Mezmurlar 78

78. Mezmur: Tarihten Bir Benzetme

“Tanrı’nın lütuf yolları ve İsrail’in sapkın yolları.” Bellett, bu mezmurun bildirisini böyle özetlemiştir. Mezmur, İsrail tarihini anlatan büyük ezgilerden biridir. Amacı, bize geçmiş aracılığıyla bir şeyler öğretmektir. Öyle ki, onu tekrar yaşamakla yargılanmayalım.

Mezmur Yazarının Bizi Tarihten Ders Almaya Çağırması (78:1-4)

Mezmur yazarı, halkının (hepimizin) dikkatini çeker, çünkü bir benzetmeyle konuşacaktır. Anlatacaklarının altında çok daha derin anlamlar yatmaktadır. Ulusunun tarihi hakkında çeşitli bölümler aktarırken, “eski sırlar” olarak adlandırdığı gizli dersler verecektir. Anne babalarımız bize nasıl geçmişin bilgilerini aktarırlarsa, bizler de aynı şekilde bizden sonraki kuşağa, Rab’bin halkını lütufla yönettiğini aktarma sorumluluğunu taşırız.

Tanrı’nın Yasayı Verişindeki Lütufkâr Amacı (78:5-8)

Asaf, benzetmelerle anlattığı öğretişine, yasanın verilişiyle başlar. Tanrı, yasayı İsrail’e kendisinden sonraki kuşaklara sadakatle aktarması için vermiştir. Tanrı’nın bu konudaki amacı dört yönlüydü:

  • Halkı, umudunuO’na bağlayacaktı.
  • O’nun görkemli işlerini unutmayacaklardı.
  • Söz dinleyeceklerdi.
  • Geçmişin olaylarından ders alacak ve atalarının isyanlarını tekrarlamayacaklardı.

Halkın İtaatsizliği, İsyanı ve Nankörlüğü (78:9-11)

Ama ne oldu? Efrayim soyunun önderliği altındaki İsrailliler, Rab’bi hayal kırıklığına uğrattılar. Yaylarla ve oklarla kuşanmış olarak, savaş günü O’na sırtlarını döndüler. Bu, Kadeş Barnea’da, casusların kötümser raporlarını kabul ettiklerinde sergiledikleri korkaklığa işaret ediyor olabilir. Kenanlılar’ı ülkeden tamamen çıkartma konusundaki başarısızlıklarını da ima etme olasılığı bulunmaktadır. Büyük olasılıkla bu, onların karakteristik davranışlarının genel bir tanımıdır. Tanrı’nın yasasını sürekli ve isteyerek bozdular. Halkının yararı için yaptığı harika mucizeleri unutmayı alışkanlık haline getirdiler.

Halkın Mısır’dan Kurtarılışlarını Unutması (78:12-14)

Mısır’daki yaşamlarını, Zoan tarlalarında esir işçiler olarak gördükleri baskıdan nasıl kurtarıldıklarını unuttular (Tanis). Kızıldeniz’den geçişlerini nasıl unutabilmişlerdi? Sular kuru toprağa basarak geçebilmeleri için iki yana çekilerek durmamış mıydı? Gündüzleri onları yönlendiren bir görkem bulutunun mucizesinin, geceleri önlerinde yürüyen ateş sütununun harikasını unuttular.

Tanrı’nın Çölde Mucizevi Biçimde Su Sağlamasını Unutmaları (78:15, 16)

Tanrı’nın çölde kayaya vurarak onlara nasıl bol su sağladığını çabucak unuttular. Su kayadan, sanki kaya büyük bir çeşmeymişçesine fışkırmış, sular sanki ırmak gibi akmıştı, ama İsrailliler’in bellekleri zayıftı.

Halkın Ekmek ve Yiyecek konusundaki Arsızlıkları (78:17-22)

Yiyecek konusunda Rab’bi kızdırmaya başladılar. Doyumsuzdular ve sürekli yakınıp En Yüce Olan’dan yeni isteklerde bulundular. Tanrı’nın onları açlıktan ölmeleri için çöle sürdüğünü ima ettiler. Tanrı’nın sağlayışından kuşkulandılar. Su sağladığını homurdanarak kabul ettilerse de, ekmek ve yiyecek sağlama konusundaki istekliliğini ve gücünü sorguladılar.

Halkının güvensizliği Rab’bi çok öfkelendirdi. O’nun kurtarıcı gücüne güvenmedikleri için Rab öfkelenmekte haklıydı. İsrail’e karşı ateş püskürdü ve öfkesi tırmandı.

Tanrı’nın Lütfederek Man Sağlaması (78:23-25)

Ekmek istemişlerdi, ama çölde süper marketler yoktu. Ekmek yapacakları malzeme de yoktu. Bu nedenle Tanrı, göklerin kapaklarını açtı ve onları beslemek için gökten man yağdırdı. Tanrı halkı, ekmekten daha iyisini yedi; göksel ekmek, meleklerin ekmeğiydi.

Tanrı’nın Lütfederek Et Sağlaması (78:26-31)

Aynı zamanda et de istemişlerdi. Ancak çöldeki bu kalabalığı besleyecek eti nereden bulacaklardı? Tanrı bu sorunu, göklerde doğu rüzgarını estirip gücüyle güney rüzgarına yol göstererek çözdü. İsrailliler’in ordugahlarının tam ortasına deniz kumu kadar kuş yağdırdı. Bu kuşlar çölde yaşayan cinsten değildi; uzak bir yerden getirilmeleri gerekmişti. Ama bol ve karşılıksız olarak halka sunuldu.

Halk tıka basa yerken ve daha ağızları doluyken, Tanrı’nın gazabı üzerlerine indi. Tanrı, İsrail yiğitlerinin en güçlülerini öldüren bir bela göndermişti.

Halkın Günah İşlemeyi Sürdürmesi ve Tanrı’nın Şaşmaz Merhameti (78:32-39)

Tanrı sevgisinin bütün kanıtlarına rağmen, halk hâlâ iman etmemek için direniyordu. Tanrı’nın yaptığı hiçbir şey onları hoşnut etmedi. Mucizelere rağmen, yakınmalarını sürdürdüler. Bu nedenle Yahve zaman zaman ulusu ölüm ve yıkımla ziyaret etti. Bu sıkıntılar hayatta kalmış olan İsrailliler’i bir süre için ikna etmiş gibiydi; Rab’be döndüler, kötülüklerinden tövbe ettiler ve büyük bir istekle O’nu aramaya başladılar. Tanrı’nın onlar için ne büyük bir sığınak olduğunu fark ettiler; kendilerini Mısır’daki dehşetten nasıl da kurtarmıştı… Ama çok geçmeden tekrar yalan söylemeye ve günah işlemeye devam ettiler. O’na yürekten bağlı kalmadılar ve itaat etmediler.

Rab muazzam bir sabır gösterdi. Sevecenliğinin olağanüstü bolluğu nedeniyle onların suçlarını bağışladı ve hak ettikleri felaketi üzerlerine göndermedi. Onların yalnızca insan olduklarını anımsadı; bu dünyada gelip geçiciydiler.

Halkın İsyanları ve Nankörlüğü (78:40, 41)

Mezmur yazarı, üzücü tarihin bütününü tekrar dile getirecektir (40-58’inci ayetler). Eğer bizler yalnızca okuyucular olduğumuz halde isyanların bu sürekli tekrarından bezdiysek, bütün bunların Rab’bi ne kadar gücendirdiğini bir düşünün!

Çöldeki bitmek bilmez isyanları Tanrı’yı gücendirmişti. Tanrı’yı defalarca denediler; İsrail’in Kutsalı’na acı çektirdiler.

Halkın Mısır’dan Kurtarılışını Unutması (78:42-53)

78:42   Tanrı’nın, halkı için gücünü nasıl gösterdiğini anımsamadılar. Onları düşmanın elinden nasıl kurtardığını unuttular. Mısır’dan kurtarılmaları, Tanrı gücünün o zamana kadar insanlık tarihinde gerçekleştirmiş olduğu en büyük göstergeydi. Ama yine de O’nu ve yaptıklarının değerini takdir etmediler.

78:43   43-53’üncü ayetlerde, Mısır tekrar gündeme gelir. Bu kez altı belanın vurgulanışı aşağıdaki düzen içinde belirtilmiştir:

  • İlk bela – kana çevrilen ırmaklar (44. ayet).
  • Dördüncü bela – at sinekleri (45a. ayet).
  • İkinci bela – kurbağalar (45b. ayet).
  • Sekizinci bela – çekirgeler (46. ayet).
  • Yedinci bela – dolu (47, 48. ayetler).
  • Onuncu bela – ilk doğanların ölümü (49-51. ayet).

78:44   Tanrı ırmaklarını kana çevirdiği için Mısırlılar su içemediler. Kutsal saydıkları Nil Irmağı aniden kirlendi. Ama İsrailliler’in su kaynakları temiz kaldı.

78:45   Tanrı bütün Mısırlılar’ın evlerine atsinekleri gönderdi. Mısırlılar “Sinek tanrısına” taparlardı; şimdi bu tanrı onları yiyen bir tanrı haline dönüşmüştü. Ama atsinekleri İsrailliler’in yaşadığı Goşen bölgesini istila etmediler.

Tanrı, diğer bir belada Mısır’a kurbağalar gönderdi. Mısırlılar tarafından verimlilik simgesi olarak saygı gören kurbağalar, ülkeyi gerçek anlamda yok ettiler. Bu bela da yalnızca Mısırlılar’ın üzerine geldi; İbraniler Tanrı’nın eli aracılığıyla korundular.

78:46   Tanrı Mısır ülkesinin her yanına çekirgeler gönderdi. Tanrı Serapis, kendisine tapanları bu yok edici böceklerden korumakla sorumluydu. Ama Serapis güçsüzdü. Ürünler mahvoldu, ekinleri tırtıllar yedi. Bütün bu olup biten olaylar sırasında İsrailliler ne tırtıl ne de çekirgeyle karşılaştılar.

78:47,48   Yedinci bela dolu, kırgın ve yıldırımdan oluşuyordu. İnsana, sığırlara, sürülere, bağlara ve ağaçlara çok büyük hasar verdi. Ama bu da yalnızca Mısırlılar’ın üzerine inen bir yargıydı. “Yalnız İsrailliler’in yaşadığı Goşen bölgesine dolu düşmedi” (Çık.9:26).

78:49   Sonra Rab’bin vuruşu doruk noktasına ulaştı: İlk doğanlar öldürüldü. Mezmur yazarı bu beladan şöyle söz eder: “Üzerlerine kızgın öfkesini, gazap, hışım, bela ve bir alay kötülük meleği gönderdi.” Bazı ayetlerde Rab’bin kendisinin ilk doğanları öldürmek için Mısır’dan geçtiği yazılıdır (Çık.11:4; 12:12, 23, 29). Ama Mısır’dan Çıkış 12:23’te ölüm saçan bir aracıdan söz edilir. Mezmur yazarı bunun bir alay kötülük meleği olduğunu düşünmüştür.

78:50-53   Tanrı’nın öfkesi sınır tanımıyordu. Her Mısırlı’nın evinde doğmuş olan ilk çocukları, adı belirlenmeyen bir bela ya da bulaşıcı bir hastalıkla vurdu. Mısır’ın en değerli çiçekleri o gece kurudu. Ama İsrailliler’in evleri, Fısıh Kuzusu’nun kanı aracılığıyla korundu ve İbraniler’den hiçbir ilk doğan öldürülmedi.

Bu belalar öylesine farklıydı ki, bunlar için hiçbir doğal açıklama getirilemedi. Yahudiler, Tanrı’nın kendileri adına sağladığı bu harika işler için O’na teşekkür etmekten nasıl vazgeçebilirlerdi?

Tanrı bir koyun sürüsünü güdercesine onları Mısır’dan çıkardı ve tehlikeli bir çölde onlara rehberlik etti. “Onlara güvenlik içinde yol gösterdi, korkmadılar; deniz düşmanlarını yuttu” (Gelineau). Bu, Tanrı’nın sevgisinin ve gücünün harika bir göstergesiydi!

Halkın, Tanrı’nın Kendilerini Vaat Edilen Topraklara Getirerek Gösterdiği Sevgisini Unutmaları (78:54, 55)

Onları kutsal ülkenin sınırına, sağ elinin kazandığı dağlık bölgeye getirdi. Ülke onlar geldiklerinde doğal olarak zina eden putperestlerle doluydu. Bu ulusları halkının önünden kovdu ve toprakları mülk olarak İsrail oymakları arasında bölüştürdü. Şimdiye kadar hiçbir çoban, RAB’bin kendi koyunlarına gösterdiği şefkati sürüsüne gösterememiştir!

Halkın, Ülkedeki Hainliği ve Zinası (78:56-58)

O’na teşekkür ettiler mi? Hayır! Hakimler döneminde O’nu sonuna kadar denediler, karşı geldiler ve buyruklarına uymadılar. Babaları gibi döneklik edip ihanet ettiler; okçunun güvenmediği bir yay gibi bozuk çıktılar. Rab’bi, puta taptıkları yerlerle tahrik ettiler ve el yapımı putlarıyla O’nu kıskandırdılar.

Tanrı’nın Gazabı ve İsrail’i Reddetmesi (78:59-67)

78:59,60   Mezmur yazarı, şiirsel bir dille halkının nankörlüğüne karşılık vererek gazabını gösteren Tanrı’yı resmeder. Aslında bütün bunlar Yahve için beklenmedik bir şey değildi; uzun zamandır süren isyanlar bardağı taşıran son damla olmuştu sadece… Ama bu kez Tanrı, tahrik ve isyanların başını çeken kuzeydeki İsrail oymaklarına karşı tavrını koydu. İnsanlar arasında kurduğu çadırı, Şilo’daki konutunu terk etti. Bu, daha önce halkının arasında konut kurmak için yeryüzünde seçtiği noktaydı.

78:61-64   Tanrı, Gücü’nün, yani Antlaşma Sandığı’nın Filistliler tarafından ele geçirilmesine izin verdi. Yüceliğinin altınla kaplanmış bu simgesi düşmanın eline geçti (1Sa.4:11a). İsrail halkı arasında büyük bir katliam yapıldı; savaşta otuz bin yaya asker öldürüldü (1Sa.4:10). Savaşta pek çok genç erkek öldürüldüğünden, evlilik ezgileri söylenemez ve düğün çanları çalınamaz oldu. Kılıçla düşen kâhinler, Eli’nin Hofni ve Pinehas adındaki iki ahlâksız oğluydu (1Sa. 4:11). Dul eşleri ağlayamadılar; belki de nedeni Filistliler’in eline geçen Antlaşma Sandığı’nın derin üzüntüsünün daha ağır basmasıydı. Yüceliğin İsrail’den ayrıldığını fark ettiler (1Sa.4:19-22).

78:65,66   RAB bir süre için halkının kötü durumu karşısında kayıtsız kalır gibi göründü. Ama sonra şarabın rehavetinden ayılan bir yiğit gibi kalkarak düşmanlarını püskürttü. Bu Filistliler için ne büyük bir bozgundu! Kaçan düşmanları kovalayıp onları öldürdü. Bu, düşman için çok utanç verici bir yenilgi oldu (1Sa.7:10, 11; 13:3, 4; 14:23).

78:67   Tanrı yine de Yusuf’un soyunu reddetme kararını değiştirmedi; Efrayim oymağını seçmeyecekti. Burada hem Yusuf, hem Efrayim, kuzeydeki on oymağı simgeler. Ruben, ilk oğlun kutsanma hakkını kaybettikten sonra, Yusuf, oğulları Efrayim ve Manaşşe aracılığıyla bir pay fazla toprak aldı.

Tanrı’nın Yahuda’yı, Siyon Dağı’nı ve Davut’u Seçmesi (78:68-72)

78:68,69   Ancak Efrayim, ayaklanmalarda önderlik etmişti; bu nedenle Tanrı onu atlayarak seçimiyle Yahuda’yı onurlandırdı. Tapınağını kurmak için seçtiği yer olan Siyon Dağı, Yahuda oymağının topraklarındaydı. Tapınağı doruklara ulaşıyordu ve sonsuzluk için kurduğu yeryüzü gibi sarsılmazdı.

78:70,71   Seçtiği kulu Davut da Yahuda oymağındandı. Bu çoban kral, çıraklık hizmetini koyun ağılları arasında yerine getirdi. Yavru kuzularla ilgilendi ve içinde bulunduğu doğa aracılığıyla ruhsal gerçekleri öğrendi. Sonra RAB onu, halkı Yakup’a ve mirası İsrail’e çobanlık etmesi için getirdi. Davut Tanrı’nın tasarısını gerçekleştirdi.

78:72   Davut onlara dürüstçe çobanlık etti, becerikli elleriyle onlara yol gösterdi. Böylece mezmur, çobanlara ait huzur dolu sözlerle sona erer. Ancak bu mezmuru tamamlamadan önce kendimize, İsrail tarihinin bizim tarihimizin bir aynası olduğunu hatırlatmamız gerekir. Bizim ayrıcalıklarımız onlarınkinden çok daha fazla olduğundan, kusurlarımız da onlarınkinden daha büyüktür. Çarmıhta bize gösterilen sevginin ışığında yaşarken, neden şikayet ya da isyan edelim, neden Rab’bi sınırlayalım ya da şükran sunmayalım? Yine de yargı altındayız. İsrail’in Kutsal Olanı’nı defalarca denedik. Binlerce kez düşerek O’nu üzdük. Sayısız bereketlerine rağmen homurdanıp yakındık.

Tanrı’nın sabrı da tükenebilir. Düşüşlerimizin acılığını tatmamıza izin vereceği zamanlar da olacaktır. Eğer lütfunu küçümsersek, sonuçlarını da yaşarız. Eğer O’na sadakatle hizmet etmeyi reddedersek, O bunu yapacak başkalarını bulacaktır. Bereketten yoksun kalabiliriz ve bir daha asla hizmet edebileceğimiz daha iyi bir efendi bulamayız.

 

Kutsal Kitap

1 Dinle, ey halkım, öğrettiklerimi,
Kulak ver ağzımdan çıkan sözlere.
2 Özdeyişlerle söze başlayacağım,
Eski sırları anlatacağım,
3 Duyduğumuzu, bildiğimizi,
Atalarımızın bize anlattığını.
4 Torunlarından bunları gizlemeyeceğiz;
RABbin övgüye değer işlerini,
Gücünü, yaptığı harikaları
Gelecek kuşağa duyuracağız.
5 RAB Yakup soyuna koşullar bildirdi,
İsraile yasa koydu.
Bunları çocuklarına öğretsinler diye
Atalarımıza buyruk verdi.
6 Öyle ki, gelecek kuşak, yeni doğacak çocuklar bilsinler,
Onlar da kendi çocuklarına anlatsınlar,
7 Tanrıya güven duysunlar,
Tanrının yaptıklarını unutmasınlar,
Onun buyruklarını yerine getirsinler;
8 Ataları gibi inatçı, başkaldırıcı,
Yüreği kararsız,
Tanrıya sadakatsiz bir kuşak olmasınlar.
9 Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları
Savaş günü sırtlarını döndüler.
10 Tanrının antlaşmasına uymadılar,
Onun yasasına göre yaşamayı reddettiler.
11 Unuttular Onun işlerini,
Kendilerine gösterdiği harikaları.
12 Mısırda, Soan bölgesinde
Tanrı harikalar yapmıştı atalarının önünde.
13 Denizi yarıp geçirmişti onları,
Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.
14 Gündüz bulutla,
Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.
15 Çölde kayaları yarmış,
Sanki dipsiz kaynaklardan
Onlara kana kana su içirmişti.
16 Kayadan akarsular fışkırtmış,
Suları ırmak gibi akıtmıştı.
17 Ama onlar çölde Yüceler Yücesine başkaldırarak
Günah işlemeye devam ettiler.
18 Canlarının çektiği yiyeceği isteyerek
İçlerinde Tanrıyı denediler.
19 ‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek,
Tanrıya karşı konuştular.
20 ‹‹Bak, kayaya vurunca sular fışkırdı,
Dereler taştı.
Peki, ekmek de verebilir mi,
Et sağlayabilir mi halkına?››
21 RAB bunu duyunca çok öfkelendi,
Yakupa ateş püskürdü,
Öfkesi tırmandı İsraile karşı;
22 Çünkü Tanrıya inanmıyorlardı,
Onun kurtarıcılığına güvenmiyorlardı.
23 Yine de RAB buyruk verdi bulutlara,
Kapaklarını açtı göklerin;
24 Man yağdırdı onları beslemek için,
Göksel tahıl verdi onlara.
25 Meleklerinfı ekmeğini yedi her biri,
Doyasıya yiyecek gönderdi onlara.
26 Doğu rüzgarını estirdi göklerde,
Gücüyle güney rüzgarına yol gösterdi.
27 Toz gibi et yağdırdı başlarına,
Deniz kumu kadar kuş;
28 Ordugahlarının ortasına,
Konakladıkları yerin çevresine düşürdü.
29 Yediler, tıka basa doydular,
İsteklerini yerine getirdi Tanrı.
30 Ancak onlar isteklerine doymadan,
Daha ağızları doluyken,
31 Tanrının öfkesi parladı üzerlerine.
En güçlülerini öldürdü,
Yere serdi İsrail yiğitlerini.
32 Yine de günah işlemeye devam ettiler,
Onun harikalarına inanmadılar.
33 Bu yüzden Tanrı onların günlerini boşluk,
Yıllarını dehşet içinde bitirdi.
34 Tanrı onları öldürdükçe Ona yönelmeye,
İstekle Onu yeniden aramaya başlıyorlardı.
35 Tanrının kayaları olduğunu,
Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.
36 Oysa ağızlarıyla Ona yaltaklanıyor,
Dilleriyle yalan söylüyorlardı.
37 Ona yürekten bağlı değillerdi,
Antlaşmasına sadık kalmadılar.
38 Yine de Tanrı sevecendi,
Suçlarını bağışlıyor, onları yok etmiyordu;
Çok kez öfkesini tuttu,
Bütün gazabını göstermedi.
39 Onların yalnızca insan olduğunu anımsadı,
Geçip giden, dönmeyen bir rüzgar gibi.
40 Çölde kaç kez Ona başkaldırdılar,
Issız yerlerde Onu gücendirdiler!
41 Defalarca denediler Tanrıyı,
İncittiler İsrailin Kutsalını.
42 Anımsamadılar Onun güçlü elini,
Kendilerini düşmandan kurtardığı günü,
43 Mısırda gösterdiği belirtileri,
Soan bölgesinde yaptığı şaşılası işleri.
44 Mısırın kanallarını kana çevirdi,
Sularını içemediler.
45 Gönderdiği at sinekleri yedi halkı,
Gönderdiği kurbağalar yok etti ülkeyi.
46 Ekinlerini tırtıllara,
Emeklerinin ürününü çekirgelere verdi.
47 Asmalarını doluyla,
Yabanıl incir ağaçlarını iri dolu taneleriyle yok etti.
48 Büyükbaş hayvanlarını kırgına,
Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.
49 Üzerlerine kızgın öfkesini,
Gazap, hışım, bela
Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.
50 Yol verdi öfkesine,
Canlarını ölümden esirgemedi,
Onları salgın hastalığın pençesine düşürdü.
51 Mısırda bütün ilk doğanları,
Hamın çadırlarında bütün ilk çocukları vurdu.
52 Kendi halkını davar gibi götürdü,
Çölde onları bir sürü gibi güttü.
53 Onlara güvenlik içinde yol gösterdi, korkmadılar;
Düşmanlarınıysa deniz yuttu.
54 Böylece onları kendi kutsal topraklarının sınırına,
Sağ elinin kazandığı dağlık bölgeye getirdi.
55 Önlerinden ulusları kovdu,
Mülk olarak topraklarını
İsrail oymakları arasında bölüştürdü.
Halkını konutlarına yerleştirdi.
56 Ama onlar yüce Tanrıyı denediler,
Ona başkaldırdılar,
Koşullarına uymadılar.
57 Döneklik edip ataları gibi ihanet ettiler,
Güvenilmez bir yay gibi bozuk çıktılar.
58 Puta taptıkları yerlerle Onu kızdırdılar,
Putlarıyla Onu kıskandırdılar.
59 Tanrı bunları duyunca çok öfkelendi,
İsraili büsbütün reddetti.
60 İnsanlar arasında kurduğu çadırı,
Şilodaki konutunu terk etti.
61 Kudretini tutsaklığa,
Görkemini düşman eline teslim etti. Antlaşma Sandığını kastetmektedir.
62 Halkını kılıç önüne sürdü,
Öfkesini kendi halkından çıkardı.
63 Gençlerini ateş yuttu,
Kızlarına düğün türküsü söylenmez oldu.
64 Kâhinleri kılıç altında öldü,
Dul kadınları ağlayamadı.
65 O zaman Rab uykudan uyanır gibi,
Şarabın rehavetinden ayılan bir yiğit gibi oldu.
66 Düşmanlarını püskürttü,
Onları sonsuz utanca boğdu.
67 Tanrı Yusuf soyunu reddetti,
Efrayim oymağını seçmedi;
68 Ancak Yahuda oymağını,
Sevdiği Siyon Dağını seçti.
69 Tapınağını doruklar gibi,
Sonsuzluk için kurduğu yeryüzü gibi yaptı.
70 Kulu Davutu seçti,
Onu koyun ağılından aldı.
71 Halkı Yakupu, kendi halkı İsraili gütmek için,
Onu yavru kuzuların ardından getirdi.
72 Böylece Davut onlara dürüstçe çobanlık etti,
Becerikli elleriyle onlara yol gösterdi.