Mezmurlar 68

68. Mezmur: Tanrımız Önümüzde Yürüyor!

Antlaşma Sandığı’nın Sina Dağı’ndan, Siyon Dağı’na taşındığı yolculuk, İsrail’in, sonunda Tanrı’nın kazanacağı zaferi simgeleyen ulusal bir geçit töreni olarak görülürdü. Yahudi düşüncesine göre, Antlaşma Sandığı Tanrı’nın huzurunu simgelerdi; sandık hareket ettiğinde, Tanrı hareket etmiş olurdu.

Genel bir kanıya göre ezginin, Antlaşma Sandığı tarihindeki bir olayı kutlamak için bestelendiğine inanılır – sandığın utanç verici bir biçimde Filistliler’in eline geçmesi, Ovet-Edom’un evinde üç ay kaldıktan sonra Siyon Dağı’na götürülüşü (2Sa.6:2-18).

Bu yürüyüş ezgisini yedi bölüme ayırarak incelersek, hangi ruh durumuyla yazıldığını daha iyi anlarız:

  1. Tanrı’ya övgü ilahisinin girişi (1-6. ayetler).
  2. Sina Dağı’ndan alınan Antlaşma Sandığı’nın çölde taşınması (7, 8. ayetler).
  3. Kenan ülkesine giriş ve ülkenin fethi (9-14. ayetler).
  4. Yeruşalim’in Davut tarafından ele geçirilmesi (15-18. ayetler).
  5. Yevuslular’a karşı kazandığı zaferden dolayı Tanrı’nın övüldüğü ezgi (19-23. ayetler).
  6. Antlaşma Sandığı’nı Yeruşalim’deki tapınağa taşıyan alay (24-27. ayetler).
  7. Tanrı’nın zaferini güvenle bekleyen coşkulu kalabalık (28-35. ayetler).

Mezmur, Mesih’e ilişkin ayetlerde, Mesih’in beden alışını, Golgota’daki zaferini, yüceltilişini ve ikinci gelişini resmeder.

Ezginin Sunuluşu (68:1-6)

68:1-3   Birinci ayet bize, Antlaşma Sandığı’nın taşınmasının, ana konu olduğuna ilişkin ipucu verir. Bu sözler, Antlaşma Sandığı ilk kez Sina Dağı’ndan hareket ettiğinde Musa’nın kullandığı sözlerle hemen hemen aynıdır (Say. 10:35). Yola çıkmış kutsal sandık, Tanrı’nın harekete geçtiği zamanı belirtirdi. Tanrı’nın düşmanları için bunun anlamı, felakete uğrayarak dağıtılacaklarıydı; doğrular içinse büyük sevinç anlamına gelirdi. Düşmanları dört bir yana dağılırlar, kargaşa içinde kaçarlar, bir duman gibi cisimsiz, eriyen bir mum gibi sersemler ve yok olurlar. Ama doğrular için haklı çıkarılma, ödüllendirilme, sevinç ve zaferi kutlama zamanıdır.

68:4-6   Artık Tanrı’ya övgü ezgileri söyleme ve çölde Rab için yol hazırlama zamanıdır (Yşa.40:3; 62:10). O’nun adı, antlaşmasına sadık olan YAH’dır (Yahve); sonsuz övgüye layıktır. O, En Yüce Olan’dır. Dostu olmayanlara ve kimsesizlere çok yakındır. Lütuf Tanrısı olarak öksüzlerin babası, dul kadınların savunucusudur. Yalnızlara mutlu bir yuvanın sıcaklığını ve paydaşlığını sağlar. Haksızlıkla yargılanarak hapsedilenleri özgürlüğe, refaha ve sevince kavuşturur.

Ama durum başkaldıranlar için farklıdır; onlar kurak yerde oturtulurlar.

Buradaki giriş ayetleri, “Egemenliğin savaş ilahisi”, “Tanrımız ilerliyor” adlı ezgilerde söylenir. Doğrulara ve başkaldıranlara karşı yapılan yürüyüşün sonuçları birbirinden farklıdır.

İngilizce ve Türkçe çevirilerde fark edilemese de, bu mezmur metnine Tanrı’nın yedi İbranice adı işlenmiştir: Elohim (1. ayet), Yah (4. ayet), Yahve (10. ayet), El Şaday (14. ayet), Yah Elohim (18. ayet), Adonay (19. ayet) ve Yahve Adonay (20. ayet).

Antlaşma Sandığı Sina Dağı’ndan Çöle Doğru Hareket Eder (68:7, 8)

İsrailliler’in Sina Dağı’ndaki konaklamaları sona erdikten sonra, öncü kolunun taşıdığı Antlaşma Sandığı’yla vaat edilen topraklara doğru yola çıktılar; duygu dolu bir andı bu. Doğa bile bu olayın büyüklüğüne katılıyor gibiydi. Yer sarsıldı, göklerden yağmur boşaldı ve İsrail’in Tanrısı’nın önünde Sina Dağı titredi.

Giriş ve Ülkenin Fethi (68:9-14)

68:9,10   9’uncu ayetten itibaren İsrail’in Kenan ülkesinde olduğu görülür; Tanrı ülkeyi bol yağmurlar yağdırarak canlandırmıştır; Mısır’ın taze sularından sonra çöl kuraklığını yaşamış İsrail için bu bir hoş geldin değişikliğidir. Solmuş ve cansız bitkiler canlanarak büyür, kırlar yeniden yaşama kavuşur. Halk, evinde rahattır; Rab tarafından bolluk sağlanmıştır.

68:11-13   Anlatım, ülkenin fethine yönelir. Rab buyruk verir ve düşmanlar kaçar. Buyruğunda zaferin güvencesi vardır. Sonra büyük bir kadın topluluğundan 1 söz edildiğini görürüz; müjdeyi evde yaymaktadırlar: “Kaçıyor, kaçıyor orduların kralları!” Hakimler 5’inci bölümde söz edilen Debora’nın ezgisini anımsatan bir dille kadınların savaş ganimetini aralarında bölüştüklerini okuruz. Kendileri ağıllardan hiç ayrılmamış olsalar bile, yine de ganimeti paylaşırlar. Güzel giysileri ve mücevherleri denerken, kanatları gümüşle kaplı güvercinlere ya da ışık başka bir açıdan vurduğunda tüyleri pırıl pırıl altınla kaplı güvercinlere benzerler.

68:14   Düşman feci bir bozguna uğramıştır. Tanrı, kralları Salmon Dağı’ndaki kar gibi dağıtmıştır.

Davut’un Yeruşalim’i Ele Geçirmesi (68:15-18)

68:15,16   Yeruşalim hâlâ putperest Yevuslular’ın elindeydi. Bütün İsrail’in kralı olarak meshedildikten sonra Davut’un yaptığı ilk iş Yeruşalim’e ilerlemek oldu. Kenti savunanlar, ele geçirilemeyeceğinden o kadar emindiler ki, kenti savunan kişiler, körler ve topallar bile olsa küstahça yenilmeyeceklerini düşünüyorlardı. Ama Davut ve adamları iyi korunan kaleyi aldılar ve kente Davut kenti adını verdiler (2Sa.5:1-9).

Mezmur yazarının burada ima ettiği budur – kalenin ele geçirilmesi. Yeruşalim seçilmiş kent olarak açıklandığı için Başan’ın kuzeyindeki doruğu karla kaplı Hermon Dağı, Siyon Dağı’na imrenerek bakar. Hermon, yüksek doruklarıyla görkemli bir dağ sırası olmasına rağmen, Tanrı onu atlamış ve konutu olarak Siyon’u seçmiştir. Siyon’a kıskançlıkla bakmasının nedeni budur.

68:17   Davut, Yeruşalim’i Yevuslular’dan nasıl aldıklarını hatırlar. Ancak, zaferin gerçek kaynağı konusunda aldanmaz. Zaferin kaynağı, kendisinin akıllı planları ya da adamlarının yiğitliği değildir. Kente saldıran, Tanrı’nın sayısız atlı arabalarıdır. Tanrı’nın yürüyüşü Sina’da başlamış ve Siyon’da görkemli bir sona ulaşmıştır.

68:18   Davut, askerlerinin Yeruşalim’in yüksek tepelerine nasıl tırmandıklarını hatırlarken, yüksek dağa çıkanın Tanrı olduğunu anlamak için insan doğasının ötesine baktı. Tanrı’nın eskiden kendisine başkaldıranların arasında, şimdi onların Rab’bi ve Kurtarıcısı olarak yerleşmek için tutsaklara eşlik ettiğini ve zafer ganimetleri kazandığını gördü.

Pavlus 18’inci ayeti Mesih’in yüceltilmesine uyarlar (Ef.4:8-10). Mesih gökyüzüne yükseldiğinde tutsakları peşine taktı; düşmanlarına karşı görkemli bir zafer kazandı ve insanlardan armağanlar aldı. Bu armağanları çarmıhta tamamladığı işi nedeniyle ödül olarak aldı (Mez.68:18). Sonra, aynı armağanları kilisesinin kurulması ve genişletilmesi için insanlara verdi (Ef.4:8).

Yevuslular’a Karşı Kazandığı Zafer İçin Tanrı’nın Övüldüğü Ezgi (68:19-3)

68:19-20   Siyon’un alınmasına ilişkin anılar kaçınılmaz olarak Tanrı’ya övgüler sunulmasını sağlar. Ezgi, Tanrı’yı hem Kurtarıcı hem de Mahvedici olarak sunar. Kurtarıcı olarak, “Yüklerimizi taşır ve bizim için zafer kazanır” (Knox). O, kurtuluşumuzun Tanrısı’dır ve ölümden kurtaracak güce sahiptir.

68:21-23   Mahvedici olarak, yasaya karşı olan ve kötülüklerini uzun saçlarıyla simgeleyen bu isyankâr düşmanlarını ezecektir. İsrail, ayaklarını düşmanlarının kanına batırsın, köpeklerinin dili düşmanlarından payını alsın diye, onları Başan’dan, denizin derinliklerinden geri getireceğine söz vermiştir.

22’nci ayet İsrail’in tekrar toplanmasına değil, İsrail’in düşmanlarının yakalanıp geri getirilmelerine işaret eder.

Antlaşma Sandığı’nı Yeruşalim’deki Tapınağa Taşıyan Alay (68:24-27)

Davut, Yeruşalim’i ele geçirdikten hemen sonra, Antlaşma Sandığı için bir çadır kurdu (2Sa.6:12-19). Bu ayetlerde sandığı taşıyan alay tanımlanır. Alay tapınağa doğru ilerlerken, mezmur yazarı aslında, “İşte bakın, geliyor” 2 demektedir. Kral önde, çalgıcılar arkada, aralarında tef çalan genç kızlarla birlikte ilerliyordu. Ezginin sözlerine kulak verelim:

Ey sizler, İsrail soyundan gelenler,

Toplantılarınızda Tanrı’ya, RAB’be övgüler sunun!

İsrail soylarının hepsi temsil ediliyordu; güneydeki küçük oymak Benyamin’den Yahuda’ya, kuzeydeki Zevulun ve Naftali’ye kadar.

Tanrı’nın Son Zaferini Güvenle Bekleyen Coşkulu Kalabalık (68:28-35)

Antlaşma Sandığı çadırın içinde kaybolduğunda, dışarıdaki insanlar son kez dua ettiler (28-31. ayetler). Bütün yeryüzünü Rab’bi övmeye davet eden bir ezgi söylediler (32-35. ayetler).

68:28,29   Dua öncelikle Tanrı’dan gücünü toplamasını ve halkı adına kudretini göstermesini, halkı için başlattığını tamamlamasını istiyordu. Bu dua bin yıllık tapınak Yeruşalim’in görkemi olduğunda ve krallar, Büyük Kral’a altın ve günnük sunmak için geldiklerinde tam olarak yanıtlanacaktır (Yşa.62:6).

68:30   30’uncu ayetin İbranicesi belirsizdir, ama genel düşünce şudur: İnsanlar Tanrı’yı, hayvanları ve boğa sürülerini paylaması için çağırırlar. Kamışlar arasında yaşayan hayvanlar, büyük olasılıkla Mısır’ın önderlerini temsil eden timsah ve su aygırlarıdır. Boğalar ise, “ulusların esenlik içindeki sürüsüne egemenlik olan” diğer kralları temsil etmektedir (Knox).

Cümle, “Çiğne ayaklarınla gümüşe gönül verenleri” olarak çevrilmiştir. “Bu uluslar senin önünde gümüşten haraç getirip eğilinceye kadar” ya da, “Gümüş haraçlarla zenginleşen bu ülkeler alt edilene kadar” anlamına da gelebilir. Her iki durumda da anlam olumludur. Dua aynı düşünceyle yükselir: “Dağıt savaştan zevk alan halkları!” Bu rica, Mesih ikinci gelişinde saldırganları ve savaş çığırtkanlarını yok ettiğinde tam olarak yanıtlanacaktır.

68:31   O gün, Mısır’dan elçiler haraç getirecekler, Kûşlular bütün yeryüzünün Kralı’na hayranlıkla yalvararak ellerini uzatacaklardır.

68:32-35   Son ayetlerde, yeryüzünün krallıklarına, İsrail’in Tanrısı’na bağlılık yemini etmeleri ve O’nu överek tanımaları için çağrıda bulunulur. İfadeler, Tanrı’nın büyüklüğüne ilişkin olağanüstü bir anlam taşımaktadır. O, göklere, kadim göklere binmiştir. O, güçlü sesle konuşan, açıklayan Tanrı’dır. Her Şeye Gücü Yeten’dir. İsrail’in gücüdür. Yüceliği, İsrail’in üzerindedir, ama gücü bulutların ötesinde, göklerdedir.

Tapınağında heybetlidir. Halkına güç ve kudret vermek için eğilendir.

Artık yapacak tek şey, Tanrı’ya övgüler sunmaktır!

 

Kutsal Kitap

1 Kalksın Tanrı, dağılsın düşmanları,
Kaçsın önünden Ondan nefret edenler!
2 Dağıtsın onları dağılan duman gibi;
Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi
Yok olsun kötüler Tanrının önünde!
3 Ancak doğrular sevinsin,
Bayram etsinler Tanrının önünde,
Neşeyle coşsunlar.
4 Tanrıya ezgiler söyleyin, adını ilahilerle övün,
Çölleri geçecek biniciye yol hazırlayın;
Onun adı RABdir, bayram edin önünde! ‹‹Bulutlara binmiş olana ezgiler sunun››.
5 Kutsal konutundaki Tanrı,
Öksüzlerin babası, dul kadınların savunucusudur.
6 Tanrı kimsesizlere ev verir,
Tutsakları özgürlüğe ve gönence kavuşturur,
Ama başkaldıranlar kurak yerde oturur.
7 Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde,
Çölde yürüdüğünde, |iSela
8 Yer sarsıldı,
Göklerden yağmur boşandı Tanrının önünde,
Sina Dağı sarsıldı
Tanrının, İsrailin Tanrısının önünde.
9 Bol yağmurlar yağdırdın, ey Tanrı,
Canlandırdın yorgun düşen yurdunu.
10 Halkın oraya yerleşti,
İyiliğinle mazlumların geçimini sağladın, ey Tanrı.
11 Rab buyruk verdi,
Büyük bir kadın topluluğu duyurdu müjdeyi:
12 ‹‹Kaçıyor, kaçıyor orduların kralları!
Evi bekleyen kadınlar ganimeti paylaşıyor.
13 Ağılların arasında uyurken,
Kanatları gümüş, tüyleri pırıl pırıl altınla kaplı
Bir güvercine benzersiniz.››
14 Her Şeye Gücü Yeten, kralları dağıtırken,
Sanki Salmon Dağına kar yağıyordu.
15 Ey Başan Dağı, Tanrı Dağı!
Ey Başan Dağı, dorukları ulu dağ!
16 Ey ulu dağlar, niçin yan gözle bakıyorsunuz
Tanrının yerleşmek için seçtiği dağa?
Evet, RAB orada sonsuza dek oturacaktır.
17 Tanrının savaş arabaları sayısızdır,
Rab kutsallık içinde Sinadan geldi.
18 Sen yükseğe çıktın, tutsakları peşine taktın,
İnsanlardan, başkaldıranlardan bile armağanlar aldın,
Oraya yerleşmek için, ya RAB Tanrı.
19 Her gün yükümüzü taşıyan Rabbe,
Bizi kurtaran Tanrıya övgüler olsun. |iSela
20 Tanrımız kurtarıcı bir Tanrıdır,
Ölümden kurtarış yalnız Egemen RABbe özgüdür.
21 Kuşkusuz Tanrı düşmanlarının başını,
Suçlu yaşayanların kıllı kafasını ezer.
22 Rab, ‹‹Onları Başandan,
Denizin derinliklerinden geri getireceğim›› der,
23 ‹‹Öyle ki, ayaklarını düşmanlarının kanına batırasın,
Köpeklerinin dili de onlardan payını alsın.››
24 Ey Tanrı, senin zafer alayını,
Tanrımın, Kralımın kutsal yere törenle gelişini gördüler:
25 Başta okuyucular, arkada çalgıcılar,
Ortada tef çalan genç kızlar.
26 ‹‹Ey sizler, İsrail soyundan gelenler,
Toplantılarınızda Tanrıya, RABbe övgüler sunun!››
27 Önde en küçük oymak Benyamin,
Kalabalık halinde Yahuda önderleri,
Zevulun ve Naftali önderleri oradalar!
28-29 Ey Tanrı, Yeruşalimdeki tapınağından göster gücünü,
Bizim için kullandığın gücünü, ey Tanrı.
Krallar sana armağanlar sunacak.
30 Azarla kamışlar arasında yaşayan hayvanı,
Halkların buzağılarıyla boğalar sürüsünü,
Çiğne ayaklarınla gümüşe gönül verenleri,
Dağıt savaştan zevk alan halkları! boğalar›› ise irili ufaklı ulusları simgelemektedir.
31 Mısırdan elçiler gelecek,
Kûşlular ellerini Tanrıya doğru kaldırıverecek.
32 Ey yeryüzünün krallıkları, Tanrıya ezgiler söyleyin,
İlahilerle övün Rabbi, |iSela
33 Göklere, kadim göklere binmiş olanı.
İşte sesiyle, güçlü sesiyle gürlüyor!
34 Tanrının gücünü tanıyın;
Onun yüceliği İsrailin üzerinde,
Gücü göklerdedir.
35 Ne heybetlisin, ey Tanrı, tapınağında!
İsrail’in Tanrısı’na,
Halkına güç, kudret veren Tanrı’ya övgüler olsun!

1. İbranice’de “bunu duyurmuş olanlar” sözcüğü (hamebasserôt) dişil çoğuldur.

2. Lewis, Reflections, s.45.