Mezmurlar 6

6. Mezmur: Çifte Sıkıntı

Hastalık nedeniyle çektiği sıkıntı zaten oldukça güçlüydü. Bununla birlikte, Davut’un üzüntüsü düşmanlarının baskısıyla daha da artmaktaydı. Düşmanları belki de Davut’un umutsuz gibi görünen durumu karşısında seviniyorlardı.

6:1   Davut hastalığının, işlediği günahlar nedeniyle Rab’bin kendisine duyduğu öfkeden kaynaklandığını düşünüyordu. Biz de sık sık böyle düşünürüz. Aklımıza öncelikle bu düşünce gelir. Bu teşhis bazen doğrudur, çünkü bazı hastalıklar gerçekten imanlının yaşamındaki itiraf edilmemiş bir günahtan kaynaklanır (1Ko.11:30). Ama bu her zaman geçerli değildir. Tanrı hastalıklara bazen kendi güç ve görkemini gösteren bir sıçrama tahtası olarak izin verir (Yu.9:3; 11:4). Tabii bunun birkaç nedeni daha olabilir. Bunlar; ruhsal ürün verilebilmesi (Rom.5:3), günahı engellemek (2Ko.12:7), aşırı çalışmanın doğal sonucu (Flp.2:30) ya da yaşlılık (Vai.12:3-6) olarak sıralanabilir.

Hastalandığımızda aklımıza gelmesi gereken ilk şey, itiraf etmediğimiz bir günahımızın olup olmadığı sorusudur. Rab’be bu hastalık aracılığıyla hangi amacını gerçekleştirmek istediğini sormalı ve bizi iyileştirmesini beklemeliyiz. Daha sonra yapılması gereken ise, bir doktora başvurmak ve ilaç kullanmaktır. Ama şifa konusunda öncelikle Rab’be güvenmeliyiz (2Ta.16:12). Mucizevi ya da alışılmış biçimde olsun, şifa yalnızca Rab’bin elindedir. Eğer özel bazı durumlarda şifa vermeyi seçmezse, acı çekmek ya da ölmek için gerekli lütfu da sağlayacaktır. Genellikle gerekli olmadıkça ölmek için gerekli lütfu almayız.

6:2,3   Mezmur yazarının şifa almak için ettiği dua oldukça dokunaklıdır. Bitkindir ve sürekli kemikleri sızlamaktadır. Zihni ve iradesi bile bu sıkıntıdan etkilenmektedir. Ancak Rab’bin yanıt verme konusunda ağır davrandığını düşünmektedir.

6:4   Davut, Rab’bin bu kayıtsız tutumundan vazgeçmesini ister. Kendisini hastalık ve ölümden kurtarması için yalvarır. Bu sefaletten kurtulma konusunda tek güvencesi, Rab’bin merhametidir.

6:5   Sonra ise Davut’un aklına alışılmamış bir şifa düşüncesi gelir: Ölmesi, Tanrı’nın işine yaramayacaktır. Yaşadığı sürece Rab’bi hatırlayabilir ve O’nu övebilir. Ama ölürse, Tanrı unutulacaktır. Ruhu olmayan beden, Tanrı’ya şükredemez.

Savunduğu bu düşünce, bedenle ilgili bir gerçeği açığa çıkarır. Ölü bir beden bellekten yoksundur ve Rab’bi övmeye gücü yoktur. Tanrı’yı ikna etmek için öne sürdüğü ruh ve can konusundaki düşünceleri, Eski Antlaşma kutsallarının ölümden sonraki yaşam konusunda sahip oldukları sınırlı bilgiyi yansıtır. Mesih’e, bu konudaki açıklamaları için teşekkür borçluyuz. Bir imanlı öldüğünde, ruhunun bedeninden ayrılarak çok daha iyi olanın gerçekleşeceğini, yani Mesih’le birlikte olacağımızı biliriz (Flp.1:23). Bedenden uzakta olan, Rab’le birliktedir (2Ko.5:8). İmanlı, İsa’dan önce yaşamış canların uykuda bulunduğu yere gitmez. Bilinçli olarak Rab’bin huzurundadır, O’nu över ve O’na tapınır. Davut, sahip olduğu ışığı, dualarının dokusuna örmüş ve böylece bu ışıktan harika bir biçimde yararlanmıştır. Bizler de dua ederken sahip olduğumuz bu üstün ışıktan yararlanırsak, övgü ve ricalarımız, örnek alınacak övgü ve ricalara dönüşecektir.

6:6,7   Mezmur yazarının içinde bulunduğu koşulları tanımlarken, yaşadığı sefaletin büyüklüğü hakkında bazı fikirler ediniriz. İnilti ve feryatlar içinde tükenmiştir. Bütün gece ağladığından yastığı gözyaşlarından sırılsıklam olmuştur. Kederden gözlerinin feri sönmüş ve düşmanlarının baskısı yüzünden gözleri zayıflamıştır. Yaşamı sıkıntıyla dolup taşmaktadır. Artık dayanacak gücü kalmamıştır.

6:8-10   Ama dua, koşulları değiştirir. Kutsal Ruh aracılığıyla Rab’bin ağlayışlarını işittiğinden ve duasını yanıtladığından emindir. Bu güvence ile güçlenerek, düşmanlarına kendisinden uzak durmalarını buyurur. Artık tehditleri onu sindiremeyecektir. Tanrı onları cezalandırdığında, aniden utanç dolu bir yenilgiye uğrayacaklarının farkına varmıştır.

Rab, huzurunda geçirilen bir saat
Bizi değiştirmek için ne kadar da yararlıdır.
Göğsümüzdeki ağır yükleri kaldırırsın.
Susuzluktan kavrulan yerleri gürül gürül
 akan sularınla tazelersin.
Diz çöktüğümüzde, çevremizdeki her şey
 alçalır gibidir.
Ayağa kalktığımızda uzak ve yakınımızdaki
 her şey güneş ışığıyla aydınlanır;
Diz çöktüğümüzde ne kadar da zayıfızdır;
Ayağa kalktığımızda ise güçle dolarız!
Neden daima güçlü kalmaz,
Kendimize ve başkalarına bu kötülüğü yaparız?
Bazen kaygıları taşıyamayacak hale geliriz,
Neden güçsüz, yüreksiz, kaygılı ya da sıkıntılı olmak yerine,
Sana dua ederek sevinç, güç ve cesaret bulmayalım?
 — Richard Chenevix Trench

 

Kutsal Kitap

1 Ya RAB, öfkeyle azarlama beni,
Gazapla yola getirme. kesin olarak bilinmiyor.
2 Lütfet bana, ya RAB, bitkinim;
Şifa ver bana, ya RAB, kemiklerim sızlıyor,
3 Çok acı çekiyorum.
Ah, ya RAB!
Ne zamana dek sürecek bu?
4 Gel, ya RAB, kurtar beni,
Yardım et sevginden dolayı.
5 Çünkü ölüler arasında kimse seni anmaz,
Kim şükür sunar sana ölüler diyarından?
6 İnleye inleye bittim,
Döşeğim su içinde bütün gece ağlamaktan,
Yatağım sırılsıklam gözyaşlarımdan.
7 Kederden gözlerimin feri sönüyor,
Zayıflıyor gözlerim düşmanlarım yüzünden.
8 Ey kötülük yapanlar,
Uzak durun benden,
Çünkü RAB ağlayışımı işitti.
9 Yalvarışımı duydu,
Duamı kabul etti.
10 Bütün düşmanlarım utanacak,
Hepsini dehşet saracak,
Ansızın geri dönecekler utanç içinde.