Vahiy 8

D. Yedinci Mühür ve Yedi Borazanın Başlangıcı (8-9.bölümler)

8:1   Büyük sıkıntıdan geçip gelen kutsallardan iki grubu gördüğümüz ve parantez görevi gören 7’nci bölümden sonra, yedinci ve son mühre geldik. Bu, büyük yargıdan önce gelen ürkütücü huşuyla, yani gökteki 30 dakikalık sessizlikle ifade edilir.

8:2   Yedinci mühür açıldığında, özel bir yargıdan söz edilmez. Anlatım doğrudan yedi borazan yargısıyla devam eder. Bundan, yedinci mührün yedi borazandan oluştuğunu çıkarırız.

8:3-4   Bu ayetteki meleğin genellikle Rab İsa olduğu anlaşılır. O, Eski Antlaşma’da Yehova’nın meleği olarak adlandırılır (Yar.16:13; 31:11-13; Hak.6:22; Hoş.12:3-4). Kutsalların duaları O’nun aracılığıyla Baba’nın huzuruna ulaşır (Ef.2:18). Dualarıyla birlikte sunmak için çok miktarda buhur alır. Buhur, O’nun kişiliğinin ve işinin hoş kokusunu belirtir. Dualar Baba Tanrı’ya ulaşıncaya dek bu sayede tamamen kusursuz ve etkili olur.

İçerikteki dualar, tüm dualar için geçerli olmasına karşın, Tanrı’ya düşmanlarını cezalandırması için yalvaran, sıkıntıdan geçip gelen kutsalların dualarıdır.

8:5   Melek, onların dualarına yanıt olarak, sunağın ateşini yeryüzüne attı. İşte o anda, gök gürlemeleri, uğultular işitildi, şimşekler çaktı, yer sarsıldı. H.B. Swete’nin de dediği gibi, “Kutsalların duaları yeryüzüne gazapla döner.”1 Bu nedenle yedi borazan yargısı, yeryüzünün şiddetle sarsılmasıyla açıklanır.

8:6   Şimdi sıkıntı döneminin ortasına geldik. Bu borazan yargıları, bizi Mesih’in yeryüzüne geldiği, düşmanlarını yok ettiği ve egemenliğini kurduğu zamana götürür. İlk dört yargı insanı etkiler. Birçok yorumcu bu felaketlerle Mısır’ın başına gelenler (Çık.7-12) arasındaki benzerliğe dikkat çeker.

8:7   Birinci melek borazanını çaldığında, yerin üçte biri, ağaçların üçte biri ve bütün yeşil otlar yandı. Bunu, insanın yiyeceğini temin ettiği alanlarda oluşan korkunç bir afet olarak algılamak en doğrusudur.

8:8-9   Alev alev yanan, dağ gibi büyük bir kütle denize atıldı. Denizin üçte biri kana dönüştü. Denizdeki yaratıkların üçte biri öldü, gemilerin üçte biri yok oldu. Bu, insanların sadece yerel yiyecek stokunu azaltmakla kalmayıp, uzak yerlerden gelecek olan yiyecek araçlarını da azaltacaktı.

8:10-11   Üçüncü borazanın çalınışı, meşale gibi yanan Pelin adlı bir yıldızın gökten düşüşünü belirtir. İnsanların su kaynağının üçte biri pelin gibi acılaştı. Acılaşan suyun zehirli olduğu, birçok insanın ölmesinden bellidir. Borazan çalındığı zaman, bu ayetler yeryüzünde yaşayanlar için netleşecektir. Bu önbildiriyi incelerken, birçok şeyin gerçekleşinceye dek belli olmayacağını anımsamakta fayda vardır.

8:12   Öyle görünüyor ki, güneş, ay ve yıldızlar zarar görecek ve ışıklarının sadece üçte ikisini verebileceklerdir. Dördüncü borazan, Mısır’daki karanlık felaketini andırır.

8:13   Göğün ortasında uçan bir kartal, 2 üç kez yeryüzünde yaşayanların vay haline (yani tamamen dünyasal olup yeryüzünde rahat edenlere veya gerçek imanlı olmayanlara) der. Geriye kalan üç yargılama, insanlar üzerindeki korkunç etkisinden dolayı “üç vay” olarak da bilinir.

 

Kutsal Kitap

1 Kuzu yedinci mührü açınca, gökte yarım saat kadar sessizlik oldu.
2 Tanrı’nın önünde duran yedi meleği gördüm. Onlara yedi borazan verildi.
3 Altın bir buhurdan taşıyan başka bir melek gelip sunağın önünde durdu. Tahtın önündeki altın sunakta bütün kutsalların dualarıyla birlikte sunmak üzere kendisine çok miktarda buhur verildi.
4 Kutsalların dualarıyla buhurun dumanı, Tanrı’nın önünde meleğin elinden yükseldi.
5 Melek buhurdanı aldı, sunağın ateşiyle doldurup yeryüzüne attı. Gök gürlemeleri, uğultular işitildi, şimşekler çaktı, yer sarsıldı.
6 Yedi melek ellerindeki yedi borazanı çalmaya hazırlandı.
7 Birinci melek borazanını çaldı. Kanla karışık dolu ve ateş oluştu, yeryüzüne yağdı. Yerin üçte biri, ağaçların üçte biri ve bütün yeşil otlar yandı.
8 İkinci melek borazanını çaldı. Alev alev yanan, dağ gibi büyük bir kütle denize atıldı. Denizin üçte biri kana dönüştü.
9 Denizdeki yaratıkların üçte biri öldü, gemilerin üçte biri yok oldu.
10 Üçüncü melek borazanını çaldı. Gökten meşale gibi yanan büyük bir yıldız ırmakların üçte biri üzerine ve su pınarlarının üzerine düştü.
11 Bu yıldızın adı Pelin’dir. Suların üçte biri pelin gibi acılaştı. Acılaşan sulardan içen birçok insan öldü.
12 Dördüncü melek borazanını çaldı. Güneşin üçte biri, ayın üçte biri, yıldızların üçte biri vuruldu. Sonuç olarak ışıklarının üçte biri söndü, gündüzün ve gecenin üçte biri ışıksız kaldı.
13 Sonra göğün ortasında uçan bir kartal gördüm. Yüksek sesle şöyle bağırdığını işittim: “Borazanlarını çalacak olan öbür üç meleğin borazan seslerinden yeryüzünde yaşayanların vay, vay, vay haline!”

1. Henry Barclay Swete, The Apocalypse of st. John, sf.109.

2. “Melek” ve “kartal” Grekçe’de bir şekilde birbirine benzer (angelos ve aetos), bu nedenle de bazı elyazmalarında imla hatası vardır. Doğrusu “Kartal”dır.