Vahiy 15

15:1   Gökte, Tanrı’nın öfkesinin son bulduğunu belirten ve son yedi belayı taşıyan yedi melekle ilgili başka bir belirti görülür. Bundan, sıkıntının sonuna doğru geldiğimizi anlarız.

15:2   Yuhanna, gökte ateşle karışık camdan oluşmuş denizin üzerinde duran bir insan kalabalığı görür. Onları tanır; çünkü onlar canavara ve heykeline tapmayı reddeden kişilerdi. Bu kişiler kuşkusuz şehit edilmişlerdir.

15:3-4   Ama şimdi bu kişiler göktedirler ve hemen hemen tamamı Eski Antlaşma’dan yapılan alıntılardan oluşan, Musa’nın ve Kuzu’nun ezgisini söylüyorlardı. Onlar, Tanrı’nın, yeryüzündeki katillere ne yapacağını sezer bir biçimde, O’nun yargısının doğruluğuna tanıklık ederler. Gücü Her Şeye Yeten Tanrı’ya yolları ve işleri için övgüler sunarlar. Bu, içerik olarak, O’nun yargısının elbette ki bütün işleri ve yollarına uygulanabilir olduğunu belirtir. Bazı çevirilerde geçen kutsalların Kralı ifadesi, ulusların Kralı olarak okunmalıdır. 1

Musa’nın ezgisi, Tanrı’nın, halkını Mısır’daki kölelikten kurtarışından söz eder. Kuzu’nun ezgisi ise Şeytan’dan ve ruhsal yaşamın bütün düşmanlarından nihai kurtuluşu kutlar. Bu nedenle, A.T. Pierson haklı olarak şöyle der: “Bu iki ezgi, kurtuluş tarihindeki iki sınırı belirtir ve bunların arasında da Tanrı’nın kurtarılan halkının tarihi yer alır.”2

Tanrı’nın yeryüzündeki yargısı, O’nun kutsal bir Tanrı olduğunu göstermiştir. Bu, bütün ulusların O’ndan korkmasını, O’nu yüceltmesini ve O’na tapınmasını sağlayacaktır.

15:5   Bundan sonra Yuhanna, gökteki tapınağın, yani Tanıklık Çadırı’nın açıldığını görür. Öyle ki bu, yeryüzündeki tapınağın bir kopyasıydı (İbr. 9:23). Bununla özellikle En Kutsal Yer’e gönderme yapılmaktadır.

15:6   Yedi belayı taşıyan yedi melek temiz, parlak keten giysiler giymiş, göğüslerine altın kuşaklar sarınmış olarak ortaya çıkar. Bu, onların Tanrı’nın yüceltileceği doğru yargıyı yerine getirmek için yeterli donanıma sahip olduklarını ifade eder. Bu melekler, son yedi belayı serbest bırakmak üzeredirler.

15:7   Dört yaratıktan biri her meleğe bir tas verir. Bu taslar, Tanrı’nın düşmanlarının hepsini etkileyecek olan büyük sıkıntının yargılarını içerir.

15:8   Bu ayet, yedi bela sona erinceye dek kimsenin tapınağa girmemesi gerektiğini belirtir. Kâhinin edeceği hiçbir duanın Tanrı’nın öfkesini yatıştıramayacağını da belirtebilir.

 

Kutsal Kitap

1 Gökte büyük ve şaşılası başka bir belirti gördüm: Son yedi belayı taşıyan yedi melekti. Çünkü Tanrı’nın öfkesi bu belalarla son buluyordu.
2 Ateşle karışık camdan deniz gibi bir şey gördüm. Canavara, heykeline ve adını simgeleyen sayıya karşı zafer kazananlar, ellerinde Tanrı’nın verdiği lirlerle cam denizin üzerinde durmuşlardı.
3 Tanrı kulu Musa’nın ve Kuzu’nun ezgisini söylüyorlardı: “Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, Senin işlerin büyük ve şaşılası işlerdir. Ey ulusların kralı, Senin yolların doğru ve adildir. Ya Rab, senden kim korkmaz, Adını kim yüceltmez? Çünkü kutsal olan yalnız sensin. Bütün uluslar gelip sana tapınacaklar. Çünkü adil işlerin açıkça görüldü.”
4 (SEE 15:3)
5 Bundan sonra gökteki tapınağın, yani Tanıklık Çadırı’nın açıldığını gördüm.
6 Yedi belayı taşıyan yedi melek temiz, parlak keten giysiler giymiş, göğüslerine altın kuşaklar sarınmış olarak tapınaktan çıktı.
7 Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrı’nın öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi.
8 Tapınak Tanrı’nın yüceliğinden ve gücünden ötürü dumanla doldu. Yedi meleğin yedi belası sona erinceye dek kimse tapınağa giremedi.

1.Kutsalların Kralı” olarak yapılan çeviri, tam anlamı vermez. NU ve M el­yazmalarında, “ulusların Kralı” şeklinde geçer.

2. Arthur T. Pierson, Knowing the Scriptures, sf.248.