Yuhanna 13

 

Yuhanna Bölüm 13

 

G. İsa Öğrencilerinin Ayaklarını Yıkıyor (13:1-11)

13’üncü bölümde üst kattaki konuşması başlar. İsa artık saldırgan Yahudilerin arasında dolaşmıyordu. Yargılanmaya ve çarmıha gitmeden önce son defa öğrencileriyle birlikte olabilmek için Kudüs’te odaya çekilmişti. Yuhanna 13 ile 17 arasındaki bölüm, Yeni Antlaşma’da en sevilen bölümlerden biridir.

13:1   Çarmıha gerilmeden bir önceki gün Rab İsa, ölmesi, dirilmesi ve göğe alınması için zamanın geldiğini biliyordu. Kendisine ait olanları, yani gerçek inanlıları sevmişti. Yeryüzündeki hizmetinin sonuna kadar onları sevdi ve sonsuzluklar boyunca sevmeye devam edecektir. Kısa bir süre sonra kanıtlayacağı gibi, onları sınırsız ölçüde de sevdi.

13:2   Yuhanna burada belirtilen yemeğin ne yemeği – Fısıh mı, Rab’bin Sofrası mı ya da sıradan bir yemek mi – olduğunu söylemiyor. İblis, Yahuda’nın yüreğine İsa’yı ele verme zamanının geldiği düşüncesini ekti. Yahuda bundan çok daha önce Rab’be karşı kötülük planlamıştı, ancak şimdi ona çirkin planlarını bitirmesi için sinyal verildi.

13:3   3’üncü ayet, bir kölenin görevini kimin yaptığını vurguluyor: Yalnızca bir din görevlisi ya da öğretmen değil, ama tanrısallığının bilincinde olan İsa. O’na verilmiş olan işi biliyordu; Tanrı’dan çıkıp geldiğini ve Tanrı’ya dönüş yolculuğunda olduğunu biliyordu.

13:4   Eğilip öğrencilerinin ayaklarını yıkamasını sağlayan şey, kimliğinin, hizmetinin ve amacının bilincinde oluşuydu. Rab yemekten kalkarak uzun abasını bir yana koydu. Sonra kölenin yerini alarak beline bir havluyu önlük gibi doladı. Bu olayın İsa’nın mükemmel hizmetkar olduğunu vurgulayan İncil’in Markos bölümünde yer almasını bekleyebilirdik.

Bu simgesel eylem bize Rab’bin yukarıdaki ‘fildişi sarayları’ nasıl da bırakarak bu dünyaya Hizmetkar olarak geldiğini ve yarattıklarına hizmet ettiğini hatırlatır.

13:5   Doğu ülkelerinde açık çarık giyilmesi ayakların sık sık yıkanmasını gerekli kılıyordu. Ev sahibinin konukların ayaklarını yıkaması için bir köleyi görevlendirmesi bilinen bir nezaketti. Burada ise ‘Tanrısal Ev Sahibi’ köle olup bu hor görülen hizmeti yaptı. “İsa, hainin ayakları dibinde: Ne olağanüstü bir manzara! Bizim için ne büyük ders!”

13:6   Petrus, Rab’bin, ayaklarını yıkaması düşüncesiyle şok oldu ve Rab gibi büyük birinin onun gibi önemsiz birine tenezzül etmesini onaylamadığını ifade etti. “Tanrı’nın hizmetkar rolündeki görünüşü rahatsız edicidir.”

13:7   İsa, şimdi Petrus’a, yaptığının ruhsal bir anlam taşıdığını anlattı. Ayak yıkama, ruhsal yıkamanın açık bir örneğiydi. Petrus Rab’bin fiziksel bir eylemde bulunduğunu biliyordu, ama bunun ruhsal önemini anlamadı. Ancak yakında bilecekti, çünkü Rab bunu açıkladı. Bunu ileride, Rab’bi inkâr ettikten sonra Rab’le ilişkisi yenilendiğinde bilecekti.

13:8   Petrus, insan doğasının aşırılıklarını resmediyor. Rab’bin onun ayaklarını asla yıkamayacağına dair ant içti; buradaki “asla” sözcüğü, gerçekte “sonsuzluk boyunca değil” anlamını taşır. Rab Petrus’a, ayaklarını yıkamadığı takdirde O’nun yanında yeri olamayacağı karşılığını verdi. Ayak yıkamanın anlamı burada açıklanır. İnanlılar bu dünyada yürürken belli bir miktarda kirlenmeye uğrarlar. Çirkin konuşmaları dinleme, kutsal olmayan şeylere bakma ve tanrıtanımaz kişilerle çalışma kaçınılmaz olarak inanlıyı kirletir. İnanlı sürekli temizlenmeye ihtiyaç duyar.

Bu temizlenme, Sözün suyuyla olur. Kutsal Kitap’ı okur ve çalışırken, vaaz dinlerken ve birbirimizle bunu tartışırken, bunun üzerimizdeki kötü etkilerden bizi temizlediğini görürüz. Öte yandan, Kutsal Kitap’ı ne kadar çok ihmal edersek, bu kötü etkiler bizde büyük kaygı yaratmaksızın zihin ve yaşamlarımızda o kadar çok kalabilirler. İsa, “benimle payın olmaz” dediğinde, Petrus’u yıkamazsa onun kurtulamayacağını değil, yaşamında, Rab’le olan ilişkisinin (arkadaşlığın) sadece Kutsal Yazıların sürekli temizleme eylemiyle sürdürülebileceğini söylemek istedi.

13:9-10   Petrus burada başka bir aşırılığa gider. Bir dakika önce “Asla” diyen Petrus şimdi ise, “Ellerimi ve başımı da yıka” demektedir.

Hamamdan dönerken kişinin ayakları yine kirlenir. Tekrar banyo yapmasına gerek yoksa da, ayaklarını yıkatması gerekir. “Yıkanmış olan tamamen temizdir; ayaklarının yıkanmasından başka ihtiyacı yoktur.” Banyoyla leğen arasında fark vardır. Banyo kişinin kurtuluşunda aldığı temizlenmeyi belirtir. Mesih’in kanı aracılığıyla günahın cezasından temizlenme bir kez olur. Leğen günahın kirliliğinden temizlenmeyi belirtir ve Tanrı’nın Sözü aracılığıyla sürekli olmalıdır. Yıkanma bir kez gerçekleşirken, ayak yıkama birçok kez gerçekleşecektir. “Sizler de temizsiniz, ama hepiniz değil” ifadesi, Yahuda dışında bütün öğrencilerin yenilenme banyosuna sahip olmuş oldukları anlamına gelir. Yahuda hiçbir zaman kurtulmamıştı.

13:11   Rab her şeyi tam bildiğinden, Yahuda’nın O’nu ele vereceğini biliyordu ve bunun için onu kurtuluş banyosuna hiç sahip olmamış biri olarak belirtti.

Ğ. İsa Öğrencilerine, O’nun Örneğini İzlemelerini Öğretiyor
(13:12-20)

13:12   Mesih’in, bütün öğrencilerin ayaklarını yıkadığı görülüyor. Sonra abasını giyinip onlara yaptığı şeyin ruhsal anlamını açıklamak için yine sofraya oturdu. Konuşmayı bir soru sorarak açtı. Kurtarıcı’nın soruları ilginç bir çalışma olur. En etkili öğretiş yöntemlerinden birini oluşturur.

13:13-14   Öğrenciler, İsa’yı Öğretmenleri ve Rableri olarak kabul etmişlerdi ve böyle yapmakta da haklıydılar. Ancak O’nun verdiği örnek, egemenliğin güç yapısındaki en yüksek mevkinin (rütbenin) hizmetçiye ait olduğunu gösterdi. Eğer Rab ve Öğretmen öğrencilerin ayaklarını yıkamışsa, birbirlerinin ayaklarını yıkamamaları için ne bahaneleri olabilirdi? Rab onlara harfi harfine birbirlerinin ayaklarını suyla yıkamaları gerektiğini mi söylemek istedi? 1 Kilise için yeni bir kural mı koyuyordu? Hayır, buradaki anlam ruhsaldı. Onlara, Tanrı’nın Sözü üzerine devamlı birlikte vakit geçirerek birbirlerini temiz tutmalarını söylüyordu. Biri kardeşini inançsal açıdan soğurken ya da dünyaya dalarken görürse, ona sevgiyle Kutsal Kitap’tan öğüt vermelidir.

13:15-16   Rab onlara bir örnek verdi: Birbirlerine ruhsal olarak nasıl davranacakları konusunda bir ders.

Gurur ya da kişisel düşmanlıklar bizi kardeşlerimize hizmet etmek için eğilmekten alıkoyarsa, Efendimizden üstün olmadığımızı anımsamalıyız. Değersiz ve nankör olanları yıkamak için kendisini alçalttı, hatta onlardan birinin kendisini ele vereceğini biliyordu. Sizi para karşılığı ele vermek üzere olduğunu bildiğiniz bir adama alçalarak hizmet eder misiniz? Gönderilenler (öğrenciler) kendilerini, gönderenin (Rab İsa’nın) yaptığı şeyleri yapmayacak kadar üstün görmemelidirler.

13:17   Alçakgönüllülük kendi çıkarlarını aramamaktır. Hizmet konusundaki bu gerçekleri bilmek bir şey, bunları bilip hiç yapmamak başka bir şeydir. Gerçek değer ve mutluluk bunları yapmakla sağlanır!

13:18   Rab’bin hizmet etme konusunda öğrettikleri Yahuda’yı içermedi. İsa ele verilişiyle ilgili Kutsal Yazıların Mezmurlar 41:9 gibi yerine gelmesi gerektiğini biliyordu. Yahuda üç yıldır Rab’le yemek yemiş biriydi, yine de O’na karşı ökçesini kaldırdı (Rab’be ihanet ettiğini belirten bir ifade). İhanet eden, 41’inci Mezmurda ele verilen Rab tarafından “yakın dostum” diye tanımlanır.

13:19   Rab ele verilişini öğrencilere önceden açıkladı ki, bunlar olunca, öğrenciler İsa’nın gerçek Tanrı olduğunu bilsinler. Bu ayetin sonundaki O sözcüğü çıkarılabilir. “Ben olduğuma inanasınız.” Yeni Antlaşma’daki İsa, Eski Antlaşma’daki Yehova’dır. Böylece, yerine gelen peygamberlik Mesih’in Tanrılığına ve buna ek olarak da Kutsal Kitap’ın Tanrı esini oluşuna ilişkin büyük kanıtlardan biridir.

13:20   Rabbimiz, ele verilişinin diğer öğrencilerin sendelemesine ya da kuşkulanmasına neden olabileceğini biliyordu. Bunun için bu yüreklendirici sözü ekledi. Tanrısal bir göreve gönderilmekte olduklarını anımsamalıydılar. O’nunla o kadar çok bir tutulacaklardı ki, onları kabul etmek O’nu kabul etmekle aynıydı. Mesih’i kabul edenler, Baba Tanrı’yı da kabul etmiş olur. Böylece Oğul Tanrı ve Baba Tanrı’yla olan yakın bağlarıyla teselli edileceklerdi.

H. İsa Ele Verilişini Önceden Bildiriyor (13:21-30)

13:21-22   Öğrencilerden birinin O’nu ele vereceğini bilmek Rab’bin yüreğinin sıkılmasına neden oldu. Burada İsa kendisine ihanet edene, kötü planından vazgeçmesi için son bir fırsat veriyor gibi görünüyor. Rab, onikilerden birinin kendisini ele vereceği konusundaki bilgisini kişiyi teşhir etmeden açıkladı. Bu bile hainin düşüncesini değiştirmedi.

Diğer öğrenciler Yahuda’dan şüphelenmedi. Onlardan birinin böyle bir şey yapacağına şaşırdılar ve onun kim olabileceğini merak ettiler.

13:23   O günlerde insanlar yemek yemek için masa yerine alçak divanlarda oturuyorlardı. İsa’nın sevdiği öğrenci, bu Müjde’nin yazarı Yuhanna idi. Kendi isminden söz etmedi, ancak Kurtarıcı’nın yüreğinde özel bir yer tuttuğunu söylemekte tereddüt etmedi. Rab bütün öğrencilerini seviyordu, ama Yuhanna, O’na yakın olmaktan özel bir zevk aldı.

13:24-25   Bu nedenle Petrus yüksek sesle konuşmayıp eli ile işaret etti. Belki de kafasını sallayarak Yuhanna’dan hainin adını öğrenmesini istedi.

İsa’nın bağrına yaslanmış olan Yuhanna kaçınılmaz soruyu fısıltıyla sordu; alçak sesle olması olasıdır.

13:26   İsa, lokmayı şaraba ya da yemeğin suyuna banıp haine vereceğini söyledi. Bazıları, doğulu bir ev sahibinin lokmayı yemekteki şeref konuğuna verdiğini söyler. Rab, Yahuda’yı şeref konuğu yaparak, lütfu ve sevgisiyle onun tövbe etmesini sağlamaya çalıştı. Bazıları da lokmanın çoğunlukla Fısıh yemeği nedeniyle bu şekilde geçirildiğini öne sürer. Eğer bu doğruysa, o zaman Yahuda Fısıh yemeği sırasında ve Rab’bin Sofrası kurulmadan önce ayrıldı.

13:27   Şeytan, zaten İsa’yı ele vermeyi Yahuda’nın yüreğine koymuştu. Şimdi Şeytan onun içine girdi. İlk önce bu sadece bir öneriydi. Ancak Yahuda bunu içinde ağırladı, bundan zevk aldı ve kabul etti. Şeytan onu kontrolü altına aldı. Rab, hainin tamamen kararlı olduğunu bildiğinden ona bunu tez yapmasını söyledi. Onu bu kötülüğü yapması için cesaretlendirmiyor, sadece hüzünlü teslimiyetini ifade ediyordu.

13:28-29   Bu ayet, İsa ve Yuhanna arasındaki ekmekle (lokmayla) ilgili konuşmayı diğer öğrencilerin duymadığını doğrular. Onlar hâlâ Yahuda’nın, Rablerini ele vermek üzere olduğunu bilmiyorlardı.

Bazıları İsa’nın sadece Yahuda’ya tez gidip bayram için bir şey almasını ya da, para kutusu Yahuda’da olduğundan, Kurtarıcı’nın ona yoksullara bağışta bulunmasını söylediğini sandılar.

13:30   Yahuda, lokmayı özel bir kayırma işareti olarak aldı. Sonra da Rab ve diğer öğrencilerin yanından ayrıldı. Kutsal Yazılar şu anlamlı sözü de ekler: Gece olmuştu. Yahuda için yalnızca bilinen anlamda gece değil, ruhsal olarak da geceydi. Hiç son bulmayacak kasvetli ve pişmanlık dolu bir gece. İnsanlar Kurtarıcı’ya sırtlarını döndüklerinde, her zaman gecedir.

I. Yeni Buyruk Veriliyor (13:31-35)

13:31   Yahuda dışarı çıkar çıkmaz, İsa öğrencileriyle daha içten ve özgürce konuşmaya başladı. Gerginlik bitmişti. “İnsanoğlu şimdi yüceltilmiştir” dedi. Rab tamamlamak üzere olduğu kurtuluş işini bekliyordu. Ölümü yenilgi gibi görülse de, kaybolmuş günahkârların kurtulabileceği tek yoldu. Ölümünü dirilişi ve göğe yükselişi izledi ve hepsinde görkemli bir şekilde yüceltildi. Tanrı Kurtarıcı’nın işinde yüceltildi. Bu iş, O’nu günaha göz yummayan kutsal bir Tanrı, ama günahkârın ölümünü de arzulamayan sevecen bir Tanrı olarak duyurdu. Hem günahkârları aklayıp hem de nasıl adil bir Tanrı olabildiğini bildirdi. Tanrılığın her niteliği Golgota’da en üst derecede övüldü.

13:32   “Eğer Tanrı O’nda yüceltildiyse”, ki yüceltilmiştir, 2 “Tanrı da O’nu kendinde yüceltecek.” Tanrı, biricik Oğlu’na uygun onurun verildiğini görecektir. Hiç gecikme olmadan ve “Ve hemen yüceltecektir.” Baba Tanrı, Rab İsa’nın bu sözlerini, O’nu ölümden dirilterek ve O’nu cennette sağına oturtarak yerine getirdi. Tanrı, egemenlik getirilmesini beklemeyecekti. Oğlu’nu hemen yüceltecekti.

12:33   Rab İsa, öğrencilerine ilk kez çocuklar diye hitap etti. Bunu söylemek için Yahuda’nın aralarından ayrılmasını bekledi. Onlarla sadece kısa bir süre daha kalacaktı. Sonra çarmıhta ölecekti. O zaman O’nu arayacaklar, ama O’nun ardından gidemeyeceklerdi, çünkü göğe geri alınacaktı. Rab, Yahudilere de aynı şeyi anlatmıştı, ama farklı bir anlamda söylemişti. Çünkü ayrılışı öğrenciler için geçici olacaktı. Onlar için geri gelecekti (14. bölüm). Oysa Yahudiler için ayrılışı son olacaktı. Göğe dönüyordu ve onlar imansızlıklarından dolayı O’nun ardından gidemediler.

13:34   Yokluğu sırasında, sevgi buyruğuyla yönetileceklerdi. Bu buyruk, onlar için yeni değildi, çünkü On Emir kişiye Tanrı’yı ve komşusunu sevmeyi öğretmişti. Ancak bu buyruk başka açılardan yeni idi. Yeniydi, çünkü Kutsal Ruh buna itaat etmek için inanlılara güç verecekti. Eskisinden üstün olduğu için de yeniydi. Eskisi, “Komşunu sev” derken, yenisi “Düşmanını sev” diyordu.

Başkalarını sevme yasasının şimdi yeni bir netlikle açıklanarak yeni güdüler ve yükümlülüklerle kuvvetlendirilip yeni bir örnekle gösterildiğini ve ona yeni bir şekilde itaat edildiğini söylemek yerinde olur.

Ayette açıklandığı gibi, daha yüksek derecede bir sevgiyi gerektirdiğinden de yeniydi: “Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin.”

13:35   İsa Mesih öğrenciliğinin (Hıristiyan) işareti boyna ya da yakaya takılan haç ya da belirli bir çeşit giysi değildir. Bu yollarla herhangi biri öğrenciliğini açıklayabilirdi. Bir inanlının gerçek işareti, diğer inanlılara duyduğu sevgidir. Bu, tanrısal güç gerektirir ve bu güç, yalnızca içlerinde bulunan Ruh tarafından verilir.

İ. İsa Petrus’un İnkâr Edeceğini Önceden Bildiriyor (13:36-38)

13:36   Simun Petrus, İsa’nın kendi ölümünden söz ettiğini anlamadı. Sıradan bir yolculuğa çıkacağını sandı ve kendisinin niçin gelemeyeceğini sordu. Rab, Petrus’un daha sonra, yani ölünce O’nun ardından geleceğini, ama şimdi bunu yapamayacağını açıkladı.

13:37   Tipik bağlılığı ve hevesliliğiyle Petrus, Rab için ölmeye istekli olduğunu ifade etti. Şehit olmaya kendi gücüyle dayanabileceğini sandı. Aslında daha sonra Rab uğruna öldü, ama Tanrı tarafından kendisine özel bir güç ve cesaret verilmişti.

13:38   İsa, Petrus’un “bilgisiz hevesini” ona kendisinin bilmediği bir şeyi anlatarak kontrol altına alır. Gece bitmeden Rab’bi üç kez inkâr edecekti. Böylece Petrus’a zayıflığı, korkaklığı ve kendi gücüyle birkaç saat için bile Rab’bi izlemekteki yetersizliği anımsatıldı.

 

Kutsal Kitap

1 Fısıh Bayramı’ndan* önceydi. İsa, bu dünyadan ayrılıp Baba’ya gideceği saatin geldiğini biliyordu. Dünyada kendisine ait olanları hep sevmişti; sonuna kadar da sevdi.
2 Akşam yemeği sırasında İblis, Simun İskariot’un oğlu Yahuda’nın yüreğine İsa’ya ihanet etme isteğini koymuştu bile.
3 İsa, Baba’nın her şeyi kendisine teslim ettiğini, kendisinin Tanrı’dan çıkıp geldiğini ve Tanrı’ya döneceğini biliyordu.
4 Yemekten kalktı, üstlüğünü bir yana koydu, bir havlu alıp beline doladı.
5 Sonra bir leğene su doldurup öğrencilerin ayaklarını yıkamaya ve beline doladığı havluyla kurulamaya başladı.
6 İsa, Simun Petrus’a geldi. Simun, “Ya Rab, ayaklarımı sen mi yıkayacaksın?” dedi.
7 İsa ona şu yanıtı verdi: “Ne yaptığımı şimdi anlayamazsın, ama sonra anlayacaksın.”
8 Petrus, “Benim ayaklarımı asla yıkamayacaksın!” dedi. İsa, “Yıkamazsam yanımda yerin olmaz” diye yanıtladı.
9 Simun Petrus, “Ya Rab, o halde yalnız ayaklarımı değil, ellerimi ve başımı da yıka!” dedi.
10 İsa ona dedi ki, “Yıkanmış olan tamamen temizdir; ayaklarının yıkanmasından başka şeye ihtiyacı yoktur. Sizler temizsiniz, ama hepiniz değil.”
11 İsa, kendisine kimin ihanet edeceğini biliyordu. Bu nedenle, “Hepiniz temiz değilsiniz” demişti.
12 Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. “Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?” dedi.
13 “Siz beni Öğretmen ve Rab diye çağırıyorsunuz. Doğru söylüyorsunuz, öyleyim.
14 Ben Rab ve Öğretmen olduğum halde ayaklarınızı yıkadım; öyleyse, sizler de birbirinizin ayaklarını yıkamalısınız.
15 Size yaptığımın aynısını yapmanız için bir örnek gösterdim.
16 Size doğrusunu söyleyeyim, köle efendisinden, elçi de kendisini gönderenden üstün değildir.
17 Bildiğiniz bu şeyleri yaparsanız, ne mutlu size!”
18 “Hepiniz için söylemiyorum, ben seçtiklerimi bilirim. Ama, ‘Ekmeğimi yiyen bana ihanet etti’ diyen Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için böyle olacak.
19 Size şimdiden, bunlar olmadan önce söylüyorum ki, bunlar olunca, benim O olduğuma inanasınız.
20 Size doğrusunu söyleyeyim, benim gönderdiğim herhangi bir kimseyi kabul eden beni kabul etmiş olur. Beni kabul eden de beni göndereni kabul etmiş olur.”
21 İsa bunları söyledikten sonra ruhunda derin bir sıkıntı duydu. Açıkça konuşarak, “Size doğrusunu söyleyeyim, sizden biri bana ihanet edecek” dedi.
22 Öğrenciler, kimden söz ettiğini merak ederek birbirlerine baktılar.
23 Öğrencilerinden biri İsa’nın göğsüne yaslanmıştı. İsa onu severdi.
24 Simun Petrus bu öğrenciye, kimden söz ettiğini İsa’ya sorması için işaret etti.
25 O da İsa’nın göğsüne yaslanmış durumda, “Ya Rab, kimdir o?” diye sordu.
26 İsa, “Lokmayı sahana batırıp kime verirsem odur” diye yanıtladı. Sonra lokmayı batırıp Simun İskariot’un oğlu Yahuda’ya verdi.
27 Yahuda lokmayı alır almaz Şeytan onun içine girdi. İsa da ona, “Yapacağını tez yap!” dedi.
28 Sofrada oturanların hiçbiri, İsa’nın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı.
29 Para kutusu Yahuda’da olduğundan, bazıları İsa’nın ona, “Bayram için bize gerekli şeyleri al” ya da, “Yoksullara bir şey ver” demek istediğini sandılar.
30 Yahuda lokmayı aldıktan hemen sonra dışarı çıktı. Gece olmuştu. Birbirinizi Sevin
31 Yahuda dışarı çıkınca İsa, “İnsanoğlu* şimdi yüceltildi” dedi. “Tanrı da O’nda yüceltildi.
32 Tanrı O’nda yüceltildiğine göre, Tanrı da O’nu kendinde yüceltecek. Hem de hemen yüceltecektir.
33 Çocuklar! Kısa bir süre daha sizinleyim. Beni arayacaksınız, ama Yahudiler’e söylediğim gibi, şimdi size de söylüyorum, benim gideceğim yere siz gelemezsiniz.
34 Size yeni bir buyruk veriyorum: Birbirinizi sevin. Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin.
35 Birbirinize sevginiz olursa, herkes bununla benim öğrencilerim olduğunuzu anlayacaktır.”
36 Simun Petrus O’na, “Ya Rab, nereye gidiyorsun?” diye sordu. İsa, “Gideceğim yere şimdi ardımdan gelemezsin, ama sonra geleceksin” diye yanıtladı.
37 Petrus, “Ya Rab, neden şimdi senin ardından gelemeyeyim? Senin için canımı veririm!” dedi.
38 İsa şöyle yanıtladı: “Benim için canını mı vereceksin? Sana doğrusunu söyleyeyim, horoz ötmeden beni üç kez inkâr edeceksin.”

1. Tabii ki, özellikle Doğu ülkelerinde, birinin başkasının ayağını yıkadığı zamanlar vardır, ama bu alçakgönüllü hizmetin sadece bir örneğidir.

2. Grekçe dilbilgisi (birinci dereceden şart cümlesine ei eklenmesiyle belirti­len) bunun doğruluğunu ortaya koyar.