Yuhanna 18

18
Yuhanna Bölüm 18

 

VIII. TANRI’NIN OĞLU’NUN ELEMİ VE ÖLÜMÜ (Bölüm 18-19)

Yahuda Rab’bi Ele Veriyor (18:1-11)

18:1   13-17’nci bölümlerdeki sözler Kudüs’te söylendi. İsa şimdi kentten ayrılıp doğuya, Zeytin dağına doğru yürüdü. Böyle yaparak Kidron vadisinden geçip Zeytin dağının batısındaki yokuşta bulunan Getsemani bahçesine geldi.

18:2-3   Yahuda, Rab’bin bahçede dua ederek uzun zaman geçirdiğini biliyordu. Rab’bi büyük olasılıkla dua ettiği yerde bulacağını biliyordu.

Bir bölük asker, herhalde Romalı askerler olmalıydı; oysa başkâhinlerle Ferisileri temsil eden görevliler Yahudi görevlilerdi. Fenerler, meşaleler ve silahlarla geldiler. “Fenerlerle dünyanın Işığını aramaya geldiler.”

18:4   Rab, onların kendisini bulmasını beklemeden onları karşılamak üzere öne çıktı. Bu, O’nun çarmıha gitmeye istekliliğini gösterdi. Askerler silahlarını evde bırakabilirlerdi; Kurtarıcı karşı gelmeyecekti. “Kimi arıyorsunuz?” sorusu onlara kendi ağızlarıyla görevlerinin nedenini söyletmek için planlanmıştı.

18:5   Kendilerinin Yaratıcısı, Dayanağı ve en iyi Dost’u olduğunun farkında olmadan Nasıralı İsa’yı arıyorlardı. İsa, “Ben’im” dedi. Yalnızca Nasıralı İsa olduğunu değil, Yehova olduğunu da belirtti. Önceden bahsedildiği gibi Eski Antlaşma’daki BEN’İM sözcüğü Yehova’nın adlarından biridir. Bu, acaba kalabalıkta diğerleriyle birlikte duran Yahuda’nın yeniden şaşırmasına neden olmuş mudur?

18:6   Rab, bir an için kendisini onlara BEN’İM, yani her şeye gücü yeten Tanrı olarak gösterdi. Açıklama o kadar güçlüydü ki, gerileyip yere düştüler.

18:7   Rab onlara yine kimi aradıklarını söylemelerini istedi. Mesih’in iki sözcüğünün onlar üzerindeki etkisine rağmen yanıt yine aynıydı.

18:8-9  İsa, yine kendisinin O ve Yehova olduğu karşılığını verdi. “Size söyledim, ben’im.” O’nu aradıklarından gitmeleri için öğrencilerini bırakmalarını söyledi. Kendi yaşamı tehlikedeyken kendisini düşünmeden başkalarıyla ilgilenmesini görmek harika bir şey. Böylece Yuhanna 17:12 yerine geldi.

18:10   Simun Petrus, Efendisini kalabalıktan kurtarmak için şiddet kullanma zamanının geldiğini düşündü. Rab’be sormaksızın eyleme geçip kılıcını çekti ve başkahinin kölesine vurdu. Kuşkusuz onu öldürmeye niyetliydi, ama kılıç görülmeyen bir el tarafından saptırıldı; bu nedenle yalnızca sağ kulağını kesti.

18:11   İsa, Petrus’un tedbirsiz gayretini azarladı. Elem ve ölüm kâsesi O’na Baba tarafından verilmişti ve onu içmeye niyetliydi. Doktor olan Luka o zaman Rab’bin nasıl Malkus’un kulağına dokunup iyileştirdiğini anlatır (22:51).

B. İsa Tutuklanır ve Bağlanır (18:12-14)

18:12-13   Kötü kişiler ilk defa İsa’yı yakalayıp kollarını bağlayabilmişlerdi.

Hanna, daha önceki başkâhindi. İsa’yı önce neden yılın başkâhini olan damadı Kayafas yerine Hanna’ya götürdükleri açık değildir. Buradaki önemli nokta, Tanrı’ya küfretmek ve inanca aykırı öğretiş suçlamalarının kanıtlanması çabalarıyla, İsa’nın önce Yahudiler tarafından yargılanmasıdır. Bu dini bir yargılamaydı. Sonra, yargılanmak için Romalı yetkililerin önüne çıkarıldı ve buradaki çabanın amacı, O’nun Sezar’ın düşmanı olduğunu kanıtlamaktı. Bu da sivil yargılamaydı. Yahudiler, Romalıların egemenliği altında olduklarından Roma mahkemeleri aracılığıyla çalışmak zorundaydılar. Örneğin, ölüm cezasına çarptıramazlardı. Bu, Pilatus tarafından yapılmalıydı.

18:14   Yuhanna başkâhinin, halkın uğruna bir tek adamın ölmesi gerektiği peygamberliğini yapanın Kayafas ile aynı kişi olduğunu açıkladı (Yu. 11:50’ye bakın). Şimdi bu peygamberliğin yerine gelmesinde payına düşeni yapmak üzereydi. James Stewart şöyle yazar:

Ulusun canının saygın koruyucusu olan adam buydu. En Yüce Olan’ın en yüksek yorumcusu ve temsilcisi olmak üzere ayrılmıştı. Kendisine yılda bir kez kutsalların kutsalına girmek gibi görkemli bir ayrıcalık verilmişti. İşte Tanrı’nın Oğlu’nu suçlayan da bu adamdı. Tarih, dünyadaki en iyi dini fırsatların ve en vaatkâr çevrelerin bile insanın kurtuluşunu garantilemediği gerçeğine bundan daha korkunç bir örnek sağlayamazdı. John Bunyan kitabını bitirirken, “O zaman, cennetin kapılarından bile cehenneme bir yol olduğunu gördüm” dedi. 1

C. Petrus Rabbini İnkâr Ediyor (18:15-18)

18:15   Birçok Kutsal Kitap uzmanı burada söz edilen başka bir öğrencinin Yuhanna olduğuna, ama alçakgönüllülüğünün kendi adını yazmasını, özellikle Petrus’un utanç verici inkârından dolayı engellediğine inanır. Bize, Yuhannanın nasıl başkahinin tanıdığı olduğu anlatılmıyor, ama bunun onun avluya girmesini sağladığı bir gerçektir.

18:16-17   Yuhanna dışarı çıkıp kapıcı kızla konuşuncaya kadar Petrus içeriye giremedi. Geriye dönüp baktığımızda Yuhanna’nın etkisini bu şekilde kullanmasının iyilik olup olmadığını merak etmekten kendimizi alamayız. Petrusun Rab’bi ilk inkârının güçlü, korkunç bir askerin önünde olmayıp basit bir kapıcı kızın önünde olması önemlidir. İsa’nın öğrencisi olduğunu inkâr etti.

18:18   Petrus şimdi Rabbinin düşmanlarının arasına karışıp kimliğini saklamaya çalıştı. Diğer birçok öğrenci gibi bu dünyanın ateşinde ısındı.

Ç. İsa Başkâhinin Önünde (18:19-24)

18:19   Buradaki başkâhinin Hanna mı, yoksa Kayafa mı olduğu belli değildir. Hanna ise, ki büyük bir olasılıkla öyle görünüyor, herhalde daha önce bu görevde bulunduğu için nezaketen kendisine başkâhin diye hitap edildi. Sonra Başkâhin İsa’ya, öğrencileri ve öğretişleri hakkında, sanki bunlar Musa’nın Yasası’na ve Roma yönetimine karşı bir tehdit oluşturuyormuş gibi sorular sordu. Bu kişilerin Rab’be karşı gerçek bir davalarının olmadığı ve bu nedenle bir sorun yaratmaya çalıştıkları apaçıktır.

18:20   İsa onlara, hizmetinin herkesin önünde yapılmış olduğu cevabını verdi. Saklayacak hiçbir şeyi yoktu. Hem havrada hem de tapınakta Yahudilerin huzurunda ders vermişti. Hiç gizlilik yoktu.

18:21   Bu, O’nu dinlemiş olan bazı Yahudileri ortaya çıkarmak için bir meydan okumaydı. Eğer yanlış bir şey yapmış ya da söylemişse, tanık göstermeliydiler.

18:22   Meydan okumanın Yahudileri sinirlendirdiği apaçıktı. İsa onları delilsiz bıraktı. Bu yüzden de kötü davranışa baş vurdular. Görevlilerden biri başkâhinle böyle konuştuğu için İsa’ya bir tokat attı.

18:23   Mükemmel bir ağırbaşlılık ve karşı gelinemez mantıkla Kurtarıcı onlara, tutumlarının adaletsizliğini gösterdi. O’nu kötü konuşmakla suçlayamadılar; buna rağmen gerçeği söylediği için O’na vurdular.

18:24   Önceki ayetler Hanna’nın önündeki sorgulamayı anlatır. Kayafas’ın önünde yapılan yargılama Yuhanna tarafından belirtilmez. 18:24 ile 18:28 arasında yer alır.

D. Petrus’un İkinci ve Üçüncü İnkârı (18:25-27)

18:25   Anlatım yine Simun Petrus’a döner. Sabahın soğuk saatlerinde ateşin yanında ısınıyordu. Kuşkusuz giysisi ve aksanı Celileli bir balıkçı olduğunu ele verdi. Onunla ayakta duran biri, ona İsa’nın öğrencilerinden biri olup olmadığını sordu. Rab’bi yine inkâr etti.

18:26   Şimdi Petrus’la konuşan, Malkus’un bir akrabasıydı. Petrus’un akrabasının kulağını kestiğini görmüştü: “Bahçede seni İsa’yla birlikte görmedim mi?”

18:27   Petrus, üçüncü kez Rab’bi inkâr etti. O anda, horozun öttüğünü duydu ve Rab’bin, “Horoz ötmeden sen beni üç kez inkâr edeceksin” sözlerini anımsadı. Diğer Müjdelerden Petrus’un o an dışarı çıkıp hüngür hüngür ağladığını biliyoruz.

E. İsa Pilatus’un Önünde (18:28-40)

18:28   Dini yargılama bitmiş ve sivil yargılama başlamak üzeredir. Yer, yargı salonu ya da vali konağıdır. Yahudiler diğer ulusların konağına girmek istemedi. Kirleneceklerini ve böylece de Fısıh yemeğini yemelerinin engelleneceğini hissettiler. Tanrı’nın Oğlu’nun ölümünü planlamaları onları rahatsız etmişe benzemiyordu. Diğer uluslardan birinin evine girmeleri onlar için bir trajedi olurken, cinayet işlemek önemsiz bir şeydi. Augustine şöyle der:

Kâfir körlük! Gerçekten, başkasının eviyle kirlenecekler ve kendi suçlarıyla kirlenmeyeceklerdi. Yabancı bir imparatorun yargıcı tarafından kirletilmekten korktular, ama suçsuz bir kardeşin kanıyla kirletilmekten korkmadılar. 2

Hall şöyle yorumlar:

Vay size kâhinler, din bilginleri, ihtiyarlar ve ikiyüzlüler! Hiçbir çatı sizin göğsünüz kadar kirli olabilir mi? Saf olmayan Pilatus’un duvarları değil, sizin yüreklerinizdir. Adam öldürmek için mi gönderildiniz ve gireceğiniz yer sizi kirletecek diye duracak mısınız? Kanla, Tanrı’nın kanıyla, lekelenmeyi çok mu istiyorsunuz? Pilatus’un kaldırımına dokunmakla kirlenmekten mi korkuyorsunuz? Çirkin ve büyük kötülükleri yutarken, küçük bir şey boğazınıza mı yapışıyor? Sizi gidi sahte imansızlar, kirlenmeyecekseniz Kudüs’ten çıkın! Pilatus’un sizin gibi büyük günah canavarlarının varlığıyla duvarları kirlenir diye korkmak için, sizinkinden daha büyük bir nedeni vardı. 3

Poole şöyle der: “Dinsel kurallar konusunda aşırı gayretli olan kişilerin ahlak konusundaki dikkatsizlikleri herkesçe bilinir.” 4 “Fısıh yemeğini yiyebilmek için” ifadesi herhalde Fısıh’ı izleyen ziyafeti belirtir. Fısıh’ın kendisi, bir gece önce yerine getirilmişti.

18:29   Romalı vali Pilatus, dışarı çıkıp onların olduğu yere gelerek Yahudilerin dini tereddütlerine teslim oldu. Bu mahkumu neyle suçladıklarını sorarak yargılamaya başladı.

18:30   Yanıtları cesur ve kabaydı. Aslında davayı gördüklerini ve O’nu suçlu bulduklarını söylediler. Pilatus’un yapmasını istedikleri şey kararı duyurmasıydı.

18:31   Pilatus, sorumluluktan kaçınmaya ve onu Yahudilere atmaya çalıştı. Eğer İsa’yı zaten yargılamışlar ve O’nu suçlu bulmuşlarsa, o zaman niçin O’nu Yasalarına göre mahkum etmiyorlardı? Yahudilerin yanıtı çok anlamlıydı. Şöyle dediler: “Biz bağımsız bir ulus değiliz. Roma’nın idaresindeyiz. Sivil hükümet elimizden alınmıştır ve artık hiç kimseyi ölüm cezasına çarptırmaya yetkimiz yoktur.” Yanıtları, diğer ulusların gücüne olan köleliklerinin ve boyun eğmelerinin kanıtıydı. Dahası, Mesih’in ölümünün ayıbını Pilatus’a yüklemek istediler.

18:32   32’nci ayetin iki farklı anlamı olabilir: (1) Matta 20:19’da İsa, öldürülmek için diğer uluslara teslim edileceğini önceden bildirmişti. İşte Yahudiler burada bunu yapıyordu. (2) Rab, birçok yerde, yukarı kaldırılacağını söyledi (Yu.3:14; 8:28; 12:32,34). Bu, çarmıhtaki ölümü anlatıyordu. Yahudiler ölüm cezalarını taşlayarak uygularlardı, çarmıha germe ise Romalıların yöntemiydi. Bu nedenle, Yahudiler ölüm cezasını uygulamayı reddederek bilmeden Mesih’le ilgili iki peygamberliği yerine getirdiler (Mez.22:16’ya da bakın).

18:33   Pilatus şimdi İsa’yı özel bir görüşme için konağa alıp doğrudan “Sen Yahudilerin kralı mısın?” diye sordu.

18:34   İsa karşılık verirken aslında şunları söylüyordu: “Vali olarak, şimdiye kadar benim Roma’nın gücünü yıkmaya çalıştığımı duydun mu? Sana, hiç kendimi Sezar’ın İmparatorluğuna son verecek Kral olarak ilân ettiğim haberi geldi mi? Bu suçlama kişisel tecrüben sonucu mu, yoksa bu Yahudilerden işittiklerin mi?”

18:35   Pilatus’un, “Ben Yahudi miyim?” sorusunda gerçek bir aşağılama vardı. Böylesine yerel bir Yahudi sorunuyla uğraşamayacak kadar önemli biri olduğunu ima etti. Ancak, yanıtı İsa’ya karşı hiçbir gerçek suçlamayı bilmediğinin de kabulüydü. Yalnızca Yahudi yöneticilerinin söylediklerini biliyordu.

18:36   O zaman Rab, Kral olduğunu itiraf etti. Ancak Yahudilerin O’nu suçladığı biçimde bir kral değildi. Roma’yı tehdit edecek tipte bir kral da değildi. Mesih’in krallığı, insanların silahıyla ilerlemiyor. Öyle olsaydı öğrencileri O’nun Yahudiler tarafından yakalanmasını önlemek için savaşırlardı. Mesih’in krallığı buradan değildir, yani bu dünyadan değildir. Gücünü ve yetkisini dünyadan almaz; amaçları ve hedefleri bedensel değildir.

18:37   Pilatus O’na bir kral olup olmadığını sorduğunda, …İsa, “Söylediğin gibi, ben kralım” karşılığını verdi. Ancak O’nun krallığı, kılıçlar ve kalkanlarla ilgili değil, gerçekle ilgiliydi. Gerçeğe tanıklık etmek için dünyaya geldi. Buradaki gerçek; Tanrı, Mesih’in kendisi, Kutsal Ruh, insan, günah, kurtuluş hakkındaki gerçekler ve Hıristiyanlığın (İsa Mesih inancının) tüm diğer büyük doktrinlerini ifade eder. Gerçekten yana olan herkes O’nun sesini işitir ve böylece O’nun egemenliği büyür.

18:38   Pilatus O’na “Gerçek nedir?” diye sorduğunda ne demek istediğini anlamak zor. Şaşırmış mıydı, alay mı ediyordu, yoksa ilgilenmiş miydi? Bütün bildiğimiz, Beden Almış Gerçeğin önünde durduğu ve O’nu tanımadığıdır. Pilatus, İsa’da hiçbir suç bulamadığı gerekçesiyle aceleyle Yahudilerin yanına gitti.

18:39   Fısıh bayramında, Romalılardan bir Yahudi mahkumun serbest bırakılmasını istemek, Yahudiler arasında bir gelenekti. Pilatus Yahudileri memnun etmek ve aynı zamanda da İsa’yı salıvermek çabasıyla bu geleneğe sarıldı.

18:40   Plan suya düştü. Yahudiler İsa’yı istemediler, Barabas’ı istediler. Barabas bir hayduttu. İnsanın kötü yüreği bir haydudu, Yaratıcı’ya tercih etti.

 

Kutsal Kitap

1 İsa bu sözleri söyledikten sonra öğrencileriyle birlikte dışarı çıkıp Kidron Vadisi’nin ötesine geçti. Orada bir bahçe vardı. İsa’yla öğrencileri bu bahçeye girdiler.
2 O’na ihanet eden Yahuda da burayı biliyordu. Çünkü İsa, öğrencileriyle orada sık sık buluşurdu.
3 Böylece Yahuda yanına bir bölük askerle başkâhinlerin ve Ferisiler’in* gönderdiği görevlileri alarak oraya geldi. Onların ellerinde fenerler, meşaleler ve silahlar vardı.
4 İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, “Kimi arıyorsunuz?” diye sordu.
5 “Nasıralı İsa’yı” diye karşılık verdiler. İsa onlara, “Benim” dedi. O’na ihanet eden Yahuda da onlarla birlikte duruyordu.
6 İsa, “Benim” deyince gerileyip yere düştüler.
7 Bunun üzerine İsa onlara yine, “Kimi arıyorsunuz?” diye sordu. “Nasıralı İsa’yı” dediler.
8 İsa, “Size söyledim, benim” dedi. “Eğer beni arıyorsanız, bunları bırakın gitsinler.”
9 Kendisinin daha önce söylediği, “Senin bana verdiklerinden hiçbirini yitirmedim” şeklindeki sözü yerine gelsin diye böyle konuştu.
10 Simun Petrus yanında taşıdığı kılıcı çekti, başkâhinin Malkus adındaki kölesine vurup sağ kulağını kopardı.
11 İsa Petrus’a, “Kılıcını kınına koy! Baba’nın bana verdiği kâseden* içmeyeyim mi?” dedi.
12 Bunun üzerine komutanla buyruğundaki asker bölüğü ve Yahudi görevliler İsa’yı tutup bağladılar.
13 O’nu önce, o yıl başkâhin olan Kayafa’nın kayınbabası Hanan’a götürdüler.
14 Halkın uğruna bir tek adamın ölmesinin daha uygun olacağını Yahudi yetkililere telkin eden Kayafa idi.
15 Simun Petrus’la başka bir öğrenci İsa’nın ardından gidiyorlardı. O öğrenci başkâhinin tanıdığı olduğu için İsa’yla birlikte başkâhinin avlusuna girdi.
16 Petrus ise dışarıda, kapının yanında duruyordu. Başkâhinin tanıdığı öğrenci dışarı çıkıp kapıcı kızla konuştu ve Petrus’u içeri getirdi.
17 Kapıcı kız Petrus’a, “Sen de bu adamın öğrencilerinden değil misin?” diye sordu. Petrus, “Hayır, değilim” dedi.
18 Hava soğuk olduğu için köleler ve nöbetçiler yaktıkları kömür ateşinin çevresinde durmuş ısınıyorlardı. Petrus da onlarla birlikte ayakta ısınıyordu.
19 Başkâhin İsa’ya, öğrencileri ve öğretisiyle ilgili sorular sordu.
20 İsa onu şöyle yanıtladı: “Ben söylediklerimi dünyaya açıkça söyledim. Her zaman bütün Yahudiler’in toplandıkları havralarda ve tapınakta öğrettim. Gizli hiçbir şey söylemedim.
21 Beni neden sorguya çekiyorsun? Konuştuklarımı işitenlerden sor. Onlar ne söylediğimi biliyorlar.”
22 İsa bunları söyleyince, yanında duran görevlilerden biri, “Başkâhine nasıl böyle karşılık verirsin?” diyerek O’na bir tokat attı.
23 İsa ona, “Eğer yanlış bir şey söyledimse, yanlışımı göster!” diye yanıtladı. “Ama söylediklerim doğruysa, niçin bana vuruyorsun?”
24 Bunun üzerine Hanan, O’nu bağlı olarak başkâhin Kayafa’ya gönderdi.
25 Simun Petrus hâlâ ateşin yanında durmuş ısınıyordu. O’na, “Sen de O’nun öğrencilerinden değil misin?” dediler. “Hayır, değilim” diyerek inkâr etti.
26 Başkâhinin kölelerinden biri, Petrus’un, kulağını kestiği adamın akrabasıydı. Bu köle Petrus’a, “Bahçede, seni O’nunla birlikte görmedim mi?” diye sordu.
27 Petrus yine inkâr etti ve tam o anda horoz öttü.
28 Sabah erkenden Yahudi yetkililer İsa’yı Kayafa’nın yanından alarak vali konağına götürdüler. Dinsel kuralları bozmamak ve Fısıh* yemeğini yiyebilmek için kendileri vali konağına girmediler.
29 Bunun üzerine Pilatus dışarı çıkıp yanlarına geldi. “Bu adamı neyle suçluyorsunuz?” diye sordu.
30 Ona şu karşılığı verdiler: “Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, O’nu sana getirmezdik.”
31 Pilatus, “O’nu siz alın, kendi yasanıza göre yargılayın” dedi. Yahudi yetkililer, “Bizim hiç kimseyi ölüm cezasına çarptırmaya yetkimiz yok” dediler.
32 Bu, İsa’nın nasıl öleceğini belirtmek için söylediği sözler yerine gelsin diye oldu.
33 Pilatus yine vali konağına girdi. İsa’yı çağırıp O’na, “Sen Yahudiler’in Kralı mısın?” diye sordu.
34 İsa şöyle karşılık verdi: “Bunu kendiliğinden mi söylüyorsun, yoksa başkaları mı sana söyledi?”
35 Pilatus, “Ben Yahudi miyim?” dedi. “Seni bana kendi ulusun ve başkâhinlerin teslim ettiler. Ne yaptın?”
36 İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. “Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.”
37 Pilatus, “Demek sen bir kralsın, öyle mi?” dedi. İsa, “Kral olduğumu sen söylüyorsun” karşılığını verdi. “Ben gerçeğe tanıklık etmek için doğdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes benim sesimi işitir.”
38 Pilatus O’na, “Gerçek nedir?” diye sordu. Bunu söyledikten sonra Pilatus yine dışarıya, Yahudiler’in yanına çıktı. Onlara, “Ben O’nda hiçbir suç görmüyorum” dedi.
39 “Ama sizin bir geleneğiniz var, her Fısıh Bayramı’nda sizin için birini salıveriyorum. Yahudiler’in Kralı’nı sizin için salıvermemi ister misiniz?”
40 Onlar yine, “Bu adamı değil, Barabba’yı isteriz!” diye bağrıştılar. Oysa Barabba bir hayduttu.

1. Stewart, Life and Teaching, s.157.

2. Augustine, Ryle tarafından aktarıldı, John, III.248.

3. Bishop Hall, A.g.e.

4. Poole, A.g.e.