Romalılar 11

Romalılar Bölüm 11

C.   İsrail’in Geleceği (Bölüm 11)

11:1   O halde İsrail’in geleceği nasıl olacak? Bazılarının öğrettiği gibi, “Tanrı’nın İsrail’le işi bitmiştir ve bugünkü kilise, Tanrı’nın İsrail’i olup İsrail’e verilen vaatler artık kilise 1 için geçerlidir” öğretisi doğru mudur? Romalılar 11, tüm Kutsal Kitap’ta bu görüşü çürüten en güçlü bölümlerden biridir.

Pavlus’un açış sorusu şu anlamı taşır: “Tanrı tümüyle kendi halkından yüz mü çevirdi? Yani her bir İsrailli dışlandı mı?” Kesinlikle hayır! Buradaki konu, 11:15’de açıkça belirtilen Tanrı’nın kendi halkından yüz çevirmesi ise de bu O’nun halkının tamamını reddettiği anlamına gelmez. Pavlus’un kendisi, bu yüz çevirmenin halkın hepsi için olmadığının bir kanıtıdır. Pavlus, İbrahim’in soyundan, Benyamin oymağından bir İsrailliydi. Bir Yahudi olarak başarısı eksiksizdi.

11:2   Bu ayetin ilk kısmını şöyle anlamalıyız: “Tanrı önceden bildiği kendi halkından tümüyle yüz çevirmedi.” Durum, İlyas’ın zamanında olana benziyordu. Ulusun büyük bir kısmı Tanrı’dan uzaklaşıp putlara döndüler. Durum öyle kötüydü ki, İlyas İsrail için değil, İsrail’e karşı dua etti.

11:3   Rab’be insanların, peygamberleri öldürerek onları nasıl susturduklarını hatırlattı. Tanrı’nın sunaklarını yıkmışlardı. Tanrı’ya sadık konuşan tek imanlı olarak kendisinin kaldığını sanıyordu ve yaşamı tehlikedeydi.

11:4   Ancak durum İlyas’ın korktuğu kadar umutsuz ve karanlık değildi. Tanrı, peygambere Baal’a diz çökmeyi reddeden yedi bin kişiyi kendine alıkoyduğunu anımsattı.

11:5   O zaman doğru olan bugün de doğrudur: Tanrı asla kendisini tanıksız bırakmaz. O’nun daima kendi lütfuyla seçtiği küçük bir topluluğu vardır.

11:6   Tanrı bu topluluğu iyi işlerine dayanarak değil, kendi egemen lütfuyla seçer. Bu iki ilke –lütuf ve işler– birbirlerinden ayrı tutulurlar. Bir armağan kazanılamaz. Ücretsiz olan satın alınamaz. Hakkımız olmayan şey hak edilemez. Şükür ki, Tanrı’nın seçimi iyi işlere değil, lütfa dayalıydı, yoksa hiç kimse asla seçilemezdi.

11:7   O halde sonuç, İsrail’in Mesih’in tamamlanmış işi yerine kendi çabalarına dayandıkları için aklanmayı elde etme konusunda başarısız kalmasıdır. Tanrı tarafından seçilen küçük topluluk, Rab İsa’ya olan imana dayandığı için aklanmayı elde etmeyi başardı. Ulus yasal körlük olarak adlandırılabilecek acıyı çekti. Mesih’i kabul etmeyi reddetmek, O’nu kabul etme eğilim ve kapasitesindeki azalmayla sonuçlandı.

11:8   Bu, Eski Antlaşma’nın önceden söylediği durumdur (Yşa.29:10; Yas. 29:4). Tanrı onları ruhsal gerçeklere duyarsızlaştıkları bir uyuşukluk durumunda bıraktı. Rab İsa’yı Mesih ve Kurtarıcı olarak görmeyi reddettikleri için şimdi O’nu görme gücünü de yitirdiler. Tanrı’nın yalvaran sesini işitmedikleri için ruhsal sağırlıkla vurulmuşlardı. Bu korkunç yargılama bugüne dek sürmektedir.

11:9   Tanrı’nın İsrail’e yönelik yargısını Davut da önceden algılamıştı. Mezmur 69:22-23’de reddedilen Kurtarıcı’nın, Tanrı’dan, onların sofrasını kapan ve tuzağa dönüştürmesini isteyişi belirtilir. Sofra burada Mesih aracılığıyla gelen bereket ve ayrıcalıkların tümü anlamındadır. Bereket olması gereken bir şey lânete dönmüştü.

11:10   Mezmur’daki bölüm acı çeken Kurtarıcı’nın, Tanrı’dan onların gözlerini karartmasını ve çalışma ya da yaşlanmayla bellerini bükmesini (ya da sürekli bellerini titretmesini) ister.

11:11   Pavlus şimdi başka bir soru yöneltiyor. Yıkılmak üzere mi sendelediler? Burada sonunda ya da daima sözcüğünü koymalıyız. Yıkılıp bir daha hiç toparlanmamak için mi sendelediler? Elçi böyle bir öneriyi kesinlikle reddeder. Tanrı’nın amacı düzeltmeye yöneliktir. O’nun amacı, düştüklerinden ötürü İsrail’i kıskandırarak kurtuluşun diğer uluslara ulaşmasıdır. Bu kıskanma, İsrail’i yavaş yavaş Tanrı’ya geri döndürmek için planlanmıştır. Pavlus, İsrail’in düşüşünü reddetmiyor. “Suçlarından ötürü diğer uluslara kurtuluş verildi” ayetiyle ve bunu izleyen, “Eğer onların (Yahudilerin) suçu dünyanın zenginliği olduysa” ayetiyle düştüklerini kabul ediyor. Ancak, Tanrı’nın İsrail’le işinin sonsuza kadar bitmiş olduğu fikrine şiddetle karşı çıkıyor.

11:12   İsrail’in müjdeyi reddetmesinin sonucu, bu ulus bir kenara bırakılmış ve müjde diğer uluslara götürülmüştü. Bu şekilde, Yahudilerin suçu dünyanın zenginliği ve İsrail’in kaybı diğer ulusların kazancı anlamına gelmiş oldu. Eğer bu doğru ise İsrail’in eski iyi haline dönmesi, dünya için ne kadar daha büyük bir bereketlenme ile sonuçlanacaktır! İsrail, Büyük Sıkıntı döneminin sonunda Rab’be döndüğünde uluslara bereket taşıyan bir kanala dönüşecektir.

11:13   Elçi burada diğer uluslara sesleniyor (11:13-24). Bazıları onun Roma’da diğer uluslardan gelen imanlılara seslendiğini düşünür, ama bölüm diğer uluslardan oluşan farklı bir dinleyici kitlesi gerektirir. Eğer Pavlus’un İsrail’den ulus olarak söz ettiği ve diğer uluslardan yine aynı şekilde söz ettiği görülürse, bu bölüm daha kolay anlaşılır. Burada Tanrı’nın topluluğundan söz etmiyor, yoksa bu topluluğun 11:22’de kesilip atılması olasılığıyla karşı karşıya kalırdık, ki bu da Kutsal Kitap’a aykırıdır. Pavlus diğer uluslara gönderilen bir elçi olduğundan, onlarla içten bir şekilde konuşması oldukça doğaldır. Böyle yapmakla yalnızca görevini yerine getiriyordu.

11:14   Soydaşlarını kıskandırıp bazılarının kurtulabilmelerini sağlamak için her yolu araştırdı. O da biliyordu ve biz de biliyoruz ki, kendi başına kimseyi kurtaramazdı. Kurtarış Tanrısı kendini hizmetkarlarıyla öylesine özdeşleştiriyor ki, onların ancak kendisinin yapabileceği şeylerden söz etmelerine izin veriyor.

11:15   Bu ayet 11:12’deki fikri, ayrı bir dille yineliyor. İsrail, Tanrı’nın seçilmiş halkı olarak ayrıldığında, diğer uluslar Tanrı’yla ayrıcalıklı bir konuma getirilerek simgesel anlamda barıştırılmışlardı. İsrail, Mesih’in Bin Yıllık Egemenliği sırasında eski iyi durumuna getirildiğinde, bu dünya çapında bir yenilenme ya da dirilme gibi olacaktır.

Bu, İsrail ulusunun bir simgesi sayılan Yunus’un tecrübesinde resmedilebilir. Yunus’un fırtına sırasında gemiden atılması, diğer uluslardan olan bir gemi dolusu insanın kurtuluş ve esenliği ile sonuçlandı. Ancak, Yunus sağlığına kavuşup Ninova halkına vaaz ettiğinde, diğer uluslarla dolu bir şehir dolusu insan kurtuluşa kavuştu. Bir kıyaslama yapılırsa, İsrail’in Tanrı tarafından geçici olarak reddedilmesi, müjdenin diğer uluslardan olan bir avuç insana ulaşmasını sağladı. Ancak İsrail eski haline getirilince, diğer uluslardan olanlar büyük kitleler halinde Tanrı’nın krallığına getirilecektir.

11:16   Pavlus burada iki benzetme kullanır. İlki ilk hamur ve tüm hamur ile, ikincisi ise kök ve dallarla ilgilidir. Çölde Sayım 15:19-21’de de gördüğümüz gibi, hamurun bir kısmı Rab’be sunulurdu. Dolayısıyla eğer hamurun bir parçası Rab için ayrılıyorsa, hamurun tümü de Rab’be ait demektir. Çünkü hamurun bir parçasından tamamı üretilebilir. Uygulamaya gelince ilk hamur İbrahim’dir. O, Tanrı tarafından ayrıldığından dolayı kutsaldı. Eğer bu onun için doğruysa onun tüm soyu için de doğrudur. Tanrı’nın önünde, gözle görülür şekilde ayrıcalıklı bir konuma getirilmişlerdir.

İkinci benzetme kök ve dallardır. Eğer kök ayrılırsa dallar da ayrılır. İbrahim, uluslardan farklı yeni bir toplum oluşturmak için Tanrı tarafından ilk ayrılan olması anlamında köktü. Eğer İbrahim ayrılmışsa, ondan gelen seçilmişler soyu da ayrılmıştır.

11:17   Elçi kök ve dallar benzetmesine devam eder. Kesilmiş dallar İsrail’deki on iki oymaktan iman etmeyenleri simgeler. Mesih’i reddettikleri için, Tanrı’nın seçilmiş halkı olarak ayrıcalıklı konumlarından uzaklaştırılmışlardı. Ancak dalların bazıları uzaklaştırılmıştı. Ulusun, Pavlus’u da içeren küçük bir kısmı Rab’bi kabul etmişti. Yabani zeytin ağacı tek bir kişi olarak görülen diğer ulusları kasteder. Onlar öz zeytin ağacına aşılanmışlardı. Yahudiler ile birlikte diğer uluslar da öz zeytin ağacının kök ve semizliğini paylaştı. Diğer uluslar başlangıçta İsrail’e verilen ve halen İsrail’in küçük bir imanlı azınlığın sahip çıktığı lütfa ortaktırlar.

Bu örnekte dikkat edilmesi gereken önemli nokta, zeytin ağacının ana gövdesinin İsrail olmayıp Tanrı’nın yüzyıllardır süregelen ayrıcalıklı soyu oluşudur. Eğer gövde İsrail olsaydı, İsrail’in İsrail’den kesilip yeniden İsrail’e aşılanması gibi garip bir resim ortaya çıkardı. Yabani zeytin ağacının kilise değil, toplu olarak görülen diğer uluslar olduğunu hatırlamak da önemlidir. Yoksa gerçek imanlıların Tanrı’nın lütfundan kesilebilecekleri olasılığı ile karşı karşıya kalırsınız. Pavlus bunun olanaksız olduğunu daha önce zaten göstermişti (Rom.8:38-39).

Ağacın ana gövdesinin yüzyıllardır süregelen ayrıcalıklı soy olduğunu söylerken, “ayrıcalıklı soy”dan kastımız nedir? Tanrı belli bir halkı kendisiyle özel yakınlığının olacağı bir duruma getirmeye karar verdi. Onlar, dünyanın geri kalan kısmından ayrılmış, özel ayrıcalıklara sahip kişiler olacaklardı. Bugün bizim, “lütfedilmiş ulus konumu” diyebileceğimiz bir konumun tadını çıkaracaklardı. Tarihin değişik çağları içinde Tanrı özel bir merkezi gruba sahip olmuş olacaktı.

İsrail ulusu bu ayrıcalıklı soyun birincisiydi. Onlar Tanrı’nın eskiden seçilmiş olan halkıydı. Mesih’i reddettikleri için bu dalların bazıları kesilmiş ve “sevgili oğul” konumlarını yitirmişlerdi. Diğer uluslar iyi zeytin ağacına aşılanmış, kök ve semizliğin imanlı Yahudileri ile ortaklar olma durumuna gelmişlerdi. Kök, kendisiyle ayrıcalıklı soyun başladığı İbrahim’e işaret eder. Zeytin ağacının semizliği, bereketli zeytin ve zeytinyağı olan ürün verimliliğini ima eder. Burada semizlik, zeytin ağacı ile birleşmekten kaynaklanan ayrıcalıkları belirtir.

11:18   Ancak diğer uluslar, Yahudilere karşı senden daha kutsalım davranışına girmemeli ve üstünlükleriyle övünmemelidirler. Böyle bir övünme onların ayrıcalıklı soyu başlatmadıkları gerçeğini gözden kaçırmak olur. Bulundukları lütuf konumuna, onları ayrıcalık soyu getirmiştir.

11:19   Pavlus diğer uluslardan olan tartıştığı hayali kişinin şöyle diyeceğini sezinler: “Benim ve diğer ulusların aşılanması için Yahudi dallar kesildi.”

11:20   Elçi bunun kısmen doğru olduğunu kabul eder. Yahudi dallar kesilmiş ve diğer uluslar aşılanmıştı. Ancak bunun nedeni diğer ulusların Tanrı önünde özel bir haklarının oluşu değil, İsrail’in inançsızlığıydı. Diğer uluslar aşılandı, çünkü bir halk olarak yerlerinde iman aracılığıyla durmuşlardı. Bu açıklama, yani iman aracılığıyla yerinde durma, Pavlus’un gerçek imanlılar hakkında konuştuğuna işaret eder gibidir. Ancak mutlaka anlamın bu olması gerekmez. Kıyaslandığında, diğer ulusların iman aracılığıyla yerlerinde durabilmeleri, Yahudilerden daha çok iman ettiklerini gösterir. Nitekim İsa, diğer uluslardan olan yüzbaşıya şöyle demişti: “İsrail’de bile böyle iman görmedim” (Luk.7:9). Daha sonra Pavlus, Roma’daki Yahudilere şöyle dedi: “Şunu bilin ki, Tanrı’nın sağladığı bu kurtuluşun haberi diğer uluslara gönderilmiştir. Ve onlar buna kulak vereceklerdir” (Elç.28:28). Dikkat edin; “kulak vereceklerdir.” Onlar, bugün halk olarak müjdeyi İsrail’den daha kolay kabul etmektedirler. Buradaki durmak sözcüğü, düşmenin karşıtıdır. İsrail ayrıcalıklı konumundan düşmüştü. Diğer uluslar bu yere, yeni konuma aşılanmışlardı. Ancak durmakta olan sakınsın düşmesin. Diğer uluslar böbürlenmemeli, tersine korkmalıdır.

11:21   Eğer Tanrı ayrıcalıklı soydan gelen asıl dalları kesmekte duraksamadıysa, benzer koşullar altında yabanıl zeytin dallarını esirgeyeceğine inanmak için bir neden yoktur.

11:22   Böylece zeytin ağacı benzetmesinde Tanrı’nın karakterinin birbirine zıt olan iki yüzünü görürüz; iyiliği ve sertliği. Sertliği, İsrail’in kayrılmış ulus konumundan uzaklaştırılışında görülür. İyiliği ise O’nun müjde ile diğer uluslara dönüşünde görülür (Bkz. Elç.13:46; 18:6). Ancak bu iyilik kötüye kullanılmamalıdır. Kurtarıcı’nın yeryüzündeki görevi sırasında bulduğu bağlılığı sürdürmezlerse diğer uluslar da kesilip atılabilir (Mat.8:10; Luk.7:9). Pavlus’un imanlı bireylerden ya da inanlılar topluluğundan söz etmediği daima akılda tutulmalıdır. Uluslardan söz etmektedir. Hiçbir şey Mesih’in Bedenini Başından ya da bir imanlıyı Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz, ancak diğer uluslardan olan halklar şimdi bulundukları ayrıcalıklı konumlarından uzaklaştırılabilirler.

11:23   İsrail’in ayrılmasının kalıcı olması gerekmez. Eğer ulusal inançsızlıklarını terk ederlerse Tanrı’nın onları eski ayrıcalıklı konumlarına geri getirememesi için hiçbir neden yoktur. Tanrı için bunu yapmak olanaksız değildir.

11:24   Aslında Tanrı için eski ayrıcalıklı halkı İsrail’i eski durumuna getirmek, diğer ulusları aynı duruma getirmekten daha kolay olurdu. İsrail halkı, Tanrı’nın lütuf ağacının ilk dallarıydı; bu nedenle asıl dallar olarak çağrılırlar. Diğer ulusların dalları yabani zeytin ağacından gelir. Yabani bir zeytin dalını yetiştirilmiş bir zeytin ağacına aşılamak Pavlus’un da dediği gibi doğaya aykırı bir aktarmadır. Asıl dalları alıp kendi zeytin ağacına aşılamak ise çok doğal bir işlemdir.

11:25   Pavlus şimdi İsrail’in ilerde eski iyi haline getirileceğinin bir olasılık değil, önceden belirlenmiş bir gerçek olduğunu açıklıyor. Pavlus burada bir sırrı, yani şimdiye dek bilinmeyen, insanın kendi zihniyle yardımsız anlayamayacağı ve ancak şimdi açıklanan bir gerçeği bildiriyor. Pavlus diğer uluslardan olan imanlıların bilgiçliğe kapılmamalarını, milliyetçilikleriyle Yahudileri hor görmemelerini söylüyor. Bu sır şudur: Körlük, İsrail’in bir kısmında ortaya çıkmıştı. Bu tüm ulusu değil, ancak ulusun inanmayan kısmını etkiledi. Körlük geçicidir. Yalnızca diğer uluslardan olanların tamamı tövbe edene dek sürecektir. Uluslardan olanların tamamı, en son üyenin inanlılar topluluğuna katılmış olduğu ve Mesih’in tamamlanmış olan Bedeninin, sevinçle cennetteki evine alınacağı zamana işaret etmektedir. Ulusların sayısının tamamlanmasının, ulusların dönemlerinden farklı olduğuna dikkat edilmelidir (Luk.21:24). Diğer ulusların sayıca tamamlanması ile Göğe Alınma aynı zamana denk gelmektedir. “Ulusların dönemleri” ifadesi diğer ulusların, Babil’deki tutsaklıkla başlayıp Mesih’in egemenlik sürmek üzere yeryüzüne dönüşüyle sona erecek olan Yahudiler üzerindeki yönetimlerin tüm dönemini belirtir (2Ta.36:1-21).

11:26   İsrail’in yasaya dayalı körlüğü Mesih’le gökte buluşma zamanında ortadan kaldırılırken, bu tüm İsrail’in o anda hemen kurtulacağı anlamına gelmez. Yahudiler, Büyük Sıkıntı dönemi boyunca iman etmeye devam edecekler, ancak seçilmiş küçük topluluğun tamamı Mesih, rablerin Rab’bi ve kralların Kralı olarak yer yüzüne gelene dek bitmeyecektir. Pavlus bütün İsrail kurtulacaktır derken, tüm inanan İsrail’i kasteder. Ulusun inanmayan kısmı, Mesih’in ikinci gelişinde mahvolacaktır (Zek.13:8,9). Yalnızca “Rab’bin adında gelene şükürler olsun” diyenler egemenliğe girmek üzere korunacaklardır. Bu, Yeşaya’nın, Kurtarıcı’nın Siyon’a gelip günahları Yakup’tan döndüreceğini söylediğinde işaret ettiği durumdur (Yşa.59:20). Bunun, Mesih’in Beytlehem’e gelişi değil, Siyon’a gelişi, yani İkinci Gelişi olduğuna dikkat edin.

11:27   Bu, Tanrı’nın onların günahlarını Yeni Antlaşma koşulları altında kaldıracağı zamanı belirtir ve Yeşaya 27:9 ile Yeremya 31:33,34’de belirtilenle aynıdır.

11:28   Böylece İsrail’in şimdiki durumunu, Müjde’yi reddederek sizin uğrunuza Tanrı’ya düşman oldular diyerek özetleyebiliriz. Reddedilmiş, bir kenara konulmuş ve Tanrı’nın lütfuna yabancılaştırılmış olmaları anlamında düşmandırlar ve böylece müjde diğer uluslara gidebilmiştir. Ancak bu, olayın yalnızca yarısıdır. Tanrı’nın seçimine göre atalarının, yani İbrahim, İshak ve Yakup’un uğruna sevgilidirler.

11:29   Hâlâ sevgili olmalarının nedeni, Tanrı’nın, armağanlarını ve çağrısını asla iptal etmemesidir. Tanrı armağanlarını geri almaz. Bir kez söz verince hiçbir zaman geri dönmez. İsrail’e 9:4,5’de sıralanmış olan özel ayrıcalıkları verdi. İsrail’i diğer uluslardan farklı olarak yeryüzündeki halkı olmaya çağırdı (Yşa.48:12). O’nun amaçlarını hiçbir şey değiştiremez.

11:30   Diğer uluslar bir zamanlar eğitilmemiş, söz dinlemez kişilerdi, ama İsrail kurtuluş müjdesini ve Mesih’i reddedince Tanrı merhametle diğer uluslara döndü.

11:31   Bunun benzeri olaylar gelecekte de ortaya çıkacaktır. Diğer uluslara gösterilen merhameti kıskandıklarında, İsrail’in itaatsizliğini merhamet izleyecektir. Bazıları, Yahudilerin eski iyi haline getirilmesinin, diğer ulusların onlara göstereceği merhamet yoluyla olacağını öğretir, ama böyle olmadığını biliyoruz. İsrail’in düzeltilmesi İsa Mesih’in İkinci Gelişi ile olacaktır (Bkz. 11:26,27).

11:32   Bu ayeti ilk okuduğumuzda Tanrı’nın hem Yahudileri, hem de diğer ulusları kendilerinin de önleyemeyeceği inançsızlık nedeniyle gelişigüzel suçladığını düşünebiliriz. Ancak düşünce bu değildir. İnançsızlık kendilerinin yarattığı bir durumdu. Bu ayetin anlamı şudur: Hem Yahudi hem de diğer ulusların itaatsizlikleriyle, Tanrı bu durumda her iki tarafı da tutsak ediyormuş gibi resmedilir. Böylece kendileri için Tanrı’nın kendi koşulları dışında bir çıkış yolu kalmamış olur.

Bu sözdinlemezlik Tanrı’ya hem Yahudilere hem de diğer uluslara merhamet gösterme fırsatını verdi. Burada evrensel kurtuluş ima edilmez. Tanrı diğer uluslara merhamet gösterdi ve Yahudilere de gösterecektir, ama bu herkese kurtuluş güvencesi vermez. Burada ulusal soylara gösterilen merhamet vardır. George Williams şöyle der:

Tanrı, hem İbranileri hem de diğer ulusları denedikten sonra her ikisinin de bu denemeden başarısızlıkla çıktığını gördü. Her ikisi de başarısızlığa uğradıktan sonra Tanrı, layık olmadıklarını kanıtladı. Tanrısal iyiliğe yönelik tüm iddia ve hakları, ceza olarak yitirdiklerini uygulamayla gösterdi. Böylece lütfunun araştırılamaz zenginliğiyle onlara merhamet göstersin diye onları inançsızlığa terk etti. 2

11:33   Sondaki bu hamt duası, tüm mektubu ve tanrısal harikaları hatırlatıyor. Pavlus, Tanrı’nın hem tanrısız günahkarları kurtarıp hem de bunu yaparken yine de adil kalabildiği harika planını açıklıyor. Adem’in işlediği günah nedeniyle kaybettiği Tanrı yüceliğinden ve insanlara sağlanan bereketten çok daha fazlasına, Mesih’in işiyle nasıl kavuştuğumuzu gösterir. Lütfun, yasanın asla yapamayacağı bir şekilde kutsal yaşamı nasıl ortaya çıkardığını açıklar. Önbilgiden yüceltilmeye uzanan Tanrı amacının kırılmaz zincirini ayrıntılarıyla tanımlamıştır. Egemen seçim ve buna eşlik eden insan sorumluluğu öğretişlerini bildirir. Tanrı’nın İsrail ve diğer uluslara karşı davranışlarındaki adaleti ve uyumu ayrıntılarıyla anlatır. Bu durumda yapılacak en uygun şey övgü ve tapınma ilahisi söylemektir.

Tanrı’nın zenginlik, bilgelik ve bilgisi ne derindir!

Tanrı’nın zenginliği! O sevgi, lütuf, merhamet, bağlılık, güç ve iyilikte  zengindir.

Tanrı’nın bilgeliği! O’nun bilgeliği sonsuz,

Araştırılamaz, karşılaştırılamaz ve yenilmezdir. Tanrı’nın bilgisi ne derindir!

Arthur W. Pink şöyle yazar: “Tanrı her şeyi bilendir. Geçmişin, bugün ve geleceğin tüm olaylarını, tüm yaratıklarını bilir. 3 Kararları soruşturulamaz; ölümlü zihinlerin tümüyle kavrayamayacağı kadar derindir. Yaradılışı, tarihi, kurtarışı ve ilahi takdiri düzenleme yolları bizim sınırlı anlayışımızın ötesindedir.

11:34   Rab’bin düşüncesini, açıkladığı kadarının dışında hiçbir yaratık bilemez. O zaman bile aynada silik bir görüntü gibi görürüz (1Ko.13:12). Hiç kimse Tanrı’ya öğüt verecek niteliğe sahip değildir. O’nun bizim öğüdümüze gereksinimi yoktur. Zaten hiçbir şekilde işine de yaramazdı (Bkz. Yşa.40:13).

11:35   Tanrı’nın hiç kimseye borcu yoktur (Bkz. Eyü.41:11). Sonsuz Olan’a hangi armağanı verebildik ki, bize geri ödesin?

11:36   Yüce Olan, kendi kendine yetendir. O her iyi şeyin kaynağıdır; evreni kontrol edip devam etmesini sağlayan O’dur. Yaratılmış olan her şeyin yaratılma nedeni O’dur. Her şey O’na yücelik getirmek için planlanmıştır. Sonsuza dek O’na yücelik olsun. Amin.

 

Kutsal Kitap

1 Öyleyse soruyorum: Tanrı kendi halkından yüz mü çevirdi? Kesinlikle hayır! Ben de İbrahim soyundan, Benyamin oymağından bir İsrailli’yim.
2 Tanrı önceden bildiği kendi halkından yüz çevirmedi. Yoksa İlyas’la ilgili bölümde Kutsal Yazı’nın ne dediğini, İlyas’ın Tanrı’ya nasıl İsrail’den yakındığını bilmez misiniz?
3 “Ya Rab, senin peygamberlerini öldürdüler, senin sunaklarını yıktılar. Yalnız ben kaldım. Beni de öldürmeye çalışıyorlar.”
4 Tanrı’nın ona verdiği yanıt nedir? “Baal’ın* önünde diz çökmemiş yedi bin kişiyi kendime ayırdım.”
5 Aynı şekilde, şimdiki dönemde de Tanrı’nın lütfuyla seçilmiş küçük bir topluluk vardır.
6 Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!
7 Sonuç ne? İsrail aradığına kavuşamadı, seçilmiş olanlar ise kavuştular. Geriye kalanlarınsa yürekleri nasırlaştırıldı.
8 Yazılmış olduğu gibi: “Tanrı onlara uyuşukluk ruhu verdi; Bugüne dek görmeyen gözler, duymayan kulaklar verdi.”
9 Davut da şöyle diyor: “Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.
10 Gözleri kararsın, göremesinler. Bellerini hep iki büklüm et!”
11 Öyleyse soruyorum: İsrailliler, bir daha kalkmamak üzere mi sendeleyip düştüler? Kesinlikle hayır! Ama onların suçu yüzünden öteki uluslara kurtuluş verildi; öyle ki, İsrailliler onlara imrensin.
12 Eğer İsrailliler’in suçu dünyaya zenginlik, bozgunu uluslara zenginlik getirdiyse, bütünlüğü çok daha büyük bir zenginlik getirecektir!
13 Öteki uluslardan olan sizlere söylüyorum: Uluslara elçi olarak gönderildiğim için görevimi yüce sayarım.
14 Böylelikle belki soydaşlarımı imrendirip bazılarını kurtarırım.
15 Çünkü onların reddedilmesi dünyanın Tanrı’yla barışmasını sağladıysa, kabul dilmeleri ölümden yaşama geçiş değil de nedir?
16 Hamurun ilk parçası kutsalsa, tümü kutsaldır; kök kutsalsa, dallar da kutsaldır.
17 Ama zeytin ağacının bazı dalları kesildiyse ve sen yabanıl bir zeytin filiziyken onların yerine aşılanıp ağacın semiz köküne ortak oldunsa, o dallara karşı övünme. Eğer övünüyorsan, unutma ki, sen kökü taşımıyorsun, kök seni taşıyor.
18 (SEE 11:17)
19 O zaman, “Ben aşılanayım diye dallar kesildi” diyeceksin.
20 Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!
21 Çünkü Tanrı asıl dalları esirgemediyse, seni de esirgemeyecektir.
22 Onun için Tanrı’nın iyiliğini de sertliğini de gör. O, düşenlere karşı serttir; ama O’nun iyiliğine bağlı kalırsan, sana iyi davranır. Yoksa sen de kesilip atılırsın!
23 İmansızlıkta direnmezlerse, İsrailliler de öz ağaca aşılanacaklar. Çünkü Tanrı’nın onları eski yerlerine aşılamaya gücü vardır.
24 Eğer sen doğal yapısı yabanıl zeytin ağacından kesilip doğaya aykırı olarak cins zeytin ağacına aşılandınsa, asıl dalların öz zeytin ağacına aşılanacakları çok daha kesindir!
25 Kardeşler, bilgiçliğe kapılmamanız için şu sırdan habersiz kalmanızı istemem: İsrailliler’den bir bölümünün yüreği, öteki uluslardan kurtulacakların sayısı tamamlanıncaya dek duyarsız kalacaktır.
26 Sonunda bütün İsrail kurtulacaktır. Yazılmış olduğu gibi: “Kurtarıcı Siyon’dan* gelecek, Yakup’un soyundan tanrısızlığı uzaklaştıracak.
27 Onların günahlarını kaldıracağım zaman Kendileriyle yapacağım antlaşma budur.”
28 İsrailliler Müjde’yi reddederek sizin uğrunuza Tanrı’ya düşman oldular; ama Tanrı’nın seçimine göre, ataları sayesinde sevilmektedirler.
29 Çünkü Tanrı’nın armağanları ve çağrısı geri alınamaz.
30 Bir zamanlar Tanrı’nın sözünü dinlemeyen sizler şimdi İsrailliler’in sözdinlemezliğinin sonucu merhamete kavuştunuz.
31 Bunun gibi, İsrailliler de, sizin kavuştuğunuz merhametle merhamete erişmek için şimdi söz dinlemez oldular.
32 Çünkü Tanrı, merhametini herkese göstermek için herkesi söz dinlemezliğin tutsağı kıldı.
33 Tanrı’nın zenginliği ne büyük, bilgeliği ve bilgisi ne derindir! O’nun yargıları ne denli akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır!
34 “Rab’bin düşüncesini kim bilebildi? Ya da kim O’nun öğütçüsü olabildi?”
35 “Kim Tanrı’ya bir şey verdi ki, Karşılığını O’ndan isteyebilsin?”
36 Her şeyin kaynağı O’dur; her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için var oldu. O’na sonsuza dek yücelik olsun! Amin.

1. İsrail’in bereketlerini kiliseye mal eden birçok kişinin, Yahudileri, önceden bildirilen lanete terk etmeye razı olduklarını görmek üzücüdür!`

2. George Williams, The Student’s Commentary on the Holy Scriptures, s.871.

3. Arthur W. Pink, The Attributes of God, s.13.