Mezmurlar 105

105. Mezmur: İbrahim’le Yapılan Antlaşma

Tanrı, İbrahim’le yaptığı antlaşmada onun soyuna, Mısır Irmağı’ndan Fırat Irmağı’na kadar uzanan toprakları vaat etmişti (Yar.15:18-21; Çık.23:31; Yas.1:7, 8; Yşu.1:4). Bu vaat koşulsuzdu, saf lütuf antlaşmasıydı. Her şey Tanrı’ya bağımlıydı, insana bağımlı olan hiç bir şey yoktu.

Mezmur, büyük coşkuyla Tanrı’nın antlaşmayı verişinden, İsrail çocuklarının vaat edilen topraklara götürülüşüne kadar olan zamanı aktarır. Vurgu, Tanrı’nın yaptıkları üzerinedir. İsrail’in günahları ve düşüşleri hakkında hiçbir şey söylenmez.

Aslında İsrail, vaat edilen bölgeyi asla bütünüyle almış değildir. Vaade en çok yaklaşılan dönem Süleyman’ın krallığı sırasındaydı. Süleyman her ne kadar Fırat’tan, Mısır sınırına kadar olan bütün krallıklar üzerinde egemenlik sürdüyse de, Yahuda ve İsrail halkı, Dan’dan Beer-Şeva’ya kadar olan ülkede oturdular (1Kr.4:2125). Ama İsrail’in Mesih’i, güç ve görkemle geri döndüğünde, İsrail’in sınırları Tanrı’nın İbrahim’e vaat ettiği bütün toprakları kapsayacaktır. O gün geldiğinde, iman eden İsrail yeni bir ruh ve anlayışla bu ezgiyi söyleyecektir.


Şükredin ve Övün (105:1-6)

Mezmurların çoğu genellikle üzgün ve karamsar başlar, sonra tapınma coşkusuyla yükselir. Ama bu mezmur gerçek bir övgü patlamasıyla açılır, öyle ki, okuyucu bu coşkudan hemen etkilenir. Hayranlığı arttıran fiillerin çeşitliliğine dikkat edin:

RAB’be şükredin,

O’na yakarın,

Halklara duyurun yaptıklarını!

O’nu ezgilerle, ilahilerle övün,

Bütün harikalarını anlatın!

Kutsal adıyla övünün,

Sevinsin Rab’be yönelenler!

RAB’be ve O’nun gücüne bakın,

Durmadan O’nun yüzünü arayın!

Ey sizler, kulu İbrahim’in soyu,

Seçtiği Yakupoğulları,

O’nun yaptığı harikaları,

Olağanüstü işlerini

Ve ağzından çıkan yargıları anımsayın!

Tanrı’nın İbrahim’le Yaptığı Antlaşma (105:7-11)

105:7,8   Mezmur yazarının ani canlılığının nedeni, İbrahim’le yapılan antlaşmadır (Yar.12:7; 13:14-17; 15:7, 18-21; 17:8; 22:17, 18; Çık.32:13). Bu antlaşma, adil işleri bütün yeryüzünde görülen Rab Tanrımız tarafından yapılmıştı. Vaadin gerçekleşmesi bin kuşak gecikmiş olsa bile, O vaadini asla unutmayacaktır. O’nun vaatleri, şimdiden gerçekleşmiş kadar kesindir.

105:9-11   Antlaşma ilk olarak İbrahim’le yapılmış (Yar.12:1-20), daha sonra İshak’la onaylanmış (Yar.26:3, 4) ve en sonunda Yakup’la doğrulanmıştı (Yar.28:13-15). Yalan söyleyemeyen Tanrı’nın sözüydü. Halkına miras olarak Kenan ülkesine gireceklerine ilişkin güvence vermişti. İsrail tarihinde, Tanrı’nın engelleri nasıl kaldırdığını ve vaadinin gerçekleşmesi için düşmanları nasıl yendiğini görürüz.

Ulusun Emekleme Dönemi (105:12-15)

Mezopotamya’dan Kenan ülkesine ilk kez geldiklerinde savunmasız bir avuç göçmendiler. Bu ilk günler, hem ülkenin içinde, hem de diğer ülkelerdeki davranışlarıyla sergilenir (Yar.12:1-13; 20:1-18; 28:1 – 29:35). Ama Tanrı onları tehlike ve baskıdan korudu. Firavun (Yar.12:17-20) ve Avimelek gibi (Yar.20:1-18; 26:6-11) yöneticileri, şu sözleri söyleyerek azarladı: “Meshettiklerime dokunmayın, peygamberlerime kötülük etmeyin!

Yusuf’un Mısır’ın Yönetimine Atanması (105:16-22)

Geçen süre içinde, Kenan ülkesinde ciddi bir kıtlık baş gösterdi. Bütün ekmek stokları eridi; temel yaşamsal destek yok olmuştu. Bu kıtlığın nedeni Tanrı’ydı; ama yaptığı sadece bunların gerçekleşmesine izin vermekti… Kötülük asla Tanrı’dan gelmez, ama O, kötülüğe bazen izin verir. Sonra da kötülüğü kendi yüceliği ve halkının iyiliği için bozguna uğratır. Tanrı’nın bu kıtlık dönemi için hazırladığı kişi, Yusuf’tu. Kardeşleri kendisinden nefret ettiği için Mısır’a bir köle olarak satılmıştı. Orada ayartıcı bir kadın tarafından haksız yere suçlanarak hapse atıldı (Yar.39:20). 18’inci ayette Yusuf’un mahkûmiyetine ilişkin kaydedilmiş bazı ayrıntılar buluruz: “Zincir vurup incittiler ayaklarını, demir halka geçirdiler boynuna.” Hapiste geçirdiği iki yıl boyunca Tanrı’nın sözü, onun dua yorumlama ve geleceği önceden bildirme armağanını geliştirdi. Sonunda bu yeteneği firavunun dikkatine sunuldu ve firavun onu yalnızca özgür bırakmakla kalmayıp ülkenin ikinci yetkilisi konumuna atadı. Yusuf’a Mısırlı prensler üzerinde yetki verdi. Gerektiğinde, Yusuf kendisinden daha yaşlı kişileri bilgelikle eğitecekti.

Yakup ve Ailesinin Göçü (105:23-25)

Sonunda Yusuf’un ailesi Mısır’a geldi ve geçen yıllar içinde çoğaldılar; malları arttı ve askeri yönden güçlendiler. Tanrı izin verdiği için Mısırlılar, Yahudiler’den nefret edip onlara baskı yaptılar.

Musa ve Mısır’daki Belalar (105:26-36)

105:26,27   Tanrı bu kez Musa’ya ve vekili Harun’a, firavunun karşısına çıkıp kölelik eden halkını özgür bırakmalarını söylemek için yetki verdi. İstekleri, firavunun direnişini kırmak için tasarlanmış bir dizi belayla noktalandı.

Burada belalar tarih sırasına göre konulara ayrılmamıştır. Beşinci ve altıncı belalardan söz edilmemiştir.

105:28   Tanrı, bütün ülkenin üzerine koyu bir karanlık gönderdi (dokuzuncu bela). Mezmur yazarı şu şaşırtıcı yorumu ekler: “Onlar Tanrı’nın sözüne karşı gelmediler.” Zorluk çok büyük olduğu için RSV çevirmenleri ifadeyi şöyle değiştirdiler: “O’nun sözlerine karşı geldiler”, ancak bu değişikliği yapabilmek için el yazmalarının yetkisine sahip değillerdi. Barnes bu yorumu, Musa ve Harun’un Rab’bin sözlerine karşı gelmediklerini, O’nun buyruklarına göre hareket ettiklerini söyleyerek açıklar. Ya da koyu karanlık nedeniyle, Mısırlılar’ın karşı koyamayacak kadar güçsüzleştikleri anlamına gelebilir.

105:29-31   Tanrı, Nil Irmağı’nın sularını kana çevirdi ve bütün balıklarını öldürdü (birinci bela). Bu, olabilecek en büyük kirlilikti.

Daha sonra söz edilen bela, kurbağalardı (ikinci bela). Ülkenin her yerinde kurbağalar kaynaştı; fırınlara, hatta yataklara kadar girdiler. Kralın odası bile bu sıçrayan yapışkan yaratıklardan payını aldı!

Tanrı’nın tek bir sözüyle ülke sinek sürüleriyle mahvoldu (dördüncü bela). Ülkenin her yanına sivrisinekler üşüştü (üçüncü bela).

105:32-36   Yağmur yerine dolu ve şimşek yağdırdı (yedinci bela). Büyük ateşten toplar ülkeyi sarsarken asmalar, incir ağaçları ve diğer ağaçlar mahvoldular. Bu bela insanları da yaraladı ve ölmelerine neden oldu (Çık.9:25).

Sonra istilacı bir ordu gibi ilerlerken, bütün bitkileri tüketen ve arkalarında perişan bir ülke bırakan çekirgeler geldi (sekizinci bela).

Bu belalar hiçbir sonuç vermeyince, Tanrı Mısırlılar’ın bütün ilk doğanlarını öldürdü – hem insanları hem de hayvanları (onuncu bela). Bu, akıllardan asla silinmeyecek bir geceydi – Mısırlılar’ın evindeki gurur kesilip atıldı.

Mısır’dan Çıkış (105:37, 38)

Yahudiler Mısır’dan, Mısır’a geldiklerinde sahip olduklarından çok daha fazla gümüş ve altınla ayrıldılar; Mısırlılar onlardan kurtulmak için istedikleri her şeyi vermeye razıydılar (Çık.12:33, 36). Belalar Mısırlılar’a zarar vermesine rağmen, İsrailliler hasardan etkilenmediler. Hepsi de yolculuk etmek için uygun koşullara sahiptiler. Aralarından biri bile sendelemedi ve düşmedi.

Oradan ayrıldıklarında Mısırlılar rahatladı; çünkü İsrailliler onlar için çok büyük bir tehdit oluşturuyordu.

Çöl Yolculuğu (105:39-42)

Tanrı, çöldeki halkının ihtiyaçlarını değişik bir biçimde karşıladı. Onları izleyen bulut (Çık.13:21), aynı zamanda onları düşmandan da saklıyordu (Çık. 14:19, 20). Gece, yolculuk için ışık sağlayan bir ateş sütununa dönüşüyordu. Yiyecek istediklerinde, onlara en iyisini verdi; bol bıldırcın ve man (gökten inen mucizevi ekmek). Susadıklarında kayayı yararak susuzluklarını gidermelerini sağladı. İstedikleri kadarını kullandıktan sonra kalan su, çölde bir ırmak oluşturacak yeterlilikteydi. RAB gereksinimlerini özenle karşıladı. Çünkü kulu İbrahim’e verdiği kutsal vaadi unutamazdı.

Sonunda Ülkeye Vardılar (105:43-45)

Tanımlanamaz sevinç ve ezgilerin eşlik ettiği harika bir kurtuluştu bu. RAB, onları Kenan ülkesine getirdi ve orada yaşamakta olan ulusları kovdu. Her şey onlar için hazırlanmıştı; ulusların emeklerini biçtiler.

Bu elbette Tanrı’nın isteğiydi. Ülkede kalabilmeleri, RAB’be olan itaatlerine bağlıydı (Lev.26:27-33; Yas.28:63-68; 30:19, 20).

Mezmurun son ayeti, amaçlanan doruğa ulaşır. Bütün zaman boyunca Tanrı’nın neler yaptığını anlatır.

Bu bizler için de geçerlidir. Son ayette, Tanrı bizi kendi halkı olarak ilan etmiştir:

Kurallarını yerine getirsinler,

Yasalarına uysunlar diye.

RAB’be övgüler sunun!

 

Kutsal Kitap

1 RABbe şükredin, Onu adıyla çağırın,
Halklara duyurun yaptıklarını!
2 Onu ezgilerle, ilahilerle övün,
Bütün harikalarını anlatın!
3 Kutsal adıyla övünün,
Sevinsin RABbe yönelenler!
4 RABbe ve Onun gücüne bakın,
Durmadan Onun yüzünü arayın!
5-6 Ey sizler, kulu İbrahimin soyu,
Seçtiği Yakupoğulları,
Onun yaptığı harikaları,
Olağanüstü işlerini
Ve ağzından çıkan yargıları anımsayın!
7 Tanrımız RAB Odur,
Yargıları bütün yeryüzünü kapsar.
8-9 O antlaşmasını,
Bin kuşak için verdiği sözü,
İbrahimle yaptığı antlaşmayı,
İshak için içtiği andı sonsuza dek anımsar.
10-11 ‹‹Hakkınıza düşen mülk olarak
Kenan ülkesini size vereceğim›› diyerek,
Bunu Yakup için bir kural,
İsraille sonsuza dek geçerli bir antlaşma yaptı.
12 O zaman bir avuç insandılar,
Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.
13 Bir ulustan öbürüne,
Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.
14 RAB kimsenin onları ezmesine izin vermedi,
Onlar için kralları bile payladı:
15 ‹‹Meshettiklerime dokunmayın,
Peygamberlerime kötülük etmeyin!›› dedi.
16 Ülkeye kıtlık gönderdi,
Bütün yiyeceklerini yok etti.
17 Önlerinden bir adam göndermişti,
Köle olarak satılan Yusuftu bu.
18 Zincir vurup incittiler ayaklarını,
Demir halka geçirdiler boynuna,
19 Söyledikleri gerçekleşinceye dek,
RABbin sözü onu sınadı.
20 Kral adam gönderip Yusufu salıverdi,
Halklara egemen olan onu özgür kıldı.
21 Onu kendi sarayının efendisi,
Bütün varlığının sorumlusu yaptı;
22 Önderlerini istediği gibi eğitsin,
İleri gelenlerine akıl versin diye.
23 O zaman İsrail Mısıra gitti,
Yakup Ham ülkesine yerleşti.
24 RAB halkını alabildiğine çoğalttı,
Düşmanlarından sayıca artırdı onları.
25 Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının:
Halkından tiksindiler,
Kullarına kurnazca davrandılar.
26 Kulu Musayı,
Seçtiği Harunu gönderdi aralarına.
27 Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini,
Ham ülkesinde şaşılası işlerini.
28 Karanlık gönderip ülkeyi karanlığa bürüdü RAB,
Çünkü Mısırlılar Onun sözlerine karşı gelmişti.
29 Kana çevirdi sularını,
Öldürdü balıklarını.
30 Ülkede kurbağalar kaynaştı
Krallarının odalarına kadar.
31 RAB buyurunca sinek sürüleri,
Sivrisinekler üşüştü ülkenin her yanına.
32 Dolu yağdırdı yağmur yerine,
Şimşekler çaktırdı ülkelerinde.
33 Bağlarını, incir ağaçlarını vurdu,
Parçaladı ülkenin ağaçlarını.
34 O buyurunca çekirgeler,
Sayısız yavrular kaynadı.
35 Ülkenin bütün bitkilerini yediler,
Toprağın ürününü yiyip bitirdiler.
36 RAB ülkede ilk doğanların hepsini,
İlk çocuklarını öldürdü.
37 İsraillileri ülkeden altın ve gümüşle çıkardı,
Oymaklarından tek kişi bile tökezlemedi.
38 Onlar gidince Mısır sevindi,
Çünkü İsrail korkusu çökmüştü Mısırın üzerine.
39 RAB bulutu bir örtü gibi yaydı üzerlerine,
Gece ateş verdi yollarını aydınlatsın diye.
40 İstediler, bıldırcın gönderdi,
Göksel ekmekle doyurdu karınlarını.
41 Kayayı yardı, sular fışkırdı,
Çorak topraklarda bir ırmak gibi aktı.
42 Çünkü kutsal sözünü,
Kulu İbrahime verdiği sözü anımsadı.
43 Halkını sevinç içinde,
Seçtiklerini sevinç çığlıklarıyla ülkeden çıkardı.
44 Ulusların topraklarını verdi onlara.
Halkların emeğini miras aldılar;
45 Kurallarını yerine getirsinler,
Yasalarına uysunlar diye.
RAB’be övgüler sunun!