Vahiy 19

İ. Mesih’in Gelişi ve Bin Yıllık Egemenliği (19:1 – 20:9.bölümler)

19:1   Yuhanna, bundan sonra gökte büyük bir kalabalığın, büyük fahişeyi adil bir yargıyla yargılayan Rab’bi övdüğünü işitir. Söylenen ezgi, kurtarış, yücelik ve gücün ait olduğu Tanrımız’ı yüceltir.

19:2   O, büyük fahişeyi doğru ve adil yargısıyla yok etmiştir. Yargılarının doğru ve adil olması nedeniyle, fuhşu ve kullarını boğazlamasından dolayı fahişeyi cezalandırması gerekiyordu.

19:3   Sonsuzlara dek tütecek olan duman ikinci bir “Haleluya!” ya da “Rab’bi övün” sözlerinin duyulmasını sağlar.

19:4   Yirmi dört ihtiyar ve dört yaratık hemfikir olup yüksek sesle “Amin!” ve içten bir şekilde “Haleluya” der.

19:5   Tahttan bir ses yükselerek, Tanrı’nın kullarına Rab’bin canavarlaşan Babil’i yok etmesinden dolayı sunulan övgülere katılmaları için seslenir.

19:6   Şimdi göklerden, gürül gürül akan suların ve güçlü gök gürlemelerinin sesine benzeyen başka bir ezgi işitilir. Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrımız’ın egemenliğinin kutlamalarında büyük bir “Haleluya!” sesi yükselir.

19:7-8   Sıkıntı biter ve Babil yargılanır. Şimdi Kuzu’nun düğünü başlar. İnanlılar topluluğu, yani Mesih’in gelini, kendini bu heyecanlı durum için hazırladı. Gelin, Kutsalların adil işlerini1 simgeleyen temiz ve parlak olan ince ketenden giysiler giyer.

19:9   Melek, Yuhanna’ya Kuzu’nun düğün şölenine çağrılmış olanların hepsi için bir kutsama yazısı yazmasını buyurur. İnanlılar topluluğu göksel Gelin’dir; davet edilen konuklar da kurtulanların tamamıdır. Melek, bu sözlerin Tanrı’nın gerçek sözleri olduğunu belirtir.

19:10   Yuhanna tapınmak üzere meleğin ayaklarına kapanır, ama melek bunu yapmasına karşı çıkarak yalnızca Tanrı’ya tapılması gerektiğini belirtir. Melek de Yuhanna ve İsa’ya tanıklığını sürdüren diğer kişiler gibi Tanrı’nın bir kuludur. Melek, sonra şu sözleri ekler: “Çünkü İsa’ya tanıklık, peygamberlik ruhunun özüdür.” Bu, peygamberliğin gerçek amacının İsa’nın kimliği ve yaptıklarına tanıklık etmek olduğunu ifade eder. C.C. Ryrie, “Peygamberliğin amacı, İsa’nın güzelliğini ayrıntılarıyla açıklamaktır” der.2

Melek, insanların tanıklık ettiği Tanrı’ya tapınmalarını istedi.

19:11   Nihayet beklenen olaya, Mesih’in düşmanlarını yok etmek ve egemenliğini kurmak için yeryüzüne görkemli gelişine geldik. Bu, inanlılar topluluğunun Mesih’le havada buluşması değildir; orada Mesih kutsalları için havada buluşur. Oysa burada kutsallarıyla birlikte yeryüzüne gelir.

Rabbimiz’in betimlenmesine dikkat edin: Beyaz bir atın üzerindedir. Düşmanlarını yenmek için geldiğine göre, bu kesinlikle bir savaş atıydı. Atın binicisinin adı Sadık ve Gerçek’tir. Vaatlerinde sadıktır ve doğru (gerçek) bir karaktere sahiptir. Adaletle yargılar, savaşır. Yalnızca halkın, doğruluğun egemenliğinde yaşamaktan hoşnut olduğu bir krallığı yönetebilir. Bu nedenle, ilk önce bunu bozan her şeyi ortadan kaldırması gerekir.

19:12   Yargısının gücünü belirten gözleri, alev alev yanan ateş gibidir. Bütün isyanı ve inançsızlığı sezebilir. Başkaları zafer tacı takabilir, ama yalnızca Rab İsa’dan krallık tacı takan olarak söz edilir.

Üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılıdır. Burada, Mesih’in kişiliğiyle bağlantılı olan ve yaratılanların asla kavrayamayacağı sırlar vardır.

19:13   Beyaz atın binicisi kana daldırılmış bir kaftan giyinmişti; bu, çarmıhta dökülen kanı değil, Tanrı’nın öfkesinin masarasında ezdiği düşmanlarının kanıdır. “Tanrı’nın Sözü” adıyla anılır. Söz, düşüncenin ifade aracıdır. Tanrı kendisini Mesih’te tam anlamıyla ifade etmiştir.

19:14   O’na, ince ketene bürünmüş ve beyaz atlara binmiş olan gökteki ordular eşlik eder. Bu ordular kuşkusuz kutsallardan oluşur. Ama onlardan savaşmalarının istenmemesi dikkat çekicidir. Rab İsa, düşmanlarını yardım almadan yener.

19:15   O’nun ağzından ulusları vuracak keskin bir kılıç uzanır. Onları demir çomakla gütmek ve Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın ateşli gazabının şarabını üreten masarayı çiğnemek için gelir.

19:16   Kaftanının ve kalçasının üzerinde şöyle yazar:

KRALLARIN KRALI VE
RABLERİN RABBİ

İsa, en yüce yöneticidir; diğerleri O’nun egemenliğine boyun eğmek zorundadır.

19:17-18   Tanrı’nın büyük şöleni, egemenlik kurulmadan önce, Tanrı’nın geriye kalan düşmanlarının yok edilmesiyle ilgilidir. Göğün ortasında uçan bütün kuşlar şölene davet edilir! Bu kuşlar Rab tarafından boğazlananların, toplumun her katmanından küçük büyük herkesin cesetleriyle kendilerine ziyafet çekeceklerdir.

19:19-20   Canavar (Mez.2), egemenliğin Mesih’in eline geçmesini engelleme gayretiyle, Rab’be ve O’nun ordusuna karşı savaşmak için dünya krallarıyla ve onların ordularıyla anlaşır. Hem canavar hem de sahte peygamber yakalanır ve kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atılır.

19:21   İsyancılardan geriye kalanlar Rab’bin kılıcıyla öldürülür ve cesetleri akbabalara yetecek kadar leş sağlar. Kılıç, Tanrı’nın sözünü ima eder (Ef.6:17; 2Se.2:8; İbr.4:12; Va.1:16; 2:12-16’ya bakınız).

Bu, bizi büyük sıkıntının sonuna getirir.

 

Kutsal Kitap

1 Bundan sonra gökte büyük bir kalabalığın sesini andıran yüksek bir ses işittim. “Haleluya!” diyorlardı. “Kurtarış, yücelik ve güç Tanrımız’a özgüdür.
2 Çünkü O’nun yargıları doğru ve adildir. Yeryüzünü fuhşuyla yozlaştıran Büyük fahişeyi yargılayıp Kendi kullarının kanının öcünü aldı.”
3 İkinci kez, “Haleluya! Onun dumanı sonsuzlara dek tütecek” dediler.
4 Yirmi dört ihtiyarla dört yaratık yere kapanıp, “Amin! Haleluya!” diyerek tahtta oturan Tanrı’ya tapındılar.
5 Sonra tahttan bir ses yükseldi: “Ey Tanrımız’ın bütün kulları! Küçük büyük, O’ndan korkan hepiniz, O’nu övün!”
6 Ardından büyük bir kalabalığın, gürül gürül akan suların, güçlü gök gürlemelerinin sesine benzer sesler işittim. “Haleluya!” diyorlardı. “Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrımız Egemenlik sürüyor.
7 Sevinelim, coşalım! O’nu yüceltelim! Çünkü Kuzu’nun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.
8 Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.” İnce keten kutsalların adil işlerini simgeler.
9 Sonra melek bana, “Yaz!” dedi. “Ne mutlu Kuzu’nun düğün şölenine çağrılmış olanlara!” Ardından ekledi: “Bunlar gerçek sözlerdir, Tanrı’nın sözleridir.”
10 Ona tapınmak üzere ayaklarına kapandım. Ama o, “Sakın yapma!” dedi. “Ben de senin ve İsa’ya tanıklığını sürdüren kardeşlerin gibi bir Tanrı kuluyum. Tanrı’ya tap! Çünkü İsa’ya tanıklık, peygamberlik ruhunun özüdür.”
11 Bundan sonra göğün açılmış olduğunu, beyaz bir atın orada durduğunu gördüm. Binicisinin adı Sadık ve Gerçek’tir. Adaletle yargılar, savaşır.
12 Gözleri alev alev yanan ateş gibidir. Başında çok sayıda taç var. Üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılıdır.
13 Kana batırılmış bir kaftan giymişti. Tanrı’nın Sözü adıyla anılır.
14 Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş O’nu izliyorlardı.
15 Ağzından ulusları vuracak keskin bir kılıç uzanıyor. Onları demir çomakla güdecek. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın ateşli gazabının şarabını üreten masarayı kendisi çiğneyecek.
16 Kaftanının ve kalçasının üzerinde şu ad yazılıydı:
17 Bundan sonra güneşte duran bir melek gördüm. Göğün ortasında uçan bütün kuşları yüksek sesle çağırdı: “Kralların, komutanların, güçlü adamların, atlarla binicilerinin, özgür köle, küçük büyük, hepsinin etini yemek için toplanın, Tanrı’nın büyük şölenine gelin!”
18 (SEE 19:17)
19 Sonra canavarı, dünya krallarını ve onların ordularını, ata binmiş Olan’la O’nun ordusuna karşı savaşmak üzere toplanmış gördüm.
20 Canavarla onun önünde doğaüstü belirtiler gerçekleştiren sahte peygamber yakalandı. Sahte peygamber, canavarın işaretini alıp heykeline tapanları bu belirtilerle saptırmıştı. Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.
21 Geriye kalanlar, ata binmiş Olan’ın ağzından uzanan kılıçla öldürüldü. Bütün kuşlar bunların etiyle doydu.

1. 1611 metni (1611 İngilizce çevirisinde kullanılan geleneksel metin) bunu, “Doğruluk” olarak çevirmiştir ve vaizler tarafından sık sık kutsallara atfedilen Me­sih’in doğruluğu olarak yorumlanır. Bu sağlam bir öğretiş olmasına karşın, Grekçe dikaiomata sözcüğü bu görüşü dikkate almaz. Bu çoğul bir sözcüktür (soyut ve tekil olan dikaiosune değildir). Dahası, “edilgen” bir yapısı vardır. Burada yapılan bir şeyi (bu durumda, “doğru işleri”) ifade eder. Bu ayette kurtuluştan söz ettiği görülmez.

2. Charles C. Ryrie, The Ryrie Study Bible, New King James Version, sf.1953.