Romalılar 6

Romalılar Bölüm 06

G. Kutsal Yaşama Götüren Müjde Yolu (Bölüm 6)

Pavlus’un 5. bölümün sonunda söyledikleri –insan günahına karşı Tanrı lütfunun daha çoğalması– çok önemli bir başka soruyu ortaya çıkarır. Müjde’nin öğretişi (iman yoluyla, lütufla kurtuluş) günahkâr yaşama izin verir mi, hatta günahkâr yaşamı teşvik eder mi?

Kesin bir “hayır” olan yanıt, 6-8 bölümlerinde geniş biçimde açıklanır. 6. bölümdeki yanıt, üç anahtar sözcük etrafında odaklanır: Bilmek (3,6), saymak ya da kabul etmek (11) ve sunmak (13).

Eğer imanlının konumu ve uygulaması arasındaki farkı anlarsak, Pavlus’un bu bölümdeki tartışmasını izlememize yardımı olacaktır. İmanlının konumu, Mesih’teki değişmez yeridir. Uygulaması ise günlük yaşamda nasıl biri olduğu ya da nasıl biri olması gerektiğidir.

Lütuf bizi bu konuma getirir, sonra bu konuma yaraşır yaşamayı öğretir. Mesih’te olduğumuz için konumumuz kesinlikle mükemmeldir; uygulamamız gittikçe konumumuza benzemelidir. Cennette Kurtarıcı’yı görünceye dek asla tam benzemeyecektir, ama bu aradaki zaman zarfında giderek daha çok O’nun görünümüne dönüştürülmeliyiz.

Elçi, önce Mesih’in ölüm ve dirilişinde O’nunla birleştiğimiz gerçeğini açıklar ve sonra bize bu büyük gerçeğin ışığında yaşamamız için öğüt verir.

6:1   İtiraz eden Yahudi kendince perçinleyici bir fikirle ortaya çıkar. Eğer lütuf müjdesi insan günahına karşı, Tanrı lütfunun daha da arttığını öğretiyorsa, o zaman Tanrı lütfu çoğalsın diye günah işlemeyi sürdürmemizin iyi olacağını mı önermektedir?

Bu düşüncenin modern uyarlanışı aşağıdaki gibidir: “İnsanların Yasa’nın dışında iman yoluyla, lütufla kurtulduğunu söylüyorsunuz. Kurtulmak için yapmanız gereken tek şey iman etmekse, o zaman gidip günah içinde yaşayabilirsiniz.” Bu düşünceye göre lütuf, kutsal yaşam için yeterli bir motivasyon değildir. İnsanları Yasa’nın boyunduruğu altına sokmalısınız.

Bu bölümde, “Günah işlemeye devam mı edelim?” sorusuyla ilgili dört yanıt ileri sürülmüştür.

  1. Devam edemezsiniz, çünkü Mesih’le birleştiniz (1-11). Pavlus mantıkla ikna ediyor.
  2. Devam etmenize gerek yok, çünkü lütuf günahın egemenliğini kırmıştır. Pavlus rica ediyor (12-24).
  3. Devam etmemelisiniz, çünkü devam etmeniz günahı yine efendiniz olarak geri getirecektir. Pavlus buyruk veriyor (15-19).
  4. Devam etmeseniz daha iyi olur, çünkü felaketle sonuçlanır. Pavlus uyarıyor (20-23) 1

6:2   Pavlus’un ilk yanıtı, günaha karşı ölmüş olduğumuzdan günah işlemeye devam edemeyeceğimizdir. Bu, konumumuzla ilgili bir gerçektir. İsa günaha karşı öldüğü zaman Temsilcimiz olarak öldü. Yalnızca bizim yerimize ölmedi, Temsilcimiz olarak da, bizleri temsil ederek öldü. Bu nedenle O öldüğü zaman, biz de öldük. İsa, günah sorununu kökünden hallederek öldü. Tanrı, Mesih’te olan herkesi günaha karşı ölmüş olarak görür.

Bu, imanlının günahı olamadığı anlamına gelmez. Mesih’le O’nun ölümünde ve ölümünün ifade ettiği her şeyde birleştiği anlamına gelir.

6:3   Pavlus’un konuyu sunarken kullandığı ilk anahtar sözcük BİLMEK’tir. Burada vaftiz konusuna girmesinin nedeni, imanlıların günah işlemeye devam etmelerinin ahlaksal açıdan konumlarıyla bağdaşmadığını göstermektir. Ama hemen, “Hangi vaftize işaret ediyor?” sorusu sorulur. Bu nedenle, açıklama için bir tanıtım sözcüğü gereklidir.

Bir kişi kurtulduğu zaman, Mesih’in ölümünde ve dirilişinde birleşme anlamında Mesih İsa’ya vaftiz edilir. Her ikisi de bir anda oluşuyorsa da, bu vaftiz Kutsal Ruh’un vaftiziyle aynı değildir. Kutsal Ruh’un vaftizi imanlıyı Mesih’in bedenine yerleştirir (1Ko.12:13); bu Mesih’in ölümüne vaftiz edilme değildir. Mesih’e vaftiz edilme, Tanrı’nın gözünde imanlının Mesih’le birlikte öldüğünü ve O’nunla birlikte dirildiğini belirtir.

Pavlus burada vaftizden söz ederken, hem Mesih’le olan ruhsal kimliğimizi hem de bunun su vaftiziyle tamamlanışını düşünüyor. Ama bu fikirle ilerledikçe, okurlarına Mesih’in ölümünün “benzerliğinde” nasıl “gömüldüklerini” anımsatırken, özel bir şekilde su vaftizini vurgulamaya yöneldiği görülür.

Yeni Antlaşma vaftiz olmamış bir imanlının durumunu asla anormal olarak düşünmez. Tövbe edenlerin hemen vaftiz olmayı kabul etmelerini bekler. Rabbimiz iman ve vaftizden aynı anda söz edebiliyordu: “İman edip vaftiz olan kurtulacak” (Mar.16:16). Vaftiz olmak kurtuluş için gerekli olmadığı halde, kurtuluşun insanlar önündeki değişmez işareti olmalıdır.

6:4   Suyla vaftiz, Mesih’e vaftiz olmanın görsel sergilenişini sağlar. İmanlının (Rab İsa’nın kişiliğinde) ölümün karanlık sularına daldırılmasını ve Mesih’teki yeni adamın yaşam yeniliğinde yürümek için dirilişini resmeder. Bir imanlı vaftiz olduğunda, eski benliğinin cenazesine katılmış gibidir. Suyun altına girerken, “Adem’in günahkâr bir oğlu olarak tüm eski benliğim çarmıhta öldü” der. Suyun üstüne çıkarken de, “Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor” (Gal.2:20) der.

Conybeare ve Howson, “Zihinlerde, suya daldırarak yapılan başlıca vaftize yer verilmediği sürece bu bölümün anlaşılamayacağını” ifade ederler.

Elçi, Mesih’in dirilişinin yeni yaşamda yürümemizi mümkün kıldığını belirtmeye devam eder. Baba’nın yüceliği aracılığıyla Mesih’in ölümden diriltildiğini belirtir. “Baba’nın yüceliği aracılığıyla” ifadesinin anlamı, Tanrı’nın tüm erdemlerinin – doğruluğunun, sevgisinin, adaletinin vb. – Mesih’i diriltmesini gerektirdiğidir. Kurtarıcı’nın kişiliğinin mükemmelliği göz önüne alındığında Kurtarıcı’yı mezarda bırakmak, Tanrı’nın karakteriyle uyuşmayacaktı. Tanrı, O’nu diriltti ve biz de dirilişinde Mesih’le bir tutulduğumuzdan yeni yaşamda yürüyebiliriz ve yürümeliyiz.

6:5   Nasıl O’nunkine benzer bir ölümde Mesih’le birleştiysek, O’nunkine benzer bir dirilişte de O’nunla birleşeceğiz. O’nunkine benzer bir ölüm ifadesi, imanlının vaftizde suyun altına daldırılmasını belirtir. Mesih’le ölümündeki asıl birlik hemen hemen 2000 yıl önce olmuştur, ama vaftiz olmak, o zaman gerçekleşmiş olanın bir ‘benzeridir.’

Yalnız suyun altına girmekle kalmayıp O’nunkine benzer bir dirilişle suyun üstüne çıkarız. Bu ayetin ikinci kısmındaki benzer ifadesinin asıl metinde bulunmadığı doğrudur, ancak yine de anlamı bütünlemek için kullanılmalıdır.

O’nunkine benzer bir ölümde Mesih’le birleştiğimiz gibi (suya dalma), O’nunkine benzer bir dirilişte O’nunla birleşiriz (suyun üstüne çıkarılma). Birleşeceğiz cümlesi ille de geleceği ifade etmez. Hodge şöyle der:

Referans ilerde ne olacağına değil, iki olayın birbirini izleme kesinliği ya da nedensel bağlantısına işaret eder. Birincisi olursa, diğeri kesinlikle bunu izleyecektir. 2

6:6   Vaftizde eski benliğimizin Mesih’le çarmıha gerildiğini doğrularız. Eski benliğimiz, Adem’in çocuklarıyken taşıdığımız özellikleri belirtir: Tüm eski alışkanlıkları ve iştahlarıyla yeniden doğmamış eski, kötü benliğimiz, Rabbe geldiğimizde kirli giysileri lekesiz giysilerle değiştirircesine eski adamı çıkarır, yeni adamı giyeriz (Kol.3:9,10).

Eski yaratılışın Mesih’in çarmıha gerildiği yerde çarmıha gerilmesi, günah bedeninin ortadan kaldırılmış olduğu anlamına gelir. Günah bedeni fiziksel beden değildir. Aksine, bir zorba olarak canlandırılan konut kurmuş günahın, kişiyi yönettiğini belirtir. Günah bedeni ortadan kaldırılır, yani kontrol eden gücü sıfırlanır ya da etkisiz kılınır. Son cümle, anlamın bu olduğunu gösterir: Artık günaha kölelik etmeyelim diye… Günahın üzerimizdeki zorbalığı kırılmıştır.

6:7   Çünkü ölmüş olan, günahtan özgür kılınmıştır. Örneğin, bir polis memurunu öldürdüğü için elektrikli sandalyede ölüme mahkûm edilmiş biri var. Ölür ölmez günahtan özgür kılınır (harfi harfine “aklanır”). Ceza ödenmiş ve dava kapanmıştır.

Biz de Golgota’daki çarmıhta Mesih’le birlikte öldük. Yalnızca cezamız ödenmekle kalmadı, günahın yaşamlarımız üzerindeki boğucu egemenliği de kırıldı. Artık günahın çaresiz köleleri değiliz.

6:8   Mesih’le birlikte ölmüş oluşumuz, gerçeğin bir yüzüdür. O’nunla birlikte yaşayacak oluşumuz ise gerçeğin diğer yüzüdür. Günaha öldük; doğruluk için yaşıyoruz. Günahın üzerimizdeki egemenliği parçalanmıştır; Mesih’in diriliş yaşamını, burada ve şimdi paylaşıyoruz. Ve bunu sonsuza kadar da paylaşacağız; Adına övgüler olsun!

6:9   Güvencemiz, dirilmiş Mesih’in artık asla tekrar ölmeyeceği gerçeğine dayalıdır. Ölüm artık O’nun üzerinde egemenlik sürmeyecektir. Ölüm O’nun üzerinde üç gün ve gece, egemenlik sürdü, ama bu egemenlik sonsuza kadar yok olmuştur. Mesih bir daha asla ölemez!

6:10   Rab İsa öldüğü zaman tüm günah sorununa karşı ilk ve son kez öldü. Günahın iddialarına, bedeline, taleplerine, cezasına karşı öldü. İşi tamamladı ve bedeli öylesine mükemmel bir biçimde ödedi ki, işin tekrarlanması asla gerekmez. Şimdi sürdüğü yaşamı Tanrı için sürmektedir. Bir anlamda elbette daima Tanrı için yaşadı, ama şimdi Dirilmiş olan olarak, günahın asla giremeyeceği yeni bir alanda yeni bir ilişki içinde Tanrı için yaşıyor.

Devam etmeden önce ilk on ayeti yeniden gözden geçirelim. Genel konu kutsallaşmadır; kutsal yaşam için Tanrı’nın yöntemidir. Tanrı’nın önündeki durumumuza gelince, O bizi, Mesih’le ölmüş ve O’nunla dirilmiş olarak görür. Bu vaftizde resmedilir. Mesih’le ölümümüz, Adem’deki insanlar olarak tarihçemizi sona erdirir. Tanrı’nın eski yaratılışımız üzerindeki yargısı düzeltme değil, ölümdü. Ve bu yargılama Mesih’le birlikte öldüğümüzde yerine getirilmiş oldu. Şimdi yeni bir yaşam sürmek için Mesih’le dirildik. Günahın üzerimizdeki egemenliği kırılmıştır, çünkü günahın ölmüş olan birine söyleyecek hiçbir şeyi yoktur. Şimdi Tanrı için yaşamakta özgürüz.

6:11   Pavlus konumumuz açısından gerçek olanı tanımlamıştır. Şimdi bu gerçeğin yaşamlarımızdaki pratik sonucuna geçer. Kendimizi günah karşısında ölü, Rabbimiz Mesih İsa’da Tanrı karşısında diri SAYMALIYIZ.

Burada saymak, Tanrı’nın hakkımızda söylediklerini gerçek olarak kabul etmek ve bunun ışığında yaşamak anlamındadır. Ruth Paxson şöyle yazar:

Saymak, Tanrı’nın Romalılar 6:6’da söylediğine inanmak ve bunu kişisel kurtuluştaki bir gerçek olarak bilmek anlamına gelir. Bu, “eski yaratılışa” karşı sabit bir tutumla sonuçlanan kesin bir iman eylemini gerektirir. “Eski yaratılışı” Tanrı’nın gördüğü yerde, Mesih’le birlikte öldüğü çarmıhta göreceğiz. İman “eski yaratılışı”, lütfun onu koyduğu yerde sürekli tutmak için etkili olacaktır. Bu bizi derinden bağlamaktadır, çünkü Tanrı’nın eski yaratılışımıza ve eski benliğin üzerimizdeki isteklerinden sıyrılıp onun tamamıyla yaşamaya değmez olduğunu içtenlikle kabullenmemiz anlamına gelir. Kutsal bir yaşam sürmenin ilk adımı “eski yaratılışın” çarmıha gerilmiş olduğunu saymakla atılır. 3

Ayartmaya bir ölü gibi karşılık verdiğimizde kendimizi günah karşısında ölü sayarız. Bir gün Augustin’e, Rab’be gelmeden önce metresi olmuş bir kadın yaklaşarak seslenir. Augustine sırtını dönüp hızla uzaklaşırken kadın arkasından ona, “Augustine, benim! Benim!” diye seslenir. Augustine adımlarını daha da hızlandırırken kafasını çevirerek, “Evet biliyorum, ama artık ben, ben değilim!” 4 der. Söylemek istediği günah karşısında ölü ve Tanrı karşısında diri olduğuydu. Bir ölünün ahlaksızlıkla, yalan söylemeyle, aldatmayla, dedikoduyla ya da başka bir günahla hiçbir ilgisi olamaz.

Biz şimdi Mesih İsa’da Tanrı karşısında diriyiz. Bu, kutsallığa, tapınmaya, duaya, hizmete ve ürün vermeye çağrıldığımız anlamına gelir.

6:12   6:6’da, artık günahın çaresiz köleleri olmayalım diye, egemenlik süren bir zorba olarak günahın mağlup olması için eski yaratılışımızın çarmıha gerildiğini gördük. Pratik öğüt konum olarak gerçek olanı temel alır. Günahın, kötü arzularına boyun eğerek, ölümlü bedenlerimizde egemenlik sürmesine izin vermemeliyiz. Günahın egemenliği Golgota’da ölüm aracılığıyla sona erdirildi. Bunu şimdi uygulamaya koymalıyız. İşbirliğimize gereksinim duyulur. Bizi yalnızca Tanrı kutsal yapabilir, ama bizim istekli katılımımız olmadan bunu yapmayacaktır.

6:13   Bu bizi bölümdeki üçüncü anahtar sözcüğe getirir: SUNMAK. Bedenlerimizin üyelerini, kötülüğün silahları ya da araçları olarak kullanılmak üzere, günaha sunmamalıyız. Bedenlerimizin üyelerini doğruluk araçları olarak Tanrı’nın kontrolüne sunmak bizim yükümlülüğümüzdür. Ne de olsa, ölümden yaşama diriltildik; 6:4’te bize anımsatıldığı gibi, artık yeni bir yaşam sürmeliyiz.

6:14   Şimdi günahın biz imanlıların üzerinde neden egemenlik sürmeyeceğine dair başka bir neden verilir. İlk neden eski benliğimizin Mesih’le birlikte çarmıha gerilmesiydi (6:6). İkinci neden ise Yasa altında değil, lütuf altında oluşumuzdur.

Günah, Yasa altındaki birine karşı galip gelir. Neden? Çünkü Yasa ona ne yapması gerektiğini söyler, ama bunu yapması için gereken gücü vermez. Ve Yasa, yasaklanmış olanı yapması için insan doğasındaki uyuyan arzuları kışkırtır (harekete geçirir). “Yasak meyvenin tatlı olduğu” bilinen eski bir hikâyedir.

Günah, lütuf altında olan kişi üzerinde egemenlik sürmez. İmanlı günaha ölmüştür. Kutsal yaşamak için güç olarak içinde konut kuran Kutsal Ruh’u almıştır. Ve cezalandırılma korkusuyla değil, Kurtarıcı’ya duyduğu sevgi aracılığıyla güdülenir. Sadece Tanrı’nın lütfu, gerçek anlamda kutsal olmamızı sağlar. Denney’in söylediği gibi, “Günahtan özgür kılan sınırlama değil, vahiydir; kutsalları oluşturan Sina dağı değil, Golgota’dır.”  5

6:15   Lütuftan korkanlar bunun günah işlemeye izin verdiğinde ısrar ederler. Pavlus bu hatayı önce soruyla sonra soruyu açıkça inkar ederek yanıtlar. Yasasızlıktan değil, Yasa’dan özgür kılındık. Lütfun anlamı Rab’be karşı günah işleme özgürlüğü değil, O’na hizmet etme özgürlüğüdür.

6:1’deki soru şuydu: “Günah işlemeye devam mı edelim?” Buradaki soru ise, “Birazcık günah mı işleyelim?”dir. Her iki sorunun yanıtı da, dehşete kapılarak söylenen “Kesinlikle hayır!”dır. Tanrı hiçbir günaha asla göz yummaz.

6:16   Birine efendimiz olarak boyun eğdiğimizde o kişinin kölesi olduğumuz, yaşamın basit bir gerçeğidir. Aynı şekilde günaha boyun eğersek, günahın köleleri oluruz ve sonsuz ölüm yolun sonunda uzanmış bizi bekler. Diğer yandan, Tanrı’ya itaat etmeyi seçersek, sonuç kutsal bir yaşamdır. Günahın köleleri suç, korku ve sıkıntıyla kuşatılmışlardır, ama Tanrı’nın hizmetkarları yeni yaratılışın istediklerini yapmak için özgürdürler. Bu nedenle özgür olabilecekken neden köle olalım?

6:17   Bu ayet şöyle ifade edilebilir: “Tanrı’ya şükürler olsun ki, bir zamanlar günahın köleleri olan sizler, Mesih’in öğretişinin hükmü altına girdiğinizde, O’nun öğretişinin etkisine içtenlikle karşılık verdiniz.” Romalı Hıristiyanlar, Pavlus’un bu mektupta öğrettiği tüm öğretişle birlikte adandıkları lütuf müjdesine tüm yürekleriyle iman ettiler.

6:18   Doğru öğretiş, doğru göreve yönlendirmelidir. Efendileri olan günahtan özgür kılındıkları gerçeğini kabul ederek doğruluğun köleleri oldular. Günahtan özgür olma ifadesi, artık onların günahkâr bir doğaya sahip olmadıkları anlamına gelmez. Artık günah işlemedikleri anlamına da gelmez. İçerik, yaşamda egemenlik süren güç olarak günahtan özgür kılınmayı belirtiyor.

6:19   18. ayette doğruluğun kölelerinden söz eden elçi, doğru olarak yaşayanların aslında esaret altında olmadıklarının farkına varır. “Pratik doğruluk, insanların tutumları hakkında konuştuklarımızın dışında, kölelik değildir.” 6 Günah işleyenler günahın köleleridir, ama Oğul’un özgür kıldıkları gerçekten özgürdür (Yu.8:34,36).

Pavlus, köle efendi benzetmesini kullanarak insan ölçülerine göre konuştuğunu açıklar, yani günlük yaşamdan aldığı bilinen bir örneği kullanır. Bunu benliklerinin güçsüzlüğünden dolayı yapar. Başka bir deyişle bunu genel bir anlatımla değindiğinde, anlamakta zihinsel ve ruhsal zorluk çektikleri için yapar. Gerçeğin anlaşılabilir olması için sık sık örneklendirilmesi gerekir.

İmanlılar, Rab’be gelmeden önce bedenlerini her çeşit ahlaksızlığın köleleri olarak bir kötülükten diğerine teslim etmişlerdi. Şimdi bu aynı bedenleri yaşamlarının gerçekten kutsal olması için doğruluğa köle olarak adamalıdırlar.

6:20   Günahın köleleriyken, bildikleri tek özgürlük, doğruluktan özgür olduklarıydı. Tamamen ümitsiz bir durumdaydılar: Her kötülüğe esir, her iyilikten özgürdüler!

6:21   Pavlus onları (ve bizi) kurtulmamış bir yaşamın, imanlıların şimdi utandıkları eylemlerin ürünlerini kaydetmeye davet eder. Marcus Rainsford aşağıdaki kaydı yapmıştır:

  1. Yetenekler suiistimal edildi.
  2. Sevgiler yere serildi.
  3. Zaman boş yere harcandı.
  4. Yetki kötüye kullanıldı.
  5. En yakın dostlara haksızlık edildi.
  6. En hoş zevklerimize saygısızlık edildi.
  7. Sevgiye, özellikle Tanrı sevgisine kötü davranıldı.

Tüm yazılanların özeti tek kelimeyle: UTANÇ’tır. 7

O şeylerin sonu ölümdür. A.T. Pierson şöyle yazar: “Her günah ölüme neden olur ve eğer günahta ısrar edilirse hedefi ve ürünü olan ölümle sonuçlanır.” 8

6:22   Tövbe etme insanın konumunu bütünüyle değiştirir. Efendisi olan günahtan şimdi özgürdür ve Tanrı’nın gönüllü kölesi olur. Sonuç şimdi kutsal yaşam ve yolculuğun sonunda sonsuz yaşamdır. İmanlı, sonsuz yaşama elbette şimdiden sahiptir, ama bu ayet yüceltilmiş diriliş bedenini de kapsayan yaşam doluluğuna işaret etmektedir.

6:23   Elçi, göze çarpan şu zıtlıkları sunarak konuyu özetler:

İki efendi günah ve Tanrı.
İki yöntem ücret ve karşılıksız armağan.
İki sonuç ölüm ve sonsuz yaşam.

Sonsuz yaşamın bir Kişi’de olduğuna ve o Kişi’nin Rabbimiz Mesih İsa olduğuna dikkat edin. Mesih’te olan herkes sonsuz yaşama sahiptir. Bu kadar basittir!

 

Kutsal Kitap

1 Öyleyse ne diyelim? Lütuf çoğalsın diye günah işlemeye devam mı edelim?
2 Kesinlikle hayır! Günah karşısında ölmüş olan bizler artık nasıl günah içinde yaşarız?
3 Mesih İsa’ya vaftiz* edildiğimizde, hepimizin O’nun ölümüne vaftiz edildiğimizi bilmez misiniz?
4 Baba’nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O’nunla birlikte ölüme gömüldük.
5 Eğer O’nunkine benzer bir ölümde O’nunla birleştiysek, O’nunkine benzer bir dirilişte de O’nunla birleşeceğiz.
6 Artık günaha kölelik etmeyelim diye, günahlı varlığımızın ortadan kaldırılması için eski yaradılışımızın Mesih’le birlikte çarmıha gerildiğini biliriz.
7 Çünkü ölmüş kişi günahtan özgür kılınmıştır.
8 Mesih’le birlikte ölmüşsek, O’nunla birlikte yaşayacağımıza da inanıyoruz.
9 Çünkü Mesih’in ölümden dirilmiş olduğunu ve bir daha ölmeyeceğini, ölümün artık O’nun üzerinde egemenlik sürmeyeceğini biliyoruz.
10 O’nun ölümü günaha karşılık ilk ve son ölüm olmuştur. Sürmekte olduğu yaşamı ise Tanrı için sürmektedir.
11 Siz de böylece kendinizi günah karşısında ölü, Mesih İsa’da Tanrı karşısında diri sayın.
12 Bu nedenle bedenin tutkularına uymamak için günahın ölümlü bedenlerinizde egemenlik sürmesine izin vermeyin.
13 Bedeninizin üyelerini haksızlığa araç ederek günaha sunmayın. Ölümden dirilenler gibi kendinizi Tanrı’ya adayın; bedeninizin üyelerini doğruluk araçları olarak Tanrı’ya sunun.
14 Günah size egemen olmayacaktır. Çünkü Kutsal Yasa’nın yönetimi altında değil, Tanrı’nın lütfu altındasınız.
15 Öyleyse ne diyelim? Yasa’nın yönetimi altında değil de, Tanrı’nın lütfu altında olduğumuz için günah mı işleyelim? Kesinlikle hayır!
16 Söz dinleyen köleler gibi kendinizi kime teslim ederseniz, sözünü dinlediğiniz kişinin köleleri olduğunuzu bilmez misiniz? Ya ölüme götüren günahın ya da doğruluğa götüren sözdinlerliğin kölelerisiniz.
17 Ama şükürler olsun Tanrı’ya! Eskiden günahın köleleri olan sizler, adandığınız öğretinin özüne yürekten bağlandınız.
18 Günahtan özgür kılınarak doğruluğun köleleri oldunuz.
19 Doğanızın güçsüzlüğü yüzünden insan ölçülerine göre konuşuyorum. Bedeninizin üyelerini ahlaksızlığa ve kötülük yapmak üzere kötülüğe nasıl köle olarak sundunuzsa, şimdi de bu üyelerinizi kutsal olmak üzere doğruluğa köle olarak sunun.
20 Sizler günahın kölesiyken doğruluktan özgürdünüz.
21 Şimdi utandığınız şeylerden o zaman ne kazancınız oldu? Onların sonucu ölümdür.
22 Ama şimdi günahtan özgür kılınıp Tanrı’nın kulları olduğunuza göre, kazancınız kutsallaşma ve bunun sonucu olan sonsuz yaşamdır.
23 Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.

1. J. Oswald Sanders, Spiritual Problems, s.112.

2. Charles Hodge, The Epistle to the Romans, s.196.

3. Ruth Paxson, The Wealth, Walk and Warfare of the Christian, s.108.

4. C.E. Macartney, Macartney’s Illustrations, s.378, 379.

5. James Denney, “St. Paul’s Epistle to the Romans,” The Expositor’s Greek Testament, II:635.

6. Charles Gahan, Gleanings in Romans, in loco.

7. Marcus Rainsford, Lectures on Romans, VI, s.172.

8. Pierson, Shall We Continue to Sin? s.45.