Mezmurlar 35

35. Mezmur: Hainlere Dönüşen Dostlar

35:1-3   Hayal gücünü masum bir şekilde kullanan Davut, Tanrı’dan kendisini cömertçe silahlarla donatmasını ve zalim düşmanları haline gelen eski dostlarıyla uğraşmasını ister. Rab’bin küçük kalkanla büyük kalkanı alarak harekete geçmesini, mızrağını ve kargısını Davut’u kovalayanlara kaldırarak ona, “Seni ben kurtarırım” demesini ister.

35:4-6   Rab’bin bu davranışı, utanmaları ve gözden düşmeleri için katil adaylarına uygulanacak bir adalet örneğiydi. Rüzgarın sürüklediği saman çöpüne dönmeleri ve Rab’bin meleğinin artlarına düşmesiyle adalet sağlanacaktı (Rab’bin Meleği: Rab İsa Mesih’in beden almadan önceki görünümlerinden biri). Yollarının karanlık ve kaygan olması, Rab’bin meleğinin onları kovalaması, günahlarına karşılık verilen uygun bir ceza olacaktı.

35:7,8   Mezmur yazarına karşı düzen kurmak ve onu sanki vahşi bir hayvanmış gibi yakalamaya çalışmak için hiçbir haklı nedenleri yoktu. O da bu nedenle Rab’be, başlarına habersiz felaket gelmesi ve gizledikleri ağa kendilerinin düşmesi için yalvarır!

35:9,10   Daha sonra Davut, kurtarışını kutlayarak Rab’de sevinç bulacak ve bütün varlığıyla şöyle diyecekti: “Senin gibisi var mı, ya RAB, mazlumu zorbanın elinden, mazlumu ve yoksulu soyguncudan kurtaran?”

35:11-14   Mezmur yazarının derin duygularını anlamak için, kendisine karşı olan bu insanların bir zamanlar onun dostları olduklarını hatırlamalıyız. Bu kişiler şimdi onu bilmediği konularda suçluyor ve karalıyorlardı. Kendilerine yaptığı iyiliğin karşılığını nefretle ödüyorlardı. Davut’un derin üzüntüsüne şaşmamak gerekir! Bu kişiler hastalandıklarında Davut onlar için üzülürdü. Yemek bile yiyemezdi. Üzüntüyle başını eğerek sürekli onlar için dua ederdi; tıpkı yakın bir arkadaşı ya da kardeşi için dua edercesine. Yası, annesi için yas tutan biri gibi büyük olurdu.

35:15,16   Ama felaket Davut’u sendelettiğinde, onlar sevindiler. Onu suçlamak için tanımadığı kişiler bir araya geldiler Nefretlerinden dişlerini gıcırdatıyorlardı. Mezmur yazarının deneyimi bize Pontius Pilatus ya da Hirodes’in önündeki Rab İsa’yı düşündürüyor. Burada söylenenlerin çoğu O’nun katlandıklarıyla uyuşmaktadır.

35:17,18   Rab, bu adaletsizliğe ne zamana dek seyirci kalacaktı? Onu düşmanların yağmasından ve aslanların elinden kurtarma zamanı gelmemiş miydi?

35:19-21   Düşmanlarının hiçbir haklı nedenleri olmaksızın, Davut’un düşüşü karşısında sevinmeleri ve gözlerindeki zafer parıltısı ne kadar adil olabilirdi ki? Bu kişilerin yapmak istedikleri, dürüst ve yasaları yerine getiren vatandaşlara karşı sahte suçlamalarda bulunmaktı. Ayakları birazcık kaysa, hemen, “Oh! Oh!… İşte kendi gözümüzle gördük” diyorlardı.

35:22-25   Olanları sen de gördün Rab. Karmaşanın bütününü gördün. Sessizce bir köşeye çekilme. Benden bu kadar uzak durma. Uyan, kalk ve haklı davamı savun. Beni haklı çıkarmanı bekliyorum –sen daima doğru olanı yaparsın–. Benim çöküşümü arzulamalarına izin verme. Bu arzularının yerine geldiğini görmelerine ve başımı yedikleri için sevinmelerine asla izin verme.

35:26   Rabbim, benim düşüşümden dolayı sevinecek olanların rezalete ve utanca bürünmelerini, yüzlerinin kızarmasını sağla.

35:27,28   Benim haklı çıkmamı bekleyenler ise sevinç çığlıkları atıp coşsunlar. Bu kişiler senin Rab olduğuna tanıklık etsinler. Ben de senin övgünü dilimden düşürmeyecek, adaletini herkese anlatacağım.

 

Kutsal Kitap

1 Ya RAB, benimle uğraşanlarla sen uğraş,
Benimle savaşanlarla sen savaş!
2 Al küçük kalkanla büyük kalkanı,
Yardımıma koş!
3 Kaldır mızrağını, kargını beni kovalayanlara,
‹‹Seni ben kurtarırım›› de bana!
4 Canıma kastedenler utanıp rezil olsun!
Utançla geri çekilsin bana kötülük düşünenler!
5 Rüzgarın sürüklediği saman çöpüne dönsünler,
RABbin meleği artlarına düşsün!
6 Karanlık ve kaygan olsun yolları,
RABbin meleği kovalasın onları!
7 Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular,
Nedensiz çukur kazdılar,
8 Başlarına habersiz felaket gelsin,
Gizledikleri ağa kendileri tutulsun,
Felakete uğrasınlar.
9 O zaman RABde sevinç bulacağım,
Beni kurtardığı için coşacağım.
10 Bütün varlığımla şöyle diyeceğim:
‹‹Senin gibisi var mı, ya RAB,
Mazlumu zorbanın elinden,
Mazlumu ve yoksulu soyguncudan kurtaran?››
11 Kötü niyetli tanıklar türüyor,
Bilmediğim konuları soruyorlar.
12 İyiliğime karşı kötülük ediyor,
Yalnızlığa itiyorlar beni.
13-14 Oysa onlar hastalanınca ben çula sarınır,
Oruç tutup alçakgönüllü olurdum.
Duam yanıtsız kalınca,
Bir dost, bir kardeş yitirmiş gibi dolaşırdım.
Kederden belim bükülürdü,
Annesi için yas tutan biri gibi.
15 Ama ben sendeleyince toplanıp sevindiler,
Toplandı bana karşı tanımadığım alçaklar,
Durmadan didiklediler beni.
16 Tanrıtanımaz, alaycı soytarılar gibi,
Diş gıcırdattılar bana.
17 Ne zamana dek seyirci kalacaksın, ya Rab?
Kurtar canımı bunların saldırısından,
Hayatımı bu genç aslanlardan!
18 Büyük toplantıda sana şükürler sunacağım,
Kalabalığın ortasında sana övgüler dizeceğim.
19 Sevinmesin boş yere bana düşman olanlar,
Göz kırpmasınlar birbirlerine
Nedensiz benden nefret edenler.
20 Çünkü barış sözünü etmez onlar,
Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.
21 Beni suçlamak için ağızlarını ardına kadar açtılar:
‹‹Oh! Oh!›› diyorlar, ‹‹İşte kendi gözümüzle gördük yaptıklarını!››
22 Olup biteni sen de gördün, ya RAB, sessiz kalma,
Ya Rab, benden uzak durma!
23 Uyan, kalk savun beni,
Uğraş hakkım için, ey Tanrım ve Rabbim!
24 Adaletin uyarınca haklı çıkar beni, ya RAB, Tanrım benim!
Gülmesinler halime!
25 Demesinler içlerinden:
‹‹Oh! İşte buydu dileğimiz!››,
Konuşmasınlar ardımdan:
‹‹Yedik başını!›› diye.
26 Utansın kötü halime sevinenler,
Kızarsın yüzleri hepsinin;
Gururla karşıma dikilenler
Utanca, rezalete bürünsün.
27 Benim haklı çıkmamı isteyenler,
Sevinç çığlıkları atıp coşsunlar;
Şöyle desinler sürekli:
‹‹Kulunun esenliğinden hoşlanan RAB yücelsin!››
28 O zaman gün boyu adaletin,
Övgülerin dilimden düşmeyecek.