Vahiy 6

C. Altı Mührün Açılışı (6.bölüm)

 6:1-2   Kuzu ilk mührü açtığında, dört yaratıktan biri yüksek sesle, “Gel ve gör1 dedi. Ardından, beyaz bir atın üzerinde yayı olan bir süvari (büyük bir olasılıkla Mesih Karşıtı), galip gelen biri olarak zafer kazanmaya çıktı. Bu, bugün soğuk savaş olarak bilinen durumu temsil edebilir. Yay, savaş tehlikesini belirtebilir, ama oktan hiç söz edilmiyor. Yay, uzak mesafeli çatışmalarda kullanılan bir silah olduğundan, silahlı çatışmayı da ima etmesi mümkündür. Bu süvarinin bizzat kendisi çatışmaya neden olmaz; ikinci mühre kadar yeryüzünde barış hüküm sürer.

6:3-4   İkinci yaratık, ikinci süvariye gelmesini söyler. Bu süvari, kızıl bir at üstünde ve büyük bir kılıçla gelir. Kılıç, göğüs göğse yapılan çatışmada kullanılan bir silahtır. Bu nedenle ikinci mühür, savaşlarda insanların birbirini boğazlamasını simgeler. İkinci süvari, dünyadan barışı kaldırır.

 6:5-6   Üçüncü yaratığa itaat eden bir süvari, elinde bir teraziyle siyah bir atın üzerinde geldi. Bu, genellikle savaşın ardından gelen kıtlığı simgeler. Dört yaratığın ortasındaki bir ses, buğday ve arpanın aşırı fiyatlarla satıldığını ilan etti. Karneye bağlanan hububatın tartılması için kullanılan terazi, aynı zamanda kıtlığın da simgesidir. Zeytinyağına, şaraba zarar verme ifadesini anlamak zordur. Bazıları bunların yoksulların yiyeceği olduğunu söyler. Temel maddelerse, o zaman hayatı muhafaza etmek için korunmalıdır. Ancak öyle görünüyor ki, burada düşünülen zenginlerin lüks maddeleridir. Tarihsel olarak bakıldığında da, kıtlıkta bile zenginler bazı lükslere sahiptiler.

6:7-8   Dördüncü yaratık, ölüm ve ölüler diyarıyla soluk renkli atı çağırır. Ölüm bedenle, ölüler diyarı da ruh ve canla ilişkilidir. Savaş, kıtlık, salgın hastalık ve yabanıl hayvanlarla yeryüzünün dörtte biri yok edilir. Yeni nesil antibiyotikler ve mucizeler yaratan ilaçlardan dolayı salgın hastalıkların artık bir tehlike oluşturmadığını düşünebiliriz. Ne var ki, ölümcül hastalıklar tamamen ortadan kaldırılamadılar. Bu hastalıklar sadece şu anda edilgen durumdadırlar ve tüm dünyaya çabucak yayılabilirler.

6:9   Bu ayette, sıkıntı döneminin ilk şehitleriyle (Mat.24:9), egemenliğin Müjdesi’ni öğreten ve sürdürdükleri tanıklık nedeniyle öldürülen Yahudi imanlılarla karşılaşıyoruz. Bu imanlıların canları, cennetteki sunağın altındadır.

6:10   İmanlılar, kutsal ve gerçek olan Efendiye2 kanlarının öcünü alması için feryat ederler. Daha önce de söz edildiği gibi, “yeryüzünde yaşayanlar” yeryüzünü evleri ya da vatanları olarak gören, imanlı olmayan kişilerdir.

6:11   Şehitlere, doğruluklarının simgesi olarak beyaz birer kaftan verilir ve onlardan, diğer sıkıntı çekenlerden şehit düşeceklerin sayısı tamamlanıncaya dek beklemeleri istenir.

 6:12-13   Altıncı mührün açılışıyla yeryüzü büyük bir depremle sarsıldı. Bu deprem sonucu gökyüzündeki yıldızların düzeni bile değişti. Güneş karardı, ay ise kan rengine döndü. İncir ağacı güçlü bir rüzgarla sarsıldığında nasıl ham incirlerini dökerse, gökteki yıldızlar da öylece yeryüzüne düştü.

6:14   Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada bu büyük depremle yerinden söküldü.

6:15   Toplumun her kesiminden insanın paniğe kapılması bizi şaşırtmamalı. Tüm insanlar Tanrı’nın öfkesini döktüğünü görerek mağaralara ve dağlardaki kayaların arasına gizlendiler.

6:16-17   Tanrı’nın yargısına ve Kuzu’nun gazabına dayanmaktansa, dağların ve kayaların altında kalıp ezilmeyi yeğlediler. Kuzu’nun gazabı karşısında kimsenin duramayacağını çok geç anlamışlardı.

 

Kutsal Kitap

1 Sonra Kuzu’nun yedi mühürden birini açtığını gördüm. O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, “Gel!” dediğini işittim.
2 Bakınca beyaz bir at gördüm. Binicisinin yayı vardı. Kendisine bir taç verildi ve galip gelen biri olarak zafer kazanmaya çıktı.
3 Kuzu ikinci mührü açınca, ikinci yaratığın “Gel!” dediğini işittim.
4 O zaman kızıl renkte başka bir at çıktı ortaya. Binicisine dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Bunun sonucu olarak insanlar birbirlerini boğazlayacaklar. Atlıya ayrıca büyük bir kılıç verildi.
5 Kuzu üçüncü mührü açınca, üçüncü yaratığın “Gel!” dediğini işittim. Bakınca siyah bir at gördüm. Binicisinin elinde bir terazi vardı.
6 Dört yaratığın ortasında sanki bir sesin şöyle dediğini işittim: “Bir ölçek buğday bir dinara, üç ölçek arpa bir dinara. Ama zeytinyağına, şaraba zarar verme!”
7 Kuzu dördüncü mührü açınca, “Gel!” diyen dördüncü yaratığın sesini işittim.
8 Bakınca soluk renkli bir at gördüm. Binicisinin adı Ölüm’dü. Ölüler diyarı onun ardınca geliyordu. Bunlara kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla, yeryüzünün yabanıl hayvanlarıyla ölüm saçmak için yeryüzünün dörtte biri üzerinde yetki verildi.
9 Kuzu beşinci mührü açınca, sunağın altında, Tanrı’nın sözü ve sürdürdükleri tanıklık nedeniyle öldürülenlerin canlarını gördüm.
10 Yüksek sesle feryat ederek şöyle diyorlardı: “Kutsal ve gerçek olan Efendimiz! Yeryüzünde yaşayanları yargılayıp onlardan kanımızın öcünü almak için daha ne kadar bekleyeceksin?”
11 Onların her birine beyaz birer kaftan verildi. Kendileri gibi öldürülecek olan öbür Tanrı kullarının ve kardeşlerinin sayısı tamamlanıncaya dek kısa bir süre daha beklemeleri istendi.
12 Kuzu altıncı mührü açınca, büyük bir deprem olduğunu gördüm. Güneş keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı. Ay baştan aşağı kan rengine döndü.
13 İncir ağacı, güçlü bir rüzgarla sarsıldığında nasıl ham incirlerini dökerse, gökteki yıldızlar da öylece yeryüzüne düştü.
14 Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.
15 Dünya kralları, büyükleri, komutanları, zenginleri, güçlüleri, özgürü kölesi herkes mağaralara, dağlardaki kayaların arasına gizlendiler.
16 Dağlara, kayalara, “Üzerimize düşün!” dediler, “Tahtta oturanın yüzünden ve Kuzu’nun gazabından saklayın bizi!
17 Çünkü onların gazabının büyük günü geldi. Buna kim dayanabilir?”

1. Bazı elyazmaları “ve gör”ü içermez.

2. Buradaki Grekçe sözcük güçlü bir sözcüktür: Despotes.