Mezmurlar 50

50. Mezmur: Tanrı’nın Devam Eden Yargısı

Bu mezmurda Yargıç olan Tanrı’yı, davalı İsrail’i ve tanıklar olan, gökyüzü ve yeryüzünü mahkeme salonunda görürüz.

Ama bu mahkeme salonu sahnesini, uzun zaman önce İsrail’in tarihinde var olan anlaşılması güç bir dava olarak düşünmemeliyiz; aksine bu, Tanrı’nın bütün dünyadaki kutsallarını değerlendirmesidir.

Mahkeme Celsesi (50:1-6)

50:1   İsrail ülkesinde 1 yaşayan halkını bir araya toplayan Yargıç, doğudan batıya kadar yeryüzünün bütününe seslenir. O’nun yargı kürsüsünün önünde durmak için halkı bir araya gelmiştir. Yargıç’ın sesindeki yetki O’nun Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı olduğunu gösterir.

50:2,3   Yargıç konuştuktan sonra, Siyon Dağı’nda bulunan tapınaktaki odasından göz kamaştıran görkem bulutu –Şekina– içinde çıkar. Artık halkının günahları konusunda sessiz kalmayacaktır. Sina Dağı’nda yaptığı gibi, önünde yakan ateşle her şeyi kül ederek geliyor. Çevresinde, şiddetli bir fırtına esiyor. Ancak bu kez Yasa’yı vermek için değil, Yasa’nın ruhsal anlamını yorumlamak için geliyor.

50:4,5   Yargı kürsüsündeki yerini alıp gökleri ve yeri tanıklık iskemlesinde durmaları için mahkemeye davet ediyor. Sonra beraberindekilere davalıları getirmelerini buyuruyor. Kurban keserek kendisiyle antlaşma yapan İsrail ülkesinin kutsallarını yargılayacaktır. (Bu, Horev Dağı’nda yapılan ve kurbanların kanıyla onaylanan yasa antlaşmasını belirtir – Çık.24:3-8). Kendisine sadık olanların duruşmasını 7-15’inci ayetlerde okuruz. Daha sonra kötülerle özel bir oturum yapar (16-19’uncu ayetler).

50:6   Gökler, Tanrı’nın yargılarının doğruluğuna tanıklık etmeye çağırılır. Tanrı’nın kendisinin Yargıç olduğu, her konuda yetkin bilgiye sahip bulunduğu, bütünüyle yansız davrandığı ve bütün hükümlerinin bilge ve adil olduğu gerçeği ifade edilir.

Törensel Tapınma Günahı (50:7-15)

50:7   Tanrı şimdi, kendi halkı İsrail’e karşı tanıklıkta bulunan savcılık konumunu üstlenir. İnsan ilişkilerinde bir yargıcın aynı zamanda bir savcı olarak hizmet etmesi düşünülemez. Ama bu tutum, bu davada tamamen uygundur, çünkü Yargıç en yüce olan Tanrı’dan başkası değildir.

50:8   Tanrı başlangıçta İsrail’in kendisine kurbanlar getirmeyi ihmal etmediğini açıkça söyler. Yakmalık sunularını sadakatle getirmişlerdir. Ancak sorun, bu törenler aracılığıyla RAB’bin önündeki borçlarını ödemiş olduklarını düşünmelerinden kaynaklanmaktadır. Bütün yıl boyunca annelerine kayıtsız davranan, ama yaş gününde onu çikolatalara boğan kızlara benzerler! Ya da kendileri için yaptıklarından dolayı babalarına asla teşekkür etmeyen, sonra babalar gününde bir kravat armağan eden oğullar gibidirler!

RAB bu nedenle sunağını kurban hayvanlarıyla doldurmalarına karşı çıkar, kişisel olarak O’na soğuk davranmış ve O’nu ihmal etmişlerdir. Sunuların teknik ayrıntıları konusunda halk titizlik göstermiştir, ama sıcak ve kişisel bir ilişki konusunda başarısız kalmışlardır. F. B. Meyer şöyle yazar:

Mezmur, Tanrı’nın evindeki törenlere şekilsel bir biçimde itaat eden, ama yürekten sevgi ve sadakati esirgeyen ikiyüzlüleri ciddi biçimde paylar. 2

50:9   Tanrı, “Ne evinden bir boğa, ne de ağıllarından bir teke alacağım” der. Tanrı dinsel törenlerle doyum bulmaz. Kurban sistemini kurarken, Tanrı, doğru dışsal eylemi yanlış içsel tutumlara hizmet eden bir örtü olarak tasarlamamıştır.

50:10-13   Eğer biraz durup düşünseler, Tanrı’nın yarattığı dünyadaki bütün yaratıklara sahip olduğunun farkına varacaklardı – ormanın bütün yaratıkları… Tepelerdeki binlerce sığır… Havada uçan kuşlar ve kırlarda hareket eden her şey O’nundur. Tanrı’nın insandan gelecek hiçbir şeye ihtiyacı olmadığına kuşku yoktur. Tanrı acıkmaz; acıksaydı bile bizden hiçbir şey istemezdi, çünkü O’nun kileri ağzına kadar doludur! Boğaların etiyle ya da keçilerin kanıyla beslenmeye ihtiyacı yoktur. Bu anlamda, Tanrı kendi başına tamamen yeterlidir.

50:14,15   O zaman Tanrı halkından ne ister? Üç şey:

Teşekkür. İçten bir minnettarlığın yerini hiçbir armağan tutamaz. Genellikle bizler hayattayken annelerinin değerini bilmeyen, ama anneleri öldükten sonra onu takdir edemeyişlerinin verdiği üzüntüyle, kendisine çok pahalı bir elbise giydiren aileye benzeriz!

Yerine getirilen sözler. “Yüceler Yücesi’ne adadığın adakları yerine getir.” Sevgi, tapınma, hizmet ve adanmışlık sözleriyle…

Duada paydaşlık. “Sıkıntılı gününde seslen bana, seni kurtarırım, sen de beni yüceltirsin.” Burada Tanrı’nın yüreği açıklanır. Halkının dua ettiğini işitmekten ve bu duaları yanıtlamaktan hoşlanır. Halkını içten ve yumuşak bir ilişkiyle bağrına basmayı sever.

Ama Kötülere Gelince (50:16-21)

50:16,17   Yargıcın burada ulusun farklı bir bölümüne hitap etmeye başladığını görürüz. Bu kişiler ağızlarıyla gerçeğe inandıklarını söylerler, ama yaşamlarıyla gerçeği açıkça inkâr ederler. Tanrı, onların Kutsal Yazılar’dan dindarca alıntılar yapmalarından ya da antlaşma bereketlerini sahiplenmelerinden hoşlanmaz. Sonra onlara karşı bir dizi suçlamada bulunur.

Yola getirilmekten nefret ettiler. Büyük olasılıkla davranışlarının düzeltilmesine ihtiyaçları olmadığını düşünüyorlardı. Yapıcı eleştirileri kabul etmek ya da en azından hoş görmek yerine, bu ikiyüzlüler, gücendiler ve kendilerini yola getirmeye çalışan herkese –Rab’be bile– saldırdılar.

Tanrı’nın sözünü aşağıladılar. Kutsal Yazılar’a derin bir saygı duymak yerine, Tanrı’nın sözlerini değersiz bir şeymişçesine bir kenara attılar.

50:18   Kötülerle aynı yolda yürüdüler. Hırsızlar ve zina edenlerle dostluk kurarak Rab’be itaatsizlik ettiler ve O’nun adını lekelediler.

50:19,20   Ağızları kötülük doluydu. Ağızlarını her açtıklarında kötü sözler sarf ediyorlardı. Yalan söylemekte ve aldatmakta uzmanlaşmışlardı. En yakın akrabaları bile onların küfürlerinden kurtulamıyordu.

50:21   Tanrı onları hemen cezalandırmadığından, Tanrı’nın da kendileri gibi kayıtsız olduğunu düşündüler. Tanrı’nın sabrının, onlara tövbe etmeleri için zaman vermek üzere tasarlanmış olduğunu fark edemediler. Ama şimdi Rab sessizliğini bozar ve yukarıda sıralanan suçlardan dolayı onları paylar.

Uyarı ve Vaat (50:22,23)

Mezmur bir uyarı ve bir vaatle son bulur. Uyarı, Tanrı’yı unutarak yaşayanlara yöneliktir. Eğer tövbe etmezlerse, Tanrı üzerlerine bir aslan gibi atlayarak onları yok edecektir. Ama şükran sunularıyla gelerek O’nu yüceltenler, O’na itaat ederek yollarında yürüyenler, Tanrı’nın, sıkıntı zamanlarında kendilerini harika bir biçimde kurtaracağını göreceklerdir.

 

Kutsal Kitap

1 Güçlü olan Tanrı, RAB konuşuyor;
Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar
Yeryüzünün tümüne sesleniyor.
2 Güzelliğin doruğu Siyondan
Parıldıyor Tanrı.
3 Tanrımız geliyor, sessiz kalmayacak,
Önünde yanan ateş her şeyi kül ediyor,
Çevresinde şiddetli bir fırtına esiyor.
4 Halkını yargılamak için
Yere göğe sesleniyor:
5 ‹‹Toplayın önüme sadık kullarımı,
Kurban keserek benimle antlaşma yapanları.››
6 Gökler Onun doğruluğunu duyuruyor,
Çünkü yargıç Tanrının kendisidir. |iSela
7 ‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım,
Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim:
Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!
8 Kurbanlarından ötürü seni azarlamıyorum,
Yakmalık sunuların sürekli önümde.
9 Ne evinden bir boğa,
Ne de ağıllarından bir teke alacağım.
10 Çünkü bütün orman yaratıkları,
Dağlardaki bütün hayvanlar benimdir.
11 Dağlardaki bütün kuşları korurum,
Kırlardaki bütün yabanıl hayvanlar benimdir.
12 Acıksam sana söylemezdim,
Çünkü bütün dünya ve içindekiler benimdir.
13 Ben boğa eti yer miyim?
Ya da keçi kanı içer miyim?
14 Tanrıya şükran kurbanı sun,
Yüceler Yücesine adadığın adakları yerine getir.
15 Sıkıntılı gününde seslen bana,
Seni kurtarırım, sen de beni yüceltirsin.
16 Ama Tanrı kötüye şöyle diyor:
‹‹Kurallarımı ezbere okumaya
Ya da antlaşmamı ağzına almaya ne hakkın var?
17 Çünkü yola getirilmekten nefret ediyor,
Sözlerimi arkana atıyorsun.
18 Hırsız görünce onunla dost oluyor,
Zina edenlere ortak oluyorsun.
19 Ağzını kötülük için kullanıyor,
Dilini yalana koşuyorsun.
20 Oturup kardeşine karşı konuşur,
Annenin oğluna kara çalarsın.
21 Sen bunları yaptın, ben sustum,
Beni kendin gibi sandın.
Seni azarlıyorum,
Suçlarını gözünün önüne seriyorum.
22 ‹‹Dikkate alın bunu, ey Tanrıyı unutan sizler!
Yoksa parçalarım sizi, kurtaran olmaz.
23 Kim şükran kurbanı sunarsa beni yüceltir;
Yolunu düzeltene kurtarışımı göstereceğim.››

1. Aynı İbranice sözcük (eretz) hem yeryüzü hem kara anlamına gelir.

2. Meyer, Psalms, s.63.