Mezmurlar 69

69. Mezmur: Kurtar Beni, Ey Tanrı!

Kutsal Kurtarıcımız, çektiği acıları ve ölümüyle, Tanrı’nın gazap okyanusuna batırılmış gibiydi. Yaklaşmakta olan büyük ıstırabından bir vaftiz olarak söz etmiştir:

Katlanmam gereken bir vaftiz var. Bu vaftiz gerçekleşinceye dek nasıl da sıkıntı çekiyorum! (Luk.12:50).

Mezmur 42:7’de O’nun şu feryatlarını duyarız:

Çağlayanlar gümbürdeyince, enginler birbirine sesleniyor, bütün dalgaların, sellerin üzerimden geçiyor.

Acıların en büyüğünü çekerek öldüğünde, Tanrı’nın bizim günahımız nedeniyle gelen yargısı sona erdi.

69:1-3   69. Mezmur’da, O’nun kutsal canı ölüm çukuruna inerken, yaşadığı en derin tecrübeleri işitme ayrıcalığına sahibiz. Sular boyuna kadar ulaşmıştı ve O’nu yutmak üzereydi. Ayaklarının altındaki çamurdan başka, dayanacağı hiçbir şey yoktu. Seller boyunu aşıyordu. Sular çok derindi – fidyeyle kurtarılmış olanların hiçbirinin bilemeyeceği kadar derin. Tanrı aslında, bütün suları bir yerde –Golgota’da– toplamıştı. Sevgili Oğlu, bizim günahlarımızın cezasını ödemek için engin yargı okyanusuna katlanmaktaydı.

Derin suların dibinden feryatları yankılanmaktaydı: “Kurtar beni, ey Tanrı.” Sanki sonsuzluk boyunca yalvarıyor gibiydi. Boğazı kurumuş ve çatlamıştı; feryat etmekten tükenmişti. Gözleri şişerek kapanmıştı. Tanrı’nın yardımını umutla beklemekteydi. Ama yardım gelmiyordu.

69:4   Öfkeli kalabalık, çarmıhın çevresinde dolanıp duruyordu; nefret dolu, zalim bir kalabalıktı. Ne acıklı bir manzara! Evrenin yaratıcısı ve egemeni, suçluların gerildiği çarmıha gerilmişti. Asıl suçlular ise O’nun çevresine toplanmışlardı. Kimdi bunlar? Aldıkları soluğu O’na borçlu olan kişilerdi, ama yine de nedensiz bir biçimde O’ndan nefret ediyorlardı. Tek istekleri O’nu mahvetmekti; O’na yalanlarla saldırıyorlardı.

Neden? Rabbim ne yaptı?
Bu öfke ve kin neden kaynaklanıyor?
O topalları koşturdu,
Körlerin gözlerini açtı.
Yaralara, haksızlıklara sessizce katlandı!
Yine de O’ndan hoşnut olmadılar,
O’na karşı çıktılar.
—  Samuel Crossman

Kurtarıcı’nın dudaklarından şu sözcükler dökülür: “Çalmadığım malı nasıl geri verebilirim?” İnsanın günahı nedeniyle Tanrı’dan hizmet, tapınma, itaat ve görkem çalınmıştı. İnsandan yaşam, esenlik, sevinç ve Tanrı’yla paydaşlık çalınmıştı. Mesih gerçek anlamda çalmadığını geri vermek üzere gelmişti.

En kutsal giysisini bir kenara attı,
Tanrılığını, insan bedenini oluşturan toprak bir giyside gizledi.
Bu giyside görünen, harika sevgisiydi,
Asla çalmadığını geri verdi.
—  Yazarı bilinmiyor

Bu yaptıklarıyla bize günah sunusunu hatırlatır (Lev.5). Bu günah sunusunun en belirgin özelliği, kurbanı sunan kişinin neden olduğu herhangi bir kaybı telafi etmek ve üzerine beşte birini ekleyip vermektir. Bizim günah sunumuz gibi, Rab İsa, insanın günahı nedeniyle çalınmış olanı yerine koymakla kalmayıp üzerine daha fazlasını ekledi. Çünkü Tanrı, İsa Mesih’in tamamladığı iş aracılığıyla, hiç günah işlenmemiş olmasından daha fazla yücelik kazandı. Tanrı günah nedeniyle yaratıkları kaybetmişti; ama lütuf aracılığıyla evlatlar kazandı. Mesih’teki konumumuz, hiç düşmemiş bir Adem’deki konumumuzdan çok daha ileridedir.

Ademoğulları O’nda övünürler,

O’nda, babalarının kaybettiği bereketlerden çok daha fazlasına sahiptirler.

69:5   5’inci ayeti, İsa Mesih’in kendi isteğiyle üzerine aldığı günahlarımızı belirten ayet olarak anlamalıyız. O asla günah işlememişti. Ama, “Bizim günahlarımızı ve acılarımızı yüklendi ve onları kendisininmiş gibi sahiplendi.” Bizim günahlarımızdan kendi günahlarıymışçasına söz etmesi ve bizimle böylesine özdeşleşmesi, lütfun büyüklüğünü göstermektedir.

69:6   Sonra bir korku kutsal zihnini gölgeler. Bazı içten imanlıların, Tanrı’nın dualarını yanıtlamadığı gerçeğiyle sendelemelerinden korkar. Bunun olmaması için dua eder; Tanrı’ya umut bağlayanların, O’nun başına gelenlerden utanmaması ve İsrail’in Tanrısı’nı arayanlardan hiçbirinin, kendisinin alçaltılması ve terk edilmesi nedeniyle utanç duymaması için dua eder.

69:7,8   Çünkü bu suçları yüklenmesinin nedeni, Babası’nın isteğine itaat etmesidir. Tanrı’yı hoşnut etmekten zevk aldığı için insanların O’na hakaret edip tükürmelerine ve bundan dolayı yüzünün utançla kaplanmasına izin verdi. İtaatin bedelinin bir bölümü, annesinin öz oğullarından uzak kalma üzüntüsüne katlanmaktı: Annesinin öz oğulları, O’nun aklını kaçırmış olduğunu düşünüyorlardı.

69:9   Rab İsa, Babası’nın evi için gösterdiği gayret yüzünden tükenmişti. İnsanların ne zaman Tanrı hakkında hakaret dolu konuşmalarını duysa, bunu kendisine yapılmış bir hakaret sayardı. O gün Yeruşalim’de tapınağın avlusunda para bozanları kovduğunda, öğrencileri O’nun, 69. Mezmur’da yazılmış olan şu sözlerini hatırladılar: “Evin için gösterdiğim gayret beni yiyip bitirdi” (Yu. 2:17).

69:10-12   O’nun, yeryüzündeyken mükemmel bir insan olarak yaptıkları kendisini eleştirenleri hiçbir şekilde hoşnut etmemişe benziyordu. Oruç tutup canını alçaltsa, bunda bile kusur buluyorlardı. Belki de yalnızca dindar görünmek için böyle yaptığını düşünüyorlardı. Çula bürünüp yas tuttuğunda, onların hoşnutluğunu kazanmak yerine, alay konusu olmuştu. Toplumun her sınıfından insan O’na karşıydı – şehrin kapısında oturan yöneticilerden sarhoşlara kadar. Bu gerçekten garipti; yaşam ve yücelik Rab’bi dünyaya gelmiş ve sarhoşların türküsü olmuştu!

69:13-18   Bu nedenle bir kez daha Tanrı’ya sığınır, saklanacağı tek sığınağı Tanrı’dır. Ne kadar yürekten ve ısrarla dua ettiğine dikkat edin! Bitmek bilmeyen yardım ricalarıyla cennetteki kaleye hücum eder. Ama o zaman bile, Tanrı’ya kendisini kabul edilebilir bir zamanda yanıtlaması için hak tanımaktadır. Çamura batmaktayken, Tanrı’ya, sadık yardımıyla kendisini kurtarması için yalvarır. Kendisini derin sulardan, sellerden ve çukurdan çıkarmasını ister. Feryatlarının temeli, Tanrı’nın sevgisine ve bol merhametine dayanmaktadır. Ricaları kısa ve belirgindir: Yanıt ver bana… Yüzünü çevirYüzünü gizlemeYaklaş bana, kurtar canımı. “Al başımdan düşmanlarımı” ifadesinin anlamı hiç kuşkusuz, “Çektiğim sıkıntılardan zevk almasınlar”dır.

69:19,20   Burada düşmanlarından söz edişi, günahkârların elinden çektiği sıkıntıları hatırlatır. Çocukluğundan beri düşmanları tarafından izlenmektedir: Tanrı, düşmanlarının sayılamayacak kadar çok olduğunu bilir. Uğradığı hakaretler nedeniyle yüreği kırıktır; bu yürek insanoğulları için yalnızca iyiyi arzulamıştır. Yüreğindeki bu üzüntü ve ağırlık O’nu umutsuzluğa sürükler. Çektiği sıkıntıları önemseyen kimse yoktur. Kendisini avutacak kişileri boşu boşuna arar. Öğrencileri bile O’nu terk edip kaçmışlardır. Tamamıyla yalnızdır.

69:21   Sonra Davut tarafından söylenen, ama yalnızca İsa’da gerçekleşen o şaşırtıcı önbildirilerden birini okuruz:

Yiyeceğime zehir kattılar,

Sirke içirdiler susadığımda.

Bu önbildiri Matta 27:34, 48’de yerine gelmiştir:

…içmesi için İsa’ya ödle karışık şarap verdiler. İsa bunu tadınca içmek istemedi… İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsa’ya içirdi.

Öd, çok az bir miktarının bile bir yatıştırıcı olarak etkili olduğu, acı ve belki de zehirli bir özdü. Rab bunu içmek istemedi, çünkü bizim için acı çekerken bilincinin yerinde olmasını istiyordu. Ekşi şarap ise, susuzluğu gidermek bir yana, aslında daha da fazla arttıran biri çeşit sirkeydi.

69:22   Mezmurun son bir özelliğini bu ayette görürüz. 22’nci ayet aniden değişir ve sonraki yedi ayet boyunca, ölmekte olan Kurtarıcı’yı, O’nu ölüm cezasıyla yargılayan ulusu cezalandırması için Tanrı’ya seslenirken işitiriz. Bu, önce şaşırtıcı gelebilir; Rab İsa’nın aynı zamanda şu ifadelerle dua ettiğini de hatırlarız: “Baba, onları bağışla. Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” (Luk.23:34). Aslında iki dua arasında çelişki yoktur. Eğer tövbe etselerdi, bağışlanırlardı. Yürekleri değişmediği için burada yargıdan başka tanımlanacak bir şey kalmamıştı.

 Bu ayetlerin özellikle İsrail ulusuna söylenmiş olduğunu anlamak önemlidir. Pavlus 22 ve 23’ncü ayetleri Romalılar 11:9, 10’da İsrail için kullanır. Aynı zamanda 25’inci ayetteki, “Issız kalsın konakları, çadırlarında oturan olmasın!” ifadesinin de, Yahudiler’i ima ettiğine kuşku yoktur.

Ayetler, Mesihleri’ni reddeden ve O’nu çarmıha geren insanların soyu üzerine gelecek olan yargılar hakkında önbildiride bulunur.

Önlerindeki sofra onlar için bir tuzak olacaktır. Sofranın anlamı, Tanrı’nın seçilmiş yersel halkı olan İsrail’e bağışlanmış ayrıcalıkların bütünüdür. Bu ayrıcalıklar, bir bereket olmak yerine, yargılarının ölçüsünü kararlaştıracaktır.

Refah içinde yaşadıklarında bu, onlara bir tuzak olacaktır. Sıkıntı, insanlar her şeyin yolunda gittiklerini düşündükleri zaman ansızın gelecektir.

69:23   Gözleri kararsın, göremesinler! Bu, İsrail ulusuna gelen yargı sonucu körlüğü belirtir (2Ko.3:14). Işığı kabul etmedikleri için Işık tarafından reddedilirler.

Bellerini hep bükük tut! Uluslar arasına dağıtıldıklarından, ayaklarını dinlendirmeye fırsat bulamayacaklar. Rab onlara “Titreyen yürekler, umutsuzluk ve bakmaktan yorulmuş gözler verecek” (Yas.28:65).

69:24   Tanrı’nın gazabı üzerlerine yağacak, öfkesinin ateşi yakalarına yapışacaktır. Büyük bir üzüntüyle, bütün bu sözlerin Yahudi karşıtı kıyımlarla gaz odaları, fırınlar ve toplama kamplarıyla gerçekleştiğini hatırlıyoruz. Bu vahşet kötü insanlar tarafından yapılmış olsa da, hiç kuşkusuz, “Kanı bizim ve çocuklarımızın üzerine olsun” (Mat.27:25) diyen kişilerin soyları üzerine gelmesine Tanrı engel olmamıştır.

69:25   Konakları ıssız kalacak, çadırlarında oturan olmayacaktır. Burada Mesih’in Matta 23:38’de söylediği şu sözleri hatırlarız: “Bakın! eviniz ıssız bırakılacak.” Bu sözler İsa’dan sonra yetmiş yılında, Titus ve Roma ordusu Yeruşalim’i yağmalayarak tapınağı yerle bir ettiğinde yerine gelmiştir.

69:26   Eğer cezanın ağır olduğu düşünülürse, bu cezayı tahrik eden suçu hatırlamamızda yarar vardır.

Çünkü senin vurduğun insanlara zulmediyor,

Yaraladığın insanların acısını konuşuyorlar.

Bağ kiracıları benzetmesinde, kiracıların bağ sahibinin oğlu hakkında söyledikleri şu sözlerden alıntı yapılır: “Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım” (Mat.21:38). O’nun, Oğul olduğunu biliyorlardı, ama yine de O’nu öldürdüler. 26’ncı ayetin son bölümü, Mesih’in, öldürülecek olan izleyicilerini tanımlar.

69:27, 28   Buna göre, Kurtarıcı’nın sözlerindeki ağır ifade için özür dilemek gerekmez:

Ceza yağdır başlarına,

Senin tarafından aklanmasınlar!

Yaşam kitabından silinsin adları,

Doğrularla yan yana yazılmasınlar!

Yine de Tanrı Oğlu’nun çarmıha gerilişinden sonra bile, Tanrı’nın Ruhunun, tövbe etmesi ve İsa’yı Mesih olarak kabul ederek dönmesi için İsrail ulusuna yalvardığını unutmamalıyız. Elçilerin İşleri döneminin tamamında, ulusu için duygulanan, onu sevgiyle ve yumuşaklıkla merhamet ve lütfunu kabul etmeye çağıran Tanrı’nın yüreğindeki arzuyu görürüz. Bugün bile Müjde diğer uluslara duyurulurken Yahudi halkına da duyurulmaktadır. 22-28’inci ayetlerde tanımlanan yargıya uğrayacak olanlar, yalnızca Tanrı’nın Mesih’ini reddederek bu sonucu özgürce seçenlerdir.

69:29   Şimdi ölmekte olan günahkârların Dostu’nun son sözünü okuruz. Tanımlanması imkansız bir sıkıntı ve acı içindeyken, Tanrı’nın kurtarışının O’na bir kale olmasını ister.

İsteği tam olarak gerçekleşir. Tanrı, üçüncü gün O’nu ölümden dirilterek tahtının sağına bir Kurtarıcı olarak oturtur. Günahlarımız nedeniyle çektiği acılar sonsuza kadar sona ermiştir. Bu nedenle bizler de seviniyoruz!

Rab Yehova, artık Çoban’a kılıçla vurmayacaktır;
Zalim günahkârlar artık görkemli Rabbimiz’i asla hiçe sayamayacaklardır.
— Robert C. Chapman

Artık söylediğimiz ezgi şöyledir:
Senin kutsanmış başını eğen fırtına,
Şimdi sonsuza kadar dindirilmiştir.
Fırtına yerine artık huzur diyarı bizimdir,
Alnını görkem taçlandırır.
— H. Rossier

69:30-33   Son yedi ayetteki konuşmacı, dirilmiş Kurtarıcı’dır. Önce kendisini ölümden ve mezardan kurtaran Tanrı’yı öveceğini söyler. Tanrı’nın adını ezgilerle övecek, şükranlarıyla O’nu yüceltecektir. Bu, Rab için sunulan kurbanlardan çok daha önemli ve değerlidir. Zulüm gören herkes, Rab’bin, Kurtarıcı’nın dualarını işitip O’nu kurtardığı gibi, kendisine seslenen çaresizleri de işitip mahkûmları özgür kılacağını anlayacak ve cesaret bulacaktır.

69:34-36   İsrail ulusuna gelince… Son üç ayet İsrail ulusu için parlak bir gelecek bildirir. Geçici olarak bir kenarda bırakılmalarına rağmen, İsrail halkı bereket kaynağı olacaktır. Deldikleri bedenine bakıp biricik oğulları için yas tutanlar gibi üzüldüklerinde, “Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun” dediklerinde, Tanrı Siyon’u kurtaracak ve Yahuda şehirlerini yeniden inşa edecektir. Artık halkı uluslar arasına dağıtılmayacak, hizmetkârları ülkede kalacak ve onların çocukları ülkeye sahip olacaklardır. Bu, Rab İsa’nın bin yıllık dönemde Kral Mesih olarak egemenlik süreceği ve İsrail halkının ülkede güvenlik içinde oturacağı günlere işaret eder.

 

Kutsal Kitap

1 Kurtar beni, ey Tanrı,
Sular boyuma ulaştı.
2 Dipsiz batağa gömülüyorum,
Basacak yer yok.
Derin sulara battım,
Sellere kapıldım.
3 Tükendim feryat etmekten,
Boğazım kurudu;
Gözlerimin feri sönüyor
Tanrımı beklemekten.
4 Yok yere benden nefret edenler
Saçlarımdan daha çok.
Kalabalıktır canıma kasteden haksız düşmanlarım.
Çalmadığım malı nasıl geri verebilirim?
5 Akılsızlığımı biliyorsun, ey Tanrı,
Suçlarım senden gizli değil.
6 Ya Rab, Her Şeye Egemen RAB,
Utanmasın sana umut bağlayanlar benim yüzümden!
Ey İsrailin Tanrısı,
Benim yüzümden sana yönelenler rezil olmasın!
7 Senin uğruna hakarete katlandım,
Utanç kapladı yüzümü.
8 Kardeşlerime yabancı,
Annemin öz oğullarına uzak kaldım.
9 Çünkü evin için gösterdiğim gayret beni yiyip bitirdi,
Sana edilen hakaretlere ben uğradım.
10 Oruç tutup ağlayınca,
Yine hakarete uğradım.
11 Çula büründüğüm zaman
Alay konusu oldum.
12 Kent kapısında oturanlar beni çekiştiriyor,
Sarhoşların türküsü oldum.
13 Ama benim duam sanadır, ya RAB.
Ey Tanrı, sevginin bolluğuyla,
Güvenilir kurtarışınla uygun gördüğünde
Yanıtla beni.
14 Beni çamurdan kurtar,
İzin verme batmama;
Benden nefret edenlerden,
Derin sulardan kurtulayım.
15 Seller beni sürüklemesin,
Engin beni yutmasın,
Ölüm çukuru ağzını üstüme kapamasın.
16 Yanıt ver bana, ya RAB,
Çünkü sevgin iyidir.
Yüzünü çevir bana büyük merhametinle!
17 Kulundan yüzünü gizleme,
Çünkü sıkıntıdayım, hemen yanıtla beni!
18 Yaklaş bana, kurtar canımı,
Al başımdan düşmanlarımı.
19 Bana nasıl hakaret edildiğini,
Utandığımı, rezil olduğumu biliyorsun;
Düşmanlarımın hepsi senin önünde.
20 Hakaret kalbimi kırdı, dertliyim,
Acılarımı paylaşacak birini bekledim, çıkmadı,
Avutacak birini aradım, bulamadım.
21 Yiyeceğime zehir kattılar,
Sirke içirdiler susadığımda.
22 Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara,
Yandaşları için kapan olsun!
23 Gözleri kararsın, göremesinler!
Bellerini hep bükük tut!
24 Gazabını yağdır üzerlerine,
Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!
25 Issız kalsın konakları,
Çadırlarında oturan olmasın!
26 Çünkü senin vurduğun insanlara zulmediyor,
Yaraladığın insanların acısını konuşuyorlar.
27 Ceza yağdır başlarına,
Senin tarafından aklanmasınlar!
28 Yaşam kitabından silinsin adları,
Doğrularla yan yana yazılmasınlar!
29 Bense ezilmiş ve kederliyim,
Senin kurtarışın, ey Tanrı, bana bir kale olsun!
30 Tanrının adını ezgilerle öveceğim,
Şükranlarımla Onu yücelteceğim.
31 RABbi bir öküzden,
Boynuzlu, tırnaklı bir boğadan
Daha çok hoşnut eder bu.
32 Mazlumlar bunu görünce sevinsin,
Ey Tanrıya yönelen sizler, yüreğiniz canlansın.
33 Çünkü RAB yoksulları işitir,
Kendi tutsak halkını hor görmez.
34 Ona övgüler sunun, ey yer, gök,
Denizler ve onlardaki bütün canlılar!
35 Çünkü Tanrı Siyonu kurtaracak,
Yahuda kentlerini onaracak;
Halk oraya yerleşip sahibi olacak.
36 Kullarının çocukları orayı miras alacak,
O’nun adını sevenler orada oturacak.