Vahiy 2

II. OLAN OLAYLAR: RABBİMİZ’DEN MEKTUPLAR (2, 3.bölümler)

 2’nci ve 3’üncü bölümlerde Asya İli’ndeki yedi kiliseye hitap eden mektuplar vardır. Bu mektuplar en az üç yönden uygulamaya konulabilir. İlki, Yuhanna’nın yazdığı dönemde mevcut olan yedi yerel kilisedeki durumu betimler. İkinci olarak, Hıristiyanlık tarihinde herhangi bir zaman diliminde yer alan görünümü verir. Bu mektuplarda bulunan özellikler, Pentikost Günü’nden beri en azından her yüzyılda kısmen de olsa var olmuştur. Bu bakımdan mektuplar, Matta 13’deki yedi benzetmeyle belirli benzerlikler taşır. Sonuncusu ise bu mektuplar, Hıristiyanlık tarihinden birbirini takip eden bölümler (her kilise belirli bir dönemi temsil eder) sunar. Belirtilen durumlar, gidişatın pek iyi olmadığını göstermektedir. Birçokları ilk üç mektubun birbirini takip eden, son dört mektubun da, gökte Mesih’le buluşacağımız zamana dek uzanan, aynı zamanda olan olaylarla ilgili olduğuna inanırlar.

Üçüncü görüşe göre, inanlılar topluluğu tarihi genellikle aşağıda görüldüğü gibi sıralanır:

Efes: Birinci yüzyılın genellikle övülen bir topluluğuydu, ama ilk sevgisini bırakmıştı.

İzmir: Kilise birinci yüzyıldan dördüncü yüzyıla dek Romalı imparatorlardan çok çekti.

Bergama: Hıristiyanlık, dördüncü ve beşinci yüzyıllarda Konstantin’in himayesinde resmi bir din olarak tanındı.

Tiyatira: Altıncı yüzyıldan on beşinci yüzyıla dek Batı Hıristiyan dünyası, Roma Katolik Kilisesi’nin etkisi altında kalmış, ancak reformlarla bu etki zayıflamıştır. Doğuyu ise Ortodoks Kilisesi yönetti.

Sart: On altıncı ve on yedinci yüzyıllar reformdan sonraki dönemlerdi. Reformların ışığı kısa bir süre sonra sönmeye başladı.

Filadelfya: On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda büyük uyanışlar ve Müjde’yi yayma hareketleri oldu.

Laodikya: Son günlerin topluluğu, ılık ve inançtan dönen bir topluluk olarak resmedilir. Liberalizm ve evrenselliğin topluluğudur.

Mektupların yapısında bir benzerlik vardır. Örneğin, belirli bir topluluğa hitap eden her bir mektup selamla başlar; her biri Rab İsa’yı o topluluğa uyan bir rolde sunar; yine her biri O’nun topluluğun işleriyle ilgili bilgisini “biliyorum” sözüyle betimler. Laodikya dışındaki bütün topluluklar tavsiye edilir; İzmir ve Filadelfya dışındakiler de azarlanır. Her birine Ruh’un söylediklerini işitmeleri için özel bir öğüt verilir ve yine her biri galip gelen için özel bir vaat içerir.

Her topluluğun kendine özgü bir özelliği vardır. Phillips, bu belirli özellikleri ifade eden başlıkları şöyle sıralar: Sevgisiz topluluk, Efes; acı çeken topluluk, İzmir; gereğinden fazla hoşgörülü olan topluluk, Bergama; uzlaşmacı topluluk, Tiyatira; uyuyan topluluk, Sart; fırsatı olan topluluk, Laodikya. Walvoord, bu toplulukların sorunlarını şöyle betimler:

  1. İlk sevgilerini kaybetmeleri;
  2. acı çekmekten korkmaları;
  3. öğreti hataları;
  4. ahlâksızlık;
  5. ruhsal ölüm;
  6. Rab’be sıkı bağlanmama
  7. ılık olma.1

A. Efes’teki Kiliseye (2:1-7)

2:1   Rab kendisini, Efes’teki kiliseye yedi yıldızı sağ elinde tutan, yedi altın kandilliğin ortasında yürüyen olarak tanıtır. Rab’bin bu mektuplardaki betimlemelerinin çoğu birinci bölümdekilere benzer.

2:2   Bu kilise, çok şeyler yapması, çalışkanlığı ve gösterdiği sabırdan dolayı göze çarpar. İçindeki kötü kişilere göz yummamıştır. Yalancı elçileri ayırma ve onlarla gerektiği gibi uğraşma özelliğine sahipti.

2:3-4   Mesih’in adı uğruna zorluklara ve acılara sabırla dayanmış ve yorulmadan çalışmıştı. Ancak Efes’teki kilisenin başlangıçtaki sevgisinden uzaklaşmış olması oradaki trajediyi oluşturuyordu. Sevgisinin ateşi sönmüştü. İlk günlerin parlayan hevesi kaybolmuştu. İmanlılar, gelinin Mesih’e olan sevgisinin sıcak, dolu ve özgürce aktığı o eski günlere dönüp bakabilirlerdi. Öğretileri hâlâ sağlam olup hizmette etkindiler, ama tapınma ve hizmetin gerçek güdüsü yoktu.

2:5   İlk imanlarının iyi günlerini anımsamaları, azalan ilk sevgilerinden dolayı tövbe etmeleri ve imanlı yaşamlarının başlangıcını belirten adanmış hizmetlerini sürdürmeleri gerekir. Yoksa O, Efes’teki kandilliği yerinden kaldıracak, yani topluluk varlığını sürdüremeyecek ve tanıklığı yok olacaktı.

2:6   Nikolas yanlılarının yaptıklarından nefret etmelerinden dolayı bir kez daha tavsiye edilirler. Bu kişilerin kim olduklarından emin değiliz. Bazıları bu kişilerin Nikolas adlı bir din önderinin izleyicileri olduklarını düşünürler. Bazıları da bu adın, “kilise önderi dışında bütün halkı yönetme” anlamına geldiğini ve bunda ruhbanlık sisteminin oluşmasına ilişkin bir gönderme gördüklerine işaret eder.

2:7   Tanrı’nın sözünü işitmek için kulağı olanlar, Ruh’un kiliselere ne dediğini dinlemeleri için teşvik edilirler.

Sonra da galip gelene bir vaat verilir. Genel olarak Yeni Antlaşma’da galip gelen, İsa Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğuna inanan (1Yu.5:5), bir başka deyişle de gerçek bir imanlıdır. İmanı, dünyayı bütün sınamalarına ve cazibesine rağmen yenmesini sağlar. Belki de mektupların her birinde bu sözün, o kilisenin durumuyla bağlantılı olan ek bir özelliği vardır. Bu nedenle Efes’teki galip gelenler, başlangıçtaki sevgilerinden uzaklaştıktan sonra tövbe ederek imanının içtenliğini gösterenler olabilir. Bu durumdaki kişiler, Tanrı’nın cennetinde bulunan yaşam ağacından… yiyecekler. Bu, onların galip gelerek kurtulduklarını ima etmez, ama galip gelmeleri Rab’bi kabul ettikleri gerçeğini kanıtlar. İnsanlar yalnızca Mesih’e iman ederek, lütufla kurtulurlar. Kurtulanların hepsi yaşam ağacından yiyecektir, yani cennetteki sonsuz yaşama bütün doluluğuyla gireceklerdir.

Elçilerin ölümünden hemen sonra topluluğun durumunu betimlemek için sık sık Efes’teki kilise ele alınır.

B. İzmir’deki Kiliseye (2:8-11)

2:8   İzmir (Smyrna) mür ya da acılık anlamına gelir. Mesih burada kendisini ölmüş ve yaşama dönmüş, ilk ve son olan olarak sunar. Bu betimleme özellikle her gün ölüm tehdidiyle karşı karşıya kalanları teselli edecektir.

2:9   Rab, yumuşak bir üslupla acı çeken kutsallarına, onların sıkıntılarını çok iyi bildiğini anlatır. Dışarıdan bakıldığında yoksul görünebilirler, ama ruhsal açıdan bakıldığında zengindiler. Charles Stanley şöyle der: “Başını koyacak yeri olmayana yakın ve onun gibi olma konusunda özel bir onur vardı. Şunu öğrendim: İsa özellikle yoksul hizmetkârlarının yoldaşıydı.”

Yahudiler İzmir’deki kutsallara şiddetli bir biçimde saldırıyorlardı. Tarihçiler, Polycarp’ın şehit edilmesinde gösterdikleri gayreti anlatırlar. Yahudiler olarak Tanrı’nın seçilmiş halkı olduklarını belirttiler, ama küfür dolu davranışlarıyla Şeytan’ın havrası olduklarını gösterdiler.

2:10   İmanlıların kısa bir süre sonra çekecekleri sıkıntılardan korkmamaları gerekir. Bazıları hapsedilecek ve on gün sıkıntı çekeceklerdi. Burada sözü geçen on günlük süre; Konstantin’den önceki Roma imparatorlarının buyruğuyla gerçekleştirilen on acıyı ya da Diokletian (Diocletian) tarafından çektirilen on yıllık sıkıntıyı belirtebilir.

İmanlılar ölüm pahasına da olsa sadık kalmaları, yani Mesih’e olan imanlarından vazgeçmektense ölümü tercih etmeleri için teşvik edilirler. Bu kişiler, şehitler için özel bir armağan olan yaşam tacını alacaklardır.

2:11   Ruh’un kiliselere ne dediğinin işitilmesi için imanlılar O’nu istekle dinlemeye yeniden teşvik edilirler. Galip gelene ikinci ölümden hiçbir zarar görmeyeceği vaat edilmektedir. Buradaki galip gelen, kötü bir vicdanla yeryüzünde kalmaktansa, iyi bir vicdanla cennete gitmeyi seçerek imanının gerçek oluşunu kanıtlayandır. Bu kişiler iman etmeyenlerin sonu olan ikinci ölümden etkilenmeyeceklerdir (20:6-14).

C. Bergama’daki Kiliseye (2:12-17)

2:12   Bergama yüksek kule ya da mükemmel evlilik anlamına gelir. Bu mektup, Rab’bi iki ağızlı keskin kılıca sahip olan olarak sunar. İki ağızlı keskin kılıç, O’nun toplulukta kötülük yapanları yargılayacağı (16.ayete bakın) Tanrı’nın sözüdür (İbr.4:12).

2:13   Bergama, imparatora tapınan sapık bir tarikatın Asya’daki merkeziydi. Bu nedenle buraya Şeytan’ın tahtı denir. İnanlılar topluluğu, etrafının puta tapanlar tarafından çevrilmesine, hatta üyelerinden biri olan Antipa’nın Rab İsa’ya tanıklığından dolayı şehit edilmiş olmasına rağmen, Mesih’e sadık kalmıştı. O, imparatora tapınmayı reddeden olarak bilinen ilk Asyalı’ydı.

2:14-15   Ne var ki Rab, inanlılar topluluğuna, yanlış öğretiler yayan kişilerin toplulukta öğretmeye devam etmelerine izin verdikleri için sitem etmek zorunda kalır. Balam’ın ve Nikolas’ın öğretisine bağlı kalanlar vardı. Balam’ın öğretisi putlara sunulan kurbanların etini yemeyi ve fuhuş yapılmasını onaylıyordu. Ücret karşılığı vaaz verme uygulamasına da gönderme yapmaktaydı (Say. 22-25 ve 31.bölümler).

Nikolas’ın öğretisi ise tanımlanmaz. Birçok Kutsal Kitap uzmanı, bunların lütuf altında olanların putperestlik ve cinsel günah işleme konusunda serbest olduklarını öğreten ahlâksızlar olduklarına inanır.

Dr. C.I. Scofield bu öğretişle ruhbanlık sisteminin ortaya çıkması arasında bir bağlantı kurar:

Tanrı’nın “ruhbanlık” ya da papazlık düzenini kurduğunu söyleyen öğretidir. Bu sözcük iki Grekçe sözcükten oluşur: Niko, yenen ya da galip gelen, laos ise halk anlamına gelir. Yeni Antlaşma, “ruhban sınıfında olan biri”ni (ki o tam anlamıyla kâhin değildir) tanımaz; herkes Tanrı’nın çocukları olarak “soylu birer kâhindir.” İnanlılar topluluğunun ilk döneminde çeşitli görevler vardı: İhtiyarlar ve gözetmenler. Ayrıca Rab de imanlılara bazı armağanlar veriyordu: Elçilik, peygamberlik, müjdecilik, önderlik ve öğretmenlik (Ef.4:11). Bu kişiler aynı zamanda ihtiyar ya da gözetmen de olabilir. Ancak daha sonra (birinci yüzyılın ikinci yarısı) kural koyma ve Tanrı’yla insanlar arasında bir sınıf oluşturma konusunda yetkiyi sadece ihtiyarlara verme eğilimi ortaya çıktı. Bunlar Nikolas yanlılarıydı. Efesliler’de ya da daha sonraki dönemde görülen “uygulamalar”ın, iki yüz yıl sonra Bergama ya da Konstantin döneminde “öğretiş” olduğunu gözlemleyeceksiniz.2

2:16   Gerçek imanlılardan tövbe etmeleri beklenir. Tövbe ettikleri takdirde, aralarındaki kötü öğretmenleri de atabileceklerdi. Yoksa Rab bu kötü kişilere karşı savaşacaktı.

2:17   Söz dinleyen kutsallar, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitmelidir. Galip gelene, saklı man ve beyaz bir taş verilecektir. Bergama’daki galip gelen, yerel kilisedeki yanlış öğretiye göz yummayı reddeden bir Tanrı çocuğu olabilir. Ancak saklı man ve beyaz taş nedir?

Man, Mesih’in kendisini simgeliyor olabilir. Putlara sunulan yiyeceğe karşı göksel yiyecekten söz ediliyor olması da olasıdır (14.ayet). Saklı man, “O’nunla tatlı ve gizli bir birliktelik” olabilir. Beyaz taş birkaç şekilde açıklanmıştır. Kanıtlanan suçsuzluğun bir işaretiydi. Atletizm yarışmasındaki zaferin bir simgesiydi. Ev sahibinin konuğunu karşılarken gösterdiği bir jestti. Ama bunun, Rab tarafından ifade edilen bireysel bir takdir olduğu bellidir. Alford, yeni adın Tanrı tarafından kabul edilmeyi ve yüceliğe giden unvanı belirttiğini söyler. bağlı

Bu, kilisenin devlete tamamen bağlı olduğu Konstantin’den hemen sonraki dönemi temsil eder. Bu tarihlerde binlerce kişi ismen Hıristiyan oldu ve kilise, putperest uygulamalara göz yumdu.

Ç. Tiyatira’daki Kiliseye (2:18-29)

2:18   Tiyatira adı, daimi kurban ya da sürekli sunu anlamına gelir. Tanrı’nın Oğlu bu mektupta, gözleri alev alev yanan ateşe, ayakları parlak tunca benzeyen olarak resmedilmektedir. Gözler keskin görüşü, tunç da korkutan yargıyı belirtir.

2:19   Bu kilise birçok yönden önemlidir. İyi işlerde, sevgi ve imanda, hizmette, sabırda ve dayanmada eksiği yoktu. Yaptığı hizmetler de sürekli artıyordu.

2:20   Ancak kilise tarafından, cinsel ahlâksızlık ve putperestlikle sonuçlanan ve saf olmayan bir öğretiye hoşgörüyle yaklaşılmıştı. Kilise, İzebel 3 adlı sözde peygamberin, Tanrı’nın hizmetkârlarını günaha yöneltmesine izin vermişti. Eski Antlaşma’daki İzebel’in, Tanrı’nın halkını zina ve putperestlikle saptırdığı gibi, bu kadın da imanlılara, bunları günah işlemeden de yapabileceklerini öğretti. İmanlıları Tiyatira’nın ticaret birliklerine katılmaları için teşvik etmiş de olabilir. Oysa bu, tanrı ve tanrıçaları onurlandırmayı ve putlara sunulan kurbanların etinin yendiği şölenlere katılmayı gerektiriyordu. Tiyatira’daki kilise dünyayla olan bu uzlaşmayı desteklediği için kilisenin ilerlemesini engellemişti.

2:21-23   Tövbe etmek istemediği için Rab onu yatağa düşürecekti. Onunla zina edenler de, onunla yaptıklarından tövbe etmezlerse, büyük sıkıntıların içine atılacaklardı. O zaman bütün kiliseler, Rab’bin her şeyi izlediğini ve herkese yaptıklarının karşılığını verdiğini bileceklerdi. Herhalde Tiyatira’da gerçekten İzebel adlı bir peygamber vardı. Ancak Kutsal Kitap uzmanları, burada imgelere tapınan, cenneti parayla satan ve zina gibi günahların papaz tarafından bağışlanmasına dayalı sahte bir topluluk düzeninin ortaya çıkmasına dair bir gönderme olduğunu da görmüşlerdir.

2:24-25   Tiyatira’da sadık olanlar da vardı (bu öğretiyi benimsememişolanların hepsi…). İzebel’in, Şeytan’ın sözde derin sırları diye bilinen gizli öğreti ve ayinlerini kabul etmemişlerdi. Üzerlerine, Mesih gelinceye dek gerçeğe sımsıkı sarılmalarından başka bir yük konmamıştı.

 2:26-28   Tiyatira’daki galip gelen, içten bir imanın gerektirdiği işleri sonuna dek sürdüren gerçek imanlıydı. Onun ödülü bin yıllık dönemde Mesih’le birlikte hüküm sürmek olacaktır. Ulusların üzerinde yetkisi olacak ve onları demir çomakla güdecektir. Bütün günahlar ve isyanlar sert bir biçimde hemen cezalandırılacaktır. Rab, galip gelene sabah yıldızını vermeyi vaat etti. Parlak sabah yıldızı Rab İsa’dır (22:16). Güneş doğmadan önce sabah yıldızının gökte görünmesi gibi, Mesih de, yeryüzündeki doğruluk güneşi olarak egemenlik sürmeden önce, topluluğunu cennete götürmek üzere sabah yıldızı olarak görünecektir (1Se.4:13-18; Mal.4:2). Bu nedenle, galip gelene Mesih’le gökte buluşma vaadi verilir. Bu, işlerle kazanılmaz, ama işleri, imanının gerçekliğini sergiler. İçtenlikle Rab’bi kabul ettiği için ona sabah yıldızı verilecektir.

2:29   Bu ve bunu izleyen üç mektupta, “Kulağı olanişitsin” ifadesi, galip gelene verilen vaatten önce değil, sonra gelmektedir. Bu noktadan sonra, yalnızca galip gelenlerin, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitecek kulağa sahip olmalarının beklendiğine işaret edebilir.

 

Kutsal Kitap

1 “Efes’teki kilisenin* meleğine yaz. Yedi yıldızı sağ elinde tutan, yedi altın kandilliğin ortasında yürüyen şöyle diyor:
2 `Yaptıklarını, çalışkanlığını, sabrını biliyorum. Kötü kişilere katlanamadığını da biliyorum. Elçi olmadıkları halde kendilerini elçi diye tanıtanları sınadın ve onları yalancı buldun.
3 Evet, sabırlısın, adım uğruna acılara dayandın ve yılmadın.
4 Ne var ki, bir konuda sana karşıyım: Başlangıçtaki sevginden uzaklaştın.
5 Bunun için, nereden düştüğünü anımsa! Tövbe et ve başlangıçta yaptıklarını sürdür. Tövbe etmezsen, gelip kandilliğini yerinden kaldırırım.
6 Yine de olumlu bir yanın var: Nikolas yanlılarının yaptıklarından nefret ediyorsun; ben de nefret ederim.
7 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin. Galip gelene Tanrı’nın cennetinde bulunan yaşam ağacından yeme hakkını vereceğim.'”
8 “İzmir’deki kilisenin* meleğine yaz. Ölmüş ve yaşama dönmüş, ilk ve son olan şöyle diyor:
9 `Sıkıntılarını, yoksulluğunu biliyorum. Oysa zenginsin! Yahudi olduklarını söyleyen, ama Yahudi değil de Şeytan’ın havrası durumunda olanların iftiralarını biliyorum.
10 Çekmek üzere olduğun sıkıntılardan korkma! Bak, denenesiniz diye İblis içinizden bazılarını yakında zindana atacak. On gün sıkıntı çekeceksiniz. Ölüm pahasına da olsa sadık kal, sana yaşam tacını vereceğim.
11 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin. Galip gelen, ikinci ölümden hiçbir zarar görmeyecek.'”
12 “Bergama’daki kilisenin* meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:
13 `Nerede yaşadığını biliyorum; Şeytan’ın tahtı oradadır. Yine de adıma sımsıkı bağlısın. Aranızda, Şeytan’ın yaşadığı yerde öldürülen sadık tanığım Antipa’nın günlerinde bile bana olan imanını yadsımadın.
14 Ne var ki, birkaç konuda sana karşıyım: Aranızda Balam’ın öğretisine bağlı olanlar var. Putlara sunulan kurbanların etini yemeleri, fuhuş yapmaları için İsrailoğulları’nı ayartmayı Balak’a öğreten Balam’dı.
15 Bunun gibi, sizin aranızda da Nikolas yanlılarının öğretisine bağlı olanlar var.
16 Bunun için tövbe et! Yoksa yanına tez gelir, ağzımdaki kılıçla onlara karşı savaşırım.
17 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin. Galip gelene saklı mandan* vereceğim. Ayrıca, ona beyaz bir taş ve bu taşın üzerinde yazılı olan yeni bir ad, alandan başka kimsenin bilmediği bir ad vereceğim.'”
18 “Tiyatira’daki kilisenin* meleğine yaz. Gözleri alev alev yanan ateşe, ayakları parlak tunca benzeyen Tanrı’nın Oğlu şöyle diyor:
19 `Yaptıklarını, sevgini, imanını, hizmetini, sabrını biliyorum. Son yaptıklarının ilk yaptıklarını aştığını da biliyorum.
20 Ne var ki, bir konuda sana karşıyım: Kendini peygamber diye tanıtan İzebel adındaki kadını hoşgörüyle karşılıyorsun. Bu kadın öğretisiyle kullarımı saptırıp fuhuş yapmaya, putlara sunulan kurbanların etini yemeye yöneltiyor.
21 Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.
22 Bak, onu yatağa düşüreceğim; onun yaptıklarından tövbe etmezlerse, onunla zina edenleri de büyük sıkıntıların içine atacağım.
23 Onun çocuklarını salgın hastalıkla öldüreceğim. O zaman bütün kiliseler, gönülleri ve yürekleri denetleyenin ben olduğumu bilecekler. Her birinize yaptıklarınızın karşılığını vereceğim.
24 “`Ama size, yani Tiyatira’da bulunan öbürlerine, bu öğretiyi benimsememiş, Şeytan’ın sözde derin sırlarını öğrenmemiş olanların hepsine şunu söylüyorum: Ben gelinceye dek sizde olana sımsıkı sarılın. Üzerinize bundan başka bir yük koymuyorum.
25 (SEE 2:24)
26 Ben Babam’dan nasıl yetki aldımsa, galip gelene, yaptığım işleri sonuna dek sürdürene ulusların üzerinde yetki vereceğim. Demir çomakla güdecek onları, Çömlek gibi kırıp parçalayacaktır. Galip gelene sabah yıldızını da vereceğim.
27 (SEE 2:26)
28 (SEE 2:26)
29 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin.'”

1. John F. Walvoord, The Revelation of Jesus Christ, sf.50-100.

2. Ella E. Pohle, Dr. C.I. Scofield’s Question Box, sf.89.

3. Çoğu metin, “karın (ya da kadının) İzebel” der.