Yuhanna 12

12
Yuhanna Bölüm 12

 

VII. TANRI’NIN OĞLU’NUN, KENDİSİNE AİT OLANLARA HİZMETİ (Bölüm 12-17)

A. İsa Beytanya’da Yağla Meshediliyor (12:1-8)

12:1   Beytanya’daki ev, İsa’nın gitmeyi sevdiği bir yerdi. Orada Lazar, Meryem ve Marta’nın tatlı arkadaşlığından zevk alıyordu. İnsani açıdan bakıldığında böyle bir zamanda Beytanya’ya gelmekle kendisini tehlikeye atıyordu. Çünkü O’na karşı olan bütün güçlerin merkezleri Kudüs’ün yakınındaydı.

12:2   İsa’ya karşı gelen birçoklarına rağmen, O’nun için atan birkaç gerçek yürek vardı. Rab’le birlikte sofrada oturanlardan biri de Lazar’dı ve Marta hizmet ediyordu. Kutsal Yazılar, Lazar’ın ölümünden dirilişine kadar geçen dört günde gördükleri ve duydukları hakkında bir şey içermez. Belki, böyle bir bilgiyi açığa vurması Tanrı tarafından yasak edilmişti.

12:3   İncil’in ilk dört bölümünde Rab İsa’nın bir kadın tarafından yağla meshedilmesiyle ilgili birkaç olay kaydedilmiştir. Bunlardan ikisi, tam olarak aynı değildir, ama bu olay genellikle Markos 14:3-9 ile paralel olarak düşünülür. Meryem’in Mesih’e olan bağlılığı, bu çok değerli saf hintsümbülü yağından yarım litreyi getirip O’nun ayaklarına sürmesine neden oldu. Aslında bununla, Mesih’e verilen hiçbir şeyin yeterince değerli olmadığını gösteriyordu. O, bizde olan her şeye layıktır. Meryem’le ne zaman karşılaşsak, onu İsa’nın ayakları dibinde görürüz. İşte burada, O’nun ayaklarını saçlarıyla siliyor. Bir kadının saçı onun övüncü olduğundan, burada olduğu gibi gururunu O’nun ayakları dibine seriyordu. Meryem’in kendisinin bu parfümün kokusunu bu olaydan sonra, bir süre daha üzerinde taşımış olduğunu söylemeye gerek yoktur. Bunun gibi Mesih’e tapınıldığında, tapınanlar, o anın güzel kokusundan bir şeyleri beraberlerinde götürürler. Hiçbir ev, İsa’ya hak ettiği yerin verildiği evdeki güzel kokularla dolamaz.

12:4-5   Burada, olayların en kutsalına izinsiz giren benlik görülüyor. Rabbini ele vermek üzere olan Yahuda, değerli yağın bu şekilde kullanılmasını görmeye dayanamadı.

Yahuda, İsa’nın üç yüz dinara layık olduğunu düşünemedi. Yağın satılıp yoksullara verilmesi gerektiğini hissetti. Ancak, bu tamamen ikiyüzlülüktü. Ne yoksullarla ne de Rab ile ilgileniyordu. O’nu, üç yüz dinara değil, bu miktarın onda biri için ele vermek üzereydi.

Ryle bunu şöyle ifade eder:

Bir kimse, Mesih’i öğrenci olarak üç yıl izleyebilir, bütün mucizelerini görebilir, bütün öğretişlerini işitebilir, elinden iyiliklerini defalarca alabilir, elçi sayılabilir ve yine de sonunda yüreğinin çürük olduğunu kanıtlayabilirdi; bütün bunlar, ilk bakışta inanılmaz ve imkansız görünür! Buna rağmen Yahuda’nın durumu bunun olabileceğini açıkça gösteriyor. İnsan düşüşünün derecesi kadar anlaşılan çok az şey vardır. 1

12:6   Yuhanna, Yahuda’nın bunu yoksullara olan gerçek sevgisinden değil, hırsız ve aç gözlü olduğundan söylediğini eklemede çabuk davranır. Ortak para kutusu Yahuda’daydı ve kutuya konulanlardan aşırıyordu.

12:7   Aslında Rab şöyle diyordu: “Onun bunu yapmasını engellemeyin. Bu yağı benim gömüleceğim gün için sakladı. 2 Şimdi bunu, benim üzerime sevgi ve tapınma eylemi olarak dökmek istiyor. Bunu yapmasına izin verilmelidir.”

12:8   Başkalarının iyiliklerini boca edebilecekleri yoksullar her zaman aralarında olacaktı. Ancak, Rab’bin yeryüzündeki hizmeti hızla sona ermekteydi. Meryem, bu yağı O’nun üzerine dökme fırsatına her zaman sahip olmayacaktı. Bu, bize ruhsal fırsatların kaçtığını anımsatmalıdır. Kurtarıcı için yapabileceklerimizi asla ertelememeliyiz.

B. Lazar’a Karşı Düzenlenen Öldürme Planı (12:9-11)

12:9   İsa’nın Kudüs yakınında olduğu haberi hızla yayıldı. Artık yerini saklamak mümkün değildi. Yahudilerden büyük bir kalabalık O’nu, başkaları ise ölümden dirilttiği Lazar’ı görmek için Beytanya’ya geldi.

12:10-11   İnsan yüreğindeki çılgın nefret, bu ayette yine resmedilir. Başkâhinler ise Lazar’ı da öldürmeyi tasarladılar. İnsan neredeyse, onun ölümden dirilerek büyük bir hainlik yaptığını sanacak! Bu onun kontrol edebileceği bir şey değildi, buna rağmen ölümü hak ettiğini düşündüler.

Çünkü Lazar’ın yüzünden birçok Yahudi… İsa’ya iman ediyordu. Lazar bu nedenle Yahudi “düzeninin” düşmanıydı ve ortadan kaldırılmalıydı. Başkalarını Rab’be getirenler daima işkencenin hedefi yapılır ve hatta şehit edilirler.

Bazı yorumcular, başkahinler dirilişi inkâr eden Sadukiler oldukları için, Lazar’ı yok ederek diriliş kanıtından kurtulmak istediklerini ileri sürerler.

C. Zafer Girişi (12:12-19) (Kudüs’e Girişi)

12:12-13 Şimdi, İsa’nın Kudüs’e zaferle girişine geliyoruz. Çarmıha gerilmesinden önceki Pazar günüydü.

Bu büyük kalabalığın İsa hakkında ne düşündüğünü bilmek çok zor. O’nun Tanrı’nın Oğlu ve İsrail’in Mesih’i olduğunu gerçekten anladılar mı? Yoksa O’nu sadece, kendilerini Romalıların baskısından kurtaracak bir Kral olarak mı gördüler? O saatin heyecanıyla sürüklendiler mi? Şüphesiz gruptaki kişilerden bazıları gerçek inanlıydı, ama genel izlenim, halkın çoğunluğunun Rab’le yürekten ilgilenmediği yönündedir.

Hurma dalları, üzüntüden sonraki rahatlık ve esenliğin bir işaretidir. (Esi. 7:9). “Hozana” sözü, “Şimdi kurtar diye dua ediyoruz” anlamına gelir. Bu düşünceleri bir araya getirince, sanki halk, İsa’nın, onları Romalıların zulmünden kurtarmak ve diğer ulusların baskıları altında geçen uzun yılların üzüntüsünden sonra onlara rahatlık ve esenlik vermek için Tanrı’dan gönderildiğini kabul ediyor gibi görünüyor.

12:14-15   İsa kente yaygın bir ulaşım şekli olan sıpa üzerinde gitti. Dahası, Rab bu şekilde giderken peygamberliği yerine getiriyordu.

Bu, Zekarya 9:9’dan alınmıştır. Bu ayette peygamber, Kral’ın İsrail’e geldiğinde sıpaya binmiş olacağını önceden bildirmiştir. Siyon, Kudüs kentinde bir tepe olduğundan, Siyon Kızı, İsrail halkını belirten mecazi bir ifadedir.

12:16   Öğrencileri, olanlarla Zekarya’nın peygamberliğinin yerine geldiğini, İsa’nın aslında Kudüs’e İsrail’in gerçek Kralı olarak girdiğini anlamadılar. Ama Rab, Baba’nın sağında yüceltilmek için göğe gittikten sonra öğrenciler bu olaylarla Kutsal Yazıların yerine gelmiş olduğunu sezdiler.

12:17-18   İsa’nın Kudüs’e girişini seyreden kalabalıkta O’nun Lazar’ı ölümden diriltişini görmüş olan kişiler vardı. Bunlar, sıpa üzerinde gidenin, Lazar’ı yaşama geri getirmiş olan kişiyle aynı kişi olduğunu etraflarındaki kişilere anlattılar. Bu unutulmaz olayla ilgili sözlerin haberi yayılınca, halk İsa’yı karşılamaya çıktı. Güdüleri, ne yazık ki gerçek imandan çok meraktı.

12:19   Kalabalık sayıca artarken ve Kurtarıcı’ya olan ilgi büyürken, Ferisiler çıldırdı. Söyleyebilecekleri, yapabilecekleri herhangi bir şeyin en küçük bir etkisi bile olmayacaktı. Aşırı bir abartmayla tüm dünyanın İsa’nın peşine takılmış olduğunu söylediler. Kalabalığın ilgisinin geçici bir şey olduğunu ve gerçekte İsa’ya Tanrı’nın Oğlu olarak tapınmak isteyenlerin az olduğunu anlamadılar.

Ç. Bazı Grekler İsa’yı Görmek İstiyor (12:20-26)

12:20   İsa’ya gelen Grekler Museviliği seçmiş olan diğer uluslardandılar. Bayramda tapınmak üzere Kudüs’e gitmeleri, artık atalarının dini uygulamalarını sürdürmediklerini gösterir. Bu nedenle Rab İsa’ya gelmeleri, Rab İsa’yı Yahudiler reddettiğinde, diğer ulusların müjdeyi işitecekleri ve bazılarının iman edeceği gerçeğini resmeder.

12:21   Niçin Filipus’a geldiklerine dair hiçbir açıklama verilmiyor. Belki adının Grek olması ve Celile’nin Beytsayda kentinden olması, onu din değiştiren diğer uluslara çekici kıldı. Ricaları gerçekten soyluydu: “Efendimiz, İsa’yı görmek istiyoruz.” Yüreğinde bu içten arzuya sahip olan hiç kimse ödülsüz geri çevrilmez.

12:22   Belki Filipus, Rab’bin bu Grekleri görüp görmeyeceğinden pek emin değildi. Mesih daha önce öğrencilere müjdeyle diğer uluslara gitmemelerini söylemişti; bunun için Filipus Andreya’ya gitti ve birlikte İsa’ya haber verdiler.

12:23   Grekler niçin İsa’yı görmek istediler? Eğer bu satırlardaki kapalı anlamı görebilirsek İsa’nın hikmetinin onlara çekici geldiğini ve onların da İsa’yı popüler filozofları olarak yüceltmek istedikleri ipucunu çıkarabiliriz. O’nun Yahudi liderlerle fikir çatışması içinde olduğunu biliyorlardı ve belki de kendileriyle Yunanistan’a giderek, yaşamını kurtarmasını istiyorlardı. Felsefeleri “Kendini kurtar” idi, ama İsa, onlara bu felsefenin hasat yasasına açıkça karşı geldiğini söyledi. O rahat bir yaşamla değil, kurban olarak ölmekle yüceltilecekti.

12:24   Tohum toprağa düşüp ölmedikçe hiçbir zaman ürün vermez. Rab İsa burada, buğday tanesi (ya da tahıl tanesi) olarak kendisine işaret etti. Ölmezse, yalnız kalacaktı. Göğün (cennetin) görkeminden tek başına zevk alacaktı; orada görkemini paylaşacağı kurtulmuş günahkârlar olmayacaktı. Ama ölürse, birçoklarının kurtulabileceği bir kurtuluş yolu sağlayacaktı.

T.G. Ragland’ın söylediği gibi Mesih için geçerli olan bizim için de geçerlidir:

Mesih uğruna buğday taneleri olmayı, toprağa düşmeyi ve ölmeyi reddedersek; olanaklarımızdan özveride bulunmaz, durumumuzu, malımızı ve sağlığımızı riske sokmazsak; çağrıldığımızda evimizi bırakmaz ve aile bağlarımızı koparmazsak o zaman yalnız kalırız. Ancak ürün vermek istersek, tahıl tanesi olarak ve ölerek Kutsal Rabbimizin ardından gitmeliyiz; o zaman çok ürün veririz. 3

12:25   Birçokları, yaşamda önemli olan şeylerin yiyecek, giyecek ve zevk olduğunu sanır. Bu şeyler için yaşarlar. Ancak yaşamlarını böyle severken, canın bedenden daha önemli olduğunu anlamada yetersiz kalırlar. Canlarının durumunu ihmal ederek yaşamlarını kaybederler. Öte yandan bütün bunları Mesih için kayıp sayanlar vardır. O’na hizmet etmek için insanlar arasında çok değer verilen şeylerden vazgeçerler. Bunlar, sonsuz yaşam için yaşamlarını saklayacak olanlardır. Canından nefret etmek, Mesih’i kendi çıkarlarından daha çok sevmek anlamındadır.

12:26   Mesih’e hizmet etmek isteyen O’nun ardından gitmelidir. Öğrencileri, öğretişlerine itaat edecek ve ahlâki yönden O’na benzeyeceklerdir. O’nun ölüm örneğini kendilerine uygulamalıdırlar. Bütün hizmetkarlara, Efendilerinin daimi varlığı ve koruması vaat edilmiştir ve bu, yalnız bu yaşamı değil, sonsuzluğu da içermektedir. Bir gün gelecek, hizmet Tanrı’nın onayını alacaktır. Burada, kişinin Mesih uğruna utanç ya da azarlama yüzünden çektiği acı, cennette Baba Tanrı tarafından herkesin önünde övülmesinin görkemiyle karşılaştırıldığında gerçekten çok küçük olacaktır.

D. İsa Ölümle Karşı Karşıya (12:27-36)

12:27   Rab’bin düşünceleri artarak hemen önünde duran olaylar üzerinde yoğunlaşmaktaydı. Çarmıhı düşünüyor ve Günah Taşıyıcısı olacağını, Tanrı’nın günahlarımıza karşı olan gazabına katlanacağı zamanı tasarlıyordu. “Büyük keder saatini” düşünürken, yüreği sıkılıyordu. Böyle bir durumda nasıl dua etmeliydi? Babasına, O’nu bu saatten kurtarmasını mı rica etmeliydi? Bunun için dua edemezdi, çünkü dünyaya gelişinin amacı çarmıha gitmekti. Ölmek için doğdu.

12:28   Rab İsa, çarmıhtan kurtarılabilmesi için dua edeceğine, Babasının adının yüceltilebilmesi için dua etti. Kendi rahatı ya da güvenliğinden çok Tanrı’nın onurlandırılmasıyla ilgileniyordu. Tanrı şimdi, adını yüceltmiş olduğunu ve yine yücelteceğini söyleyerek gökten konuştu. İsa’nın yeryüzündeki hizmeti sırasında, Tanrı’nın adı yüceltildi. Nasıra’da geçen otuz sessiz yıl, halk arasındaki üç hizmet yılı, Kurtarıcı’nın harika sözleri ve işleri; işte bütün bunlar Baba’nın adını çok yüceltti. Ancak yine de Tanrı’ya, Mesih’in ölümü, gömülmesi, dirilmesi ve göğe çıkması aracılığıyla daha büyük bir yücelik getirilecekti.

12:29   Orada duranlardan bazıları, Tanrı’nın sesini gök gürültüsü sandı. Bu tip kişiler, her zaman ruhsal şeylere doğal bir açıklama getirmeye çalışırlar. Mucize gerçeğini kabul etmeyi istemeyenler, mucizeleri bazı doğa kanunlarıyla açıklamaya çalışırlar. Diğerleri bunun gök gürültüsü olmadığını biliyordu, ama yine de bunu Tanrı’nın sesi olarak tanımadılar. Bunu tanımak insanüstü bir şey olmalı. Onlarsa yalnızca bunun bir meleğin sesi olduğu sonucunu çıkarabildiler. Tanrı’nın sesi, yalnızca Kutsal Ruh’un yardım ettiği kişiler tarafından işitilip anlaşılabilir. İnsanlar müjdeyi defalarca dinleyebilirler; bununla birlikte Kutsal Ruh konuşmadıkça bunlar onlara anlamsız gelebilir.

12:30   Rab dinleyenlere, bu sesin O’nun duyması için işitilebilir olması gerekmediğini açıkladı. Aksine, bu ses orada duranlar yararına işitilebilir yapılmıştı.

12:31   “Bu dünya şimdi yargılanıyor” dedi. Dünya, Yaşam ve Yücelik Rabbini çarmıha germek üzereydi. Böyle yaparak kendini suçlayacaktı. Mesih’i reddetmelerinden dolayı mahkum olacaklardı. Mesih’in burada demek istediği budur. Mahkumiyet, suçlu insanlığa geçmek üzereydi. Bu dünyanın egemeni Şeytan’dır. Şeytan gerçek anlamda Golgota’da tamamen yenildi. Rab İsa’yı ilk ve son olarak öldürerek başarılı olduğunu sandı. Oysa Kurtarıcı, insanlar için bir kurtuluş yolu sağlamış ve aynı zamanda Şeytan’ı ve bütün ordusunu yenmişti. İblis’in mahkumiyeti henüz bitmedi, ama sonu mühürlendi. Dünyada hâlâ kötü işlerine devam ediyor, ancak ateş gölüne atılması an meselesidir.

12:32   Bu ayetin ilk kısmı, Mesih’in çarmıh üzerindeki ölümünü belirtir. Tahta bir çarmıha çivilendi ve yerden yukarı kaldırıldı. Rab, böyle çarmıha gerildiği takdirde bütün insanları kendisine çekeceğini söyledi. Bunun için birkaç açıklama yapılmıştır. Bazıları, Mesih’in bütün insanları ya kurtuluşa ya da yargılamaya yönelttiğini düşünür. Bazıları da, Müjde duyurulurken Mesih yukarı kaldırıldığı (yüceltildiği) takdirde, bildirinin daha güçlü olacağını ve insanların O’na yöneleceğini düşünür. Ancak herhalde doğru açıklama, Rab İsa’nın çarmıhının her tür (bütün) insanın O’na çekilmesiyle sonuçlanmasıdır. İstisnasız bütün insanlar anlamında değil, her ulus, soy ve dilden insanlar anlamındadır.

12:33   Rab İsa, yukarı kaldırılmaktan söz ettiğinde nasıl bir ölümle öleceğini, yani çarmıhı belirtti. Burada yine, Rab’bin bütün bilgiye sahip olduğunu görüyoruz. Önceden, yatakta ya da kazayla ölmeyeceğini, çarmıha çivileneceğini biliyordu.

12:34   Kalabalık, Rab’bin yukarı kaldırılmayla ilgili ifadesinden şaşkına döndü. Mesih olduğunu iddia ettiğini biliyorlardı, ama yine biliyorlardı ki, Eski Antlaşma’da Mesih’in sonsuza dek yaşayacağı yazılıydı (Yşa.9:7; Mez.110:4; Dan.7:14; Mik.4:7). Kalabalığın, İsa’nın “İnsanoğlu yukarı kaldırılmalıdır” sözünü aktarışına dikkat edin. Aslında O, “Ben yerden yukarı kaldırıldığım zaman” demişti. Elbette ki, Rab İsa kendisinden çok defalar, İnsanoğlu olarak söz etmişti ve belki önceden, İnsanoğlu’nun yukarı kaldırılmasından bile söz etmiştir; bu nedenle halkın, bu ikisini bir araya getirmesi zor olmadı.

12:35   Halk İsa’ya, İnsanoğlu’nun kim olduğunu sorduğunda, İsa yine kendisinden dünyanın ışığı olarak söz etti. Onlara, ışığın onlarla yalnızca kısa bir süre daha kalacağını anımsattı. Işığa gelip Işıkta yürümeliydiler; yoksa karanlık kısa bir süre içinde onları alt edecek ve bilgisizlik nedeniyle sürçeceklerdi.

Rab, kendisini güneşe ve güneşin sunduğu gün ışığına benzetiyor gibi görünüyor. Güneş sabahleyin doğar, öğleyin doruğuna ulaşır ve akşamleyin ufkun üzerine iner. Bizimle olduğu saatler sınırlıdır. Buradayken ondan yararlanmalıyız, çünkü karanlık çökünce ışığı alamayız. Rab İsa’ya iman eden kişi ruhsal açıdan ışıkta yürüyen kişidir. O’nu reddeden karanlıkta yürür ve nereye gittiğini bilmez. Tanrısal yönlendirişten yoksun kalır ve yaşam boyu sendeler.

12:36   Rab İsa dinleyicilerini hâlâ fırsat varken O’na iman etmeleri için uyardı. Böyle yaparak ışığın oğulları olacaklardı. Yaşam ve sonsuzluk boyunca gidecekleri yön konusunda onlara güvence verilecekti. Rab, bu sözleri söyledikten sonra halktan ayrıldı ve bir süre gizlendi.

E. Yahudilerin Çoğunun İman Etme Konusundaki Başarısızlığı (12:37-43)

12:37   Yuhanna şimdi, Rab İsa’nın bunca büyük mucize yapmasına rağmen, halkın O’na iman etmemesine duyduğu şaşkınlığı ifade etmek için ara verir. Daha önce bahsettiğimiz gibi, inançsızlıkları kanıt yetersizliğinden kaynaklanmıyordu. Rab, Tanrılığının en inandırıcı kanıtlarını sunmuştu, ama halk iman etmek istemedi. Onların üzerinde egemenlik sürecek bir kral arzuladılar, ama tövbe etmek istemediler.

12:38   Yahudilerin iman etmemesi, Yeşaya 53:1’deki peygamberliğin yerine gelmesiydi. “Rab, verdiğimiz habere kim inandı?” sorusu, “Çok değil!” yanıtını gerekli kılıyor. Kutsal Yazılarda pazı, güç ya da kuvveti belirttiğinden, Rab’bin pazısı, Tanrı’nın gücü anlamındadır. Tanrı’nın gücü, yalnızca Rab İsa Mesih ile ilgili habere iman edenlere açıklandı. Bunun için, Mesih’le ilgili duyuruyu kabul etmeyen birçok kişiye Tanrı’nın gücü açıklanmadı.

12:39   Rab İsa, kendisini İsrail ulusuna tanıttığında O’nu reddettiler. Tekrar ve tekrar onlara kurtuluş teklifiyle geldi, ama onlar O’na “hayır” demeye devam etti. İnsanlar müjdeyi ne kadar çok reddederse, onu kabul etmeleri o kadar zor olur. İnsanlar gözlerini Işığa kaparsa, Tanrı onların Işığı görmesini daha da zorlaştırır. Tanrı, tanrısal yargı olarak bilinen yasal körlüğe uğramalarına neden olur.

12:40   Bu alıntı Yeşaya 6:10’dandır. Tanrı, İsrail halkının gözlerini kör etti ve yüreklerini nasırlaştırdı. Bunu hemen değil, onlar kendi gözlerini kapadıktan ve kendi yüreklerini nasırlaştırdıktan sonra yaptı. İsrail’in, Mesih’i inatçı ve kasıtlı reddinin sonucu olarak kendilerini görüş, anlayış, tövbe ve iyileşmeden uzaklaştırdılar.

12:41   Yeşaya 6’ncı bölümde peygamber, Tanrı’nın yüceliğini görmüş olarak betimlenir. Yuhanna, Yeşaya’nın gördüğünün, Mesih’in yüceliği ve hakkında konuştuğu kişinin ise Mesih olduğu açıklamasını ekledi. Bu nedenle bu ayet, İsa Mesih’in Tanrı olduğunu kanıtlayan kanıt zincirinin bir başka önemli halkasıdır.

12:42   Yahudi önderlerinin birçoğu İsa’nın Mesih olduğuna inandı. Bununla beraber inançlarını, aforoz edilme korkusuyla başkalarıyla paylaşmaya cesaret edemediler. Bu kişilerin Rab İsa’da içten inanlılar olduklarını düşünmek istiyoruz, ancak şüphelidir. Gerçek imanın olduğu yerde er geç Mesih’e tanıklık edilecektir. Mesih gerçekten Kurtarıcı olarak kabul edildiğinde, sonuçlarını önemsemeyerek bu inancını tereddütsüz bildirecektir.

12:43   Bu adamların, insandan (arkadaşlarından) gelen övgüyle Tanrı’dan gelen övgüden daha çok ilgilendikleri bellidir. İnsanın onayını Tanrı’nın onayından daha çok düşündüler. Böyle bir kişi gerçekten içten bir inanlı olabilir mi? Bu sorunun yanıtı için 5:44’e bakınız.

F. İman Etmemenin Tehlikesi (12:44-50)

12:44   44’üncü ayetin açıklaması şöyledir: “Bana iman eden aslında sadece bana değil, beni gönderen Babama da iman etmiş olur.” Rab burada Baba Tanrı ile olan mutlak (tam) birliğini öğretti. Diğerine iman etmeksizin birine iman etmek imkansızdı. Mesih’e iman etmek Baba Tanrı’ya iman etmektir. Kişi, Oğul’u eşit derecede onurlandırmadıkça, Baba’ya iman edemez.

12:45   Bir bakıma hiç kimse, Baba Tanrı’yı göremez. O Ruh’tur ve bu nedenle de görülmez. Ancak Rab İsa, Baba Tanrı’nın nasıl olduğunu bize bildirmek için dünyaya gelmişti. Bununla, bize Tanrı’nın fiziksel olarak değil, ahlaki olarak nasıl olduğunu bildirdiğini kastediyoruz. Bize Tanrı’nın karakterini gösterdi. Bu nedenle Mesih’i görmüş olan, Baba Tanrı’yı da görmüş olur.

12:46   Işık örneği, Rab’bin sevdiği bir örnek olarak görülüyor. Yine kendisinden, O’na iman edenler karanlıkta kalmasın diye dünyaya gelen bir ışık olarak söz etti. Mesih’in dışında kalan insanlar zifiri karanlıktadır. Yaşam, ölüm ya da sonsuzlukla ilgili doğru bir anlayışları yoktur. Mesih’e imanla gelenler gerçeği artık el yordamıyla aramazlar, çünkü O’nda gerçeği bulmuşlardır.

12:47   Mesih’in ilk gelişindeki amaç, dünyayı yargılamak değil, kurtarmaktı. O’nun sözlerini işitmeyi ya da O’na iman etmeyi reddedenleri yargılamadı. Bu, O’nun iman etmeyenleri gelecekte suçlamayacağı anlamına gelmez; ancak o yargılama ilk gelişinin hedefi değildi.

12:48   Rab O’nun sözlerini reddedenlerin Tanrı’nın sanık kürsüsüne çıkacağı güne özlemle baktı. O son günde Rab İsa’nın sözleri ya da öğretişi onları suçlu çıkarmaya yetecektir.

12:49   Öğrettiği şeyler, O’nun uydurduğu ya da insanların okullarda öğrendiği şeyler değildi. Aksine, itaatkâr Hizmetkar ve Oğul olarak yalnızca Baba’nın O’nu konuşması için görevlendirdiği şeyleri konuşmuştu. Son günde insanları suçlu çıkaracak olan gerçek de budur. İsa’nın konuştuğu söz, Tanrı’nın Sözü idi ve insanlar onu dinlemeyi reddetti. Baba, O’na sadece ne söylemesi değil, ne konuşması gerektiğini de söylemişti. İkisi arasında bir fark vardır. “Ne söylemem gerektiği” ifadesi, bildirinin özüne işaret eder; “ne konuşmam gerektiği” ifadesi ise Tanrı’nın gerçeğini öğretmede Rab’bin kullanması gereken sözler anlamına gelir.

12:50   İsa, Baba’nın O’nu, O’na iman edeceklere sonsuz yaşam vermek için görevlendirmiş olduğunu biliyordu. Bu nedenle Mesih, Baba tarafından kendisine verilen bildiriyi olduğu gibi duyurdu.

Anlatımın burasında belirli bir aranın verildiğini görüyoruz. Bu noktaya kadar Rab kendisini İsrail’e tanıtmıştır. Yedi ayrı belirti ya da mucize kaydedilmiştir; her biri, bir günahkârın Mesih’e iman etmesiyle sonuçlanacak bir tecrübeyi resmediyor.

Belirtiler şunlardır:

  1. Celile’nin Kana köyündeki düğünde suyu şaraba çevirmesi (2:1-12). Bu, tanrısal sevince yabancı olan bir günahkârın Mesih’in gücüyle değişmesini resmeder.
  2. Saray memurunun oğlunu iyileştirmesi (4:46-54). Bu, günahkârı hasta ve ruhsal sağlığa ihtiyacı varken resmeder.
  3. Beytesta havuzundaki kötürümü iyileştirmesi (bölüm 5). Yoksul günahkâr güçsüz, çaresiz ve kendi durumunu düzeltecek bir şey yapacak durumda değildir. İsa onun sakatlığını iyileştirir.
  4. Beş bin kişiyi doyurması (bölüm 6). Günahkâr yiyeceksiz., aç ve güç veren şeyden yoksundur. Rab hiçbir zaman acıkmasın diye onun canı için yiyecek sağlar.
  5. Celile gölünü yatıştırması (6:16-21). Günahkâr tehlikeli bir yerde görünür. Rab onu fırtınadan kurtarır.
  6. Doğuştan kör bir adamı iyileştirmesi (bölüm 9). Bu adam, Mesih’in gücü dokununcaya kadar kör olan insan yüreğini resmeder. İnsan, Kutsal Ruh tarafından aydınlatılıncaya kadar kendi günahkârlığını ya da Kurtarıcı’nın güzelliklerini göremez.
  7. Lazar’ı ölümden diriltmesi (bölüm 11). Bu, elbette ki bize insanın suçları ve günahları içinde ölü ve yukarıdan gelen yaşama gereksinimi olduğunu anımsatır.

Bütün bu belirtiler İsa’nın Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğunu kanıtlama amacıyla yapılmıştır.

 

Kutsal Kitap

1 İsa, Fısıh Bayramı’ndan* altı gün önce, ölümden dirilttiği Lazar’ın bulunduğu Beytanya’ya geldi.
2 Orada kendisi için bir ziyafet düzenlediler. Marta hizmet ediyordu. İsa’yla birlikte sofrada oturanlardan biri de Lazar’dı.
3 Meryem, çok değerli saf hintsümbülü yağından yarım litre kadar getirerek İsa’nın ayaklarına sürdü ve saçlarıyla ayaklarını sildi. Ev yağın güzel kokusuyla doldu.
4 Ama öğrencilerinden biri, İsa’ya sonradan ihanet eden Yahuda İskariot, “Bu yağ neden üç yüz dinara satılıp parası yoksullara verilmedi?” dedi.
5 (SEE 12:4)
6 Bunu, yoksullarla ilgilendiği için değil, hırsız olduğu için söylüyordu. Ortak para kutusu ondaydı ve kutuya konulandan aşırıyordu.
7 İsa, “Kadını rahat bırak” dedi. “Bunu benim gömüleceğim gün için saklasın.
8 Yoksullar her zaman aranızdadır, ama ben her zaman aranızda olmayacağım.”
9 Yahudiler’den büyük bir kalabalık İsa’nın Beytanya’da bulunduğunu öğrendi ve yalnız İsa için değil, O’nun ölümden dirilttiği Lazar’ı da görmek için oraya geldi.
10 Başkâhinler ise Lazar’ı da öldürmeyi tasarladılar.
11 Çünkü onun yüzünden birçok Yahudi gidip İsa’ya iman ediyordu.
12 Ertesi gün, bayramı kutlamaya gelen büyük kalabalık İsa’nın Yeruşalim’e gelmekte olduğunu duydu.
13 Hurma dalları alarak O’nu karşılamaya çıktılar. “Hozana*! Rab’bin adıyla gelene, İsrail’in Kralı’na övgüler olsun!” diye bağırıyorlardı.
14 İsa bir sıpa bulup üzerine bindi. Yazılmış olduğu gibi, “Korkma, ey Siyon* kızı! İşte, Kralın sıpaya binmiş geliyor.”
15 (SEE 12:14)
16 Öğrencileri ilkin bunları anlamadılar. Ama İsa yüceltildikten sonra bu sözlerin O’nun hakkında yazıldığını, halkın bunları O’nun için yaptığını hatırladılar.
17 Lazar’ı mezardan çağırıp ölümden dirilttiği sırada İsa’yla birlikte bulunan kalabalık buna tanıklık etti.
18 İsa’nın bu doğaüstü belirtiyi gerçekleştirdiğini duyan halk O’nu karşılamaya çıktı.
19 Ferisiler* ise birbirlerine, “Görüyorsunuz, elinizden hiçbir şey gelmiyor. Bütün dünya O’nun peşine takıldı” dediler.
20 Bayramda tapınmak üzere Yeruşalim’e gidenler arasında bazı Grekler* vardı.
21 Bunlar, Celile’nin Beytsayda Kenti’nden olan Filipus’a gelerek, “Efendimiz, İsa’yı görmek istiyoruz” diye rica ettiler.
22 Filipus gitti, bunu Andreas’a bildirdi. Andreas ve Filipus da gidip İsa’ya haber verdiler.
23 İsa, “İnsanoğlu’nun* yüceltileceği saat geldi” diye karşılık verdi.
24 “Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.
25 Canını seven onu yitirir. Ama bu dünyada canını gözden çıkaran onu sonsuz yaşam için koruyacaktır.
26 Bana hizmet etmek isteyen, ardımdan gelsin. Ben neredeysem bana hizmet eden de orada olacak. Baba, bana hizmet edeni onurlandıracaktır.
27 Şimdi yüreğim sıkılıyor, ne diyeyim? ‘Baba, beni bu saatten kurtar’ mı diyeyim? Ama ben bu amaç için bu saate geldim.
28 Baba, adını yücelt!” Bunun üzerine gökten bir ses geldi: “Adımı yücelttim ve yine yücelteceğim.”
29 Orada duran ve bunu işiten kalabalık, “Gök gürledi” dedi. Başkaları, “Bir melek O’nunla konuştu” dedi.
30 İsa, “Bu ses benim için değil, sizin içindi” dedi.
31 “Bu dünya şimdi yargılanıyor. Bu dünyanın egemeni şimdi dışarı atılacak.
32 Ben yerden yukarı kaldırıldığım zaman bütün insanları kendime çekeceğim.”
33 İsa bunu, nasıl öleceğini belirtmek için söylüyordu.
34 Kalabalık O’na şöyle karşılık verdi: “Kutsal Yasa’dan öğrendiğimize göre Mesih* sonsuza dek kalacaktır. Nasıl oluyor da sen, ‘İnsanoğlu yukarı kaldırılmalıdır’ diyorsun? Kimdir bu İnsanoğlu?”
35 İsa, “Işık kısa bir süre daha aranızdadır” dedi. “Karanlıkta kalmamak için ışığınız varken yürüyün. Karanlıkta yürüyen nereye gittiğini bilmez.
36 Sizde ışık varken ışığa iman edin ki, ışık oğulları olasınız.” İsa bu sözleri söyledikten sonra uzaklaşıp onlardan gizlendi.
37 Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde O’na iman etmediler.
38 Bütün bunlar Peygamber Yeşaya’nın söylediği şu söz yerine gelsin diye oldu: “Rab, verdiğimiz habere kim inandı? Rab’bin gücü kime açıklandı?”
39 İşte bu yüzden iman edemiyorlardı. Nitekim Yeşaya başka bir yerde de şöyle demişti: “Tanrı onların gözlerini kör etti Ve yüreklerini nasırlaştırdı. Öyle ki, gözleri görmesin, Yürekleri anlamasın Ve bana dönmesinler. Dönselerdi, onları iyileştirirdim.”
40 (SEE 12:39)
41 Bunları söyleyen Yeşaya, İsa’nın yüceliğini görmüş ve O’nun hakkında konuşmuştu.
42 Bununla birlikte, önderlerin bile birçoğu İsa’ya iman etti. Ama Ferisiler* yüzünden, havra dışı edilmemek için iman ettiklerini açıkça söylemediler.
43 Çünkü insandan gelen övgüyü, Tanrı’dan gelen övgüden daha çok seviyorlardı.
44 İsa yüksek sesle, “Bana iman eden bana değil, beni gönderene iman etmiş olur” dedi.
45 “Beni gören beni göndereni de görür.
46 Bana iman eden hiç kimse karanlıkta kalmasın diye, dünyaya ışık olarak geldim.
47 Sözlerimi işitip de onlara uymayanı ben yargılamam. Çünkü ben dünyayı yargılamaya değil, dünyayı kurtarmaya geldim.
48 Beni reddeden ve sözlerimi kabul etmeyen kişiyi yargılayacak biri var. O kişiyi son günde yargılayacak olan, söylediğim sözdür.
49 Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baba’nın kendisi ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana buyurdu.
50 O’nun buyruğunun sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Baba’nın bana söylediği gibi söylüyorum.”

1. Ryle, John II.309,10

2. Eleştiri metininin yorumu olan “sakladı” yerine “saklayabilsin” sözleri hem bu içerik hem de Diriliş sabahı Meryem’in mezardaki yokluğuyla çelişkili görünü­yor. NIV bu sorunu başka sözcüklerle açıklayarak çözmüştür.

3. T.G.Ragland, daha fazla belge mevcut değildir.