Titus 2

IV. TOPLULUKTAKİ UYGULAMA (2:1-15)

2:1   Kutsal Kitap sahte öğretmenlerden hiç de hoş bir şekilde söz etmez. Onlar, davranışlarıyla Kutsal Kitap’taki gerçekleri inkâr ettiler. Kutsallıktan söz edip de yalan söyleyenler tarafından Hıristiyan tanıklığına verilen zararı kim karşılayabilir? Sağlam öğretiye uygun olanı öğretme görevi Titus’a (ve Rab’bin tüm gerçek hizmetkârlarına) verildi. Titus, Tanrı’nın halkının dudakla­rından dökülen sözlerle yaşamları arasındaki boşluğu kapatmalıydı. Aslında mektuptaki temel düşünceyi bu oluşturur: İyi işlerdeki sağlam öğretinin sürekli uygulaması. Bundan sonraki ayetler bu iyi işlerin neler olması gerektiğine dair pratik örnekler verir.

2:2   İlk önce yaşlı erkeklerden söz edilir. Bunlar daha önce söz ettiğimiz kilisedeki görevli ihtiyarlar değil, fiziksel olarak yaşlı ve olgun kişilerdir. Bu ki­şiler ölçülü olmalıdırlar. Ölçülü olmaları, öncelikle şarap kullanımında aşırıya kaçmamalarını ve tüm davranışlarına dikkat etmelerini gerektirir. Ağırbaşlı ol­malıdırlar, ama bu çok sıkıcı olmak demek değildir! Başkalarının zaten yeteri kadar sorunu var. Yaşlı erkekler sağduyulu, yani dengeli, akıllı ve imanda sağlam olmalıdırlar. Yaş insanları bazen katılaştırıp şüpheci kılar. İmanda sağ­lam olanlar minnettar, iyimser ve arkadaş canlısı olurlar. Sevgide sağlam ol­malıdırlar. Sevgi benmerkezli değildir; başkalarını düşünür ve vererek kendini gösterir. Sabırda etkin olmalıdırlar. Bulundukları yaş itibarıyla bazı şeyleri ka­bul etmeleri zor da olsa, kendi zayıflıkları ve yetersizlikleri vardır. Sabırlı olan­lar, zorluklar karşısında metanetli davranırlar.

2:3   Yaşlı kadınlar da saygın bir yaşam sürmelidirler. Düşüncelerini önemsiz konular üzerine yoğunlaştırmamalıdırlar! Aynı zamanda iftiracı da olmamaları gerekir. Pavlus burada Grekçe Şeytan anlamına gelen bir sözcük (diabolos) kullanır. Bu uygun bir sözcüktür, çünkü dedikodu, kaynağı ve nite­liği itibarıyla şeytanidir. Şaraba tutsak olmamalıdırlar. Aslında hiçbir yiyecek, içecek ve ilacın tutsağı olmamalıdırlar. Yaşlı kadınlar, toplulukta vaaz etme, öğ­retme görevlerine atanmamış olmalarına karşın evde öğretmek için görevlendi­rilirler. Böyle bir görevin büyüklüğünü kim ölçebilir?

2:4-5   Yaşlı bir kadın özellikle genç kadınları eğitmelidir. Kutsal Kitap’ı yıllarca okuması ve deneyimleri, yaşama yeni başlayanlara çok değerli öğütler vermesini sağlar. Yoksa her yeni kuşak geçmişin hatalarını tekrarlayarak zor yoldan öğrenmek zorunda kalır. Burada yaşlı kadınlara öğretme sorumluluğu verildiğinden, akıllı bir genç, kendisinden daha yaşlı olan imanlıların dostlu­ğunu kazanır ve onlardan öğüt ister.

Genç bir kadına kocasını sevmesi öğretilmelidir. Ancak bu, kocasını işe gi­derken öpmesinden daha çok şeyi içerir. Ona geçekten saygı duyduğunu birçok şekilde gösterebilir: Evde onun önderliğini tanıma, önemli kararları ondan ayrı vermeme, kendi görünüşüne dikkat etme, maddi olanakları içinde yaşama, he­men itiraf etme, sevecenlikle bağışlama, iletişim hatlarını daima açık tutma, başkalarının yanında eşini eleştirerek yüzleşmekten sakınma, işler kötü gitti­ğinde destek olma gibi.

Genç kadınlara çocuklarını sevme konusunda da öğüt verilmelidir: Çocuk­larına kitap okuma, onlarla birlikte dua etme, okuldan veya oyundan döndükle­rinde evde olma, onları adil ve kararlı bir biçimde disiplin etme ve dünyasal et­kenlerden uzak tutup çocuğu Rab’bin hizmetkârı olarak yetiştirmek bunların arasında sayılabilir.

Genç kadınlara sağduyulu olmaları öğretilmelidir. Bu, onların imanlılar olarak kendileri için uygun olanı anlayıp yanlış yola sapmamaları anlamına ge­lir. Kocalarına bağlı, düşünce, söz veya eylemlerinde temiz olmayan şeylerden sakınıp temiz yürekli ve iyi birer ev kadını olmalıdırlar. Tanrı’yı yüceltmek için hizmet ettiklerini kavramalıdırlar. Yaşlı kadınlar, iyi birer ev hanımı ve anne olmaları için genç kadınları teşvik ederek onlara, bu şekilde Rab’be hizmet etmenin ne kadar büyük bir onur olduğunu öğretmelidirler. Genç kadınlar ha­yata dair her konuda –konukseverlik, sevecenlik, cömertlik– bilgilendirilmeli ve bencil olmamaları konusunda sık sık öğüt verilmelidir. Kocalarına bağımlı olmalıdırlar; kocalarını evin başı olarak tanımalıdırlar. Bir kadın kocasından daha yetenekli ve becerikli olsa bile, onu yönetmekten çok evdeki önderlik gö­revinde ve yerel topluluktaki hizmetinde daha etkin olması için kocasına yardım etmeli ve onu yüreklendirmelidir. Gereksiz yere çok konuşma alışkanlığını yenmeye çalışıp kocasını övmelidir. Bütün bunlar Tanrı sözünün kötülenme­sine fırsat vermemek için yapılmalıdır. Pavlus, bu mektupta, Tanrı’nın halkının tutarsız davranışları nedeniyle O’nun davasına getirdiği lekenin farkındadır.

2:6   Pavlus, Titus’u genç kadınlara öğüt vermesi için zorlamadı. Uygunluk açısından bu görev yaşlı kadınlara bırakılır. Ancak Titus’a genç erkekleri özel­likle sağduyulu olmaya özendirmesi tavsiye edilir. Bu, gençlik döneminin coş­kun ve delidolu zamanları için uygun bir tavsiyedir. Gençler, yaşamın her ala­nında ölçülü ve dengeli olmayı öğrenmelidirler.

2:7-8   Pavlus burada Titus’a da özel bir öğüt verir. İnanlı topluluklarında görevlendirilen biri olarak Titus’un iyi olanı yapmaya özen göstermesi gerekir. Öğretişiyle davranışları arasında yakın bir paralellik olmalıdır. Öğretişi dü­rüst, ağırbaşlı ve kınanmayacak nitelikte olmalıdır. Dürüstlük, öğretişin kutsallara emanet edilen imanla uyuşması gerektiğini ifade eder. Pavlus, ağırbaşlı sözcü­ğüyle öğretişin ciddi ve sağlam olması gerektiğini dile getirir.

Kimsenin kınayamayacağı doğru sözler, sapkın öğretişlerden, geçici he­veslerden, ka­balıktan ve benzer şeylerden uzak olmalıdır. Bunun sonucu olarak, bu tür öğretişe karşı gelenler de, imanlılar hakkında söyleyecek olumsuz sözler bulamazlar.

 2:9-10   Burada, kölelerle ilgili özel buyruklar verilir. Kutsal Kitap tarafın­dan onaylanmayan birçok şeyin kitapta yer aldığını unutmamalıyız. Örneğin, Eski Antlaşma birçok kişinin çok eşli bir yaşam sürdüğünden söz eder, ama buna rağmen çok eşlilik hiçbir zaman Tanrı’nın onayladığı bir şey değildi. Tanrı, kö­leliğin haksızlığını ve zulmünü asla onaylamadı; kölelerin efendileri yargı gü­nünde bundan sorumlu tutulacaktır. Aynı zamanda Yeni Antlaşma kö­leliğin bir devrimle güç kullanılarak yıkılmasını da savunmaz. Aksine, köleliğin kötüye kullanılışını Müjde’nin gücüyle kınar ve kaldırır. Tarih, Tanrı’nın sözü­nün yayı­lıp öğretildiği her yerde kölelikle ilgili kötülüklerin ortadan kalktığını gösterir. Ancak köleliğin olduğu yerde bulunan bir köle, İsa Mesih inancının be­reketle­rinden yoksun kalmaz. Mesih’in değiştiren gücünün bir tanığı olabilir ve Kurta­rıcımız Tanrı’yla ilgili öğretişi duyurabilir. Yeni Antlaşma’da kölelere ay­rılan yer, ulusların yöneticilerine ayrılandan çok daha fazladır! Bu, onların Tanrı’nın Egemenliği’nde ne kadar önemli oldukları konusunda bir ipucu olabi­lir. İmanlı köleler, Rab’be itaat etmenin mümkün olmadığı durumlar dışında efendilerine bağımlı olmalıdırlar. Rab’be itaat etmeleri engellenmek istendi­ğinde, bunu red­dedip sonuçlarına sabırla katlanmalıdırlar. Efendilerini hoşnut etmek için elle­rinden gelen her şeyi yapmalıdırlar. Bütün bu hizmet Mesih’e yapılır gibi yapıl­dığında, O’nun tarafından ödüllendirilecektir. Ters cevap ver­memeli ve saygı­sız olamamalıdırlar. Hıristiyanlığın ilk zamanlarında birçok köle, efendisini Rab İsa’ya yöneltme ayrıcalığını tatmıştır, çünkü imansız köle­lerle kendi araların­daki fark göze çok çarpıyordu.

En önemli farklılıklardan biri, imanlıların diğer kölelerin yakayı ele verdik­leri günaha yenilmemeleriydi, ki bu da hırsızlıktır. İsa Mesih inancının ahlâkı, onların dürüst olmasını gerektirir. İmanlı kölelerin satış fiyatlarının yüksek ol­ması şaşırtıcı değil mi? Tam olarak güvenilir olmalıydılar ve böylece yaşamla­rının ve hizmetlerinin her alanında Kurtarıcımız Tanrı’yla ilgili öğretiyi her yönden çekici kılabilirlerdi. İmanlı köleler için geçerli olanlar bugün de çalı­şanlar için geçerlidir.

2:11   Bundan sonraki dört ayet kurtuluşumuzun güzel bir süsünü oluşturur. Ama bu edebi değere hayran olurken bunu, geçtiği konu ve bölümden ayırma­malıyız. Pavlus, Tanrı’nın ailesinin her bir üyesinin tutarlı davranışlar içinde olmasını öğütlemektedir. Burada kurtuluşumuzun en büyük amaçlarından biri­nin karışıklıktan uzak kutsal bir yaşam sürmemiz olduğunu gösterir.

Çünkü Tanrı’nın… lütfu ortaya çıkmıştır. Tanrı’nın lütfu, Rab İsa Mesih dünyamıza geldiği ve özellikle de bizim günahlarımız için çarmıhta öldüğü za­man ortaya çıktı. Rab İsa, bütün insanların kurtuluşu için ortaya çıktı. Yaptığı iş herkesin kurtuluşu için yeterlidir. Gerçek bir af ve bağışlama herkese sunulur, ama sadece O’nu Rab ve Kurtarıcı olarak kabul edenler kurtulur. Burada ya da Kutsal Kitap’ın başka bir yerinde sonunda herkesin kurtulacağına dair bir ima yoktur. Evrensel kurtuluş İblis’in bir yalanıdır.

2:12   Bizi kurtaran lütufla bizi kutsallık okulunda eğiten lütuf aynı lütuftur. O okulda, yapmaktan vazgeçmeyi öğrenmemiz gereken şeyler vardır. Birincisi dinsizlik anlamına gelen tanrısızlıktır. İkincisi dünyasal arzulardır: Bu, yal­nızca cinsel günahları değil, zenginlik, güç, zevk, şöhret ve temelde dünyasal olan herhangi bir şeye duyulan arzuyu ve şehveti içerir.

Aynı zamanda lütuf, başkalarına karşı sağduyulu, doğru ve Tanrı’nın huzu­runun ışığında Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam sürebilmemiz için bizi eğitir. Her şeyin yok olduğu bu dünyada bizi ifade edebilecek olan faziletler bunlardır. Yaşadığımız dünya son durak olan evimiz değil, uzun ve çetin bir yolculuğun olduğu yerdir.

2:13   Dünyada yabancılar olarak yaşarken ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in yücelik içinde gelmesi, bize muhteşem bir umut veilham verir. Bu­nunla, Mesih’in inanlılar topluluğunu havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götüreceği zamanı mı anlamamız gerekir? (1Se.4:13-18). Yoksa bu, Me­sih’in egemen olmak için dünyaya gelişine mi ya da dünyaya görkemle gelip düşmanlarını alt ederek egemenliğini kurduğu zamana mı gönderme yapıyor? (Va.19:11-16).

Temel olarak Pavlus’un birinci seçenekten, yani Mesih’in gelini için, inanlı­lar topluluğu için gelişinden söz ettiğine inanıyoruz. Ancak O’nun gelişi ister Damatister Kral olarak olsun, önemli olan imanlının buna hazırlıklı olup onun yücelik içinde gelişini beklemesidir.

2:14   Rab İsa’nın geri gelişini beklerken, O’nun ilk gelişinin ve kendini feda edişinin asıl amacını asla unutmamalıyız. O, sadece bizi günahın suçundan ve cezasından kurtarmak için değil, bizi her suçtan kurtarmak için kendini feda etti. Günahın cezası ertelenmiş, ama yaşamlarımızda egemenliği yerleşmemiş olsaydı, bu yarım kalmış bir kurtuluş olurdu.

Kendisini, kendisine ait özel bir halkı arındırmak için de feda etti. 1611 tarihli King James1, buna “tuhaf bir halk” der. İsa Mesih’in istediği gibi olmasa da yine de özel bir halkız! İsa Mesih, tuhaf ve anlaşılmaz bir halk olmamız için değil, O’na ait bir halk olmamız için canını verdi. İyilik etmekte gayretli ola­bilelim diye kendini bizim için feda etti. O’nun adı ve yüceliği için iyilik et­mekte gayretli olmalıyız. Sporcuların, politikacıların ve işadamlarının gayretini gözümüzün önüne getirdiğimizde iyilik etmek için kıskançlığa kapılıp onlardan esin almalıyız.

2:15   Bunlar Titus’un öğretmesi için görevlendirildiği konulardır; ki bunlar daha önceki ayetlerde söz edilen ve özellikle Kurtarıcı’nın tutkusunu belirten şeylerdir. Titus, Tanrı’ya yaraşır bir yaşam yaşamaları için kutsalları isteklendirmeli ya da teşvik etmeli ve bu öğretişe yaşamları ya da sözleriyle karşı çıkanları da ikna etmeliydi. Zorlayıcı bir görevi yerine getirirken mahcup olmamalıydı, çünkü bu görevi Kutsal Ruh’un cesareti ve yetkisiyle yapacaktı. Hiç kimse seni küçümsemesin. Titus’un gençliğinden, başka uluslardan olma­sından veya herhangi bir yetersizliğinden dolayı karamsarlığa kapılmasına gerek yoktu. Tanrı’nın sözünü konuşuyordu ve bu da zaten gerekli farklılığı yaratı­yordu.

 

Kutsal Kitap

1 Sana gelince, sağlam öğretiye uygun olanı öğret.
2 Yaşlı erkeklere ölçülü, ağırbaşlı, sağduyulu olmalarını buyur. İmanda, sevgide ve sabırda sağlam olsunlar.
3 Aynı şekilde yaşlı kadınlar saygın bir yaşam sürmeli. İftiracı, şaraba tutsak olmamalı; iyi olanı öğretmeli.
4 Öyle ki genç kadınları, kocalarını ve çocuklarını seven, sağduyulu, temiz yürekli, iyi birer ev kadını ve kocalarına bağımlı olmak üzere eğitebilsinler. O zaman Tanrı’nın sözü kötülenmez.
5 (SEE 2:4)
6 Genç erkekleri de sağduyulu olmaya özendir.
7 İyi olanı yaparak her konuda onlara örnek ol. Öğretişinde dürüst ve ağırbaşlı ol, kimsenin kınayamayacağı doğru sözler söyle. Öyle ki bize karşı gelen, hakkımızda söyleyecek kötü bir söz bulamayıp utansın.
8 (SEE 2:7)
9 Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,
10 hırsızlık yapmadan, tümüyle güvenilir olduklarını göstersinler. Böylece Kurtarıcımız Tanrı’yla ilgili öğretiyi her yönden çekici kılsınlar.
11 Çünkü Tanrı’nın bütün insanlara kurtuluş sağlayan lütfu ortaya çıkmıştır.
12 Bu lütuf, tanrısızlığı ve dünyasal arzuları reddedip şimdiki çağda sağduyulu, doğru, Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam sürebilmemiz için bizi eğitiyor.
13 Bu arada, mübarek umudumuzun gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz.
14 Mesih bizi her suçtan kurtarmak, arıtıp kendisine ait, iyilik etmekte gayretli bir halk yapmak üzere kendini bizim için feda etti.
15 Bunları tam bir yetkiyle bildir, dinleyenleri isteklendir, günahlı olanları ikna et. Hiç kimse seni küçümsemesin.

1. Bu sözcük, anlamı biraz değiştiği için günümüzde bize biraz garip gelebilir. İn­gilizce KJV çevirisinde geçen bu sözcüğün anlamındaki değişikliğin nedeni, dört yüz yıl boyunca İngilizce’de meydana gelen değişikliklerdir