da ‘Ne giyeceğiz?’ diyerek kaygılanmayın.
32 Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa göksel Babanız bütün bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir.
33 Siz öncelikle O’nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir.
34 O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.”

1. Bazı araştırmacılar, hamt ilahisinin 1.Tarihler 29:11’den tapınma amacıyla alınmış olduğunu söyler. Bu yalnızca bir tahmindir