Yasa’nın Tekrarı 29

III. MUSA’NIN HALKA ÜÇÜNCÜ SESLENİŞİ – ÜLKE İÇİN ANTLAŞMA (29-30. Bölümler)

A. Moav’da Yapılan Antlaşma (29:1-21)

29:1   29. bölümün ilk ayeti, mantıksal yönden bakıldığında İbranice Kutsal Kitap’ta olduğu gibi, bir önceki bölüme ait olabilir. Keil ve Delitzsch, bu konuyu, 29 ve 30. bölümlere hitap eden bir “başlık” olarak görürler. 1

29:2-9   Halk, Tanrı’nın kendileriyle Sina Dağı’nda yapmış olduğu antlaşmayı bozmuştu. Musa onları şimdi burada, ülkeye girmeden önce Moav ovalarında yapılan, Yasa’nın Tekrarı Kitabı’nda bulunan antlaşmayı onaylamaya çağırır. Halkın Rab ve Rab’bin kendileri hakkındaki amaçları konusunda anlayışları eksikti. Yehova onlara anlayışlı bir yürek, gören gözler ve işiten kulaklar vermeyi arzuluyordu. Ama onlar imansızlık ve itaatsizliklerinden dolayı bu bereketleri almaya uygun değillerdi. İsrail, gökten inen manı yemiş, kayadan su içmişti; hayatta kalabilmesi için, insanın ürettiklerine bağımlı olmamıştı (örneğin, ekmek, şarap). Tüm bunlar, İsrail’in Tanrısı olan Rab’bin sadakatini ve sevgisini anlaması için gerçekleşmişti.

Bu antlaşmanın yerine getirilmesini teşvik etmek için Musa, bir kez daha Tanrı’nın İsrail’e yaptığı iyilikleri gözden geçirdi: Mısır’daki mucizeler, güçlü kurtarış, çölde geçen kırk yıl, Sihon ve Og’un yenilmesi ve Şeria Irmağı’nın karşı kıyısındaki ülkenin Ruben, Gad ve Manaşşe oymağının yarısına dağıtılması.

29:10-21   Musa, tüm halkı Rab’bin ant içerek yaptığı antlaşmayı geçerli kılmak için Rab’bin önünde durmaya çağırdı (10-13. ayetler) ve onlara antlaşmanın soyları için de geçerli olacağını hatırlattı (14, 15. ayetler). Antlaşmaya uymadıkları takdirde cezaları ağır olacaktı. Başkaldıranlar, diğer ulusların putlarına hizmet etme konusundaki ayartılarından sakınmalı ya da putlara hizmet ettikleri takdirde Tanrı’nın öfkesinden kurtulabileceklerini düşünmemeliydiler (16-21. ayetler). İngilizce bir çeviride 19. ayette şunları okuruz: “Rab’bin ant içerek yaptığı bu antlaşmanın sözlerini duyup da kimse kendisini yüreğinde şu sözlerle kutsamasın: ‘Yüreğimin inatçılığı doğrultusunda yürüsem de, güvenlikte olurum.’” Yıkımdan kimse kaçamayacaktır!

B. Antlaşmayı Bozana Verilecek Ceza (29:22-29)

29:22-28   İsrail’den sonraki kuşak, çocukları ve uzak ülkeden gelen yabancılar, İsrail’in başına gelen belalara şaşıracaklar ve ülkeye neden ovadaki kentlere davranıldığı gibi davranıldığını soracaklardı: Sodom ve Gomora, Adma ve Sevoyim. Yanıt şöyle olacaktı: “Çünkü atalarının Tanrısı Rab’bin antlaşmasını bıraktılar ve başka ilahlara hizmet ettiler.”

29:29   Özellikle yargısına ilişkin konularda gizlilik Rab’be özgüdür. Musa halka, sorumluluklarının açıkça anlatıldığını hatırlattı: Rab’bin yasasına uymak. Bununla, açıklamanın sorumluluk getirdiğini söylemekteydi. Halk, yasanın sözlerine uyulması için açığa çıkarılanlardan sorumluydu. Aynı ilkeyi pek çok kez Yeni Antlaşma’da da görebiliriz: “Yapılması gereken iyi şeyi bilip (açıklama) de, yapmayan (sorumluluk) günah işlemiş olur” (Yak.4:17).

 

Kutsal Kitap

1 RABbin İsraillilerle Horev Dağında yaptığı antlaşmaya ek olarak, Moavda Musaya onlarla yapmayı buyurduğu antlaşmanın sözleri bunlardır.
2 Musa bütün İsraillileri bir araya toplayarak şöyle dedi: ‹‹RABbin Mısırda gözlerinizin önünde firavuna, görevlilerine, ülkesine yaptıklarını gördünüz.
3 Büyük denemeleri, belirtileri, o büyük ve şaşılası işleri gözlerinizle gördünüz.
4 Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.
5 RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.
6 Ekmek yemediniz, şarap ya da başka içki içmediniz. Bütün bunları Tanrınız RABbin ben olduğumu anlayasınız diye yaptım› diyor.
7 ‹‹Buraya ulaştığınızda, Heşbon Kralı Sihon ile Başan Kralı Og bizimle savaşa tutuştular. Ama onları bozguna uğrattık.
8 Ülkelerini ele geçirerek mülk olarak Rubenlilere, Gadlılara, Manaşşe oymağının yarısına verdik.
9 El attığınız her işte başarılı olmak için bu antlaşmanın sözlerini yerine getirmeye dikkat edin.
10-11 ‹‹Bugün hepiniz -önderleriniz, oymak başlarınız, ileri gelenleriniz, görevlileriniz, bütün öbür İsrailli erkekler, çocuklarınız, karılarınız, aranızda yaşayan ve odununuzu kesen, suyunuzu taşıyan yabancılar- Tanrınız RABbin önünde duruyorsunuz.
12 Bugün Tanrınız RABbin ant içerek sizinle yaptığı bu antlaşmayı geçerli kılmak için burada duruyorsunuz.
13 Öyle ki, bugün sizi kendi halkı olarak belirlesin ve size söylediği gibi, atalarınız İbrahime, İshaka, Yakupa içtiği ant uyarınca Tanrınız olsun.
14-15 Antla yapılan bu antlaşmayı yalnız sizinle, bugün burada bizimle birlikte Tanrımız RABbin önünde duranlarla değil, yanımızda olmayanlarla da yapıyorum.
16 ‹‹Mısırda nasıl yaşadığımızı, öteki ulusların ortasından geçerek buraya nasıl geldiğimizi kendiniz de biliyorsunuz.
17 Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.
18 Dikkat edin, bugün aranızda bu ulusların ilahlarına tapmak için Tanrımız RABden sapan erkek ya da kadın, boy ya da oymak olmasın; aranızda acılık, zehir veren kök olmasın.
19 ‹‹Bu andın sözlerini duyup da kimse kendi kendini kutlamasın ve, ‹Kendi isteklerim uyarınca yaşasam da güvenlikte olurum› diye düşünmesin. Bu herkese yıkım getirir.
20 RAB böyle birini bağışlamak istemez. RABbin öfkesi ve kıskançlığı o kişiye karşı alevlenecek. Bu kitapta yazılı bütün lanetler başına yağacak ve RAB onun adını göğün altından silecektir.
21 Bu Yasa Kitabında yazılı antlaşmada yer alan bütün lanetler uyarınca, RAB onu felakete uğraması için İsrailin bütün oymakları arasından ayıracaktır.
22 ‹‹Sizden sonraki kuşak, çocuklarınız ve uzak ülkeden gelen yabancılar ülkenizin uğradığı belaları, RABbin ülkeye gönderdiği hastalıkları görecekler.
23 Bütün ülke yanacak, tuz ve kükürtle örtülecek; tohum ekilmeyecek, filiz sürmeyecek, ot bitmeyecek. Ülke RABbin kızgın öfkesiyle yerle bir ettiği Sodom, Gomora, Adma ve Sevoyim gibi yıkıma uğrayacak.
24 Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›
25 ‹‹Yanıt şöyle olacak: ‹Atalarının Tanrısı RAB kendilerini Mısırdan çıkardığında onlarla yaptığı antlaşmayı bıraktılar.
26 Tanımadıkları, RABbin kendilerine pay olarak vermediği başka ilahlara yöneldiler; onlara tapıp önlerinde eğildiler.
27 İşte bu yüzden RABbin öfkesi bu ülkeye karşı alevlendi; bu kitapta yazılı bütün lanetleri oraya yağdırdı.
28 RAB büyük kızgınlıkla, şiddetli öfkeyle onları ülkelerinden söküp attı; bugün olduğu gibi başka ülkeye sürdü.›
29 ‹‹Gizlilik Tanrımız RAB’be özgüdür. Ama bu yasanın bütün sözlerine uymamız için açığa çıkarılanlar sonsuza dek bize ve çocuklarımıza aittir.››

1. C. F. Keil ve F. Delitzsch, “Deuteronomy,” Biblical Commentary on the Old Testament, III: 446