Mezmurlar 114

114. Mezmur: Rab’bin Güçlü Huzuru

114:1   İsrail’in Mısır’dan kurtarılış destanı, çöldeki deneyimleri ve vaat edilen topraklara ulaşmaları, başından sonuna kadar Tanrı’nın gücünün muhteşem bir gösterisiydi. Aslında, Yahudi düşüncesine göre bu olay, Tanrı’nın şimdiye kadar gerçekleştirmiş olduğu en büyük güç gösterisiydi.

İsrail’in yaşadığı uzun sürgün ve baskı dolu yılların sonunda Mısır’dan çıkması büyük önem taşıyan tarihsel bir olaydı! Tutsaklıktan özgür kılınan halkın coşkusunu kim hissedebilir? Bundan böyle tehditler onları sindiremeyecek, kendilerine yabancı bir dilde okunan lanetleri işitmeyeceklerdi!

114:2   Yahuda oymağına ayrılan yer, Tanrı’nın kutsal yeri oldu. Tapınak orada, Yeruşalim’de inşa edildi. Bütün İsrail ülkesi Rab’bin krallığı oldu – tükenmeyen bir ilgiyle halkını korudu. Yahuda ve İsrail hakkındaki bu coğrafi konum gerçeği, ruhsal anlamda bugünkü kilise için de geçerlidir.

114:3   İsrail halkı Kızıldeniz’e geldiğinde deniz, olanları görüp geri çekildi. Ama denizi korkutan, Mısır’dan kaçan bu kalabalık değildi. Deniz baktı ve Yaratıcısı’nı gördü: İsrailliler’in ayakları ıslanmadan hemen geri çekildi.

Aynı şey, kırk yıl sonra vaat edilen topraklara girdiklerinde de gerçekleşti. Şeria Irmağı, Adem’in kentinde tersine aktı ve ülkeye girilmesine engel olan her şey ortadan kaldırıldı.

Kızıldeniz ve Şeria Irmağı’nı geçiş, ulusun tarihindeki bu destansı öykünün iki ucudur. Kızıldeniz bölümü Tanrı’nın yüzü aracılığıyla dünyadan kurtarılışımızı simgeler. Mesih’in ölümü, gömülmesi ve dirilişiyle özdeşleşerek bu dünyadan ayrılırız. Şeria Irmağı’nı geçmenin anlamı ise, çölde dolanmaktan kurtarılarak yine Mesih’in ölümü, gömülmesi ve dirilişi aracılığıyla ruhsal mirasımıza kavuşmamızdır.

114:4   Bu iki olay arasında Tanrı’nın gücünü sergileyen başka mucize örnekleri de bulunur. En önemlilerinden biri, Sina Dağı’nda Yasa’nın verilişiydi. Doğa öylesine sarsılmıştı ki, dağlar koç gibi, tepeler ise kuzu gibi sıçradılar. Tanrı’nın görkemi öylesine güçlüydü ki, bütün bölge adeta bir afetle sarsılıyordu. Görüntü öylesine korkunçtu ki, Tanrı adamı Musa, “Çok korkuyorum, titriyorum” (İbr.12:21) demişti. İbraniler Kitabı’nın yazarı bize bu korkunç yasa dağına değil, lütuf tahtına yaklaştığımızı hatırlatır.

Yasa’nın ve Tanrı’nın dehşetlerinin
Seninle hiçbir ilgisi olamaz;
Kurtarıcım’ın itaati ve kanı
Bütün günahlarımı gözlerden saklar.
Augustus M. Toplady

114:5,6   Mezmur yazarı Tanrı’nın gücünün görünmesinden öylesine hoşnuttur ki, denize, Şeria Irmağı’na, dağlara ve tepelere alay edercesine takılır; neden böyle davrandıklarını açıklamalarını ister. Sorularında yumuşak bir meydan okuma sezinlenmektedir; Rab’bin gücüyle, doğadaki en büyük güç ve denge simgelerinin kıyaslanamayacağını gülümseyerek ifade eder.

114:7,8   Bütün yeryüzü böylesine yüce bir Tanrı’nın önünde eğilmeli ve O’na saygı duymalıdır. O öncesiz ve sonsuz olan, kendini BEN’İM olarak tanıtan, değersiz Yakup’un Tanrısı’dır. O, kayayı bir su kaynağına çevirebilendir. Bu iki kez gerçekleşmiştir (Çık.17:6; Say.20:11). İsrail halkı susuzlukla karşılaştıklarında cesaretleri kırılmıştı. Acı acı yakındılar, hatta Mısır’a dönmeyi bile arzuladılar. Tanrı onlara, önce Horev’de, sonra Meriva’da bir kayadan su çıkartarak mucizevi sağlayışta bulundu. Pavlus bize kayanın Mesih’i simgelediğini anlatır. Mesih Golgota’da vurulmuş ve yaşam veren suyu kendisine iman eden herkese sunmuştur (1Ko.10:4).

 

Kutsal Kitap

1 İsrail Mısırdan çıktığında,
Yakupun soyu yabancı dil konuşan bir halktan ayrıldığında,
2 Yahuda Rabbin kutsal yeri oldu,
İsrail de Onun krallığı.
3 Deniz olanı görüp geri çekildi,
Şeria Irmağı tersine aktı.
4 Dağlar koç gibi,
Tepeler kuzu gibi sıçradı.
5 Ey deniz, sana ne oldu da kaçtın?
Ey Şeria, neden tersine aktın?
6 Ey dağlar, niçin koç gibi,
Ey tepeler, niçin kuzu gibi sıçradınız?
7 Titre, ey yeryüzü,
Kayayı havuza,
Çakmaktaşını pınara çeviren Rab’bin önünde,
Yakup’un Tanrısı’nın huzurunda.