Yeşu 6

6:1-21   Kenan’ın fethi üç askeri mücadele ile tamamlandı: Merkezde, güneyde ve kuzeyde. Merkezdeki mücadele bölmek ve fethetmek için tasarlanmıştı; biri Eriha’da, diğeri Ay Kenti’nde olan iki ana çarpışmayı kapsamaktaydı.

Eriha surlarla çevrili bir kentti, ama duvarları ve kapıları içinde oturan halkı yargılamaya hizmet etmekteydi; bu duvarlar ve kapılar İsrail’i kesinlikle dışarıda tutamazlardı. Eriha topografik açıdan (deniz seviyesinin 240 metre altında) ve ahlâksal yönden düşük seviyede bir kentti. Akıbeti felaketle sonuçlanacaktı, çünkü yeri Tanrı’nın ülkesindeydi ve mülkleri üzerinde hak iddia eden gerçek kiracıları gelmişlerdi. Yaşamlarımızdaki pek çok şey Erihalılar gibi gözümüze aslından daha büyük ve korkunç gözükebilir; sahip olduklarımızı ele geçirmemize engel olabilir. Belki de denenmelerimizin sertliği ve yoğunluğu nedeniyle cesaretimiz kırılmıştır. Eğer yalnızca zaferi buyurursak, Rab bize imanda ilerleme lütfeder; başarı için gözlerimizi Tanrı’ya dikersek, bizler de mucizeler görebiliriz.

Erihalılar, Yahudi korkusu nedeniyle istilacılar gelmeden bulundukları siperleri güçlendirmişlerdi. İsrailliler altı gün boyunca her gün bir kez olmak üzere kentin etrafında dolandılar, gece olunca Gilgal’a geri döndüler. 7. günkentin etrafında yedi kez yürüdüler.Kâhinler koç boynuzundan yapılmış boruları çaldıklarında İsrail halkı yüksek sesle bağırdı. Kentin surları çöktü ve Tanrı halkı kolayca kente girdi.

Bazı Kutsal Kitap araştırmacıları, surların zemine bir asansör gibi çöktüğünü düşünürler; çöken surlar İsrailliler’in kente surların üzerinden yürüyerek girmelerine olanak tanımıştır. Bu gerçektir ve Tanrı halkının imanının sonucudur (İbr.11:30). 6 ve 12. ayetler arasında yedi kez söz edilen Antlaşma Sandığı’na dikkat edin.

Kentteki her şey ‘lanetlenmişti’, yani Kenan’ın ilk ürünleri olarak Rab tarafından yıkıma mahkum edilmişlerdi. Kentte yaşayanlar (Rahav ve ailesi dışında) ve hayvanlar öldürülecek, ama gümüş, altın, tunç ve demir eşya Rab’bin hazinesine konulacaktı. Kendileri için hiçbir şey almamaları gerekiyordu.

Kenanlılar’ın ahlâksal sapıklıklarının farkında olan biri için, Tanrı’nın neden Eriha’nın içindeki tüm yaşamın tamamıyla yok edilmesini buyurduğunu anlamak kolaydır. Rab’bin, kötüleri haklı olarak yargılamasını eleştirmek yerine, Rahav’ı ve ailesini lanetten koruyan lütfuna hayran olmalıyız.

6:22-27   Surları çökerten iman (İbr.11:30), aynı zamanda Rahav’ı ve akrabalarını sağ bırakmıştı (İbr.11:31). Tanrı’nın lütfu yalnızca Rahav’ın güvenliğini sağlamakla kalmamış, ona aynı zamanda Davut’un ve Rab İsa Mesih’in soyunda bir yer ayırmıştır (Mat.1:5, 6). Lütuf bizi yalnızca yıkımdan korumaz, aynı zamanda yüceltilmemizi de garantiler (Rom.8:29, 30). İman, lütfa tutunan bir eldir.

Rahav ve ailesi güvenlik içinde korunurken kent yanıyordu.Yeşu, Eriha’yı yeniden kurmaya kalkışan herkesi lanetledi. Buna kalkışan kişi büyük oğlunu kaybetme pahasına temel atacak, en küçük oğlunu kaybetme pahasına da kentin kapılarını yerine takacaktı. Bu lanetin gerçekleşmesiyle ilgili olarak 1. Krallar 16:34’e bakınız.

 

Kutsal Kitap

1 Eriha Kentinin kapıları İsrailliler yüzünden sımsıkı kapatılmıştı. Ne giren vardı, ne de çıkan.
2 RAB Yeşuya, ‹‹İşte Erihayı, kralını ve yiğit savaşçılarını senin eline teslim ediyorum›› dedi,
3 ‹‹Siz savaşçılar, kentin çevresini günde bir kez olmak üzere altı gün dolanacaksınız.
4 Koç boynuzundan yapılmış birer boru taşıyan yedi kâhin sandığın önünden gitsin. Yedinci gün kentin çevresini yedi kez dolanın; bu arada kâhinler borularını çalsınlar.
5 Kâhinlerin koç boynuzu borularını uzun uzun çaldıklarını işittiğinizde, bütün halk yüksek sesle bağırsın. O zaman kentin surları çökecek ve herkes bulunduğu yerden dosdoğru kente girecek.››
6 Nun oğlu Yeşu kâhinleri çağırıp, ‹‹RABbin Antlaşma Sandığını alın›› dedi, ‹‹Yedi kâhin, ellerinde koç boynuzu borularla sandığın önünde yürüsün.››
7 Sonra halka, ‹‹Kalkın, kentin çevresini dolanmaya başlayın›› dedi, ‹‹Silahlı öncüler RABbin Sandığının önünden gitsin.››
8 Yeşunun bunları halka söylemesinden sonra, koç boynuzu birer boru taşıyan yedi kâhin borularını çalarak RABbin önünde ilerlemeye başladılar. Onları RABbin Antlaşma Sandığı izliyordu.
9 Silahlı öncüler boru çalan kâhinlerin önünden, artçılar da sandığın arkasından ilerliyor, bu arada borular çalınıyordu.
10 Yeşu halka şu buyruğu verdi: ‹‹Savaş naraları atmayın, sesinizi yükseltmeyin. ‹Bağırın› diyeceğim güne dek ağzınızdan tek bir söz çıkmasın. Buyruğumu duyunca bağırın.››
11 Halk RABbin Sandığıyla birlikte kentin çevresini bir kez dolandı, sonra ordugaha dönüp geceyi orada geçirdi.
12 Ertesi sabah Yeşu erkenden kalktı. Kâhinler de RABbin Sandığını yüklendiler.
13 Koç boynuzu borular taşıyan yedi kâhin RABbin Sandığının önünde ilerliyor, bir yandan da borularını çalıyorlardı. Silahlı öncüler onların önünden gidiyor, artçılar da RABbin Sandığını izliyordu. Bu arada borular sürekli çalınıyordu.
14 Böylece ikinci gün de kentin çevresini bir kez dolanıp ordugaha döndüler. Aynı şeyi altı gün yinelediler.
15 Yedinci gün erkenden, şafak sökerken kalkıp kentin çevresini aynı şekilde yedi kez dolandılar. Kentin çevresini yalnız o gün yedi kez dolandılar.
16 Kâhinler yedinci turda borularını çalınca, Yeşu halka, ‹‹Bağırın! RAB kenti size verdi›› dedi,
17 ‹‹Kent, içindeki her şeyle birlikte, RABbe koşulsuz adanmıştır. Yalnız gönderdiğimiz ulakları saklamış olan fahişe Rahavla evindekiler sağ bırakılacak.
18 Sakın RABbe adanan herhangi bir şeye el sürmeyin. Adadığınız şeyleri alırsanız İsrailin ordugahını felakete ve yıkıma sürüklersiniz.
19 Bütün altınla gümüş, tunç ve demir eşya RABbe ayrılmıştır. Bunlar RABbin hazinesine girecek.››
20 Halk bağırmaya başladı, kâhinler de borularını çaldılar. Boru sesini işiten halk daha yüksek sesle bağırdı. Kentin surları çöktü. Herkes bulunduğu yerden dosdoğru kente girdi. Böylece kenti ele geçirdiler.
21 Kadın erkek, genç yaşlı, küçük ve büyük baş hayvanlardan eşeklere dek, kentte ne kadar canlı varsa, hepsini kılıçtan geçirip yok ettiler.
22 Yeşu ülkeye casus olarak gönderdiği iki adama, ‹‹O fahişenin evine gidin, ant içtiğiniz gibi, kadını ve bütün yakınlarını dışarı çıkarın›› dedi.
23 Eve giren genç casuslar Rahavı, annesini, babasını, erkek kardeşleriyle bütün akrabalarını ve kendisine ait olan her şeyi alıp İsrail ordugahının yakınına getirdiler.
24 Sonra kenti içindekilerle birlikte ateşe verdiler. Ancak altını ve gümüşü, tunç ve demir eşyayı RABbin Tapınağının hazinesine koydular.
25 Yeşu fahişe Rahava, babasının ev halkıyla yakınlarına dokunmadı. Yeşunun Erihayı araştırmak için gönderdiği ulakları saklayan Rahav, bugün de İsraillilerin arasında yaşıyor.
26 Bundan sonra Yeşu şöyle ant içti: ‹‹Bu kenti, Erihayı yeniden kurmaya kalkışan, RABbin lanetine uğrasın. Buna kalkışan kişi büyük oğlunu kaybetme pahasına temel atacak, en küçük oğlunu kaybetme pahasına da kentin kapılarını yerine takacak.››
27 RAB Yeşu’yla birlikteydi. Yeşu’nun ünü ülkenin her yanına yayıldı.