Yuhanna 15

15
Yuhanna Bölüm 15

 

M. İsa, Gerçek Asma (15:1-11)

15:1   Eski Antlaşma’da İsrail ulusu, Yehova’nın diktiği bir bağ olarak resmedildi. Ancak ulus, sadık olmadıklarını ve meyve vermediklerini kanıtladı. Bunun için Rab İsa şimdi kendisini gerçek asma, yani Eski Antlaşma’daki tüm olayların kusursuz bir biçimde tamamlanışı olarak sundu. Baba Tanrı bağcıdır.

15:2   Meyve vermeyen çubukla ne belirtildiği konusunda düşünceler farklılık gösterir. Bazıları bunun sahte bir inanlı olduğunu düşünür. İnanlı gibi görünür, ama hiçbir zaman imanla Mesih’e bağlanmamıştır. Bazıları, meyve verme konusundaki başarısızlığı nedeniyle kurtuluşunu kaybeden gerçek bir inanlı olduğunu düşünür. Bunun imkânsız olduğu bellidir, çünkü inanlının sonsuz bir kurtuluşa sahip olduğunu öğreten diğer birçok metinle çelişkiye düşer. Bazıları da, Rab’den ayrılmış olan gerçek bir inanlının olduğunu düşünür. Rab’den uzaklaşır ve bu dünyanın işleriyle ilgilenmeye başlar. Ruh’un meyvesini –sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk, özdenetim– gösterme konusunda yetersiz kalır.

Rab’bin meyve vermeyen çubuğa tam olarak ne yaptığı Grekçe airo sözcüğünün nasıl çevrildiğine bağlıdır. King James çevirisinde “alıp götürmek” anlamındadır (Yu.1:29’da da bu şekilde çevrilmiştir). O zaman inanlıların fiziksel ölümüne işaret edecektir (1Ko.11:30). Bununla birlikte, aynı sözcük “kaldırmak” anlamına da gelir (Yu.8:59’daki gibi). Bu durumda meyve vermeyen çubuğun hava ve su almasını kolaylaştırarak, meyve vermesi için ümitle isteklendiren olumlu bir hizmet anlamını taşıyacaktır.

Meyve veren çubuk ise, daha çok Rab İsa’ya benzeyerek büyüyen inanlıdır. Bu bağların bile budanmaya ya da temizlenmeye gereksinimi vardır. Gerçek bir bağın böceklerden, küften ve mantar türü bitkilerden temizlenmesi gerektiği gibi, bir inanlının da ona yapışan dünyasal şeylerden temizlenmesi gerekir.

15:3   Temizliği yapan Rab’bin sözüdür. Öğrenciler aslında Rab’be geldiklerinde sözle temizlenmişlerdi. Kurtarıcı’nın onlarla yalnızca konuşmasıyla, Sözü yaşamlarında arıtıcı etki yapmıştır. Bu nedenle, bu ayet aklanma ve kutsallığa işaret edebilir.

15:4   Kalmak, olduğunuz yerde durmak anlamındadır. İnanlı Mesih’te yerleştirilmiştir; durumu budur. Günlük yaşamında Rab’le yakın bir ilişki içinde bulunmalıdır. Çubuk bütün yaşamını ve gıdasını asmadan alarak asmada kalır. Bunun için dua ederek, O’nun Sözünü okuyarak ve yerine getirerek, O’nun halkıyla paylaşarak ve O’nunla olan birliğimizin sürekli bilincinde olarak Mesih’te kalırız. O’nunla olan ilişkimizi böyle sürekli korurken, O’nun bizde kalışının ve ruhsal güç ve kaynaklarımızı sağlayışının bilincinde oluruz. Çubuk sadece asmada kalırken meyve verebilir. İnanlıların, Mesih’inkine benzer bir karakterin meyvesini verebilecekleri tek yol, Mesih’le her an ilişki içinde yaşamalarıdır.

15:5   Mesih’in kendisi asmadır; inanlılar da asmanın çubuklarıdır. Konu, çubuğun kendi yaşamını Asma için yaşaması değil, sadece Asmanın yaşamının çubuklardan akmasına izin vermesidir. Bazen, “Rab, yaşamımı senin için yaşamama yardım et” diye dua ederiz. “Rab İsa, yaşamını benim aracılığımla yaşa” diye dua etmek daha iyi olurdu. Mesih’siz hiçbir şey yapamayız. Asma çubuğunun büyük bir amacı vardır: Meyve vermek. Mobilya yapımında ve bina inşasında işe yaramaz. Ateş bile yakamaz. Ama asmada kaldığı sürece meyve verebilir.

15:6   6’ncı ayet değişik düşüncelere neden olmuştur. Bazıları tanımlanan kişinin günaha düşen bir inanlı olduğuna ve bunun sonucunda kaybolduğuna inanır. Böyle bir yorum, Tanrı’nın gerçek çocuğunun hiçbir zaman mahvolmayacağını öğreten Kutsal Yazılardaki birçok ayetle doğrudan çelişkiye düşer. Bazıları da bu kişinin inanlı gibi görünüp aslında hiç yeniden doğmamış olduğuna inanır. Yahuda sık sık bir örnek olarak kullanılır.

Biz ise bu bölümde gerçek inanlılardan söz edildiğinden buradaki kişinin gerçek bir inanlı olduğuna inanıyoruz. Konu kurtuluş değil, ama meyve vermeyi sürdürmektir. Ancak dikkatsizlik ve dua etmeme nedeniyle bu inanlı Rab’le ilişkiyi keser. Sonuç olarak günah işler ve tanıklığı bozulur. Mesih’te kalamadığından bir çubuk gibi dışarı atılır; Mesih tarafından değil, başkaları tarafından. Çubuklar bir araya toplanır, ateşe atılır ve yanar. Bunu yapan Tanrı değil, insanlardır. Bunun anlamı nedir? İnsanların bu geri adım atmış inanlıyla alay ettiği anlamındadır. Adına çamur atarlar. İnanlı olarak tanıklığını ateşe atarlar. Bu, Davut’un yaşamında iyi bir şekilde örneklenir. Gerçek bir inanlıydı, ama Rab’be karşı ilgisi azalınca zina ve cinayet işleyerek günaha düştü. Rab’bin düşmanlarının küfür etmesine neden oldu. Bugün bile tanrıtanımazlar Davut’un adıyla (ve Davut’un Tanrı’sıyla) eğlenirler. Burada olduğu gibi onu ateşe atarlar.

15:7   İsa’da kalma, başarılı bir dua hayatının sırrıdır. Rab’be ne kadar yakın olursak, o kadar çok O’nun düşünceleriyle düşünmeyi öğreniriz. Sözü aracılığıyla O’nu ne kadar çok tanırsak, isteğini o kadar iyi anlarız. İsteğimiz O’nunkiyle ne kadar çok uyuşursa, dualarımızın yanıtlandığından o kadar çok emin olabiliriz.

15:8   Tanrı’nın çocukları olarak Mesih benzerliğini dünyaya karşı sergilemekle Baba yüceltilir. İnsanlar, kötü günahkârları Tanrı’ya bağlı kutsallara dönüştürenin gerçekten büyük bir Tanrı olduğunu itiraf etmeye zorlanır. Bu bölümdeki artışa dikkat edin: Meyve (ayet 2), daha çok meyve (ayet 2), çok meyve (ayet 8).

Böylelikle öğrencilerim olursunuz.” Bu, O’nda kaldığımız zaman O’nun öğrencileri olduğumuzu kanıtladığımız anlamına gelir. O zaman diğerleri de gerçek öğrenciler olduğumuzu, Rabbimize benzediğimizi görürler.

15:9   Kurtarıcı’nın bize olan sevgisi, Baba’nın Oğul’a olan sevgisiyle aynıdır. Yüreklerimiz, böyle sözleri okuduğumuzda, tapınmayla eğilmek için yaratılmıştır. Bu sevgi, kalite ve derece olarak da aynıdır. Bu, “insan bilgisini ve anlayışını aşan büyük, geniş, derin ve ölçülemeyen bir sevgidir.” “Bütün düşüncelerimizin boğulduğu derinliktedir.” Rabbimiz, “Benim sevgimde kalın” dedi. Bu, O’nun sevgisini anlamaya ve yaşamlarımızda bundan zevk almaya devam etmemiz anlamındadır.

15:10   10’uncu ayetin ilk kısmı bize, O’nun sevgisinde nasıl kalabileceğimizi anlatır; O’nun buyruklarını yerine getirmekle. İsa’da, yalnızca güvenerek ve itaat ederek mutlu olabiliriz. Ayetin ikinci kısmı ise, Mükemmel Örneğimizi önümüze koyar. Rab İsa, Babasının buyruklarını yerine getirdi. Yaptığı her şeyde Tanrı’nın isteğine boyun eğdi. Baba’nın sevgisinin daimi sevincinde kaldı. Bu sevgi dolu ilişkinin tatlılığını bozacak hiçbir şey olmadı.

15:11   İsa kendi derin sevincini Babası Tanrı’yla olan arkadaşlığında buldu. Öğrencilerinin de O’na bağlı olmaktan kaynaklanan bu sevince sahip olmalarını istedi. Kendi sevincinin onların olmasını istedi. İnsanın sevinç anlayışı, Tanrı’yı yaşamından çıkararak olabildiğince mutlu olmaktır. Rab ise gerçek sevincin, kişinin yaşamına Tanrı’yı mümkün olan en fazla şekilde almasıyla geleceğini öğretti. “Sevinciniz tamamlansın” ya da “tam olsun.” Sevinçleri Mesih’te kalarak ve O’nun buyruklarını yerine getirerek tamamlanacaktı. Birçokları, Yuhanna 15. bölümü inanlının güvenliğiyle ilgili kuşkuları öğretmek için kullanmaktadır. Daha önceki ayetleri, Mesih’in bir koyununun sonuçta mahvolabileceğini göstermek için kullanmaktadırlar. Ancak Rab’bin amacı “şüpheleriniz tamamlansın” değil, sevinciniz tamamlansın idi.

N. Birbirinizi Sevin Buyruğu (15:12-17)

15:12   Rab kısa bir süre sonra öğrencilerinden ayrılacaktı. Düşman bir dünyada bırakılacaklardı. Gerginlikler artarken, öğrencilerin birbiriyle çekişme tehlikesi de olacaktı. Bundan dolayı Rab bu önemli buyruğu veriyor: “Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.”

15:13   Sevgileri birbirleri için ölmeye istekli olacak bir yapıda olmalıdır. Bunu yapmaya istekli olanlar birbirleriyle savaşmazlar. Kişinin dostları uğruna ölmesi, insanlığın en özverili örneğidir. Mesih’in öğrencileri bu tip bir bağlılığa çağrılmıştır. Bazıları bilinen anlamda (harfi harfine) yaşamlarını verir; bazıları da tüm yaşamlarını Tanrı’nın halkına bıkmadan hizmet ederek geçirir. Rab İsa en iyi örnektir. Dostları uğruna yaşamını verdi. İsa tüm insanlar uğruna öldüğünde, elbette ki düşmandılar, ama kurtulduklarında dostları oldular. Bu nedenle dostları uğruna olduğu gibi düşmanları uğruna da öldüğünü söylemek doğrudur.

15:14   O’nun bize buyurduklarını yaparak O’nun dostları olduğumuzu gösteririz. Bu, O’nun dostları oluşumuzun yolu değil, aksine bunu dünyaya sergilediğimiz yoldur.

15:15   Rab burada kul ve dost arasındaki farkı vurguladı. Kul sadece kendisine verilen işi yapmakla yükümlüdür, ama dost kişinin sırdaşlığını kazanır. Gelecekle ilgili planlarımızı dostumuza açarız. Özel bilgiler onunla paylaşılır. Bir bakıma öğrenciler sürekli Rab’bin kulları olmaya devam edeceklerdi, ama bunun üzerinde bir konumda bulunacak, dostları olacaklardı. Rab şimdi bile onlara Babasından işitmiş olduğu şeyleri açıklıyordu. Onlara ayrılışını, Kutsal Ruh’un gelişini, kendisinin yine geleceğini ve bu zaman içinde O’na karşı olan sorumluluklarını anlatıyordu. Birisi çubuklar olarak aldığımızı (ayet 5); öğrenciler olarak izlediğimizi (ayet 8) ve dostlar olarak paylaştığımızı (ayet 15) belirtmiştir.

15:16   Cesaretlerini yitirip vazgeçmeye yönelmesinler diye İsa onları seçenin O olduğunu anımsattı. Bu, onları sonsuz kurtuluşa, öğrenciliğe ya da meyve vermeye seçmiş olduğu anlamına gelebilir. Öğrencileri önlerinde duran işe atadı. Gidip meyve vermeliyiz. Meyve sevgi, sevinç, esenlik v.s. gibi inanlı yaşamın lütufları anlamına gelebilir. Ya da Rab İsa Mesih için kazanılan canlar anlamına gelebilir. İkisi arasında yakın bir bağlantı vardır. Yalnızca birinci çeşit meyveyi verirken ikincisini oluşturabiliriz.

Meyveniz de kalıcı olsun” ifadesi bizi buradaki meyvenin canların kurtuluşu anlamına geldiğini düşünmeye yöneltir. Rab, öğrencilerini gidip kalıcı meyve vermeleri için seçti. Sadece kendisine imanın açıklanmasıyla değil, içten kurtuluşun olduğu durumla ilgileniyordu. L.S.Chafer, bu bölümde etkin duaya (ayet 7), kutsal sevince (ayet 11) ve kalıcı meyveye (ayet 16) sahip olduğumuza dikkati çeker. “Ne dilerseniz…” Etkili hizmetin sırrı duadır. Öğrenciler, Baba’nın Mesih’in adıyla ne dilerse vereceği garantisiyle gönderildiler.

15:17   Rab, öğrencileri dünyanın düşmanlığıyla ilgili uyarmak üzereydi. Onlara birbirlerini sevmelerini, birbirlerine destek olmalarını ve düşmana karşı bir olmalarını söyleyerek başladı.

O. İsa Dünyanın Nefretini Önceden Bildiriyor (15:18 - 16:4)

15:18-19   Öğrenciler, dünya onlardan nefret ederse şaşırmamalı ve cesaretlerini yitirmemeliydiler (“Ederse” sözcüğü, olacak herhangi bir şüpheyi değil, kesinliği ifade ediyor). Dünya, Rab’den nefret etti ve O’na benzeyenlerden de elbette nefret edecektir.

Dünyasal insanlar kendileri gibi yaşayanları sever: Kötü dil kullananları ve bedenin şehvetinden zevk alanları ya da yalnızca kendileri için yaşayan kültürlü kişileri. İnanlılar kutsal yaşamlarıyla onları suçlar, bunun için dünya onlardan nefret ediyor.

15:20   Buradaki kul, tam olarak köledir. Bir öğrenci, bu dünyadan efendisinin gördüğünden daha iyi bir davranışı beklememelidir. Mesih gibi o da elem çekecektir. Kurtarıcı’nın sözü nasıl reddedildiyse onunki de reddedilecektir.

15:21   Bu nefret ve zulüm “O’nun adından ötürüdür.” Çünkü inanlı, Mesih’le birleşmiştir; çünkü dünyadan Mesih vasıtasıyla ayrılmıştır; çünkü Mesih’in adını ve benzerliğini taşımaktadır. Dünya, Tanrı konusunda cahildir. Rabbi Kurtarıcı olması için dünyaya gönderen Baba’yı tanımıyorlar. Ancak cahillik kesinlikle özür değildir.

15:22   Rab burada, eğer dünyaya gelmemiş olsaydı o zaman insanlar günahkâr olmazlardı diye bir şey öğretmiyordu. Adem’in zamanından beri bütün insanlar günahkârdı. Ancak, günahları şimdiki kadar büyük olamazdı. Bu insanlar, Tanrı’nın Oğlu’nu görmüş ve O’nun harika sözlerini işitmişlerdi. O’nda hiçbir hata bulamadılar. Yine de O’nu reddettiler. İşte günahlarını büyük yapan da buydu. Bunun için bu bir kıyaslama konusudur. Diğer günahları, Rab’bi reddetme günahının korkunçluğuyla karşılaştırıldığında hiç kaldı. Şimdi günahları için hiç özürleri yoktu. Dünyanın Işığını reddetmişlerdi.

15:23   Mesih’ten nefret ederken Babasından da nefret ettiler. İkisi Birdir. Tanrı’yı sevdiklerini söyleyemezlerdi, çünkü sevmiş olsalardı Tanrı’nın göndermiş olduğu Kişiyi de severlerdi.

15:24   Yalnızca Mesih’in öğretişini duymuş olmaktan sorumlu değillerdi; mucizelerini de görmüşlerdi. Bu da suçlarına eklendi. Hiç kimsenin yapmamış olduğu işleri gördüler. Mesih’i bu kanıta rağmen reddetmek bağışlanamazdı. Rab onların bütün günahlarını bu günahla kıyasladı ve ilkinin ikincisinin yanında hiç olduğunu söyledi. Oğul’dan nefret ettikleri için Babasından da nefret ettiler ve bu onların korkunç suçunu oluşturdu.

15:25   Rab, insanın O’na karşı olan tutumunun peygamberliğin yerine gelmesi olduğunu anladı. Mezmur 69:4’de Mesih’ten hiçbir neden yokken nefret edileceği önceden bildirilmişti. Şimdi gerçekleşen buydu; Rab, bu insanların değer verdiği Eski Antlaşma’nın bile kendisine olan anlamsız nefretlerini önceden bildirmiş olduğunu söyledi. Peygamberlik edilmiş olması bu insanların Mesih’ten nefret etmesi gerektiği anlamına gelemezdi. O’ndan kendi kasıtlı seçimleriyle nefret ettiler, ama Tanrı bunun olacağını önceden görüp Davut’un bunu 69.Mezmurda yazmasını sağladı.

15:26   İnsanın reddetmesine rağmen, Mesih’e tanıklık devam edecekti. Buna Yardımcı, Kutsal Ruh tarafından devam edilecekti. Rab burada, Ruh’u Tanrı’dan göndereceğini söyledi. Yuhanna 14:16’da Ruh’u gönderen Baba idi. Bu, Oğul ile Baba’nın eşitliğinin başka bir kanıtı değil mi? Tanrı Olan’ı Tanrı’dan başka kim gönderebilirdi? Yani Baba’dan çıkan Gerçeğin Ruhu. Bu, O’nun daima Tanrı tarafından gönderildiğini ve Pentikost günündeki gelişinin de bunun özel bir örneği olduğu anlamına gelir. Ruh, Mesih’le ilgili tanıklık eder, Ruh’un en büyük görevi budur. Üçlübirliğin bir üyesi olmasına karşın, insanları kendisiyle meşgul etmeyi arzulamaz. Ancak, günahkârın ve kutsalın ilgisini Rab’bin yüceliğine yöneltir.

15:27   Ruh, doğrudan öğrenciler aracılığıyla tanıklık edecekti. Halk arasındaki hizmetinin başlangıcından beri Rab’le birlikteydiler ve özellikle O’nun kişiliğini ve işini anlatmada ustaydılar. Rab’de herhangi bir kusur bulabilecek kişi en çok O’nunla bulunmuş olan olabilirdi. Ama onlar hiçbir zaman O’nun herhangi bir günah işlediğini görmediler. O’nun, Tanrı’nın günahsız Oğlu ve dünyanın Kurtarıcısı olduğu gerçeğine tanıklık edebilirlerdi.

 

Kutsal Kitap

1 “Ben gerçek asmayım ve Babam bağcıdır.
2 Bende meyve vermeyen her çubuğu kesip atar, meyve veren her çubuğu ise daha çok meyve versin diye budayıp temizler.
3 Size söylediğim sözle siz şimdiden temizsiniz.
4 Bende kalın, ben de sizde kalayım. Çubuk asmada kalmazsa kendiliğinden meyve veremez. Bunun gibi, siz de bende kalmazsanız meyve veremezsiniz.
5 Ben asmayım, siz çubuklarsınız. Bende kalan ve benim kendisinde kaldığım kişi çok meyve verir. Bensiz hiçbir şey yapamazsınız.
6 Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur. Böylelerini toplar, ateşe atıp yakarlar.
7 Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir.
8 Babam çok meyve vermenizle yüceltilir. Böylelikle öğrencilerim olursunuz.
9 “Baba’nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın.
10 Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam’ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi…
11 Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim.
12 Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.
13 Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur.
14 Size buyurduklarımı yaparsanız, benim dostlarım olursunuz.
15 Artık size kul demiyorum. Çünkü kul efendisinin ne yaptığını bilmez. Size dost dedim. Çünkü Babam’dan bütün işittiklerimi size bildirdim.
16 Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım. Öyle ki, benim adımla Baba’dan ne dilerseniz size versin.
17 Size şu buyruğu veriyorum: Birbirinizi sevin!”
18 “Dünya sizden nefret ederse, sizden önce benden nefret etmiş olduğunu bilin.
19 Dünyadan olsaydınız, dünya kendisine ait olanı severdi. Ne var ki, dünyanın değilsiniz; ben sizi dünyadan seçtim. Bunun için dünya sizden nefret ediyor.
20 Size söylediğim sözü hatırlayın: ‘Köle efendisinden üstün değildir.’ Bana zulmettilerse, size de zulmedecekler. Benim sözüme uydularsa, sizinkine de uyacaklar.
21 Bütün bunları size benim adımdan ötürü yapacaklar. Çünkü beni göndereni tanımıyorlar.
22 Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.
23 Benden nefret eden, Babam’dan da nefret eder.
24 Başka hiç kimsenin yapmadığı işleri onların arasında yapmamış olsaydım, günahları olmazdı. Şimdiyse yaptıklarımı gördükleri halde hem benden hem de Babam’dan nefret ettiler.
25 Bu, yasalarında yazılı, ‘Yok yere benden nefret ettiler’ sözü yerine gelsin diye oldu.
26 “Baba’dan size göndereceğim Yardımcı*, yani Baba’dan çıkan Gerçeğin Ruhu geldiği zaman, bana tanıklık edecek.
27 Siz de tanıklık edeceksiniz. Çünkü başlangıçtan beri benimle birliktesiniz.