Süleyman’ın Özdeyişleri 30

VI. AGUR’UN SÖZLERİ (30. Bölüm)

30:1   Agur hakkında bildiklerimizin tümü bu bölümde yer alır. Agur, kendisini Yake’nin oğlu olarak tanıtır.

Söylediği sözler aynı zamanda ‘Massa’nın sözleri’ olarak da çevrilebilir. Bu ifade Agur’u, İsmail’in soyundan biri olarak tanımlar (Yar.25:14).

İkinci satır şöyle de okunabilir, “Adam şöyle dedi, ‘Yoruldum, ey Tanrım kendimi yordum ve tükendim’” (ASV, sayfa kenarı notu). Parçalara ayrılamayacak kadar küçük olanın, sonsuz olanı anlama çabası boştur.

30:2   Agur, anlayış elde edebilme konusundaki yetersizliğini itiraf ederek söze başlar. Bu, içten bir alçakgönüllülüğün ifadesidir – Tanrı’nın işlerini araştıracak olan herkesin davranması gereken uygun yol…

30:3   Agur, bilgeliği öğrendiğini ya da insan gücüyle araştırarak Tanrı’yı bulduğunu söylememektedir. Kutsal Olan’ın bilgisine ulaşmanın imkansızlığının farkındadır.

30:4   Ayetlerde, bazı sorularla, doğada açıklanan Tanrı’nın büyüklüğü dile getirilmektedir.

İlk soru, kimin Tanrı’nın gökyüzünde çıktığı yerlere çıkabileceğidir. İkinci soruda, O’nun rüzgarın gücü üzerindeki denetimi belirtilmektedir. Üçüncü soru, suları yeryüzünün üzerindeki bulutlarda ya da okyanuslarda bir araya toplayanın gücüne değinilir. Diğer soru ise dünyanın sınırlarıyla ilgilidir.

Adı nedir, Oğlu’nun adı nedir? Buradaki düşünce, böylesine yüce bir varlığı, anlaşılmaz, gizemli, güçlü ve her yerde varolan Tanrı’yı kimin bütünüyle anlayabileceğidir. O’nu hiç kimse hiçbir zaman tamamen anlayamaz. Ancak bizler adının Rab (Yahve), Oğlu’nun adının da Rab İsa Mesih olduğunu biliriz.

Bu, Yahudiler’in çoğunu şaşırtan bir bölümdür. Onlara Tanrı’nın asla bir Oğlu olmadığı öğretilmiştir. Bu ayete bakarak, Eski Antlaşma imanlıları Tanrı’nın bir Oğlu olduğunu anlayabilirlerdi.

30:5   Agur şimdi Tanrı’nın doğadaki açıklanışından sözündeki açıklanışına döner. Kutsal Yazılar’ın yanılmazlığı üzerinde durur: “Tanrı’nın her sözü güvenilirdir.” Sonra Kutsal Kitap’ın Tanrısı’na güvenen herkesin güvencede olduğundan söz eder: “O, kendisine sığınan herkese kalkandır.”

30:6   Daha sonra Kutsal Yazılar’ın yeterliliği üzerinde durur. Hiç kimse Tanrı’nın söylediklerine kendi düşünce ya da kurgularını eklemeye kalkmamalıdır.

Bu ayetlerde, kendi yazılarına ve geleneklerine Kutsal Kitap kadar yetki tanıyan mezhepler yargılanmaktadır.

30:7-9   Bu ayetler, Süleyman’ın Özdeyişleri Kitabı’ndaki tek duadır. Dua, kısa ve özlü sözler içerir. İki ricadan oluşur. Ricalardan biri ruhsal, diğeri ise bedensel yaşamla ilgilidir.

Agur Tanrı’dan, yalanı ve sahtekârlığı kedisinden uzak tutmasını ister. Yaşamını boş şeylerle geçirmek istememektedir. Önemsiz konulara yoğunlaşmak istemez. Ne insanları aldatmak ne de onlar tarafından aldatılmak ister.

Yoksulluktan da aşırı servetten de kaçınır. Günlük ihtiyaçlarının karşılanması onun için yeterlidir. Aslında söylemek istediği şudur: “Her gün bana gündelik ekmeğimi ver.”

Hem aşırı bolluktan hem de aşırı yoksulluktan uzak durmak istemesini şöyle açıklar. Eğer fazlasıyla doyarsa Rab’be bağımlılık duygusunu yitirebilir ve, “Kimmiş Rab?” diyecek cesareti bulabilirdi.

Yoksulluğun tehlikesi ise hırsızlığa yöneltmesidir.

30:10   Agur burada aniden, efendisine çekiştirilen köle konusuna değinir. Çekiştiren kişinin cezası lanete uğramak ve suçlu çıkarılmaktır, çünkü Tanrı baskı görenleri Savunan’dır.

Yeni Antlaşma Tanrı’nın hizmetkârlarını yargılama konusunda uyarıda bulunur; kulu haklı çıkaran da haksız çıkaran da kendi efendisidir (Rom.14:4).

30:11   Burada tanımlanan kuşak, günümüz kuşağına ve son günlerde varolacak kuşağa çok benzer (2Ti.3:1-7). Aşağıdaki özelliklere dikkat ediniz:

Anne babaya saygısızlık. Babalarına lanet eder, annelerine değer vermezler; böylece 5’inci buyruğu yerine getirmezler. Gençlerin anne babalarına duydukları düşmanlık, günümüzdeki bozulmuş toplumun ana özelliklerinden biridir.

30:12   İnsan doğruluğu. Bu kişiler alçak ve murdardırlar, ancak yine de utanç duyuları yoktur. Dışarıdan beyaz badanalı mezarlara benzerler, ama içleri ölü kemikleriyle doludur.

30:13   Gurur ve kibir. Bu tür kişiler, Rabbi Simeon Ben Jochai’ye benzerler. Adı geçen kişi şöyle demiştir: “Eğer dünyada iki doğru kişi varsa, bunlardan biri benim, diğeri de oğlumdur. Eğer tek bir doğru kişi varsa, o da benim.”

30:14   Şiddetli zulüm. Servet konusundaki bitip tükenmeyen iştahlarıyla yoksulları saatlerce düşük ücretle, kötü çalışma koşulları altında ezer ve sosyal adaletsizliğe yol açarlar.

30:15,16   Zalimlerin açgözlülüğü, sonraki ayetlerde belirtilmiştir. Bunlar, asla doyuma ulaşmayan arzularımızla ilgili diğer örneklere ulaşmamızı sağlarlar.

  1. Sülük ya da vampir (ASV, sayfa kenarı notu), kan emme konusunda sonsuz bir kapasiteye sahip iki kız kardeş olarak gösterilirler. Her ikisinin de adı ‘Ver’dir.
  2. Ölüler diyarı asla, ‘yeter’ demez. Ölüm asla tatil yapmaz. Ölüler diyarı kurbanlarına yer bulma konusunda her zaman başarılıdır.
  3. Kısır rahim, verimsizliğini kabullenmeye asla istekli değildir, sürekli anneliği umut eder.
  4. Yeryüzü suya doymaz. Ne kadar çok yağmur yağarsa yağsın toprak daima daha fazlasını içine alabilir.
  5. Ateş asla ‘yeter’ demez. Yakıtı ne kadar çok olursa olsun reddetmez.

“Üç şey… dört şey…” ifadesi, duyguları zirveye ulaştırmak için yazınsal bir formül olarak kullanılmıştır. Grant, dört rakamının yersel ya da evrensel bütünlük rakamı olduğunu (yeryüzünün dört köşesi), ya da yaratık ve Yaradan arasındaki farklılığı anlatmak istediğini söyler. 1

30:17   Bu özdeyiş 11’inci ayetle benzerlik gösterse de oldukça farklıdır. Babasıyla alay eden ve annesinin sözünü hor gören oğlun korkunç bir biçimde öleceğini, bedeninin de vahşi hayvanlara yem olacağını öğretir. Yahudiler için bir bedenin gömülmemesi çok büyük bir utançtır.

30:18,19   Bu ayetlerde Agur anlamadığı dört şeyi sıralar. Bunları incelerken görünenin altında ruhsal bir ima bulunduğu konusunda kuşku duyabiliriz, ama bu ima ve dört şeyi birleştiren ortak bağ nedir? Yorumcuların çoğu bu dört şeyin arkalarında iz bırakmadıklarını söylerler. Bu, 20’inci ayetteki gördüğümüz, zina eden kadın örneğiyle onaylanıyor gibidir. Kidner, aralarındaki ortak paydayı şöyle açıklar: “Hava, deniz, kaya ve genç kız gibi bir araya getirilmeleri zor unsurlara uygun bir aracıyla kolayca hakim olma.” 2

  1. Kartalın gökyüzünde tuttuğu yol. Burada uçma olayının mükemmelliğiyle karşılaşırız. Bir kartalın ne kadar hızlı uçtuğu herkesçe bilinmektedir.
  2. Bir yılanın kaya üstünde izlediği yol. Buradaki harika, sürüngen bir hayvanın bacak, kol ya da kanatlara gereksinim duymadan hareket edebilmesidir.
  3. Bir geminin denizde izlediği yol. Burada geçen ‘gemi’ sözcüğünün şiirsel anlamı ‘balık’ olabilir (Bk. Mez.104:26). Agur denizde varolan yaşamın mükemmelliğine bakarak hayrete düşer.
  4. Bir erkeğin bir bakireyle tuttuğu yol. Bu ifade, kur yapma içgüdüsüne değinildiğini göstermektedir. Ancak bazı kişiler bu ifadeyi fazla sevimli bulmaz ve bunu bir bakirenin baştan çıkarılması olarak yorumlarlar.

30:20   Zina eden kadın, şehvetini tatmin ettikten sonra ağzını silerek suçsuz olduğunu söyleyebilir.

30:21-23   Bundan sonra listede dört katlanılamaz şey yer alır; bunlar yeryüzünü karıştıran türde şeylerdir.

  1. Kral olan köle. Kibirlenir ve zorbaca tavırlar sergiler; elde ettiği konum nedeniyle sarhoş olmuştur.
  2. Yiyeceğe doyan bir budala. Refahı onun daha da küstahlaşmasına neden olur.
  3. Sonunda evlenmekte başarılı olan nefret edilen kadın. Olağan şartlarda kötü huyu nedeniyle bekar kalmalıdır, ama bir rastlantı sonucu evlenir. Bu nedenle davranışları daha da değişerek henüz evlenmemiş kişilerle alay eder.
  4. Bir hizmetçinin hanımının yerine geçmesi. Nasıl davranılacağını bilmez. Duyarsız, kaba ve bayağıdır.

30:24   Agur şimdi küçük olmalarına rağmen bilgece davranan dört yaratığı anlatmaya başlar.

30:25   Karıncalar minik yaratıklardır ve çaresiz görünürler, ancak yaz ayları boyunca çalışırlar. Bilinen karınca türlerinin çoğu kış için yiyecek biriktirmez. World Book’a göre, ‘Karıncalar bir araya toplanırlar ve kışı yuvalarında uyuyarak geçirirler.’ Hasatçı karınca bir istisnadır. Ama yine de yiyeceği sıcak ve kuru mevsimlerde daha sonraki soğuk zamanlarda kullanmak üzere depoladığı için bu metinde, karıncaların yiyeceklerini hazırlama konusundaki çalışkanlıkları vurgulanmaktadır.

30:26   Kaya tavşanları yaratılışları itibariyle zayıf ve savunmasız olmalarına rağmen, kendilerini kayalarda koruyacak bilgeliğe sahiptirler. Kaya yarıkları onlara mükemmel korunma sağlar. Bu fiziksel gerçeğin ruhsal uyarlamasına ‘Çağların Kayası’ adlı ilahinin sözlerinde yer verilmiştir.

30:27   Çekirgelerin görünürde bir kralları yoktur. Ama buna rağmen yine de bölükler halinde ilerlerler. Bu oldukça dikkat çekici bir konudur.

30:28   Örümcek ya da kertenkele (NASB), küçüktür, ama yine de kralların saraylarına girebilirler. Örümcek ya da kertenkelenin girilmesi çok zor ve önemli yerlere girebilme özelliği, bugün Hıristiyanlar tarafından sık sık tekrarlanır. Tanrı’nın, en önemli mevkilerde bile tanıkları bulunur.

30:29-31   Son sıralamada gösterişli dört varlıkla ilgili örneklere yer verilir.

  1. Hayvanların kralı olan aslan görkemlidir ve hiçbir şeyin önünde pes etmez.
  2. İkinci örnekte dikkat çekici bir belirsizlik bulunur. Bu örnekteki hayvan çalımla dolanan bir horoz, savaş atı ya da tazı olabilir. Tüm bu örnekler mağrur kişiyi tanımlar gibidir. En iyi seçim büyük olasılıkla tazıdır.
  3. Koç ya da tekenin bir sürünün başında geniş adımlarla yürümesi, soylu davranışı temsil eder.
  4. Aynı şekilde, dördüncü örnekle ilgili değişik çeviriler vardır: “Kendisine baş kaldırılmayan bir kral” mı (KJV), “Halkının önünde geniş adımlarla yürüyen bir kral” mı (RSV), yoksa “Ordusunun başındaki kral” (NKJV) olarak mı okunmalıdır? Her durumda, kralın krallığına yaraşır soylulukta yürüdüğü düşüncesinin işlendiği açıktır.

30:32,33   Bölüm garip bir şekilde, öncekilerle ilgisiz görünen iki ayetle son bulur. Williams ayetleri şöyle yorumlar:

Eğer zayıf insan akılsızlık ederek Tanrı’ya baş kaldırırsa ya da O’na karşı kötü düşünceler beslerse, bilgeliğin sesini dinlesin ve eliyle ağzını kapatsın. Çünkü aksi taktirde, nasıl sütü dövünce tereyağı, burnu sıkınca kan çıkarsa, aynı şekilde öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar. 3

 

Kutsal Kitap

1 Massalı Yake oğlu Agurun sözleri:
Bu adam şöyle diyor:
‹‹Yoruldum, ey Tanrım, yoruldum ve tükendim. ve tükendim› ›› ya da ‹‹Bu adam İtiele, İtiele ve Ukkala şöyle diyor››.
2 Gerçekten ben insanların en cahiliyim,
Bende insan aklı yok.
3 Bilgeliği öğrenmedim,
Kutsal Olana ilişkin bilgiden de yoksunum.
4 Kim göklere çıkıp indi?
Kim yeli avuçlarında topladı?
Suları giysisiyle sarıp sarmalayan kim?
Kim belirledi dünyanın sınırlarını?
Adı nedir, oğlunun adı nedir, biliyorsan söyle!
5 Tanrının her sözü güvenilirdir,
O kendisine sığınan herkese kalkandır.
6 Onun sözüne bir şey katma,
Yoksa seni azarlar, yalancı çıkarsın.
7 Ey Tanrı, iki şey diledim senden:
Ben ölmeden bunları esirgeme benden.
8 Sahtekârlığı, yalanı benden uzak tut,
Bana ne yoksulluk ne de zenginlik ver;
Payıma düşen ekmeği ver, yeter.
9 Yoksa bolluktan, ‹Kimmiş RAB?› diye seni yadsır,
Ya da yoksulluktan çalar
Ve Tanrımın adını lekelemiş olurum.
10 ‹‹Köleyi efendisine çekiştirme,
Yoksa sana lanet eder, sen de suçlu çıkarsın.
11 Öyleleri var ki, babalarına lanet eder,
Annelerine değer vermezler.
12 Öyleleri var ki, kendilerini tertemiz sanırlar,
Oysa kötülüklerinden arınmış değiller.
13 Öyleleri var ki, kendilerinden üstün kimse yok sanır,
Herkese tepeden bakarlar.
14 Öyleleri var ki, dişleri kılıç, çeneleri bıçaktır,
Mazlumlarla yoksulları yutup yeryüzünden yok ederler.
15 Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir.
Hiç doymayan üç şey,
‹Yeter› demeyen dört şey vardır:
16 Ölüler diyarı, kısır rahim,
Suya doymayan toprak ve ‹Yeter› demeyen ateş.
17 Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin
Gözünü vadideki kargalar oyacak;
O akbabalara yem olacak.
18 Aklımın ermediği üç şey,
Anlamadığım dört şey var:
19 Kartalın gökyüzünde,
Yılanın kayada,
Geminin denizde izlediği yol
Ve erkeğin genç kızla tuttuğu yol.
20 Zina eden kadının yolu da şöyledir:
Yer, ağzını siler,
Sonra da, ‹Suç işlemedim› der.
21 Yeryüzü üç şeyin altında sarsılır;
Katlanamadığı dört şey vardır:
22 Kölenin kral olması,
Budalanın doyması,
23 Nefret edilen kadının evlenmesi
Ve hizmetçinin hanımının yerine geçmesi.
24 ‹‹Dünyada dört küçük yaratık var ki,
Çok bilgece davranırlar:
25 Karıncalar güçlü olmayan bir topluluktur,
Ama yiyeceklerini yazdan biriktirirler.
26 Kaya tavşanları da güçsüz bir topluluktur,
Ama yuvalarını kaya kovuklarında yaparlar.
27 Çekirgelerin kralı yoktur,
Ama bölük bölük ilerlerler.
28 Kertenkele elle bile yakalanır,
Ama kral saraylarında bulunur.
29 ‹‹Yürüyüşü gösterişli üç yaratık,
Davranışı gösterişli dört yaratık var:
30 Hayvanların en güçlüsü olan
Ve hiçbir şeyin önünde pes etmeyen aslan,
31 Tazıfş, teke
Ve ordusunun başındaki kral. sözcüğün anlamı tam bilinmiyor.
32 ‹‹Eğer budala gibi kendini yücelttinse
Ya da kötülük tasarladınsa,
Dur ve düşün!
33 Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı,
Burnu sıkınca kan çıkarsa,
Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››

1. F. W. Grant, The Numerical Bible, 1:15.

2. Kidner, Proverbs, s.180.

3. George Williams, The Student’s Commentary on the Holy Scriptures, s.437.