Mezmurlar 119

119. Mezmur: Kutsal Kitap Hakkındaki Her Şey

Bu mezmur, Kutsal Kitap’ın altın alfabesi olarak adlandırılmıştır. Bunun nedeni, İbrani alfabesinde bulunan her bir harf için yirmi iki bölüme ayrılmış olmasıdır. Her bölümde sekiz ayet bulunur ve bir bölümdeki her ayet, ilgili İbranice harfle başlar. Birinci bölümdeki her ayet alef, ikinci bölümdeki her ayet beyt harfiyle başlar ve böylece devam eder.

NKJV’de, bu en uzun mezmurun dört ayeti, Tanrı sözü hakkında bazı ifadeler içerir. İstisna oluşturan ayetler 84, 121, 122 ve 132’dir. Tanrı sözünü tanımlamak için kullanılan ifadeler şunlardır: Yasa, tanıklıklar, yollar, ahlâksal kurallar, kurallar, buyruklar, düzenler, söz(ler), vaat, yargılar, sadakat, hizmet, adalet ve buyruklar.

Alfabeyi bu akrostiş biçiminde kullanmakla, Ridout, mezmur yazarının, “İnsan dilinin bütün olasılıkları, Tanrı sözünün doluluğu ve mükemmelliği karşısında tükenir” düşüncesini önerdiğini savunur. 1 Benzeri bir düşünceye Yeni Antlaşma’da da rastlarız. Rabbimiz kendisinden Alfa ve Omega olarak söz eder (Va.1:8). Bilindiği gibi bunlar Grek alfabesinin ilk ve son harfleridir. Buradaki düşünce, O’nun alfabenin her harfi aracılığıyla ifade edilebilecek her iyilik ve mükemmellik olduğudur.

Mezmurdaki ayetlerin hiçbiri tam olarak aynı şeyi söylemez. Her bir ayette farklı bir anlamın gölgesi bulunur.

119. Mezmura ilişkin olarak C.S. Lewis şöyle demiştir:

Şiir, örneğin 18. Mezmur gibi, yüreğin Tanrı’ya ani bir dökülüşü değildir, böyle de görünmez. Uzun, sessiz saatler boyunca, yapılana duyulan sevgiyle ve eğitilmiş yeteneğin verdiği sakin bir keyifle küçük parçalar halinde işlenen bir nakış modeli gibidir. 2

Mezmurun çeşitli bölümlerinin konu başlıkları, öncelikle F. W. Grant’ın notlarında şöyle temellendirilir:

 

1-8. ayetler   Söze itaat etmenin verdiği mutluluk.
9-16. ayetler   Söz aracılığıyla temizlenmek.
17-24. ayetler   Söz aracılığıyla ayırım.
25-32. ayetler   Söz aracılığıyla kişisel yetersizlik duygusu.
33-40. ayetler   Sözün gücü.
41-48. ayetler   Söz aracılığıyla zafer.
49-56. ayetler   Söz aracılığıyla huzur ve teselli.
57-64. ayetler   Söze yürekten güvenmek.
65-72. ayetler   Sözün iyi ve kötü zamanlardaki paha biçilmez değeri.
73-80. ayetler   Söz aracılığıyla anlayış.
81-88. ayetler   Sıkıntıda olanı destekleyen söz.
89-96. ayetler   Sözün sonsuzluğu.
97-104. ayetler   Söz aracılığıyla bilgelik.
105-112. ayetler   Söz her durumda çıra ve ışıktır.
113-120. ayetler   Kötüler ve söz.
121-128. ayetler   Söz aracılığıyla ayırma ve kurtarma.
129-136. ayetler   Söz aracılığıyla sevinç ve birlik.
137-144. ayetler   Söz konusunda gayret.
145-152. ayetler   Söz aracılığıyla deneyim.
153-160. ayetler   Söz aracılığıyla kurtuluş.
161-168. ayetler   Sözün mükemmelliği.
169-176. ayetler   Söz aracılığıyla dua ve övgü.

Mezmur, Kurtarıcımız yeryüzündeyken, bir insan olarak Tanrı’nın sözüne duyduğu sevgiyi seçkin bir dille ifade eder. Bellett, “Bu mezmur önbildirisel yapısıyla, gerçek İsrail’in Tanrı’ya ve O’ndan uzun zamandır alamadığı esinlere dönüşünün dili olacaktır” ifadesiyle bunu destekler. 3

119:1   Bereketli ya da mutlu kişi, Rab’bin sözüne uygun olarak yaşayan kişidir. Günah işleyip düşse bile, Söz aracılığıyla günahlarını itiraf eder ve yenilenir. Böylece söz günahlardan arınmış olarak korunmasını sağlar.

119:2   Önemli olan, kişinin O’nun öğütlerine uymasıdır – gönülsüzce, yarı istekli ya da zorla itaat değil, O’nu bütün yüreğiyle hoşnut etmek için büyük bir arzu duymak!

119:3   Mutluluk, haksızlıklardan uzak kalmakla elde edilir. Bu, Tanrı’nın Kutsal Yazılar’da bizim için tasarladığı yolu izlemekle olur. Kötüden uzak durmanın en iyi yolu, kendimizi iyilik yapmaya adamaktır.

119:4   Tanrı’nın kuralları bir tercih değil, buyruktur ve gelişi güzel bir biçimde değil, gayretle yerine getirilmelidir.

119:5   Mezmur yazarı şimdi gerçek olandan ayrılarak kendi yaşamında gerçekleşmesini istediklerine yönelir. Kuraldan duaya geçerken, düzenli itaat edebilmesi için hem isteğin, hem de gücün bütünüyle Tanrı’dan gelmesi gerektiğini kabul eder.

119:6   Rab’bin bütün buyruklarını izledikçe, zihne işkence eden utançtan uzak kalacak, yüzü kızarmayacak ve bedeni sıkıntıyla kıvranmayacaktır.

119:7   “Duadan övgüye geçiş, uzun ya da zor bir yolculuk değildir.” Tanrı’nın doğru hükümlerine itaat etmeyi öğrenenler, tam bir sevinç içindedirler ve bu sevinç onları hayranlığa götürür.

119:8   Kesin karar, alçakgönüllü bağımlılıkla birleşmiştir. Mezmur yazarı Rab’bi izlemeye kararlıdır. Ancak kendi yetersizliğinin farkına varır. “Bırakma beni hiçbir zaman.” Bu dua, Rab’bin onu bırakma olasılığı olduğunu düşündüğü anlamına gelmez. Yazar, bunu hak edemeyeceğini hissederek yakarmaktadır.

119:9   Her genç adamın yaşamındaki en ciddi sorunlardan biri, yolunu nasıl temiz tutacağıdır. Yanıt, Kutsal Kitap’ın sözlerine itaat etmektir.

119:10   Kutsallık konusunda, insan arzusu (bütün yüreğimle sana yöneliyorum) ve Tanrı’nın sağladığı güç (izin verme buyruklarından sapmama) bir araya gelir.

119:11   O, bizi irademiz ya da işbirliğimiz olmaksızın kutsallaştırmaz. Şu bilgece sözlere kulak verelim: “Dünyadaki en iyi kitap, Kutsal Kitap’tır. Onu yerleştirecek en iyi yer ise yürektir. Çünkü o zaman Kutsal Kitap bizi Tanrı’ya karşı günah işlemekten koruyacaktır.”

119:12   Tanrı böylesine büyük ve böylesine lütufkâr olduğu için yenilenmiş insan doğası Tanrı’nın buyruklarını öğrenmeyi ve uygulamayı arzular. Bizi zorlayan Mesih’in sevgisidir!

119:13   Sözün hazinesinden zevk almak bizi kaçınılmaz olarak paylaşmaya yöneltir. İnandığımız bir şeyi bir başkasına aktarmak istememiz, hayatın bir kuralıdır.

119:14   Kutsal Kitap’taki büyük zenginlikleri araştıran biri, altın arayan bir kişinin bulduğu altın külçeleriyle sevindiğinden daha çok sevinir.

119:15   Tanrı sözü, en doyurucu derin düşünce için malzeme sağlayan sonsuz bir kaynaktır, ama aynı zamanda sözün uygulayıcıları olma konusunda kararlılık da gerektirir.

119:16   “O’nun buyrukları da ağır değildir” (1Yu.5:3). Tanrı’dan doğmuş olan herkes Tanrı’nın buyruklarından zevk alacak ve onları sürekli hatırlayarak tutmaya kararlı olacaktır.

119:17   O’nsuz hiçbir şey yapamayız. Yaşamak için nasıl lütfuna ihtiyacımız varsa aynı şekilde sözüne itaat etmek için de lütfuna muhtacız. İhtiyacımız çok büyük olduğundan bol lütuf istemeliyiz.

119:18   Kutsal Kitap gözlerden saklanmış olan pek çok harika ruhsal iyiliklerle doludur. Onları görebilmek için gözlerimizin açılmasına ihtiyaç duyarız.

119:19   Kutsal Kitap bir yolcuyu hedefine hata yapmadan yönlendiren bir yol haritasıdır.

119:20   Kutsal Yazılar’a duyduğumuz susuzluğun çok büyük olması iyidir. Mezmur yazarının canı, sözü özlediği için tükenmektedir ve bu özlemi her zaman yoğun olarak duymaktadır.

119:21   Tarih, kibirli ve küstahların Rab’bin buyruklarına karşı geldiklerinde, nasıl kısa sürede Tanrı’nın güçlü eli tarafından alçaltıldıklarını gösteren olaylarla doludur.

119:22   Dünya imanlıyla alay ederek onu küçümser. “İnanmayanlar, kendinizi onlarla birlikte aynı sefahat seline atmamanızı yadırgıyor, size sövüyorlar” (1Pe.4:4). Ancak dürüstlük ödüllendirilecektir; O’nun “aferin” sözü, insanların paylama ve aşağılamalarının bedelini ödeyecektir.

119:23   Yetki sahibi önderler toplanıp bir imanlıyı kötüleseler bile, o Kutsal Kitap’ta güç ve teselli bulabilir. Böylece, “kendisine iftira edenlere hiç yanıt vermeden onları yanıtlamış olur.”

119:24   Matthew Henry şu yorumda bulunur:

Soylular Davut’a karşı konuştuklarında Davut nasıl karşılık vereceğini biliyor muydu? Tanrı’nın öğütleri, Davut’un danışmanları oldu ve ona başına gelenlere sabırla katlanmasını ve davasını Tanrı’nın eline bırakmasını önerdiler. 4

119:25   Yaşamda hem vadiler, hem de doruklar yer alır. Üzüntülerimiz olsa da, Tanrı’ya sözünün yenileyen gücü aracılığıyla bizi canlandırması için seslenebiliriz.

119:26   Kendi yollarımızdan söz ettiğimizde, yani günahlarımızı açıkça belirttiğimizde, Rab bize bağışlayarak yanıt verir. Bağışlanmamız, kutsallaşmaya duyduğumuz arzuyu yeniler; “kurallarını öğret bana!” duasında ifade edildiği gibi…

119:27   Tanrı’nın öğütlerinin anlamını kavramamız ve bu öğütleri yaşamlarımıza nasıl geçirebileceğimizi bilmemiz gerekir. Bu, bizi Tanrı’nın harika işleri üzerinde derin derin düşünmeye yönlendirecektir.

119:28   Yaşamın karanlık noktalarında, canımız gözyaşlarıyla erirken, bütün tesellinin kaynağı olan Tanrı, bizi Kutsal Yazılar’daki tek bir ayetle ayağa kaldırıp yola devam etmemiz için güçlendirir.

119:29   Tanrı’nın Ruhu ve sözü aracılığıyla, neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edebiliriz. Kutsal Kitap her tür yalana kutsal bir nefret duymamızı öğretir. Aynı zamanda Tanrı’nın söylediği her sözün gerçek olduğunu açıklar (Yu.17:17).

119:30   Hiç kimse kutsallığa çaba göstermeden ulaşamaz. Kutsallık, Kutsal Yazılar’da açıklanan gerçek yolunun özgürce seçilmesini gerektirir. Spurgeon şöyle demiştir: “Tanrı’nın buyrukları hedefimiz, işleyeceğimiz model ve yürüyeceğimiz yol olmalıdır.”

119:31   Mezmur yazarı Tanrı’nın sözlerine sanki onlara yapışmış gibi bağlanmıştır. Ancak halen günaha olan eğiliminin farkındadır ve bilinçli bir bağımlılıkla Rab’be feryat eder.

119:32   Tanrı, buyrukları doğrultusunda davranmamız için bize büyük zihinler değil, büyük yürekler verir. İtaat zihinle ilgili olmayıp duygularla ilgili bir konudur.

119:33   Tanrı’nın yol göstermesi için dua etmeliyiz. Tanrı’nın okulundaki öğrenciler gibi, öğütleri hayatımızda nasıl uygulayabileceğimizi öğrenmeli ve yaşamlarımızın sonuna kadar O’nun sözüne itaat etmekte kararlı olmaya gayret göstermeliyiz.

119:34   Anlayış için dua etmeliyiz. Kutsal Yazılar’da ifade eden görüşleri, bunların anlamlarını ve yükledikleri sorumlulukları doğru kavramak önemlidir. Aksi takdirde O’nu tam bir adanmışlıkla nasıl izleyebiliriz?

119:35   Bize kılavuzluk etmesi için dua etmeliyiz. Ruh isteklidir, ancak beden güçsüzdür. Bu nedenle Rab’bin yolunda yürüyebilmemiz için O’ndan bize kılavuzluk etmesini isteriz. Çünkü O’nun yolu, bizi gerçekten mutlu edecek tek yoldur.

119:36   Maddesel zenginlikten çok ruhsal zenginlik için dua etmeliyiz. “Eldekiyle yetinerek Tanrı yolunda yürümek büyük kazançtır” (1Ti.6:6). Bir insandan para sevgisini alarak yerine Kutsal Kitap sevgisini koymak, ancak lütfun mucizesiyle gerçekleşebilir.

119:37   Tanrısal gölgeler yerine, tanrısal gerçekler için dua etmeliyiz. İşte Tanrı’nın televizyon hakkındaki yorumu: “Değersiz şeylere bakmaktan vazgeç!” Televizyon bir hiçlik ülkesini, var olmayan sanal bir dünyayı resmeder. Tanrı sözü ise gerçek yaşamla ilgilidir.

119:38   Tanrı’dan vaadini gerçekleştirmesini istemeliyiz: “Lütfunun bütün ırmaklarına sahip çıkıyorum; her vaadin üzerine benim adımı yaz.” O’nun vaatlerine sahip çıkmak, O’ndan korktuğumuzu gösterir.

119:39   Utançtan, Rab İsa’nın adını lekeleyecek her şeyden korunmamız için dua etmeliyiz. O’nun ilkeleri iyidir; sadakatle onları izlemeliyiz.

119:40   Kişisel uyanış için dua etmeliyiz. “Kızgın kum havuza, susuz toprak pınara dönüşecek” (Yşa.35:7). O’nun koşullarını özledikçe, O bizi doğruluğunun içinde yaşatacaktır.

119:41   Tanrı’nın merhametlerini ve kurtarışını takdir etmeli, kötüye kullanmamalıyız. O’nun merhamet ve korumasına ilk kurtulduğumuz andaki kadar bağımlıyız. Bu nedenle her gün bize bakıp bizi koruyacağı vaadine sahip çıkarız.

119:42   Rab’bin dualara verdiği yanıtların inkâr edilmez kanıtları, imanlıları aşağılayanları susturacaktır. İmanımız asla hata yapmayan Tanrı’nın sözünü temel alır.

119:43   Gerçeğin sözünü söylemekten korkmamalı ya da utanmamalıyız. Eğer Tanrı’nın hükümlerine umut bağladıysak, kendisi için tanıklık yapma fırsatını sürekli sağlayacaktır.

119:44   O’nun sevgisine ve lütfuna vereceğimiz karşılık, yaşadığımız sürece sözünü tutmak için karar vermektir. “O’na, sahip olduğumun en iyisinden daha azını nasıl verebilirim. O’nun benim için yaptıklarından sonra, nasıl olur da bütünüyle O’nun için yaşamam?”

119:45   Tanrı Oğlu’nun özgür kıldıkları gerçekten özgürdür (Yu.8:36). Dünya Hıristiyan yaşamını bir tutsaklık sistemi olarak algılar. Ancak O’nun hükümlerini arayanlar, gerçek özgürlüğün tadını çıkaranlardır.

119:46   İman, kralların huzurunda İsa’dan söz etme cesaretini verir. İyi haberi alçakgönüllü ve genellikle küçümsenen vatandaşlardan işiten kralların sayısı çoktur!

119:47   Kutsal Kitap’ı sevenler onun sayfalarında derin bir kişisel doyum bulurlar. Kutsal Kitap bir zevk çeşmesidir, bir keyif ırmağı ve asla tükenmeyen bir doyum kaynağıdır.

119:48   Kutsal Kitap’a saygı duymamızın nedeni, genişliği, derinliği, gücü, hazineleri ve sonsuzluğudur. Gece gündüz onu okuyarak üzerinde derin derin düşünürüz.

119:49   Tanrı’nın vaadini unutması imkansızdır, ancak iman, sıkıntı ateşi içindeyken şöyle dua etmeye iznimiz vardır: “Rab, kuluna verdiğin sözü anımsa…” Bize kendi adına güvenmeyi öğreten Tanrı’nın, bizi utanç yoluna yönlendirmesi mümkün değildir.

119:50   Sözün yaşam veren gücünü tecrübe etmiş olanlar için söz, şaşmaz bir teselli kaynağıdır. İyi niyetli insanların sözleri, genellikle boş ve etkisizdir, ama Tanrı’nın sözü daima diri, uygun ve etkilidir.

119:51   Eğer Rab’be sadıksak, küçümsenmeye ve alay edilmeye razı olmalıyız, ama tanrısal ilkeleri bulduğumuzda, onlardan şaşmamalıyız.

119:52   Rab’bin geçmişte bize nasıl yardım ettiğini hatırladığımızda teşvik alırız. Bizi bugüne kadar getiren aynı merhamet, bundan sonra da bizimle olacaktır. “Geçmişteki sevgisi, içinde bulunduğumuz karanlıkta kalmamıza izin vermeyeceğini gösterir.”

119:53   Tanrı yasasının ihlal edilmesi ve sayılmaması imanlıyı kızdırır. Aynı şey Rab İsa için de gerçekti: “Sana edilen hakaretlere ben uğradım” (Rom.15:3). Baba’ya edilen her hakaret, Oğul’a edilmiş sayılır.

119:54   Harika Tanrı Sözü’ne hamt olsun ki, kutsal yolcu, konuk olduğu bu dünyada ya da Knox’un dediği gibi, “sürgün ülkesinde” ezgi söyleyebilir. Yol çetin olabilir, ama uzun olamaz. Gece karanlık olabilir, ama Tanrı her zaman söyleyecek bir ezgi verecektir.

119:55   Uykusuz geçen bir gecenin sonsuz gibi görünen saatleri, Tanrı’nın sözünde açıkladığı gibi, Rab’bin adını anmakla kolayca atlatılabilir. O’nu daha iyi tanıdıkça, daha çok sevdikçe, O’nun sözüne uymak isteriz.

119:56   İtaat bir berekettir. “Şimdiki ve gelecek yaşamın vaadini içeren Tanrı yolunda yürümek her yönden yararlıdır” (1Ti.4:8).

119:57   Rab’de eşsiz bir hazineye sahip olduğumuzu fark etmek, O’nun sözlerini yerine getirmemiz için bizi kararlı yapmalıdır. O, Her Şeye Yeterli Olan’dır. O’na sahip olmak inanılmaz mükemmellikteki bir zenginliğe sahip olmaktır.

119:58   O, her şeye yeterlidir, ama biz değiliz. “Yeterliliğimiz Tanrı’dan kaynaklanır” (2Ko.3:5). Bu nedenle Tanrı’nın iyiliği için yalvararak ve O’nun merhamet vaadine sahip çıkarak dua etmeliyiz.

119:59   Kılavuzluk, sürekli olmalıdır. Hangi yolu seçmeliyiz? Bunu bilecek bilgeliğe sahip olmadığımız açıktır. O zaman ayaklarımızı Kutsal Yazılar’da belirtilen yollara yönlendirelim.

119:60   Yaşadığımız çağ, her şeyin bize hazır olarak sunulduğu (hazır yemek, hazır hizmet vb.) bir çağdır. Tanrı’nın açıklanan isteğine hemen itaat edilmeli ve isteği yerine getirilmelidir.

119:61   Kötüler, masum imanlının sürçmesi için işbirliği yaparlar, ama imanlı, rehberi ve korunması olan Tanrı sözünü daima hatırlamalıdır.

119:62   “Pavlus ve Silas gece yarısı dua ederek ilahiler söylüyorlardı” (Elç.16:25). İnsanlar onlara haksızlık etmişlerdi, ama onlar hâlâ Tanrı’nın doğru hükümlerini düşünerek ezgiler söyleyebiliyorlardı.

119:63   Tanrı’yı sevenler, O’nun halkını da severler; Kutsal Kitap’ı sevenler Kutsal Kitap’ı seven diğer insanları da severler. Bu sevgi ulusal, sosyal ve ırksal bütün farklılıkların üstüne çıkan dünya çapında bir paydaşlık oluşturur.

119:64   Tanrı’nın değişmeyen sevgisi, dünyanın her yerinde görülebilir. Ama bunun da ötesinde yeryüzü, O’nun değişmeyen sevgisiyle doludur. Minnettar yüreklerimiz, “Rab, Kutsal Ruh’un aracılığıyla öğrenebilmem için beni koru” diyerek karşılık verir.

119:65   Bana sözündeki vaade uygun biçimde davrandığı için Tanrı’ya en son ne zaman teşekkür ettim? “Size sağladığı bereketleri sayın. Onları bir bir adlandırın. Rab’bin yaptıkları sizi şaşırtacaktır!”

119:66   Hepimizin bilgi kadar sağduyu için de dua etmemiz gerekir. Sağduyu ve dengeye sahip olmadan da bilgili olmak mümkündür. Tanrı’nın sözünden ve hayatın kendisinden doğru yargıyı öğreniriz.

119:67   “Tanrı’nın terbiyesi başlangıçta hiç tatlı gelmez, acı gelir. Ne var ki, böyle eğitilenler için bu sonradan esenlik veren doğruluğu üretir” (İbr.12:11). Yoldan çıktığımız zamanların bize nelere mal olduğunu hatırlamak, onları tekrarlamamamız konusunda caydırıcı ve sağlıklı engeller oluşturur.

119:68   İngilizce, “Tanrı” (God) ve “iyi” (good) sözcükleri aynı kökten türemiş olabilirler. Tanrı iyidir ve yaptığı her şey de iyidir. İyi olmak için O’nun boyunduruğunu yüklenmeli ve O’ndan öğrenmeliyiz.

119:69   Tanrıtanımazlar, yalanlarıyla bizi lekelemeye çalıştıklarında, Kutsal Kitap’a sadık ve değişmez bir itaat göstererek korunabiliriz.

119:70   Bırakalım dünya sefahat ve zevk içinde yaşasın. Biz doyumumuzu şehvet düşkünlüğünde değil, ruhsal kurallarda buluruz.

119:71   Sıkıntılar yalnızca kısa bir an sürer, ama yararları sonsuzdur. İnsanlar bize zarar vermek için zulmettiklerinde, Tanrı bunu iyiliğe dönüştürür.

119:72   Kutsal Kitap dünyada sahip olduğumuz en değerli maddesel unsurdur. Bir bilgisayara çok fazla bilgi yükleyebiliriz, ama bütün bunlar Kutsal Yazılar’ın değerini veremez.

119:73   Tanrı bizi böylesine harika bir ustalıkla yarattığından, Öğretmenimiz olması gerektiği de doğaldır. Bizi yaratma amacını bulmalı ve bu amaca ulaşmak için sonuna kadar çalışmalıyız.

119:74   Rab İsa için yanıp tutuşan ateşli bir imanlıyla karşılaşmak, insana ruhsal bir canlılık verir. Tanrı’nın sözüne umut bağlayanlar, Kutsal Ruh’la birlikte etkin olurlar.

119:75   Hastalık, sıkıntı ve acılar doğrudan Tanrı’dan kaynaklanmaz, ama Tanrı belirli koşullarda bunlara izin verir ve sonra hepsini kendi amaçları için kullanır. Adaletine ve yaşadığımız her olayda gösterdiği sadakatine güvenmek, ruhsal olgunluk belirtisidir.

119:76   Bizler bir toz kadar güçsüzüz ve bizi desteklemesi için O’nun sevecen sevgisine muhtacız. “Onun için Tanrı’nın lütuf tahtına cesaretle yaklaşalım; öyle ki, yardım gereksindiğimizde merhamet görelim ve lütuf bulalım” (İbr.4:16).

119:77   Tanrı sevecen merhametini her gösterdiğinde, sanki yük altında ezilen kutsala bir yaşam nakli yapılıyor gibidir. Tanrı’nın sözünden zevk alanlar, O’nun sıkıntı içindeyken kendilerine yardım edeceğine güvenebilirler.

119:78   Gelineau, 78’inci ayeti şöyle yorumlar: “Yalanlarıyla bana zarar veren gururluları utandır, ben bu arada senin öğütlerini düşünüyor olacağım.” Tanrı günahın sonucuna izin verir ve mezmur yazarı Tanrı’ya, yalnızca yapacağını söylediği şeyleri yapması için dua eder.

119:79   Tanrı’yı tanıyan ve sözünü seven kişilerle paydaşlık içinde olmayı istemek, ruhsal bir içgüdüdür. Rab’be, kendisinden korkanları yolumuza çıkarması için ne sıklıkta dua ediyoruz?

119:80   Rab’bin kurallarına kusursuz olarak uymayı arzulamamızın pek çok nedeni vardır. Mezmur yazarının burada üzerinde durduğu, günaha düşmenin vermiş olduğu yüreği dağlayan utançtan sakınabilmektir.

119:81   İmanlı, her yönden sıkıştırılmış olabilir, ama ezilmiş değildir; şaşırmıştır, ama çaresiz değildir; kovalanıyordur, ama terk edilmiş değildir; yere yıkılmıştır, ama yok olmuş değildir (2Ko.4:8, 9). Burada, Tanrı’nın kurtarışını özlemektedir, ama umudu hâlâ diridir.

119:82   Tanrı’nın kurtuluş sözünü yerine getirmesini beklerken gözlerinin feri sönse de, “Beni avutacak mısın?” yerine “Ne zaman avutacaksın beni?” şeklinde dua eder.

119:83   Bir şarap tulumu dumanda kaldığında büzülür ve kararır. Benzetme aslında kendini açıklamaktadır. Saldırılara uğrayan imanlı sıkıntıyla kavrulmuş, pörsümüş ve görünüşü bozulmuştur, ancak sahip olduğu sözden destek aldığı sürece umudu vardır.

119:84   En uzun yaşam bile çok kısadır. Sıkıntı günleri gereğinden fazla sürüyor gibidir. Tanrı’nın, zulmedenleri cezalandırma zamanı gelmiştir.

119:85   Bu ayette sözü edilen kişiler, Tanrısız ve yasa tanımaz kişilerdir. Bu iki özellik birbirinden ayrılmaz. Bu kişiler doğruların çukura düşmesi için kötü planlar yaparlar. Bu, Tanrı’nın yasasına uymayı reddettiklerinin bir kanıtıdır.

119:86   Tanrı sözü kadar güvenilebilir başka hiçbir şey yoktur. Zulüm gören halkını kurtaracağını vaat etmiştir. Bu nedenle yalancıların saldırısına uğradığımızda, güvenle şu “altın duayı” edebiliriz: “Yardım et bana!”

119:87   Spurgeon, “Eğer kurallara bağlı kalırsak, vaatler aracılığıyla kurtarılacağız” der. Yaşamda umutsuzluk çizgisinde bulunsak bile, itaatimiz asla değişmemeli. Yardım gelecektir, yalnızca iman etmeliyiz!

119:88   En iyi dua, güçlü bir içsel ihtiyaç sonucu oluşur. Mezmur yazarı burada Tanrı’nın sözüne itaat ederek O’nu yüceltmeyi sürdürebilmesi için Rabden yaşamını korumasını istemektedir.

119:89   İman, belirsiz bir kavram değildir. Evrendeki en belirgin temel olan Kutsal Kitap üzerine inşa edilmiştir. Gökyüzünde sonsuza kadar sabit duran bir söze inanmanın hiçbir tehlikesi olamaz.

119:90   Tanrı’nın sadakati yalnızca sözünde değil, aynı zamanda işlerinde de sergilenir. O’nun sadakati kuşaklar boyu sürer. Bunu, doğanın düzeninde de görebiliriz.

119:91   Gökyüzü ve yeryüzü, O’nun yasalarına itaat eder. Ekin ve hasat zamanı, soğuk ve sıcak, yaz ve kış, gündüz ve gece Tanrı’nın hizmetkârlarıdır ve O’nun kudretli sözü aracılığıyla ayakta dururlar.

119:92   Barnes şu yorumda bulunur:

“Çok erdemli, ama çok sıkıntı çeken bir adam bir gün bana, ‘Bugüne kadar binlerce kez iflas etmiş olmalıydım, ama Tanrı’nın şu sözü beni yönlendirdi: Sonsuz Tanrı sığınağındır ve seni sonsuz kollarında tutar.’” 5

119:93   Kutsal Yazılar’ın gücünü yaşamlarında görmüş olanlar, onları kolay kolay unutamazlar. Bizler, “Ölümlü değil, ölümsüz bir tohumdan, yani Tanrının diri ve kalıcı sözü aracılığıyla yeniden doğduk” (1Pe.1:23).

119:94   Günahın cezasından kurtarıldıktan sonra bile, gün be gün günahın kirliliğinden ve zararından kurtarılmaya gereksinim duyarız. Tanrı’nın kurallarını ve kendi yüreklerimizi tanımak, günahın gücünden de kurtarılmaya duyduğumuz gereksinimin farkına varmamızı sağlar.

119:95   Kötülerin saldırılarından korunmanın tek yolu, sade ve dürüst bir yaşam sürmektir. Yaşamlarımızda O etkin olduğu sürece, düşmanlıklarla karşılaşmamız doğaldır. Ancak Tanrı’nın sözü üzerinde düşündüğümüzde güç ve teselli buluruz.

119:96   Bu dünyada kusursuz olan şeyler bile son bulur, ama Tanrı sözü mükemmel ve sınırsızdır. Kutsal Kitap’ı ne kadar çok bilirsek, zayıflıklarımızın o kadar çok farkına varırız.

119:97   Rab’bi sevenlerin O’nun sözünü de seveceklerine kuşku yoktur. Bu sevgi kendisini, her fırsatta Tanrı sözü üzerinde düşünmekle gösterecektir. Bu düşünceler içindeyken Kutsal Yazılar’daki yeni güzellik ve harikaları aniden keşfederiz.

119:98   Alçakgönüllü imanlı, dizlerinin üstündeyken, ayak parmaklarının ucunda yükselmiş düşmanlarından daha fazlasını görebilir.

119:99   Eğer öğretmen kendini beğenmeye başlayıp kazandığı üne önem verirse, sürekli Tanrı sözü üzerinde düşünen daha genç bir insanın gerisinde kalacaktır.

119:100   Bu, kulağa sorumsuzca bir öğünme gibi gelebilir, ama böyle değildir. Önemli olan, bir kişinin yaşı ya da zekası değil, itaatidir. Bu nedenle gençlerin yaşlılardan daha çok itaat etmeleri mümkündür.

119:101   Burada eyleme dökülen itaati görürüz. Mezmur yazarı, Tanrı’nın sözünü tutmak için her kötü yoldan sonuna kadar sakınır.

119:102   Kutsal Kitap’ın kutsallaştırıcı etkisi büyüktür. Sayfaları aracılığıyla Rab tarafından öğretilen sözlerle günaha karşı nefret ve kutsallığa karşı sevgi geliştiririz.

119:103   Elbette, Kutsal Kitap saf bir zevk kaynağıdır. Dünyadaki hiçbir kitap böylesine zevk vermez. Bal tatlıdır, ama Tanrı’nın sözü daha tatlıdır.

119:104   Sahte parayı ayırt etmek için gerçek paralar üzerinde inceleme yapılır. Aynı şekilde, gerçeği bilmek bizi her yanlış yoldan uzaklaştırır.

119:105   Kutsal Kitap belirli davranışları yasaklayarak yol gösterir. Doğru yolu göstererek bize rehberlik eder. Bu ışığa ne kadar da çok şey borçluyuz.

119:106   Burada Kutsal Yazılar’a itaat etme konusunda kutsal bir kararlılık görülür. İtaat konusundaki bu kararlılık, Tanrı’nın yüceliği, bizim iyiliğimiz ve diğer kişilerin bereketi içindir.

119:107   Spurgeon şöyle der:

Bir önceki ayette mezmur yazarı, Tanrı’nın bir askeri olarak ant içer ve göreve başlatılır. Bu ayette bir asker olarak acı çekmeye çağrılmıştır. Rab’bin hizmeti bizi denemelerden korumaz, aksine denemelerle karşılaşmamızı sağlar. 6

119:108   Rab’bin önüne kâhinler ve öğrenciler olarak geliriz. Kâhinler olarak, Tanrı’ya, O’nun adını açıkça anan dudaklarımızın meyvesini, yani övgü kurbanları sunarız (İbr.13:15). Öğrenciler olarak yüreklerimizi ve zihinlerimizi O’nun tanrısal hükümlerine açarız.

119:109   Yaşamımız daima tehlikedeyse, Tanrı’nın yasasını hatırlamak bize güvenlik ve koruma sağlar. Zor zamanlarda Tanrı’nın sözünü anımsamamak, bedeli ne olursa olsun kaçınılması gereken bir davranıştır.

119:110   Tanrı’nın sözünü iyi bilenler Şeytan’ın planlarından haberdardırlar. Çok basit bir şekilde, yalnızca Kutsal Kitap’a itaat ederek gizli tuzaklardan sakınabilirler.

119:111   Kutsal Yazılar, değeri sonsuz bir mirasa benzeyen değerli mallar olarak görülmelidir. Bir mirasçının kendisine servet kaldığını öğrendiğinde ne kadar sevindiğini bir düşünün. Buna göre, bizim de kitapların Kitabı’na sahip olmakla duyacağımız sevinç çok daha fazla olmalıdır.

119:112   Sözün değerini fark etmiş olan herkes, yaşamının sonuna kadar söze itaat etmeye kararlı olmalıdır. Bu konuda tatil yapılamaz, itaat okulunda ara vermek yoktur.

119:113   Moffat bu ayeti şöyle çevirir: “Döneklerden tiksinir, senin yasanı severim.” Kararsız kişiler bazen Tanrı’dan yana, bazen de dünyadan yana tavır alırlar. Bir söyledikleri diğerini tutmaz ve Tanrı’nın yasasına ihanet ederler.

119:114   İzlendiğimizde Rab saklanacağımız yerdir. Saldırıya uğradığımızda ise, kalkanımızdır. O’nun sözüne umut bağlayanlar asla hayal kırıklığına uğramayacaklardır, çünkü O aldatmaz ya da aldatılamaz.

119:115   Tanrımız’ın buyruklarını yerine getirmeyen kişilerden uzak dururuz. Onların günahlı yollarından ayrılırken, aynı zamanda Tanrı’nın iyi haberini onlarla paylaşmak için iletişimimizi sürdürmeliyiz.

119:116   Bu duadaki düşünce şudur: “Sözün uyarınca bana destek ol. Aksi takdirde insanlar beni bıraktığını düşünecekler ve bu nedenle benim umudum boşa çıkacak.”

119:117   Ancak Rab bizi sıkı tutarsa kurtuluruz. Eğer Tanrı bizden yana olursa güvende oluruz. Ama bize düşen O’nun kurallarını sürekli dikkate almaktır.

119:118   Rab kurallarından sapanları reddeder. Görünürdeki akıllılıklarının bir gün gerçek ışık altında akılsızlık olduğu ortaya çıkacaktır.

119:119   Tanrı’nın sözü, O’nun yeryüzündeki kötüleri bir cüruf gibi atacağını öğretir. Eğer günaha karşı adil davranmasaydı, O’nun yazılı sözüne saygı duyamazdık.

119:120   Tanrı’nın kötüleri yargıladığını düşündüğümüzde dehşetle ürperebiliriz. Ancak Barnes aynı zamanda şunları söyler: “Bizler O’nun yasasının kesinliği, ruhsallığı ve ciddiyeti önünde saygıyla dolarız.”

119:121   Mezmur yazarının ricası, adil ve doğru olanı yaptığı için değişmeyen, genel bir kural olarak anlaşılmalıdır. Dürüst yaşamı kurtuluşunun bir ürünü olduğundan, Rab’den kendisini düşmanlarına terk etmemesini istemek için haklı bir nedeni vardır.

119:122   Güven altında olan, kendisini temsil eden bir başkasının tarafını tutandır. Golgota’da bizim güvencemiz Olan, yaşam boyunca bizim davamız için yalvarır ve küstah zalimleri uzak tutar.

119:123   Burada Tanrı’nın kurtarışını gözlerinin feri sönünceye kadar bekleyen birinden söz edilir. Tanrı’nın kendi hakkını savunacağına ilişkin verdiği adil sözün gerçekleşmesini tükeninceye kadar beklemiştir.

119:124   121’inci ayette adalet için yakarış gibi görünen bir ricaya rağmen, burada kendisini tamamıyla Rab’bin merhamet ya da lütfuna emanet eder. O’nun merhametinin göstergesinin bir şekli de, lütufkâr bir biçimde öğretmesidir. “Bana kurallarını öğret.”

119:125   Bir hizmetkâr efendisini ne kadar iyi tanırsa, ona o kadar yararlı olabilir. Bu nedenle Tanrı’nın sözünde açıklanan, Tanrı’nın düşüncesini anlamaya ihtiyaç duyarız.

119:126   Bu, bir düşünce değişimidir. Hizmetkâr şimdi Efendisi’nin eyleme geçmesi için çağrıda bulunur, çünkü O’nun yasası ihlal edilmiştir. Her karanlık dönemde Tanrı halkının feryadı, “Ya RAB, harekete geçmenin zamanıdır” olmuştur.

119:127   Kutsal Kitap’ın bizim için ne kadar değerli olduğunun bir başka kanıtı da, onu okumak için ayırdığımız zamandır. Eğer ona saf altından daha fazla değer veriyorsak, kabı yırtılacak ve sayfaları yıpranacaktır.

119:128   Kitap’a verdiğimiz değerin bir başka kanıtı da onun sözlerine ne ölçüde itaat edeceğimizdir. Söylediklerini yapmadıkça ve yanlış her yoldan nefret etmedikçe, kendimizi kandırmış oluruz.

119:129   Tanrı sözü, sonsuzluğu, saflığı, dakikliği, uyumu, evrensel saygınlığı, gücü ve yeterliliğiyle harikadır. Böyle bir kitap, okunmaya ve tavsiye edilmeye layıktır.

119:130   Sözlerinin açıklanışı aydınlık saçar. Uluslar, aileler ya da bireyler aydınlanır. Kutsal Kitap’ın bütün dünyayı kutsal kılan etkisi konusunda bilgimiz azdır. Saf olduklarını kabul edenlere, yardıma ihtiyaç duyanlara bilgelik verir.

119:131   Hepimizin ihtiyacı olan, Tanrı sözüne duyacağımız büyük susuzluktur. “Yeni doğmuş bebekler gibi, hilesiz sütü andıran Tanrı sözünü özleyin” (1Pe.2:2).

119:132   Sürekli tekrarlanan bu merhamet dileklerinden sıkılabiliriz; ama mezmur yazarı sıkılmadı ve Tanrı da sıkılmaz. Bu yaşamda O’nun lütfuna ihtiyaç duymayacağımız hiçbir yer ve zaman yoktur.

119:133   Burada kutsallık madalyonunun iki yüzünü görürüz: Adımlarımızın Tanrı sözüyle uyumlu olarak pekiştirilmesi ve içimizde konut kurmuş günahın gücünden kurtarılmamız.

119:134   Bu duanın ilk bölümü tanıdıktır. Her birimiz insan baskısından kurtarılmak isteriz. Burada alışılmamış olan amaca dikkat edelim: “Koşullarına uyabileyim.”

119:135   Rab’be hizmet ederken O’ndan iyiliğine, varlığına ve gücüne ilişkin belirtileri isteyebiliriz. O, dualarımızı yanıtlarken bizi nasıl teşvik edeceğini bilir. Bizler de hiçbir zaman daha fazla şey öğrenme arzumuzu yitirmemeliyiz.

119:136   Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden. Bu, büyük bir acı ve üzüntünün etkileyici ifadesidir! Nedenine gelince; mezmur yazarına haksızlık mı yapılmıştır? Hayır, insan Tanrı’nın yasasına uymadığı için O’nun adını lekelemiştir.

Stabat Mater adlı kitabın yazarı olan Bendetti, bir gün ağlarken görülmüştü. Gözyaşlarının nedeni sorulduğunda şöyle yanıt verdi: “Ağlıyorum, çünkü Sevgi, sevilmeyenlerin peşini bırakmıyor.” 7

119:137   Kutsal Kitap’ın yazarı adildir, bu nedenle kitabın da doğru olması şaşırtıcı değildir. Çoğumuz bunu biliriz, ancak ne kadar az kişi Rab’be bunun için teşekkür eder ya da bir övgü ve tapınma eylemi aracılığıyla O’na yönelir.

119:138   Tanrı’nın söylediği her şey doğru ve güvenilirdir. Tanrı’nın sözüne inanmak saygıya değer bir eylem değil, yalnızca bir sağduyu eylemidir.

119:139   Barnes bu konuyu şöyle yorumlar:

Bir imanlının zalim, iftiracı ve küfürbazların davranışlarıyla karşılaştığında kendisini incitmiş olmalarından çok Tanrı’nın yasasını ihlal etmiş olduklarına üzülmesi, insan ruhunun kazandığı büyük zaferi gösterir. 8

 119:140   Kutsal Kitap denenmiş bir kitaptır. Binlerce kişi onun vaatlerini denemiş ve gerçek olduklarını görmüştür. “Tanrı’nın sözü insanların nefretine, hainlerin alaylarına ve günümüz eleştirmenlerinin dünyasal bilgeliğine karşı ayakta kalmıştır” (Scripture Union).

119:141   Düşmanlarının gözünde mezmur yazarı değersiz ve önemsizdir. Ama insanların onu aşağılaması, onun Kutsal Kitap’a sarılmasına engel olmaz.

119:142   Tanrı’nın adaleti geçici bir heves olmayıp sonsuza dek doğrudur. Kutsal Kitap’ın gerçeği içerdiğini söylemek yeterli olmaz; Kutsal Kitap gerçektir. Tanrı’nın her sözü gerçektir.

119:143   Yazar sıkıntı ve darlık içindeydi, ancak Tanrı’nın sözü yardımıyla gözyaşlarının arasından gökkuşağını izleyebildi.

119:144   Tanrı’nın öğütleri yalnız bugün için değil, sonsuza dek doğrudur. Onları ne kadar iyi anlarsak, hem yeryüzü hem de gökyüzündeki yaşamdan o kadar çok zevk alacağız.

119:145   “Haykırmak” sözcüğü bu kısmın anahtar sözcüğüdür. 9 Burada, RAB’be güvenen bir yüreğin yardım yakarışını okuruz. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı, yürekten dilenen ve O’nun isteğini yerine getirmek için duyulan arzuyu ifade eden duaları yanıtlar.

119:146   Petrus gibi dalgaları görüp batmaya başladığımızda, O’na hemen şu kısa duayı edebiliriz: “Kurtar beni.” O zaman Rab ilerlememiz için bizi ayağa kaldırır ve tekrar O’nun için yaşamamızı mümkün kılar.

119:147   Weigle bu konuda şunları yazar: “Bu, şafak sökmeden önce dua etmek için kalkan inançlı birinin adanmış alışkanlıklarının tanımıdır.” Tarzımız şöyle olmalı: “Kutsal Kitap yoksa, kahvaltı da yok.”

119:148   Uykusuz geçen geceler bile, gece boyunca Tanrı sözü düşünüldüğünde yararlı hale gelebilir. Rab’bin bize “karanlığın hazinelerini” vermesi ender gerçekleşen bir durum değildir.

119:149   Dua ederek Tanrı’nın huzuruna hemen o anda girebileceğimize ilişkin harika gerçeği asla unutmamalıyız. Mezmur yazarı gibi, Tanrı’nın sevgisinin ve adaletinin yaşamlarımızı koruması için yalvarabiliriz.

119:150   Düşman yakındadır. Tanrı’nın hizmetkârına zarar vermeye niyetlenmiştir. Tanrı’nın yasasının yetkisini reddederlerse hiçbir yere varamayacaklardır.

119:151   Ama Rab yakındır ve Tanrı’yla bir olanın gücü üstün gelir. “Hiçbir düşman bize zarar veremez, hiçbir korku bizi sıkıntıya sürükleyemez; biz kazanan taraftayız.” Tanrı’nın sözü gerçektir ve Tanrı kendisine ait olanları asla terk etmeyecektir.

119:152   Tanrı sözünün sonsuza kadar kalıcı olduğunu bilmek harika bir tesellidir. “Kuşku ve korku fırtınaları çevremizi sardığında, Tanrı’nın diri sözü aracılığıyla ayakta kalırız.”

119:153   Rab gerçekten de çektiğimiz sıkıntıyı görür. “Yüreği parçalayan her acıda, Acılar Adamı’nın bir payı bulunur.” O, kendisine ve sözüne güvenenleri kurtarmak için gelir.

119:154   Yazar Tanrı’dan davasını savunmasını ve kendisini özgür kılmasını ister. Kendisine karşı çok üzücü suçlamalar yapılmıştır; bir avukata ihtiyacı vardır. Gördüğü zulümlerle tükenme noktasına gelmiştir; yenilenmeye ihtiyaç duymaktadır.

119:155   Tanrı, insanları iradelerine rağmen kurtarmaz. Cenneti, orada olmak istemeyenlerle doldurmayacaktır. Tanrı sözünü dinlemeyi reddeden kişiler için kurtuluş yoktur.

119:156   Tanrı’nın merhametini yeterince tanımlayabilecek hiçbir insan var olmamıştır. Yakarışlarımız O’nun merhametinin gücünü azaltmaz. Zulüm gören mezmur yazarı yaşamak için merhamet diler. Onu öldürecek kişilerden canını korumasını bekler.

119:157   Bu ayetlerin çoğu, elbette Rab İsa’da tam olarak gerçekleşir. Çevresindeki zulüm ve düşmanlara rağmen, O yine de Babası’nın öğütlerine sadık kalmıştır.

119:158   Kendisine yapılan hakaretlerden çok Tanrı’ya yapılan hakaretlere üzülmek, ruhsal olgunluk belirtisidir. Rab için duyulan gayretin ateşiyle tükenirler!

119:159   153a. ayetinde, mezmur yazarı şunlar yazmıştı: “Çektiğim sıkıntıyı gör.” Bunun anlamı Tanrı sözüne uymayanlar yüzünden çektiği sıkıntıdır. Aynı zamanda bu bölümde, canının korunması için üçüncü kez dua eder (154, 156’ncı ayetler).

119:160   Tanrı sözünün temeli gerçektir. Her vaat mutlaka gerçekleşecektir. “Yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak” (Mat.5:18).

119:161   Önderler yok yere Tanrı’nın hizmetkârlarına zulmetmişlerdir. Ancak Tanrı sözüne duyulan saygı, sadıkları Rab’be ihanet etmekten korur.

119:162   Kutsal Kitap’ı araştıran ve harika ruhsal zenginlikleri bulan kişi, gizli bir hazineyi keşfetmenin heyecanını yaşar.

119:163   Tanrı sözünü bilmek bize, Tanrı’nın sevdiğini (Yasa) sevmeyi, nefret ettiğinden nefret etmeyi (yalan) öğretir. Tanrı’nın yasasını seven, Tanrı’nın düşüncelerine sahip olacaktır.

119:164   Yedi rakamı mükemmellik ya da bütünlüğü simgelediğinden, mezmur yazarının Rab’bi doğru hükümleri için bütün yüreğiyle ve sürekli övdüğünü anlarız.

119:165   Söz, karmaşa içindeki dünyada bize esenlik verir ve ayartıdan korunma sağlar. Bu ayet, imanlıların üzüntü ya da sıkıntıdan özgür oldukları anlamına gelmez; Yasa’ya itaat ederek günahın tuzaklarından sakınmaktadırlar.

119:166   Mezmur 37:3’de şunlar yazar: “Sen RAB’be güven, iyilik yap.” Mezmur yazarı burada bu öğüdü izlemiş olduğunu söyler. Önce iman, sonra da imanın ürünü olan işler gelir.

119:167   Malaki’nin yaşadığı dönemdeki insanlar itaat etmeyi yorucu bulurlardı (Mal.1:13). Ancak yazar böyle düşünmemektedir. Söze itaat ettikçe daha da çok sevmektedir.

119:168   Bu kısımdaki bu son üç ayet, Kutsal Kitap’a itaatin uygulanma sından söz eder. Eğer bunu sıradan bir imanlıya atfetmek konuyu uzatmak gibi görünüyorsa, bu ayetleri Kurtarıcımız’ın sözleri olarak düşünün; sorun ortadan kalkacaktır.

119:169   Mezmur bitmek üzereyken, Tanrı’ya feryatlar yükselir. Rica ve istek bildiren ifadelere yedi kez rastlanır. Önce feryadın Rab’be erişmesi için yalvarılır, sonra da gerçek ruhsal anlayış istenir.

119:170   Bu ayetlerde düşman uzakta değil gibi görünmektedir. Bu nedenle, kurtarılma ricası, Tanrı’nın vaadiyle uyumlu olarak tekrarlanır.

119:171   Tanrı’nın kurallarının öğrenilmesine duyulan istek artar, ama bu, gurura yol açmamalıdır. Amaç, Rab’bi övmek ve O’na hayranlık duymaktır.

119:172   Önemsiz ve kalıcı olmayan konular hakkında konuşmak yerine, ruhsal konularda konuşmak için kendimizi eğitmeliyiz. Tanrı’nın bütün buyrukları adil ve doğrudur.

119:173   Öğütlerini tutan birini kurtarmak için gökten elini uzatan Her Şeye Gücü Yeten’in çivilerle delinmiş eli ne güzel bir görüntüdür.

119:174   Kurtuluşun tadını çıkarıyoruz. Ama İsa tekrar geldiğinde günahın varlığından kurtulmayı da özlemle bekliyoruz. Bu arada Kutsal Kitap’ı okumak ve ona itaat etmek bizim için büyük zevktir.

119:175   Yalnızca hizmet etmek için değil, aynı zamanda O’nu daha çok övmek için de kurtarıldık. Her hastalık ya da kazadan kurtarılmak, O’na tapınmak ve yardım isteme dualarımızı sürdürmek için yeni bir neden oluşturmalıdır.

119:176   Bu, mezmurdaki birkaç günah itirafından biridir. Kutsal göğe alınarak yüksekten uçtuğumuz zamanlar olabilir, ama günahlarımız ve hak etmediğimiz iyilikle ilgili alçakgönüllü itiraflarda da bulunmalıyız.

 

Kutsal Kitap

1 Ne mutlu yolları temiz olanlara,
RABbin yasasına göre yaşayanlara! 119. Mezmur akrostiş biçimde yazılmış bir şiirdir.
2 Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara,
Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!
3 Hiç haksızlık etmezler,
Onun yolunda yürürler.
4 Koyduğun koşullara
Dikkatle uyulmasını buyurdun.
5 Keşke kararlı olsam
Senin kurallarına uymakta!
6 Hiç utanmayacağım,
Bütün buyruklarını izledikçe.
7 Şükredeceğim sana temiz yürekle,
Adil hükümlerini öğrendikçe.
8 Kurallarını yerine getireceğim,
Bırakma beni hiçbir zaman!
9 Genç insan yolunu nasıl temiz tutar?
Senin sözünü tutmakla.
10 Bütün yüreğimle sana yöneliyorum,
İzin verme buyruklarından sapmama!
11 Aklımdan çıkarmam sözünü,
Sana karşı günah işlememek için.
12 Övgüler olsun sana, ya RAB,
Bana kurallarını öğret.
13 Ağzından çıkan bütün hükümleri
Dudaklarımla yineliyorum.
14 Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken,
Sanki benim oluyor bütün hazineler.
15 Koşullarını derin derin düşünüyorum,
Yollarını izlerken.
16 Zevk alıyorum kurallarından,
Sözünü unutmayacağım.
17 Ben kuluna iyilik et ki yaşayayım,
Sözüne uyayım.
18 Gözlerimi aç,
Yasandaki harikaları göreyim.
19 Garibim bu dünyada,
Buyruklarını benden gizleme!
20 İçim tükeniyor,
Her an hükümlerini özlemekten.
21 Buyruklarından sapan
Lanetli küstahları azarlarsın.
22 Uzaklaştır benden küçümsemeleri, hakaretleri,
Çünkü öğütlerini tutuyorum.
23 Önderler toplanıp beni kötüleseler bile,
Ben kulun senin kurallarını derin derin düşüneceğim.
24 Öğütlerin benim zevkimdir,
Bana akıl verirler.
25 Toza toprağa serildim,
Sözün uyarınca yaşam ver bana.
26 Yaptıklarımı açıkladım, beni yanıtladın;
Kurallarını öğret bana!
27 Koşullarını anlamamı sağla ki,
Harikalarının üzerinde düşüneyim.
28 İçim eriyor kederden,
Sözün uyarınca güçlendir beni!
29 Yalan yoldan uzaklaştır,
Yasan uyarınca lütfet bana.
30 Ben sadakat yolunu seçtim,
Hükümlerini uygun gördüm.
31 Öğütlerine dört elle sarıldım, ya RAB,
Utandırma beni!
32 İçime huzur verdiğin için
Buyrukların doğrultusunda koşacağım.
33 Kurallarını nasıl izleyeceğimi öğret bana, ya RAB,
Öyle ki, onları sonuna kadar izleyeyim.
34 Anlamamı sağla, yasana uyayım,
Bütün yüreğimle onu yerine getireyim.
35 Buyrukların doğrultusunda yol göster bana,
Çünkü yolundan zevk alırım.
36 Yüreğimi haksız kazanca değil,
Kendi öğütlerine yönelt.
37 Gözlerimi boş şeylerden çevir,
Beni kendi yolunda yaşat.
38 Senden korkulması için
Ben kuluna verdiğin sözü yerine getir.
39 Korktuğum hakaretten uzak tut beni,
Çünkü senin ilkelerin iyidir.
40 Çok özlüyorum senin koşullarını!
Beni doğruluğunun içinde yaşat!
41 Bana sevgini göster, ya RAB,
Sözün uyarınca kurtar beni!
42 O zaman beni aşağılayanlara
Gereken yanıtı verebilirim,
Çünkü senin sözüne güvenirim.
43 Gerçeğini ağzımdan düşürme,
Çünkü senin hükümlerine umut bağladım.
44 Yasana sürekli,
Sonsuza dek uyacağım.
45 Özgürce yürüyeceğim,
Çünkü senin koşullarına yöneldim ben.
46 Kralların önünde senin öğütlerinden söz edecek,
Utanç duymayacağım.
47 Senin buyruklarından zevk alıyor,
Onları seviyorum.
48 Saygı ve sevgi duyuyorum buyruklarına,
Derin derin düşünüyorum kurallarını.
49 Kuluna verdiğin sözü anımsa,
Bununla umut verdin bana.
50 Acı çektiğimde beni avutan budur,
Sözün bana yaşam verir.
51 Çok eğlendiler küstahlar benimle,
Yine de yasandan şaşmadım.
52 Geçmişte verdiğin hükümleri anımsayınca,
Avundum, ya RAB.
53 Çileden çıkıyorum,
Yasanı terk eden kötüler yüzünden.
54 Senin kurallarındır ezgilerimin konusu,
Konuk olduğum bu dünyada.
55 Gece adını anarım, ya RAB,
Yasana uyarım.
56 Tek yaptığım,
Senin koşullarına uymak.
57 Benim payıma düşen sensin, ya RAB,
Sözlerini yerine getireceğim, dedim.
58 Bütün yüreğimle sana yakardım.
Lütfet bana, sözün uyarınca.
59 Tuttuğum yolları düşündüm,
Senin öğütlerine göre adım attım.
60 Buyruklarına uymak için
Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.
61 Kötülerin ipleri beni sardı,
Yasanı unutmadım.
62 Doğru hükümlerin için
Gece yarısı kalkıp sana şükrederim.
63 Dostuyum bütün senden korkanların,
Koşullarına uyanların.
64 Yeryüzü sevginle dolu, ya RAB,
Kurallarını öğret bana!
65 Ya RAB, iyilik ettin kuluna,
Sözünü tuttun.
66 Bana sağduyu ve bilgi ver,
Çünkü inanıyorum buyruklarına.
67 Acı çekmeden önce yoldan sapardım,
Ama şimdi sözüne uyuyorum.
68 Sen iyisin, iyilik edersin;
Bana kurallarını öğret.
69 Küstahlar yalanlarla beni lekeledi,
Ama ben bütün yüreğimle senin koşullarına uyarım.
70 Onların yüreği yağ bağladı,
Bense zevk alırım yasandan.
71 İyi oldu acı çekmem;
Çünkü kurallarını öğreniyorum.
72 Ağzından çıkan yasa benim için
Binlerce altın ve gümüşten daha değerlidir.
73 Senin ellerin beni yarattı, biçimlendirdi.
Anlamamı sağla ki buyruklarını öğreneyim.
74 Senden korkanlar beni görünce sevinsin,
Çünkü senin sözüne umut bağladım.
75 Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir;
Bana acı çektirirken bile sadıksın.
76 Ben kuluna verdiğin söz uyarınca,
Sevgin beni avutsun.
77 Sevecenlik göster bana, yaşayayım,
Çünkü yasandan zevk alıyorum.
78 Utansın küstahlar beni yalan yere suçladıkları için.
Bense senin koşullarını düşünüyorum.
79 Bana dönsün senden korkanlar,
Öğütlerini bilenler.
80 Yüreğim kusursuz uysun kurallarına,
Öyle ki, utanç duymayayım.
81 İçim tükeniyor senin kurtarışını özlerken,
Senin sözüne umut bağladım ben.
82 Gözümün feri sönüyor söz verdiklerini beklemekten,
‹‹Ne zaman avutacaksın beni?›› diye soruyorum.
83 Dumandan kararmış tuluma döndüm,
Yine de unutmuyorum kurallarını.
84 Daha ne kadar bekleyecek kulun?
Ne zaman yargılayacaksın bana zulmedenleri?
85 Çukur kazdılar benim için
Yasana uymayan küstahlar.
86 Bütün buyrukların güvenilirdir;
Haksız yere zulmediyorlar, yardım et bana!
87 Nerdeyse sileceklerdi beni yeryüzünden,
Ama ben senin koşullarından ayrılmadım.
88 Koru canımı sevgin uyarınca,
Tutayım ağzından çıkan öğütleri.
89 Ya RAB, sözün
Göklerde sonsuza dek duruyor.
90 Sadakatin kuşaklar boyu sürüyor,
Kurduğun yeryüzü sapasağlam duruyor.
91 Bugün hükümlerin uyarınca ayakta duran her şey
Sana kulluk ediyor.
92 Eğer yasan zevk kaynağım olmasaydı,
Çektiğim acılardan yok olurdum.
93 Koşullarını asla unutmayacağım,
Çünkü onlarla bana yaşam verdin.
94 Kurtar beni, çünkü seninim,
Senin koşullarına yöneldim.
95 Kötüler beni yok etmeyi beklerken,
Ben senin öğütlerini inceliyorum.
96 Kusursuz olan her şeyin bir sonu olduğunu gördüm,
Ama senin buyruğun sınır tanımaz.
97 Ne kadar severim yasanı!
Bütün gün düşünürüm onun üzerinde.
98 Buyrukların beni düşmanlarımdan bilge kılar,
Çünkü her zaman aklımdadır onlar.
99 Bütün öğretmenlerimden daha akıllıyım,
Çünkü öğütlerin üzerinde düşünüyorum.
100 Yaşlılardan daha bilgeyim,
Çünkü senin koşullarına uyuyorum.
101 Sakınırım her kötü yoldan,
Senin sözünü tutmak için.
102 Ayrılmam hükümlerinden,
Çünkü bana sen öğrettin.
103 Ne tatlı geliyor verdiğin sözler damağıma,
Baldan tatlı geliyor ağzıma!
104 Senin koşullarına uymakla bilgelik kazanıyorum,
Bu yüzden nefret ediyorum her yanlış yoldan.
105 Sözün adımlarım için çıra,
Yolum için ışıktır.
106 Adil hükümlerini izleyeceğime ant içtim,
Andımı tutacağım.
107 Çok sıkıntı çektim, ya RAB;
Koru hayatımı sözün uyarınca.
108 Ağzımdan çıkan içten övgüleri
Kabul et, ya RAB,
Bana hükümlerini öğret.
109 Hayatım her an tehlikede,
Yine de unutmam yasanı.
110 Kötüler tuzak kurdu bana,
Yine de sapmadım senin koşullarından.
111 Öğütlerin sonsuza dek mirasımdır,
Yüreğimin sevincidir onlar.
112 Kararlıyım
Sonuna kadar senin kurallarına uymaya.
113 Döneklerden tiksinir,
Senin yasanı severim.
114 Sığınağım ve kalkanım sensin,
Senin sözüne umut bağlarım.
115 Ey kötüler, benden uzak durun,
Tanrımın buyruklarını yerine getireyim.
116 Sözün uyarınca destek ol bana, yaşam bulayım;
Umudumu boşa çıkarma!
117 Sıkı tut beni, kurtulayım,
Her zaman kurallarını dikkate alayım.
118 Kurallarından sapan herkesi reddedersin,
Çünkü onların hileleri boştur.
119 Dünyadaki kötüleri cüruf gibi atarsın,
Bu yüzden severim senin öğütlerini.
120 Bedenim ürperiyor dehşetinden,
Korkuyorum hükümlerinden.
121 Adil ve doğru olanı yaptım,
Gaddarların eline bırakma beni!
122 Güven altına al kulunun mutluluğunu,
Baskı yapmasın bana küstahlar.
123 Gözümün feri sönüyor,
Beni kurtarmanı,
Adil sözünü yerine getirmeni beklemekten.
124 Kuluna sevgin uyarınca davran,
Bana kurallarını öğret.
125 Ben senin kulunum, bana akıl ver ki,
Öğütlerini anlayabileyim.
126 Ya RAB, harekete geçmenin zamanıdır,
Yasanı çiğniyorlar.
127 Bu yüzden senin buyruklarını,
Altından, saf altından daha çok seviyorum;
128 Koyduğun koşulların hepsini doğru buluyorum,
Her yanlış yoldan tiksiniyorum.
129 Harika öğütlerin var,
Bu yüzden onlara candan uyuyorum.
130 Sözlerinin açıklanışı aydınlık saçar,
Saf insanlara akıl verir.
131 Ağzım açık, soluk soluğayım,
Çünkü buyruklarını özlüyorum.
132 Bana lütufla bak,
Adını sevenlere her zaman yaptığın gibi.
133 Adımlarımı pekiştir verdiğin söz uyarınca,
Hiçbir suç bana egemen olmasın.
134 Kurtar beni insan baskısından,
Koşullarına uyabileyim.
135 Yüzün aydınlık saçsın kulunun üzerine,
Kurallarını öğret bana.
136 Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden,
Çünkü uymuyorlar yasana.
137 Sen adilsin, ya RAB,
Hükümlerin doğrudur.
138 Buyurduğun öğütler doğru
Ve tam güvenilirdir.
139 Gayretim beni tüketti,
Çünkü düşmanlarım unuttu senin sözlerini.
140 Sözün çok güvenilirdir,
Kulun onu sever.
141 Önemsiz ve horlanan biriyim ben,
Ama koşullarını unutmuyorum.
142 Adaletin sonsuza dek doğrudur,
Yasan gerçektir.
143 Sıkıntıya, darlığa düştüm,
Ama buyrukların benim zevkimdir.
144 Öğütlerin sonsuza dek doğrudur;
Bana akıl ver ki, yaşayayım.
145 Bütün yüreğimle haykırıyorum,
Yanıtla beni, ya RAB!
Senin kurallarına uyacağım.
146 Sana sesleniyorum,
Kurtar beni,
Öğütlerine uyayım.
147 Gün doğmadan kalkıp yardım dilerim,
Senin sözüne umut bağladım.
148 Verdiğin söz üzerinde düşüneyim diye,
Gece boyunca uyku girmiyor gözüme.
149 Sevgin uyarınca sesime kulak ver,
Hükümlerin uyarınca, ya RAB, yaşam ver bana!
150 Yaklaşıyor kötülük ardınca koşanlar,
Yasandan uzaklaşıyorlar.
151 Oysa sen yakınsın, ya RAB,
Bütün buyrukların gerçektir.
152 Çoktan beri anladım
Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.
153 Çektiğim sıkıntıyı gör, kurtar beni,
Çünkü yasanı unutmadım.
154 Davamı savun, özgür kıl beni,
Sözün uyarınca koru canımı.
155 Kurtuluş kötülerden uzaktır,
Çünkü senin kurallarına yönelmiyorlar.
156 Çok sevecensin, ya RAB,
Hükümlerin uyarınca koru canımı.
157 Bana zulmedenler, düşmanlarım çok,
Yine de sapmadım senin öğütlerinden.
158 Tiksinerek bakıyorum hainlere,
Çünkü uymuyorlar senin sözüne.
159 Bak, ne kadar seviyorum koşullarını,
Sevgin uyarınca, ya RAB, koru canımı.
160 Sözlerinin temeli gerçektir,
Doğru hükümlerinin tümü sonsuza dek sürecektir.
161 Yok yere zulmediyor bana önderler,
Oysa yüreğim senin sözünle titrer.
162 Ganimet bulan biri gibi
Verdiğin sözlerde sevinç bulurum.
163 Tiksinir, iğrenirim yalandan,
Ama senin yasanı severim.
164 Doğru hükümlerin için
Seni günde yedi kez överim.
165 Yasanı sevenler büyük esenlik bulur,
Hiçbir şey sendeletmez onları.
166 Ya RAB, kurtarışına umut bağlar,
Buyruklarını yerine getiririm.
167 Öğütlerine candan uyar,
Onları çok severim.
168 Öğütlerini, koşullarını uygularım,
Çünkü bütün davranışlarımı görürsün sen.
169 Feryadım sana erişsin, ya RAB,
Sözün uyarınca akıl ver bana!
170 Yalvarışım sana ulaşsın;
Verdiğin söz uyarınca kurtar beni!
171 Dudaklarımdan övgüler aksın,
Çünkü bana kurallarını öğretiyorsun.
172 Dilimde sözün ezgilere dönüşsün,
Çünkü bütün buyrukların doğrudur.
173 Elin bana yardıma hazır olsun,
Çünkü senin koşullarını seçtim ben.
174 Kurtarışını özlüyorum, ya RAB,
Yasan zevk kaynağımdır.
175 Beni yaşat ki, sana övgüler sunayım,
Hükümlerin bana yardımcı olsun.
176 Kaybolmuş koyun gibi avare dolaşıyordum;
Kulunu ara,
Çünkü buyruklarını unutmadım ben.

1. Samuel Ridout, How to Study the Bible, s.73.

2. Lewis, Reflections, s.52.

3. Bellett, Short Meditations, s.131.

4. Matthew Henry, Commentary in One Volume, s.706.

5. Barnes, Psalms, III:204.

6. Charles H. Spurgeon, The Treasury of David, VI:244.

7. Moody’nin tarafından aktarılmıştır, Notes, s.79.

8. Barnes, Psalms, III:217.

9. 145-152’nci ayetler, İbranice “feryat” sözcüğünün ilk harfi olan “kof” harfiyle başlar.