Yaratılış 6

D. Yayılan Günah ve Tufan (6-8. Bölümler)

6:1,2   2. ayetin iki temel yorumu bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi, yetkilerinin sınırları içinde kalmayan Tanrı oğullarının melekler olduğudur (Yah.6) ve bu melekler yeryüzündeki kadınlarla evlenmişlerdi; bu durum Tanrı’nın çok nefret ettiği cinsel bir düzensizlik şeklinde ortaya çıkmıştı. Bu görüşe sahip olanlar Eyüp 1:6 ve 2:1’de yer alan “Tanrı oğulları” ifadesinin, Tanrı’nın huzuruna girebilen melekleri kastettiğine işaret ederler.

Aynı zamanda “Tanrı oğulları” ifadesi, Sami dilinde herkes tarafından kabul edilen bir ifadedir. Yahuda 6. ve 7. ayetler, yetkilerinin sınırı içinde kalmayan meleklerin iğrenç cinsel davranışları nedeniyle suçlu olduklarını belirtir. 7. ayetin başlangıcında “Sodom ve Gomora” sözcüklerinin, düşmüş melekler tanımının hemen ardından geldiğine dikkat edin.

Bu görüşe karşı çıkan ana itiraz, meleklerin bildiğimiz kadarıyla cinsel açıdan üremedikleridir. Matta 22:30, İsa’nın, meleklerin evlenmediği öğretişini kanıtlamak için kullanılır. Aslında ayetin söylediği, gökteki meleklerin evlenmedikleri ve evlendirilmedikleridir. Melekler İbrahim’e insan şeklinde görünmüşlerdi (Yar.18:1-5) ve metinden anlaşıldığına göre, Sodom’a giden iki melek, insan uzuvlarına ve duygularına sahiplerdi.

Bir diğer görüş ise, Tanrı oğullarının, tanrısayar Şit’in soyundan ve Adem kızlarının, Kayin’in kötü soyundan oluştuklarıdır. Farklı fikirlerin özeti aşağıdaki gibidir: Önce Kayin’in soyundan (4. bölüm) ve Şit’in soyundan (5. bölüm) söz edilir. Yaratılış 6:1-4, bu iki soyun evliliklerini tanımlar. Melekler sözcüğü bulunmamaktadır. 3. ve 5. ayetler insanoğlunun kötülüğünden söz ederler. Eğer günah işleyen melekler ise, o zaman neden insan soyu yok edilmeliydi?

Yaratılışta olduğu gibi, tam aynı İbranice üslupla söylenmemesine rağmen tanrısayar insanlar “Tanrı oğulları” olarak adlandırılırlar; Yaratılış 6:2 (bk. Yas. 14:1; Mez.82:6; Hoş.1:10; Mat.).

Bu görüşün getirdiği çeşitli sorunlar bulunur. Neden tüm Şit’in soyundan gelen erkekler tanrısayardılar da, Kayin soyundan gelen tüm kadınlar tanrısayar değillerdi?

Aynı zamanda, Şit’in soyunun tanrısayar kaldığına ilişkin bir ima yoktur. Eğer Tanrı’ya bağlı kaldılarsa, neden yok edilsinlerdi? Aynı zamanda tanrısayar erkekler ve tanrısayar olmayan kadınlar arasındaki beraberlik neden devler üretsindi?

6:3   Rab Ruh’unun insanda sonsuza dek kalmayacağı konusunda uyarıda bulundu. Ama tufan yargısı gelmeden önce, yüz yirmi yıllık bir erteleme olacaktı. Tanrı çok sabırlıdır, kimsenin mahvolmasını istemez, ama her şeyin bir sınırı vardır. Petrus bize Mesih’in, Nuh aracılığıyla Kutsal Ruh tarafından tufan öncesi döneme ait öğretiş verdiğini anlatır (1Pe.3:18-20; 2Pe.2:5). Tufan öncesi dönemde yaşayanlar çağrıyı reddettiler ve zincire vuruldular.

6:4,5   Devler (İbranice nefilim: “düşmüş kişiler”) konusunda Unger şu açıklamayı yapar:

Nefiller pek çok kişi tarafından yarı ilah yarı insan varlıklar olarak kabul edilirler. “Adem kızlarının” (ölümlü kadınlar) doğal olmayan soyu ile “Tanrı oğullarının” (melekler) birleşmesinden üremişlerdir. Doğal olmayan bu beraberlik, Tanrı’nın varoluşla ilgili yaratılış düzenine aykırıdır. Bu öylesine büyük bir anormallikti ki, tüm dünyanın tufan ile yargılanmasını zorunlu kıldı. 1

6:6,7   Rab’bin pişmanlığı ilk bakışta farklı da görünse, zihnindeki keyfi bir değişikliği belirtmez. Aksine, insanın davranışındaki değişikliğe karşılık olarak Tanrı’nın takındığı farklı bir tutumu belirtir. Tanrı kutsal olduğundan günaha karşı tepki vermek zorundadır.

6:8-22   Nuh, Rab’bin gözünde lütuf buldu ve bir gemi inşa etmesi için önceden uyarıldı. Geminin ölçüleri arşın olarak verilmişti. Gemi üç yüz arşın (yüz otuz beş metre) uzunluğunda, elli arşın (yirmi iki buçuk metre) genişliğinde ve otuz arşın (on üç buçuk metre) yüksekliğinde olacaktı. Üç güvertesi bulunacaktı.

16. ayetteki pencere, “ışık yeri” olarak çevrilir, büyük olasılıkla geminin tamamına ışık ve hava girebilmesi için bırakılmış bir açık yerdi.

Nuh, tanrısal egemenliğin bir eylemi olarak lütufla kurtuldu. Bu lütfa Tanrı’nın buyurduğu her şeyi yerine getirerek karşılık verdi (22. ayet); bu insanın sorumluluğudur. Nuh gemiyi, ailesini kurtarmak için bina etti, ama geminin kapılarını kapatan ve mühürleyen Tanrı’ydı. Tanrısal egemenlik ve insan sorumluluğu karşılıklıdır ve tamamlayıcıdır.

Nuh (9. ayet) ve Hanok (5:22), Kutsal Kitap’ta Tanrı ile yürüdükleri söylenen insanlardır. Eğer Hanok, gökyüzüne alınan kilisenin bir simgesi ise, Nuh, bin yıllık dönemde yeryüzünde yaşaması için büyük sıkıntıda korunacak olan sadık Yahudi azınlığını simgeler.

18. ayet, Kutsal Kitap’ta antlaşmadan ilk söz eden ayettir. Scofield sekiz antlaşma sıralar: Aden (Yar.2:16); Adem (Yar.3:15); Nuh (Yar.9:16); İbrahim (Yar.12:2); Musa (Çık.19:5); Filistin (Yas.30:3); Davut (2Sa.7:16); ve Yeni Antlaşma (İbr.8:8). Bu sekiz antlaşma, Süleyman ile yapılan antlaşmayla birlikte bir sonraki örneği kapsar.

Antlaşmalar kadar karışık bir konunun çeşitli teoloji okulları tarafından farklı yorumlanması normaldir. Burada sunulan konu, bin yıllık dönemden öncedir ve Tanrı’nın takdirine bağlı geleneğe uygundur.

KUTSAL YAZILAR’DAKİ TEMEL ANTLAŞMALAR ÜZERİNE ARASÖZ

Aden’de Yapılan Antlaşma (Yar.1:28-30; 2:16,17)

Aden antlaşması masumiyet konumundaki insanı çoğalması, yeryüzünü doldurması ve denetimine alması için sorumlu kılar. İnsana tüm hayvanlar üzerinde yetki verilmişti. Bahçeyi sürüp ekecek ve iyilik ve kötülüğü bilme ağacının meyvesinin dışındaki her üründen yiyecekti. Meyvesi yasaklanmış olan ağaçtan yiyerek itaatsizlik ederse ölecekti.

Adem İle Yapılan Antlaşma (Yar.3:14-19)

İnsanın ilk günahından sonra Tanrı, yılan ve kadın, yani Şeytan ve Mesih arasındaki düşmanlığı bildirdi ve yılanı lanetledi. Şeytan, Mesih’i yaralayacaktı, ama Mesih Şeytan’ın başını ezecekti. Kadın çocuk doğururken acı çekecek ve kocasının yetkisi altında olacaktı. Toprak da lanetlendi. İnsan toprağı sürüp ekerken, diken ve çalı ile mücadele etmek zorunda kalacaktı. İnsan, ter ve yorgunlukla ekmeğini kazanacaktı ve sonunda yaratıldığı toprağa geri dönecekti.

Nuh İle Yapılan Antlaşma (Yar.8:20 -9:27)

Tanrı, Nuh’a toprağı tekrar lanetlemeyeceğine ya da tüm yeryüzünü tufan ile mahvetmeyeceğine dair söz verdi. Bu sözünün taahhüdü olarak gök kuşağını gösterdi. Antlaşmada aynı zamanda ölüm cezası verme gücüne sahip insan yönetiminin kuruluşu da bulunmaktaydı. Tanrı zamanların ve mevsimlerin varolacağını garantiledi, insanlara yeryüzünü tekrar doldurmalarını söyledi ve insanların diğer yaratıklar üzerinde kontrol sahibi olacağını onayladı.

İnsan şimdi daha önce yalnızca sebzeden oluşan yiyeceğine eti de ekleyebilirdi. Tanrı, Nuh’un soyundan olan Ham’ın oğlu Kenan’ı, Sam ve Yafet’e kul olmak üzere lanetledi. Tanrı, Sam’ı Mesih’in geleceği soydan biri olarak onurlandırdı. Yafet büyük bolluğun tadını çıkaracak ve Sam’ın çadırlarında yaşayacaktı.

İbrahim İle Yapılan Antlaşma (Yar.12:1-3; 13:14-17; 15:1-8; 17:1-8)

İbrahim ile yapılan antlaşma koşulsuzdur. Yaratılış 15:12-21’de kurban edilen hayvanın iki parçası arasından, yalnızca, Kendisini “dumanlı mangalla  alevli meşale” olarak gösteren Tanrı geçti. Bu, oldukça önemlidir. İki kişi bir antlaşma yaptığında, her ikisi de birlikte antlaşmanın koşullarına bağlı kalacaklarını göstermek için, kurbanın iki parçası arasından yürürlerdi. Tanrı İbrahim’e koşul koymadı; Bu nedenle aşağıda sıralanan koşullar, İbrahim’in soyu sadık kalma konusunda nasıl hareket ederse etsin gerçekleşecekti (ve gerçekleşti).

Tanrı’nın eski halkı için gelecek görmeyenler, sık sık bu antlaşmanın en azından ülke ile ilgili olarak koşullar taşıdığını söylemeye çalışırlar. Sonra da İsrail’e hiçbir bereket tanımadan, tüm bereketlerin kilise için olduğu iddiasında bulunurlar.

Antlaşma, İbrahim ve soyuna verilen şu vaatleri içerir: Büyük bir ulus (İsrail); İbrahim için kişisel bereketler; ünlü bir ad; diğerlerine bereket kaynağı olmak (12:2); dostlarına Tanrı kutsaması ve düşmanlarına lanet; yeryüzündeki tüm halklar için bereket –Mesih aracılığıyla gerçekleşmiştir– (12:3); Kenan ve daha sonra İsrail ve Filistin olarak bilinen ülkeyi sonsuza kadar mülk edinme (13:14,15,17); doğal ve ruhsal anlamda kalabalık soy (13:16; 15:5); İsmail ve İshak aracılığıyla pek çok ulusa ve krala baba olma (17:4,6); Tanrı ile özel ilişki (17:7b).

Musa’yla Yapılan Antlaşma (Çık.19:5; 20:1-31:18)

Musa ile yapılan antlaşma, On Buyruk’u içerir, Tanrı’ya ve komşularımıza olan görevlerimizi tanımlar (Çık.20:1-26); İsrail’in sosyal yaşamına ilişkin çok sayıda buyruk (Çık.21:1 – 24:11); ve inanç yaşamına ilişkin ayrıntılı buyruklar (Çık.24:12- 31:18) içerir. On Buyruk, uluslara değil, İsrail ulusuna verilmişti. Koşullu bir antlaşmaydı, insanın itaatini gerektiriyordu ve bu nedenle “insan benliğinden ötürü güçsüzdü” (Rom.8:3a).

On Buyruk, kurtuluş sağlamayı amaçlamıyordu, amacı günah bilinci oluşturmaktı. On Buyruk’un dokuzu (Şabat Günü uygulaması hariç), Yeni Antlaşma’da tekrarlanır. Bunlar, ceza içeren bir yasalar değil, lütuf aracılığıyla kurtulanların uygun davranışlarını belirleyen yasalardır. Hıristiyan, yasa altında değil, lütuf altındadır. Mesih’e daha üstün bir motivasyon olan sevgi ile bağlıdır.

Filistin İle İlgili Antlaşma (Yas.30:1-9)

Bu antlaşma, Tanrı’nın İbrahim’e vaat ettiği, “Mısır Irmağı’ndan (Nil değil), büyük Fırat Nehri’ne kadar” uzanan toprağın gelecekte mülk edinilmesi hakkındadır (Yar.15:18). İsrail bu toprağa tam olarak asla sahip olmamıştır. Süleyman’ın krallığı sırasında doğu bölümündeki ülkeler haraç ödüyorlardı (1Kr. 4:21,24), ama bu, toprağın mülk edinilmesi anlamına gelemez.

Filistin’le ilgili yapılan antlaşma, İsrail’in itaatsizlik nedeniyle uluslar arasına dağıtılacağını, Rab’be geri döneceklerini, Rab’bin ikinci gelişini, ülkeye tekrar geri dönüşlerini, ülkedeki refahlarını, yüreklerindeki değişikliği (Rab’bi sevmek ve itaat etmek konusunda) ve düşmanlarının cezalandırılacağını bildirir.

Davut İle Yapılan Antlaşma (2Sa.7:5-19)

Tanrı, Davut’a krallığının sonsuza kadar süreceğini ve aynı zamanda soyundan çıkacak kişinin krallığının sonsuza kadar süreceğini vaat etmişti. Bu, hiçbir şekilde Davut’un itaatine ya da doğruluğuna bağlı olmayan, koşulsuz bir antlaşmaydı. Mesih, Yusuf’un soyunda görüldüğü gibi, Süleyman aracılığıyla Davut’un tahtının yasal mirasçısıdır (Mat.1).

Meryem’in soyunda görüldüğü gibi, Mesih Natan aracılığıyla Davut’un soyundan gelir (Luk.3). Sonsuza kadar yaşadığı için, krallığı sonsuza kadar sürer. Yeryüzündeki bin yıllık egemenliği sonsuz krallığına karışarak birleşecektir.

Süleyman İle Yapılan Antlaşma (2Sa.7:12-15; 1Kr.8:4,5; 2Ta.7:11-22)

Süleyman’la sonsuz krallıkla ilgili olarak yapılan antlaşma koşulsuzdu, ama tahtta oturacak olan Süleyman’ın soyuyla ilgili olarak koşulluydu (1Kr.8:4,5; 2Ta.7:17,18). Süleyman’ın soyundan olan Koniya’nın Davut’un tahtında oturması engellendi (Yer.22:30). Yukarıda belirtildiği gibi İsa, Süleyman’ın soyundan değildir. Aksi halde, Koniya’nın lanetine uğrardı.

Yeni Antlaşma (Yer.31:31-34; İbr.8:7-12; Luk.22:20)

Yeni Antlaşma’nın İsrail ve Yahuda evi ile yapıldığı açıktır (Yer.31:31). Yeremya’nın yazdıkları gelecekten söz ediyordu (Yer.31:31a). Musa ile yapılan ve İsrail’in sadık kalmadığı antlaşma gibi koşullu bir antlaşma değildir (Yer. 31:32).

Musa ile yapılan antlaşmada Tanrı, koşulsuz vaatler verir (“yapacağım” ifadesinin tekrarlanışına dikkat edin): İsrail’in arındırılması (Hez.36:25); Kutsal Ruh’un konut kurması (Hez.36:27); Tanrı’nın isteğini yapmak isteyen bir yürek (Yer.31:33a); Tanrı ve halkı arasında eşsiz bir ilişki (Yer.31:33b), İsrail’de herkesin Rab’bi tanıması (Yer.31:34a); bağışlanmış ve unutulmuş günahlar (Yer. 31:34b); ve İsrail soyunun sonsuza dek ulus olarak kalması (Yer.31:35-37).

Bir ulus olarak İsrail, Yeni Antlaşma’da belirtilen kazançlara sahip değildir, ama Rab’bin ikinci gelişinde sahip olacaktır. Bu zaman içersinde gerçek imanlılar antlaşma bereketlerinin bazılarına sahiptirler. Kilisenin Yeni Antlaşma’yla ilişkili olduğu gerçeği, kâsenin antlaşmayı ve kanın, onaylanan antlaşmayı temsil ettiği Rab’bin Sofrası’nda görülür (Luk.22:20; 1Ko.11:25). Pavlus da kendisinden ve diğer elçilerden Yeni Antlaşma’nın hizmetkârları olarak söz etmiştir (2Ko.3:6).

Her yaşayan canlıdan bir çift, yiyecekle birlikte gemiye getirilmeliydi. Eleştirmenler, geminin tüm hayvan cinslerini ve yeterince yiyeceği, bir yıl on yedi gün süreyle barındıracak kadar büyük olmadığını ileri sürerler. Ancak gemi, hayvan ve kuşların yalnızca temel türlerini barındırıyordu. Ve bu hayvanların barınması için fazlasıyla genişti.

 

Kutsal Kitap

1 Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu.
2 İlahi varlıklarfı insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.
3 RAB, ‹‹Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür›› dedi, ‹‹İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.››
4 İlahi varlıklarınfı insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi. Bunların melek ya da Şit soyundan gelen insanlar olduğu sanılıyor. gelir. Septuaginta bunu ‹‹Devler›› diye çevirir. Aynı sözcük Say.13:32-33 ayetlerinde de geçer.
5 RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte.
6 İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı.
7 ‹‹Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım›› dedi, ‹‹Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.››
8 Ama Nuh RABbin gözünde lütuf buldu.
9 Nuhun öyküsü şöyledir: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü.
10 Üç oğlu vardı: Sam, Ham, Yafet.
11 Tanrının gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu.
12 Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.
13 Tanrı Nuha, ‹‹İnsanlığa son vereceğim›› dedi, ‹‹Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim.
14 Kendine gofer ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap.
15 Gemiyi şöyle yapacaksın: Uzunluğu üç yüz, genişliği elli, yüksekliği otuz arşın olacak.
16 Pencere de yap, boyu yukarıya doğru bir arşını bulsun. Kapıyı geminin yan tarafına koy. Alt, orta ve üst güverteler yap.
17 Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek.
18 Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.
19 Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al.
20 Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler.
21 Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola.›› olduğu sanılıyor.
22 Nuh Tanrı’nın bütün buyruklarını yerine getirdi.

1. Unger, Bible Dictionary, s.788.