Mezmurlar 83

83. Mezmur: Altı Günlük Savaşın Mezmuru

28 Mayıs 1967’de, Birleşik Arap Emirlikleri’nin kralı olan Cemal Abdül Nasır şöyle demişti: “İsrail’e genel bir saldırı başlatmayı tasarlıyoruz. Bu topyekün bir savaş olacaktır. Temel hedefimiz İsrail’i yok etmektir.” 5 Haziran’da savaş çıktığında Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Ürdün, Suriye, Irak, Cezayir, Sudan, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Fas katılmışlardı. Bu ittifakın girişimi İsrail’i denize sürmekti, ama başarısız oldular. Savaş altı gün içerisinde sona erdi. İsrail tartışılmaz zafer elde etti. Birçok Kutsal Kitap okuyucusu için 83. Mezmur, altı günlük savaştan sonra yeni bir anlam kazandı. Belki de 83. Mezmur’un anlamı, İsrail’in topraklar konusunda iddia ettiği hakkın, İsa’nın Kral olarak egemenlik sürmek için gelişi aracılığıyla daha da geniş boyutlarda gerçekleşeceğidir.

83:1-5   Kuşatılmış İsrail, Tanrı’ya susmaması, hareketsiz kalmaması için çağrıda bulunur. Her ne kadar insanlar kendi güvenlik ve korunmaları için yalvarıyorlarsa da, davalarını Tanrı’nın davasıymış gibi sunmaktadırlar: “Senin düşmanların… Senden nefret edenler… Senin halkın… Koruduğun insanlar… Sana karşı dolap çeviriyorlar.” İsrail’in düşmanlarının Tanrı’nın düşmanları olduğunu, Tanrı’nın unutmasına izin vermeyeceklerdir.

83:6-8   Bu ulusları günümüzdeki karşılıklarıyla tanımlamaya çalıştığımızda, bazı zorluklarla karşılaşırız. Asur’un bugünkü Irak’la aynı ülke olduğunu ve İbrahim’le Hacer’in oğlu olan İsmail’in Araplar’ın atası olduğunu biliriz. Edomlular’ın ve Amalekliler’in Esav’ın soyundan; Moavlılar ve Ammonlular’ın Lutun soyundan geldiklerini biliyoruz. Ama bugünkü izlerini araştırıp bulmak hemen hemen imkansızdır. Filistliler bugünkü Gazze’de yaşarlardı. Sur şehri şimdiki Lübnan’ın olduğu yerdeydi. Geval ise Fenike’deydi. Bazı kaynaklar Hacerliler’i, Hacer’in soyu olarak sıralarlar ve bu nedenle, İsmailliler’in bir bölümüdürler; ama bu tanımlama tam olarak kesin değildir. Bu isimleri çevreleyen belirsizlikler nedeniyle yapılacak en iyi şey, bu isimleri Ortadoğu’daki günümüz ülkeleriyle kıyaslamamak olacaktır, ama onları İsrail’in düşmanları olarak görebiliriz.

Küçük İsrail tek başına bu baskın ittifaka karşı nasıl durabilirdi? Yanıtın bir bölümünü Tanrı’nın halkını “koruduğu” (3.ayet), “sakladığı” (AV), “değer verdiği” (LB), ya da “sevgili” (Gelineau) kişileri olduğu gerçeğinde bulabiliriz. Tanrı, tehlike saatinde onlara mucizevi bir şekilde kalkan olur ve güçsüzlüklerinde gücünü yetkinleştirir. Üstün güçlerin hepsi halkına karşı durduğunda, Tanrı zaferini gönderir.

83:9,10   Şimdi kuşatılmış halk, düşmanlarını yok etmesi için Tanrı’ya daha önce defalarca yaptığı gibi tekrar yalvarır.

Kenan kralı Yavin ve başkomutanı Fisera, Eyn-Dor’da, Kişon Vadisi’ndeki korkunç bir yenilginin ardından utanç içinde öldürülmüşlerdi (Hak.4). Çürüyen cesetleri, İsrail toprağı için gübre olmuş, verimli kılmıştı.

83:11,12   Orev ve Zeev boyunları vurularak öldürüldüler (Hak.7:23-25). Yeşaya’ya göre (10:26) bu, destanımsı bir katliamdır.

Zevah ve Salmunna adındaki iki Midyan kralı, “Tanrı’nın otlaklarını” işgal etmekle tehdit etmişlerdi. Orev ve Zeev öldürüldüklerinde İsrailliler’in elinden kurtulmayı başardılar, ama sonunda yakalanarak Gideon tarafından cezalandırıldılar (Hak.8).

83:13-18   İsrail, düşmanlarını yargılaması için Tanrı’ya yakarırken, bunu nasıl yapacağını O’nun hayal gücüne bırakmaz; cezanın detaylarını da belirtir. Rüzgarın sürüklediği saman çöpüne çevrilmelerini ister ya da bazılarının çevirdiği gibi yabani bir kadife çiçeği gibi savrulmalarını talep eder. Orman yangını gibi, dağları tutuşturan bir alevin onları kovalamasını ve şiddetli bir kasırgayla düşmanlarını dehşete düşürmesini ister. Yüzleri utançla kaplanmalıdır, öyle ki Rab’be yönelip O’nu arayabilsinler. Rezil olup yok olsunlar ki, bütün yeryüzündeki tek egemenin RAB olduğunu öğrenebilsinler.

Ağır bir ifade mi? Evet, ağır, ama haksız da değiller! Tanrı’nın onuru tehlikeye girdiğinde, sevgisi katılaşıp sabitleşebilir. Morgan bunu bize şöyle açıklar:

Eski halkın bu şarkıcılarının bütünü, Tanrı’nın onuruna duydukları üstün tutkuyla esinlenmişlerdir. Onlar gibi peygamberler de kendi çıkarları için bir şey istememişlerdir. Bencillik şarkı söylemez ve görüşleri yoktur. Öte yandan, Tanrı’nın yüceliğine ilişkin duyulan tutku, yumuşaklılığı içerdiği gibi, sertliği de barındırır. 1

 

Kutsal Kitap

1 Ey Tanrı, susma,
Sessiz, hareketsiz kalma!
2 Bak, düşmanların kargaşa çıkarıyor,
Senden nefret edenler boy gösteriyor.
3 Halkına karşı kurnazlık peşindeler,
Koruduğun insanlara dolap çeviriyorlar.
4 ‹‹Gelin, bu ulusun kökünü kazıyalım›› diyorlar,
‹‹İsrailin adı bir daha anılmasın!››
5 Hepsi sözbirliği etmiş, düzen kuruyor,
Sana karşı anlaşmaya vardı:
6 Edomlular, İsmaililer,
Moavlılar, Hacerliler,
7 Geval, Ammon, Amalek,
Filist ve Sur halkı.
8 Asur da onlara katıldı,
Lutoğullarına güç verdiler. |iSela
9 Onlara Midyana,
Kişon Vadisinde Siseraya ve Yavine yaptığını yap:
10 Onlar Eyn-Dorda yok oldular,
Toprak için gübreye döndüler.
11 Onların soylularına Orev ve Zeeve yaptığını,
Beylerine Zevah ve Salmunnaya yaptığını yap.
12 Onlar: ‹‹Gelin, sahiplenelim
Tanrının otlaklarını›› demişlerdi.
13 Ey Tanrım, savrulan toza,
Rüzgarın sürüklediği saman çöpüne çevir onları!
14 Orman yangını gibi,
Dağları tutuşturan alev gibi,
15 Fırtınanla kovala,
Kasırganla dehşete düşür onları!
16 Utançla kapla yüzlerini,
Sana yönelsinler, ya RAB.
17 Sonsuza dek utanç ve dehşet içinde kalsınlar,
Rezil olup yok olsunlar.
18 Senin adın RAB’dir,
Anlasınlar yalnız senin yeryüzüne egemen en yüce Tanrı olduğunu.

1. Morgan, Exposition, s.252.