Vahiy 1

YORUM

 I. YUHANNA’NIN GÖRMÜŞ OLDUĞU OLAYLAR (1.bölüm)

A. Giriş ve Selamlama (1:1-8)

1:1-2   Birinci ayet, kitabın konusunu, yani yakın zamanda olması gereken olayları ilan eder. Vahiy bölümü aslında geleceğin bir açıklamasıdır. Gelecekteki olaylarla ilgili bu vahiy Tanrı tarafından İsa Mesih’e verildi. Rab İsa’nın bunu gönderdiği meleğine teslim etmesinden sonra melek de bunu O’nun kulu olan Yuhanna’ya iletti. Yuhanna’nın kitabı yazma amacı bu bilgiyi Rab’bin kullarıyla, yani gerçek imanlılarla paylaşmaktı. Bunu yaparken Yuhanna, Tanrı’nın sözüne ve İsa Mesih’in tanıklığına tanıklık etmektedir. Kısacası, Yuhanna göksel görümlerde gördüğü her şeye tanıklık etti.

1:3   Bu kitabın toplulukta okunması gerektiği konusu Tanrı’nın isteğini açıkça belli eder, çünkü Tanrı bunu okuyana ve bunu toplulukta dinleyip yerine getirenlere özel bir bereket vaat etti. Peygamberliklerin gerçekleşme zamanı yakındı.

1:4   Yuhanna kitapta Romalılar’ın Asya İli’nde (bugünkü Türkiye) bulunan yedi topluluğa hitap eder. Yuhanna önce bu topluluklara lütuf ve esenlik diler. Lütuf, Tanrı’nın hak etmediğimiz halde bizi kayırması ve iman yaşamında her zaman gerekli olan güç anlamına gelir. Esenlik ise, imanlının acı, üzüntü ve hatta ölümü cesaretle karşılamasını mümkün kılan dinginliktir. Lütuf ile esenliğin Üçlü Birlik’ten geldiği söylenir. Lütuf ve esenlik var olan, var olmuş ve gelecek olandan gelir. Bu, Baba Tanrı’ya gönderme yapar ve Yehova adının gerçek anlamını verir. O, daima var olan ve değişmeyendir. Lütuf ve esenlik, O’nun tahtının önünde bulunan yedi ruhtan gelir. Yetkinliği ve bütünlüğü belirten yedi rakamı, tüm doluluğuyla Tanrı’ya gönderme yapar. Bu yüzden yedi rakamının Kutsal Kitap’ın bu son kitabında elli dört kez bulunması şaşırtıcı değildir.

1:5   Lütuf ve esenlik, ölüler arasından ilk doğan, dünya krallarına egemen olan güvenilir tanık İsa Mesih’ten gelir. Bu açıkça Oğul Tanrı’yı betimlemektedir. O, güvenilir tanıktır. Ölüler arasından ilk doğan olarak artık ölmemek üzere ölümden dirilen ilk kişi olan ve sonsuz yaşamın tadını çıkarmak için ölümden dirilenler arasında yücelik ve güce sahip olandır. Dünya krallarına da egemendir. Yuhanna ilk selamlamadan sonra Rab İsa’ya övgüler sunar. İlk önce Kurtarıcı’dan bizi seven (bizi sever, dipnot), kanıyla bizi günahlarımızdan özgür kılmış olan diye söz eder. Fiillerin zamanına dikkat edin: Seven; geniş zaman ve devam eden bir eylem, kılmış; geçmiş zaman ve tamamlanan bir görevdir. Sıraya da dikkat edin: Bizi sever ve bizi özgür kılmadan çok önce sevdi. Ödediği bedele de dikkat edin: Kanıyla. Dürüstçe yapılan bu kişisel değerlendirme, bedelin çok yüksek olduğunu itiraf etmemiz için bizi zorlar. Böylesine yüksek bir bedelle özgür kılınmayı hak etmedik.

1:6   Sevgisi bizi özgür kılarken bitmedi, bitebilirdi de. Bizi bir krallık haline getirip Babası Tanrı’nın hizmetinde kâhinler yaptı. Kutsal kâhinler olarak Tanrı’ya ruhsal kurbanlar sunarız: Kişiliğimiz, sahip olduklarımız, övgülerimiz ve hizmetimiz. Kraliyet kâhinleri olarak bizi karanlıktan kendi harika ışığına çağıranın üstünlüğünü açıklarız. Böylesine büyük bir sevgiyi derin derin düşünürsek O’nun, yüceliğe, onura, tapınmaya ve övgüye layık olduğu sonucuna varırız. Yaşamlarımız, inanlılar topluluğu, dünya ve tüm evren üzerinde güç sahibi olmaya layıktır. Amin.

1:7   Kutsanan bu Kişi, bulutlarla yeryüzüne geri gelir. O’nun gelişi ne yerel ne de görünmez bir şekilde olacak, çünkü her göz O’nu görecek (Mat.24:29-30). O’nun çarmıha gerilmesinde suçlu olanlar donup kalacak. Aslında yeryüzünün tüm halkları yas tutacak, çünkü O, düşmanlarını yargılamak ve egemenliğini kurmak için geliyor. İmanlılar O’nun gelişiyle ilgili olarak yas tutmazlar: “Evet, böyle olacak! Amin” derler.

1:8   Bu ayette konuşmacının değiştiği görülmektedir. Rab İsa kendisini Alfa ve Omega (Grek alfabesinde ilk ve son harf), İlk ve Son 1 olarak tanıtır. Zamanı ve sonsuzluğu doldurur; sözcükler O’nun yüceliğini anlatmaya yetmez. Yaratılışın kaynağı ve hedefidir; Tanrı’nın dünyadaki tasarısını başlatan ve bitirecek olan da O’dur. Var olan, var olmuş ve gelecek olan O’dur; varoluşunda sonsuz ve güç açısından Her Şeye Gücü Yeten O’dur.

B. Yargıç Giysileri İçindeki Mesih’in Görümü (1:9-20)

1:9   Kendisini sıkıntıda, tanrısal egemenlikte ve sabırda bütün imanlıların ortağı ve kardeşi olarak tanıtan Yuhanna’ya dönüyoruz. Burada sıkıntı, sabır ve egemenliği birleştirmektedir. Pavlus da Elçilerin İşleri 14:22’de kutsallara, “imana bağlı kalmaları… Tanrı’nın Egemenliği’ne, birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerekir” diyerek öğüt verdiğinde bunları birleştirmiştir.

Yuhanna, Tanrı’nın sözüne ve İsa’ya olan tanıklığına sadık kaldığı için Ege Denizi’nde, Patmos denilen adada hapsedilmişti. Ancak, yücelik ve yargıyla ilgili görümlere kavuştukça hapsedildiği yer onun için cennete giden bir bekleme odası oldu.

 1:10   Yuhanna Ruh’un yönetimindeydi, yani O’nunla lekesiz, tertemiz bir birlikteliği olduğundan, Tanrı’yla doğru bir iletişime sahip olabilirdi. Bu, bize bir kimsenin Tanrı’nın sesini işitmek için O’na yakın olması gerektiğini anımsatır. “Rab kendisinden korkanlarla paylaşır sırrını” (Mez.25:14). Yuhanna’nın Ruh’un etkisinde kaldığı gün Rab’bin günüydü, yani haftanın ilk günü. Mesih’in dirildiği, sonradan öğrencilerine iki kez göründüğü ve Ruh’un Pentikost’ta indiği gündü. Öğrenciler Rab’bin gününde ekmek bölüyorlardı. Pavlus da ilk günde Korintliler’e yardım toplamaları için talimat vermişti. Kimi, Yuhanna’nın yazacak olduğu yargılamayla ilgili zamana gönderme yaptığını düşünür, ama buradaki ifade orijinalinden oldukça farklıdır.2

Yuhanna arkasından gelen borazan sesine benzer yüksek bir ses işitti.

1:11-12   Ona görmek üzere olduklarını kitaba yazmasını ve yedi kiliseye göndermesini söyleyen İsa’ydı. Yuhanna, konuşanı görmek için arkasına dönünce yedi altın kandillik gördü. Bu kandilliklerin her birinin bir ayağı, dikey bir kısmı ve üzerinde yağla yanan bir fitili vardı.

1:13   Yedi altın kandilliğin ortasındaki kişi insanoğluna benzer biri idi. Onunla her bir kandilliğin arasında hiçbir şey yoktu. Aracı, hiyerarşi veya örgüt yoktu. Her bir topluluk özerkti. Mc Conkey Rab’bi betimlerken şöyle der:

Ruh, bizim donuk ve sınırlı aklımıza Vahyin Mesih’i olan Kişi’nin yüceliğini, ihtişamını ve heybetini az da olsa anlatabilmek için doğada varolan tüm simgeleri adeta tüketir. 3

Üzerindeki giysi, bir yargıcın giydiği uzun giysiye benziyordu. Göğsündeki altın kuşak, O’nun adalet ve sadakatle yargılayacağını simgeler (Yşa.11:5’e bakınız).

1:14   Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Bu, eski günlerdeki gibi O’nun sonsuzluğunu (Dan.7:9), yargısının bilgeliği ve saflığını resmeder. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki ifadesi de yetkin bilgi, kusursuz anlayış ve kaçınılması imkansız olan etkileyici bakışı anlatır.

1:15   Rab’bin ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Tunç her zaman bir yargılama simgesi olduğundan bu, burada görülenin aslında bir mahkeme salonu olduğu görüşünü destekler. Sesi, denizin dalgalarına veya heybetli ve ürkütücü bir çağlayana benziyordu.

1:16   Sağ elinde sahip olmayı, gücü, kontrolü ve onuru simgeleyen yedi yıldız vardı. Ağzından iki ağızlı keskin bir kılıç, yani Tanrı’nın sözü (İbr.4:12) uzanıyordu. Yedi kiliseye gönderilen mektuplarda görüldüğü gibi, burada halkıyla ilgili keskin ve doğru kararlara gönderme yapar. Yüzü, Tanrılığının görkemi ve ihtişamıyla göz kamaştıran öğlen güneşi gibi parlıyordu.

Bütün bu düşünceleri bir araya getirince, Mesih’i yedi kiliseyi yargılamaya gücü yeten olarak bütün yetkinliği içinde görürüz. Kitapta daha sonra düşmanlarını yargılayacağını okuruz, ama yargılama önce Tanrı’nın ev halkından başlamalıdır (1Pe.4:17). Ancak her durumda farklı bir yargılama olduğuna dikkat edin. Topluluklar arınma ve ödül amacıyla, dünya da cezalandırma amacıyla yargılanır.

1:17   Yargıcın görüntüsü, Yuhanna’nın O’nun ayaklarının dibine ölü gibi yığılmasına neden oldu, ama Rab kendisini ona ilk ve son olarak (bu Yehova’nın bir unvanıdır) (Yşa.44:6; 48:12) tanıtarak onu kaldırdı.

1:18   Yargıç, daha önce ölmüş, ama sonsuzluklar boyunca diri kalacak olandır. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları O’nun elindedir; öyle ki her ikisinin üzerinde de kontrol sahibi olup eşsiz bir biçimde ölüleri diriltebilir. Burada ölüler diyarı ruhu, ölüm de bedeni belirtir. Bir kimse öldüğü zaman ruhu ölüler diyarına gider, ki bu isim bedenin ruhundan ayrılmış olduğunu gösterir. Beden mezara gider. İmanlı için bedenin ruhtan ayrılmış olduğu durum, Rab’le birlikte olmayla aynıdır. Dirilişte ise can, yüceltilmiş bedenle tekrar birleşir ve Baba’nın gökteki evine götürülür.

1:19   Yuhanna, gördüklerini (1.bölüm), şimdi olanları (2, 3.bölümler) ve bundan sonra olacakları (4-22.bölümler) yazmak zorundadır. Bu, kitabın genel yapısını oluşturur.

1:20   Rab o zaman Yuhanna’ya yedi yıldız ve yedi altın kandilliğin sırrını açıkladı. Yıldızlar kilisenin meleklerini veya yedi kilisenin habercilerini temsil ederken, kandillikler yedi kiliseyi temsil ediyordu.

Meleklerle ilgili çeşitli açıklamalar yapılmıştır. Bazıları, tıpkı meleklerin ulusları temsil ettiği gibi (Dan.10:13, 20, 21), bunların da kiliseleri temsil eden meleğe benzer varlıklar olduklarını söyler. Kimi de onların kiliselerin önderleri, çobanları olduklarını söyler. Ama bu açıklama ruhsal dayanaktan yoksundur. Bazıları da onların Patmos’da Yuhanna’dan mektupları alan ve kiliselere veren haberciler (insan) olduklarını söylerler. Aynı anlamı veren Grekçe’deki angelos sözcüğü, melek veya haberci anlamına gelir. Ama bu kitapta melek sözcüğü çok önemlidir.

Mektuplar, meleklere hitap etse de, içeriklerinin kiliseler için olduğu açıkça bellidir.

Kandillikler ışık taşıyanlardı. Bu, bu dünyanın karanlığında Tanrı için parlamaları gereken yerel kiliseler için uygun bir simgedir.

 

Kutsal Kitap

1 İsa Mesih’in vahyidir. Tanrı yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O’na bu vahyi verdi. O da gönderdiği meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna’ya iletti.
2 Yuhanna, Tanrı’nın sözüne ve İsa Mesih’in tanıklığına -gördüğü her şeye- tanıklık etmektedir.
3 Bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır.
4 Ben Yuhanna’dan, Asya İli’ndeki* yedi kiliseye* selam! Var olan, var olmuş ve gelecek olandan, O’nun tahtının önünde bulunan yedi ruhtan ve ölüler arasından ilk doğan, dünya krallarına egemen olan güvenilir tanık İsa Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun. Yücelik ve güç sonsuzlara dek, bizi seven, kanıyla bizi günahlarımızdan özgür kılmış ve bizi bir krallık haline getirip Babası Tanrı’nın hizmetinde kâhinler* yapmış olan Mesih’in olsun! Amin.
5 (SEE 1:4)
6 (SEE 1:4)
7 İşte bulutlarla geliyor! Her göz O’nu görecek, O’nun bedenini deşmiş olanlar bile. O’nun için dövünecek yeryüzünün bütün halkları. Evet, böyle olacak! Amin.
8 Var olan, var olmuş ve gelecek olan, Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, “Alfa* ve Omega* Ben’im” diyor.
9 İsa’ya ait biri olarak sıkıntıda, tanrısal egemenlikte ve sabırda ortağınız ve kardeşiniz olan ben Yuhanna, Tanrı’nın sözü ve İsa’ya tanıklık uğruna Patmos denilen adada bulunuyordum.
10 Rab’bin gününde Ruh’un etkisinde kalarak arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim.
11 Ses, “Gördüklerini kitaba yaz ve yedi kiliseye*, yani Efes, İzmir, Bergama, Tiyatira, Sart, Filadelfya ve Laodikya’ya gönder” dedi.
12 Bana sesleneni görmek için arkama döndüm. Döndüğümde yedi altın kandillik ve bunların ortasında, giysileri ayağına kadar uzanan, göğsüne altın kuşak sarınmış, insanoğluna benzer birini gördüm.
13 (SEE 1:12)
14 Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.
15 Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.
16 Sağ elinde yedi yıldız vardı. Ağzından iki ağızlı keskin bir kılıç uzanıyordu. Yüzü bütün gücüyle parlayan güneş gibiydi.
17 O’nu görünce, ölü gibi ayaklarının dibine yığıldım. O ise sağ elini üzerime koyup şöyle dedi: “Korkma! İlk ve son Ben’im.
18 Diri Olan Ben’im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir.
19 Bunun için gördüklerini, şimdi olanları ve bundan sonra olacakları yaz.
20 Sağ elimde gördüğün yedi yıldızla yedi altın kandilliğin sırrına gelince, yedi yıldız yedi kilisenin melekleri, yedi kandillikse yedi kilisedir.”

1. Bazı elyazmalar “Başlangıç ve Son”u içermez.

2. Grekçe’de “Rab’bin Günü”nün anlamı he hemera tou Kuriou’dur. “Rab’bin Günü” (“Rab’be ait” gün) ise “he Kuriake hemera” (kilise Grekçe, “kirk” sözcü­ğünden gelir).

3. James H. Mc Conkey, The Book of Revelation; A Series of Outline Studies in the Apocalypse, sf.9.