Nahum 3

3:1-3   3’üncü bölüm Ninova’nın düşüşüyle ilgili anlatımı sürdürür ve temelinde yatan nedenleri ortaya koyar: Eli kanlı bir kenttir, yalan ve soygunla doludur, pek çoklarından ganimetler almıştır. Şimdi Babil atlıları, parıldayan kılıçlarıyla saldırmaktadırlar. Sokaklar sayısız cesetle doludur.

3:4,7   Ulus, fahişelik ve büyücülüğüyle, putperestlik ve cinsel ilişkileriyle diğer insanlara zarar verdiği için yargılanmaktadır. Rab ulusun günahkârlığını sergileyecek ve onu baştan çıkarıcı bir fahişeye uygun biçimde cezalandıracaktır.

3:8-10   No-Amon (Tebes) 1 , Etiyopya ve Mısır’ın büyük gücünü simgelerdi; Ninova da NoAmon gibi çaresizdir, kaçamayacaktır.

Tebes aynı zamanda güvenliği için müttefikleri ya da yardımcıları olarak Put ve Luv’a da dayanmaktaydı. Bunlar genellikle Libya’yla 2 ilişkisi olan ülkelerdir, ama bu kesin değildir. Put, bugünkü Somali kadar güneyde bulunuyor olabilir. 3

3:11-13   Aynı zamanda Ninova da Tanrı gazabının kâsesiyle sarhoş olacaktı. Olgunlaşmış bir incir gibi yargıya hazırdı. Ülkesinin kapıları düşmanlarının önünde ardına kadar açıldığında, savunması düşecekti.

3:14-17   Ninova kuşatma konusuyla ilgili yaptığı ayrıntılı hazırlıklara rağmen –yedek su bulundurma ve kaleleri yeni çamur tuğlalarla güçlendirme– düşecekti. Her ne kadar tüccarlar, koruyucular ve görevliler gökteki yıldızlar kadar çok olsalar da, gün doğumunda uçup kayıplara karışan bir çekirge sürüsü gibi kentten ayrılacaklardı.

3:18-19   Asur’un çobanları (yöneticileri) şimdi ölüm uykusundaydılar. Ulus, ölümcül bir yara almıştı. Düştüğü konusundaki haberler büyük sevinç uyandıracaktı, çünkü pek çok kişiye zulmetmişlerdi. Ninova İ.Ö. 612’de düştü.

Nahum’un peygamberliği öylesine eksiksiz biçimde yerine gelmişti ki, daha sonra Ksenofon ve Büyük İskender’in orduları, büyük Ninova’nın yıkıntılarının yakınlarında ya da üzerinde yürüdüklerini fark etmemişlerdi bile.

19. yüzyıla kadar Ninova’nın eski yeri hakkında kesin bilgi bile yoktu. 4

 

Kutsal Kitap

1 Elleri kanlı kentin vay haline!
Yalanla, talanla dolu. Yağmalamaktan geri kalmıyor.
2 Kamçı şaklamaları, tekerlek gürültüleri,
Koşan atlar, sarsılan savaş arabaları,
3 Saldıran atlılar, çakan kılıçlar,
Parıldayan mızraklar, yığın yığın ölüler… Sayısız ceset.
Yürürken ayaklar takılıyor ölülere.
4 Her şey o alımlı, büyücü fahişenin sınırsız ahlaksızlığından oldu.
Fahişeliğiyle ulusları, büyüleriyle halkları kendine tutsak etti.
5 Her Şeye Egemen RAB diyor ki,
‹‹Sana karşıyım, ey Ninova! Savuracağım eteklerini yüzüne.
Uluslara çıplaklığını, Halklara ayıp yerlerini göstereceğim.
6 Seni pislikle sıvayıp rezil edeceğim.
Dehşetle seyredecek herkes seni.
7 Seni kim görse kaçacak.
‹Harabeye döndü Ninova› diyecekler, ‹Kim dövünecek onun için?
Nereden bulalım onu avutacak birilerini?› ››
8 Sen No-Amondan daha mı üstünsün?
O kent ki, kanallar arasındaydı, Suyla çevrelenmişti,
Kalesi Nil Irmağı, surlarıysa sulardı.
9 Kûş ve Mısır onun sınırsız gücünün kaynağıydı.
Pût ve Luv da yandaşlarıydı.
10 Öyleyken tutsak düştü, halkı sürüldü.
Yavruları köşe başlarında paramparça edildi. Soyluları için kura çekildi,
Zincire vuruldu ileri gelenleri.
11 Acıyla kendinden geçeceksin, ey Ninova,
Düşmanlarından korunacak yer arayacaksın.
12 Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir.
Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.
13 Askerlerine bak! Kadın gibi hepsi.
Kapıların ardına kadar düşmana açık. Ateş yiyip bitirmiş kapı sürgülerini.
14 Kuşatma vakti için su biriktir kendine,
Savunmanı güçlendir. Tuğla yapmak için kili çiğne,
Kalıpları hazırla.
15 Orada ateş seni yiyip bitirecek,
Kılıç seni kesip biçecek. Genç çekirgelerin yiyip bitirdiği ekin gibi yok olacaksın. Çekirgeler gibi, genç çekirgeler gibi çoğalmalısın.
16 Tüccarlarının sayısı gökteki yıldızlardan çok.
Ama düşmanların genç çekirgeler gibi ülkeyi talan edip gidecekler.
17 Koruyucularınla görevlilerin serin günlerde duvarlara konan çekirgeler gibidir,
Güneş doğunca uçup kayıplara karışan çekirge sürüsü gibi.
18 Ey Asur Kralı, yöneticilerin öldü,
Uyudu sonsuza dek soyluların. Halkın dağlara dağıldı.
Onları toplayacak kimse yok.
19 Uğradığın felaketten kurtuluş yok, yaraların ölümcül.
Başına gelenleri duyanlar sevinçle el ovuşturuyorlar. Çünkü dinmeyen vahşetinden kim kaçabildi ki?

1. Aramice Tevrat ve Latince Vulgata’nın buradaki yorumu “yoğun nü­fusa sahip” İskenderiye’dir.

2. “Libya” sözcüğü büyük olasılıkla “Lubim” ile ilgilidir.

3. “Put”, Kızıldeniz kıyısında Somali kadar güneyde bulunan bir ülke olan, “Punt” olabilir. Bk. Maier, Nahum, s.321, 322.

4. Paul Emile Botta, Austen Henry Layard ve George Smith ünlü Ninova harabelerinin (1840’lardan 1870’lere) öncü arkeologlarıdır.