Mısır’dan Çıkış 16

B. Sin Çölü (16. Bölüm)

16:1-19   Güneydoğuya yolculuk eden halk, Sin Çölü’ne geldi. 1 Sin Çölü’nde halk yiyecek bulamadığı için acı acı yakındı. Yiyeceklerinin bol olduğu, ama kendilerinin tutsak oldukları zamanı sanki unutmuş gibi, Mısır’daki yiyeceklere özlem duydular. Tanrı lütfederek halka akşam bıldırcın, sabah man göndererek karşılık verdi. Bıldırcınlar, burada ve Çölde Sayım 11:31’de görüldüğü gibi yalnızca iki kez sağlanmıştı. Man ise sürekli sağlandı. “Bu ne? anlamına gelen man, Tanrı tarafından mucizevi biçimde sağlanan bir yiyecekti; manı, fiziksel bir temel üzerinde açıklama girişimleri başarısız olur. Man, küçük, yuvarlak, beyaz ve tatlıydı (31. ayet). Tanrı Ekmeği olan Mesih’in alçakgönüllülüğünü, mükemmelliğini, paklığını ve tatlılığını simgelemekteydi (Yu. 6:48-51). Manın verilişi (Canlarımıza Mesih’in hizmetini sağlayan Kutsal Ruh’u hatırlatan bir biçimde) sabah çiyi ile ilişkiliydi. İsrailliler, kişi başına bir omer toplayabilirlerdi. Topladıkları miktar ne olursa olsun, man her zaman herkesin yiyeceği kadar vardı ve asla gereğinden fazla değildi. Bu durum Mesih’in, halkının her ihtiyacını karşılamaya yeterli olduğunu gösterir ve Hıristiyanlar’ın ellerindeki fazlalık, diğerlerinin eksikliğini tamamlar (2Ko.8:15). Man, sabah erkenden, güneş tarafından eritilmeden önce toplanmalıydı. Aynı şekilde bizler de, her günün başlangıcında yaşamın baskıları üzerimize çökmeden, Mesih’ten beslenmeliyiz. Man, günlük olarak toplanmalıydı, aynı şekilde bizler de Rabden her gün, o gün için beslenmeliyiz. Man, haftanın ilk altı günü toplanmalıydı; yedinci gün man bulunmayacaktı.

16:20-31   Altıncı gün, iki günlük ekmek toplanması buyrulmuştu. Şabat Günü yenecek ekmek, altıncı gün toplanmalıydı. Eğer manı ertesi güne bırakırlarsa, man kurtlanıp kokardı. Man, beyaz kişniş tohumuna benziyordu ve tadı, ballı yufkayı andırıyordu. Fırında ya da ateş üzerinde pişirilebilirdi. Musa, Şabat Günü man toplamaya gidenleri payladı.

16:32-34   Manın bir kısmı altın bir tepsiye konarak, daha sonra Antlaşma Sandığı’na yerleştirilmek üzere anı olarak saklandı (İbr.9:4). Tanrı, yaratılışın yedinci gününde dinlenmişti (Yar.2:2), ancak o zaman insana yedinci gün dinlenmesini buyurmamıştı. Ama şimdi, İsrail ulusuna Şabat yasasını veriyordu. Bu buyruk, daha sonra On Buyruk’tan bir tanesi oldu (20:9-11). İsrail ile Sina Dağı’nda yapılan antlaşmanın bir belirtisiydi (31:13) ve halka her hafta Mısır tutsaklığından kurtarıldıklarını hatırlatıyordu (Yas.5:15). Diğer uluslardan olanlara Şabat Günü’nü tutmaları buyrulmamıştı. On Buyruk’tan dokuzu, Yeni Antlaşma’da kiliseye verilen buyruklar olarak tekrarlanır. Tekrarlanmayan tek buyruk Şabat yasasıdır. Yine de tüm insanlık için, yedi günden birinde dinlenmek bir ilkedir. Hıristiyan için dinlenme günü Rab’bin Günü olan haftanın ilk günüdür. Bu gün yasal bir sorumluluk günü değildir; dünyasal işlerden uzak kalınan, lütfedilen bir ayrıcalık günüdür. Bu günde kendimizi tamamen Rab’be tapınmaya ve O’na hizmet etmeye adayabiliriz.

Antlaşma Sandığı’nı ifade eden “antlaşma levhalarından”, Antlaşma Sandığı var olmadan önce söz edilir. Bu, yasanın verilmeden önce belirtilişine bir örnektir. “Antlaşma levhaları”, aynı zamanda ifadenin geçtiği koşullara göre On Buyruk anlamına da gelebilir.

16:35-36   Kırk yıl süre ile man yemek, İsrailoğulları’nın çölde geçirecekleri zamana ilişkin bir kehanettir. Kenan diyarının sınırından girdiklerinde Gilgal’a ulaştılar ve man sağlanışı sona erdi (Yşu.5:12).

 

Kutsal Kitap

1 Bütün İsrail topluluğu Elimden ayrıldı. Mısırdan çıktıktan sonra ikinci ayın on beşinci günü Elim ile Sina arasındaki Sin Çölüne vardılar.
2 Çölde hepsi Musayla Haruna yakınmaya başladı.
3 ‹‹Keşke RAB bizi Mısırdayken öldürseydi›› dediler, ‹‹Hiç değilse orada et kazanlarının başına oturur, doyasıya yerdik. Ama siz bütün topluluğu açlıktan öldürmek için bizi bu çöle getirdiniz.››
4 RAB Musaya, ‹‹Size gökten ekmek yağdıracağım›› dedi, ‹‹Halk her gün gidip günlük ekmeğini toplayacak. Böylece onları sınayacağım: Benim yasama göre yaşıyorlar mı, yaşamıyorlar mı, göreceğim.
5 Altıncı gün her gün topladıklarının iki katını toplayıp hazırlayacaklar.››
6 Musayla Harun İsraillilere, ‹‹Bu akşam sizi Mısırdan RABbin çıkardığını bileceksiniz›› dediler,
7 ‹‹Sabah da RABbin görkemini göreceksiniz. Çünkü RAB kendisine söylendiğinizi duydu. Biz kimiz ki, bize söyleniyorsunuz?››
8 Sonra Musa, ‹‹Akşam size yemek için et, sabah da dilediğiniz kadar ekmek verilince, RABbin görkemini göreceksiniz›› dedi, ‹‹Çünkü RAB kendisine söylendiğinizi duydu. Biz kimiz ki? Siz bize değil, RABbe söyleniyorsunuz.››
9 Musa Haruna, ‹‹Bütün İsrail topluluğuna söyle, RABbin huzuruna gelsinler›› dedi, ‹‹Çünkü RAB söylendiklerini duydu.››
10 Harun İsrail topluluğuna bunları anlatırken, çöle doğru baktılar. RABbin görkemi bulutta görünüyordu.
11 RAB Musaya şöyle dedi:
12 ‹‹İsraillilerin yakınmalarını duydum. Onlara de ki, ‹Akşamüstü et yiyeceksiniz, sabah da ekmekle karnınızı doyuracaksınız. O zaman bileceksiniz ki, Tanrınız RAB benim.› ››
13 Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.
14 Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.
15 Bunu görünce İsrailliler birbirlerine, ‹‹Bu da ne?›› diye sordular. Çünkü ne olduğunu anlayamamışlardı. Musa, ‹‹RABbin size yemek için verdiği ekmektir bu›› dedi,
16 ‹‹RABbin buyruğu şudur: ‹Herkes yiyeceği kadar toplasın. Çadırınızdaki her kişi için birer omer alın.› ›› ifade 16:18,32,33,36da da geçer.
17 İsrailliler söyleneni yaptılar. Kimi çok, kimi az topladı.
18 Omerle ölçtüklerinde, çok toplayanın fazlası, az toplayanın da eksiği yoktu. Herkes yiyeceği kadar toplamıştı.
19 Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.
20 Ama bazıları ona aldırmayıp sabaha bıraktılar. Bıraktıkları kurtlanıp kokmaya başlayınca Musa onlara öfkelendi.
21 Her sabah herkes yiyeceği kadar topluyordu. Güneş ortalığı ısıtınca, yerde kalanlar eriyordu.
22 Altıncı gün kişi başına iki omer, yani iki kat topladılar. Topluluğun önderleri gelip durumu Musaya bildirdiler.
23 Musa, ‹‹RABbin buyruğu şudur›› dedi, ‹‹ ‹Yarın dinlenme günü, RAB için kutsal Şabat Günüdür. Pişireceğinizi pişirin, haşlayacağınızı haşlayın. Artakalanı bir kenara koyun, sabaha kalsın.› ››
24 Musanın buyurduğu gibi artakalanı sabaha bıraktılar. Ne koktu, ne kurtlandı.
25 Musa, ‹‹Artakalanı bugün yiyin›› dedi, ‹‹Çünkü bugün RAB için Şabat Günüdür. Bugün dışarda ekmek bulamayacaksınız.
26 Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››
27 Yedinci gün bazıları ekmek toplamak için dışarı çıktı, ama hiçbir şey bulamadılar.
28 RAB Musaya, ‹‹Ne zamana dek buyruklarıma ve yasalarıma uymayı reddedeceksiniz?›› dedi,
29 ‹‹Size Şabat Gününü verdim. Bunun için altıncı gün size iki günlük ekmek veriyorum. Yedinci gün herkes neredeyse orada kalsın, dışarı çıkmasın.››
30 Böylece halk yedinci gün dinlendi.
31 İsrailliler o ekmeğe man adını verdiler. Kişniş tohumu gibi beyazımsı, tadı ballı yufka gibiydi.
32 Musa, ‹‹RABbin buyruğu şudur›› dedi, ‹‹ ‹Mısırdan sizi çıkardığımda, gelecek kuşakların çölde size yedirdiğim ekmeği görmesi için, bir omer saklansın.› ››
33 Musa Haruna, ‹‹Bir testi al, içine bir omer man doldur›› dedi, ‹‹Gelecek kuşaklar için saklanmak üzere onu RABbin huzuruna koy.››
34 RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.
35 İsrailliler yerleştikleri Kenan topraklarına varıncaya dek kırk yıl man yediler.
36 -Bir omer efanın onda biridir.-

1. (16:1-19) Adın, İngilizce’deki ‘günah’ sözcüğüyle ilgisi yoktur.