Yuhanna 19

 

Yuhanna Bölüm 19

 

F. Pilatus’un Kararı: Masum, ama Mahkum Ediliyor (19:1-16)

19:1   Masum bir Kişiyi kamçılatmak Pilatus’un adaletsizliğiydi. Belki bu cezanın Yahudileri tatmin edeceğini ve İsa’nın ölümünü talep etmeyeceklerini umut etti. Kamçılatma Roma usulü bir cezalandırmaydı. Mahkum bir kamçı ya da değnekle dövülürdü. Kamçıda metal ya da kemik parçalar olurdu ve bunlar bedende derin yaralar açarlardı.

19:2-3   Askerler, İsa’nın Kral olduğu iddiasıyla alay ettiler. Kral için bir taç, ancak dikenlerden yapılmış bir taçtı. Bu, başına bastırılırken yoğun bir acıya neden oldu. Dikenler, günahın insanlığa getirdiği lanetin bir simgesidir. Burada yücelik tacını takabilmemiz için Rab İsa’nın günahlarımızın lanetini taşıdığının bir resmini görüyoruz. Mor kaftan da alay etmek için kullanıldı. Mor kraliyet rengidir. Bu, bize yine Tanrı’nın doğruluk kaftanıyla örtülmemiz için günahlarımızın nasıl İsa’nın üzerine konduğunu anımsatır.

Tanrı’nın sonsuz Oğlu’nun, yaratıklarının ellerinden tokat yediğini düşünmek ne kadar ciddi ve acı veren bir durum! Yarattığı ağızlar şimdi O’nunla alay etmek için kullanılıyor!

19:4   Pilatus yine kalabalığın yanına çıkıp İsa’yı onlara getirmek üzere olduğunu, ama O’nun masum olduğunu bildirdi. Pilatus böylece kendisini, kendi sözleriyle mahkum etti. Mesih’te hiçbir suç bulmadı; ama yine de O’nu serbest bırakmadı.

19:5   İsa, başındaki dikenli taç ve üzerindeki mor kaftanla dışarı çıkarken, Pilatus, O’nu “O adam” diye bildirdi. Bunu alayla mı, sempatiyle mi yoksa belirsiz bir duyguyla mı söylediğini kestirmek çok zor.

19:6   Başkâhinler, Pilatus’un duraksadığını fark edip ateşli bir şekilde İsa’nın çarmıha gerilmesi için haykırdılar. Kurtarıcı’nın ölümündeki liderler, din adamlarıydı. Sık sık, yüzyıllarca, gerçek inanlılara işkence edenler, kilise görevlileri olmuştur. Pilatus’un, İsa’ya karşı olan mantıksız nefretlerinden dolayı onlardan bıktığı görülüyordu. Aslında şöyle dedi: “Eğer böyle hissediyorsanız, O’nu niçin kendiniz alıp çarmıha germiyorsunuz? Bana sorarsanız, O suçsuzdur.” Buna rağmen Pilatus Yahudilerin O’nu öldüremeyeceklerini, çünkü o tarihte böyle bir yetkinin, yalnızca Romalılar tarafından kullanılabileceğini biliyordu.

19:7   İsa’nın, Sezar’ın hükümetine karşı sorun yarattığını kanıtlama konusunda yetersiz kaldıklarını görünce, O’nu dinsel açıdan suçladılar. Mesih, Tanrı’nın Oğlu olduğunu söyleyerek Tanrı’yla eşit olduğunu iddia etmişti. Bu, Yahudilere göre bir küfürdü ve ölümle cezalandırılması gerekiyordu.

19:8-9   İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olma olasılığı, Pilatus’un canını sıktı. Zaten bu olaydan rahatsızdı, bu olasılık onu daha çok korkuttu.

Pilatus, İsa’yı vali konağına ya da yargı salonuna götürüp O’na nereden geldiğini sordu. Pilatus, bütün bu olup bitende trajik bir kişilik sergiledi. Kendi ağzıyla İsa’nın hiçbir hata yapmadığını söylemesine karşın, Yahudilerden korktuğundan, O’nu bırakacak ahlaki cesaretten yoksundu. İsa niçin O’na cevap vermedi? Herhalde Pilatus’un sahip olduğu ışığa uygun hareket etme konusundaki isteksizliğini bildiği için yanıt vermedi. Pilatus günah işleyerek uygun zamanı uzaklaştırmıştı. Sahip olduğu ışığa karşılık vermediğinden, kendisine daha fazla ışık verilmedi.

19:10   Pilatus, cevap vermesi için Rab’be gözdağı vererek O’nu zorlamaya çalıştı. İsa’ya, Romalı bir vali olarak, O’nu salıvermeye ya da çarmıha germeye yetkisinin ya da gücünün olduğunu anımsattı.

19:11   Rab İsa’nın kendine hâkim oluşu olağanüstüydü. Pilatus’tan daha sakindi. Pilatus’un elindeki yetkinin, kendisine Tanrı tarafından verilmiş olduğu karşılığını verdi. Bütün hükümetler Tanrı tarafından atanır ve bütün yetki, sivil ya da ruhsal, Tanrı’dandır.

“Beni sana teslim eden” ifadesi şu olasılıkları belirtebilir: (1) başkâhin Kayafa; (2) hain Yahuda; (3) genel olarak Yahudi halkı. Buradaki düşünce, bunu Yahudilerin daha iyi bilmesi gerektiğidir. Mesih’in gelişini önceden bildiren Kutsal Yazılara sahiptiler. Geldiğinde O’nu tanımaları gerekirdi. Ancak O’nu reddettiler ve şimdi de ölmesi gerektiğini haykırıyorlardı. Bu ayet, bize suçun dereceleri olduğunu öğretir. Pilatus suçluydu, ama Kayafas, Yahuda ve bütün kötü yürekli Yahudiler daha çok suçluydular.

19:12   Pilatus’un, İsa’yı salıvermeye karar verdiği anda, Yahudiler son ve en etkili kanıtlarını ileri sürdüler. “Bu adamı salıverirsen, Sezar’ın dostu değilsin!” (Sezar Roma İmparatorunun resmi unvanıydı). Sanki Sezar’ı kayırıyormuş gibi! Oysa ondan nefret ediyorlardı. Onu yok etmek ve kendilerini onun gücünden özgür kılmak istiyorlardı. Yine de bir kral olduğunu iddia eden İsanın korkusundan Sezar’ın İmparatorluğunu koruyor gibi görünüyorlardı! Romalılar M.S 70’de Kudüs’e yürüyüp kenti mahvederek bütün sakinlerini öldürdüklerinde bu korkunç iki yüzlülüğün cezasını çektiler.

19:13   Pilatus, Yahudilerin Sezar’a karşı sadakatsizlik suçlamasını kaldıramadı ve böylece kalabalığa korkakça teslim oldu. Şimdi İsa’yı, bu tür konuların halledildiği yer olan Taş Döşeme denilen yere çıkardı.

19:14   Aslında Fısıh bayramı, bir gece önce kutlanmıştı. Fısıh bayramına haırlık günü, bunu izleyen bayram hazırlığı anlamına gelir. “On iki suları” herhalde sabahın 6’sıydı, ama Müjdelerde zamanı hesaplama yöntemiyle ilgili çözülmemiş sorunlar vardır. “İşte, sizin Kralınız!” Pilatus’un bunu, Yahudileri kızdırmak ve kışkırtmak için söylediği hemen hemen kesindir. Kuşkusuz, kendisini İsa’yı mahkum etmek için tuzağa düşürdüklerinden dolayı onları suçladı.

19:15   Yahudiler, İsa’nın çarmıha gerilmesinde ısrarlıydılar. Pilatus “Yani kendi Kralınızı mı çarmıha germek istiyorsunuz?” sorusuyla onlarla alay etti. O zaman Yahudiler, “Sezar’dan başka kralımız yok!” diyerek kendilerini iyice küçük düşürdüler. İmansız ulus! Tanrınızı, Tanrısız ve kötü bir kral için reddediyorsunuz.

19:16   Pilatus, Yahudileri memnun etmek istiyordu ve bunun için İsa’yı çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti. İnsanların övgüsünü, Tanrı’nın övgüsünden daha çok sevdi.

G. Çarmıha Geriliyor (19:17-24)

19:17   Çarmıh diye çevrilen sözcük bir tahta parçasını (kazık) ya da iki çapraz parçayı belirtebilir. Herhalde, bir kişinin normal olarak taşıyabileceği büyüklükteydi. İsa kendi çarmıhını bir süre taşıdı. Sonra taşıması için Simun adında Kireneli bir adama verildi. Kafatası, bu adı iki nedenden dolayı almış olabilir. (1) Her yanında mağaralar bulunan bir tepe olup kafatasına benzer bir görünüşü olduğundan. Bugün İsrail’deki “Gordon’un Golgota’sı” böyle bir yerdir. (2) Suçluların öldürüldüğü yerdi; Musa’nın Yasası’na göre gömülmeye uygun bir yer olmasa bile, yine de belki bölgede kafatasları ve kemikler bulunmaktaydı.

19:18   Rab İsa, elleri ve ayaklarından çarmıha çivilendi. Çarmıh sonra kaldırılıp yerdeki bir deliğe indirildi. Şimdiye kadar yaşamış tek mükemmel insandı ve kendi halkından gördüğü onay buydu! Eğer O’na Rabbiniz ve Kurtarıcınız olarak daha önce hiç güvenmediyseniz, şimdi sizin için nasıl öldüğünün bu basit anlatımını okurken bunu yapar mısınız? İki yanında olmak üzere, O’nunla birlikte iki hırsız da çarmıha gerildi. Bu, Yeşaya 53:12’deki peygamberliğin yerine gelmesiydi: “Suçlularla bir sayıldı.”

19:19   Çarmıha gerilenin başı üzerine bir yafta asmak ve suçu belirtmek gelenekti. Pilatus ortadaki çarmıha, NASIRALI İSA YAHUDİLERİN KRALI, yaftasının asılmasını buyurdu.

19:20   Alexander bunu güzel bir şekilde ifade eder:

Yafta, ataların ve peygamberlerin kutsal dili olan İbranice, canı aklın amaçlarına, bedeni felsefenin soyutlamalarına veren, uyumlu ve çok değerli bir dil olan Grekçe, insanoğulları arasındaki en güçlü halkın dili olan Latince dillerinde yazılmıştı. Üç dil, üç ırkı ve düşünceyi temsil eder: Esinleme, sanat, edebiyat; gelişme, savaş ve hukuk bilimi. İnsan ırkının bu üç arzusunun varolduğu, insan diliyle duyurulabilen, günah işleyecek yüreğin, konuşacak dilin, okuyacak gözün olduğu her yerde Çarmıhın bir mesajı vardır. 1

İsa’nın çarmıha gerildiği yer kente yakındı. Rab İsa, kent sınırının dışında çarmıha gerildi. Bu yer tam olarak artık bilinmiyor.

19:21   Başkâhinler yaftada yazan uslubu beğenmediler. Bir gerçek (ki gerçekti) olarak değil, İsa tarafından ileri sürülen bir iddia olarak yazılmasını istediler.

19:22   Pilatus yazıyı değiştirmeyecekti. Yahudilere karşı sabrı azalıyordu ve artık onlara daha fazla ödün vermeyecekti. Ancak bu kararlılığı daha önce göstermiş olması gerekirdi!

19:23   Böyle infazlarda askerlerin ölenlerin kişisel eşyalarını paylaşmalarına izin verilirdi. Burada, kendi aralarında Mesih’in giysilerini bölüştüklerini görüyoruz. Beş parça olduğu görülüyor. Dörde böldüler, ama hâlâ dikişsiz olan mintan vardı ve değeri azaltılmadan parçalanamazdı.

19:24   Mintan için kura çektiler ve adı verilmeyen kazanana mintanı verdiler. Bunu yaparken, bin yıl önce yazılmış olağanüstü bir peygamberliği yerine getirdiklerini akıllarından geçirmediler (Mez.22:18)! Yerine gelen bu peygamberlikler, bu Kitabın, Tanrı’nın Sözü ve İsa Mesih’in gerçekten vaat edilen Mesih olduğunu bize yeniden anımsatır.

Ğ. İsa Annesini Yuhanna’ya Emanet Ediyor (19:25-27)

19:25   Birçok Kutsal Kitap öğrencisi, bu ayette adı geçen dört kadın olduğunu düşünür; (1) İsa’nın annesi Meryem; (2) Meryem’in kızkardeşi, Yuhanna’nın annesi Salome; (3) Klopa’nın karısı Meryem; (4) Mecdelli Meryem.

19:26-27   Rab, kendi acısına rağmen şefkatle başkalarını düşünüyordu. Annesini ve öğrenci Yuhanna’yı görünce, Yuhanna’yı ona bundan sonra oğlu yerine koyacağı kişi olarak tanıttı. Rab, annesine “Kadın” diye hitap etmekle ona saygısızlıkta bulunmadı, ama onu “Anne” diye de çağırmadığı görülür. Meryem’i tapınılacak kişi yerine yükseltmeye ayartılanlar için bunda bir ders var mı? İsa burada, Yuhanna’ya, Meryem’e kendi annesiymiş gibi bakmasını söyledi. Yuhanna itaat edip Meryem’i kendi evine götürdü.

H. Mesih’in İşi Tamamlandı (19:28-30)

19:28   27 ve 28’inci ayetler arasında şüphesiz üç saatlik bir karanlık var, öğleyin 12:00’den 15:00’e kadar. İsa’nın bizim günahlarımızın cezasını çekerken Tanrı tarafından terk edilmesi bu süre içinde olmuştur. “Susadım” feryadı, çarmıha gerilmeyle yoğunlaşan, gerçek, fiziksel susuzluğu belirtti. Ama bu bize, fiziksel susuzluğundan daha büyük olan insanların canlarının kurtuluşuna duyduğu ruhsal susuzluğunu anımsatır.

19:29   Askerler içmesi için O’na ekşimiş üzüm suyu verdiler. Bir süngeri zufa dalına takarak ağzına uzattılar. (Zufa bir bitki olup Fısıh’ta da kullanılmıştır – Çık.12:22). Bu daha önce O’na verilen ödle karışık şarapla karıştırılmamalıdır (Mat.27:34). İsa bunu ağrı kesici etkisi olduğundan içmedi. Günahlarımızı tam bilinçliyken taşımalıydı.

19:30   Babasının O’na yapması için vermiş olduğu iş “Tamamlandı!” Günah için kurban olarak canını veriyor! Kurtarma ve kefaret işi! Daha ölmemiş olduğu gerçektir. Ama ölümü, gömülmesi ve göğe yükselmesi tamamlanmış kadar kesindi. Bu nedenle Rab İsa, günahkârların kurtulabileceği yolun sağlanmış olduğunu bildirebilirdi. Rab İsa’nın Golgota’daki çarmıhta tamamladığı iş için bugün Tanrı’ya teşekkür edin!

Bazı Kutsal Kitap uzmanları bize, başını eğmesinin başını geriye yatırması anlamına gelebileceğini söyler. Vine, “Başın, ölümden sonraki çaresiz düşüşü değil, başını bilerek dinlenme pozisyonuna getirmesi” der.

Ruhunu teslim etti ifadesi, ölümünün gönüllü olduğu gerçeğini vurgular. Ölümünün zamanını saptadı. Kendi gücünün kontrolünde olarak ruhunun gitmesine izin verdi: Yalnızca insan olan birinin başaramayacağı bir eylem.

I. Kurtarıcı’nın Böğrünün Delinmesi (19:31-37)

19:31   Yine, bu Yahudi dindarların soğukkanlılıkla işledikleri cinayetle ilgili ayrıntılara ne kadar dikkat ettiklerini görüyoruz. “Ufak şeyi büyütüp büyük şeye önem vermediler.” Cesetlerin Sept günü (cumartesi) çarmıhta kalmasına izin vermenin uygun olmayacağını düşündüler. Kentte dini bir bayram olacaktı. Bu nedenle Pilatus’tan, ölümü hızlandırmak için üçünün de bacaklarını kırdırmasını istediler.

19:32   Kutsal Yazılar, bacakların nasıl kırıldığını anlatmıyor. Bununla birlikte, bir tek kırık ölüme neden olmayacağından, birkaç değişik yerden kırılmış olmalı.

19:33   Bu askerler bu tür konularda oldukça deneyimliydiler. İsa’nın ölmüş olduğunu anladılar. Baygınlık geçirme olasılığı yoktu. Bacaklarını kırmadılar.

19:34   Askerlerden birinin niçin O’nun böğrünü deldiği anlatılmıyor. Belki de yüreğindeki kötülüğün son patlamasıydı. “Savaştan sonra, yenilmiş düşmanın, Tanrı’ya ve Mesih’ine karşı duyduğu derin nefreti dışarı vuran, somurtkan vuruşuydu.” Kan ve suyun anlamı üzerinde bir fikir birliği yoktur. Bazıları, bunu İsa’nın kalbi kırık olarak ölüşünün bir belirtisi olarak görürler, ama biz zaten O’nun gönüllü olarak öldüğünü okumuş bulunuyoruz. Bazıları da bunun, vaftiz olma ve Rab’bin Sofrasından söz ettiğini düşünür, ama bu zorlama gibi görünüyor. Kan, günahın suçundan temizlemekten söz eder; oysa su günahın pisliğini Söz aracılığıyla temizlemeyi simgeler. Bu durum, bir şiirde şöyle ifade edilmiştir:

Yarılan böğründen akan su ve kan,
Günahın iki misli şifası olsun,
Günahın suçundan ve gücünden kurtar beni.
    — Augustus Toplady

19:35   35’inci ayet, İsa’nın bacaklarının kırılmadığını, İsa’nın böğrünün delindiği gerçeğini ya da tüm çarmıha gerilme sahnesini belirtir. Bunu gören adam kuşkusuz hikâyeyi yazmış olan Yuhanna’dır.

19:36   Bu ayet, Çıkış 12:46’nın yerine geldiği 33’üncü ayetle bağlantılıdır: “Ondan bir kemik kırmayacaksınız.” Bu ayet Fısıh kuzusuna işaret eder. Kemiklerin kırılmadan korunması, Tanrı’nın buyruğuydu. Mesih, bütün özellikleri tam olarak yerine getiren gerçek bir Fısıh Kuzusudur.

19:37   37’nci ayet 34’üncü ayete atıfta bulunur. Asker bunu anlamasa bile, eylemi Kutsal Yazıları yerine getiriyordu. (Zek.12:10). “İnsanın kendi kötülüğü, Tanrı’nın da kendi yolu vardır.” Zekarya’nın peygamberliği, iman eden Yahudilerin, Rab’bin yeryüzüne geri dönüşünü görecekleri gelecekteki bir günü belirtir. “Bana, bedenini deldikleri adama, bakacaklar. Evet biricik oğlu için dövünen gibi O’nun için dövünecekler.”

İ. Yusuf’un Mezarına Gömülmesi (19:38-42)

19:38   Bu bölüm, İsa’nın gömülmesi hikâyesiyle başlar. Aramatyalı Yusuf şimdiye kadar gizli bir inanlı olmuştu. Yahudilerden korkması, Mesih’i açıkça kabul etmesini engellemişti. Şimdi İsa’nın cesedini gömmek için cesaretle başvuruda bulundu. Bunu yaparken havra dışı edilmeyi, elem çekmeyi ve şiddeti göze aldı. İsa kalabalıklara hizmet ederken, reddedilmiş bir Efendiye duyduğu inancı açıklamadaki isteksizliği üzücü bir şeydir.

19:39-40   Daha önce geceleyin İsa’nın yanına gelen (3. bölüm) ve Yüksek Kurul’un önünde İsa’nın dinlenmesini söyleyen (Yu.7:50,51) Nikodim, Yuhanna’nın okuyucuları tarafından tanınmış biridir. Şimdi yüz litre kadar karışık mür ve sarısabır özü getirerek Yusuf’a katılır. Bu baharatlar toz halindeydi ve cesede sürüldü. Sonra cesedi keten bezlerle sardılar.

19:41   Bu bölümdeki hemen her ayrıntı, peygamberliğin yerine gelmesiydi. Yeşaya, insanların Mesih’i kötülerle gömmeyi planlayacaklarını, ama ölümünde zenginlerle olacağını önceden bildirmişti (Yşa.53:9). Bahçe içindeki yeni bir mezarın, zengin birine ait olacağı apaçıktır. Matta’dan bunun Aramatyalı Yusuf’a ait olduğunu öğreniyoruz.

19:42   İsa’nın bedeni mezara kondu. Bayram günbatımında başladığından, Yahudiler cesedin ortadan kaldırılması konusunda endişeliydiler. Ama, cesedin toprağın altında üç gün ve üç gece kalması, Tanrı’nın planının bir parçasıydı. Bu nedenle, günün herhangi bir bölümünün Yahudilerce bir gün olarak sayıldığına dikkat edilmelidir. Rab’bin üç günün bir bölümünde mezarda kalmış olması Matta 12:40’daki peygamberliğin yerine gelmesiydi.

 

Kutsal Kitap

1 O zaman Pilatus İsa’yı tutup kamçılattı.
2 Askerler de dikenlerden bir taç örüp O’nun başına geçirdiler. Sonra O’na mor bir kaftan giydirdiler.
3 Önüne geliyor, “Selam, ey Yahudiler’in Kralı!” diyor, yüzüne tokat atıyorlardı.
4 Pilatus yine dışarı çıktı. Yahudiler’e, “İşte, O’nu dışarıya, size getiriyorum. O’nda hiçbir suç bulmadığımı bilesiniz” dedi.
5 Böylece İsa, başındaki dikenli taç ve üzerindeki mor kaftanla dışarı çıktı. Pilatus onlara, “İşte o adam!” dedi.
6 Başkâhinler ve görevliler İsa’yı görünce, “Çarmıha ger, çarmıha ger!” diye bağrıştılar. Pilatus, “O’nu siz alıp çarmıha gerin!” dedi. “Ben O’nda bir suç bulamıyorum!”
7 Yahudiler şu karşılığı verdiler: “Bizim bir yasamız var, bu yasaya göre O’nun ölmesi gerekir. Çünkü kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu ileri sürüyor.”
8 Pilatus bu sözü işitince daha çok korktu.
9 Yine vali konağına girip İsa’ya, “Sen nereden geliyorsun?” diye sordu. İsa ona yanıt vermedi.
10 Pilatus, “Benimle konuşmayacak mısın?” dedi. “Seni salıvermeye de, çarmıha germeye de yetkim olduğunu bilmiyor musun?”
11 İsa, “Sana gökten verilmeseydi, benim üzerimde hiçbir yetkin olmazdı” diye karşılık verdi. “Bu nedenle beni sana teslim edenin günahı daha büyüktür.”
12 Bunun üzerine Pilatus İsa’yı salıvermek istedi. Ama Yahudiler, “Bu adamı salıverirsen, Sezar’ın* dostu değilsin!” diye bağrıştılar. “Kral olduğunu ileri süren herkes Sezar’a karşı gelmiş olur.”
13 Pilatus bu sözleri işitince İsa’yı dışarı çıkardı. Taş Döşeme İbranice’de* Gabbata denilen yerde yargı kürsüsüne oturdu.
14 Fısıh Bayramı’na* Hazırlık Günü’ydü*. Saat* on iki sularıydı. Pilatus Yahudiler’e, “İşte, sizin Kralınız!” dedi.
15 Onlar, “Yok et O’nu! Yok et, çarmıha ger!” diye bağrıştılar. Pilatus, “Kralınızı mı çarmıha gereyim?” diye sordu. Başkâhinler, “Sezar’dan başka kralımız yok!” karşılığını verdiler.
16 Bunun üzerine Pilatus İsa’yı, çarmıha gerilmek üzere onlara teslim etti.
17 Askerler İsa’yı alıp götürdüler. İsa çarmıhını kendisi taşıyıp Kafatası İbranice’de* Golgota denilen yere çıktı.
18 Orada O’nu ve iki kişiyi daha çarmıha gerdiler. Biri bir yanda, öbürü öteki yanda, İsa ise ortadaydı.
19 Pilatus bir de yafta yazıp çarmıhın üzerine astırdı. Yaftada şöyle yazılıydı: NASIRALI İSA YAHUDİLER’İN KRALI
20 İsa’nın çarmıha gerildiği yer kente yakındı. Böylece İbranice, Latince ve Grekçe yazılan bu yaftayı Yahudiler’in birçoğu okudu.
21 Bu yüzden Yahudi başkâhinler Pilatus’a, “‘Yahudiler’in Kralı’ diye yazma” dediler. “Kendisi, ‘Ben Yahudiler’in Kralı’yım dedi’ diye yaz.”
22 Pilatus, “Ne yazdımsa yazdım” karşılığını verdi.
23 Askerler İsa’yı çarmıha gerdikten sonra giysilerini alıp her birine birer pay düşecek biçimde dört parçaya böldüler. Mintanını da aldılar. Mintan boydan boya tek parça dikişsiz bir dokumaydı.
24 Birbirlerine, “Bunu yırtmayalım” dediler, “Kime düşecek diye kura çekelim.” Bu olay, şu Kutsal Yazı yerine gelsin diye oldu: “Giysilerimi aralarında paylaştılar, Elbisem üzerine kura çektiler.” Bunları askerler yaptı.
25 İsa’nın çarmıhının yanında ise annesi, teyzesi, Klopas’ın karısı Meryem ve Mecdelli Meryem duruyordu.
26 İsa, annesiyle sevdiği öğrencinin yakınında durduğunu görünce annesine, “Anne, işte oğlun!” dedi.
27 Sonra öğrenciye, “İşte, annen!” dedi. O andan itibaren bu öğrenci İsa’nın annesini kendi evine aldı.
28 Daha sonra İsa, her şeyin artık tamamlandığını bilerek Kutsal Yazı yerine gelsin diye, “Susadım!” dedi.
29 Orada ekşi şarap dolu bir kap vardı. Şaraba batırılmış bir süngeri mercanköşk dalına takarak O’nun ağzına uzattılar.
30 İsa şarabı tadınca, “Tamamlandı!” dedi ve başını eğerek ruhunu teslim etti.
31 Yahudi yetkililer Pilatus’tan çarmıha gerilenlerin bacaklarının kırılmasını ve cesetlerin kaldırılmasını istediler. Hazırlık Günü* olduğundan, cesetlerin Şabat Günü* çarmıhta kalmasını istemiyorlardı. Çünkü o Şabat Günü büyük bayramdı.
32 Bunun üzerine askerler gidip birinci adamın, sonra da İsa’yla birlikte çarmıha gerilen öteki adamın bacaklarını kırdılar.
33 İsa’ya gelince O’nun ölmüş olduğunu gördüler. Bu yüzden bacaklarını kırmadılar.
34 Ama askerlerden biri O’nun böğrünü mızrakla deldi. Böğründen hemen kan ve su aktı.
35 Bunu gören adam tanıklık etmiştir ve tanıklığı doğrudur. Doğruyu söylediğini bilir. Siz de iman edesiniz diye tanıklık etmiştir.
36 Bunlar, “O’nun bir tek kemiği kırılmayacak” diyen Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için oldu.
37 Yine başka bir Yazı’da, “Bedenini deştiklerine bakacaklar” deniyor.
38 Bundan sonra Aramatyalı Yusuf, İsa’nın cesedini kaldırmak için Pilatus’a başvurdu. Yusuf, İsa’nın öğrencisiydi, ama Yahudi yetkililerden korktuğundan bunu gizli tutuyordu. Pilatus izin verince, Yusuf gelip İsa’nın cesedini kaldırdı.
39 Daha önce geceleyin İsa’nın yanına gelen Nikodim de otuz litre kadar karışık mür* ve sarısabır özü alarak geldi.
40 İkisi, İsa’nın cesedini alıp Yahudiler’in gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.
41 İsa’nın çarmıha gerildiği yerde bir bahçe, bu bahçenin içinde de henüz hiç kimsenin konulmadığı yeni bir mezar* vardı.
42 O gün Yahudiler’in Hazırlık Günü’ydü*. Mezar da yakın olduğundan İsa’yı oraya koydular.

1. Alexander, daha fazla belge mevcut değil.