Pastoral Mektuplar Giriş


PASTORAL MEKTUPLAR

Yazar

William MacDonald


Bu kitap, Tanrı Sözü’nün zenginliğini açık ve kolay anlaşılır hale getirmek için hazırlanan bir Kutsal Kitap yorumudur. Samimi, saygılı, adanmış ve ilmi bir şekilde yazılmıştır. Kişisel tapınma zamanlarınızda ve grupça yapılan Kutsal Kitap çalışmalarınızda kullanmak için uygun bir seçenektir.


This is a Bible commentary that makes the riches of God’s Word clear and easy for you to understand. It is written in a warm, reverent, and devout and scholarly style. It is a good choice for your personal devotions and group Bible study.

© 1995 by William MacDonald, Believer’s Bible Commentary
Christian Missions in Many Lands, Inc.
PO Box 13, Spring Lake, NJ 07762
USA
— All Rights Reserved —


Giriş

“Pastoral mektuplar kilise tarihinde önemli rol oynamış ve Yeni Antlaşma’daki haklı yerini almıştır. Bireysel ya da topluluk olarak Mesih inanlıları için çok değerli sağlam pratik öğütler ve teolojik öğretişler içermektedir.” — Donald Guthrie

I. “PASTORAL MEKTUPLAR”IN ANLAMI NEDİR?

1700’lerden beri 1. ve 2.Timoteos ile Titus bölümlerine “Pastoral Mektuplar” denmektedir. Böyle bir tanım, kişinin anlama şekline göre kolaylık da sağlayabilir, zorluk da.

Eğer bu tanım, Rab’bin sürüsünün koyunlarına nasıl çobanlık edilmesi gerektiğine ilişkin bir mektubu tanımlar nitelikte ise amacına ulaşmış sayılır.

Ancak eğer bunun anlamı, Timoteos ve Titus’un Efes ve Girit’teki kiliselerin önderleri (pastörleri) olduğu yönünde ise, o zaman yanılıyoruz demektir.

İngilizce eski King James çevirilerinin sonunda yer alan bazı notlar bu tarihsel hataya yol açmıştır. Örneğin 2.Timoteos’un sonunda şöyle bir not yer alır:

Efes kilisesine atanmış olan ilk gözetmen (piskopos) Timoteos’a, Pavlus ikinci kez Neron’un önüne çıkarıldığında, Roma’dan yazılan ikinci mektup.

Titus’un sonunda da şu not vardır:

Makedonya’nın Nikopolis kentinden, Girit kilisesine ilk atanan gözetmen (piskopos) Titus’a yazılmıştır.

Bir kilise önderi olan Albert Barnes’ı şu sözleri nedeniyle önyargılı olmakla suçlamak doğru olmaz:

Titus’un oradaki kilisenin ilk gözetmeni olduğuna ya da Kutsal Kitap’taki anlamıyla gözetmen olarak anılabilecek ilk kişi olduğuna ilişkin bir kanıt yoktur. Hatta Pavlus’un onunla birlikte bulunuşu ve Titus’u da başladığı işi bitirmek üzere orada “bırakışı”, Titus’un oradaki ilk kişi olmadığını kanıtlar niteliktedir.

Titus’un “gözetmen” olmak bir yana bir topluluk önderi olarak çalışmakta olduğuna ilişkin bir kanıt bile yoktur.

Bu tür yakıştırmalar hatalı ve kanıttan yoksun olduklarından, Kutsal Kitap’ın baskılarına eklenmemesi daha uygundur. Bunlar esinlenmiş yazılar değil, “notlar ve yorumlar” olduklarından, hatanın devam etmesine de yol açmaktadırlar. Timoteos ve Titus’un Efes ve Girit’in gözetmenleri oldukları savı mektuplara değil, fazla değeri olmayan notlara dayanmaktadır. Bu ifadeler hiç yazılmamış olsalardı, hiç kimse Yeni Antlaşma’yı okuyarak böyle bir sonuç çıkaramazdı. 1

Çok şükür bu tür notlar artık Yeni Antlaşma’da bulunmamaktadır, ancak yine de yanlışın unutulması uzun sürmektedir.

Timoteos ve Titus, elçi Pavlus tarafından, kiliselere öğretişte bulunmak ve sahte öğretmenlere karşı onları uyarmak için gönderilmekteydiler.

Hemen hemen tüm Kutsal Kitap uzmanları, bu üç mektubun aynı döneme ait olduğuna ve aynı elden çıktığına inandıklarından, onların kaynak ve güvenilirliği konusunu birlikte ele alacağız.

II. BU KİTAPLARIN YAZARLARI

1804 yılında Schmidt’in bu mektupların yazarının Pavlus olduğunu reddetmesine kadar tüm imanlılar, hatta imanlı olmayanlar bile bu mektupların elçi tarafından yazılmış olduğuna inanıyorlardı.

O günden beri bunların “sahte” olduğu, “dindar” kişilerce bile öne sürülür olmuştur (sanki hilekârlık ile gerçek dindarlık yan yana olabilirmiş gibi!). Birçok liberal ve bazı muhafazakârlar, Pavlus’un mektuplarının tamamının kendisi tarafından yazılmadığını düşünmektedirler. Bir topluluğun yönetilmesi ve diğer önemli konularda da (sapıklıklarla ilgili uyarılar, son günlerle ilgili kuşkular gibi) önemli öğretişler içermesi nedeniyle bu mektubun kaynağı konusunda, 2.Petrus dışındaki diğer mektuplara oranla daha fazla bilgi vermemiz gerektiği kanısındayız.

III. DIŞSAL KANIT

Bu mektuplarla ilgili Kutsal Kitap dışı kanıtlar çok güçlüdür. Öyle ki, kabul edilmeleri için tek ölçüt bu olsaydı bile anında kabul edilirlerdi.

Bu mektuplardan doğrudan söz eden ilk yazar, bilindiği kadarıyla İrenaeus’tur. Muratoryan Kanonu gibi İskenderiyeli Clement ve Tertullian da mektupları Pavlus’a atfeder. İlk kilise babaları sayılan Polycarp ile Roma’lı Clement de mektupları biliyorlardı.

Tertullian’a göre Marcion, “Kanon”unda bu üç kitaba yer vermez. Bundan, Marcion’un mektupların güvenilirliğinden çok içeriğine karşı olduğu sonucu çıkarılabilir. Marcion, Pavlus’un Pastoral mektuplarında belirtilen ve o sıralarda ortaya yeni çıkmış olan Gnostisizm’in acımasız saldırıları altında ezilen bir grubun önderiydi (Koloseliler’e Giriş kısmına bakınız). Bu Yahudi-karşıtı (anti-semitik) inanç grubunun özellikle hoşlanmadığı bölümler şunlardır: 1.Timoteos 1:8; 4:3; 6:20 ve 2.Timoteos 3:16, 17.

IV. İÇSEL KANIT

Pastoral mektupları Pavlus’un yazmış olduğuna karşı çıkanların hemen hemen hepsi, mektupların içeriğine yönelik sözde kanıtlara dayanmaktadırlar.

Bunlar üç tür kanıtın olduğunu öne sürerler: Tarihsel, kiliseye ait ve dilbilimsel kanıtlar. Bu konulara kısaca göz atalım.

Tarihsel Yönden: Bu kitaplardaki bazı olaylar, Pavlus’un diğer mektuplarındaki hizmetlerle ya da Elçilerin İşleri’nde bahsedilenlerle uyum içinde değildir. Pavlus’un Trofimos’u hasta olarak Milet’te, giysileri ile parşömen kağıtlarını ise Troas’ta bırakması, onun bilinen gezilerinde yaptıklarıyla uyum içinde değildir.

Bu çürütülmesi kolay olan bir savdır. Evet, bunların Elçilerin İşleri’nde belirtilenlerle uyumlu olmadığı doğrudur, ancak uyumlu olma gereği de yoktur. Filipililer 1:25’inci ayet Pavlus’un serbest bırakılmayı umduğunu ima etmekteyken, bazı Hıristiyan kaynaklar onun serbest bırakıldığını ve tekrar hapse atılıp kafası kesilene dek hizmetine devam ettiğini belirtir. Bundan dolayı Pastoral mektuplarda sözü edilen olaylar, bu iki hapis dönemi arasındaki hizmetiyle ilgilidir.

Kilise Yönünden: Bazılarına göre bu mektuplarda görünen ikinci yüzyıldaki kilise örgütlenme biçimi Pavlus için çok geçtir. Ama Pastoral mektuplarda gözetmenler (piskoposlar), ihtiyarlar ve kilise görevlilerinden söz edilse de, o sözcüklerin ikinci yüzyılda rahiplerin monarşik örgütlenme şekline ilişkin olduğuna dair bir kanıt yoktur. Daha önce yazılmış olan Filipililer 1:1’de, bir ya da birden çok topluluktan sorumlu bir gözetmenden değil, bir toplulukta bulunan birden çok gözetmen ve görevlilerden söz edilmektedir. İgnatius’un da desteğiyle, ikinci yüzyıldan itibaren rahiplerin üzerinde olan papazlardan söz edilmekteyken, Timoteos ve Titus’ta, ihtiyar ve gözetmen sözcükleri birbirlerinin yerine kullanılmaktadır.

Topluluk önderleriyle ilgili bu temel bilgiler, ikinci yüzyıldan değil, elçisel dönemden söz edildiğini ortaya koymaktadır.

Dilbilimsel Yönden: En sert eleştiriler, Pavlus’un diğer on mektubuyla, bu üç mektup arasındaki stil ve sözcük farklılıklarına dayanılarak yapılmaktadır. Burada Pavlus’un sık kullandığı bazı sözcüklere ve deyimlere rastlanmazken, diğer mektuplarında kullanmadığı sözcükler göze çarpmaktadır. Pavlus’un bu mektupları yazmamış olduğunu “kanıtlamak” için ise, istatistiksel yöntembilime başvurulur (Aynı yöntem ile Shakespeare’in bazı şiirlerinin de onun tarafından yazılmadığı ileri sürülmüştür).

Burada bazı sorunların olduğunu kabul etmek gerekir. Bazı teoriler, hoşlanılmayan Kutsal Kitap öğretilerine karşı önyargılar üzerine kurulur (Bu mektuplarda belirtilen “son günlerde yoldan sapacak olanlar”, mektupların yazarının Pavlus olduğuna karşı çıkan bazı günümüz yazarlarıyla ne kadar da benzeşmektedir).

Birincisi, bu mektupların, hapisten çıktıktan sonra birçok yeri gezmiş ve yeni arkadaşlar edinmiş, ölüme yaklaşmış yaşlı birisi tarafından yazılmış olduğunu unutmamalıyız (2.Timoteos, hapse ikinci girişinde yazılmıştı). Yaşlanan, gezen, okuyan ve yeni kişilerle tanışan herkesin sözcük dağarcığı genişler.

İkincisi bu mektuplarda değinilen konuların (kilise görevlileri, ahlâk, Tanrı’nın yolundan uzaklaşma) yeni sözcükleri gerektirdiğini de göz ardı etmemek gerekir.

Ayrıca bu mektuplar istatistiksel bir yöntemin uygulanamayacağı kadar kısadır. Dikkati çeken bir diğer nokta ise, Guthrie’nin de Giriş’te belirttiği gibi, yalnızca bu mektuplarda görülen Yeni Antlaşma sözcüklerinin %80’i Grekçe Eski Antlaşma’da da bulunmaktadır (LXX). Pavlus da Tanrı’nın sözünü Grekçe olarak açıkladığından, Eski Antlaşma’yı hem İbranice, hem de Grekçe olarak iyi biliyordu. Dolayısıyla Pavlus’un kullandığı ileri sürülen bu sözcükler, onun dağarcığında bulunan sözcüklerdi. Günlük dilde Grekçe’yi kullanan ilk kilise önderleri, bu mektupların Pavlus tarafından yazıldığına dair herhangi bir kuşku taşımazlar (Bazılarının İbraniler ile ilgili olarak aynı düşünceyi taşıması, yazarın üslubuna duyarlı olduklarını gösterir).

Bu savlara verilen tüm yanıtları, her yerde ve eskiden beri bu mektupların Pavlus tarafından yazıldığına inanan imanlıları birlikte dikkate aldığımızda, biz de rahatça onları yazanın Pavlus olduğuna inanabiliriz. Aslında mektuplarda ahlâk ile ilgili konulara fazlasıyla değinilmiş olması, onların sahtekar ya da “dindar” gözüken biri tarafından yazılmış olma olasılığını bertaraf etmektedir. Bunlar elçi Pavlus tarafından iletilen Tanrı sözleridir (2Ti.3:16, 17).

V. ÖN OLAYLAR VE KONULAR

Aslında bu mektuplarda Pavlus’un yaşamına ilişkin fazla bir bilgi yoktur. En fazla yapabileceğimiz şey, onun yaşamıyla ilgili yerleri bir araya getirebilmektir ki, bu da yetersizdir.

Bu mektuplarda sık sık tekrarlanan bazı sözcükler ve konular vardır. Bunlar, Rab’be olan hizmeti sona yaklaşan Pavlus’un kafasını meşgul eden konular hakkında bize fikir verir.

Tipik sözcüklerden biri imandır. Pavlus, yoldan sapma tehlikesi artan kutsallara verilen Hıristiyan öğretişlerini vurgulamaya önem verdi ve insanların iman konusunda takınacakları tavırları tanımladı.

  1. Bazıları iman konusunda battılar (1Ti.1:19).
  2. Bazıları imandan döndüler (1Ti.4:1).
  3. Bazıları imanı inkâr ettiler (1Ti.5:8).
  4. Bazıları verdikleri ilk sözü çiğnediler (1Ti.5:12).
  5. Bazıları imandan saptılar (1Ti.6:10).
  6. Yine imandan sapanlar oldu (1Ti.6:21).

Sağlam öğretiş üzerinde önemle durulur. Sağlam sözcüğü sağlıklı, sağlık veren anlamına da gelir. Grekçe’de “Hijyen” sözcüğü de sağlam sözcüğüyle aynı kökten gelir. Elbette burada kastedilen, ruhsal hijyendir. Aşağıda verilen ayetleri inceleyin:

  • Sağlam öğretiş (1Ti.1:10; 2Ti.4:3; Tit.1:9; 2:1).
  • Doğru sözler (1Ti.6:3).
  • Doğru sözler (2Ti.1:13).
  • Sağlam iman (Tit.1:13; 2:2).
  • Doğru sözler söyle (Tit.2:8).

Vicdan sözcüğü de altı kez geçer:

  • 1Ti.1:5, 19; 3:9; 4:2
  • 1Ti.1:3
  • Tit.1:15

Tanrı yoluna bağlılık da öğretişlerin sağlamlığının bir kanıtı olarak vurgulanır (1Ti.2:2, 10; 3:16; 4:7, 8; 5:4; 6:3, 5, 6, 11; 2Ti.3:5 – Tanrı yolundaymış gibi; 3:12; Tit.1:1; 2:12).

Ağırbaşlı ve ölçülü olmak, elçinin, gençlerin öğrenmesi için önem verdiği konulardandı (1Ti.2:9, 15; 5:6,8; 2Ti.3:2, 11; Tit.1:8; 2:2, 4, 6, 12).

Elçinin sözünü ettiği diğer iyi şeyleri de görmeden geçmemeliyiz:

  • İyi vicdan (1Ti.1:5,19)
  • Yasa iyidir (1Ti.1:8)
  • Savaşların en iyisi (1Ti.1:18)
  • Dua iyidir (1Ti.2:3)
  • İyi işler (1Ti.2:10; 3:1; 5:10, 25; 6:18; 2Ti.2:21; 3:17; Tit.1:16; 2:7, 14; 3:1, 8, 14).
  • İyi davranış (1Ti.3:2).
  • İyi tanınma (1Ti.3:7).
  • İyi yer edinme (1Ti.3:13).
  • Yaratılan her şey iyidir (1Ti.4:4).
  • İyi hizmetkâr (1Ti.4:6).
  • İyi öğretiş (1Ti.4:6).
  • Tanrı yolunda yürüme (1Ti.5:4).
  • İman uğrunda iyi mücadele (1Ti.6:12; 2Ti.4:7).
  • İyi tanıklık (1Ti.6:13).
  • Sağlam temel (1Ti.6:19).
  • İyi öğretiler (2Ti.1:14; Tit.2:3; 3:8).
  • İyi asker (2Ti.2:3).
  • İyi insanlar (2Ti.3:3; Tit.1:8; 2:5).
  • Bağlılık (Tit.2:10).

Bu mektuplarda ayrıca tıbbi terimler de geçmektedir. Bazıları bunun Pavlus’un doktor Luka ile olan yakınlığına bağlı olduğunu düşünürler.

Daha önce de değindiğimiz gibi, “sağlam” sözcüğü sağlıklı olan anlamına gelir ve öğretiş, sözcükler, konuşma ve imanla ilgili olan tanımlamalarda kullanılır.

1 Timoteos 4:2’de Pavlus, dağlanmış, yani sıcak bir aletle yakılmış bir vicdandan söz eder.

Tartışma ve kelime kavgası çıkarmayı çok sevmek, ruhsal bir hastalığa işaret eder (1Ti.6:4).

2 Timoteos 2:17’deki “kanser” sözcüğü, Türkçe’ye kangren olarak çevrilmiştir ve asıl anlamı da buna çok yakındır.

“Kulak okşayan sözler” (2Ti.4:3) Pavlus’un son günlerle ilgili ruhsal bozukluklara ilişkin kullanmış olduğu son ifadedir.

Tüm bu bilgilerin ışığında Timoteos’un birinci mektubunu ayet ayet incelemeye geçebiliriz.


1. Albert Barnes, Notes on the New Testament: Selanikliler, Timoteos, Titus, Filimun sf.289