Vahiy 3

D. Sart’taki Kiliseye (3:1-6)

3:1   Sart, kaçanlar ya da yenilenler anlamına gelir. Rab kendisini Tanrı’nın yedi ruhuna ve yedi yıldıza sahip olan olarak gösterir. Kiliseleri ve habercileri denetleme yetkisi Kutsal Ruh’un elindedir. Sart, yaptığı işler bakımından ölü bir kiliseydi. Bir inanlı topluluğu olarak adı vardı, ama yaptığı çoğunlukla resmi ve sıkıcı bir rutini gerçekleştirmekti. Ruhsal yaşamla dolup taşmadı. Olağanüstü bir biçimde parıldamadı.

3:2-3   Rab bu topluluğu, O’nun için geriye kalanları –ki onlar da ölmek üzereydiler– güçlendirmek için yeni bir heves ve yeni bir gayret içinde olmaya çağırır. İnsanlar sık sık Tanrı adına projelere başlamış, ama sonunu getirememişlerdi. Mesih, kalan kutsal gerçeğe sımsıkı sarılmaları ve ölü işlerinden dolayı tövbe etmeleri için onları uyardı. Uyanmadıkları takdirde, Rab ansızın gelecek ve onları yargılayacaktır.

3:4   Sart’taki kilisede bile İsa Mesih’e olan tanıklıklarını yitirmemiş birkaç kişi vardı. Dünyasal şeylere dalarak giysilerini lekelememiş olan bu imanlılar, beyazlar içinde Mesih’le birlikte yürüdüler.

3:5   Doğru hareketleriyle gerçek imanlılar oldukları belirlenenler, galip gelenlerdi. Beyaz giysileri, yaşamlarının doğruluğunu belirtir. Gerçek imanlılar oldukları için adları yaşam kitabından hiç silinmeyecekti.

Bazıları yaşam kitabında, bu dünyada yaşayan bütün insanların adının yer aldığını düşünür. Bu görüşe göre, yaşamlarıyla gerçekten yeniden doğmuş olduklarını gösterenlerin isimleri kitaptan silinmeyecektir. Oysa diğerlerinin –ki öyle ima ediliyor– isimleri silinecektir.

Bazıları da yaşam kitabını, imanlı bir yaşam sürdürenlerin isimlerinin kaydedildiği kitap olarak görür. Onlara adlarının silinmeyeceği vaat edilir, yani kurtuluşlarını asla kaybetmeyeceklerdir. Bu görüşe göre, bazı isimlerin silinmeyeceği gerçeği, diğerlerinin silinmesini gerektirmez.

Kutsal Yazılar’ın, kurtuluşun işle değil, lütufla olduğuna dair tutarlı öğretişinden ve gerçek imanlının sonsuza dek güvende olacağıyla ilgili açık ifadelerden dolayı (Yu.3:16; 5:24; 10:27-29), 5’inci ayet Tanrı’nın bir çocuğunun kaybolma olasılığını ima edemez.

Rabbimiz, Babası’nın ve meleklerinin önünde galiplerin adlarını açıkça anacağı vaadini de ekler.

3:6   İnsanlardan, yeniden doğmadan önce dindar olma tehlikesine karşı bu ciddi uyarıyı tekrar işitmeleri istenir.

Sart’taki topluluk, Reform sonrası dönemdeki formal, şekilci dünyasal ve politik kilisenin bir resmi olarak sık sık ele alınır. Avrupa’daki devlete bağlı olan Protestan kiliseler ve Amerikan sömürgeleri bu sapmadaki önderlerdi.

E. Filadelfya’daki Kiliseye (3:7-13)

3:7   Filadelfya, kardeşe olan sevgi anlamına gelir. Rab, bu topluluğa kutsal ve gerçek olan, Davut’un anahtarına sahip olan, açtığını kimsenin kapayamadığı, kapadığını kimsenin açamadığı kişi olarak görünür.

Bir başka deyişle; O, yönetim gücüne ve tartışılmaz denetime sahiptir:

Yahudi havrası ve putperest mezheplerin kapatmaya güçlerinin yetmediği açık kapı, işitecek olanlara Mesih’in öğretilmesi için Tanrı tarafından verilen bir fırsattır. Davut’un anahtarı, açık kapılar ve kapatılan ağızlar da Tanrı’nın mutlak egemenliğine dair bir Eski Antlaşma kinayesidir. Bu konuda Yeşaya 22:22’ye bakınız.1

3:8   Filadelfya’daki topluluk, Rab’den sadece övgü dolu sözler işitti. Kutsallar Rab’be sadık kalmıştı. İyi işler yapma konusunda gayret göstermişlerdi. İnsansal zayıflıklarında bile Rab’be güvenmişlerdi. Sonuç olarak, gerçeği yaşamlarında yaşayarak koruyabilmişlerdi. Mesih’in adını yadsımamışlardı. Bu nedenle, onların önüne kimsenin kapayamayacağı fırsatlarla dolu açık bir kapı koyuldu.

3:9   Onlara muhalefet etmiş olan sözde Yahudiler, bu sade imanlıların önünde diz çökeceklerdi. Tanrı’nın seçilmiş halkı olduklarını iddia edenler –ki onlar Şeytan’ın havrasından olanlardır– hor görülen imanlıların aslında seçilmiş kişiler olduklarını kabul etmek zorunda kalacaklardı.

3:10   Filadelfyalılar insanların önünde Tanrı’nın gerçeğini yaşadıkları için, Rab de onları yeryüzünde yaşayanların üzerine gelecek olan denenme saatinden esirgeyecekti. Bu, onların 6-9’uncu bölümlerde betimlenen sıkıntı döneminden esirgeneceklerine dair verilen bir sözdür. Denenme saatinden, yani bütün o zaman diliminden esirgenecek olmalarına dikkat edin. Yalnızca o dönem sırasında değil, o dönemden esirgeneceklerdir (Grekçe, ek).

Yeryüzünde yaşayanlar ifadesi, yeryüzünü evleri olarak gören, “yaşam payı bu dünyada olan insanlar” (Mez.17:14b) anlamına gelen bir terimdir.

3:11   Mesih’in gelişi, kutsalların dayanması için gerekli bir güdü olarak görülür. İmanlı, zafer tacını kimsenin elinden almasına izin vermemelidir.

3:12   Galip gelen, Tanrı’nın tapınağında bir sütun yapılacaktır. Bu ne anlama gelirse gelsin; güç, onur ve daimi güvence düşüncesini taşıdığı kesindir. İmanlı, bu güven ve sevinç dolu yerden hiç ayrılmayacaktır. Galip gelenin üzerine üç isim yazılacaktır: Tanrı’nın adı, gökten, Tanrı’nın yanından inen yeni Yeruşalim’in adı ve Rab İsa’nın yeni adı. İmanlı böylece bu üç ada bağlı olarak bilinecektir.

 3:13   Kulağı olan, Ruh’un topluluklara olan bu mesajını dinlemelidir. Filadelfya kilisesi 18 ve 19’uncu yüzyıllardaki İncil’e dayalı inancın büyük uyanışı, kilise ve Mesih’in gelişiyle ilgili gerçeğin düzeltilmesi ve dünya çapında Müjde’nin yayılmasının bir simgesi olarak sık sık ele alınır. İncil gerçeğine dayanan imanlılar bu dönemde belirli bir iyileşmenin tadını çıkardılar, ama buna karşın Şeytan da kiliseyi kuralcılık, törensel uygulamalar ve usçulukla bozmak için çaba harcadı.

F. Laodikya’daki Kiliseye (3:14-22)

3:14   Laodikya, halkın yönetimi ya da halkın yargılaması anlamına gelir. Rab İsa kendisinden Amin, sadık ve gerçek tanık, Tanrı yaratılışının kaynağı olarak söz eder. Amin olarak sadakat ve gerçeğin mükemmel örneği olan ve Tanrı’nın vaatlerini garantileyip yerine getirendir. Hem maddi hem ruhsal olan Tanrı yaratılışını başlatandır. “Tanrı yaratılışının kaynağı” ifadesi, O’nun yaratılan ilk Kişi olduğu anlamına gelmez; O yaratılmamıştır. Aksine, her şeyin O’nun aracılığıyla yaratıldığını gösterir. O’nun bir başlangıcı olduğu değil, O’nun başlangıç (kaynak) olduğu ifade edilmektedir. O, Tanrı yaratılışının özüdür ve bütün yaratılış üzerinde olan bir üstünlüğe sahiptir.

3:15-17   Laodikya’daki kilise ne soğuk, ne de sıcaktı. İnsanı kusturacak kadar ılıktı. Rab, onun kayıtsızlık ya da gayrette aşırıya kaçmış olmasını yeğlerdi. Ama insanların onu Tanrı’nın bir kilisesi olduğunu düşünmesini sağlayacak kadar ılıktı. Tanrısal şeyler de Yüce Olan’ı kusturacak kadar iğrenç bir ılıklığa sahipti. Dahası, kilise gurur, cahillik, kendine yetme ve kendi halinden memnun olmayla nitelendirildi.

3:18   Halka Rab’den ateşte arıtılmış altın satın alması salık verildi. Bu, parasız ya da bedelsiz alınan (Yşa.55:1), Rab İsa’ya imanla kabul edilen bir armağan olan tanrısal doğruluk ya da İsa Mesih göründüğünde övgü, yücelik ve onur kazandıracak olan, içtenliği ateşle sınanan iman anlamına gelebilir (1Pe.1:7).

Halka beyaz giysiler, yani günlük hayatta uygulamaları gereken doğruluk satın almaları da salık verilir. Gözlerine, Kutsal Ruh’un aydınlatmasıyla gerçek olan ruhsal görüşü kazanmak için merhem sürmelidirler. Özellikle bu tavsiye, çok yerindedir. Çünkü Laodikya, bankacılık, tekstil ve ilaçlarıyla –özellikle de göz merhemiyle– bilinen bir merkezdi.

3:19   Rab’bin kiliseye olan sevgisi, onu azarlayıp terbiye etmesi gerçeğinde görülür. Sevmeseydi onlarla uğraşmazdı. İsmen inanlılar topluluğu olan bu kiliseye, gayretli olmasını ve tövbe etmesini yumuşak ve şefkatli bir dille söylemektedir.

3:20   Son ayetlerde Scofield’in “inanlılar topluluğu çağının sonunda Mesih’in yeri ve tutumu” diye adlandırdığı durumu görürüz. Tanıklık eden, kilisenin dışında durup kapıyı kibarca çalıyor ve bireyleri (bütün topluluğu değil) O’nunla birlikte olmaları için topluluktaki sözde inançlarından dönmeye davet ediyor.

Trench şu yorumu yapar:

Her insan yüreğindeki evin efendisidir; orası onun kalesidir; onun kapılarını açmalıdır. Açmama hakkına ve ayrıcalığına sahiptir. Ancak açmazsa, bereketlenmesine karşı körü körüne mücadele eder ve zavallı bir fatih olur. 2

3:21   Galip gelene Mesih’in tahtının yüceliğini paylaşma ve O’nunla yeryüzünde bin yıllık dönemde egemenlik sürme vaadi verilir. O’nu alçakgönüllülük, dışlanma ve acıda izleyenler, yücelikte de izleyeceklerdir.

3:22   Bu bölümün son ayetinde ise, kulağı olana Ruh’un ne dediğini işitmesi, son kez ciddi bir biçimde tavsiye edilir.

Vahiy bölümünün hangi yorumunu ele alırsak alalım, Laodikya kilisesinin, içinde yaşadığımız çağın canlı bir resmini sunduğu yadsınamaz bir gerçektir. Lüks yaşamlarımızdan dolayı birçok insan Müjde’yi duymadan ölüyor. İmanlılar Mesih’in çarmıhını yüklenmek yerine taçlar giyiyorlar. Duygusal olarak Mesih’ten çok spor, politika ya da televizyondan etkileniyoruz. Ruhsal gereksinim anlayışı ve gerçek uyanışa olan özlem azdır. Yaşamımızın büyük bir bölümünü işimize ayırır, sonra da boşa harcanan bir kariyerin artakalanlarını Kurtarıcı için kullanmak isteriz. Birkaç yıl içinde toprağa dönecek olan bedenlerimize gerekli özeni gösteririz. Bunları bırakmaktansa daha çok elde etmek isteriz, gökler yerine yeryüzünde hazineler biriktiririz. İnsanların takındığı genel tutum şudur: “Hiçbir şey Tanrı’nın halkı için gereğinden çok iyi değildir. Ben kendimi şımartmasam, kim şımartacak? Daha çok mal biriktirmeye çalışıp boş olan akşamlarımızı Rab’be ayıralım.” Mesih’in dönüşü öncesindeki durumumuz budur.

 

Kutsal Kitap

1 “Sart’taki kilisenin* meleğine yaz. Tanrı’nın yedi ruhuna ve yedi yıldıza sahip olan şöyle diyor: `Yaptıklarını biliyorum. Yaşıyorsun diye ad yapmışsın, ama ölüsün.
2 Uyan! Geriye kalan ve ölmek üzere olan ne varsa güçlendir. Çünkü yaptıklarının Tanrım’ın önünde tamamlanmamış olduğunu gördüm.
3 Bu nedenle neler aldığını, neler işittiğini anımsa. Bunları yerine getir, tövbe et! Eğer uyanmazsan, hırsız gibi geleceğim. Hangi saatte geleceğimi hiç bilemeyeceksin.
4 Ama Sart’ta, aranızda giysilerini lekelememiş birkaç kişi var ki, beyazlar içinde benimle birlikte yürüyecekler. Çünkü buna layıktırlar.
5 Galip gelen böylece beyaz giysiler giyecek. Onun adını yaşam kitabından hiç silmeyeceğim. Babam’ın ve meleklerinin önünde o kişinin adını açıkça anacağım.
6 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin.'”
7 “Filadelfya’daki kilisenin* meleğine yaz. Kutsal ve gerçek olan, Davut’un anahtarına sahip olan, açtığını kimsenin kapayamadığı, kapadığını kimsenin açamadığı kişi şöyle diyor:
8 `Yaptıklarını biliyorum. İşte önüne kimsenin kapayamayacağı açık bir kapı koydum. Gücünün az olduğunu biliyorum; yine de sözüme uydun, adımı yadsımadın.
9 Bak, Şeytan’ın havrasından olanları, Yahudi olmadıkları halde Yahudi olduklarını ileri süren yalancıları öyle edeceğim ki, gelip ayaklarına kapanacak, benim seni sevdiğimi anlayacaklar.
10 Sözüme uyarak sabırla dayandın. Ben de yeryüzünde yaşayanları denemek için bütün dünyanın üzerine gelecek olan denenme saatinden seni esirgeyeceğim.
11 Tez geliyorum. Tacını kimse elinden almasın diye sahip olduğuna sımsıkı sarıl.
12 Galip geleni Tanrım’ın Tapınağı’nda sütun yapacağım. Böyle biri artık oradan hiç ayrılmayacak. Onun üzerine Tanrım’ın adını, Tanrım’a ait kentin -gökten Tanrım’ın yanından inen yeni Yeruşalim’in- adını ve benim yeni adımı yazacağım.
13 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin.'”
14 “Laodikya’daki kilisenin* meleğine yaz. Amin, sadık ve gerçek tanık, Tanrı yaratılışının kaynağı şöyle diyor:
15 `Yaptıklarını biliyorum. Ne soğuksun, ne sıcak. Keşke ya soğuk ya sıcak olsaydın!
16 Oysa ne sıcak ne soğuksun, ılıksın. Bu yüzden seni ağzımdan kusacağım.
17 Zenginim, zenginleştim, hiçbir şeye gereksinmem yok diyorsun; ama zavallı, acınacak durumda, yoksul, kör ve çıplak olduğunu bilmiyorsun.
18 Zengin olmak için benden ateşte arıtılmış altın, giyinip çıplaklığının ayıbını örtmek için beyaz giysiler, görmek için gözlerine sürmek üzere merhem satın almanı salık veriyorum.
19 Ben sevdiklerimi azarlayıp terbiye ederim. Onun için gayrete gel, tövbe et.
20 İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz.
21 Ben nasıl galip gelerek Babam’la birlikte Babam’ın tahtına oturdumsa, galip gelene de benimle birlikte tahtıma oturma hakkını vereceğim.
22 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin.'”

1.Daily Notes of the Scripture Union.

2. Richard Chevenix Trench, Commentary on the Epistles to the Seven Churches in Asia, sf.225.