Matta 7

7
Matta Bölüm 7

P. Yargılamayın (7:1-6)

Yargılama üzerine olan bu bölüm, Rab’bin dünyasal zenginlikle ilgili kışkırtıcı öğretişinin hemen ardından gelir. Bu iki konu arasındaki ilişki önemlidir. Her şeyi bırakmış İnanlı için zengin İnanlıyı eleştirmek kolaydır. Tam tersine, ailenin gelecekteki gereksinimlerini sağlama görevini ciddiye alan İnanlılar, son bölümdeki İsa’nın sözlerine harfi harfine itaat etmeyi yumuşatmaya eğilimlidirler. Hiç kimse tamamen imanla yaşayamayacağından, eleştirisi uygunsuzdur.

Başkalarını yargılamayın buyruğu aşağıdaki kısımları içerir: Güdüleri yargılamamalıyız; onları yalnızca Tanrı bilebilir; dış görünüşe göre yargılamamalıyız (Yu.7:24; Yak.2:1-4); kendilerinde doğru ya da yanlış olan vicdani tereddütleri olanları (Rom.14:1-5); diğer bir İnanlının hizmetini (1Ko.4:1-5); ve başka bir İnanlıyı hakkında kötü konuşarak yargılamamalıyız (Yak.4:11-12).

7:1   Bazen, Rabbimizin bu sözleri yargılama şekillerinin hepsini yasaklayan kişiler tarafından yanlış yorumlanır. Ne olursa olsun, dindarca şöyle derler, “Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.” Ama İsa anlayışsız İnanlılar olmamızı öğretmiyor ki. Hiçbir zaman eleştirel ya da muhakeme yeteneğimizi bırakmamızı tasarlamadı. Yeni Antlaşma’da başkalarının öğretisiyle, hareketiyle ve durumuyla ilgili birçok yasal yargılama örnekleri vardır. Buralara ek olarak, iyi ve kötü arasında ya da iyi ve en iyi arasında ayırım yapmak gibi birçok alanda İnanlının karar vermesi buyrulmuştur. Bunların bazıları aşağıda belirtilmiştir:

  1. İnanlılar arasında birbirlerine karşı davaları olursa, Kilisede davaya karar verecek üyeler önünde halledilmelidir (1Ko.6: 1-8).
  2. Yerel kilise, üyelerinin ciddi günahlarını yargılamalıdır ve gerekli davranışta bulunmalıdır (Mat.18: 17; 1Ko.5:9-13).
  3. İnanlılar, öğretmenlerin ve vaizlerin doktrin ve öğretişlerini Tanrı’nın Sözüyle yargılamalıdır (Mat.7:15-20; 1Ko.14: 29; 1Yu.4:1).
  4. İnanlıların başkalarının imanlı olup olmadıklarını Pavlus’un 2. Korintliler 6:14’deki buyruğuna itaat etmek için ayırt etmelidirler.
  5. Kilisedeki kişiler, kimlerin topluluk gözetmeni ve görevlisi olmak için gerekli özellikleri taşıdığını yargılamalıdır (1Ti.3:1-13).
  6. Kimlerin asi, yüreksiz ve zayıf olduğunu fark etmeliyiz, Kutsal Kitap’taki öğretişe göre davranmalıyız (1Se.5:14).

7:2    İsa doğru olmayan yargılamanın aynı şekilde ödeneceği konusunda uyardı: “Başkasını nasıl yargılarsanız, siz de aynı yoldan yargılanacaksınız.” Bu ektiğimizi biçme kuralı insan yaşamının her alanında geçerlidir. Markos bu kuralı Tanrı Sözünü kabul etmemize göre uygular (4:24) ve Luka bunu verme konusundaki cömertliğimize uygular (6:38).

7:3-5 İsa, kendimizdeki aynı hataları göz ardı ederek başkalarının küçük hatalarını görme eğilimimizi ortaya seriyor. Durumun vahimliğini anlatmak için amaçlı olarak abartmıştır. Gözünde mertek olan kişi durumunun farkına bile varmayarak, sık sık gözünde çöp olan başkasının hatasını görür. Kendimizde daha büyük hata varken, hatası olan kişiye yardım edebileceğimizi sanmak ikiyüzlülüktür. Başkalarının hatalarını eleştirmeden önce kendimizinkileri düzeltmeliyiz.

7:6   6’ncı ayet, İsa’nın her tür yargılamayı yasaklamayı tasarlamadığını kanıtlar. Öğrencilerini kutsal şeyleri köpeklere vermemeleri ya da incileri domuzların önüne atmamaları için uyardı. Musa’nın Yasasında köpekler ve domuzlar murdar hayvanlardı ve burada bu terim kötü kişileri betimlemek için kullanılır. Tanrısal gerçeklere tamamen küçümsemeyle yaklaşan ve Mesih’in isteklerini içeren öğretişimize kötülük ve şiddetle karşılık verenlere, Müjde’yi paylaşmaya devam etmeye mecbur değiliz. Meseleyi zorlamak yalnızca kızdıranlara daha çok suçlama getirir.

Bu tür kişileri ayırt etmek için ruhsal anlayış yeteneğine gereksinim olduğunu söylemek gereksizdir. Belki bu nedenle diğer ayetler dua konusu ile ilgilidir, çünkü duayla Tanrı’dan gerekli hikmeti isteyebiliriz.

R. Dilemeye, Aramaya, Kapıyı Çalmaya Devam Edin (7:7-12)

7:7-8   Dağdaki vaazın öğretişlerini kendi gücümüzle yaşayabileceğimizi düşünürsek, Kurtarıcının bizi davet ettiği nitelikli yaşamı anlamada başarısız oluruz. Bu tür yaşamın hikmeti ya da gücü bize yukarıdan verilmelidir. İşte dilemek ve dilemeye devam etmek, aramak ve aramaya devam etmek, kapıyı çalmak ve kapıyı çalmaya devam etmek için bir davetiyemiz var. İmanlı yaşamı için gerekli hikmet ve güç, bunlar için istekle devamlı dua edenlere verilecektir.

7’nci ve 8’inci ayetler verildikleri konumdan çıkarıldığında, inanlılar için boş bir çek gibi görünebilir, örneğin istediğimiz her şeyi alabiliriz gibi. Ama duayla ilgili gerçek, bu kadar basit değildir. Bu ayetler verildikleri konum içinde ve Kutsal Kitap’ın dua ile ilgili öğretişi ışığında değerlendirilmelidir. Bu nedenle, burada niteliksiz gibi görünen vaatler diğer metinler aracılığıyla sınırlandırılmıştır. Örneğin, Mezmurlar 66:18’den dua eden kişinin yaşamında, itiraf etmediği günahın olmaması gerektiğini öğreniyoruz. İnanlı imanla (Yak.1:6-8) ve Tanrı’nın isteğine boyun eğerek (1Yu.5:14) dua etmelidir. Dua ısrarla (Luk. 18:1-8) ve içtenlikle (İbr.10:22) sunulmalıdır.

7:9-10   Etkili duanın bu şartları yerine gelince inanlının, Tanrı’nın duyacağına ve yanıt vereceğine tam güveni olabilir. Bu güven Babamız Tanrı’nın karakterinden gelir. İnsan olarak, ekmek isteyen oğula babasının taş vermeyeceğini biliriz. Ya da balık isteyene yılan vermeyeceğini. Dünyasal baba ne aç oğlunu aldatır ne de ona acı verecek bir şey verir.

7:11   Rab daha azdan daha büyüğün tartışmasını yapar. Eğer insan olan ana babalar çocuklarının dileklerini, onlar için en iyi olanıyla ödüllendirirlerse, göklerde olan Babamız çok daha güzelini yapar.

7:12   12’nci ayetle öncekilerin ilişkisi şudur: Babamız bize iyi şeyler veren biri olduğundan, bizim de başkalarına şefkat göstermede O’nu örnek almamız gerekiyor. Bir hareketin başkalarına yararlı olup olmayacağı, kendimiz için isteyip istemediğimize bakılarak sınanabilir. Bu “Altın Kural” İsa’dan en az yüz yıl önce Rabbi Hillel tarafından olumsuz cümle yapısıyla tercüme edilmişti. Bununla birlikte, İsa kuralı olumlu terminoloji ile ifade ederken, edilgen sınırlılıktan etken iyilikseverliğe gider. Hıristiyanlık yalnızca günahtan uzak durma olayı değildir; olumlu (etken) iyiliktir.

İsa’nın Kutsal Yasa’nın ve peygamberlerin söylediği budur demesi Musa’nın Yasasının ahlaki öğretişlerini ve İsrailli peygamberlerin yazılarını özetler. Eski Antlaşma’nın istediği doğruluk, Ruh’a göre yürüyen kurtulmuş inanlılarda yerine gelir (Rom.8:4). Eğer bu ayete evrensel olarak itaat edilseydi, uluslararası ilişkiler, ulusal politikalar, aile yaşamı ve kilise yaşamında büyük değişimler olurdu.

S. Dar Yol (7:13-14)

Rab, O’nun öğrencisi olma kapısının dar ve yolunun çetin olduğuna dair uyarıyor. 1 Ama O’nun öğretişlerini sadakatle izleyenler bol yaşam bulurlar. Öte yandan, zevk ve sefadan oluşan yaşamın geniş kapısı vardır. Bu tür yaşamın sonu yıkımdır. Bu, kişinin canının kaybolacağı tartışması değildir, ama kişinin var olma amacını yaşayamamasının başarısızlığıdır.

Hem de bu ayetlerin, insanlığın önündeki iki yolu açıklayarak Müjde’ye uygulanışı vardır. Geniş kapı ve enli yol yıkıma götürür (Sül.16: 25). Dar kapı ve zor yol ise yaşama götürür, İsa hem kapı (Yu.10:9) hem de yoldur (Yu.14:6). Bu, paragrafın geçerli uygulamasıyken, yorumlaması da inanlılar içindir. İsa, kendisini izlemenin iman, disiplin ve sabır gerektirdiğini söylüyor. Ama bu zor yaşam yaşamaya değer olan tek yaşamdır. Eğer kolay yolu seçerseniz, çok arkadaşlarınız olacak, ama Tanrı’nın sizin için olan mükemmel planını kaçıracaksınız.

Ş. Onları Meyvelerinden Tanıyacaksınız (7:15-20)

7:15   Nerede gerçek öğrenciliğin kuvvetli talepleri öğretilirse, orada geniş kapıyı ve kolay yolu savunan sahte peygamberler olur. C. H. Spurgeon’un dediği gibi gerçeği “Hasta çekirgeye çorba yapmak için bile yetmeyecek kadar” sulandırırlar. Gerçek inanlı görüntüsü vererek ve Tanrı adına konuştuklarını ilan ederek kuzu postu içinde gelirler. Ama özde yırtıcı kurtlardır, örneğin olgun olmayan, dengesiz ve kolay aldananları avlayan kötü imansızlardır.

7:16-18   16-18 ayetleri sahte peygamberleri meydana çıkarmayla ilgilidir: Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. Uçarı yaşamları ve yıkıcı öğretişleri onları ele verir. Bir ağaç ya da bitki meyvesini karakterine göre verir. Dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanmaz. İyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir. Bu kural doğanın ve ruhsal yaşamın gerçekleridir. Tanrı adına konuştuklarını söyleyenlerin yaşamları ve öğretişleri Tanrı’nın Sözüne göre sınanmalıdır: “Eğer bu söze göre söylemezlerse, gerçek onlar için tan ışığı olmaz” (Yşa.8:20).

7:19-20   Sahte peygamberlerin sonu ateşe atılmaktır. Sahte peygamberlerin ve öğreticilerin sonu “ani yıkım” olacaktır (2Pe.2:1). Meyvelerinden tanınırlar.

T. Ben Sizi Hiç Tanımadım (7:21-23)

7:21   İsa daha sonra, O’nu Rab olarak kabul etmedikleri halde, O’nu Kurtarıcı olarak tanıdıklarını söyleyen sahte kişilere karşı uyarıyor. İsa’yı, ‘Rab! Rab!’ diye çağıran herkes Göklerin Egemenliğine girecek değildir. Yalnızca Tanrı’nın isteğini yerine getirenler Egemenliğe girecektir. Tanrı’nın isteğini yerine getirmenin ilk adımı da Rab İsa’ya iman etmektir (Yu.6: 29).

7:22-23   İman etmeyenlerin Mesih’in önünde duracağı yargı gününde (Esi. 20:11-15), birçokları O’na, O’nun adıyla peygamberlik ettiklerini, cinler kovduklarını ya da birçok mucize yaptıklarını söyleyeceklerdir. Ama karşı gelmeleri boşuna olacaktır. İsa onlara açıkça onları hiç tanımadığını ya da onların kendisine ait olmadığını söyleyecektir.

Bu ayetlerden bütün mucizelerin tanrısal kaynaklı olmadığını ve mucize yapanların hepsine mükemmel bir şekilde güvenilmediğini öğreniyoruz. Bir mucize, en basit anlamıyla doğaüstü gücün işbaşında olduğu anlamına gelir. Şeytan, mucizenin tanrısal olduğu yalanını yaratmak için çalışanlarına kısa süreli olmak üzere cinleri çıkarmaları için yetki verebilir. Bu durumda egemenliğini bölmüyor, ama gelecekte cinlerin daha kötü saldırısı için entrika çeviriyor.

U. Kaya Üzerine Kur (7:24-29)

7:24-25   İsa, öğretişini itaat etmenin önemini gösteren bir benzetmeyle bitiriyor. Bu sözleri duymak yeterli değildir, bunları uygulamamız gereklidir. İsa’nın buyruklarını duyup uygulayan öğrenci evini kaya üzerinde kuran akıllı adama benzer. Evinin – yaşamının – sağlam bir temeli vardır, yağmur ya da rüzgar saldırdığı zaman yıkılmaz.

7:26-27   İsa’nın sözlerini duyup da uygulamayan kişi, evini kum üzerinde kuran budala adama benzer. Bu adam zor zamanların fırtınasına karşı ayakta kalamayacaktır: Yağmur yağmış, yeller esmiş ve ev çökmüş, çünkü sağlam temeli yokmuş.

Eğer bir kişi Dağdaki Vaazın kurallarına göre yaşarsa, dünya ona budala der; İsa ise akıllı adam der. Dünya, görünüşe göre yaşayan, bugün için yaşayan ve kendisi için yaşayan kişiye akıllı kişi der; İsa ise böyle birine budala der. Müjde’yi açıklamak için akıllı ve budala inşaatçıları kullanmak uygundur. Akıllı adam Rab ve Kurtarıcı olarak bütün güvenini Kayaya, İsa Mesih’e koyar. Budala adam ise tövbe etmeye razı olmaz ve kurtuluşunun tek ümidi İsa’yı reddeder. Fakat benzetmenin yorumu bizi, kurtuluşun ötesinde olan iman yaşamının uygulamalarına götürür.

7:28-29   Rabbimiz konuşmasını bitirince, halk şaşıp kaldı. Eğer Dağdaki Vaazı okursak ve devrimci özelliğine şaşıp kalmazsak, o zaman anlamını kavramada başarısız oluruz.

Halk İsa’nın öğretişiyle din bilginlerinin öğretişi arasındaki farkı anladı. O yetkiyle konuşuyordu; diğerlerinin sözleri güçsüzdü. O’nunki bir sesti; diğerlerininki ise bir yankıydı. Jaimeson, Fausset ve Brown şöyle derler:

Tanrısal yetki bilinci, Kanun Yapıcı, Yorumcu ve Yargıç olarak, O’nun öğretişinde o kadar çok parlar ki, din bilginlerinin öğretişi bu ışıkta saçma sapan göründü. 2

 

Kutsal Kitap

1 “Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.
2 Çünkü nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız.
3 Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?
4 Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl, ‘İzin ver, gözündeki çöpü çıkarayım’ dersin?
5 Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.
6 “Kutsal olanı köpeklere vermeyin. İncilerinizi domuzların önüne atmayın. Yoksa bunları ayaklarıyla çiğnedikten sonra dönüp sizi parçalayabilirler.”
7 “Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.
8 Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır.
9 Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir?
10 Ya da balık isterse yılan verir?
11 Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerdeki Babanız’ın, kendisinden dileyenlere güzel armağanlar vereceği çok daha kesin değil mi?
12 “İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Çünkü Kutsal Yasa’nın ve peygamberlerin söylediği budur.”
13 “Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.
14 Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.”
15 “Sahte peygamberlerden sakının! Onlar size kuzu postuna bürünerek yaklaşırlar, ama özde yırtıcı kurtlardır.
16 Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. Dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanabilir mi?
17 Bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir.
18 İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.
19 İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır.
20 Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız.
21 “Bana, ‘Ya Rab, ya Rab!’ diye seslenen herkes Göklerin Egemenliği’ne girmeyecek. Ancak göklerdeki Babam’ın isteğini yerine getiren girecektir.
22 O gün birçokları bana diyecek ki, ‘Ya Rab, ya Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinler kovmadık mı? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı?’
23 O zaman ben de onlara açıkça, ‘Sizi hiç tanımadım, uzak durun benden, ey kötülük yapanlar!’ diyeceğim.”
24 “İşte bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerine kuran akıllı adama benzer.
25 Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, eve saldırır; ama ev yıkılmaz. Çünkü kaya üzerine kurulmuştur.
26 Bu sözlerimi duyup da uygulamayan herkes, evini kum üzerine kuran budala adama benzer.
27 Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, evi sarsar. Ev yıkılır; yıkılışı da korkunç olur.”
28 İsa konuşmasını bitirince, halk O’nun öğretişine şaşıp kaldı.
29 Çünkü onlara kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu.

1. Eleştirici metnin ve metinlerin çoğunun burada hayret belirten bir yorumu vardır: “Yaşama götüren kapı ne kadar dar ve yol ne kadar zorsa, onu bulan o kadar azdır!” El yazmalarının en eskisi (genellikle NU) ve el yazmalarının çoğu (M) geleneksel metne (TR) karşı aynı fikirdedirler; hemen hemen haklılar. Bu durumlarda KJ geleneğinin metne ait zayıf bir desteği vardır.

2. Jamieson, Fausset & Brown, Critical and Explanatory Commentary on the New Testament, Cilt 50.